#hivbilgisi arama sonuçları
Bu sitede ara
344 sonuç bulundu
- "Türkiye’ye AIDS’i getiren adam" Selim Badur.
Her yaştan ve her meslekten insanın örnek alabileceği bir rol modeli, alışılagelmiş hekim imajlarıyla asla tarif edilemeyecek, herkesin mutlaka tanıması gerektiğine inandığımız bir değer ve "Türkiye'ye AIDS'i getiren adam" Prof. Dr. Selim Badur hakkında bir röportaj yazısı. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Yayıma hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı, World Patience Alliance Danışma Kurulu Üyesi Yayım tarihi: Kasım 14, 2024 Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey 80’li yılların ortaları, yani Türkiye’deki ilk bir kaç AIDS olgusunun görüldüğü yıllar. Medya, negatif etkilerini takip eden on yıllar boyunca hissetmeye devam edeceğimiz felaket pornosu ve muhafazakâr ahlakçılığın ardına gizle(yeme)diği damgalayıcı haberlerine ilk AIDS olguları üzerinden çoktan başlamış bile. İstanbul Tıp Fakültesinin o yıllardaki dekanı Prof. Dr. Sedat Katırcıoğlu, yanında kot pantolon ve kazağının üzerinde ödünç olduğu çok belli olan bir ceket giyinmiş bir genç hekim bulunduğu halde basının karşısına çıkıyor; “Sayın basın mensupları; işte karşınızda Türkiye’ye AIDS’i getiren adam!” Bu şaka girişimiyle bir anda herkesin (biraz da endişeli ve meraklı) bakışlarını üzerinde hisseden genç hekim, o yıllarda Institute Pasteur’de çalışan ve bir patent sorunu sebebiyle Fransa’da kullanılamayan 3 kit (300 adet) testi, AIDS ile ilgili ilk ciddi taramalar yapılabilsin diye cebine koyup Türkiye’ye getiren Selim Badur. Yani sonraki yıllarda karşımıza sadece efsanevi bir virolog olarak değil akademisyen, yazar, radyo programcısı, aşı karşıtı hareketlere sabırla ve akılla cevap veren öncü bir aktivist bilim insanı, özetle yaptığı tüm işler ve onları kendine özgü yapış biçimiyle her yaştan ve her meslekten insanın örnek alabileceği bir rol modeli olarak çıkacak olan Prof. Dr. Selim Badur. Benim gözümde ise 2010’lu yılların başlarında bir radyo programı konukluğum dolayısıyla tanıştığım Selim Hoca, yukarıdaki beceriksiz özetimin çok daha ötesinde, kelimelerin tam anlamıyla orijinal ve eksantrik bir yaşam ustası. Bu kısa röportaj yazısı için yaklaşık bir saat sohbet ettiğim Selim Badur, tıpkı yine Klinik Plus için kaleme aldığım bir başka *röportaj yazısının kahramanı olan Dr. Muzaffer Fincancı gibi, zihinde ilk anda beliren hekim imajlarıyla asla tarif edilemeyecek olan, her yaştan ve meslekten herkesin ama özellikle de genç hekimlerin mutlaka tanıması gereken bir değer. . : Sıra dışı bir hekim; Muzaffer Fincancı : . Bu noktada Selim Hoca için yukarıda kullandığım “yaşam ustası” tabirinin üzerinde biraz durmam gerek çünkü onu öylesine seçmedim. Aslına bakılırsa bu, bu yazılara konuk ettiğim ve etmeyi murat ettiğim herkesin ilk ve en belirgin ortak noktası. Peki kimdir yaşam ustası? Bu soruya kendime özgü bir tarifim/cevabım var elbette; etraflarına sadece yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla değil yapma ve yapmama biçimleriyle de ve özellikle örnek ya da rol modeli olmak gibi bir kaygı gütmeden örnek olmayı başarabilen, yani vaaz ederek değil yaşayarak öğreten insanlara hakiki yaşam ustası denilebilir sadece. İşte Selim Hoca benim için tam olarak böyle biri. Lise eğitimini “o yıllarda bugünkü gibi bir ayrıcalık değil mahalle mektebiydi. Yakın semtte oturduğum için o okula gittim ve okul arkadaşlarımın çoğu gelir düzeyleri ya da etnik kökenleri özel olarak hiç konuşulmayan komşularımızın çocuklarıydı” dediği Saint Joseph’te tamamlayan Selim Badur, üniversiteyi, yine o yıllarda bir furya ve döneme özgü yaygın bir tercih olarak yurt dışında, Belçika’da tamamlamış. Çok da başarılı bir öğrenci olduğunu düşünmediğini söyleyen Selim Hoca Belçika’dan döner dönmez İstanbul Tıp Fakültesinde çalışmaya başlamış. Sonraki yıllarda Fransa devlet bursuyla Fransa’da da bulunan ve hatta Fransız Bilimler Akademisi (Académie des Sciences France) üyeliği de yapan Selim Hoca ile söyleşi yaparken başarı kavramının üzerinde durmamak ve tavsiyelerini sormamak elbette düşünülemezdi. “Okulda hiç sene kaybetmedim ama sınıf birincisi falan da değildim. Doğrusunu istersen ben çalışmaya mikrobiyolojide asistanlık yaparken başladım ve konuyu çok sevdim. Konuyu sevdiğiniz zaman işler birdenbire başkalaşıyor. Bu belki klişe gibi gelecek ama hangi branş olursa olsun, ne yapıyor olursanız olun severek yaparsanız o işte hem başarılı hem mutlu hem de huzurlu olursunuz. Bunu birebir yaşayan biri olarak ve çok inanarak söylüyorum.” Bu cümleler, bir başka sohbetimizde anlattığı bence çok önemli bir başka detayı hatırlattı bana. Şöyle diyordu Hoca; “Ben çalışma odama giderken, o gün ne okuyacağımı, ne yazacağımı, ne yapacağımı tam olarak biliyor olurum. Örneğin İstanbul Tıp Fakültesinde çalıştığım yaklaşık otuz yıl boyunca öğretim üyelerinin yemekhanesine ya üç ya dört kez gitmişimdir. Okuldaki çalışma odama gitmeden önce, şu arkadaşımın çalışma odasına gideyim, dün akşam ne izlediğini sorayım ya da o sabahki gazete haberi üzerine laflayayım gibi huylarım hiç olmadı. Odama girdikten en geç on beş dakika sonra çalışmaya başlamış olurdum. Belki başkaları başka türlü yaparak çok başarılı olmuşlardır, bunu kimseyi eleştirmek için söylemiyorum ama ben bu tip konuşmaları her zaman faydasız buldum. Çünkü o konuşmalar çalışmaktan aldığım keyfi vermekten çok uzak konuşmalar.” Tam da bu noktada genç hekimlere tavsiyelerini soruyorum. Bu her ne kadar, pek çok yerde ve olur olmaz herkese sorulduğu için klişeleşmiş ve anlamsızlaşmış gibi görünen bir soru olsa da, başarılı olduğunu söylemeye ihtiyaç duymayacak kadar başarılı olmuş insanlara bilhassa sorulması gereken bir soru bence. “Değer yargıları çok değişti. Başarılı olmanın daha çok para kazanmak olarak algılandığı ve yaşamdan keyif almanın buna bağlandığı bir ortamdayız şu an. Bunu, genç meslektaşlarıma baktığımda da görüyorum. Tavsiye vermek yerine kendimden örnek vereceğim; ben çalışmaktan, yazıp çizmekten, üretmekten zevk aldım ve başarılı hissettim. Öyle ki, çalışırken yorulmadığım, çalışıyormuş gibi hissetmediğim için tatil yapmaya da ihtiyaç duymuyorum.” Bu kısa röportaj yazısının Selim Badur gibi orijinal bir karakteri anlatmaya elbette yetmeyeceğinin, hatta bir saatlik bir sohbetin dâhi çok küçük bir kısmını aktarabildiğinin altına özellikle çizerek bir anımı paylaşmak istiyorum. COVID-19 pandemisinin ilk haftalarıydı. Selim Hoca bir yandan Açık Radyo’da her sabah yayınlanan “Korona Günleri” isimli bir program hazırlayıp sunuyor, bir yandan da çeşitli online toplantılara katılarak safsataya karşı güncel ve doğru bilginin dolaşıma girmesini sağlıyor yani ciddi bir halk sağlığı aktivizmi yapıyordu. O günlerden birinde, yanılmıyorsam İstanbul Tabip Odasının bir online etkinliğinde konuşmacı olarak izledim Selim Hoca’yı. Herkesin merak ettiği konularda güncel araştırmalardan derlediği bilgileri gündelik hayata kolayca uygulayabilecek bir dil ve rahatlıkla paylaştıktan sonra izleyicilerden sorular alınmaya başlandı. Selim Hoca tüm soruları her zamanki akıcı üslubuyla cevapladıktan sonra sorulardan bir tanesine kısacık bir cevap verdi; “Bilmiyorum. Vallahi bilmiyorum.” Bu satırları okurken belki çok olağan gibi görünse de, yaşamın çok farklı alanlarına baktığımızda pek rastlamadığımız bir olay bu. Çünkü bizde hele de bu seviyedeki insanlardan bilmiyorum kelimesini pek duyamazsınız. Bence bu sahne, bu kısa yazıda tanıtmaya çalıştığım Selim Hoca'yı ve onun neden hakiki bir yaşam ustası ve rol modeli olduğunu çok iyi anlatan, onun akademisyenliğinin de, aktivizminin de, karakterinin de, yani yaşam ustalığının özgünlüğünü vurgulayan kısacık fakat çok özgün bir sahne. Çünkü bilmediği zaman karizmayı çizmek, yani insanların gözündeki imajı yerle bir etme kaygısı taşımadan ve büyük bir rahatlıkla bilmiyorum diyebilen birinin, bildiği zaman söylediklerine inanmakta hiç şüphe duymazsınız. Yaşamınız boyunca Selim Badur gibi hocalar, dostlar edinebilecek kadar şanslı olmanızı ve yaşamın bir noktasında Selim Badur gibi olabilmenizi, olabilmeyi temenni ediyorum. (Bu yazı ilk olarak Klinik Plus Dergisi'nin 5. Sayısında yayımlanmıştır) www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi
- Sıra dışı bir hekim; Muzaffer Fincancı
Tanımayan mutlaka tanımalı, tanıyan daha iyi tanımalı! Gönüllümüz Arda Karapınar - Panosian'ın ilk olarak Klinik Plus Dergisi'nin 2. Sayısında yayımladığı bu yazısı, ismi pek çok insan tarafından duyulmuş olsa da hakkında pek az şey bilinen efsane hekim Muzaffer Fincancı hakkında. Toplumun kendisine misyon biçmesini beklemeden kendi misyonlarını kendisi biçen, başkalarının yapmalısın dediklerini değil kendisinin yapmalıyım dediklerini yapan Muzaffer Fincancı'nın hikayesinde hepimize hitap eden noktalar, hepimiz için dersler var. Genç hekimlere tavsiyeleri sorulduğunda "sevmiyorlarsa yapmasınlar!" diyecek kadar doğal ve net konuşan Muzaffer Fincancı hakkındaki bu keyifli yazıyı herkes okumalı. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Yayıma hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı, HIV Glasgow Konferansı Bilim Kurulu Üyesi Yayım tarihi: Aralık 14, 2023 Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Sıra dışı bir hekim; Muzaffer Fincancı 13 yılı aşan bir süredir HIV alanındayım ve bu süre zarfında tanıştığım, birlikte çalışma fırsatı bulduğum hekimler arasında hem işime yaklaşımımı, hem de aktivizm perspektifimi şekillendirmemde etkileri olan, karizmalarıyla dünya görüşümü de etkilemiş birkaç profil var. O hekimleri bu sayıdan itibaren belirli aralıklarla Klinik Plus’a konuk etmeye karar verdiğimde kendime bu röportajlara kiminle başlamam gerektiğini sordum ve cevap oldukça netti; Muzaffer Fincancı. Çünkü bence Muzaffer Fincancı’yı tanımayan mutlaka tanımalı, tanıyan daha iyi tanımalı. Muzaffer Hoca kesinlikle sıra dışı, zihinde ilk anda beliren hekim imajlarıyla tarif edilemeyecek, kendisini ‘’toplumun bana misyon biçmesini beklemeyen, kendi misyonlarını kendisi biçen, ‘’yapmalısın’’ denilenleri değil ‘’yapmalıyım’’ dediklerimi yapan birisi’’ olarak ifade eden, ezber bozan bir profil. 2017 yılında Kırmızı Kurdele İstanbul için Türkiye’de bir ilk olarak düzenlediğimiz #RedRibbonGala’da, davulcusu olduğu Burcaz isimli jazz grubu ile sahne de alan Muzaffer Hoca’yı sakin bir Cumartesi günü aradım ve Klinik Plus okurlarının maalesef sadece bir kısmını okuyabilecekleri hayli keyifli ve eğlenceli bir röportaj kaydettim. Aslında Muzaffer Hoca gibi özgün bir karakterle muhabbet ederken klişeye düşmekten çekinmek gerekir. Fakat gençlere tavsiyeler sormak bu tip röportajların şanından olduğu için kendimi bu klişeye kurban etmem zaruriydi. Neyse ki karşımda, sonda söylenecek şeyi başta söylemekten imtina etmeyen ve basit gibi görünen ama hayat boyu duyacağınız en iyi tavsiyelerden birini bir çırpıda söylemeye mahir birisi var; ‘’seviyorlarsa yapsınlar, sevmiyorlarsa yapmasınlar!’’. ‘’Zorla, sürekli şikâyet edilerek yapılacak bir iş değil bu iş. Şikâyet etmek ise zaten çok yanlış bir şey. Şikâyetlik bir durum varsa ya değiştirirsin ya da yapmazsın. Hekimlik zor ve fedakârlık gerektiren bir iş. Hele de ün bekleyerek, takdir bekleyerek yapılacak bir iş hiç değil. İnsanın her şeyden, herkesten önce kendisinden memnun olması gerekir hekimlik yaparken." Kadıköy Maarif Koleji'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesini bitiren Muzaffer Hoca ihtisasını Haydarpaşa Numune’de yapmış, ki kendisini birdenbire Türkiye’nin ilk AIDS olgularının içinde bulması tam olarak o döneme denk geliyor. O yılların Türkiyesi'nin AIDS ile ilgili sağlık hizmetleri sunumunu ise şöyle özetliyor Muzaffer Hoca; ‘"Zaten sadece iki tane hastane, Haseki ve Haydarpaşa vardı AIDS olgularını kabul eden. Doğrusunu istersen hastaları yatırıyorduk ama ne yapacağımızı biz de pek bilmiyorduk. Çünkü virüs henüz tanımlanmıştı ve hastalık hakkında bilgi azdı. Fakat ben İngilizce bilmenin avantajı ile yabancı yayınları takip ettim, mümkün oldukça yurt dışına gidip oralardaki gelişmeleri izledim ve onları burada uygulamaya çalıştım. Dolayısıyla bu işle ilgilenen birkaç kişiden biri oldum." Tabi Muzaffer Hoca’nın evrensel doğruyu arayan ve ettiği Hipokrat yemini ile uyumlu tutumu, konuyu sansasyonel boyutuyla ele alarak hastayı damgalamayı tercih eden meslektaşlarının primitif tutumlarıyla sürekli olarak çatışıp durmuş. Muzaffer Hoca’nın, AIDS’e pejoratif anlamlar yükleyenlerin çoğunlukta olduğu bir dönemde, hasta bakıcıların bile dokunmak istemediği bir hastayı kucaklayarak banyo yaptıran bir hekim olduğunu öğrendiğinizde, onu farklı yapan şeyin kurgulanmış bir orijinal ya da karizmatik olma girişimi değil, hekimliğe yaklaşımı, yüksek öz saygısı ve en çok da ‘’insan’’lığı olduğunu teyit etmek hiç de zor değil. Muzaffer Hoca’nın hasta/insan haklarını meslek pratiği önceliği olarak benimseyen su sızdırmaz karakterinden, dönemin bazı basın mensupları da nasiplerini almış. Öyle ki, bütün tembih ve ikazlara rağmen yatan hastaların odalarına girip, onların isimlerini ve yüzlerini ifşa edecek şekilde haber yapmakta ısrar eden birkaç kişiyi yaka paça hastaneden atmışlığı bile var Muzaffer Hoca’nın. Umarım bu hızlandırılmış meslek etiği ve insanlık dersini iyi anlamıştır o basın mensupları! Bugünlerde emekliliğin keyfini süren Muzaffer Hoca’ya emeklilik hayatının nasıl geçtiğini de soruyorum. ‘’Emekli olmaktan ötürü mutluyum. Çünkü hekim olarak yapacağımı yaptığımı inandığım bir noktada, iyi hekimlerin yetişmesine de katkım olduğunu görünce gönül rahatlığıyla bıraktım. Üstelik onlar sadece iyi hekim değil, iyi insanlar oldular. Benim hekimlik yaptığım dönemle, bugün arasında HIV açısından bir kıyas yaptığımda hem tedavi olanaklarının hem de hekimlik hizmet sunumunun olumlu yönde geliştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Arkamızdan güzel insanlar yetişti. Bunda katkım olmasından ötürü sevinçliyim. Gözüm arkada değil’’. Emeklilik kararından sonra, yaptığı diğer şeylerin yanında yazı çalışmalarına özel bir ilgi ve zaman ayıran Muzaffer Hoca ‘’Bir Zaman Meselesi’’ ve ‘’Çok Uzakta, Dünya’da’ isimli iki de roman yayınladı. Özellikle kurgu/ütopya türünde okumayı sevenlerin kesinlikle okuması gerektiğine inandığım romanlara exispress.com adresinden erişilebilir. Muzaffer Fincancı, Kırmızı Kurdele İstanbul’un Türkiye’de bir ilk olarak düzenlediği “#RedRibbonGala Hekimler HIV Pozitifler için sahnede etkinliğinde Burcaz isimli jazz band için davul çalarken. Gitarda ise Volkan Korten(2017) Yazıyı Muzaffer Hoca’dan bir başka tavsiye ise bitireyim; ‘’Hayat hekimlikten ibaret değil! Başka şeylerle de ilgilenmek, ilgi alanlarını bulmak gerekir. Hayatı hekimlikten ibaret saydığınızda tek yönlü bir bakış açınız olacağı için isteseniz de iyi hekim olamazsınız zaten’’. Bence başka söze hacet yok. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Klinik Plus Dergisi Sayı 6
- HIV alanında 25 yıllık bir iz: Dr. Asuman İnan'ın yolculuğu
Yayıma hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayım tarihi: Ağustos 10, 2025 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. (info@kirmizikurdele.org) Tedavi aktivisti ve topluluk yazarı, üretken gönüllümüz Arda Karapınar, enfeksiyon alanının öne çıkan ve herkesin tanıması gerektiğine inandığı profesyonelleriyle röportajlarına ve röportaj yazılarına devam ediyor. Bu yazının konuğu ise enfeksiyon alanının çalışkanlığıyla ve üretkenliğiyle fark yaratmakla kalmayıp ayrıca komüniteye destek, umut ve ilham olan (ve bizce meslektaşları tarafından da örnek alınması gereken) Dr. Asuman İnan. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği bünyesindeki HIV Çalışma Grubu’nun (HİVÇG) kurucularından biri ve mevcut Başkanı olan Dr. Asuman İnan ile, Türkiye’nin önde gelen hekim derneklerinden biri olan KLİMİK çatısı altında yürüttüğü çalışmalarını, 25 yıllık meslek hayatının ardından bugün geldiği noktada HIV alanını nasıl gördüğünü ve komünite ile ilişkilerini konuştuk. Her zamanki gibi özenle ve tarihe not düşüyor olmanın şuuruyla yazılan bu röportaj yazısını herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org’da şimdi okuyun. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org Türkiye’de 2000’li yılların başlarında HIV alanındaki bilimsel üretim, hasta takibi ve damgalama ile mücadele, minik demeye bile tereddüt ettiğim adımlarla ilerliyordu. Öyle ki gerçekten nitelikli ve büyük toplumsal dönüşümler yaratabilmiş ne bir hekim örgütlenmesi ne de uluslararası aktivizmde bugünkü gibi tarif edilebilecek güçlü bir yerel komünite ya da aktivizm iradesi yoktu. Tam da öyle bir dönemde genç bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak sahaya adım atan Dr. Asuman İnan, yalnızca klinik alanda değil, akademik ve toplumsal düzlemde de uzun soluklu bir yolculuğa başlamış oldu. Bugün artık 25 yılı aşan meslek hayatında hâlâ aynı kararlılıkla ve pek çok destek yerine köstek ve çelme girişimine rağmen yüksek motivasyonla çalıştığına bizzat tanık olduğum Dr. İnan, Türkiye’nin önde gelen hekim derneklerinden Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği bünyesindeki HIV Çalışma Grubu’nun (HIVÇG) kurucularından birisi ve mevcut başkanı. Akademik dünyanın disiplinini, toplulukların sahadaki deneyimleriyle buluşturan bir köprü olmayı önemseyen Dr. Asuman İnan, yalnızca HIV tedavisinde değil; ayrımcılığın kırılması, doğru ve güncel #hivbilgisi’nin yaygınlaştırılması ve hastaların/öznelerin seslerinin duyurulmasında da önemli bir rol üstleniyor. Onun yalnızca bilim insanlarıyla değil, toplumun tüm katmanlarıyla iletişim kurabilen ve sözüne güvenilen nadir hekimlerden biri olmasının sebebi bence bu. -Erken dönem koşullar ve KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nun (HIVÇG) kuruluş hikâyesi ve Asuman İnan’ın rolü 2013’te İstanbul ve Türkiye genelindeki yeni HIV olgu sayılarının hızla artması üzerine harekete geçen KLİMİK, Dr. Muzaffer Fincancı, Dr. Volkan Kortan, Dr. Taner Yıldırmak ve Dr. Asuman İnan’ın öncülüğünde KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nu kurdu. O günlerde bile alanda efsane sayılabilecek bu deneyimli isimlerin arasında bulunarak KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nun kuruluşunda genç bir asistan olarak rol alabilmiş olmak Asuman İnan için — haklı — bir gurur vesilesi. KLİMİK HIVÇG’nin amaçları netti: Yerellerde çalışan ve HIV konusunda bilgi eksikliği yaşayan genç hekimlere ulaşmak, hasta bakım kalitesini artırmak ve olabildiğinde standardize etmek, damgalamayı azaltacak bir anlayışı yerleştirmek. “Bir araya geldiğimiz ilk gün, geleceğin uzmanları olacak yeni mezunları, asistanları yani gençleri işin merkezine koymamız gerektiğini biliyorduk” diyor Dr. İnan. Bugünden geriye baktığımızda bu kararlı başlangıcın, bugünün hekim örgütlenmelerinde hâlâ süren bir eğitim ve farkındalık çalışmaları zincirinin ilk halkalarından biri olduğunu söylemek hiç de abartı olmaz. -Somut faaliyetler ve etkileri Bu vizyonun en somut adımlarından biri, 14 yıldır devam eden İlk Adımda Hasta Yönetim Kursu. İstanbul’da başlayan bu kurs, zamanla Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı ve az deneyimli hekimleri, HIV alanında yıllarını vermiş deneyimli hocalarla buluşturdu. Kursa katılan birçok genç hekim, bugün kendi kurumlarında uzman ve eğitici. Dr. İnan’a göre, bir zamanlar bu kurslarda not tutan asistanlardan bazılarının yıllar sonra aynı kürsüde sunum yaparak genç meslektaşlarla deneyim paylaşması bu çabanın en anlamlı ödüllerinden biri. Ben de, son birkaç yılda birkaç edisyonuna katılıp ayrımcılık, damgalama, HIV fobi, HIV ile mücadelede aktivizmin önemi gibi uluslararası çalışmalarımda da önceliklendirdiğim konularda sunumlar yaparak hekimlerle deneyim paylaştım ve bu kursların fonksiyonunu ve önemini yerinde gözlemledim. Ayrıca bir aktivist ve topluluk temsilcisi olarak bu kurslardan bazılarının bilimsel kurullarında yer alabilmiş olmak da benim için bir gurur kaynağı doğrusu ve Dr. Asuman İnan’ın bundaki rolünün ve öncülüğünün altı kesinlikle çizilmeli. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu biraz daha detaylandıracağım. -Bugünkü öncelikler: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, damgalamayla mücadele, PrEP/TÖP ve kendin yap testler Dr. İnan için bugünün en kritik hedeflerinden biri, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bilgisini sağlık profesyonelleri arasında tamamen yaygınlaştırmak ve ardından da toplumun geneline yerleştirmek ki hem kampanyanın küresel yüzlerinden birisi olarak şahsen benim hem de Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bildirisinin dünya genelindeki ilk imzacılarından biri olan Kırmızı Kurdele İstanbul’un da vizyonuyla birebir uyumlu bir hedef bu. Bu noktada Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bildirisini www.kirmizikurdele.org’da yayınladığımız ilk günlerde pek çok hekimin tereddütlü, hatta bazılarının alaycı ve küçümseyici yorumlarına rağmen (hayır arkadaşlar, bu alaycı ve küçümseyici hekimlerin isimlerini tabii ki yazmayacağım) #BeşittirB mesajına sahip çıkan ve bize destek olan ilk hekimlerden birinin Asuman İnan olduğunu da bilhassa belirtmek ve tarihe not düşmek benim için ahlaki bir ödev. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan konusunda “Düzenli ilaç tedavisi ve uyumlu takip neticesinde belirlenemeyen düzeye gelen bir kişi HIV’i cinsel yolla bulaştıramaz. Bu sadece kanıtlanmış bir bilimsel veri değil; insanların hayatını, ilişkilerini, umutlarını değiştiren bir gerçek” diyor Asuman İnan. Bunun yanında PrEP/TÖP, PEP/TSP ve kendin yap testler gibi önleyici stratejilerin yaygınlaştırılması, erken tanının güçlendirilmesi ve geç tanının/geç başvurunun azaltılması Asuman İnan’ın öncelikli dilekleri ve hedefleri arasında. #hivbilgisi okuması önerileri: www.kirmizikurdele.org/post/b-esittir-b-hakkinda-dokuz-soru www.kirmizikurdele.org/kendin-yap-hiv-testleri-guvenilir-mi www.kirmizikurdele.org/b-b-nedir www.kirmizikurdele.org/prep www.kirmizikurdele.org/pep -Aktivistler/Komünite ile hekim örgütlenmeleri arasındaki işbirliğinde bir dönüm noktası: Dr. Asuman İnan Başkanlığındaki Ulusal HIV AIDS Kongresi 2023 HIV alanında damgalama ve önyargılarla mücadelede yalnızca bilimsel üretim değil, tüm paydaşların eşit temsiliyeti de dönüştürücü bir rol oynuyor. Dr. Asuman İnan'ın bu konudaki öncülüğü, bunun en somut örneklerinden biri. Türkiye’de herhangi bir medikal alanda düzenlenen bir ulusal kongrenin bilimsel kurulunda aktivistlerin ilk kez yer alması, Ulusal HIV AIDS Kongresi’nin kongre başkanlığını onun yaptığı 2023 edisyonuyla birlikte mümkün hale geldi. Bu sadece sembolik bir jest değil; klinik bilgi ile komünite liderliğinin aynı masa etrafında, saygın paydaşlar olarak eşit şartlarda yer alabilmelerine varacak bir süreci başlatan tarihi bir adımdı. Üstelik bu uygulama bir kereye mahsus bir detay ya da bir istisna olarak kalmadı. Asuman İnan’ın ısrarı ve vizyonu sayesinde, sonraki ulusal kongreler ve KLİMİK’in “İlk Adımda Hasta Kursu”, EKMUD’un “HIV Akademisi” vb. toplantılarda aktivistlerin bilimsel kurul ve bilimsel programlarda yer alması, aksi düşünülemeyecek bir alışkanlığa hatta giderek geleneğe dönüştü. Böylece HIV alanında politika, eğitim ve bakım süreçlerinin tasarımında, sahadan gelen seslerin doğrudan etkisi güçlenmiş oldu. Bu yaklaşım, hem bilimsel bilginin gerçek hayatla uyumunu artırdı hem de alandaki eşitlikçi ve katılımcı anlayışı pekiştirmeye devam edecek. -Geleceğe şimdiden iz bırakmak Dr. Asuman İnan’ı yıllardır tanıyan, işbirliği yapan ve gelişimini yakından gözlemleyen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, onu farklı kılan yalnızca çalışkanlığı değil, sahada tespit ettiği boşlukları doldurma ve eksiklikleri giderme iradesi, çelme girişimlerine karşı dayanıklılığı ve tüm bunları yaparken kaybetmediği pozitif enerjisi ile işbirliği becerisi. Onun hikâyesi, bilimin sadece masa başında değil, sahada da üretilmesi, sahadan beslenmesi gerektiğinin berrak bir kanıtı. Çoğu insan, mesleğinin 25. yılında yavaşlamayı seçerken, o hâlâ ilk günkü motivasyonuyla çalışıyor. Üstelik bu motivasyon, bireysel ve kör bir hırs değil, HIV ile yaşayanların hayatlarının iyileşmesine kalıcı katkı sunmak ve bu alanda kalıcı yapılar kurmak için. Türkiye’nin HIV AIDS cevabının ve en geniş resimde halk sağlığı politikalarının, Asuman İnan gibi örnek şahsiyetlerin emek, mukavemet ve vizyonları üzerine şekillenmesi ve gelişmesi gerektiği bence gayet açık. Sözün özü; Türkiye’de HIV alanında hem bilimsel hem de toplumsal perspektifte ilerleme sağlanacaksa, bu hikâyede Dr. Asuman İnan’ın adı mutlaka ve oldukça parlak bir biçimde geçecek. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- Türkiye Ulusal HIV/AIDS Kongresi, 3-6 Aralık 2026'da Antalya'da
Beş uzmanlık/hekim *derneğinin aynı amaçlar etrafında bir araya gelerek oluşturduğu “Türkiye HIV/AIDS Platformu”’nun bu yıl onuncusunu, Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu'nun Kongre Başkanlığında düzenlediği Türkiye Ulusal HIV/AIDS Kongresi, 3-6 Aralık arasında Antalya'da gerçekleşecek. Kongre kapsamında, açılış günü "Başlangıçtan Günümüze Türkiye ve Dünya’da HIV Aktivizmi" başlıklı bir keynote konuşması yapıp, bir de atölye çalışması modere edeceğiz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. (*AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Derneği (AIDS ve CYBH Derneği), HIV Enfeksiyonu Derneği (HIVEND), HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED), Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD)) www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul #hivbilgisi blogu ekibi Yayım tarihi: Eylül 14, 2026 -Türkiye Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2026: Bilimsel ve Sosyal Gelişmeler Işığında Yeni Bir Buluşma (Not: www.kirmizikudele.org bu kongrenin düzenleyicisi değildir. Dolayısıyla kongre katılımı, kayıt, konaklama veya burslu katılım gibi konularla ilgili tüm taleplerinizin, kongrenin resmi web sitesinde yer alan iletişim bilgileri üzerinden doğrudan düzenleme kuruluna veya organizasyon firmasına iletilmesi gerekmektedir.) Ulusal HIV AIDS Kongresi 2026 Türkiye'de ve dünyada HIV AIDS alanında yaşanan bilimsel gelişmelerin yakından takip edileceği Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2026 için geri sayım başladı. Ulusal düzeyde düzenlenen bu büyük kongrenin önemi, hem bilimsel ilerlemelerin hem de sosyal yaklaşımların ortak bir platformda, en güncel verilerle ele alınması. Alanlarında uzman saygın hekimlerin oluşturduğu bir bilim kurulu tarafından özenle seçilen program içerikleri, tüm katılımcılar için zengin ve kapsayıcı bir bilgi paylaşımı sunmayı hedefliyor. Kongre kapsamında konuşulacak ve detaylıca değerlendirilecek ana konulardan bazıları şunlardır: Türkiye'de ve dünyada genel durum ve güncel epidemiyolojik veriler Antiretroviral tedavideki yenilikler, gen tedavileri ve immünoterapi Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (#beşittirb) ile 95/95/95 hedefi gibi güncel ve önemli kavramlar Temas öncesi ve sonrası profilaksi uygulamalarındaki en son gelişmeler HIV bakımında multidisipliner yaklaşımlar ve yaşanabilecek sorunlara yönelik çözümler Damgalama ve ayrımcılıkla mücadele adımları Bu önemli kongre yalnızca tıbbi ve akademik konularla sınırlı kalmıyor; sivil toplumun sesine ve deneyimlerine de alan açıyor. Bu doğrultuda dikkat çeken sunumlarından biri de "Dünyada ve Türkiye'de Aktivizm Tarihi" olacak ve bu özel sunumla katılımcılara dünden bugüne kat edilen yol özetlenecek. 3 - 6 Aralık 2026 tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanan bu kongre, bilimin ve dayanışmanın gücüyle daha bilinçli bir geleceğe adım atmamızı sağlayarak, Türkiye'nin HIV AIDS alanında çok değerli bir buluşma noktası olmaya devam ediyor. Açılış günü "Başlangıçtan Günümüze Türkiye ve Dünya’da HIV Aktivizmi" başlıklı bir keynote konuşması yapıp, bir de atölye çalışması modere edeceğimiz kongrenin bilimsel programına www.hivaidskongresi2026.org/program.html adresinden ulaşabilir ve web sitesindeki menüde yer alan diğer sayfaları ziyaret ederek kongreyle ilgili tüm detayları görebilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org
- Birinci olduğundan haberi olmayan bir birinci: Volkan Korten
Yayım tarihi: Ekim 29, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. (info@kirmizikurdele.org) Tedavi aktivisti, topluluk yazarı ve üretken gönüllümüz Arda Karapınar - Panosian, Türkiye HIV ve AIDS alanının medikal tarafında iz bırakan, çalışmalarıyla dönüşüme katkıda bulunan ve hikâyelerinin tarihe not düşülmesi gerektiğine inandığı hekimlerle röportajlarına ve röportaj yazılarına devam ediyor. Bu yazının konuğu ise enfeksiyon hastalıkları alanında onlarca yıldır emek veren, akademik üretkenliği, disiplinli çalışma biçimi ve mesleki birikimiyle fark yaratan Prof. Dr. Volkan Korten. Korten, yalnızca mesleki çalışmalarıyla değil, HIV ile yaşayan kişilerle kurduğu uzun soluklu ilişkiler ve yetiştirdiği genç hekimler üzerindeki etkisiyle de Türkiye HIV ve AIDS tarihinin önemli isimlerinden biri. Türkiye'de HIV ve AIDS alanının ilk yıllarından bugüne uzanan meslek hayatını, hekimlik anlayışını, akademik üretkenliğini, HIV tedavisindeki dönüşümü ve geleceğe ilişkin düşüncelerini konuştuk. Bir dönem birincisi olduğundan dahi haberi olmayan Volkan Korten'in hikâyesi üzerinden disiplini, merakı, üretmeyi ve hekimliğin insanla kurduğu ilişkinin zaman içinde nasıl bir anlam kazandığını birlikte keşfettik. Her zamanki gibi özenle, kendi tanıklıklarımızın ve hafızamızın da sorumluluğunu taşıyarak, tarihe not düşme şuuruyla kaleme alınan bu röportaj yazısını herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org adresinde şimdi okuyun. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org Benim için hem şahsi bir teşekkür hem de tahkirin takdire, söylenmenin yazmaya galebe çaldığı bir coğrafyada, tarihe not girişimi olan bu röportaj yazıları serisine eklenen her yeni isimle birlikte bir şeyin birikerek oluştuğunu hissediyorum; Türkiye HIV ve AIDS alanının medikal tarafında — her ne kadar mümkünse o kadar — dönüşüm yaratan şeyin ne olduğuna dair bir anlatı. Muzaffer Fincancı’nın insanlığı, Selim Badur’un yaşam ustalığı, Asuman İnan’ın namütenahi direnci — bunlar tek tek portreler, ama aynı zamanda birbirini tamamlayan bir argümanın ögeleri — . Volkan Korten bu argümana yeni bir şey ekliyor: disiplin. Fakat esnekliğe ve doğaçlamaya her zaman imkân tanıyan, nev’i şahsına münhasır, öznel bir disiplin. Fakat Korten’i anlatmak, diğerlerinden farklı bir zorluk, farklı bir meydan okuma. Nitekim bu, üzerinde en çok beklediğim yazısı oldu serinin. Çünkü önceki yazılarda konuğu görünür kılmak ve mesleki vitrinin ardındaki insanı bulmak için bir şeyleri kazımak gerekiyordu — ki severek ve iyi yaptığım bir iştir kazımak — . Korten’de ise kazımak değil, sabır ve beklemek gerekiyordu — ki sevmeyerek ve kötü yaptığım bir iştir beklemek. Yani beklemesine beklerim ama gelin bir de bana sorun! Zaten kim sever ki beklemeyi? Bana kalsa bekleme odalarının ismi değiştirilmeli mesela. Önerim: bekletilme odası. Çünkü o oda, bulunmak ve orada olmak istediğimiz esas mekândan önce mecburen büründüğümüz bir hal için yapılmış ve sıkılmayalım diye öteberi ile donatılmış mimari bir tasarım. Dünya gibi yani… Neyse, Korten’den rol çalmayayım. Bunlar başka yazıların konuları — . Evet, sabır ve beklemek. Çünkü onun iş yapış biçimiyle ilgili mühim detaylar, nazar-ı hikmetle bakış gerektiriyor. Nitekim Volkan Korten, Hekim Volkan Korten’i anlatırken beliren nev’i şahsına münhasırlığın aynı bakıştan neş’et ettiğini söylemem gayet mümkün. Bunu anlatmak için... (İlk olarak 29 Temmuz 2026'da yayımlanan yazının tamamını buraya tıklayarak yazarın kendi blogunda okuyabilirsiniz.) www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- kirmizikurdele.org’den topluluk yazarlarına ve topluluk yazarı adaylarına açık çağrı!
Topluluk yazarlarına çağrı I www.kirmizikurdele.org Türkiye’de #HIVbilgisi sağlayıcılığının, #kanıttemelliaktivizm'in ve B=B (Belirlenemeyen = Bulaştırmayan) gibi kavramların yerleşmesine ve terimleşerek pekişmesine önemli katkılar sunan Kırmızı Kurdele İstanbul, 10 yılı aşkın süredir kesintisiz olarak sürdürdüğü HIV bilgisi sağlayıcılığı ve yaygınlaştırıcılığı kapsamında blog sayfalarını yeni topluluk yazarlarına açıyor. HIV bilgisi alanının farklı konularında yazmak, doğru bilginin toplumun tüm kesimlerine ulaşmasına katkı sunmak isteyen topluluk yazarlarını ve topluluk yazarı adaylarını aramıza davet ediyoruz. -- Nasıl başvurabilirsiniz? Başvurunuzu info@kirmizikurdele.org adresine, “Açık Çağrıya Cevap” konu başlığıyla gönderebilirsiniz. E-postanızda, tercihen bir A4 sayfasını aşmayacak düz anlatı biçiminde ve Word vb. formatında ataçlanmış bir belge ile şu konulara yer vermenizi rica ediyoruz: kirmizikurdele.org’un HIV bilgisi sayfalarında neden yazmak istediğiniz, HIV bilgisinin neden önemli olduğu ve toplumun tüm kesimlerinin doğru HIV bilgisine neden erişebilmesi gerektiği konusundaki yaklaşımınız, Haftalık, 15 günlük veya aylık hangi sıklıkta yazmayı düşündüğünüz, Varsa bu alanda daha önce yayımladığınız yazıların bağlantıları. Elbette, tüm bunlara ilaveten aklınıza takılan her türlü şeyi de sorabilirsiniz. Amacımız, HIV bilgisine farklı perspektiflerden katkı sunan, kanıta dayalı yaklaşımı benimseyen ve doğru bilginin herkes için erişilebilir olmasını önemseyen yeni seslere alan açmak. E-postalarızı heyecanla bekliyoruz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org
- Kintsugi Geleneğinin HIV ile ne ilgisi olabilir? Kırılma Noktasından Sonra Yeni Bir “Ben”: HIV Tanısını Ferdi Bir Devrime Dönüştürmek
Türkçede #hivbilgisi alanındaki istikrarlı yazıları ile kalemine güvenilen ve merak edilen sivil bir kalemi olabilmiş yazarı Arda Karapınar - Panosian’dan ilginç bir yazı: Kintsugi Geleneğinin HIV ile ne ilgisi olabilir? Kırılma Noktasından Sonra Yeni Bir “Ben”: HIV Tanısını Ferdi Bir Devrime Dönüştürmek Bir insan ciddi bir travmadan, kırılmadan sonra aynen, tam da eskisi gibi olabilir mi? Eğer ilk sorunun cevabı “evet” ise ikinci soru; o insan aynen eskisi gibi olmak zorunda mıdır? Kırılan bir şeyin değeri, eski hâline ne ölçüde dönebildiğiyle mi belirlenir, yoksa kırılmayla birlikte kazandığı yeni biçimle de ilişkili olabilir mi? Kintsugi Geleneğinin HIV ile ne ilgisi olabilir? Düzenli takipçilerimiz ve konunun meraklıları için, herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org ‘de www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian, Düşünür, Yazar, HIV Glasgow Konferansı Bilim Kurulu Üyesi Yayım tarihi: Ekim 22, 2026 Bir insan ciddi bir travmadan sonra aynen, tam da eskisi gibi olabilir mi? Eğer ilk sorunun cevabı “evet” ise ikinci soru; aynen eskisi gibi olmak zorunda mıyız? Kırılan bir şeyin değeri, eski hâline ne ölçüde dönebildiğiyle mi belirlenir, yoksa kırılmayla birlikte kazandığı yeni biçimle de ilişkili olabilir mi? Japonların kırılmış seramikleri lak ve altın tozuyla onardığı Kintsugi geleneği, bu sorulara yalnızca estetik bir cevap vermiyor, aynı zamanda hasar, onarım, süreklilik ve kimlik hakkında tefekkür etmemize de imkan sağlıyor. Kintsugi Geleneği ve HIV I Arda Karapınar - Panosian -- Peki, Kintsugi ile HIV arasında nasıl bir bağ kurulabilir? Pozitif HIV tanısı, kişinin yaşamında meydana gelen bir kırılma olarak düşünülebilir mi? Bir insan bu kırılmanın ardından kendisiyle ve dünyayla ilişkisini yeniden ve hatta daha da sıkı fıkı bir biçimde kurabilir mi? Ve en önemlisi, bütün bunları yapabilmek için yaşadığı acıyı yüceltmesi ya da başına gelenlerden mutlaka bir anlam çıkarması mı gerekir?HIV ile yaşayan insanların deneyimlerini bu sorular üzerinden düşünmek, Kintsugi’yi basit bir motivasyon metaforunun ötesine taşımamızı sağlayabilir. İlginizi çektiyse; buyurun birlikte tefekkür edelim. – Bir Tanı, Bir Kırılma Noktası: Hayatın “Öncesi” ve “Sonrası” İnsan ömründe bazen öyle anlar olur ki düz çizgisel zaman algımız, adeta bir bıçak darbesiyle “öncesi” ve “sonrası” olarak ikiye bölünür. Beklenmedik bir kayıp, ani bir ayrılık, ağır bir hastalık deneyimi veya bir doktordan duyulan “HIV testiniz pozitif geldi” cümlesi… Herkes için aynı anlamı taşımamakla birlikte, pozitif HIV tanısı almak da bazı insanlar için böyle bir kırılma noktası olabilir. Tanıyla birlikte gelecek sorunlar yalnızca sağlıkla ilgili olmayabilir, daha doğrusu; olmayacaktır. Kişi kendi bedeniyle ilişkisini, cinselliğini, yakın ilişkilerini, geleceğe dair tasarılarını, kariyer planlarını, aile kurmak ya da sürdürmek, ebevenylik vb. toplum içindeki yerini yeniden düşünmek, ölçmek, biçmek, tartmak zorunda hissedebilir, ki bu sürecin boşa koysan dolmuyor, doluya koysan almıyor bir süreç olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek! Kişinin daha önce hiç sorgulamadığı kabulleri temelden sarsılabilir, üzerine yıkılabilir, geleceğe ilişkin korkular, yakın çevrenin ve toplumun olası negatif tepkilerine dair kaygılar ve damgalanma ihtimali gündeme gelebilir. Bununla birlikte, bu süreci herkesin benzer biçimde tecrübe etmediğini vurgulamak da önemli elbette. Kimi insanlar yoğun bir kaygı yaşarken kimileri tanıyı görece sakin karşılayabilir. Bazıları için asıl zorluk pozitif HIV tanısının sağlık boyutundan çok, toplumun HIV hakkındaki yanlış bilgileri ve ayrımcı tutumları, yani meselenin sosyal boyutudur. Bazılarıysa tanıdan sonra hayatı hem genel hem özel olarak eskisinden farklı değerlendirmeye ve deneyimlemeye başlayabilir. Dolayısıyla HIV tanısını mutlak bir travma olarak tanımlamak yerine, kişinin yaşam koşullarına, önceki deneyimlerine, destek mekanizmalarına erişim imkanlarına ve toplumsal çevresine bağlı olarak farklı anlamlar kazanabilen bir dönüm noktası olarak ele almak kesinlikle daha sağlıklı olur. Günümüzdeki etkili, virüsü baskılayan ve bulaş engelelleyen antiretroviral (ART) ilaç tedavisi sayesinde HIV, yönetilebilen kronik bir sağlık durumudur. Tedaviyle viral yükün kalıcı olarak belirlenemeyen düzeye indirilmesi, cinsel yolla HIV bulaşmasını önler (Bkz: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan - B=B - www.kirmizikurdele.org/b-b ) (Bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN. Çünkü belirlenemeyen şey virüs bulaştırmayan ise kişidir ve bu mesaj virüs ile değil kişi ile ilgili bir mesajdır. Pozitif–İz gibi temel mesajı inkar ederek, ipe un sermekte ısrar eden bazı sivil toplum kuruluşları ve inisiyatiflerin çocukça bir inat yüzünden bulaştırmayan yerine bulaşmayan diye tutarsız bir çeviri uydurmuş olmaları bu gerçeği değiştirmez) Bu net ve tartışmasız bilimsel kanıt, HIV ile yaşayanların sağlıklı ve uzun bir ömür sürmeleri için güçlü bir temel sunuyor. Ancak bilimsel ilerlemenin sağladığı olanaklar ile, kişinin kendisiyle, geçmişiyle ve toplumla kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmesi elbette aynı şey değildir. Tıp bilimi, HIV ile yaşayan kişinin, ömrünü mümkün mertebe sağlıklı sürdürmesine yardımcı olabilir. Ancak hayatın fert için ne anlama geldiğini keşfetmek başka bir boyuttur, ki bu felsefenin, psikolojinin, maneviyatın ve daha bir çok disiplinin konusudur. – Dirençten Öte Bir Şey: Travma Sonrası Büyüme Psikolojide travmatik deneyimler denildiğinde sıklıkla Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) akla gelir. Oysa travmatik veya sarsıcı deneyimlerin ardından ortaya çıkabilecek bütün psikolojik süreçler, yalnızca belirtiler ve kayıplar üzerinden açıklanamaz. Bunun farkında olan psikologlar Richard G. Tedeschi ve Lawrence G. Calhoun, 1990’larda geliştirdikleri çalışmalarla Travma Sonrası Büyüme (TSB; Post-Traumatic Growth) kavramını psikoloji literatürüne kazandırdılar. Travma sonrası büyüme, kişinin değerlerini ve inançlarını sarsan bir vakanın ardından yaşamın anlamını, kişisel gücünü, ilişkilerini, yeni olanakları sorgulamasını ve/veya varoluşsal ve manevi meseleleri bağlamında önemli radikal değişimler yaşayabilmesini ifade eder. Burada iki kavramı birbirinden ayırmak gerekir. Psikolojik dayanıklılık, güçlükler karşısında işlevselliği sürdürebilme veya yeniden kazanabilme kapasitesidir. Travma sonrası büyüme ise kişinin yaşadığı sarsıntının ardından kendisi ve yaşamı hakkında yeni bir bakış açısı geliştirmesiyle ilgilidir. Bunlar birbirini dışlayan süreçler değildir. Üstelik büyüme, kişinin mutlaka daha güçlü, daha mutlu veya her bakımdan daha iyi bir insan hâline geldiği anlamına gelmez. HIV tanısı alan bir kişi, örneğin sağlığını korumaya daha fazla önem vermeye, kendisine zarar veren ilişkilerini gözden geçirmeye, sınırlarını daha açık biçimde belirlemeye veya kendisi için gerçekten önemli olan şeylere daha fazla zaman ayırmaya başlayabilir. Bir başkası, daha önce başkalarının beklentilerine göre sürdürdüğü yaşamını sorgulayabilir. Bir diğeri, HIV hakkındaki yanlış bilgilerle mücadele etmeyi veya başka insanlara destek olmayı yaşamının önemli bir parçası hâline getirebilir. Ancak bunlar yalnızca bazı ihtimallerdir ve herkesin mutlaka yaşaması beklenen sonuçlar değildir. Travma sonrası büyümenin değeri, kişinin acı çekmiş olmasında değil, yaşadığı deneyimin ardından kendi yaşamıyla kurduğu ilişkinin değişebilmesindedir. Pozitif HIV tanısı alan bir insanın -ihtiyaç duyuyorsa- kendisini yeniden inşa etmesi için acısını kanıtlaması, yaşadığı güçlüğü bir başarı hikâyesine dönüştürmesi veya başkalarına ilham vermesi gerekmez. Tanıyı kabullenmek, tedaviye devam etmek, destek almak ya da yalnızca hayatını yaşamaya devam etmek de başlı başına yeterli ve anlamlı olabilir. – Kintsugi: Kırıkları Gizlemek Yerine Onarımla İlişki Kurmak Japon Kintsugi geleneğinde kırılmış vazo, sürahi, kase vb. eşyalar, lak esaslı geleneksel bir malzemeyle birleştirilir; onarım çizgileri altın veya başka değerli metallerle görünür hâle getirilir. Bu uygulama, Japon seramik onarım geleneğinin bir parçasıdır ve günümüzde çoğu zaman kusur, geçicilik, yaşanmışlık ve onarım üzerine düşünmek için bir metafor olarak kullanılır. Ancak Kintsugi’nin HIV ile ilişkisini derinleştirmek istiyorsak, onu yalnızca “kırılan şey altınla daha güzel olur” cümlesine indirgeyemeyiz. Çünkü bu ifade, ilk bakışta etkileyici görünse bile (ki, ilk bakışta bile etkileyici değil) beraberinde önemli bir sorun getirerek her kırılmanın, kırığın, çatlağın, yaranın mutlaka güzelliğe dönüşmesi gerektiğine dair bir estetik tahakküme dönüşebilir. Oysa hayatta her kayıp ille de ve hem de estetik bir biçimde telafi edilmez, her yara bütünüyle kapanmaz ve her sarsıntı kişiyi daha güçlü kılmaz. Kintsugi’den çıkarılabilecek elzem ve latif ders, kırılmanın kendisini güzelleştirmek değil, kırılmış olanla nasıl bir ilişki kurulabileceğini yeniden düşünmektir. 1. Onarım, kırılmayı inkâr etmek değildir Kintsugi’de amaç, seramiğin hiç kırılmamış olduğu yanılsamasını yaratmak değil. Onarımın kendisi, nesnenin tarihinin ve zamansız hikâyesinin bir parçası olarak görünür kalabilir. Bunun HIV ile yaşayan bir fert açısından karşılığı, HIV tanısını hayatının merkezine yerleştirmek olmadığı gibi, onu hiç yaşanmamış saymaya çalışmak da değil. Kişi HIV ile yaşadığını kabul etmekle beraber, bu bilgiyi bütün kimliğine ve gündelik hayatına hükmeden bir tanıma dönüştürmeyi reddedebilir. Çünkü HIV tanısı yaşam öyküsünün bir parçası olabilir ama yaşam öyküsünün tamamı değildir. Burada kabul etmekle teslim olmak arasındaki fark bence bir hayli önemli. Kabul, yaşanan gerçeği olduğu gibi tanımaktır. Teslimiyet ise bu gerçeğin kişinin bütün olanaklarını belirlemesine ve hatta kişiyi ve kişiliğini ezmesine izin vermek anlamına gelebilir. Elbette herkes tanısıyla aynı ilişkiyi kurmak zorunda değildir. Kişinin HIV'i ne ölçüde kimliğinin bir parçası olarak gördüğü, zaman içinde değişebilir. Kintsugi’nin sunduğu düşünsel zenginlik olanağı, tek bir doğru tutum dayatmak değil, farklı dönemlerde farklı ilişki kurma biçimlerini mümkün görmek, bunları denemek, tekrar denemek, tekrar denemektir. 2. Onarılan nesne, kırılmadan önceki nesnenin kopyası ya da aynısı değildir Kintsugi’nin en önemli çağrışımlarından biri, onarımın mutlaka eski biçime dönüş anlamına gelmemesi. Kırılmış ve onarılmış bir nesne, geçmişteki bütünlüğünü yeniden kazanırken aynı zamanda yeni bir hikâye de kazanır. Onarım çizgileri, onarım dokunuşları, nesnenin sadece yeni biçimini değil, yaşadığı değişimi de görünür kılar. HIV tanısı sonrasında da bazı insanlar kendilerini eskisinden farklı hissedebilir. Öncelikleri değişebilir, ilişkilerini yeniden değerlendirebilir, daha önce erteledikleri kararları alabilir veya yaşamlarını yeni bir anlayışla düzenleyebilirler. Bu değişim, tanıdan önceki kişiliğin ortadan kalktığı ya da mutlaka daha üstün bir kişiliğin ortaya çıktığı anlamına gelmez. İnsan zaten zaman içinde değişen, çelişkiler taşıyan ve kendisini yeniden yorumlayabilen bir varlıktır; ki bu heykel beyle ilgili bir yazının doğrudan konusu olmamakla beraber, hayvan ile insansıyı ve insansılarla insanı ayıran en temel, en görkemli detaydır zannımca. Dolayısıyla burada söz konusu olan, eski benliğin yıkılıp yerine kusursuz bir yenisinin kurulması değildir. Geçmişiyle bağını koruyan ama geleceğini geçmişin koşullarıyla sınırlamak zorunda olmayan bir benlik anlayışıdır. Yeni bir “ben”, eski benliğin başarısızlığının telafisi değil; insanın değişebilme kapasitesinin muhteşem bir ifadesidir. 3. Altın çizgiler acının ödülü değildir Kintsugi metaforunun en dikkatli yaklaşılması gereken detayı budur. Altınla belirginleştirilen onarım çizgilerini, yaşanan acının insanı değerli kılan bir ödül gibi yorumlamak kolaycılık olur, sığ bir yorum olur. Ancak bu yorum hem felsefi hem de etik açıdan sorunludur. İnsan acı çektiği için daha değerli değildir. HIV tanısı aldığı için daha bilge, daha duyarlı veya daha derin bir insan olmak zorunda da değildir. Üstelik HIV ile yaşayan kişilerin karşılaştığı güçlüklerin önemli bir bölümü virüsün kendisinden değil; ayrımcılıktan, yanlış bilgilerden, mahremiyet ihlallerinden, dışlanma korkusundan ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklerden kaynaklanır. Bunları romantikleştirmek, sorumluluğu toplumdan alıp bireyin omuzlarına yükleme riski taşır. Kişiye, kendisine yapılan haksızlıkların üstesinden gelerek daha iyi bir insan olması gerektiğini söylemek, farkında olmadan yeni bir baskı yaratabilir. Kintsugi’nin daha savunulabilir yorumu şudur: Onarımın mümkün olması, kırılmanın gerekli veya iyi olduğu anlamına gelmez. Bir insan yaşadığı deneyimden anlam çıkarabilir; ama çıkarmayabilir de. Büyüyebilir; ama aynı zamanda öfkeli, üzgün, yorgun veya kararsız kalabilir. Bunların hiçbiri onun yaşamını yanlış yaşadığı anlamına gelmez. Bu yüzden, ben şöyle demeyi tercih ediyorum; o yeni altın çizgiler, acının, ızdırabin ödülü değil, onarımın mümkün olmasının şiirsek bir simgesi olarak düşünülebilir. 4. Her çatlak bireysel çabayla onarılamaz Kintsugi örneği, onarımı yalnızca kişinin iradesine ve yeteneğine bağlamamamız gerektiğini de hatırlatmalı. Bir seramiğin onarılması için uygun malzemelere, zamana ve beceriye ihtiyaç var. Benzer biçimde, insanların yaşadıkları sarsıntılarla baş edebilmeleri de yalnızca kişisel güçlerine bağlı değil. Güvenilir sağlık hizmetleri, tedaviye sürekli erişim, psikolojik ve sosyal destek, ayrımcılıktan korunma, ekonomik güvence ve kişinin kendisini güvende hissedebildiği her türlü ilişki bu süreci etkiler. HIV ile yaşayan bir kişiye “Kendi kırıklarını altınla onar” demek, onu desteklemekten çok, yaşadığı bütün güçlüklerin sorumluluğunu kendisine yüklemek olacaktır. Bunun yerine şu soruyu sormak daha anlamlıdır: Kişinin kendi yaşamını yeniden kurabilmesi için hangi koşullara ihtiyaç var ve toplum, tüm katmanları, tüm kesimleri ve imkanları ile bu koşulların oluşmasına destek oluyor mu?Kintsugi metaforunu klişeleşmiş kişisel gelişim söylemi sınırlarından çıkarıp dayanışma, eşitlik ve toplumsal ortak sorumluluk alanına taşıyacak olan soru, bence budur. – Damgaya Karşı Kendi Hikâyenin Yazarı Olmak Sosyolog Erving Goffman, 1963 tarihli Stigma: Notes on the Management of Spoiled Identity adlı eserinde, toplumsal damgalamanın insanların kimliklerini ve başkalarıyla ilişkilerini nasıl etkilediğini inceler. HIV de, tıbbi bir gerçeklik olmasının yanı sıra, hakkında kasten üretilen yanlış bilgiler, safsatalar ve ahlaki yargılar nedeniyle toplumsal damgalanmanın konusu olabilir, oluyor. Buna bağlı olarak, HIV ile yaşayan kişiler kimi zaman hastalıkla, cinsellikle, ahlakla veya bulaşma riskiyle ilgili önyargıların hedefi hâline geliyor. Böylece kişisel bir sağlık durumu ve bilgisi kişinin bütün varlığını tanımlamak ve onu toplumda konumlandırmak için kullanılan bir kara bir etikete dönüşebiliyor. Kintsugi ile damgalanma karşıtı yaklaşım arasında anlamlı bir bağ kuracağımız nokta ise tam burası işte. Kintsugi, onarılmış bir nesnenin değerini yalnızca kusursuz görünmesine bağlamaz. Benzer biçimde, insanın değeri de toplumun belirlediği bir normdan ne ölçüde saptığına göre ölçülemez. Ancak, benzetmeyi dikkatle kurmak gerekir: HIV ile yaşayan insanlar kırılmış nesneler değildir. Damgalanma, onları kusurlu veya eksik olarak tanımlayan bakışın kendisindedir. Dolayısıyla onarılması gereken yalnızca bireyin kendisiyle ilişkisi değil, onu değersizleştiren toplumsal anlayış da olabilir. Paul Ricoeur’ün anlatısal kimlik yaklaşımı da burada zengin bir düşünsel imkân sunar. İnsanlar geçmişlerini yorumlayarak, bugünkü deneyimlerini anlamlandırarak ve geleceklerine ilişkin anlatılar kurarak kimliklerini yeniden değerlendirebilirler. HIV tanısı alan bir insanın kendi hikâyesinin yazarı olması, yaşadıklarını inkâr etmesi veya toplumdan tamamen bağımsız hâle gelmesi demek değildir. Daha ziyade, başkalarının onun adına yazmaya teşebbüs ettiği ve daralttığı, hikâyeyi sorgulayabilmesi anlamına gelir. “Evet, HIV ile yaşıyorum. Ama ben bundan ibaret değilim. Beni tanımlayan, kişiliğimi inşâ eden şey HIV değil. Ben HIV’den önce de vardım, sonra da varım.”Bu cümleler, HIV'i önemsizleştirmek için değil, insanın tek bir tanıya, virüse, hastalığa vb. indirgenemeyeceğini hatırlatmak için önemlidir. Kişi bir mühendis, sanatçı, akademisyen, ebeveyn, arkadaş, sevgili, aktivist veya bunların hiçbirine indirgenemeyen çok yönlü bir insan olabilir. HIV, sağlık durumuna ilişkin önemli bir bilgidir; ancak insanın bütün kimliğinin yerine geçmek zorunda değildir. Buradaki özgürleşme, kişinin kendisini mutlaka altınla kaplanmış bir başarı hikâyesine dönüştürmesinde değil, kendi hayatını hangi sözcüklerle anlatacağına ilişkin söz hakkını yeniden kazanmasındadır. – Ferdi Devrim ve Kolektif Sorumluluk Bir tanıdan sonra kişinin hayatını yeniden değerlendirmesi, sınırlarını belirlemesi ve önceliklerini değiştirmesi ferdi bir dönüşüm olabilir. Ancak HIV bağlamında bu dönüşümü yalnızca özgür ferdi irade üzerinden açıklamak yeterli değildir. Çünkü HIV ile yaşayan insanların deneyimlerini ve ilişkilerini belirleyen koşulların tamamı kişisel tercihlerden kaynaklanmaz. Çünkü yanlış bilgilendirme, ayrımcılık, damgalanma, mahremiyetin ihlali ve eşitsiz sağlık hizmetleri, bireyin kendi başına çözebileceği sorunlar değildir. Bunlar aynı zamanda toplumsal, kurumsal ve politik sorumluluk alanlarıdır. Bu nedenle HIV tanısını ferdi bir devrimin başlangıcı olarak ele alırken iki düzeyi birbirinden ayırmak gerekir: Kişinin kendi hayatında gerçekleştirebileceği dönüşüm ve bu dönüşümü kolaylaştırması gereken toplumsal değişim. Bir insan kendi hikâyesinin yazarı olabilir; ancak toplumun o hikâyeyi özgürce yaşayabilmesi için gerekli koşulları oluşturma sorumluluğu da vardır. Kintsugi metaforunun bu noktadaki anlamı, bütün yükü kırılmış parçaların üzerine bırakmamakta yatar. Onarım, kişinin kendi çabasını içerebilir; fakat güvenli ilişkiler, dayanışma, bilimsel bilgi ve adil kurumlar olmadan her şeyin bireysel iradeyle çözülebileceğini varsayamayız. HIV ile yaşayan insanların yalnızca hayatta kalmalarını değil, ayrımcılığa uğramadan, mahremiyetlerini koruyarak, sağlık hizmetlerine erişerek ve kendi kararlarını özgürce verebilerek yaşamalarını hedeflemek gerekir. Bu, kişisel dönüşümün toplumsal adaletle tamamlandığı noktadır. – Yalnızca HIV ile Yaşayanlara Değil, Hepimize Kintsugi’nin düşündürdükleri, yalnızca HIV ile yaşayan insanlarla sınırlı değil. Hepimiz hayatımız boyunca kayıplar, ayrılıklar, hayal kırıklıkları, hastalıklar, dışlanma deneyimleri veya beklemediğimiz değişimlerle karşılaşabiliriz. Bazı deneyimler bizi kendimizle ve dünyayla ilişkimiz hakkında yeniden düşünmeye yöneltebilir. Ancak burada da aynı ayrımı korumak gerekir: Her acıdan ders çıkarmak zorunda değiliz. Her kaybı bir kazanıma dönüştürmek, her yarayı görünür kılmak veya her deneyimi başkalarıyla paylaşmak zorunda da değiliz. Bazen onarım, yaşadıklarımızı anlamlandırmaktan geçer. Bazen yardım istemekten, dinlenmekten, bir ilişkiye sınır koymaktan veya haksızlığa itiraz etmekten. Bazen de bir süre hiçbir şey yapamamak, yaşadıklarımızı hemen bir hikâyeye dönüştürmemek gerekir. Kintsugi bize bütün bunların tek bir biçimi olması gerektiğini söylemez. Onu bir düşünme metaforu olarak kullandığımızda, onarımın her zaman geçmişe dönmek anlamına gelmediğini ve bir insanın değerinin hiç kırılmamış olmakla ölçülemeyeceğini hatırlayabiliriz. Üstelik her çatlağı görünür kılmak zorunda da değiliz. Bir insanın tanısını açıklamak, yaşadığı deneyimleri başkalarıyla paylaşmak veya bunlardan kamusal bir anlam çıkarmak isteğe bağlıdır. Mahremiyetini korumak da kendi hikâyesi üzerindeki söz hakkının bir parçasıdır. – Bilim olanaklar yaratır, insanlık onlara anlam katar, dayanışma ise bu anlamlı olanakların herkese ulaşmasını sağlar. Bu yüzden, –HIV dâhil hiçbir– olgu sadece mağdurları; hepimizi ilgilendirir. www.kirmizikurdele.org olarak on yıldır, kanıt temelli aktivizmi ve herkes için doğru ve güvenilir #hivbilgisi’ni merkeze alıyoruz. HIV ile ilgili yanlış bilgilerin, korkuların ve damgalayıcı söylemlerin karşısında bilimsel kanıtları savunuyoruz. Bilim, etkili HIV tedavisinin önemini ve belirlenemeyen viral yükün cinsel yolla bulaşmayı önlediğini açıkça ortaya koyuyor: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B). Burada, doğru kelimeleri seçmek de önemlidir. B=B, belirlenemeyen viral yüke ulaşmış ve bunu tedaviyle sürdüren kişinin HIV'i kondom kullanmasa bile cinsel yolla partnerine bulaştırmadığını ifade eder. Mesaj, virüsün kendisi hakkında değil, kişinin viral yükü ve bulaştırıcılığı hakkındaki bilimsel bir gerçeği anlatır. Bu nedenle “bulaştırmayan” ifadesi, mesajın öznesini ve anlamını doğru biçimde korur. Bilimin sağladığı bu kanıtlı bilgi, HIV ile yaşayan insanların yaşamlarını korku ve yanlış inanışlar tarafından belirlenmek zorunda kalmadan sürdürebilmelerine katkıda bulunur. Bununla birlikte, tıbbi olanaklarla kişisel anlam arayışı birbirine karıştırılmamalıdır. Tedaviye erişmek, viral yükü kontrol altında tutmak ve sağlık hizmetlerinden yararlanmak somut, kanıta dayalı gerekliliklerdir. Travma sonrası büyüme ise herkes için öngörülebilen veya ölçülmesi gereken bir sonuç değildir. Yani; Kintsugi HIV'in bir metaforu veya tıbbi bir açıklaması değildir. HIV ile yaşamanın ne anlama gelebileceğini, kişinin kendisiyle ilişkisini nasıl yeniden kurabileceğini ve toplumsal damgalanmanın karşısında insan onurunu nasıl savunabileceğimizi düşünmemize yardımcı olabilecek bir felsefi benzetmedir. Kırılmış bir seramiğin onarılması, onun hiç kırılmamış olduğu anlamına gelmez. Fakat kırılmış olması da onun artık hiçbir değer taşımadığı anlamına gelmez. İnsan için de benzer bir düşünce geliştirilebilir: Yaşadıklarımız bizi değiştirebilir ama değerimizi belirlemek zorunda değildir. Geçmişimiz hikâyemizin bir parçasıdır; geleceğimizin bütün sınırlarını çizmek zorunda değildir. Belki de Kintsugi ile HIV arasındaki en anlamlı bağ buradan neş’et eder: Mesele, kırılmayı güzelleştirmek değil; kırılmanın insanın hakiki değerini belirlemesine izin vermemek ve onarımın mümkün olduğu koşulları birlikte yaratmaktır. Kendi hikâyenizin hem yazarı hem anlatıcısı olmayı denemekten asla vazgeçmeyin. Ama hikâyenizi mutlaka bir başarı öyküsüne dönüştürmek zorunda da hissetmeyin. Çünkü özgürlük sadece ne yapmak istediğimize ya da istemediğimize karar verebilmek değil, yaşadıklarımızı nasıl anlamlandıracağımıza kendimizin karar verebilmesidir. Özünüze, bedeninize ve hikâyenize iyi bakın. Arda Karapınar - Panosian Instagram: @minasardapanosian X/Twitter: @MAPanosian Kaynaklar ve İleri Okuma Tedeschi, R. G., & Calhoun, L. G. (1996). “The Posttraumatic Growth Inventory: Measuring the Positive Legacy of Trauma.” Journal of Traumatic Stress, 9, 455–471. Travma sonrası büyümenin kavramsal çerçevesi ve ölçümü. Goffman, E. (1963). Stigma: Notes on the Management of Spoiled Identity. Toplumsal damgalanma ve kimlik üzerine temel çalışma. Ricoeur, P. (1991). “Narrative Identity.” Philosophy Today, 35(1), 73–81. Anlatı ve kimlik ilişkisi üzerine felsefi inceleme. Prevention Access Campaign. Undetectable = Untransmittable (U=U). B=B mesajının bilimsel dayanakları ve iletişimi. World Health Organization (WHO). HIV hakkındaki güncel bilgi ve tedavi rehberleri. American Psychological Association (APA). Travma, psikolojik dayanıklılık ve travma sonrası büyüme hakkındaki kaynaklar. Not: Kintsugi’nin tarihsel ve kültürel bağlamı ile travma sonrası büyümenin HIV ile yaşayan kişilerdeki deneyimlenme biçimleri ayrı araştırma alanlarıdır. Bu #hivbilgisi yazısı, Kintsugi ile HIV arasında tarihsel veya klinik bir özdeşlik iddiasında bulunmaz; iki alan arasında felsefik bir ilişki kurar. Buna ilave olarak; Travma sonrası büyüme, HIV ile yaşayan herkesin deneyimlediği, beklenmesi gereken veya tedavi başarısıyla ilişkilendirilebilecek bir sonuç katiyen değildir. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org
- Fast-Track Cities - Hızlı Erişim Şehirler 2026 Konferansı: Kırmızı Kurdele İstanbul, Türkiye'de Kent Temelli HIV Yanıtının ve Küresel Savunuculuğun İzini Süren Tek STK Olmaya Devam Ediyor
Kırmızı Kurdele İstanbul, 11-13 Ekim 2026 tarihlerinde Berlin'de gerçekleştirilen küresel Fast-Track Cities 2026 Konferansı'nda sunduğu araştırması ve ajandadaki önemli simpozyumlardan birinde moderatörlüğüyle iz bıraktı. Türkiye'deki kentlerin girişime hazır bulunuşluğunu inceleyen bilimsel çalışmamız uluslararası kamuoyuyla buluşurken, kent temelli HIV yanıtında küresel tecrübeler masaya yatırıldı. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul #hivbilgisi blogu ekibi Yayım tarihi: Ekim 16, 2026 -- Fast-Track Cities - Hızlı Erişim Şehirler 2026 Konferansı: Kırmızı Kurdele İstanbul, Türkiye'de Kent Temelli HIV Yanıtının ve Küresel Savunuculuğun İzini Süren Tek STK Olmaya Devam Ediyor. (Not: Gönüllümüzün bu konferansa katılımı tamamen FTC Girişimi’nin daveti ile sağlanmış ve KKİ bu katılım için hiçbir harcama yapmamış ya da FTC Girişimi’nden herhangi bir maddi destek almamıştır.) Fast Track Cities Conference 2026 Berlin kirmizikurdele.org takipçilerinin ve danışanlarımızın yakından bildiği gibi, Fast-Track Cities (Hızlı Erişim Şehirler) girişimiyle Türkiye'de uzun süredir istikrarlı ve kesintisiz biçimde ilgilenen, bu alandaki küresel gelişmeleri Türkiye kamuoyu ve paydaşlarıyla buluşturan öncü sivil toplum kuruluşuyuz. 11-13 Ekim 2026 tarihlerinde Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen küresel Fast-Track Cities 2026 Konferansı, Kırmızı Kurdele İstanbul için yalnızca uluslararası bir katılım değil; yıllardır ilmek ilmek ördüğümüz kent temelli savunuculuk ve kamu sağlığı vizyonumuzun yeni ve güçlü bir aşaması oldu. kirmizikurdele.org kurucu ve gönüllü yönetim kurulu başkanı Arda Karapınar - Panosian, konferansa davetli olarak katılarak hem Türkiye'deki durumu bilimsel bir çerçevede ele alan özgün bir çalışma sundu hem de uluslararası uzmanların yer aldığı kritik bir oturumun moderatörlüğünü üstlendi. -- Geçmişten Bugüne: Türkiye'de Fast-Track Cities ve Kırmızı Kurdele İstanbul'un Sürekliliği Kırmızı Kurdele İstanbul'un Fast-Track Cities girişimiyle olan bağı dün başlamadı. Yıllar önce İstanbul'da düzenlediğimiz Fast-Track Cities İstanbul Paydaş ve Bilgilendirme Toplantısı ile Türkiye'de yerel yönetimlerin, sağlık otoritelerinin ve sivil toplumun kent merkezli HIV yanıtındaki hayati rolünü ilk kez bu kapsamda tartışmaya açmış; ardından katıldığımız uluslararası toplantıların ardından hazırladığımız Fast-Track Cities Küresel Değerlendirme Raporları ve yayınladığımız bilgilendirici içeriklerle bu konudaki küresel birikimi Türkiye'ye taşımıştık. Bu bağlamda Berlin 2026 katılımımız, bu tarihsel sürekliliğin, kurumsal hafızanın ve hak temelli savunuculuk anlayışımızın doğal ve kararlı bir devamıdır. -- Kent Temelli HIV Yanıtında Uluslararası Deneyimler ve Uygulama Perspektifleri: Panel Moderatörlüğü Fast-Track Cities 2026 Berlin Konferansı resmi programı kapsamında Arda Karapınar Panosian, kent ölçeğinde kanıta dayalı HIV yanıtlarının ve topluluk liderliğindeki saha uygulamalarının ele alındığı uluslararası oturumun moderatörlüğünü yürüttü. Oturum, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen kamu sağlığı uzmanlarını, yerel yönetim temsilcilerini ve sivil toplum liderlerini ortak bir tartışma zemininde buluşturdu. Fast-Track Cities - Hızlı Erişim Şehirler 2026 Konferansı' nda Bilimsel Çalışma Sunduk ve Simpozyum Modere Ettik Oturumun temel odak noktası; metropollerde HIV önleme, erken tanı ve kesintisiz tedavi hizmetlerine erişimde yaşanan yapısal engellerin nasıl aşılabileceği, topluluk odaklı hizmet modellerinin kent politikalarına nasıl entegre edilebileceği ve Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) ilkesinin yerel düzeyde nasıl kurumsallaştırılabileceği soruları etrafında şekillendi. Oturumda söz alan uluslararası *konuşmacılar/panelistler, yenilikçi saha uygulamalarını ve sürdürülebilir modelleri paylaştılar: (*Sören Landmann-Korstenthe City of Mannheim, Lucy Wawira Nyagah - Health Access Bridge, Jirair Ratevosian - the Duke Global Health Institute) . Yerel Yönetimler ve Hak Temelli Hizmet Sunumu: Konuşmacılar, kent ölçeğinde damgalanma ve ayrımcılıkla mücadelenin, belediyeler bünyesinde sunulan ücretsiz, anonim test ve danışmanlık hizmetleriyle nasıl güçlendirildiğini somut verilerle aktardı. Topluluk Liderliğinde Yanıt ve Sürdürülebilirlik: Sivil toplum kuruluşlarının ve akran danışmanlarının karar alma mekanizmalarına dâhil edilmesinin, test oranlarını artırmadaki ve tedaviye devamlılığı sağlamadaki hayati rolü vurgulandı. Arda Karapınar Panosian, moderasyon rolüyle oturumu yalnızca sunumların yapıldığı bir zaman dilimi olmaktan çıkarıp; farklı sosyal ve idari dinamiklere sahip kentlerin birbirinin tecrübesinden faydalandığı dinamik bir kolaylaştırıcılık zeminine dönüştürdü. -- Sunduğumuz Bilimsel Çalışma. Türkiye'nin Girişime Hazır Bulunuşluğu: “Assessing the Readiness and Demand for the Fast Track Cities Initiative in Türkiye” Konferansın bilimsel programında Kırmızı Kurdele İstanbul adına Arda Karapınar Panosian tarafından sunulan “Assessing the Readiness and Demand for the Fast Track Cities Initiative in Türkiye” (Türkiye'de Fast-Track Cities Girişimine Yönelik Hazır Bulunuşluk ve Talebin Değerlendirilmesi) başlıklı çalışma, Türkiye'deki mevcut durumu ilk kez uluslararası bir platformda bütüncül bir yaklaşımla ele aldı. Çalışmanın Amacı ve Yöntemi Çalışma, Türkiye'deki büyükşehirlerin Fast-Track Cities girişimine dâhil olabilmesi için gereken kurumsal, politik ve toplumsal altyapıyı analiz etmeyi hedeflemiştir. Nitel değerlendirmeler, sivil toplum ve kilit popülasyon temsilcileriyle gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler, mevcut mevzuat analizleri ve paydaş haritalaması yöntemleriyle yürütülen araştırma; Türkiye'de kent ölçekli HIV yanıtının mevcut potansiyelini ve karşı karşıya olduğu engelleri detaylıca incelemiştir. Öne Çıkan Bulgular ve Değerlendirmeler Güçlü Topluluk Talebi: Araştırma, sivil toplum kuruluşları, akran ağları ve kilit popülasyonlar nezdinde kent odaklı bir HIV yanıtına yönelik son derece yüksek bir farkındalık ve güçlü bir talep olduğunu ortaya koymaktadır. Yerel Yönetim Kapasitesi ve Kurumsal İhtiyaçlar: Türkiye'deki metropollerin genel sağlık ve sosyal hizmet altyapısı güçlü olmakla birlikte, yerel yönetimler düzeyinde HIV'e özel stratejik planlamaların ve resmi kurumsal sahiplenmenin henüz başlangıç aşamasında olduğu tespit edilmiştir. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan ve Bilgi Okuryazarlığı: Çalışma, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) mesajının yerel yönetimler eliyle yaygınlaştırılmasının damgalanmayı azaltmadaki kilit rolüne dikkat çekerken; teknik destek, politik kararlılık ve belediyeler ile sivil toplum arasındaki diyalog köprülerinin güçlendirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin HIV yanıtının küresel standartlarla uyumlaştırılması ve uluslararası birikimin yerel politikalara dönüştürülmesi açısından stratejik bir yol haritası niteliği taşımaktadır. -- Gelecek Perspektifi: Türkiye'de Kent Temelli HIV Savunuculuğunda Kararlılığımız Türkiye'de henüz Fast-Track Cities bildirgesini (Paris Bildirgesi) resmi olarak imzalamış bir şehir bulunmuyor; girişime resmi olarak dâhil olmaya doğrudan aday bir şehrin varlığını gösteren henüz doğrulanmış bir bilgiye de sahip değiliz. Ancak Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, bu durumun bir engel değil, katetmemiz gereken bir mesafe ve üstlenilmesi gereken bir sorumluluk olduğunun bilincindeyiz. Türkiye'de HIV yanıtının uluslararası gelişmelerden kopmaması, yerel yönetimlerin sağlık ve sosyal hizmet gündeminde HIV'in hak ettiği yeri alması ve Fast-Track Cities girişiminin ülke gündeminde canlı tutulması için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bilimsel veriye dayalı savunuculuğumuzu, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan ilkesinin her platformda eksiksiz kabul görmesi hedefini ve küresel deneyimleri Türkiye'ye taşıma misyonumuzu kesintisiz sürdüreceğiz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org
- HIV kürü (şifa/kesin tedavi) araştırmalarında güncel durum
Yayıma hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi Yayım tarihi: Eylül 10, 2026 "HIV'in kesin tedavisi ne zaman bulunacak acaba?" sorusu, hem bilimin hem de HIV ile yaşayanların uzun yıllardır, en sık sordukları sorulardan biri olsa gerek. 2026 yılı itibarıyla, virüs baskılayan ve bulaş engelleyen HIV ilaç tedavisi sayesinde HIV, yönetilebilir kronik bir sağlık durumu olarak tanımlanıyor. B=B (Belirlenemeyen = Bulaştırmayan) ilkesi PARTNER, Opposites Attract ve HPTN 052 çalışmalarıyla, düzenli tedavi ile viral yükü baskılanan kişilerin virüsü cinsel yolla kondomsuz temaslarda bile bulaştırmadığını bilimsel olarak kanıtladı. Bununla birlikte, ilaç kullanımını tamamen ortadan kaldıracak bir çözüm arayışı sürüyor. Herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı kirmizikurdele.org olarak, 2026 itibarıyla HIV kesin tedavisi çalışmalarındaki güncel durumu, kolay okunur bir özet yazısıyla paylaşıyoruz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. (Not: Bu #hivbilgisi yazısı bilgilendirme amaçlıdır, hekim tavsiyesi yerine geçmez. HIV şüphenizi gidermek için test yaptırmak ya da tedaviye başlamak ya da tedavi değişikliğiyle ilgili herhangi bir karar almak istiyorsanız, bu kararı enfeksiyon alanında uzman bir hekime danışmadan almamanız özellikle tavsiye edilir.) www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Özet 2026 itibarıyla HIV'i vücuttan tamamen ortadan kaldıran, herkes için uygulanabilir bir kesin tedavi/şifa/kür yok. ART çok etkilidir ve HIV ile yaşayan insanların uzun ve sağlıklı yaşam sürmesini sağlar. Belirlnemeyen = Bulaştırmayan bilimsel olarak güçlü biçimde desteklenmektedir: viral yük belirlenemeyen düzeyde sürdürüldüğünde HIV cinsel yolla bulaşmaz. HIV kürü araştırmalarının en büyük hedeflerinden biri latent rezervuardır. Ancak rezervuarın boyutunu ve özelliklerini ölçmek hâlâ önemli bir bilimsel problemdir. Berlin, Londra, Düsseldorf, New York ve daha yeni kök hücre nakli vakaları, uzun süreli ART'siz remisyonun mümkün olabileceğini göstermiştir; ancak kök hücre nakli HIV tedavisi olarak rutin uygulanabilir değildir. CRISPR, bNAb'ler, terapötik aşılar, shock and kill ve block and lock gibi yaklaşımlar umut verici araştırma alanlarıdır; ancak hiçbiri bugün genel kullanım için HIV kürü değildir. HIV tedavisinde ve önlemede büyük ilerlemeler yaşanmakta: hızlı tedavi başlangıcı, uzun etkili tedaviler, iki ayda bir yerine altı ayda bir uygulanan lenacapavir PrEP/TöP (Temas Öncesi Profilaksi) ve yeni ilaç seçenekleri HIV bilimi, tedavi ve bakımı alanlarını hızla değiştiriyor. Herkes için #hivbilgisi I www.kirmizikurdele.org -HIV Kesin Tedavisi Araştırmaları 2026: Umut Veren Gelişmeler ve Önümüzdeki Zorluklar "HIV'in tedavisi ne zaman bulunacak?" sorusu, virüsle yaşayan insanların ve bilim insanlarının zihninde onlarca yıldır yer ediyor. Antiretroviral terapi (ART) sayesinde HIV artık ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı ve kronik bir duruma dönüştü. Ancak ilaçların ömür boyu kullanılması gerekiyor. Peki bilim, bu noktada neden hâlâ kesin bir tedavi sunamıyor? Gelin, 2026 yılına geldiğimizde HIV kürü araştırmalarının nerede durduğuna, hangi umut verici gelişmelerin yaşandığına ve önümüzdeki engellere birlikte bakalım. -Mevcut İlaç Tedavisi Yeterli Değil Mi? Neden Hâlâ Bir Kür Arıyoruz? Antiretroviral ilaçlar, HIV'i kontrol altına almada olağanüstü başarılı. Düzenli ilaç kullanan bir kişide viral yük "belirlenemeyen" seviyeye iner ve bu durum, virüsün cinsel yolla - kondomsuz temaslarda bilr- bulaşmasını da engeller (B=B: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan). Peki sorun ne? Sorun şu: ART virüsü tamamen yok etmez. Vücudun derinliklerinde, bağışıklık sisteminin ve ilaçların ulaşamadığı gizli bölgelerde HIV, adeta bir kıyamet senaryosu bekleyen uyuyan ajanlar gibi saklanmaya devam eder. İlaç kesildiği anda bu uyuyan virüsler yeniden aktifleşir ve hızla çoğalmaya başlar. Bu nedenle ART ömür boyu sürmek zorundadır. Bir kür bulmak demek, bu son virüs sığınaklarını da yok etmek (sterilize edici kür) ya da virüsü ömür boyu ilaçsız kontrol altında tutacak bir bağışıklık sistemi oluşturmak (fonksiyonel kür) demek. İşte bilim insanlarının peşinde koştuğu büyük hedefler bunlar. -En Büyük Engel: HIV'in Gizli Rezervuarı HIV'in tedavisini bu kadar zorlaştıran şey, "latent rezervuar" dediğimiz gizli havuzlardır. Virüs, bağışıklık sisteminin hafıza hücrelerine (CD4+ T hücreleri) sessizce yerleşir. Bu hücrelerin içindeki virüs, çoğalmaz, aktif değildir, dolayısıyla ne bağışıklık sistemi onu fark eder ne de ART ona dokunabilir. Bu hücreler yıllarca, hatta onlarca yıl yaşayabilir. Tedavi durdurulduğunda ise bu uyuyan hücrelerin bir kısmı uyanır ve yeniden virüs üretmeye başlar. Bilim için en büyük muamma, işte bu sessiz virüsleri bulup yok edebilmek ya da onları sonsuza kadar uykuda tutabilmektir. -Geçmişten Gelen Umut Işıkları: Berlin, Londra, Düsseldorf ve Yeni Berlin Hastası Şimdiye kadar HIV'den tamamen kurtulan birkaç kişi oldu ve hepsinin tedavisi, bir kan kanseri nedeniyle aldıkları kök hücre nakli sayesinde gerçekleşti. Timothy Ray Brown (Berlin Hastası) ve ardından gelen Londra, Düsseldorf hastaları, HIV'e karşı doğal dirençli (CCR5 delta32 mutasyonu taşıyan) donörlerden kök hücre aldılar. Olan biteni kısaca özetlersek; nakilden sonra yeni bir bağışıklık sistemi kurulunca, HIV'in vücutta tutunabileceği bir alan kalmadı ve virüs tamamen yok oldu. Ancak 2026'nın en çarpıcı haberlerinden biri, bu paradigmayı değiştirecek nitelikte. Nature dergisinde yayımlanan bir olguda, "Yeni Berlin Hastası" olarak anılan bir kişi, CCR5 geni tamamen işlevsel olan bir donörden nakil almasına rağmen, altı yıldır ilaçsız bir şekilde HIV'den remisyonda. Bu durum, bilim insanlarına şunu gösteriyor: Sadece virüsün giriş kapısını kapatmak (CCR5 mutasyonu) değil, nakil sırasında oluşan "greft versus host" etkisi, donör bağışıklık hücrelerinin virüslü hücreleri temizlemesi gibi başka mekanizmalar da kürde rol oynayabilir. Bu gelişme, araştırmacılara yeni yollar açıyor. Ancak, tüm bu başarı hikayeleri, geniş kitleler için bir tedavi modeli olamaz. Kök hücre nakli aslen bir kanser tedavisidir; hastanın ölüm riski yüksektir, çok pahalıdır ve herkese uygulanamaz. Bu vakalar, bir kürün mümkün olduğunu kanıtlamış ancak yol haritasının farklı olması gerektiğini göstermiştir. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor? :. -2026'da Araştırmalar Hangi Yönde İlerliyor? Bugün gelinen noktada bilim insanları, kök hücre naklinin risklerini taşımayan, ancak onun başarısını taklit edebilecek stratejiler geliştiriyor. İşte öne çıkan başlıklar: 1. Gen Düzenleme: CRISPR ile CCR5'i Devre Dışı Bırakmak Berlin hastasının başarısının ardındaki en önemli faktör, CCR5 geninin eksikliğiydi. Günümüzde bilim insanları, CRISPR-Cas9 gibi gen makaslarıyla kişinin kendi kök hücrelerini alıp, bu CCR5 genini devre dışı bırakmayı hedefliyor. TriLink Biotech'in 2025'te Nature Communications'da yayımladığı bir çalışmada, araştırmacılar sadece CCR5'i kapatmakla kalmadı, aynı zamanda bu hücrelere HIV'i nötralize eden antikorlar üretme talimatı da verdi. Yani tek bir gen tedavisiyle hem virüsün giriş kapısını kapatıp hem de sürekli antikor üreten bir savunma ordusu yaratmayı hedefliyorlar. Bu, tek seferlik bir fonksiyonel kür için çok güçlü bir aday. 2. Geniş Nötralizan Antikorlar (bNAb'ler) ve RIO Denemesi bNAb'ler, HIV'in birçok farklı türünü etkisiz hale getirebilen güçlü antikorlardır. Oxford Üniversitesi liderliğindeki RIO çalışması, bu alanda çığır açıyor. 2026 CROI konferansında sunulan verilere göre, daha önce plasebo alan ve virüsleri hızla geri gelen kişilere, bu güçlü antikorlar (teropavimab ve zinlirvimab) verildi. Sonuçlar etkileyiciydi: Bu kişilerin yarısından fazlası (%54), antikor infüzyonundan aylar sonra ilaçlarını kestiklerinde, 20 haftadan uzun süre virüsü kontrol altında tutmayı başardı. Hatta iki kişi bir yıldır hâlâ ilaçsız. Bu, antikorların sadece virüsü geçici olarak baskılamadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemine "HIV'i nasıl kontrol edeceğini öğreten" bir aşı etkisi (vaccinal effect) yaratabileceğini gösteriyor. 3. "Shock and Kill" (Şokla Uyandır, Öldür) Stratejisi Bu eski ama hâlâ üzerinde çalışılan bir fikir: Uyuyan virüsleri bir ilaçla (latency reversing agent - LRA) uyandır, böylece virüs saklandığı yerden çıksın. Ardından bağışıklık sistemini ya da özel tasarlanmış hücreleri kullanarak bu virüs üreten hücreleri öldür.Ancak bu strateji beklenen başarıyı tam olarak veremedi. Virüsleri uyandırmak kolay, ama onları tamamen öldürmek çok zor. 2026'da yayımlanan yeni araştırmalar, bu yaklaşımı güçlendirmenin yollarını arıyor. Örneğin, CAR-T hücreleri (üzerlerine virüsü tanıyan bir radar takılmış bağışıklık hücreleri) ile LRA'ları birleştiren çalışmalar var. Aynı zamanda, bağışıklık hücrelerinin yorulmasını (exhaustion) engellemek için rapamisin gibi ilaçların kullanımı da araştırılıyor. Amaç, "öldür" kısmını daha etkili hale getirmek. 4. "Block and Lock" (Engelle ve Kilitle) Stratejisi "Shock and kill" zor olunca, bilim insanları alternatif bir yol olarak "block and lock"a yöneldi. Bu strateji, uyuyan virüsleri öldürmeye çalışmak yerine, onları sonsuza kadar uykuda tutmayı hedefliyor. Yani virüsün bulunduğu hücreler vücutta kalmaya devam edecek, ancak asla uyanamayacak ve virüs üretemeyecek hale getirilecek. Polonya'daki HIVFUNCURE projesi gibi çalışmalar, LEDGIN adı verilen moleküllerle virüsün genetik materyalini epigenetik olarak susturmayı amaçlıyor. Bu, virüsü derin bir kış uykusuna yatırmak gibi düşünülebilir. -Başarısızlıklar ve Tıkanan Yollar Bilimde her yol taşla kaplıdır. Son on yılda birçok terapötik aşı adayı, klinik denemelerde umut vaat etse de, ilaçsız remisyon sağlama konusunda yetersiz kaldı. "Shock and kill" yaklaşımı, laboratuvarda umut verse de insan deneylerinde rezervuarı anlamlı ölçüde küçültmeyi başaramadı. Kullanılan "şok" ilaçlarının ya çok toksik olduğu ya da virüsü yeterince uyandıramadığı görüldü. Ayrıca, bazı gen düzenleme çalışmalarında, hedef dışı etkiler (istenmeyen genlerin kesilmesi) ve düşük verimlilik gibi sorunlar, bu tedavilerin klinikte uygulanabilirliğini geciktiriyor. -Gerçekçi Bir Zaman Çizelgesi Mümkün mü? Peki tüm bu gelişmeler ışığında, "Ne zaman?" sorusuna nasıl yanıt vermeli? Uzmanlar, herkes için geçerli, güvenli, uygulaması kolay ve uygun maliyetli bir HIV kürünün önümüzdeki 5-10 yıl içinde hazır olmasının gerçekçi olmadığını düşünüyor. Ancak bu, umutsuzluğa kapılalım anlamına gelmiyor. Tam tersine, bilim hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyor. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org Kısa Vadede (5 yıl içinde): RIO denemesindeki gibi antikor bazlı tedavilerin kombinasyonlarıyla, belirli bir hasta grubunda (örneğin erken tanı almış ve bağışıklık sistemi görece sağlam kişilerde) uzun süreli ilaçsız remisyon sağlanması mümkün olabilir. Bu, "fonksiyonel kür"ün ilk müjdesi olacaktır. Orta Vadede (5-10 yıl): Gen düzenleme tekniklerinin (CRISPR) insan denemelerinde güvenliği ve etkinliği kanıtlanırsa, tek seferlik bir infüzyonla HIV'e karşı dirençli bir bağışıklık sistemi yaratmak mümkün hale gelebilir. TriLink'in çalışması, bu yolun haritasını çiziyor. Uzun Vadede (10+ yıl): Hem latent rezervuarı tamamen temizleyen (sterilize kür) hem de bunu herkese uygulanabilir bir yöntemle yapan bir tedavi için daha fazla zamana ihtiyaç var. Bu, HIV araştırmalarının "Ay'a yolculuk" projesi olarak görülmeye devam ediyor. -Sonuç: Neden Umutlu Olmalıyız? Evet, HIV kürü bulmak, virüsün akıllıca saklanma stratejileri ve inanılmaz genetik çeşitliliği nedeniyle bilimin karşılaştığı en zorlu görevlerden biri. Ancak 2026 yılı itibarıyla geldiğimiz nokta, 10 yıl öncesine göre çok daha parlak. Bir zamanlar sadece istisnai vakalarda görülen "kür", artık bilimsel olarak modellenebilir, üzerinde çalışılabilir bir hedef haline geldi. Kök hücre nakilleri, bize yolun haritasını gösterdi. CRISPR gibi teknolojiler, bu haritada ilerlememizi sağlayacak araçları sunuyor. Antikor tedavileri ise bağışıklık sistemini eğiterek belki de en doğal yoldan zafere ulaşabileceğimizi fısıldıyor. Yol uzun, engeller büyük. Ancak bilim insanları, her başarısız denemeden ders çıkararak, her yeni teknolojiyle biraz daha yaklaşıyor bu hedefe. HIV ile yaşayan insanlar için en büyük umut, bu amansız takibin sürmesi. Çünkü tarih gösteriyor ki, bilim pes etmediği sürece, imkansız sandığımız şeyler bir gün mutlaka mümkün oluyor. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- HIV pozitif fertlere on beş tavsiye
Herkes için önemli olan kendini sevmek, saygı duymak ve değer vermek gibi temel kavramlar HIV ile yaşayanlar için daha da önemlidir, çünkü bu unsurlar başta tedaviye uyum olmak üzere pek çok önemli konuyu doğrudan etkiler. Herkes için ve herkesin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org'den HIV HIV pozitif fertlere öz saygı ve öz değer inşâsı konusunda tavsiyeler. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Yayıma hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü E Yayım tarihi: Nisan 2018 Güncelleme tarihi: Eylül 5, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izne tabidir (info@kirmizikurdele.org). www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey Herkes için önemli olan kendini sevmek, kendine saygı duymak ve kendi değerini bilmek HIV ile yaşayanlar için daha da önemlidir. Çünkü bunlar yalnızca psikolojik olarak iyi hissetmekle ilgili değildir; tedaviye devam etmekten sağlık hizmetlerinden yararlanmaya, ilişkilerden cinselliğe, ruh sağlığından geleceğe bakışınıza kadar hayatın pek çok alanını doğrudan etkiler. Üstelik bugün HIV ile yaşamak, birkaç yıl önce olduğundan bile farklı. İlaçlar daha etkili, seçenekler daha fazla, bilgimiz daha da kanıtlı, daha da güçlü. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan artık yalnızca bir aktivizm sloganı değil, bilimsel olarak yerleşmiş bir gerçek. Tedavi de yalnızca virüsü baskılamaktan ibaret değil; uzun ve kaliteli bir hayatın önündeki pek çok engeli azaltmak, sağlığı bütünüyle ele almak ve kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrolünü güçlendirmek anlamına geliyor. Bu yüzden yine biraz pozitif düşünelim. Ama bu kez “her şey toz pembe” anlamında değil; gerçekle, bilgiyle ve biraz da kendimize haksızlık etmemeyi öğrenerek. 1. Sen her zamanki kadar değerli bir insansın. HIV bunu kesinlikle değiştirmiyor. Tanı aldığın gün yeni bir insana dönüşmedin. Daha değersiz, daha eksik, daha az sevilebilir ya da daha az “normal” olmadın. HIV hayatının bir parçası olabilir. Ama hayatının tamamı değildir. Senin karakterin, zekân, mizahın, yeteneklerin, hayallerin, sevdiğin insanlar, yaptığın işler ve başardıkların bir laboratuvar sonucundan çok daha büyük. 2. Her gün yeni ve zorlu şeylerin üstesinden gelmeyi başarıyorsun ve bunun için kendini takdir etmelisin. HIV ile yaşamak yalnızca bir ilacı düzenli kullanmak değildir. Doktora gitmek, sonuçları takip etmek, bazen can sıkıcı bürokrasiyle uğraşmak, sağlık sistemiyle mücadele etmek, yeni bir ilişkiye başlamak, gerektiğinde destek istemek, bazen yalnızca kötü bir günü atlatmak bile birer başarıdır. Her şeyi kusursuz yapmak zorunda değilsin. Hayat bazen aksar. Sen de aksayabilirsin. Önemli olan tekrar devam edebilmek. 3. Geçmişin ve geçmişte yaptıkların senin patronun, yöneticin, karar vericin, yargıcın değil. www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey HIV tanısının ardından insanların kendilerine yıllarca aynı soruyu sorduğunu biliyoruz: “Nasıl oldu?” Bazen bu soru meraktan, bazen korkudan, bazen de kendini suçlamaktan gelir. Ama HIV bir ahlak mahkemesi değildir. Geçmişte yaptıkların, yaşadıkların, yaptığın hatalar veya yapmadığın şeyler bugünkü değerini belirlemez. Geçmişi değiştiremezsin. Ama geçmişin bundan sonraki hayatını yönetmesine izin verip vermeyeceğine karar verebilirsin. 4. Sen de herkes gibi iyi bir ilişkiyi hak ediyorsun. Sevilmek için HIV negatif olman gerekmiyor. Bir ilişkinin sağlıklı olması için gereken şeyler HIV durumundan çok daha fazlasıdır: güven, saygı, iletişim, sınırlar, dürüstlük ve karşılıklılık. Tedavini düzenli sürdürmek ve sağlık kontrollerini aksatmamak yapabileceklerinin önemli bir parçası. Ama bunun yanında kendine iyi davranmayı, karşındaki insanın da sana iyi davranmasını istemeyi ve sevgi için kendinden vazgeçmemeyi unutma. 5. Senin de sağlıklı ve kaliteli bir cinsel hayatın olmasının önünde HIV nedeniyle bir engel yok. HIV ile yaşamak cinselliğin sona ermesi demek değildir. Bugün Belirlenemeyen = Bulaştırmayan sayesinde viral yükünü baskılamak ve cinsel yolla HIV bulaşını tamamen önlemek mümkün: www.kirmizikurele.org/b-b Bu yüzden tanıdan sonra cinselliği hayatından çıkarmak zorunda değilsin. İstersen daha bilinçli, daha açık iletişim kurduğun ve kendi sınırlarını daha iyi bildiğin bir cinsel hayat bile kurabilirsin. 6. Sen, seni yargılayan insanların söylediği kişi değilsin. Birileri HIV hakkında cahilce, acımasızca ya da küçümseyici bir şey söylediğinde, onların cümlesi senin gerçeğin haline gelmez. Damgalama çoğu zaman bilgi eksikliğinden beslenir. Bazen de insanların kendi korkularından. Başkasının cehaletini kendi kimliğin haline getirmek zorunda değilsin. 7. Bugün dünden daha bilgili olabilirsin. Yarın bugünden de bilgili olacaksın. HIV hakkında bilgin arttıkça korkuların azalacak. Ama bunun için sosyal medyada karşılaştığın ilk bilgiye inanmak yerine kirmizikurdele.org gibi en güvenilir kaynakları takip etmeyi alışkanlık haline önemli. Doktorun, güvenilir sağlık kurumları ve doğru HIV bilgi kaynakları senin için yalnızca bilgi deposu değil, sağlık kararlarının parçası olabilir. Bilgi arttıkça kontrol duygusu da artar. 8. Sağlığına bütün olarak bakmayı öğren. HIV tedavisi çok önemli ama sağlık yalnızca viral yükten ibaret değil. Ruh sağlığın, tansiyonun, kan şekerin, böbreklerin, karaciğerin, uykun, beslenmen, hareketliliğin, cinsel sağlığın ve yaş aldıkça ortaya çıkabilecek diğer sağlık ihtiyaçların da önemli. HIV artık tek başına bütün sağlık gündeminin adı değil. Sen yalnızca HIV'den ibaret bir hasta da değilsin. Sen, bütün hayatıyla bir insansın. Güncel HIV bakım yaklaşımı da giderek tam olarak bunu esas alıyor. 9. Sen de herkes kadar sağlıklı, uzun ve kaliteli bir ömür sürdürebilirsin. HIV tanısı geleceğin için verilmiş bir son karar değil. Etkili tedavi ile virüs baskılanabilir ve HIV ile yaşayan insanlar uzun ve sağlıklı hayatlar sürebilir. Üstelik tedavi seçenekleri de gelişmeye devam ediyor. Bugün günlük tablet tedavisinin yanında, uygun kişiler için daha seyrek uygulanan uzun etkili tedavi seçenekleri de bulunuyor. Yani “bundan sonra hep böyle yaşamak zorundayım” diye düşünmek zorunda değilsin. Tedavi seçeneklerini doktorunla konuşabilir, sana en uygun olanı birlikte değerlendirebilirsin. 10. Tedavin senin hayatını yönetmesin; tedavinin hayatına uyum sağlaması için seçeneklerini öğren. Her insanın tedavi deneyimi aynı değil. Kiminin günlük tablet düzeni çok kolaydır, kiminin değildir. Kimi için hatırlatıcılar işe yarar, kimi için daha farklı bir sistem gerekir. Bazı insanlar farklı tedavi seçeneklerini değerlendirmek isteyebilir. Tedaviye uyum önemlidir. Ama uyum yalnızca “iyi hasta olmak” demek değildir. Zorlanıyorsan bunu doktoruna söyle. Bir dozu kaçırdıysan saklama. Yan etki varsa anlat. Tedaviyi değiştirmek hakkında merakın varsa sor. Çünkü sağlık profesyoneline karşı iyi görünmek değil, gerçekten sağlıklı kalmak önemlidir. WHO'nun güncel yaklaşımı da kişiye göre farklılaşan, insan merkezli bakım ve tedaviye uyumu destekleyen modelleri özellikle vurguluyor. 11. Ruh sağlığını HIV'den ayrı bir konu gibi görme. Bazen sorun virüs değildir. Bazen sorun tanının sende bıraktığı korku, yalnızlık, öfke, utanç veya geçmiş deneyimlerdir. Bazen yıllardır HIV ile yaşıyor olsan bile bir ayrımcılık deneyimi bütün eski duyguları yeniden ortaya çıkarabilir. Kötü hissettiğinde “artık bunu aşmış olmam gerekiyordu” diye kendine kızma. Destek istemek zayıflık değildir. DSÖ'nün güncel HIV bakım yaklaşımında depresyon, anksiyete ve diğer ruh sağlığı ihtiyaçlarının HIV hizmetlerinin bir parçası olarak ele alınması özellikle vurgulanıyor. 12. HIV durumunu kiminle, ne zaman ve ne kadar paylaşacağına sen karar ver. HIV durumunu partnerinle konuşmak, güvendiğin bir arkadaşına anlatmak veya henüz hiç kimseye söylememek arasında karar verirken güvenliğini, mahremiyetini ve içinde bulunduğun koşulları düşün. “Herkese söylemeliyim” de doğru bir yaklaşım değildir, “kimseye asla söylememeliyim” de. Önemli olan bunun senin kararın ce doğru zamanda, doğru kişiye doğru biçimde olması. HIV durumunu belli başlı kişilerle paylaşmanın zorunluluk olmadığını düşünüyor olabilirsin ama bunun bir sorumluluk olduğunu asla unutma. 13. Tedavinle ilgili detayları öğren ve sağlık hizmetinin pasif alıcısı olma. Doktorunun söylediklerinde herhangi bir şeyi anlamadıysan tekrar tekrar sor. Bir işlemin, testin vb. neden gerektiğini bilmiyorsan sor. Tedavi seçeneklerinin neler olduğunu sor. Sonuçlarının ne anlama geldiğini sor. Mahremiyetin, sağlık hizmetine erişimin ve saygı görme hakkın konusunda bilgi sahibi ol. Bazen insanın sağlığını korumasının ilk adımı, “Bunu neden yapıyoruz?” diye sormaktır. 14. Kendini yalnızlaştırma. HIV ile yaşarken bazen insan kendisini diğer herkesten ayrı bir yerde sanabilir. Oysa yalnız değilsin. Dünyanın her yerinde milyonlarca insan HIV ile yaşıyor, çalışıyor, âşık oluyor, aile kuruyor, seyahat ediyor, yaşlanıyor, yaşlanırken başka sağlık sorunlarıyla uğraşıyor ve hayatına devam ediyor. Bazen ihtiyacın olan şey yeni bir bilgi değil, “Ben de böyle hissediyorum” diyebilen başka bir insan bulmaktır. Güvenilir bir destek ağı kurmak tedavinin kendisi kadar önemli olmasa bile hayatın kendisi kadar önemlidir. 15. HIV hâlâ hayatının bir parçası olabilir. Ama hayatının sahibi değildir. Hiçbir virüs yaşama sebebini, amaçlarını, hayallerini ve kim olduğunu belirleyemez. Bunu HIV hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlar da belirleyemez. Bunu seni küçümseyen insanlar da yapamaz. Bunu geçmişte yaptıkların da yapamaz. HIV'in hayatındaki yerini sen belirleyebilirsin. Ve belki de bütün bu tavsiyelerin en önemlisi budur: Sen hâlâ sensin. HIV'den önce de vardın. HIV ile birlikte de varsın. HIV'den bağımsız olarak da sevilmeyi, saygı görmeyi, iyi yaşamayı, sağlıklı olmayı, mutlu olmayı ve geleceğe dair planlar yapmayı hak ediyorsun. Ve evet, hayat devam ediyor. Hatta bazen, bütün mesele hayatın devam ettiğini gerçekten fark edebilmek. Çok da zor değil, değil mi? Her gün daha da pozitif ol, öyle kal ve hayatına devam et. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb "Türkiye’ye AIDS’i getiren adam" Selim Badur.
- #HIVİstanbul2026'da konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak yer almak veya STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü vb. olarak bir oturum planlamak isteyenler için süreç başlıyor
Sivil toplumun (herhangi bir medikal alanda) öncülük ettiği tek konferans olma özelliğini gururla sürdüren #HIVİstanbul2026'da konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak yer almak veya STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü olarak bir oturum önermek isteyenler için süreç başlıyor. #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism Yayım tarihi; Eylül 4, 2026 Yayıma hazırlayan: #HIVIstanbul2026 Gönüllüleri Yeni dalga HIV aktivizmi İstanbul Boğazından yükseliyor. #HIVİstanbul2026'yı Birlikte Düzenleme İçin İlk Adım Sivil toplumun HIV AIDS alanında öncülük ettiği tek konferans olma özelliğini sürdüren #HIVİstanbul, iki yıllık aranın ardından #YenidenVeYeniHIVAktivizmi vizyonuyla yeniden sahnede. #HIVİstanbul2026, geçmiş üç edisyonun biriktirdiği tecrübeyi kapsayarak aşmayı hedefleyen, HIV aktivizminin dilini, duruşunu ve rotasını sivil toplum, akademi, tıbbiye ve genç inisiyatiflerle birlikte yeniden kuran bir buluşma olarak kurgulanıyor. Konferansın arkasındaki düşünceleri, manifestoyu ve çağrının tamamını aşağıdaki adresten okuyabilirsiniz: www.kirmizikurdele.org/post/hivistanbul-sivil-toplum-hiv-aids-konferansi-hivistanbul2026-manifesto Manifestomuzda da duyurduğumuz üzere, #HIVİstanbul2026'da konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak yer almak veya STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü olarak bir oturum önermek isteyenler için süreç başlıyor. Bu aşamada sizi ayrıntılı bir başvuru formu ile uğraştırmak yerine, aşağıdaki soruları yanıtlayarak niyetinizi bize iletmenizi rica ediyoruz. Gönderdiğiniz bilgiler doğrultusunda sizinle iletişime geçip süreci birlikte şekillendireceğiz. Yanıtlarınızı aşağıdaki sorularla birlikte hivistanbul@kirmizikurdele.org adresine iletebilirsiniz: Ad-soyad ya da tercih ettiğiniz takma ad Varsa ilişkili olduğunuz STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü ve göreviniz HIV AIDS alanındaki tecrübeniz Konferansta nasıl yer almak istiyorsunuz? (Konuşmacı / Moderatör / Oturum Koordinatörü) Bu rolü neden talep ediyorsunuz? Konferansa katabileceğinizi düşündüğünüz özgün değer nedir? Önermek istediğiniz oturum başlığı (varsa) Sunumunuzu/planladığınız oturumu hangi dilde yapmayı/düzenlemeyi planlıyorsunuz? (Türkçe/İngilizce/Arapça/Rusça) Son başvuru tarihi: 24 Eylül 2026 Başvuruların cevaplanacağı tarih: 4 Ekim 2026 (Bu vesileyle bir noktayı da başvurunuzdan önce bilginize sunmak isteriz: Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, sivil toplumun tamamında geçerli olması gerektiğine ama üzülerek nadiren uygulandığına tanık olduğumuz bir ilkeyi #HIVİstanbul2026 için de gözetiyoruz — konferansa emek verecek moderatör, konuşmacı ve panelistlere, bulabildiğimiz maddi destek ölçüsünde, sembolik de olsa bir onur ücreti (honorarium) planlıyoruz. Bunun norm olması gerekirken istisna kalmasını doğru bulmadığımız için, başvurunuzu değerlendirirken bunu da göz önünde bulundurmanızı rica ederiz.) #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- #HIVİstanbul, the Community HIV Conference is back and a brand new wave of HIV AIDS activism is rising from Istanbul's Bosphorus.
#HIVIstanbul2026 Manifesto A Call for Defiance and Reconstruction Don't miss the manifesto of #HIVİstanbul2026, penned by Arda Karapınar - Panosian, launched under the motto #TheNewWaveOfHIVActivism and the vision #AIDSActivismReignites! (Organized by Red Ribbon Istanbul/Kırmızı Kurdele İstanbul, #HIVIstanbul2026 is not a conference to merely attend, but an agora we will build together. Whether you represent an NGO, an independent activist network, academia, or a youth initiative—if you want to moderate a session, deliver a speech, or curate your own session, your voice belongs at this table. The "Call for Proposals and Agenda Co-creation" for the fourth edition is now open. Take the initiative, let us build the agenda together! For the Call for Proposals and Agenda Co-creation, click the link: hwww.facebook.com/share/p/1EioZ1UoYn/) #TheNewWaveOfHIVActivism #AIDSActivismReignites #HIVIstanbul2026 Publication date: June 21, 2026 Update: September 4 Note to our followers: This manifesto is open for sharing by everyone, provided that the source is cited and a link is given. We kindly ask that you cite www.kirmizikurdele.org as the source in your shares and mention/tag @redribbontr. #HIVIstanbul2026 Manifesto A Call for Defiance and Reconstruction A new wave of HIV AIDS activism is rising from the Bosphorus/Istanbul #TheNewWaveOfHIVActivism #AIDSActivismReignites #HIVİstanbul2026 Proudly maintaining its distinction as Türkiye’s first and only community-led conference in a medical domain (and, most likely, in the wider region as well), #HIVIstanbul has, over the years, transcended the conventional boundaries of a conference. It has evolved into the ultimate agora for rights advocacy and the forging of discourse in the HIV/AIDS arena. Speaking directly from that very ground, #HIVIstanbul2026 extends a proposition to all who consider themselves natural stakeholders in the HIV/AIDS response: Let us collectively define the language, the stance, and the trajectory of #AIDSActivismReignites. Let this new wave of activism rise from Istanbul, from the Bosphorus! A new wave of HIV AIDS activism is rising from the Bosphorus/Istanbul In 2021, under the motto and vision of #HIVWillLose (defiance), #HIVIstanbul set out despite attempts at deterrence—warnings that "while physicians hold massive congresses in this field, a small civil society organization and community could never orchestrate such an endeavor." It proved its mettle in its very first edition. In 2022, declaring #CommunityHasTheAnswer (taking initiative), it stepped up in a climate where even civil society hesitated to assume responsibility, making it unmistakably clear to all stakeholders exactly whose duty it was to lead. By 2023, asking #AreWeReallyEqual (disrupting the comfort zone), it cut straight to the heart of the matter and unsettled many complacent minds. The discourse built across these three editions was so profound that it drew in highly esteemed scientists—such as Alison Rodger and Pietro Vernazza, who had previously declined to attend any scientific event in Türkiye—alongside deeply influential activists from our country, our region, and across the globe. This collective voice transcended borders, inspiring even international campaigns. You can watch the short video from the 2002 edition here, with subtitle options available. In 2026—after a two-year hiatus dictated by financial constraints—we are starting anew. Fusing the unique culture and institutional memory of #HIVIstanbul with the profound experience of our first three editions, we are turning a bold, original, and courageous page. Declaring #AIDSActivismReignites, we are taking up the mantle for #HIVIstanbul2026. You know all too well from your own experiences that we are navigating an era of intersecting crises and deepening uncertainty. This is precisely why, in these difficult times, there is a desperate need for visionary voices unafraid to speak for those who cannot, to act for those paralyzed, and to proclaim the truth—even at the risk of alienation. Because we must accept a simple reality: we cannot dry today's laundry with yesterday's sun; we cannot solve today’s problems with yesterday’s tools. This is exactly why we must radically dismantle the current methodology of the global HIV movement—a movement that has been stripped of its identity, devoid of its soul, and cowed into submission; one that has sacrificed activism to bureaucratic administration, and truth-telling to institutional PR. We must overthrow the methods that continue to produce chronic failures. Our call is definitive: We are speaking to all visionary actors who accurately read the global trajectory and seek solutions through concrete, localized action. To civil society organizations, activists, the academy, the medical community, and youth-led initiatives: Let us construct the new character of HIV/AIDS activism together. Let us draw its language and set its course, shoulder to shoulder, at #HIVIstanbul2026. (Organized by Red Ribbon Istanbul/Kırmızı Kurdele İstanbul, #HIVIstanbul2026 is not a conference to merely attend, but an agora we will build together. Whether you represent an NGO, an independent activist network, academia, or a youth initiative—if you want to moderate a session, deliver a speech, or curate your own session, your voice belongs at this table. The "Call for Proposals and Agenda Co-creation" for the fourth edition is now open. Take the initiative, let us build the agenda together! For the Call for Proposals and Agenda Co-creation, click the link: hwww.facebook.com/share/p/1EioZ1UoYn/) On behalf of the Community HIV Conference #HIVIstanbul Team Arda Karapınar – Panosian (No Title) #TheNewWaveOfHIVActivism #AIDSActivismReignites #HIVIstanbul2026 HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- 25 Yıldır Her Kesin Tedavi Haberi Geldiğinde Aynı Şeyi mi Hissediyorum?
#hivbilgisi sayfalarımız için bu kez biraz farklı bir şey denemek istedik. HIV alanında "kesin tedavi" haberleri basına yansıdığında, uzun süredir HIV ile yaşayan kişilerde bunun nasıl bir karşılık bulduğunu merak ettik ve HIV ile yaklaşık 20-25 yıldır yaşayan dört arkadaşımızla oturup konuştuk. Aşağıdaki metin, bu görüşmelerde ortaya çıkanların www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı katılımcısı Tuna A. tarafından tek bir ses etrafında derlenmiş, kompozit bir anlatısıdır; belirli bir kişiyi birebir temsil etmez, ama konuştuğumuz herkesin paylaştığı ortak duygulanımı yansıtmaya çalışır. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Tuna A. (www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı) Yayım tarihi: Ağustos 24, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izine tabidir. (info@kirmizikurdele.org) HIV AIDS kesin tedavi haberleri hakkında www.kirmizikurdele.org 2001 yılında HIV pozitif tanısı aldım. Tam yirmi beş yıl oluyor yani. İlk yıllarda "kesin tedavi" kelimelerini bir yerde yan yan gördüğümde -bir gazete haberiide ya da bir arkadaşımın "bak bunu okudun mu" diyerek paylaştığı bir dergide vb.,- önce kalbim hızlanırdı, sonra göğsümde bir şey sıkışırdı. O zamanlar bu iki duygunun arasındaki farkı ayıramıyordum bile. Umut mu, yoksa panik mi, gerçekten bilmiyordum. Bir haberi en az iki üç kez okur, sonra kapatır ve bir daha açmazdım, çünkü açarsam daha da inanacağımı biliyordum. İnanmak, o yıllarda benim için lüks bir şeydi; çünkü her inanış, geri çekilirken beraberinde bir şey daha götürüyordu. Ortalarda bir yerde -sanırım on, on iki yıl kadar oluyor- bir şey değişti. Farkı ayırt etmeyi öğrendim: "vaka" ile "tedavi yöntemi" arasındaki, "remisyon" ile "iyileşme" arasındaki farkı. Bunu bana kimse oturup anlatmadı; yıllar içinde, aynı haberleri tekrar tekrar okuyarak kendim öğrendim. O döneme kadar her haber beni aynı hızda sarsıyordu. Sonra artık sarsılmadan önce bir saniye durup soruyordum: Bu, laboratuvar aşamasında mı? Kaç kişi üzerinde? Benim tedavime ne zaman, nasıl yansır — yansır mı gerçekten? Türkiye'ye gelmesi ne kadar sürer? Gelse bile hemen geri ödemeye alınır mı, yoksa kendi cebimden ödeyerek almak zorunda kalırım? Bunlar "kesin tedavi" ye ilişkin bilimsel gelişmelerden çok bağımsız sorular. Şimdi, yirmi beş yılın sonunda, dürüst olmam gerekirse: Hâlâ zaman zaman çok fazla heyecanlanıyorum. Bu histen tamamen kurtulmuş değilim, kurtulacağımı da sanmıyorum. Yıllar bu heyecanı yok etmiyor, sadece ona eşlik eden bir soğukkanlılık ekliyor. Belirlenmeyen = Bulaştırmayan (Bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN) İşte tam bu noktada, benim için Kırmızı Kurdele İstanbul gibi bir aktivist grubunun varlığı ve www.kirmizikurele.org fark yaratıyor. Çünkü ben heyecanlandığımda, ilk yaptığım şey artık haberi tekrar tekrar okumak değil, bu konuda tedavi okuryazarlığı yüksek, ayakları yere sağlam basan birilerinin ne dediğine bakmak oluyor. Onlar okuyor, süzüyor, gerçekçi bir çerçeveyle bize aktarıyor -abartmadan, ama umutsuzluğa da düşürmeden. Bu, benim tek başıma yapamadığım bir şey. Ben duygusal olarak haberin içindeyim; onlar dışarıdan, daha net görebiliyorlar. Özetlersem; tüm bu kesin tedavi haberlerinin bir "umut hikâyesi" olmasını ve hiç kimsenin de böyle algılamasını istemiyorum, çünkü değil. Bazı dönemler hiçbir haber çıkmıyor, sessizlik oluyor, ve o sessizlik de bir şey söylüyor aslında. Bazı yıllar bir haber çıkıyor ama bana hiç ulaşmıyor — laboratuvarda kalıyor, oradan kalıyor. Yirmi beş yılda öğrendiğim en önemli şey "kesin tedavi bulunacak mı?" sorusuna asla net bir cevabım olmadığı. Öğrendiğim en değerli şey ise bu soruyla nasıl bir arada yaşayacağımı bulmuş olmam. HIV kesin tedavisinin bir gün elbette bulunacağına hiç şüphem yok. Bunun benim ömrümde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini, gerçekleşse bile tedaviye ücretsiz erişimimin hemen mümkün olup olmayacağını bilemiyorum. Ancak bence en önemli şey şu: Şu anda, günde tek bir ilaçla sağlığımı tamamen koruyabiliyor ve virüsü kimseye bulaştırmadan hayatımı sürdürebiliyorum. Üstelik yakın zamanda haftalık ya da aylık tabletler de çıkacak. Bence bütün bunlar, en az kesin tedavi kadar değerli gelişmeler. Geçmişte, bugün sahip olduğumuz imkânlara ve tedaviye ücretsiz erişim olanağına sahip olmadıkları için on binlerce insan hayatını kaybetmişken, bu konudaki bütün merakımı yalnızca “kesin tedavi”ye indirgemiş olmayı pek doğru bulmadığımı da eklemek isterim. Ve bence bu hiç azımsanacak bir şey değil. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb #HIVİstanbul2026 Manifestosu
- Kimlik vermeden (anonim) ve bedava HIV testi yaptırabileceğiniz tüm merkezler
Yayıma hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları gönüllü ekibi Güncelleme (15): 10 Ağustos 2026 #hivbilgisi notu yayım tarihi: 21 Haziran 2020 Bu #hivbilgisi içeriği KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izine gerek yoktur. Ülke genelinde çok önemli bir ihtiyaç olan anonim (kimlik, gerçek isim vb. paylaşmak zorunda kalmadan) ve ücretsiz HIV testi yaptırma olanakları uzun yıllardır, olağan koşullarda bile sıkıntılı bir konu olarak biliniyor. Bedava HIV testi merkezleri (GDTM) için tüm bilgiler: www.kirmizikurdele.org Neredeyse hiç seçeneğin olmadığı uzun bir dönemin ardından, başta Kırmızı Kurdele İstanbul, Pozitif Yaşam Derneği, TAPV gibi sivil toplum kuruluşlarının yoğun gayretleri , az sayıdaki yerel yönetimin pozitif yaklaşımı ve özellikle Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı’nın ciddi destek ve iş birliğiyle -şimdilik- *birkaç şehirdeki anonim test merkezlerinde (**GDTM) bu önemli hizmet başlamış ve yoğun talep görmüştü. **Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri; HIV AIDS hakkında bilgi almak ve HIV testi yaptırmak isteyen herkese, HIV’e ilişkin danışmanlık hizmeti vermek ve aynı zamanda anonim (kimlik vermeden ve gizlilik esasları içerisinde) ve bedava test yaptırabilme imkânı sunmak, test sonucu pozitif çıkan bireyleri kesin tanı tedavi için hastaneye yönlendirmek üzere oluşturulmuştur. *Kimlik vermeden ve bedava HIV testi yaptırabileceğiniz merkezleri ve iletişim bilgilerini içeren alfabetik tam listeyi aşağıda bulabilirsiniz. Herkesin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı olarak #onlinehivdanismanligi servisimize gelen-abartısız- binlerce soruya bağlı olarak test merkezlerinin süreçlerini yakından takip ediyoruz ve hangi GDTM'ye nasıl ulaşacağınıza dair bilgi notlarını düzenli aralıklarla güncelleyerek paylaşıyoruz. .: Kimlik bilgilerinizi vermeden HIV testi yaptırabileceğiniz merkezler ve yönlendirme alabileceğiniz güvenilir STK'lar listesi :. Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan B=B -- *İl Bazında Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi (GDTM) Sayıları Türkiye genelinde güncel verilere göre illere göre GDTM dağılımı şu şekildedir: Adana: 1 merkez Ankara: 1 merkez Bursa: 1 merkez Diyarbakır: 1 merkez Eskişehir: 1 merkez Gaziantep: 1 merkez İstanbul: 5 merkez İzmir: 4 merkez Kocaeli: 1 merkez Mersin: 1 merkez Tekirdağ: 1 merkez 📍 Güncel GDTM Listesi (Alfabetik Sırayla) Kimlik bilgilerinizi vermeden ücretsiz HIV testi yaptırabileceğiniz merkezlerin güncel iletişim, adres ve çalışma saatleri bilgileri aşağıdadır. Hangi ilde ve hangi merkeze gitmeyi planlıyor olursanız olun, gitmeden önce kendilerine eposta ve/veya telefon yoluyla ulaşarak güncel adres ve çalışma saati bilgilerini almanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü belediyelerin kendi işlerine bağlı olarak çalışma saatleri, adresler ve diğer bilgiler değişiklik gösterebilir. Adana Adana, Seyhan Belediyesi GDTM Adres: Meydan Mah. Bakımyurdu Cad. No:171 Seyhan Belediyesi Ek Binası Kat:1, Seyhan / Adana Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 0 322 503 43 06 Yol tarifi için tıklayın Ankara Ankara, Çankaya Belediyesi GDTM Adres: Çankaya Belediyesi Maltepe Yerleşkesi - Şehit Gönenç Caddesi / Maltepe, Çankaya / Ankara Çalışma Saatleri: Pazartesi, Salı, Perşembe ve Cuma günleri, 10:00 - 18:00 İletişim: 📞0312 230 51 10 | gonullutestdanisma@cankaya.bel.tr Yol tarifi için tıklayın Bursa Bursa, Nilüfer Belediyesi GDTM Adres: İhsaniye Mah. 2. Er Sokak No:7, Nilüfer / Bursa Çalışma Saatleri: Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri, 09:30 - 15:30 İletişim: 📞0224 483 71 15 | nilufer@nilufer.bel.tr Yol tarifi için tıklayın Diyarbakır www.kirmizikurdele.org I Ücretsiz HIV testi Diyarbakır, Dicle Üniversitesi GDTM Adres: Dicle Üniversitesi Öğrenci Yaşam Merkezi - 1. Kat, Sur / Diyarbakır Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 11:30 - 13:30 (Randevu gerekmiyor) İletişim: Kurum telefon ve eposta adresi bilgisi paylaşmamıştır. Yol tarifi için tıklayın Eskişehir Eskişehir, Tepebaşı Belediyesi GDTM Adres: Uludöner Mahallesi Cansen Sokak No:5 Daire:2, Tepebaşı / Eskişehir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 📞 0222 211 40 00 (dahili 8913) - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Gaziantep Gaziantep Büyükşehir Belediyesi GDTM Adres: Kılınçoğlu Mah. Ş. Mehmetözen Cad. No: 12, Şehitkamil / Gaziantep (Yavuzlar Semt Polikliniği) Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 08:00 - 16:00 İletişim: 📞0 530 915 39 37 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul İstanbul, Avcılar Belediyesi GDTM Adres: Firüzköy Mah. Öztan Sk. No:3/2, Avcılar / İstanbul (Avcılar Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü Ek Hizmet Alanı - Atatürk Stadyumu İç Bahçe) Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 📞 0538 238 45 07 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Bahçeşehir Üniversitesi GDTM Adres: Çırağan Caddesi Osmanpaşa Mektebi Sok. No:4-6, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü, Beşiktaş / İstanbul Çalışma Saatleri: Çarşamba ve Perşembe günleri, saat 14:00 İletişim: 📞0533 624 87 50 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Beşiktaş Belediyesi GDTM Adres: Cihannüma Mah. Bostancı Veli Sok. 5/A Beşiktaş Belediyesi Sağlıklı Yaşam Merkezi, Beşiktaş / İstanbul Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 0212 258 24 16 | sagliyasammerkezi@besiktas.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Kadıköy Belediyesi GDTM Adres: Rasimpaşa Mah. Uzunhafız Sok. No:100 Kat:1, Kadıköy / İstanbul (Kadıköy Belediyesi CİSAM) Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 (Ayda bir cumartesi randevu ile) İletişim: 📞 0216 545 96 91 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Şişli Belediyesi Boysan Yakar Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Adres: Merkez, Darülaceze Cd. No:12, Şişli Belediyesi Ek Hizmet Binası 2. Kat, Şişli / İstanbul Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 17:00 - 20:00 İletişim: 444 31 12 | saglik@sisli.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir İzmir Büyükşehir Belediyesi GDTM (İZSEM Konak Center) Adres: İZSEM Konak Center, Millikütüphane Cad. No:41, Konak Center / Z 55, Konak / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 (HIV, Sifiliz, Hepatit B, Hepatit C taramaları) İletişim: 📞 0232 294 22 47 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir Büyükşehir Belediyesi GDTM (İZSEM Küçük Çiğli) Adres: Çiğli İZSEM (İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi) Küçük Çiğli, 8715. Sk. No:16, AOSB, Çiğli / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 (HIV, Sifiliz, Hepatit B, Hepatit C taramaları) İletişim: 📞 0232 294 22 47 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir, Konak Belediyesi GDTM Adres: Selçuk Mahallesi İkiçeşmelik Caddesi 676. Sok. (Cici Park İçi Yolu) No:5, Konak / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 08:00 - 17:00 İletişim: 📞 0232 484 22 91 | saglik@konak.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi GDTM (Hastane içinde konumlandırıldığı için diğer merkezler kadar rahat ve kaygısız bir merkez olmama ihtimalini göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederiz.) Adres: Gaziler Caddesi No: 468, A Blok, Tepecik / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 İletişim: 📞 0232 469 69 69 (dahili 2381) - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Kocaeli Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi GDTM Adres: Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Umuttepe Yerleşkesi 41001, İzmit / Kocaeli Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 12:00 ve 13:30 - 16:00 İletişim: 📞 0262 303 66 14 - 📞 0554 954 99 95 Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesi GDTM Adres: Hamidiye Mah. Cengiz Topel Cad. Saraçoğlu Apt. Altı No:1, Akdeniz / Mersin Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 📞 0324 232 00 72 | saglikisleridb@mersin.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Tekirdağ Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi GDTM Adres: Namık Kemal Mahallesi Kampüs Caddesi 1/14, Süleymanpaşa / Tekirdağ Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:30 - 11:00 ve 13:30 - 15:00 İletişim: 📞 0282 250 71 52 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Kırmızı Kurdele İstanbul ve Pozitif Yaşam Derneği Kırmızı Kurdele İstanbul Ücretsiz HIV Testi Projesi: www.kirmizikurdele.org üzerinden HIV testi yönlendirmesi yapılmaya devam edilmektedir. Taleplerinizi Kırmızı Kurdele İstanbul #onlinehivdanismanligi servisine iletebilirsiniz. (Eylül 2024 güncellemesi; maddi ve operasyonel sıkıntılar sebebiyle "Ücretsiz HIV testi" projesi geçici olarak hizmet vermemektedir.) Pozitif Yaşam Derneği: Dönemsel maddi olanakları dahilinde İstanbul ve/ya da farklı şehirlerde yine dönemsel olarak ücretsiz HIV testi yönlendirmesi yapabilmektedir. Bilgi almak için info@pozitifyasam.org adresine yazabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkesin ve herkes için #hivbilgisi I www.kirmizikurdele.org
- AIDS2026'dan notlar: Konferans programında neler vardı? Neler ön plana çıktı? www.kirmizikurdele.org sizler için derledi
Uzaktı, pahalıydı gidemediniz, yoğundunuz takip edemediniz... Olsun; neyse ki www.kirmizikurdele.org var. Herkesin ve herkes için #hvbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org Brezilya, Rio'da gerçekleşen AIDS2026'yi takip etti, sizin için bir #hivbilgisi yazısıyla derledi. Gitmiş kadar olacaksınız. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Tuna A. (www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı) Yayım tarihi: Ağustos 4, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izine tabidir. (info@kirmizikurdele.org) AIDS2026'da neler konuşuldu? I www.kirmizikurdele.org 26. Uluslararası AIDS Konferansı (AIDS2026), 26-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında Rio de Janeiro'da, Riocentro Kongre Merkezi'nde ve eşzamanlı olarak çevrimiçi düzenlendi. "Rethink. Rebuild. Rise." (Yükselmek için yeniden düşünmek ve yeniden inşa etmek) temasıyla toplanan konferansa, dünya genelinden yaklaşık 7.500 kişi yüz yüze ve çevrimiçi olarak katıldı; katılımcıların yaklaşık 1.500'ünü Latin Amerika kökenli delegeler oluşturdu. Konferans, IAS'ın (Uluslararası AIDS Cemiyeti) 1985'ten bu yana düzenlediği ve bilim, politika ile savunuculuğun kesiştiği en kapsamlı HIV AIDS platformu olma özelliğini bu yıl da sürdürdü. AIDS2026, aynı zamanda bu konferansın tarihinde ilk kez Güney Amerika'da düzenlenmesi bakımından da ayrı bir öneme sahipti. Herkesin ve herkes için #hvbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak konferans programını, bilimsel bulguları ve öne çıkan tartışmaları sizler için derledik. Meraklısına iyi okumalar. -- Önce Bizden Bir Haber: Arda Karapınar'a AIDS2026 Rio'da Büyük Ödül Konferans özetimize geçmeden önce, topluluğumuzu doğrudan ilgilendiren bir gelişmeyi paylaşmak istiyoruz. Kırmızı Kurdele İstanbul'un kurucularından ve gönüllülerinden Arda Karapınar, Temmuz 2026'da Rio de Janeiro'da düzenlenen AIDS2026 kapsamındaki U=U 10. Yıl Galası'nda "U=U Science to Impact Award" (Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü) ile onurlandırıldı. Ödül, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B/U=U) gerçeğinin bilimsel temelinin gerçek yaşamda anlamlı bir topluma dönüşmesine katkı sunan; savunuculuk, eğitim, tedavi okuryazarlığı, damgalamayla mücadele, toplulukların harekete geçirilmesi ve politika geliştirilmesi alanlarında emek veren isimleri takdir ediyor. Karapınar, HIV Glasgow'un bilim kuruluna (akademisyen ya da bilim insanı olmamasına rağmen) 2022, 2024, 2026'da yani üç edisyon üst üste davet edilmek gibi nadir rastlanan başka uluslararası başarılarıyla da tanınıyor; bu yeni ödül de Türkiye'den HIV aktivizminin ve sivil toplum perspektifinin uluslararası platformlarda daha güçlü biçimde temsil edilmesine yönelik uzun soluklu çalışmalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kabul konuşmasında Karapınar, ödülün kendisine bir "dinlenme hakkı" değil daha büyük bir sorumluluk yüklediğini vurgulayarak, HIV ile yaşayan kişiler adına sesini yükseltmeyi sürdüreceğini belirtti. Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, Türkiye'nin uluslararası HIV topluluğu içindeki görünürlüğünü artırma vizyonumuza böylesine saygın bir platformda katkı sunan Arda Karapınar'ı candan kutluyoruz. Haberin tamamı için tıklayın -- Programda Öne Çıkanlar (Kısa Kısa) AIDS2026, 150'den fazla oturum, 220 Global Village etkinliği ve 2.400 posterle, hem laboratuvardan gelen en güncel bilimsel bulguları hem de sahadaki savunuculuk hareketlerini bir araya getirdi. İşte öne çıkanlar: • Uzun etkili önlemede yeni veriler: lenacapavir ve cabotegravir Yılda iki kez uygulanan enjekte edilebilir lenacapavir'in TÖP (Temas Öncesi Profilaksi/PrEP) amaçlı kullanımına ilişkin PURPOSE 1 ve PURPOSE 2 çalışmalarının uzun dönem takip verileri, yüksek etkinliğin, yüksek tedaviye uyumun ve tutarlı güvenlik profilinin sürdüğünü gösterdi. Bu veriler, özellikle Latin Amerika'da lenacapavir'e erişimi genişletme çabalarına dair tartışmalarla birlikte sunuldu. Enjekte edilebilir cabotegravir'e (CAB-LA) ilişkin CLARITY çalışmasının altı aylık takip verileri, tek doz sonrasında katılımcıların CAB-LA'yı lenacapavir'e kıyasla daha olumlu bir enjeksiyon deneyimi olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. LATA çalışmasının 96 haftalık sonuçları ise, Sahra-altı Afrika'da HIV ile yaşayan ergenlerde sekiz haftada bir uygulanan cabotegravir/rilpivirin kombinasyonunun, günlük oral tedaviye kıyasla üstün olduğunu gösterdi. ABD merkezli OPERA kohortunun (yaklaşık 6.800 yetişkin) gerçek yaşam verileri de, uzun etkili enjekte edilebilir tedavinin günlük oral tedaviyle karşılaştırılabilir virolojik baskılanma sağladığını doğruladı. • Haftalık ve aylık oral tablet seçenekleri ufukta Gilead ve Merck'in ortaklaşa yürüttüğü Faz 3 ISLEND-1 ve ISLEND-2 çalışmalarının tam sonuçları, ilk kez AIDS2026'da, geç bildirim (late-breaker) oturumlarında paylaşıldı. Bu çalışmalar, haftada bir kez alınan, tek tabletlik islatravir/lenacapavir kombinasyonunun tedavi amaçlı kullanımını değerlendiriyor. Merck ayrıca islatravir ile ulonivirine kombinasyonuna (Faz 2b) ilişkin verileri de sundu. Önleme tarafında ise, ayda bir alınan oral bir TÖP adayı olan MK-8527 (alimatravir), Faz 3 aşamasında, sahra-altı Afrika ve 16 ülkede katılımcı almaya devam ediyor. Bu gelişmeler, tedavi ve önlemede "her gün hap" modelinin ötesine geçen bir dönüşümün sinyallerini veriyor. • Kür araştırmalarında umut verici sinyaller RIO çalışmasının ikinci fazında, ilk fazda plasebo alan katılımcılara iki geniş nötralize edici antikor (bNAb) —teropavimab ve zinlirvimab— uygulandı. ART kesildikten sonra katılımcıların yarısından fazlası 20 haftadan uzun süre düşük veya belirlenemeyen viral yük düzeyini korudu; ikisi ise bir yıldan uzun süredir tedavisiz. Araştırmacılar, tedavi sonrası viral kontrolün "stem-like" CD8+ T hücre yanıtlarıyla ilişkili olduğunu vurguladı. HIV aşısı araştırmaları da, bağışıklık sistemini nadir görülen, geniş çaplı koruyucu yanıtlara yönlendirme konusunda kademeli ilerleme kaydettiğini bildirdi. • Konferans finansman krizinin gölgesinde AIDS2026, HIV programlarına yönelik benzeri görülmemiş bir finansman krizinin ortasında gerçekleşti. ABD hükümetinin PEPFAR'a yönelik kesintileri ve yeniden yapılanması, saha düzeyinde ciddi sonuçlar doğurdu: konferansta sunulan ve 46 ülkeden 150'den fazla uygulayıcı kuruluşu kapsayan bir araştırma, 1.700'den fazla sağlık kliniğinin kapandığını ortaya koydu. Ayrı bir çalışma ise, çocuklarda HIV tedavisine erişimin, geçmişteki anneden bebeğe bulaş önleme başarılarıyla açıklanamayacak bir hızla gerilediğini, bunun finansman kesintileriyle bağlantılı olabileceğini gösterdi. Fransa'nın Küresel Fon'a katkısını %60 (yaklaşık 1 milyar avro) azaltması da protesto edildi. Konferans öncesinde Health GAP, Treatment Action Campaign ve Housing Works gibi örgütlerin öncülüğünde düzenlenen bir eylem, ABD'nin küresel HIV politikasındaki değişiklikleri hedef aldı. • İnsan hakları kriminalizasyon baskısı altında HIV Justice Network, Küresel HIV Kriminalizasyon Veritabanı'na dayanan bulgularını paylaşarak, HIV'e özgü suç düzenlemelerinin test olma isteğini caydırdığını, tedaviye başlamayı geciktirdiğini ve damgalanmayı derinleştirdiğini; bu durumun kadınları, göçmenleri ve diğer anahtar popülasyonları orantısız biçimde etkilediğini vurguladı. ABD'de 1.000 cinsel azınlık erkeğini kapsayan ARCHES kohort çalışması ise, kriminalizasyonun kovuşturma olmasa bile kaygı, açıklama (disclosure) korkusu ve öz-izolasyon yaratan bir "yönetişim rejimi" olarak işlediğini gösterdi. • Yeni Siyasi Deklarasyon ve IAS'ta yeni başkanlık Arda Karapınar - Panosian yazısı I HIV AIDS'te güncel durum Konferans, Haziran 2026'da 149 üye devletin kabul ettiği yeni BM Siyasi Deklarasyonu'nun hemen ardından gerçekleşti. Deklarasyon, 2030'a kadar 40 milyon kişinin tedaviye (38 milyonunun viral baskılanmaya), 20 milyon kişinin antiretroviral temelli önlemeye erişmesini; damgalanma-ayrımcılık ve cezalandırıcı yasal engellerin %10'un altına inmesini hedefliyor. Ayrıca, AIDS2026'da Kenyalı Prof. Kenneth Ngure, IAS başkanlığına seçilen ilk Kenyalı oldu. • Ev sahibi Brezilya'nın deneyimi Konferansın Rio de Janeiro'da düzenlenmesi, ev sahibi ülkenin kendi HIV deneyimini de öne çıkardı. Brezilya, evrensel ve ücretsiz kamu sağlık sistemi (SUS) sayesinde, anneden bebeğe HIV bulaşını halk sağlığı sorunu olmaktan çıkaran ilk büyük ülke oldu. Bununla birlikte, lenacapavir'in klinik araştırmalarının önemli bir kısmı Brezilya'da yürütülmüş olmasına karşın, ilacın ülkede erişilebilir hale gelmemiş olması, "bilimsel ilerlemenin adil erişimle eşleşmesi gerektiği" mesajının altını bir kez daha çizdi. -- #hivbilgisi Kaynağı www.kirmizikurdele.org'un Öne Çıkardıkları AIDS2026'nın bilimsel programı, doğrudan pratiğe dönüşene kadar geçen sürede, HIV ile yaşayan kişiler (HİYK) ve HIV ile mücadelede sahadaki toplum temelli örgütler için asıl mesele, bu ilerlemenin nasıl ve kime ulaşacağı. Kırmızı Kurdele olarak, konferansın gündeminden Türkiye bağlamında en çok karşılık bulacağını düşündüğümüz başlıkları burada bir araya getirdik. • Tedaviye erişim, bilimden daha yavaş ilerliyor Konferans boyunca tekrar tekrar vurgulanan bir gerçek vardı: lenacapavir ve cabotegravir gibi uzun etkili önleme araçları için talep, mevcut arzın çok ötesinde. AVAC'ın konferans boyunca işlettiği ağ bölgesinde sergilenen "HIV Finansmanı Hayat Kurtarır" işlemeli örtüsü, finansman kesintilerinin toplumlar üzerindeki etkisini somutlaştıran sembolik ama güçlü bir hatırlatıcıydı. Türkiye'de de uzun etkili enjekte edilebilir PrEP seçeneklerinin klinik kullanıma girmesi süreci, benzer bir erişim ve zamanlama sorununu gündeme getiriyor: dünya genelinde onaylanan bir aracın, HIV ile yaşayan veya risk altındaki bireylerin gündelik hayatına ne zaman ve hangi koşullarda gireceği, bilimsel onay kadar sağlık politikası kararlarına da bağlı. • B=B mesajının klinik ve toplumsal karşılığı Belirlenmeyen = Bulaştırmayan AIDS2026'da paylaşılan tüm tedavi ve önleme verileri, aslında tek bir temel gerçeğin üzerine inşa ediliyor: düzenli ve etkili antiretroviral tedaviyle viral yükü belirlenemeyen düzeye inen bir kişi, HIV'i cinsel yolla bulaştırmaz. B=B (Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) ilkesi, yalnızca bir bilgi kırıntısı değil; tedaviye erişimin, düzenli takibin ve tedaviye uyumun neden bu kadar hayati olduğunun bilimsel temelidir. Konferansta öne çıkan uzun etkili tedavi seçenekleri de, viral baskılanmayı sürdürmeyi kolaylaştırarak B=B'nin günlük hayatta daha erişilebilir hale gelmesine hizmet ediyor. Türkiye'de B=B mesajının hem sağlık çalışanları hem de HİYK arasında daha geniş ölçüde bilinmesi ve içselleştirilmesi, damgalanmayı azaltmanın da en somut yollarından biri olmayı sürdürüyor. • Kriminalizasyon ve damgalanma, evrensel bir mesele HIV Justice Network'ün AIDS2026'da paylaştığı bulgular, HIV'e özgü cezai düzenlemelerin test olma isteğini caydırdığını ve damgalanmayı derinleştirdiğini gösterdi. Türkiye'de HIV'e özgü bir ceza yasası bulunmasa da, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık kurumlarında, iş yaşamında ve gündelik ilişkilerde karşılaştığı ayrımcılık, konferansta tartışılan "kovuşturma olmasa bile kaygı ve öz-izolasyon yaratan yönetişim rejimi" tarifiyle örtüşen bir gerçekliğe işaret ediyor. Bu bulgular, HIV ile yaşayan kişilerin karşılaştığı ayrımcılığın yalnızca yasal düzenlemelerle değil, sağlık okuryazarlığı ve toplumsal farkındalıkla da mücadele edilmesi gereken çok boyutlu bir sorun olduğunu bir kez daha gösteriyor. • Anahtar popülasyonlar ve görünmezlik Konferansın teması olan "Rethink. Rebuild. Rise.", büyük ölçüde anahtar popülasyonların (HIV ile yaşayan kişiler, LGBTİ+ kişiler, seks işçileri, damar içi madde kullanan kişiler, göçmenler) sürece dahil edilmesi gerektiği vurgusuyla şekillendi. Yeni Siyasi Deklarasyon'un, damgalanma-ayrımcılık ve cezalandırıcı yasal ortamların %10'un altına indirilmesini açık bir hedef olarak koyması, uluslararası toplumun bu konudaki taahhüdünü somutlaştırıyor. Türkiye özelinde de, HIV ile yaşayan kişilerin ve anahtar popülasyonların sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştığı görünmezlik ve dışlanma, sahadaki savunuculuk çalışmalarının odağında kalmaya devam ediyor. • Finansman krizinin Türkiye'ye dolaylı yansımaları Türkiye, HIV programlarının finansmanında PEPFAR veya Küresel Fon'a Brezilya ölçeğinde bağımlı bir ülke olmasa da, konferansta tartışılan küresel finansman daralması, dolaylı yoldan da olsa iki şekilde önem taşıyor: birincisi, uluslararası ilaç ve tanı teknolojilerinin fiyatlandırma ve erişim politikalarını etkileyen küresel arz-talep dengesi üzerinden; ikincisi ise, sivil toplum örgütlerinin uluslararası fonlama ekosistemindeki daralmanın, yerel HIV savunuculuğu ve toplum temelli hizmetler için de bir sürdürülebilirlik sorusu doğurması bakımından. Brezilya'nın kendi kamu sağlık sistemine dayanan modeli, bu bağlamda dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. • Kür ve aşı araştırmalarının ufku. Kür/kesin tedavi yakın değil! RIO çalışmasının bNAb verileri ve HIV aşısı araştırmalarındaki ilerleme, henüz klinik pratiğe yansımasa da, HIV ile yaşayan kişiler için uzun vadeli umudun bilimsel bir zemine oturduğunu gösteriyor. Bu tür araştırmaların sonuçlarının Türkiye'deki HİYK'e ve sağlık çalışanlarına doğru ve dengeli biçimde aktarılması, hem gerçekçi beklentiler oluşturulması hem de "kür yakın" gibi yanıltıcı söylemlerin önüne geçilmesi açısından önemini koruyor. • Asıl mesele: ayrımcılık AIDS2026'yı takip eden bazı yayınlar, konferansta paylaşılan tüm bu bilimsel ilerlemenin gölgesinde kalan bir tespiti de öne çıkardı: alandaki ilerlemenin sahada neden hâlâ bu kadar yavaş ilerlediğinin temel açıklaması, yalnızca finansman veya erişim altyapısı değil, ayrımcılıkla mücadelede süregelen başarısızlık. Bu değerlendirmeye göre, tanı ve tedavi araçları ne kadar gelişirse gelişsin, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık kurumlarında, iş yaşamında ve gündelik ilişkilerde karşılaştığı damgalanma ve dışlanma ortadan kalkmadıkça, bilimsel kazanımların toplumun tamamına adil biçimde ulaşması mümkün olmuyor. Kırmızı Kurdele İstanbul olarak bu okumayı önemli buluyoruz: Türkiye'de de HIV ile mücadelenin önündeki en büyük engelin çoğu zaman bilimsel veya teknik değil, toplumsal ve tutumsal olduğunu; ayrımcılıkla mücadele edilmeden atılacak hiçbir bilimsel adımın etkisinin tam olarak hayata geçmeyeceğini düşünüyoruz. • Sonuç AIDS2026, HIV alanında bilimin hâlâ hızla ilerlediğini —uzun etkili tedavi ve önleme seçeneklerinden kür araştırmalarındaki umut verici sinyallere kadar— bir kez daha gösterdi. Ancak konferansın belki de en belirgin mesajı, bilimsel ilerlemenin tek başına yeterli olmadığıydı: finansman krizi, kriminalizasyon, damgalanma ve erişim eşitsizlikleri, kırk yılı aşkın HIV mücadelesinin kazanımlarını tehdit etmeye devam ediyor. Konferansı takip eden değerlendirmelerin işaret ettiği gibi, bu yavaşlığın kökeninde çoğu zaman teknik bir eksiklik değil, ayrımcılıkla mücadelede süregelen başarısızlık yatıyor — ve bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, bu mücadele kazanılmadan aradaki makas kapanmıyor. "Rethink. Rebuild. Rise." temasının işaret ettiği gibi, önümüzdeki dönem hem bilimsel hem de politik ve toplumsal düzeyde yeniden bir inşa çabası gerektiriyor; ve bu inşanın merkezinde ayrımcılıkla mücadele olmalı. www.kirmizikurdele.org olarak, bu gelişmeleri Türkiye bağlamında izlemeye ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. (Not: Bu #hivbilgisi yazısındaki bilgiler, AIDS2026 (26. Uluslararası AIDS Konferansı) kapsamında paylaşılan bilimsel sunumlara ve konferansı takip eden çeşitli kaynaklara dayanmaktadır. Kişilerin kendi sorumlulukları gereğince sağlık durumlarıyla ilgili tüm kararları için hekimlerine mutlaka danışmaları gerekir.) #HIVİstanbul2026 Manifestosu www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Kaynakça IAS – AIDS 2026 overview & key takeaways: iasociety.org/conferences/aids2026 aidsmap – AIDS 2026 conference coverage: aidsmap.com/conferences/aids-2026 aidsmap – PEPFAR cuts close key population services: aidsmap.com/news/jul-2026 HIV i-Base – AIDS 2026: Activists challenge US government's claims to manage PEPFAR: i-base.info/htb/54322 AVAC – AIDS 2026 event page & "Beyond AIDS 2026: Top 10": avac.org/event/aids-2026 UNAIDS – Global HIV response falters as reemergence looms: unaids.org UNAIDS – 2026 UN Political Declaration on HIV/AIDS: unaids.org HHR Journal – Key Populations Under Threat: A Central Theme at AIDS 2026: hhrjournal.org GSK/ViiV Healthcare – Cabenuva demonstrates superiority to daily oral therapy: gsk.com Gilead Sciences – Gilead to Present New HIV Research at AIDS 2026: gilead.com Merck – Merck to Present New Data on HIV Treatment and Prevention Pipeline at AIDS 2026: merck.com aidsmap – Half the participants from placebo arm of HIV cure trial have prolonged viral load remission (RIO trial): aidsmap.com/news/mar-2026
- Arda Karapınar'a Rio'da Büyük Ödül: U=U Sciento to Impact - B=B Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye
Yayıma hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları gönüllü ekibi Yayım tarihi : 4 Ağustos 2026 Herkesin ve herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izine gerek yoktur. -- Arda Karapınar'a Uluslararası Alanda Önemli Bir Takdir Daha Kırmızı Kurdele İstanbul'un kurucularından ve gönüllülerinden Arda Karapınar, Türkiye'yi uluslararası HIV alanının saygın, görünür ve eşit bir parçası hâline getirme vizyonuyla yürüttüğü çalışmalar nedeniyle bir uluslararası ödüle daha layık görüldü. U=U Science to Impact Award I Arda Karapınar - Panosian Yıllardır Türkiye'den HIV aktivizminin, topluluk deneyiminin ve sivil toplum perspektifinin uluslararası platformlarda daha güçlü biçimde temsil edilmesi için çalışan Karapınar; bugüne kadar çok sayıda uluslararası konferansta konuşmacı olarak yer aldı, çeşitli uluslararası kuruluşlarda görev üstlendi ve Türkiye'den aktivistlerin küresel HIV gündemindeki görünürlüğünün artmasına katkı sundu. Karapınar'ın dikkat çeken başarıları arasında, dünyanın saygın HIV konferanslarından biri olan HIV Glasgow'un bilim kuruluna yalnızca bir aktivist olarak üç dönem üst üste davet edilmesi de bulunuyor. Karapınar bu yönüyle, uluslararası HIV alanında Türkiye'den sivil toplum temsiline ilişkin önemli bir ilke imza attı. Bu başarılar zincirine bir yenisi daha Temmuz 2026'da eklendi. Rio de Janeiro'da düzenlenen AIDS 2026 Konferansı kapsamında gerçekleştirilen U=U Gala gecesinde verilen “Science to Impact Award” (Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü), Arda Karapınar'a takdim edildi. Söz konusu ödül, bilimsel bilginin toplum yararına dönüşmesine katkı sağlayan, savunuculuk çalışmalarıyla bilimsel kanıtın etkisini büyüten ve HIV alanında toplumsal dönüşüme katkıda bulunan isimleri onurlandırmak amacıyla veriliyor. Bunun yanında, bu tür uluslararası takdirler ve Arda Karapınar gibi aktivistlerin küresel ölçekte yürüttüğü çalışmalar, yalnızca bireysel başarılar olarak değerlendirilmemeli. Bu çalışmalar, Türkiye'deki HIV alanının ve sivil toplumun uluslararası görünürlüğünün artmasına, daha fazla uluslararası iş birliği ve dayanışma fırsatının doğmasına ve Türkiye'den yükselen seslerin küresel platformlarda daha güçlü biçimde duyulmasına katkı sağlayabiliyor. Aynı zamanda HIV alanında edinilen deneyimlerin, geliştirilen çözümlerin ve savunuculuk pratiklerinin uluslararası dolaşıma daha fazla katılmasına imkân tanırken, benzer alanlarda çalışan kişi ve kurumlar için de yeni temasların ve ortaklıkların önünü açabiliyor. -- U=U Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü Nedir? U=U Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B, U=U) gerçeğinin temelini oluşturan bilimsel kanıtların gerçek yaşamda anlamlı bir dönüşüme dönüşmesine katkı sunan kişiyi onurlandırmaktadır. Ödül; savunuculuk, eğitim, tedavi okuryazarlığı, damgalamayla mücadele, toplulukların harekete geçirilmesi, politika geliştirilmesi ve HIV ile yaşayan kişilere destek sağlanması alanlarındaki katkıları takdir etmektedir. Küresel U=U hareketinin 10. yılı kapsamında, Rio de Janeiro'da düzenlenen Dünya AIDS Konferansı sırasında gerçekleştirilen U=U 10. Yıl Galası'nda duyurulan bu ödül, bilimsel bilginin güçlenmeye, insan onurunun korunmasına ve olumlu toplumsal değişime dönüşmesine katkı sağlayan kişiyi kutlamaktadır. Aynı zamanda HIV ile yaşayan kişilerin korkudan, damgalamadan ve ayrımcılıktan uzak; açık ve özgür bir yaşam sürebilmeleri için gösterilen liderliği ve kararlılığı da onurlandırmaktadır. -- Karapınar'ın ödül konuşması "Genellikle bu tür konuşmalarda çok duygusal teşekkürler duyarsınız. Benim ise onlarca teşekkürüm yok. Sadece iki tane var. Birincisi Pietro Vernazza ve Alison Rodger'a. Onların yıllara yayılan emeği ve kararlılığı olmasaydı bugün ne U=U olurdu ne de bu kampanya. İlk teşekkür onlara. Buna ilaveten, izinleri olduğunu varsayarak bu ödülü dünyanın dört bir yanındaki HIV ile yaşayan insanlar adına kabul etmek istiyorum. Bunun kulağa biraz klişe geldiğini biliyorum ama lütfen ne demek istediğimi gerçekten duymaya çalışın. Çünkü U=U mesajı kesin HIV tedavisi olmayabilir ama insanların mecbur bırakıldıkları sessizlik için gerçek bir ilaç. Ve benim için, bu gerçeği kabul ettirebilmek adına verdiğim bütün mücadele, sadece bir kişinin özgürlüğü için bile fazlasıyla değerdi. Geçenlerde bu ödül haberini bir arkadaşımla paylaştım. Bana şöyle dedi: "Artık biraz yavaşlar ve bunun tadını çıkarırsın umarım." Ona verdiğim cevap şuydu: "Hayır. Ödüller insana dinlenme hakkı vermez. Daha büyük sorumluluklar yükler. Bundan sonra daha çok konuşmak, daha çok yazmak ve yanlış olan ne varsa ona karşı sesimi daha da yükseltmek zorundayım." Bu, bütün kalbimle inandığım bir sorumluluk. U=U'nun onuncu yılını geride bırakırken, bizler ikinci bir AIDS krizinin tam eşiğinde duruyoruz. Ve görünen o ki, ilkiyle kıyaslanamayacak kadar büyük olacak. Artık boş sözlere toleransım yok! Topluluğumuz hükümetlere, devlet başkanlarına ve bakanlara büyük cümlelerle hitap etmeden önce, birbirimizin gözlerinin içine bakabildiğimiz dürüst ilişkiler kurmayı başarabilmeli. Çünkü şunu asla unutmamalıyız: Yaptığımız şeyler de, görmezden geldiğimiz adaletsizlikler de yüz binlerce insana anında umut verebilir ya da o umudu kökten edebilir. Konuşmamı salondaki gönüllülere seslenerek bitirmek istiyorum. Önümüzdeki on yıl boyunca, bu alandan maaş alan ve kendilerine profesyonel diyen insanların sizin gönüllü emeğinizi sömürmesine izin vermeyin. Çünkü onların projeleri bittiğinde, maaşları kesildiğinde çekip gidecekler. Ama siz ve ben gibi gönüllüler burada kalacağız. Bu yüzden politikaları “profesyoneller” değil biz şekillendireceğiz. Kararları biz vereceğiz. Ve son sözü her zaman biz söyleyeceğiz. Önümüzdeki on yıl boyunca bunu asla unutmayın. İki teşekkürüm olduğunu söylemiştim. İşte ikincisi ve hayır şaka yapmıyorum. Konuşmamı, beni Dünya AIDS Günü olan 1 Aralık'ta bu dünyaya göndererek daha en başından mesajı veren Tanrı'ya teşekkür ederek bitiriyorum." Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, kuruluşumuzun temel vizyonlarından biri olan Türkiye'nin uluslararası HIV topluluğu içindeki görünürlüğünü ve etkisini artırma hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların böylesine saygın bir platformda takdir görmesinden büyük mutluluk duyuyor; Arda Karapınar'ı bu anlamlı ödül nedeniyle kutluyoruz. Bedava ve kimliksiz HIV testi merkezleri (GDTM) için tüm bilgiler: www.kirmizikurdele.org www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb
- HIV pozitifler bireyler neden kan veremiyorlar?Belirlenemeyen=Bulaştırmayan hakikatı kan bağışı için neden geçerli değil?
Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian I Yazar, Sivil Toplum Gönüllüsü www.instagram.com/minasardapanosian www.x.com/MAPanosian Yayın tarihi: Temmuz 7, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. Tüm alıntılarda www.kirmizikurdele.org'ye ve yazar ismine referans verilmesi etik zorunluluktur. İzin için info@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz. On beş yılı aşkın savunuculuk ve aktivizm çalışmalarının ardından üretmeye topluluk yazarı ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar - Panosian'dan sık sorulan ama çoğu zaman eksik ya da yanlış yanıtlanan bir soruya odaklanan yeni bir #hivbilgisi yazısı: HIV pozitif bireyler neden kan bağışçısı olamıyorlar? Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B (bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN. Bulaşmayan çok yanlış bir çeviri önerisi. Çünkü belirlenemeyen şey virüs bulaştırmayan ise kişidir ve özneyi özgürleştirmeyen, HIV ile yaşayan bireyin bulaştırıcı olmadığının, tehlikeli olmadığının, riskli, kirli vb. olmadığının altını çizmeyen tüm öneriler eksik çevirilerdir) devriminin ışığında en sık yöneltilen sorulardan biri olan "Madem HIV'i cinsel yolla bulaştırmıyorum, neden kan bağışlayamıyorum?" sorusunu uluslararası HIV tedavi kılavuzları, kan bankacılığı ilkeleri ve güncel bilimsel veriler ışığında ayrıntılarıyla ele alan bu #hivbilgisi yazısı bir başvuru kaynağı niteliğinde. Kan güvenliğinin bilimsel temellerinden Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'nin sınırlarına, viral yük kavramından kan naklinin biyolojik dinamiklerine, Kızılay'a kan bağışını bir test yöntemi olarak kullanmanın neden doğru olmadığına kadar birçok konuyu anlaşılır ama bilimsel derinlikten ödün vermeden ele alan bu #hivbilgisi yazısı; HIV ile yaşayanların en çok merak ettiği sorulardan birine ön yargılarla değil, kanıtlarla cevap veriyor. Bilimsel gerçeklerle güçlenmek, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'nin ne söylediğini ve ne söylemediğini doğru anlamak isteyen herkes için Arda Karapınar - Panosian'ın hazırladığı bu #hivbilgisi yazısını, herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org'nin merakı ve kanıt temelli söylem/eylem tutarlılığını ilke edinmiş sadık takipçileriyle paylaşıyoruz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org "Madem Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B var ve bulaş riski sıfır, o halde neden kan bağışlayamıyorum?" Ayrımcılık değil mi bu?". Yekten cevaplayayım: Değil! Virüs baskılayıcı HIV tedavisinde kullanılan antiretroviral (ART) ilaç seçeneklerinin, takibi giderek zorlaşmaya başlayacak kadar çoğalmasına bağlı olarak artık biliyoruz ki: Düzenli tedavi alan ve viral (virüs) yükü belirlenemeyen seviyede baskılanan HIV pozitif bireyler, HIV'i kondomsuz cinsel ilişkilerde dahi bulaştıramazlar. Bu, yüz binlerce hayatı ve aktivizmi kökünden değiştiren Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) devrimidir. www.kirmizikurdele.org/art Ancak, HIV ve AIDS alanlarında hizmet sunan sağlık profesyonellerinin de, aktivistlerin de, sosyal hizmet uzmanlarının da, test görevlilerinin de sıklıkla karşılaştığı, son derece haklı ve mantıklı (duyulan) bir soru var: "Madem bulaş riski yok, o hâlde neden kan bağışlayamıyorum?" Bu haklı ve mantıklı duyulan sorunun, uluslararası saygın HIV tedavi kılavuzlarına ve kan bankacılığı otoritelerine göre yanıtı oldukça net. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B)'nin HIV pozitif bireylerin cinsel sağlıklarında ve hayatlarındaki mutlak zaferi, konu kan nakli (transfüzyon) olduğunda neden farklı işliyor? Bu #hivbilgisi yazımda, HIV pozitif bireylerin kan bağışlayamamalarının ardındaki bilimsel verilere ve güncel yasal duruma birlikte bakacağız. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi/şifası neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor? :. -- Hacim (İnokulum) farkı ve damar içi aktarım Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) ile sıfır risk, cinsel ilişkiler için kesin bir gerçeklik. Ancak bu ilke kan nakli bağlamında henüz uygulanamıyor. Bunun başlıca bilimsel sebeplerinden biri maruziyetin niteliği ve hacmi (inokulum) büyüklüğü. Cinsel sıvılar yoluyla gerçekleşebilecek maruziyet miktarı mililitrelerle ifade edilemeyecek düzeyde, yani hayli düşük. Kan bağışlarında ise genellikle en az 1 ünite kan, yani yaklaşık 0,45 litre (450 mililitre) kan, üstelik hiçbir mukozal doku filtresi olmadan alıcının doğrudan damarına zerk ediliyor. Bu noktada, HIV pozitif birey için virüs yükü "belirlenemeyen" (undetectable) seviyede denildiğinde, bunun vücutta hiç HIV kalmadığı (yani kesin tedavi, kür, şifa bulunduğu) anlamına gelmediğini hatırlamak ve hatırlatmak yararlı olur. Virüs yükünün "belirlenemeyen" (undetectable) seviyede olması, kandaki virüs miktarının kullanılan testin saptama sınırının altında olduğu anlamına gelir. Bu sınır, kullanılan testin model ve markasına göre değişmekle birlikte, çoğu zaman mililitrede 20 ila 50 HIV RNA kopyasıdır. İşte Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B)'nin kan nakli için de geçerli olabileceği sonucuna tam da bu nedenle varamayız. Çünkü Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'yi kanıtlayan çalışmalar yalnızca cinsel bulaşı değerlendirdi; kan nakli yoluyla bulaşı araştırmadı. Çünkü böyle bir araştırmada insanlara, bulaştırıcı olma ihtimali dışlanamayan kanın nakledilmesi gerekir ki bu da temel araştırma etiği ilkeleriyle bağdaşmaz. Böyle bir laboratuvar araştırması tasarısı, haklı etik engelleri aşamayacağı gibi ciddi tartışmalara da sebep olur. Malum, kan naklinde (genelde en az) neredeyse yarım litre kan doğrudan damardan dolaşım sistemine veriliyor ve kan güvenliğinde sıfır risk ilkesi esas alınıyor. Tüm bunlara rağmen, istisnai ve olağanüstü koşulların hiç yaşanmadığını söylemek de doğru olmaz. Yaşam kaybı riskinin çok yüksek olduğu acil durumlarda, başka hiçbir uygun kan kaynağına ulaşılamadığı ve hastanın hayatını kurtarmanın tek seçeneğinin bu olduğu son derece sıra dışı senaryolar dönem dönem tartışılmış. Böyle durumlarda, HIV pozitif olduğu bilinen birinci derece bir yakının kanının kullanılması ancak hekimlerin ayrıntılı risk–yarar değerlendirmesi, ilgili mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde gündeme gelebilir. Bunlar rutin kan bankacılığı uygulamalarının dışında kalan, yalnızca kişinin bizatihi ya da yasal temsilcisinin bilgilendirilmiş onamı ile değerlendirilebilecek; amacı HIV bulaşını önlemekten çok, ölüm riskiyle karşı karşıya olan bir hastanın yaşamını kurtarmak olan son derece istisnai durumlardır. Tüm bunlara bağlı olarak uluslararası kabul görmüş HIV tedavi kılavuzları ve kan bankacılığı otoriteleri, viral yükü belirlenemeyen seviyede olsa bile HIV pozitif bireylerin kan bağışçısı olmasını uygun bulmuyorlar. -- HIV İlaçları (ART) testleri maskeleyebilir Bağışlanan tüm kanlar, laboratuvarlarda gelişmiş testlerden (NAT) geçirilir. Fakat düzenli kullandığımız ART (Antiretroviral) ilaçlar, virüsü mükemmel bir şekilde baskılar ve buna bağlı olarak kan bankalarındaki cihazlar zaman zaman mevcut virüsü kanda tespit edemeyebilirler. Bu her ne kadar çok düşük gibi görünse de asla sırtlanılmak istenmeyecek bir risktir Ayrıca, kanın içindeki ART ilaçları nakil yoluyla alıcıya geçer ancak bu tedavi edici bir etki yaratmaz. HIV, bağışıklık hücrelerimizin (CD4) içinde hücresel rezervuarlarda uykuya yatmış haldedir. O kan, HIV ilacı kullanmayan savunmasız bir hastanın vücuduna girdiğinde, uyuyan virüs uyanır ve hızla çoğalmaya başlar. -- Yasal durum ve dünyadaki uygulamalar Uluslararası uygulamaların genel karakteristik özelliğine baktığımızda karşılaştığımız tablo şu; hem Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hem Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) hem de uluslararası kan güvenliği kuruluşları aynı çizgideler: HIV pozitif tanısı almış hiç kimse, güncel viral yükü ne olursa olsun kan bağışçısı olamıyor. Türkiye'deki yasal duruma gelirsek; tablo mevcut küresel standartlarla birebir aynı. Türk Kızılayı'nın kan bağışçısı bilgilendirme ve sorgulama formlarında, HIV pozitif tanısı almış olmak "Sürekli Ret" (ömür boyu kan bağışçısı olamama) kategorisinde yer alıyor. Bu nedenle, HIV pozitif bireylerin kan bağışı başvuruları mevcut mevzuat ve kan güvenliği kuralları doğrultusunda kabul edilmiyor. Bununla birlikte, çeşitli kişisel nedenlerle kan bağışında bulunmak isteyen HIV pozitif kişiler de olabiliyor. Kimi, başkalarına yardım etme isteğiyle; kimi de kan vermenin kendisi için faydalı olabileceğini düşünerek bunu tercih edebiliyor. Ancak HIV pozitif olduğu beyan edilen ya da kayıtlarından anlaşılan bağışçılardan alınan kan, alıcıya ulaştırılmıyor; kan güvenliği prosedürleri gereği transfüzyonda kullanılmayarak imha ediliyor. Bu nedenle, HIV pozitif kişilerin kan bağışı yapmak istemelerinin önünde fiziksel bir engel olmasa da, bağışlamak istedikleri kanın mevcut kurallar gereği transfüzyonda kullanılmayacağını bilmeleri önemli. Bu durum, kişilerin iyi niyetini ya da bağış yapma isteğini değil; yalnızca alıcı güvenliğini esas alan kan bankacılığı kurallarını yansıtıyor. -- Kızılay'a kan bağışını bir test yöntemi olarak kullanmak Bu alanda kısa bir süre olsa bile danışmanlık vermiş kişilerin, sosyal hizmet uzmanlarının, aktivistlerin ve elbette sağlık profesyonellerinin bildiği gibi, zaman zaman Kızılay'a kan bağışı sırasında HIV tanısı aldığını öğrenen kişilerle karşılaşılmıştır. Türkiye'de anonim HIV testi hizmetlerine erişimin önündeki engellerin hâlâ önemli ölçüde devam ediyor olması, ne yazık ki bazı kişilerin kan bağışını bir test yöntemi gibi görmesine yol açmış olabilir. Ancak kan bağışını HIV testi yaptırmanın bir yolu olarak görmek ya da bu amaçla Kızılay'a kan bağışında bulunmak zinhar doğru bir yaklaşım değil. Her şeyden önce, kan bağışı merkezleri tanı koymak için değil, güvenli kan temin etmek için hizmet verir. Bu amaçla yapılan başvurular, kan bankacılığı sisteminin iş yükünü gereksiz yere artırabilir ve asıl ihtiyaç sahiplerine güvenli kan ulaştırma sürecini olumsuz etkileyebilir. Tüm bunlarla birlikte kan bağışının, HIV tanısı almanın en doğru, en hızlı veya en güvenilir yolu olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Herhangi bir cinsel temastan sonra içinizde şu ya da bu sebeple en küçük bir şüphe dahi varsa, bu şüpheyi gidermenin en doğru, en güvenilir ve en emin yolu; enfeksiyon hastalıkları kliniği barındıran size en yakın hastaheneye ya da gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinden birine doğru zamanda başvurarak HIV tarama testi yaptırmaktır. Bu yaklaşım hem kişinin kendi sağlığı hem de kan bankacılığı sisteminin güvenli ve sürdürülebilir işleyişi açısından en doğru yoldur. Test merkezleri, test süreleri ve HIV testleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için ilgili #hivbilgisi sayfalarımızı ziyaret edebilirsiniz. -- Kan bağışçısı olamamak HIV sebepli bir damgalanma mı? Kan bağışı prosedürlerinin en temel prensibi riski minimize etmek değil tamamen dışlamaktır, yani en küçük bir hata ihtimaline dahi tolerans yoktur. Bu bağlamda kan merkezlerinde sadece HIV pozitiflerin değil belirli kanser hikayesi olanların, sıtmanın sık görüldüğü bölgelere belli bir zaman öncesine kadar seyahat etmiş olanların ve hatta sivilce ya da tansiyon hapları kullananların da protokole göre geçici ya da kalıcı olarak kan bağışçısı olamadıklarını hatırlamak, bağlamı daha iyi anlamaya yardımcı olabilir. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org Dolayısıyla; kan bağışçısı olamamak, kan merkezlerinin HIV pozitiflerin "toplum için tehlikeli" olduğu düşündükleri anlamına gelmemelidir. Bu, hastanede yatan, belki ağır bir ameliyat geçiren ve bağışıklığı şu ya da bu sebeple zayıf ya da savunmasız durumda olan alıcıyı korumaya yönelik son derece hassas ihtimaller göz önünde bulundurularak tasarlanmış bir protokoldür. Özetle; HIV pozitif bireylerin Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'a (B=B) bağlı olarak sağlıklı ve dengeli bir cinsel hayat yaşamaları ve virüsü partnerlerine ya da doğacak çocuklarına bulaştırmadıkları tartışmasız bir bilimsel gerçek. Bununla birlikte; kan bağışçısı olunamıyor olmaları ise B=B devriminin değerini veya hiç kimsenin biricik ve muazzam yaşam enerjisini zerre kadar eksiltmez, eksiltmemeli. -- Biyoetik perspektifi: Kan verme hakkı diye bir şey var mı? Biyoetikçiler ve hukukçular bu konuyu "ayrımcılık" çerçevesinde değerlendirmezler. İnsan hakları hukukunda "kan bağışlama hakkı" diye bir temel hak yoktur; ancak hastaların "güvenli kan alma hakkı" vardır. Kan bankacılığı sıfır tolerans ilkesiyle çalışır. Kanser tedavisi görmüş kişiler, deli dana (Creutzfeldt-Jakob) hastalığı riski taşıyan bölgelerde belli bir süre yaşamış olanlar veya bazı akne ilaçlarını kullananlar da kan bağışından geçici ya da kalıcı olarak men edilebilirler. Bu sistemin amacı vericiyi dışlamak değil, alıcıyı mutlak surette korumaktır. -- Tek İstisna: HIV pozitif bireyden HIV pozitif bireye bağış (HOPE Act) Konuya farklı bir pencereden bakan ve dünyada bir ilk olan bu istisnai ve hiç kuşku yok ki devrimci uygulamanın çerçevesini, ABD'de 2013'te kabul edilen HOPE (HIV Organ Policy Equity) Yasası çiziyor. Bu yasa, HIV pozitif bireylerin kan veya organ bağışlamasının önünü açtı, ancak tek bir şartla: Alıcının da HIV pozitif olması. Bilhassa da acil kan ya da organ nakli bekleyen HIV pozitif bireylerin bekleme sürelerini inanılmaz ölçüde kısaltan ve hayatlar kurtaran bu uygulama, bilimin ve yasanın HIV ile yaşayanlar lehine esnetildiği -şimdilik- en ileri uygulamardan biri. Ancak bu uygulama ve bu uygulamadan bugüne kadar elde edilen sonuçlar, HIV pozitif bireyden HIV negatif bireye kan naklini hâlâ savunamaz.. Özetlemek gerekirse; Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B), HIV AIDS tarihindeki en büyük bilimsel kazanımlardan biridir ve B=B sayesinde cinsel yolla HIV bulaşı riskinin sıfıra indiğini kesin olarak biliyoruz. Ancak bu bilimsel gerçek, kan bağışları ve nakli için geçerli değil ve bunun nedeni damgalama ya da ayrımcılık değil; kan güvenliğinin, farklı biyolojik koşulların ve kan bankacılığında sıfır risk ilkesinin birlikte değerlendirilmesi. Bilimsel gerçekleri doğru anlamak, doğru tercüme etmek ve buna bağlı olarak gerçekçi söylemler geliştirmek, hem HIV ile yaşayanların haklarını güçlendirir hem de toplum sağlığını korur. www.kirmizikurdele.org'de sunulan tüm bilgiler, uluslararası düzeyde kabul görmüş saygın HIV tedavi kılavuzlarına, bilimsel yayınlara ve deneyimli tedavi aktivistlerinin bilgi ve tecrübelerine dayanır. Bu bilgilere dayanarak herhangi bir karar almadan ve/ya da eyleme geçmeden önce uzman bir hekime danışılması kesinlikle tavsiye edilir. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- Sivil Toplum HIV Konferansı #HIVİstanbul geri dönüyor, HIV AIDS Aktivizminin yeni dalgası İstanbul Boğazından yükseliyor.
#HIVİstanbul2026 Manifestosu: Bir İtiraz ve İnşâ Çağrısı #YenidenVeYeniHIVAktivizmi mottosu ve vizyonuyla yola çıkan #HIVİstanbul2026'nın Arda Karapınar - Panosian imzalı manifestosunu mutlaka okuyun! Konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak #HIVİstanbul2026'da yer almak ya da STK, inisiyatif, platform vb., olarak oturum düzenleme başvurusu yapmak için ise takipte kalın. #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism Yayın tarihi; Haziran 14, 2026 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Bu manifesto kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV AIDS Aktivizminin yeni dalgası İstanbul Boğazından yükseliyor. #HIVİstanbul2026 Manifestosu Bir İtiraz ve İnşâ Çağrısı #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism Türkiye’de sivil toplumun medikal bir alana öncülük ettiği ilk ve tek konferans olma özelliğini gururla sürdüren #HIVİstanbul, yıllar içinde bir konferans olmanın ötesine geçerek HIV AIDS alanında hak savunuculuğunun ve söylem üretiminin agorasına dönüştü. İşte #HIVİstanbul2026 tam da o alandan seslenerek, kendisini HIV AIDS alanının doğal paydaşı olarak konumlandıran herkese bir teklif sunuyor: #YeniVeYenidenHIVAktivizmi’nin dilini, duruşunu ve rotasını birlikte belirleyelim, aktivizmin yeni dalgası İstanbul’dan, Boğaziçi’nden yükselsin! #HIVİstanbul, 2021’de #KaybedenHIVolacak (meydan okumak) mottosu ve vizyonuyla, “hekimler bu alanda çok büyük bir kongre yaparken, siz küçük bir sivil toplum kuruluşu ve komünite olarak böyle bir işin altından kalkamazsınız” vb. caydırma girişimlerine aldırış etmeden yola çıktı ve rüştünü henüz ilk edisyonda ispatladı. 2022’de ise #CevapSivilToplumda (inisiyatif almak) diyerek, zaman zaman sivil toplumun bile çözüm için sorumluluk almaya tereddüt ettiği bir ortamda hem inisiyatif aldı hem de esas inisiyatif alması gerekenin kim olduğunu tüm paydaşlara işittirdi. UINAIDS ve DSÖ gibi ipe un serme uzmanı kurumların komünite liderliği ve eşitlik kavramlarını sömürerek PR çalışmaları yürüttüğü 2023’te ise #GerçektenEşitmiyiz? (rahatsız etmek) sorusuyla kitabın ortasından konuşarak pek çok zihni rahatsız etti. Öyle ki bu üç edisyona katılan; başta daha önce Türkiye'de hiçbir bilimsel etkinliğe katılmayı kabul etmemiş Alison Rodger, Pietro Vernazza gibi çok saygın bilim insanları, hem ülkemizden hem bölgemizden hem de dünyanın çok çeşitli yerlerinden etkili aktivistlerin katılımıyla inşa ettiğimiz söylem, sınırları aşıp uluslararası kampanyalara dahi ilham verdi. Nihayet 2026’da ise -maddi imkânsızlıklar- yüzünden iki sene ara verdikten sonra yeniden başlıyoruz! #HIVİstanbul’un şimdiden özgün demekte hiçbir beis görmediğimiz kültür ve hafızasını, ilk üç edisyonunda edindiğimiz bizi büyüten tecrübesiyle birleştirerek, geçmişi onu kapsayarak aşmayı hedefleyen yeni, cesur ve özgün bir sayfa açıyor ve #YenidenVeYeniHIVAktivizmi (yeniden başlamak) diyerek #HIVİstanbul2026 için kolları sıvıyoruz. Sizler de gayet iyi biliyor ve deneyimliyorsunuz ki krizlerin iç içe geçtiği, belirsizliğin günbegün derinleştiği bir dönemden geçiyoruz. Tam da bu yüzden zor zamanlarda, konuşamayanlar adına da konuşmaktan, yapamayanlar adına da yapmaktan ve dışlanmak pahasına olsa bile gerçekleri haykırmaktan korkmayan vizyoner seslere, yüzlere ihtiyacı var HIV topluluğunun! Çünkü kabul etmeliyiz ki dünün güneşi ile günün çamaşırlarını kurutamayız, dünün araçlarıyla günün sorunlarını çözemeyiz ve günün sorunlarını anlamadan haysiyetli bir muhataplık elde edemeyiz. Tam da bu yüzden küresel HIV hareketinin kimliksizleşip ruhunu yitirip sinmiş, aktivistlikten kurum çalışanlığına ve hakikat sözcülüğünden kurumsal iletişime kurban edilmiş söylemini ve kronik sorunlar üretmeye devam eden eylem biçimlerini kökten değiştirmek zorundayız. Çağrımız son derece net: Küresel gidişatı doğru okuyan, ancak çözümü bu topraklara özgü somut adımlarda arayarak, gerek yerel, gerek bölgesel, gerekse uluslararası seviyede vizyon sahibi olduğu iddiasında olan herkese sesleniyoruz: Sivil toplum kuruluşları, aktivistler, akademi, tıbbiye ve genç inisiyatifler; gelin HIV AIDS aktivizminin yeni karakterini birlikte inşa edelim. Gelin yeni ve yeniden HIV aktivizmini dilini ve rotasını #HIVİstanbul2026’da hep beraber çizelim. (Kırmızı Kurdele İstanbul/www.kirmizikurdele.org tarafından düzenlenen #HIVİstanbul’un dördüncü edisyonu olan #HIVİstanbul2026’da konuk, konuşmacı, moderatör olarak progamda yer almak ya da STK, inisiyatif, platform vb olarak oturum düzenlemek isteyenler için başvuru formu çok yakında paylaşılacaktır. @redribbontr’yi takipte kalın.) Sivil Toplum Konferansı #HIVİstanbul ekibi nâmına Arda Karapınar - Panosian (Unvansız) #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- HIV AIDS Alanında Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibinden Uluslararası Başarılar
Çalışmalarına başladığı ilk andan itibaren Türkiye’yi uluslararası HIV AIDS gündeminin eşit ve saygın aktörlerinden biri haline getirmeyi ve uluslararası görünürlüğü artırmayı önceliklendirerek ve bu konuda ciddi adımlar atarak, Türkiye’nin HIV AIDS alanındaki uluslararası yüzü olan Kırmızı Kurdele İstanbul, bu vizyonuyla uyumlu iki başarıya daha imza attı. Detaylar haber yazımızda. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi müşterek çalışması Yayın tarihi; Haziran 5, 2026 Bu içerik kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibinden Uluslararası Başarılar -- Kırmızı Kurdele İstanbul Türkiye’nin Uluslararası Yüzü Olmaya Gururla Devam Ediyor! Çalışmalarına başladığı ilk andan itibaren Türkiye’yi uluslararası HIV gündeminin eşit ve saygın aktörlerinden biri haline getirmeyi ve uluslararası görünürlüğü artırmayı önceliklendirerek ve bu konuda ciddi adımlar atarak, Türkiye’nin HIV AIDS alanındaki uluslararası yüzü olan Kırmızı Kurdele İstanbul, bu vizyonuyla uyumlu iki başarıya daha imza attı. Kurucularımızdan ve gönüllülerimizden Arda Karapınar ve Kağan Çavuşoğlu, uluslararası önemli kuruluşlarda üstlendikleri görevlerle yalnızca topluluğumuzu değil, aynı zamanda ülkemizi de temsil ederek bizleri gururlandırmaya devam ediyorlar. HIV alanında ülkemizden ne aktivist ne de hekimlerin bu tip uluslararası platformlarda yönetici ya da karar verici makamlarda yer alması gibi önemli gelişmelerin Kırmızı Kurdele İstanbul’dan önce neredeyse hiç görülmediğinin altını bir kez daha çizersek, kendileriyle neden gurur duymanız gerektiğini sanırız daha iyi anlatabiliriz. -- HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulunda Sivil Bir Türk: Arda Karapınar - Panosian HIV Glasgow Kongresi, iki yılda bir düzenlenen ve küresel HIV biliminin en güncel gelişmelerini, klinik pratiği ve toplum temelli yaklaşımları aynı masada buluşturan en saygın platformlardan biri. Bu kongrenin Bilim Kurulu, sunulacak çalışmaları değerlendiren, oturum başlıklarını belirleyen ve hangi konuların görünür olacağına karar veren kritik bir organdır. Arda Karapınan'ın ne hekim ne de akademisyen ama sadece bir sivil toplum gönüllüsü olarak bu kurula üst üste üçüncü kez davet edilmesi, Türkiye'de bugüne kadar eşi görülmemiş bir başarıya işaret ediyor. Kurulda daha önce iki Türk hekim ve profesör yer almış olsa da, sivil toplum kanadından bu seviyeye erişmiş ilk ve tek isim olması, temsilin niteliğini bambaşka bir noktaya taşıyor. Arda Karapınan'ın kendi ifadesiyle, ilkinde şaşkınlık, ikincisinde sevinç yaratan bu davet, üçüncüsünde neredeyse olağan karşılanmaya başlasa da, yakın zamanda bir insan kaynakları yöneticisinin kendisine söylediği şu sözler meselenin asıl büyüklüğünü anlamasına vesile olmuş: "Senin ülkenden öyle insanlarla, öyle doktorlarla tanıştım ki, böyle bir seviyeye erişmiş olsalardı billboard kiralarlardı. Üstelik senin İngiltere gibi, Amerika gibi bilimde ilerlemiş ya da Afrika’daki ülkeler gibi yüz binlerce vakanın görüldüğü bir ülkeden değil de, Türkiye gibi HIV konusunun hiç konuşulmadığı bir ülkeden çıkıp bu seviyeye gelmen pek çok insan için güzel bir örnek." Hekim ya da akademisyen olmadan, tamamen otodidakt öğrenme ve sahadaki deneyimi bilimsel dille buluşturma becerisiyle elde edilen bu konum, bağımsız sivil toplum sesinin küresel bilim ortamında ne kadar gerekli olduğunun da somut bir kanıtıdır. Üstelik Karapınan'ın geçtiğimiz aylarda uluslararası kuruluşlardaki tüm görevlerinden istifa ederek tamamen bağımsız bir profile bürünmesine rağmen bu davetin üçüncü kez gelmesi, asıl belirleyici olanın kurumsal etiketler değil, işini severek ve doğru yapmanın getirdiği güvenilirlik ve tutarlılık olduğunu göstermektedir. -- Kağan Çavuşoğlu, en çok oy alan ikinci aday olarak EATG Yönetim Kuruluna Seçildi HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulu'nda sivil bir Türk'ün varlığı kadar anlamlı bir diğer gelişme, Kırmızı Kurdele İstanbul kurucularından Kağan Çavuşoğlu'nun Avrupa'nın en köklü HIV topluluk örgütlerinden biri olan EATG (European AIDS Treatment Group) Yönetim Kurulu'na en çok oy alan ikinci aday olarak seçilmesi ve kurumun iç ve dış paydaşlar nezdinde temsil edilmesi bakımından önemli bir pozisyon olan genel sekreterliğini üstlenmesi oldu. 30 yılı aşkın süredir Avrupa'da HIV alanında topluluk temelli savunuculuk ve bilim faaliyetleri yürüten EATG, WHO/DSÖ Avrupa bölgesinde HIV ile yaşayan ve HIV'den etkilenen kişilerin tedaviye, korunma araçlarına, tanıya, bakıma ve bilimsel gelişmelere adil, zamanında ve sürdürülebilir erişimini savunuyor. Kağan Çavuşoğlu, bu sorumluluğun anlamını şu sözlerle ifade etmektedir: "HIV ile yaşayan ve HIV’den etkilenen kişilerin tedaviye, korunma araçlarına, tanıya, bakıma ve bilimsel gelişmelere adil, zamanında ve sürdürülebilir erişimini savunan, WHO Avrupa bölgesinde faaliyet gösteren önemli topluluk temelli yapılardan biri olan EATG Yönetim Kurulu’nda yer almak, yalnızca bireysel bir görev değil, aynı zamanda HIV alanında çalışan topluluk örgütlerinin ve aktivistlerin, fon kesintileri ve taraflı duruşlarla yeniden şekillendirilmeye çalışılan HIV komünitesinin uluslararası düzeyde temsil edilmesi açısından da anlamlı bir sorumluluktur." Bu seçim, Türkiye'den bir aktivistin, Avrupa HIV politikalarının şekillendiği en üst düzey sivil platformlardan birinde söz sahibi olması anlamına gelmektedir. -- Tüm bunlar neden önemli HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulu'nda Türkiye'den sivil bir ismin yer alması ve EATG Yönetim Kurulu'nda Türkiye'den bir aktivistin genel sekreterlik seviyesinde görev üstlenmesi, aslında aynı hikâyenin birbirini tamamlayan iki paragrafı. Her ikisi de Türkiye'nin HIV alanındaki topluluk sesinin artık yalnızca yerel değil, uluslararası karar mekanizmalarında da duyulmaya başladığını gösteriyor. Daha da önemlisi, bu başarılar büyük fonlarla, kurumsal şemsiyelerle ya da resmî unvanlarla değil, doğrudan sahadan gelen deneyimin, tutarlı duruşun ve işini severek yapmanın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. -- Kırmızı Kurdele İstanbul'un bu vizyonu Türkiye ve yerel topluluğumuz için ne ifade ediyor Kırmızı Kurdele İstanbul için bu başarılar, kuruluş vizyonunun somut çıktıları. Türkiye'yi uluslararası HIV gündeminde eşit ve saygın bir aktör hâline getirme hedefi, masa başında yazılmış temennilerden ibaret kalmayıp; emek, bilgi ve samimiyetle örülmüş bir karşılık buluyor çünkü. Arda Karapınan'ın Glasgow Bilim Kurulu'ndaki varlığı, "sivil toplumdan biri de bilimsel karar süreçlerinde yer alabilir" fikrini Türkiye için somut bir gerçeğe dönüştürdü. Kağan Çavuşoğlu'nun EATG Yönetim Kurulu'ndaki genel sekreterlik görevi ise, Avrupa HIV politikalarının şekillendiği bir mecrada Türkiye'nin ve Türkiyeli HIV aktivizminin sesinin duyulacağının güçlü bir teminatı. Yerel topluluğumuz için ise bu iki örnek, imkânların kısıtlı, görünürlüğün az olduğu bir coğrafyada dahi uluslararası düzeyde fark yaratmanın mümkün olduğunu gösteren, ilham verici birer işaret fişeğidir. Kırmızı Kurdele İstanbul, bu vizyona omuz veren herkesin katkısıyla, Türkiye'nin uluslararası yüzü olmaya gururla devam ediyor. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- Yoga, Meditasyon ve Yoga Terapinin HIV ile Yaşayan Kişilerdeki Etkileri: Bilimsel Bulgular, Klinik Veriler ve Yaşam Deneyimleri
Aktivizm ve savunuculuk çalışmalarına son verdikten sonra HIV alanına katkı sunmaya yazar ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar - Panosian'ın kendi blogu için kaleme aldığı Yoga, Meditasyon, Yoga Terapi ve HIV AIDS yazısını kendisinin izniyle ve önsöz niyetine notuyla, www.kirmizikurdele.org takipçileri için paylaşıyoruz. Yoga, Meditasyon, Yoga Terapi ve HIV AIDS -- Önsöz niyetine Bu yazının sebebi ve motivasyonu, bu dönemde üzerinde çalıştığım birkaç yazı ile çalışmalar yaparken, yıllar önce Belçika’daki bir STK ziyaretinde tanıştığım Hindistan kökenli deneyimli bir HIV pozitif ile sohbetimde aldığım yoga ve meditasyona ilişkin notlarıma tesadüf etmiş olmam. Kendisi bir yoga eğitmeni olarak, uzun yıllar boyunca meditasyon, yoga ve yoga terapi gibi pratikleri hem uygulamış hem uygulatmış, bunların yalnızca bedendeki değil, gündelik hayattaki dönüştürücü etkisini bizzat deneyimlemiş ve gözlemlemiş birisiydi. O sohbeti hatırlayınca, bugüne kadar Türkiye’de bu konu üzerine ciddi bir çalışma yapılmadığını, bu konuda kapsamlı bir yazının ise hiç kaleme alınmadığını tespit ettim. Ve konunun hem HIV ile yaşayanlar hem de bu alandaki tüm muhataplar tarafından iyi anlaşılması ve doğru anlatılması gerektiğine inanarak, yaklaşık bir hafta süren bir çalışmayla, bence önemli bir boşluğu dolduran ve bir başucu kaynağı niteliği taşıyabilecek bir #HIVbilgisi yazısı hazırladım. Özetle bu #hivbilgisi yazısı, yıllar önceki bir sohbetin yakın zamanda hatırlanması üzerine, bu alandaki eksikliği görerek, Türkiye’de HIV AIDS alanında düzenli biçimde en çok yazı yazmış ve yazmaya devam eden kişi olmanın sorumluluğuyla yazıldı. Uzun yıllardır sürdürdüğüm manevi çalışmalarla, yine uzun yıllardır sürdürdüğüm HIV AIDS çalışmalarımın kesiştiği ve keyif alarak hazırladığım bu yazının, alana ve meraklısına faydalı olmasını diliyorum. . . İyi okumalar. Arda Karapınar - Panosian Sivil Toplum Gönüllüsü HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulu Üyesi X/Twitter: @MAPanosian | Instagram: @minasardapanosian www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi müşterek çalışması Yayın tarihi: Haziran 9, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. -- Yoga, Meditasyon ve Yoga Terapinin HIV ile Yaşayan Kişilerdeki Etkileri:Bilimsel Bulgular, Klinik Veriler ve Yaşam Deneyimleri -- Yazı Bölümleri ve Okuma Haritası 1. Giriş 2. Bilimsel Kanıtlar 3. Klinik Perspektif 4. Deneyimsel Perspektif 5. Yoga, Meditasyon ve Yoga Terapinin Mekanizmaları 6. Sınırlar ve Bilimsel Denge 7. Sonuç 8. Stigma Karşıtı Bir Sonsöz Kavram Sözlüğü Kaynakça Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (Bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN) 1. Giriş HIV enfeksiyonu, modern tıbbın ulaştığı en hatırı sayılır bilimsel gelişmelere konu oldu ve olmaya devam ediyor. HIV pozitiflik günümüzdeki etkin, virüs baskılayan ve bulaş önleyen HIV tedavisi ilaçları (ART) sayesinde, kronik ve yönetilebilir bir durum haline geldi. Güçlü bilimsel kanıtların üzerinde yükselen Belirlenemeyen = Bulaştırmayan ilkesi, viral yükü baskılanmış HIV pozitiflerin hem sağlıklı bir yaşam sürmesini hem de virüsün cinsel yolla bulaştırılmamasını mümkün kılıyor. Ancak bu farmakolojik zafer, HIV ile yaşamın tüm boyutlarını kapsamıyor. HIV ile yaşayanların hayatları virüs yükü ve CD4 sayısından ibâret değil. www.kirmizikurdele.org/art www.kirmizikurdele.org/b-b Stigma (damgalama), ayrımcılık, kronik stres, kaygı ve depresyon gibi psikososyal yükler, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen faktörler. Tam bu noktada, yaşam tarzı tercihleri, özellikle yoga ve meditasyon, modern tıbbın sunduğu olanaklarla bütünleşik bir yaklaşımın parçası olarak önem kazanıyor. Beden ve zihin, 17. yüzyılda Descartes’ın Kartezyen dualizmi çerçevesinde ayrı ontolojik alanlar olarak kavramsallaştırıldı ve bu yaklaşım modern felsefe ile erken modern bilimde farklı biçimlerde etkili oldu. 20. yüzyılda ise özellikle psikosomatik tıp, stres araştırmaları ve davranışsal tıp gibi alanların gelişimiyle birlikte zihin ve beden arasındaki etkileşimlere yönelik araştırmalar gözle görülür biçimde arttı. Psikoneuroimmünoloji (psychoneuroimmunology, PNI), 1970’lerin sonlarından itibaren sinir sistemi, endokrin sistem ve bağışıklık sistemi arasındaki çift yönlü etkileşimleri inceleyen disiplinler arası bir araştırma alanı olarak ortaya çıktı ve 1980’lerde kurumsallaştı. Bu gelişmelerle paralel olarak meditasyon, yoga ve günümüzde yaygın bir şemsiye kavram haline gelen mindfulness gibi uygulamalar, farklı geleneksel bağlamlarının yanı sıra, özellikle 20. yüzyılın sonlarından itibaren stres fizyolojisi ve bilişsel süreçlerle ilişkili etkileri açısından deneysel ve klinik araştırmalarla incelenmeye başlandı. Arda Karapınar - Panosian tarafından kaleme alınan bu #HIVbilgisi yazısı, yoga, meditasyon ve yoga terapinin HIV yönetimindeki rolünü bilimsel veriler, klinik gözlemler ve gerçek yaşam deneyimleri ekseninde kapsamlı ve katmanlı biçimde değerlendiriyor. 2. Bilimsel Kanıtlar 2.1. HIV, Stres ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi HIV enfeksiyonunun seyrini belirleyen tek şey viral replikasyon hızı değil elbette; aynı zamanda bağışıklık sisteminin bu replikasyona verdiği yanıt kapasitesi. CD4+ T lenfositleri, HIV’in birincil hedef hücreleri olmakla birlikte, bağışıklık sisteminin komuta merkezini oluşturuyor. Bu hücrelerin sayısındaki değişiklikler virüsün seyrinin en önemli göstergesi. --- Yazının tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz ---- www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,





















