#hivbilgisi arama sonuçları

326 öge bulundu

Blog Yazıları (228)

  • Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı (Yazı dizisi, 2. Bölüm, 90'lar)

    Sabancı Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi ve Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü Beste İrem Köse’nin hazırladığı bu yazı dizisinin “80’ler: HIV temelli damgalamanın inşası” başlıklı birinci bölümü 80’li yıllarda HIV temelli damgalama ve ayrımcılığın temellerinin nasıl kurumsallaşmış homofobiden beslendiğini ve HIV ile yaşayan öznelerin sesini duyamamamızın 1980 darbesini takip eden baskıcı politikalarla oldukça ilişkili olduğunu göstermiştir. 90’lar: Dernek bazlı HIV aktivizminin doğuşu başlıklı bu ikinci bölüm ise doktorların başını çektiği ilk HIV derneklerine odaklanarak, günümüzün özne derneklerinin nasıl bir mirası devraldıklarının izini sürüyor. Bizce, HIV ile yaşayanlar, yakınları, hekimler, alanda çalışanlar ve konuyla ilgilenen herkesin kesinlikle okuması gereken bu yazı dizisinin ‘Dernek bazlı HIV aktivizminin doğuşu’ başlıklı ikinci bölümünü de aynı heyecanla ilginize sunuyoruz. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Beste İrem Köse Yayın tarihi: Haziran 27, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı, 2. Bölüm 90’lar: Dernek bazlı HIV aktivizminin doğuşu 1990’larda başlayan dönem, aktivist Dr. Muhtar Çokar tarafından sivil toplum kuruluşlarının alanda önemli aktörler haline geldiği dönem olarak nitelendiriyor.[1] Nitekim bu yıllarda yaşanan hak ihlallerine karşı bir araya gelen gruplar, insan haklarını merkeze alan bir aktivizm yürütmüşlerdir. Bu bağlamda kadın hareketi, LGBTI+ hareketi, çevreci hareket ve öğrenci örgütlenmeleri görünürlük kazanmıştır.[2] Bu hareketlerle eş zamanlı olarak 1991 yılında İzmir’de yalnızca HIV ile mücadeleyi merkezine alan ilk dernek olan AIDS ile Mücadele Derneği kurulmuştur. 1992 yılında ise İstanbul’da etki alanı daha geniş olan AIDS ile Savaşım Derneği kurulmuştur. Doktorların, avukatların ve dönemin entelektüellerinin başını çektiği bu dernekler[3] kısa zamanda prestij kazanarak çoğu doktorun üye olmaya çalışacağı dernekler haline gelmişlerdir.[4] Dahası, AIDS ile Savaşım Derneği Sağlık Bakanlığı ile yakın ilişkiler yürüterek projelerine finansman bulmayı başarmıştır.[5] Ancak anahtar nüfusların yönetim kurulundaki temsiliyeti gibi konularda olan anlaşmazlıklar derneğin dağılmasına ve etkisiz hale gelmesinde rol oynamıştır. Bu türden kimlik krizlerini devletle kurulan yakın ilişkilerin yarattığı imkân ve sınırlamalardan bağımsız düşünemeyiz. 1990’lar aynı zamanda Zülfükar Çetin’in ilk lobicilik girişimi olarak nitelendirdiği TAPV tarafından sunulan ilk HIV eylem planına ve ardından kurularak 2007 yılına kadar toplantılarına devam edecek olan Ulusal AIDS Komisyonuna da sahne olmuştur.[6] Bu sivil toplum-devlet girişimlerini değerlendirirken, sivil toplumun tıbbi yetkinliğini ön plana çıkarmasını ve bunun yarattığı meşruiyeti gözden kaçırmamak gerekir. Dönemin sivil toplum gelişmeleri, küresel STK’laşma eğilimleriyle de sıkı etkileşim içindedir. 1980’lerden itibaren Birleşmiş Milletler, insan hakları, kadın hakları ve çevre gibi konularda sorumluluğu sivil toplum kuruluşlarına yüklemeye başlamıştır.[7] Böylelikle demokratikleşme süreçlerinde önemli bir rol oynamaya başlayan STK’lar[8], dernek çerçevesi altında aktivizm yapmaya başlamıştır.[9] Aktivizmin bu türü, siyasi baskı dönemlerinde bir tür hayatta kalma yöntemi de sunmaktadır.[10] HIV hareketinin dernek çerçevesi altında aktivizm yürütmeye başladığı bu dönemde medya HIV’e yönelik kaygıları kızıştırarak HIV ile yaşayanlara yönelik damgalamayı beslemeye devam etmiştir. Örneğin, Uğur Dündar’ın Arena programında gösterilen, HIV ile yaşayan bir seks işçisi ve kamyon şoförü arasındaki pazarlığı konu alan ünlü sahne, bir jenerasyonun HIV’i ahlaki bir krizle eşdeğer görmesine katkıda bulunmuş olabilir. Nitekim bu türden bir medya temsili sansasyon yöntemine başvurarak halihazırda damgalanmış gruplar olan HIV ile yaşayanlar ve seks işçilerini tekrar damgalamaktadır. 1990’larda seks işçiliğine yönelik damgalama, Sovyetler Birliğinden göçen ve özellikle Doğu Karadeniz’de seks işçiliği yapan kadınlar bağlamında oldukça yaygınlaşmıştı. Bu kadınlar yalnızca ülke sınırlarına “HIV taşımakla” değil aynı zamanda ülke ahlakını bozmakla da suçlanıyorlardı.[11] Tüm bunların ışığında 1990’ları HIV temelli damgalamanın özellikle anahtar nüfus için devam ettiği ancak aynı zamanda küresel STK’laşma eğilimleriyle ilişkili olarak dernek çerçevesi altında bir HIV hareketinin temellerinin atıldığı bir dönem olduğunu görebiliriz. Burada bahsedilen HIV hareketinde özne temsiliyetinin oldukça sınırlı olduğunu göz önünde bulundurursak, kendi üzerine söz söyleyen ve kolektif olarak politika üreten bir özne hareketine ne kadar ihtiyaç duyulmuş olduğu açıktır. Nitekim, bir sonraki yazıda anlatılacağı üzere 2000’li yıllar, bu ihtiyaca cevaben doğan özne derneklerine sahne olacaktır. (Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı başlıklı yazı dizisi 2000'li yıllara odaklanan 3. bölümü ile www.kirmizikurdele.org ‘de devam edecek. ) www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Saygın HIV kongrelerinden HIV Glasgow'un bilim kurulunda bir Türk aktivist

    Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü F. Yayın tarihi: Haziran 20, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Bu kısa yazıyı, Türkiye HIV aktivizmi tarihi ve HIV topluluğu açısından önemli bir ilk olan bir gelişmenin gururuyla paylaşıyoruz; Gönüllümüz, Tedavi Aktivisti ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar, HIV dünyasının bilimsel seviyesi yüksek ve saygın kongrelerinden biri olan HIV Glasgow Drug Therapy'nin 2022 edisyonunu bilim kurulunda. Geleneksel olarak İrlanda'nın Glasgow şehrinde her iki senede bir düzenlenen ve özellikle HIV ilaç tedavisindeki gelişmelere odaklanan üst düzey bilimsel bir kongre olan HIV Glasgow bu yıl 23-26 Ekim tarihlerinde ve hibrit (hem fiziksel hem online katılıma açık) olarak düzenlenecek. Kurucumuz ve Gönüllümüz Arda Karapınar Dünyanın farklı ülkelerinden saygın adakemisyenler, hekimler ve aktivistlerle birlikte HIV Glasgow 2022'nin (bu linkte bulabilecek olan) bilimsel programının oluşturulmasında gönüllü olarak görev alacak. Bilimsel seviyesi yüksek bir kongrede, Dr., Profesör vb. akademik ünvânları olan akademisyenler arasında sadece aktivist sıfatıyla bilim kuruluna seçilen gönüllümüzü tebrik ediyor ve bu başarının Türkiye HIV topluluğu ve aktivizmi için çok daha büyük uluslararası başarılara vesile olmasını diliyoruz. (Not: HIV Glasgow 2022 Bilim Kurulu üyeliği gönüllü bir üyeliktir ve gönüllümüz HIV Glasgow 2022 Bilim Kurulu üyeliği karşılığında hiçbir ücret almamaktadır. Bu bilgi HIV Glasgow Organizasyon Komitesinden doğrulanabilir.) www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Gen editleme teknolojisi HIV'e çözüm olabilir mi?

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Haziran 15, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Tel Aviv Üniversitesinde yapılan ve erken sonuçları geçtiğimiz günlerde Nature Dergisinde yayınlanan bir araştırma HIV kesin tedavisi yolunda yeni bir heyecan yarattı. İsrail ve ABD'den bilim insanlarının oluşturduğu geniş bir araştırma ekibinin ortak eforu olan çalışmanın temelinde nobel ödüllü *CRISPR teknolojisi var. (* CRISPR: Clustered Regularly Interspaced Short Palindromic Repeats, Türkçesi Düzenli Aralıklarla Bölünmüş Palindromik Tekrar Kümeleri. Bilim insanlarının, canlıların DNA’larında hedefli ve hassas değişiklikler yapmasına imkân sağlayan bir gen düzenleme yöntemi. Detaylı bilgi için tıklayın.) Çalışmada test edilen ve Nature Dergisindeki makaleye konu olan yaklaşımı; insan vücudu içinde yeni *B hücreleri üretmek ve bu hücrelerin HIV'i yok edecek antikorlar üretmesini sağlamak olarak özetlemek mümkün. (*B hücreleri (B lenfositler), antikor denilen maddeler üreterek vücudun humoral (sıvısal) savunmasını gerçekleştirmektedir. Humoral savunma ile vücut kendisini serbest bakteriler ve virüslerin oluşturduğu moleküller ile birlikte çeşitli antijenlere karşı koruma altına alır. Detaylı anlatım için tıklayın) Çalışmada test edilen yaklaşım belki kulağa kolay bir yöntem gibi gelebilir ama değil. Bugüne kadar sadece bir kaç çalışma B hücresi üretebilmeyi -o da vücut dışı ortamlarda- başardı. Bu çalışma insan vücusunda B hücresi üretilebilmiş olması bakımından önemli. Araştırma ekibinden Dr. Adi Barzel'de özellikle aynı noktanın altını çiziyor ve ekliyor; ''Biz tek seferlik bir enjeksiyonla HIV'i yenebilecek ve HIV ile yaşayanların hayatlarında muazzam bir iyileşme sağlama potansiyeline sahip oldukça yenilikçi bir tedavi geliştirdik.'' Henüz ilk aşamalarından birisi tamamlanan çalışma uzun bir süre daha devam edecek ve nihai sonuca ulaşması ortalama 10 - 12 yılı bulabilir. Her ne kadar uzun bir süre gibi görünse de, bu çalışmanın, en erken aşamalardan birinde verdiği sonuç oldukça heyecanlandırıcı ve ümit verici. Ancak HIV'in kesin tedavisi hedefinde yolun uzun olduğunu ve kat edilmesi gereken oldukça fazla mesafe olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekir. Bu yüzden, benzeri tüm çalışmalardan gelen tüm verilere sağduyulu ve temkinli yaklaşmanın, erken ve gereksiz heyecanlara kapılmaktan daha doğru ve gerekli olduğunun altını özellikle çizmek isterim. Dünya çapındaki tüm HIV tedavisi çalışmalarını ve HIV bilimini yakından takip etmeye ve kayda değer tüm gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla paylaşmaya devam edeceğim. www.kirmizilkurdele.org #hivhakkindahersey (Görselin kaynağı; NIH)

Hepsini Görüntüle

Sayfalar (98)

  • HIV hakkında her şey | Kırmızı Kurdele İstanbul I AIDS

    HIV pozitif bireylerle ; *Aynı ortamda bulunmakla, *Aynı havayı solumakla, *Dokunmak, sarılmak, öpüşmekle, sürtünmekle, *Aynı kaptan yiyip içmekle, *Giysi ve eşyaları (kesici-delici aletler hariç) paylaşmakla, *Hapşırmak, öksürmekle, *Virüs taşıyan kişinin tükürük, gözyaşı, idrar, dışkı, ter, kusmuk, balgam gibi sıvılar yoluyla (kan içermemeleri koşulu ile) temas etmekle, *Ortak tuvalet, banyo, havuz kullanımı ile, *Cinsel sıvılarınız üzerinde olsa dahi, iç çamaşırı ve kıyafet paylaşmakla, *Korunarak cinsel ilişki ile, *Mastürbasyon ile, *Başka bir bireyi elle tatmin etmekle, *İki negatif bireyin herhangi bir şekildeki temasıyla, *Sivrisinek ısırması ile, *Hayvandan insana, *Sosyal medyada #hivbilgisi içerikli paylaşımlar yapmakla, HIV BU LAŞ MAZ! HIV, o ransal olarak bakıldığında bulaşma olasılığı çok yüksek bir virüs değildir - Çeşitli temas senaryolarına göre HIV bulaş ihtimalleri tablosu için tıklayın - Fakat riskin az ya da çok olmasına bakmaksızın, uygulaması çok basit olan standart tedbirleri alarak bu riskler sıfıra indirilebilir. ​ HIV insan vücudu dışı ortamlarda uzun süreler canlı kalamaz ve oksijenle teması halinde etkinliğini çok kısa sürede yitirir (HIV pozitif kişinin tedavi görüp görmediği ve sıvının miktarı, sıvıdaki virüs yoğunluğunu etkileyeceği için sürenin kısalığını da etkiler). Standart sterilizasyon uygulamaları virüse karşı korunmada yeterli olacaktır. Virüsün bulaş yolu temelde virüs taşıyan kişi ile taşımayan kişinin vücut sıvılarının transferi olarak özetlenebilir. Virüs vücutta kendi kendine oluşmaz. Bu sebeple kan, meni gibi virüsün daha yoğun olduğu vücut sıvılarının virüsün bir diğer kişiye aktarımında rolü büyüktür. ​ Hangi ilişkinin daha riskli olduğu, yani HIV'le enfekte olma riskinin ilk ilişki/temasta mı yoksa daha sonraki temaslardan birinde mi daha yüksek olduğu sorusu ise pek de anlamlı bir soru değildir. ​ Riskin az ya da çok olmasına bakılmaksızın, uygulaması çok basit olan, kondom gibi standart tedbirler alınarak HIV'e dair riskler sıfıra indirilebilir. Tükürük, ter, gözyaşı ve idrar gibi vücut sıvılarından bulaş pratikte mümkün değildir. Öpüşmek, tokalaşmak, ortak duş-banyo, havuz alanlarını ve tuvaletleri kullanmakla HIV bulaşmaz. ​ -HIV bulaş yolları- HIV nasıl bulaşabilir? HIV korunmasız cinsel (anal ya da vajinal) ilişki, enjektör-iğne paylaşımı, **gerekli önlemler alınmadığı takdirde doğum esnasında anneden bebeğe ve/ya da bebeğe emzirme yoluyla bulaşabilir. Ancak bu bulaşının ne zaman gerçekleşebileceğini kesin bir şekilde söylemek zor. ​ ​ Fakat HIV bulaş sürecinin nasıl ilerlediği üç basit başlıkla açıklanabilir; *İçeriğinde çok sayıda HIV bulunan bir miktar vücut sıvısı, *Bu sıvıların paylaşımına/aktarılmasına neden olacak bir eylem, *HIV’in kan yoluna girişine neden olacak bir yol. ​ Şimdi de bu üç başlık altında, HIV'in nasıl bulaşabildiğini anlatalım. HIV’in bir bireyden diğerine bulaşabilmesi için şu ihtimallerden en az birinin gerçekleşmesi gerekir; ​ ​ *İçeriğinde yüklü miktarda HIV bulunan bir miktar vücut sıvısı; ​ -Cinsel sıvılar: semen (meni), boşalma öncesi gelen sıvı (precum), vajinal sıvılar, adet kanaması ve anal akıntı, ​ -Kan, ​ -Anne sütü (çok az miktarda HIV içerebilmesine rağmen, bu miktar bir bebeği enfekte etmek için yeterli olma ihtimali taşımaktadır), ​ -Beyin ya da omurilik sıvıları. ​ *Bu sıvıların paylaşımına/aktarılmasına neden olacak bir eylem. ​ -Korunmasız (anal ya da vajinal) cinsel ilişki. ​ -Çok düşük bir ihtimal de olsa, oral seks de HIV bulaşısına neden olabilir. ​ Bu düşük ihtimalin gerçekleşebilmesi ağızda aktif ve açık bir yaradan kaynaklı sıvı transferine bağlıdır. ​ Dünya genelinde kayıtlara oral yolla HIV bulaşısı olarak geçmiş vaka yoktur. Konu hakkında daha detaylı bilgi için HIV ve oral seks sayfamızı ziyaret edebilirsiniz . -Tedavi, uyuşturucu kullanımı, dövme ya da piercing için kullanılan enjektör/iğnenin paylaşılması, ​ -Gebelik, doğum yada emzirme sürecinde anneden bebeğe bulaşı, ​ -Mesleki maruz kalma (Örn: tıbbi personelin, iğne ya da bisturi kullanımı sırasında maruz kalabilecekleri kesik ya da batmalar), ​ *HIV’in kan yoluna girişine neden olacak bir yol: ​ -Yeni bir kesik, yara ya da çizik yoluyla (örneğin iğne batması) ​ -Cinsel bölgelerdeki özel hücreler yoluyla (özel hücre ile bahsettiğimiz penis, vajina ve anüs içerisinde bulunan deri düzeylerindeki hücrelerdir) ​ -Anneden bebeğe** gebelik ya da doğum sırasında zarar oluşması koşuluyla, plasenta ya da göbek bağı yoluyla. ​ Eğer bu üç başlıkta bahsettiklerimizden en az birine maruz kaldıysanız, HIV ile enfekte olmuş olma riskiniz vardır ve riskli teması takip eden en erken 14. gün HIV testi yaptırmanız önerilir. HIV pozitif olup olmadığınızı anlamanın tek yolu HIV testleridir. Daha fazla bilgi için HIV testleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. *HIV ve hamilelik **HIV ilaç tedavisi (ART) gören ve virüs yükü Belirlenemeyen seviyeye baskılanmış HIV pozitif kadınların HIV taşımayan çocuk sahibi olmaları mümkün ve son derece kolaydır Bu süreçte uygulanacak prosedür de oldukça kolaydır. 2015 yılında Dünya genelinde HIV pozitif anne ya da baba ya da her ikisi de HIV pozitif olan ebeveynlerden 267.000 HIV negatif çocuk dünyaya gelmiştir. HIV pozitif bir birey olarak çocuk sahibi olma planları yapıyor ve daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyorsanız, HIV ve hamilelik bölümümüzde daha fazla bilgi bulabilir, 'bebek sahibi olmak' başlıklı #hivbilgisi broşürümüzü buraya tıklayarak indirebilir ve Online HIV danışmanlığı bölümünden Kırmızı Kurdele İstanbul 'a ulaşarak, konu hakkında en doğru ve güncel #hivbilgisi' ni edinebilirsiniz. HIV hakkında her şey sayfalarımıza dönmek için tıklayın www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #bilonemsekorun

  • HIV hakkında her şey | Kırmızı Kurdele İstanbul I HIV ilaç tedavisi

    HIV tedavi edilebilir mi? Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır. Çünkü Türkçe’de tedavi kelimesi iki anlama birden gelebiliyor. O yüzden ‘tedavi’ ve ‘kesin tedavi - şifa' şeklinde iki ayrı kavram kullanmak konuyu anlamayı kolaylaştırabilir. Evet, HIV gelişmiş ilaç tedavileriyle 'belirlenemeyen' seviyeye baskılanabilir, tamamen kontrol altına alınabilir ve bu ilaçlar, HIV pozitiflere vücutlarında HIV yokmuş gibi sağlıklı yaşama olanağı sunarlar. Ama hayır; HIV tamamen tedavi edilemez. ​ Yani vücudu HIV’den tamamen arındıran ‘kesin tedavi- şifa’ çalışmaları henüz başarıyla sonuçlanmadı. HIV ilaçları (ART) kullanan pek çok insan, HIV taşımayan (HIV negatif) insanlar gibi sağlıklı bir yaşam sürdürüyorlar. ART tedavisi vücuttaki HIV düzeyini (viral yük) sıfıra en yakın düzeyde tutarak, virüsün bağışıklık sistemini yıpratmasını engellediği için, kişiye virüsle enfekte olmadan önceki sağlığını sunuyor. Ülkemizde HIV tedavisinde kullanılan ilaç ve testlerin tamamen devlet güvencesi altında ve ücretsiz olması ise tedaviye başlamak konusundaki ilk sorulardan biri olan tedavi masrafları endişesini ortadan kaldırıyor. Yani başarılı giden bir HIV ilaç tedavisi, ilişkinize, işinize, okulunuza, gelecek planlarınıza, aile yaşantınıza ve her ne yapmak istiyorsanız ona aynen devam edebileceğiniz anlamına geliyor. ​ -- Tedaviye ne zaman başlanılmalı? -- Tedaviye henüz başlamamış HIV pozitiflerin kendilerini zaman zaman da olsa, ART kullanmaya devam eden HIV pozitiflere kıyasla hasta hissetmelerinin olağan bir beklenti olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Günümüzde pek çok yeni tedavi kılavuzu, HIV pozitif bireylerin tanı alır almaz tedaviye başlamalarının yararlarından bahsediyor. Elbette bu noktada yerel olanaklar, kişinin tedaviye hazır olup olmaması gibi faktörleri de göz önünde bulundurmak gerek. Bu kararın verilmesinde ayrıca CD4 (T hücresi olarak da anılırlar) ve viral yük gibi temel değerlere ilişkin ölçümler de belirleyici. CD4 olarak anılan hücreler bağışıklık sistemi için son derece önemli hücrelerdir. Çünkü sisteme saldıran virüs ve enfeksiyonlarla mücadele edenler tam olarak bu hücrelerdir. HIV vücuda girişiyle birlikte bu hücrelere saldırır, bir miktarına zarar verir ve bağışıklık sistemini güçsüz düşürerek hastalık ve enfeksiyonlara yanıt verme hızını yavaşlatır. HIV tedavisi boyunca kullanılan testler hakkında bilgi sahibi olmak için HIV tedavi testleri yazısını bu linkten okuyabilirsiniz. Bütün bu bilgiler ışığında, tüm olumlu ve olumsuz faktörleri göz önünde bulundurarak HIV ilaç tedavisine başlanacak en uygun zamanı belirlemek üzere doktorunuzla konuşmak, bu sürecin en önemli evrelerinden biridir. -- HIV ilaç tedavisine başlamak için diğer sebepler -- ART tedavisi sadece CD4 düzeyinizi maksimize etmeye değil ayrıca viral yükü (vücuttaki HIV miktarı) minimize etmeye de yarar. Bu bir başkasına HIV bulaştırma olasılığınızın da günden güne azalmasını ve giderek sıfır seviyesine yaklaşmasını sağlayacaktır. Bir diğer önemli sebep ise hamilelik planlamasıdır . HIV ile yaşayan kadınların HIV ile enfekte olmayan çocuk sahibi olmalarının önünde hiçbir tıbbi engel yoktur. Günümüzde dünyanın çok çeşitli ülkelerinde, başarılı ART tedavisi ile HIV’I baskılanmış annelerden doğan HIV negatif bebekler görmek mucize değil, tıbbın sağladığı olağan bir durumdur. HIV pozitif erkekler ve kadınlar HIV ile enfekte olmayan çocuk sahibi olabilirler ve hamilelik sürecine ilişkin tıbbi gereklilikler diğer tüm hamile kadınların süreçleriyle hemen hemen aynıdır. Ek olarak, HIV negatif bir bireyle düzenli bir cinsel ilişki içinde olmak ART tedavisine başlamak için bir diğer önemli sebeptir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi başarılı bir ila tedavisi vücuttaki HIV’I baskılar ve bulaş riskini minimum düzeye indirir. ​ -- HIV ilaç tedavisi başlamaya hazır olmak -- Kuşkusuz tedavinin en önemli aşaması bu. ​ Günümüzdeki HIV tedavisi tüm gelişmiş özellikler ve oldukça az yan etkiler barındırmakla birlikte her gün ilaç almayı gerektiren bir tedavi. Tüm faydalarını gözettiğinizde HIV ilaçları kullanmaya başlamak size elbette iyi hissettirecektir. Fakat bununla beraber her gün ilaç almak konusunda endişe ya da sorularınız olması da çok normal. Bu soru ve endişelerin giderilmesi konusunda sabırlı olun, kendinize zaman tanıyın ve tüm bu soruları önce doktorunuza, daha fazla bilgiye gerek duyarsanız #onlinehivdanismanligi bölümü aracılığıyla Kırmızı Kurdele İstanbul ’a sormaktan çekinmeyin. -- ART hakkında diğer endişeler -- Size en uygun ilaçların belirlenmesi için doktorunuzla mutlaka konuşmalı ve tedaviye başlamadan önce t üm sorularınızı, gerekirse defalarca sormuş olmanız önemli. Kafanızdaki soru işaretlerinin çokluğu, tedaviye uyum konusunda problemler yaratabilir. Eğer aynı süreçte bir başka kronik ya da geçici sağlık sorunu için ilaç kullanıyorsanız, uygun ilacı belirlemek için yapacağınız bu konuşmalar daha önemli. Tıbbın hızlı gelişimi ile birlikte ilaçlar arasında etkileşim minimum düzeye inmiş olsa da, işin henüz başında tüm olasılıkları düşünmekte fayda var. Ayrıca tüm kılavuzların mutlaka önerdiği ancak Türkiye’de zaman zaman problem olabilen direnç testi konusu da mutlaka konuşmanız gereken konulardan biri. Bu test, enfekte olduğunuz virüsün türüne ilişkin bilgi verecek ve eğer dirençli bir virüsle enfekteyseniz, mevcut ilaçlardan hangilerinin yararlı olamayabileceği ile ilgili bir yol haritası çıkarılmasına yardımcı olacak. Bütün bu kısa bilgiler ışığında HIV tanısını takip eden süreçte, ART tedavisi üzerine düşünmeye ve sorular sormaya başlamak oldukça yararlıdır. Tüm bu sorulara cevaplar bularak kendinizi daha iyi hissetmenize ve sağlığınızı korumaya yarayacak ART tedavisine başlamak ise pek çok güncel kılavuzun önerdiği bir plandır. Kırmızı Kurdele İstanbul tarafından kolay anlaşılır bir dille hazırlanan 'HIV tedavisi ART' #hivbilgisi broşürünü görsele tıklayarak okuyabilir ve indirebilirsiniz. ​ www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu HIV hakkında her şey sayfalarımıza dönmek için tıklayın

  • I Güvenilir HIV bilgisi I HIV hakkında her şey | AIDS I Türkiye

    HIV, AIDS, HIV TESTİ, HIV BELİRTİLERİ, HIV POZİTİF, TÜRKİYE'NİN EN ÇOK BAŞVURULAN, GÜVENİLİR #HIVBİLGİSİ SAĞLAYICISI VE KAYNAĞI; WWW.KİRMİZİKURDELE.ORG HIV BULAŞ YOLLARI, BELİRTİLERİ, KORUNMA YOLLARI, TEDAVİSİ, TESTLERİ, TEST SÜRELERİ VE FAZLASI; HIV HAKKINDA HER ŞEY İÇİN TIKLAYIN HIV, AIDS, HIV TESTİ, HIV BELİRTİLERİ, HIV POZİTİF, HIV, AIDS, HIV TESTİ, HIV BELİRTİLERİ, HIV POZİTİF, 1/11 HIV ve AIDS HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR -HIV'in tedavisi var mı? -HIV pozitifler çocuk sahibi olabilir mi? -PeP nedir? -PrEP nedir? -Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan ne demek, kanıtları ne kadar güvenilir? -Ne zaman test yaptırmalı? -Test sonuçları ne kadar güvenilir? RED RIBBON ISTANBUL'S INTERNATIONAL PARTNERSHIPS MEKAN DESTEĞİ

Hepsini Görüntüle