top of page

#hivbilgisi arama sonuçları

Search this site

340 sonuç bulundu

  • HIV kürü (şifa/kesin tedavi) araştırmalarında güncel durum

    Yayıma hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi Yayım tarihi: Eylül 10, 2026 "HIV'in kesin tedavisi ne zaman bulunacak acaba?" sorusu, hem bilimin hem de HIV ile yaşayanların uzun yıllardır, en sık sordukları sorulardan biri olsa gerek. 2026 yılı itibarıyla, virüs baskılayan ve bulaş engelleyen HIV ilaç tedavisi sayesinde HIV, yönetilebilir kronik bir sağlık durumu olarak tanımlanıyor. B=B (Belirlenemeyen = Bulaştırmayan) ilkesi PARTNER, Opposites Attract ve HPTN 052 çalışmalarıyla, düzenli tedavi ile viral yükü baskılanan kişilerin virüsü cinsel yolla kondomsuz temaslarda bile bulaştırmadığını bilimsel olarak kanıtladı. Bununla birlikte, ilaç kullanımını tamamen ortadan kaldıracak bir çözüm arayışı sürüyor. Herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı kirmizikurdele.org olarak, 2026 itibarıyla HIV kesin tedavisi çalışmalarındaki güncel durumu, kolay okunur bir özet yazısıyla paylaşıyoruz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. (Not: Bu #hivbilgisi yazısı bilgilendirme amaçlıdır, hekim tavsiyesi yerine geçmez. HIV şüphenizi gidermek için test yaptırmak ya da tedaviye başlamak ya da tedavi değişikliğiyle ilgili herhangi bir karar almak istiyorsanız, bu kararı enfeksiyon alanında uzman bir hekime danışmadan almamanız özellikle tavsiye edilir.) www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Özet 2026 itibarıyla HIV'i vücuttan tamamen ortadan kaldıran, herkes için uygulanabilir bir kesin tedavi/şifa/kür yok. ART çok etkilidir ve HIV ile yaşayan insanların uzun ve sağlıklı yaşam sürmesini sağlar. Belirlnemeyen = Bulaştırmayan bilimsel olarak güçlü biçimde desteklenmektedir: viral yük belirlenemeyen düzeyde sürdürüldüğünde HIV cinsel yolla bulaşmaz. HIV kürü araştırmalarının en büyük hedeflerinden biri latent rezervuardır. Ancak rezervuarın boyutunu ve özelliklerini ölçmek hâlâ önemli bir bilimsel problemdir. Berlin, Londra, Düsseldorf, New York ve daha yeni kök hücre nakli vakaları, uzun süreli ART'siz remisyonun mümkün olabileceğini göstermiştir; ancak kök hücre nakli HIV tedavisi olarak rutin uygulanabilir değildir. CRISPR, bNAb'ler, terapötik aşılar, shock and kill ve block and lock gibi yaklaşımlar umut verici araştırma alanlarıdır; ancak hiçbiri bugün genel kullanım için HIV kürü değildir. HIV tedavisinde ve önlemede büyük ilerlemeler yaşanmakta: hızlı tedavi başlangıcı, uzun etkili tedaviler, iki ayda bir yerine altı ayda bir uygulanan lenacapavir PrEP/TöP (Temas Öncesi Profilaksi) ve yeni ilaç seçenekleri HIV bilimi, tedavi ve bakımı alanlarını hızla değiştiriyor. Herkes için #hivbilgisi I www.kirmizikurdele.org -HIV Kesin Tedavisi Araştırmaları 2026: Umut Veren Gelişmeler ve Önümüzdeki Zorluklar "HIV'in tedavisi ne zaman bulunacak?" sorusu, virüsle yaşayan insanların ve bilim insanlarının zihninde onlarca yıldır yer ediyor. Antiretroviral terapi (ART) sayesinde HIV artık ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı ve kronik bir duruma dönüştü. Ancak ilaçların ömür boyu kullanılması gerekiyor. Peki bilim, bu noktada neden hâlâ kesin bir tedavi sunamıyor? Gelin, 2026 yılına geldiğimizde HIV kürü araştırmalarının nerede durduğuna, hangi umut verici gelişmelerin yaşandığına ve önümüzdeki engellere birlikte bakalım. -Mevcut İlaç Tedavisi Yeterli Değil Mi? Neden Hâlâ Bir Kür Arıyoruz? Antiretroviral ilaçlar, HIV'i kontrol altına almada olağanüstü başarılı. Düzenli ilaç kullanan bir kişide viral yük "belirlenemeyen" seviyeye iner ve bu durum, virüsün cinsel yolla - kondomsuz temaslarda bilr- bulaşmasını da engeller (B=B: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan). Peki sorun ne? Sorun şu: ART virüsü tamamen yok etmez. Vücudun derinliklerinde, bağışıklık sisteminin ve ilaçların ulaşamadığı gizli bölgelerde HIV, adeta bir kıyamet senaryosu bekleyen uyuyan ajanlar gibi saklanmaya devam eder. İlaç kesildiği anda bu uyuyan virüsler yeniden aktifleşir ve hızla çoğalmaya başlar. Bu nedenle ART ömür boyu sürmek zorundadır. Bir kür bulmak demek, bu son virüs sığınaklarını da yok etmek (sterilize edici kür) ya da virüsü ömür boyu ilaçsız kontrol altında tutacak bir bağışıklık sistemi oluşturmak (fonksiyonel kür) demek. İşte bilim insanlarının peşinde koştuğu büyük hedefler bunlar. -En Büyük Engel: HIV'in Gizli Rezervuarı HIV'in tedavisini bu kadar zorlaştıran şey, "latent rezervuar" dediğimiz gizli havuzlardır. Virüs, bağışıklık sisteminin hafıza hücrelerine (CD4+ T hücreleri) sessizce yerleşir. Bu hücrelerin içindeki virüs, çoğalmaz, aktif değildir, dolayısıyla ne bağışıklık sistemi onu fark eder ne de ART ona dokunabilir. Bu hücreler yıllarca, hatta onlarca yıl yaşayabilir. Tedavi durdurulduğunda ise bu uyuyan hücrelerin bir kısmı uyanır ve yeniden virüs üretmeye başlar. Bilim için en büyük muamma, işte bu sessiz virüsleri bulup yok edebilmek ya da onları sonsuza kadar uykuda tutabilmektir. -Geçmişten Gelen Umut Işıkları: Berlin, Londra, Düsseldorf ve Yeni Berlin Hastası Şimdiye kadar HIV'den tamamen kurtulan birkaç kişi oldu ve hepsinin tedavisi, bir kan kanseri nedeniyle aldıkları kök hücre nakli sayesinde gerçekleşti. Timothy Ray Brown (Berlin Hastası) ve ardından gelen Londra, Düsseldorf hastaları, HIV'e karşı doğal dirençli (CCR5 delta32 mutasyonu taşıyan) donörlerden kök hücre aldılar. Olan biteni kısaca özetlersek; nakilden sonra yeni bir bağışıklık sistemi kurulunca, HIV'in vücutta tutunabileceği bir alan kalmadı ve virüs tamamen yok oldu. Ancak 2026'nın en çarpıcı haberlerinden biri, bu paradigmayı değiştirecek nitelikte. Nature dergisinde yayımlanan bir olguda, "Yeni Berlin Hastası" olarak anılan bir kişi, CCR5 geni tamamen işlevsel olan bir donörden nakil almasına rağmen, altı yıldır ilaçsız bir şekilde HIV'den remisyonda. Bu durum, bilim insanlarına şunu gösteriyor: Sadece virüsün giriş kapısını kapatmak (CCR5 mutasyonu) değil, nakil sırasında oluşan "greft versus host" etkisi, donör bağışıklık hücrelerinin virüslü hücreleri temizlemesi gibi başka mekanizmalar da kürde rol oynayabilir. Bu gelişme, araştırmacılara yeni yollar açıyor. Ancak, tüm bu başarı hikayeleri, geniş kitleler için bir tedavi modeli olamaz. Kök hücre nakli aslen bir kanser tedavisidir; hastanın ölüm riski yüksektir, çok pahalıdır ve herkese uygulanamaz. Bu vakalar, bir kürün mümkün olduğunu kanıtlamış ancak yol haritasının farklı olması gerektiğini göstermiştir. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor? :. -2026'da Araştırmalar Hangi Yönde İlerliyor? Bugün gelinen noktada bilim insanları, kök hücre naklinin risklerini taşımayan, ancak onun başarısını taklit edebilecek stratejiler geliştiriyor. İşte öne çıkan başlıklar: 1. Gen Düzenleme: CRISPR ile CCR5'i Devre Dışı Bırakmak Berlin hastasının başarısının ardındaki en önemli faktör, CCR5 geninin eksikliğiydi. Günümüzde bilim insanları, CRISPR-Cas9 gibi gen makaslarıyla kişinin kendi kök hücrelerini alıp, bu CCR5 genini devre dışı bırakmayı hedefliyor. TriLink Biotech'in 2025'te Nature Communications'da yayımladığı bir çalışmada, araştırmacılar sadece CCR5'i kapatmakla kalmadı, aynı zamanda bu hücrelere HIV'i nötralize eden antikorlar üretme talimatı da verdi. Yani tek bir gen tedavisiyle hem virüsün giriş kapısını kapatıp hem de sürekli antikor üreten bir savunma ordusu yaratmayı hedefliyorlar. Bu, tek seferlik bir fonksiyonel kür için çok güçlü bir aday. 2. Geniş Nötralizan Antikorlar (bNAb'ler) ve RIO Denemesi bNAb'ler, HIV'in birçok farklı türünü etkisiz hale getirebilen güçlü antikorlardır. Oxford Üniversitesi liderliğindeki RIO çalışması, bu alanda çığır açıyor. 2026 CROI konferansında sunulan verilere göre, daha önce plasebo alan ve virüsleri hızla geri gelen kişilere, bu güçlü antikorlar (teropavimab ve zinlirvimab) verildi. Sonuçlar etkileyiciydi: Bu kişilerin yarısından fazlası (%54), antikor infüzyonundan aylar sonra ilaçlarını kestiklerinde, 20 haftadan uzun süre virüsü kontrol altında tutmayı başardı. Hatta iki kişi bir yıldır hâlâ ilaçsız. Bu, antikorların sadece virüsü geçici olarak baskılamadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemine "HIV'i nasıl kontrol edeceğini öğreten" bir aşı etkisi (vaccinal effect) yaratabileceğini gösteriyor. 3. "Shock and Kill" (Şokla Uyandır, Öldür) Stratejisi Bu eski ama hâlâ üzerinde çalışılan bir fikir: Uyuyan virüsleri bir ilaçla (latency reversing agent - LRA) uyandır, böylece virüs saklandığı yerden çıksın. Ardından bağışıklık sistemini ya da özel tasarlanmış hücreleri kullanarak bu virüs üreten hücreleri öldür.Ancak bu strateji beklenen başarıyı tam olarak veremedi. Virüsleri uyandırmak kolay, ama onları tamamen öldürmek çok zor. 2026'da yayımlanan yeni araştırmalar, bu yaklaşımı güçlendirmenin yollarını arıyor. Örneğin, CAR-T hücreleri (üzerlerine virüsü tanıyan bir radar takılmış bağışıklık hücreleri) ile LRA'ları birleştiren çalışmalar var. Aynı zamanda, bağışıklık hücrelerinin yorulmasını (exhaustion) engellemek için rapamisin gibi ilaçların kullanımı da araştırılıyor. Amaç, "öldür" kısmını daha etkili hale getirmek. 4. "Block and Lock" (Engelle ve Kilitle) Stratejisi "Shock and kill" zor olunca, bilim insanları alternatif bir yol olarak "block and lock"a yöneldi. Bu strateji, uyuyan virüsleri öldürmeye çalışmak yerine, onları sonsuza kadar uykuda tutmayı hedefliyor. Yani virüsün bulunduğu hücreler vücutta kalmaya devam edecek, ancak asla uyanamayacak ve virüs üretemeyecek hale getirilecek. Polonya'daki HIVFUNCURE projesi gibi çalışmalar, LEDGIN adı verilen moleküllerle virüsün genetik materyalini epigenetik olarak susturmayı amaçlıyor. Bu, virüsü derin bir kış uykusuna yatırmak gibi düşünülebilir. -Başarısızlıklar ve Tıkanan Yollar Bilimde her yol taşla kaplıdır. Son on yılda birçok terapötik aşı adayı, klinik denemelerde umut vaat etse de, ilaçsız remisyon sağlama konusunda yetersiz kaldı. "Shock and kill" yaklaşımı, laboratuvarda umut verse de insan deneylerinde rezervuarı anlamlı ölçüde küçültmeyi başaramadı. Kullanılan "şok" ilaçlarının ya çok toksik olduğu ya da virüsü yeterince uyandıramadığı görüldü. Ayrıca, bazı gen düzenleme çalışmalarında, hedef dışı etkiler (istenmeyen genlerin kesilmesi) ve düşük verimlilik gibi sorunlar, bu tedavilerin klinikte uygulanabilirliğini geciktiriyor. -Gerçekçi Bir Zaman Çizelgesi Mümkün mü? Peki tüm bu gelişmeler ışığında, "Ne zaman?" sorusuna nasıl yanıt vermeli? Uzmanlar, herkes için geçerli, güvenli, uygulaması kolay ve uygun maliyetli bir HIV kürünün önümüzdeki 5-10 yıl içinde hazır olmasının gerçekçi olmadığını düşünüyor. Ancak bu, umutsuzluğa kapılalım anlamına gelmiyor. Tam tersine, bilim hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyor. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org Kısa Vadede (5 yıl içinde): RIO denemesindeki gibi antikor bazlı tedavilerin kombinasyonlarıyla, belirli bir hasta grubunda (örneğin erken tanı almış ve bağışıklık sistemi görece sağlam kişilerde) uzun süreli ilaçsız remisyon sağlanması mümkün olabilir. Bu, "fonksiyonel kür"ün ilk müjdesi olacaktır. Orta Vadede (5-10 yıl): Gen düzenleme tekniklerinin (CRISPR) insan denemelerinde güvenliği ve etkinliği kanıtlanırsa, tek seferlik bir infüzyonla HIV'e karşı dirençli bir bağışıklık sistemi yaratmak mümkün hale gelebilir. TriLink'in çalışması, bu yolun haritasını çiziyor. Uzun Vadede (10+ yıl): Hem latent rezervuarı tamamen temizleyen (sterilize kür) hem de bunu herkese uygulanabilir bir yöntemle yapan bir tedavi için daha fazla zamana ihtiyaç var. Bu, HIV araştırmalarının "Ay'a yolculuk" projesi olarak görülmeye devam ediyor. -Sonuç: Neden Umutlu Olmalıyız? Evet, HIV kürü bulmak, virüsün akıllıca saklanma stratejileri ve inanılmaz genetik çeşitliliği nedeniyle bilimin karşılaştığı en zorlu görevlerden biri. Ancak 2026 yılı itibarıyla geldiğimiz nokta, 10 yıl öncesine göre çok daha parlak. Bir zamanlar sadece istisnai vakalarda görülen "kür", artık bilimsel olarak modellenebilir, üzerinde çalışılabilir bir hedef haline geldi. Kök hücre nakilleri, bize yolun haritasını gösterdi. CRISPR gibi teknolojiler, bu haritada ilerlememizi sağlayacak araçları sunuyor. Antikor tedavileri ise bağışıklık sistemini eğiterek belki de en doğal yoldan zafere ulaşabileceğimizi fısıldıyor. Yol uzun, engeller büyük. Ancak bilim insanları, her başarısız denemeden ders çıkararak, her yeni teknolojiyle biraz daha yaklaşıyor bu hedefe. HIV ile yaşayan insanlar için en büyük umut, bu amansız takibin sürmesi. Çünkü tarih gösteriyor ki, bilim pes etmediği sürece, imkansız sandığımız şeyler bir gün mutlaka mümkün oluyor. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey

  • Türkiye Ulusal HIV/AIDS Kongresi, 3-6 Aralık 2026'da Antalya'da

    Beş uzmanlık/hekim *derneğinin aynı amaçlar etrafında bir araya gelerek oluşturduğu “Türkiye HIV/AIDS Platformu”’nun bu yıl onuncusunu, Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu'nun Kongre Başkanlığında düzenlediği Türkiye Ulusal HIV/AIDS Kongresi, 3-6 Aralık arasında Antalya'da gerçekleşecek. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. (*AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Derneği (AIDS ve CYBH Derneği), HIV Enfeksiyonu Derneği (HIVEND), HIV/AIDS Korunma ve Eğitim Derneği (HAKED), Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK), Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD)) www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul #hivbilgisi blogu ekibi Yayım tarihi: Eylül 14, 2026 -Türkiye Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2026: Bilimsel ve Sosyal Gelişmeler Işığında Yeni Bir Buluşma (Not: www.kirmizikudele.org bu kongrenin düzenleyicisi değildir. Dolayısıyla kongre katılımı, kayıt, konaklama veya burslu katılım gibi konularla ilgili tüm taleplerinizin, kongrenin resmi web sitesinde yer alan iletişim bilgileri üzerinden doğrudan düzenleme kuruluna veya organizasyon firmasına iletilmesi gerekmektedir.) Ulusal HIV AIDS Kongresi 2026 Türkiye'de ve dünyada HIV AIDS alanında yaşanan bilimsel gelişmelerin yakından takip edileceği Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2026 için geri sayım başladı. Ulusal düzeyde düzenlenen bu büyük kongrenin önemi, hem bilimsel ilerlemelerin hem de sosyal yaklaşımların ortak bir platformda, en güncel verilerle ele alınması. Alanlarında uzman saygın hekimlerin oluşturduğu bir bilim kurulu tarafından özenle seçilen program içerikleri, tüm katılımcılar için zengin ve kapsayıcı bir bilgi paylaşımı sunmayı hedefliyor. Kongre kapsamında konuşulacak ve detaylıca değerlendirilecek ana konulardan bazıları şunlardır: Türkiye'de ve dünyada genel durum ve güncel epidemiyolojik veriler Antiretroviral tedavideki yenilikler, gen tedavileri ve immünoterapi Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (#beşittirb) ile 95/95/95 hedefi gibi güncel ve önemli kavramlar Temas öncesi ve sonrası profilaksi uygulamalarındaki en son gelişmeler HIV bakımında multidisipliner yaklaşımlar ve yaşanabilecek sorunlara yönelik çözümler Damgalama ve ayrımcılıkla mücadele adımları Bu önemli kongre yalnızca tıbbi ve akademik konularla sınırlı kalmıyor; sivil toplumun sesine ve deneyimlerine de alan açıyor. Bu doğrultuda dikkat çeken sunumlarından biri de "Dünyada ve Türkiye'de Aktivizm Tarihi" olacak ve bu özel sunumla katılımcılara dünden bugüne kat edilen yol özetlenecek. 3 - 6 Aralık 2026 tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanan bu kongre, bilimin ve dayanışmanın gücüyle daha bilinçli bir geleceğe adım atmamızı sağlayarak, Türkiye'nin HIV AIDS alanında çok değerli bir buluşma noktası olmaya devam ediyor. Kongrenin bilimsel programına www.hivaidskongresi2026.org/program.html adresinden ulaşabilir ve web sitesindeki menüde yer alan diğer sayfaları ziyaret ederek kongreyle ilgili tüm detayları görebilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org

  • HIV pozitif fertlere on beş tavsiye

    Herkes için önemli olan kendini sevmek, saygı duymak ve değer vermek gibi temel kavramlar HIV ile yaşayanlar için daha da önemlidir, çünkü bu unsurlar başta tedaviye uyum olmak üzere pek çok önemli konuyu doğrudan etkiler. Herkes için ve herkesin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org'den HIV HIV pozitif fertlere öz saygı ve öz değer inşâsı konusunda tavsiyeler. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Yayıma hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü E Yayım tarihi: Nisan 2018 Güncelleme tarihi: Eylül 5, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izne tabidir (info@kirmizikurdele.org). www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey Herkes için önemli olan kendini sevmek, kendine saygı duymak ve kendi değerini bilmek HIV ile yaşayanlar için daha da önemlidir. Çünkü bunlar yalnızca psikolojik olarak iyi hissetmekle ilgili değildir; tedaviye devam etmekten sağlık hizmetlerinden yararlanmaya, ilişkilerden cinselliğe, ruh sağlığından geleceğe bakışınıza kadar hayatın pek çok alanını doğrudan etkiler. Üstelik bugün HIV ile yaşamak, birkaç yıl önce olduğundan bile farklı. İlaçlar daha etkili, seçenekler daha fazla, bilgimiz daha da kanıtlı, daha da güçlü. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan artık yalnızca bir aktivizm sloganı değil, bilimsel olarak yerleşmiş bir gerçek. Tedavi de yalnızca virüsü baskılamaktan ibaret değil; uzun ve kaliteli bir hayatın önündeki pek çok engeli azaltmak, sağlığı bütünüyle ele almak ve kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrolünü güçlendirmek anlamına geliyor. Bu yüzden yine biraz pozitif düşünelim. Ama bu kez “her şey toz pembe” anlamında değil; gerçekle, bilgiyle ve biraz da kendimize haksızlık etmemeyi öğrenerek. 1. Sen her zamanki kadar değerli bir insansın. HIV bunu kesinlikle değiştirmiyor. Tanı aldığın gün yeni bir insana dönüşmedin. Daha değersiz, daha eksik, daha az sevilebilir ya da daha az “normal” olmadın. HIV hayatının bir parçası olabilir. Ama hayatının tamamı değildir. Senin karakterin, zekân, mizahın, yeteneklerin, hayallerin, sevdiğin insanlar, yaptığın işler ve başardıkların bir laboratuvar sonucundan çok daha büyük. 2. Her gün yeni ve zorlu şeylerin üstesinden gelmeyi başarıyorsun ve bunun için kendini takdir etmelisin. HIV ile yaşamak yalnızca bir ilacı düzenli kullanmak değildir. Doktora gitmek, sonuçları takip etmek, bazen can sıkıcı bürokrasiyle uğraşmak, sağlık sistemiyle mücadele etmek, yeni bir ilişkiye başlamak, gerektiğinde destek istemek, bazen yalnızca kötü bir günü atlatmak bile birer başarıdır. Her şeyi kusursuz yapmak zorunda değilsin. Hayat bazen aksar. Sen de aksayabilirsin. Önemli olan tekrar devam edebilmek. 3. Geçmişin ve geçmişte yaptıkların senin patronun, yöneticin, karar vericin, yargıcın değil. www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey HIV tanısının ardından insanların kendilerine yıllarca aynı soruyu sorduğunu biliyoruz: “Nasıl oldu?” Bazen bu soru meraktan, bazen korkudan, bazen de kendini suçlamaktan gelir. Ama HIV bir ahlak mahkemesi değildir. Geçmişte yaptıkların, yaşadıkların, yaptığın hatalar veya yapmadığın şeyler bugünkü değerini belirlemez. Geçmişi değiştiremezsin. Ama geçmişin bundan sonraki hayatını yönetmesine izin verip vermeyeceğine karar verebilirsin. 4. Sen de herkes gibi iyi bir ilişkiyi hak ediyorsun. Sevilmek için HIV negatif olman gerekmiyor. Bir ilişkinin sağlıklı olması için gereken şeyler HIV durumundan çok daha fazlasıdır: güven, saygı, iletişim, sınırlar, dürüstlük ve karşılıklılık. Tedavini düzenli sürdürmek ve sağlık kontrollerini aksatmamak yapabileceklerinin önemli bir parçası. Ama bunun yanında kendine iyi davranmayı, karşındaki insanın da sana iyi davranmasını istemeyi ve sevgi için kendinden vazgeçmemeyi unutma. 5. Senin de sağlıklı ve kaliteli bir cinsel hayatın olmasının önünde HIV nedeniyle bir engel yok. HIV ile yaşamak cinselliğin sona ermesi demek değildir. Bugün Belirlenemeyen = Bulaştırmayan sayesinde viral yükünü baskılamak ve cinsel yolla HIV bulaşını tamamen önlemek mümkün: www.kirmizikurele.org/b-b Bu yüzden tanıdan sonra cinselliği hayatından çıkarmak zorunda değilsin. İstersen daha bilinçli, daha açık iletişim kurduğun ve kendi sınırlarını daha iyi bildiğin bir cinsel hayat bile kurabilirsin. 6. Sen, seni yargılayan insanların söylediği kişi değilsin. Birileri HIV hakkında cahilce, acımasızca ya da küçümseyici bir şey söylediğinde, onların cümlesi senin gerçeğin haline gelmez. Damgalama çoğu zaman bilgi eksikliğinden beslenir. Bazen de insanların kendi korkularından. Başkasının cehaletini kendi kimliğin haline getirmek zorunda değilsin. 7. Bugün dünden daha bilgili olabilirsin. Yarın bugünden de bilgili olacaksın. HIV hakkında bilgin arttıkça korkuların azalacak. Ama bunun için sosyal medyada karşılaştığın ilk bilgiye inanmak yerine kirmizikurdele.org gibi en güvenilir kaynakları takip etmeyi alışkanlık haline önemli. Doktorun, güvenilir sağlık kurumları ve doğru HIV bilgi kaynakları senin için yalnızca bilgi deposu değil, sağlık kararlarının parçası olabilir. Bilgi arttıkça kontrol duygusu da artar. 8. Sağlığına bütün olarak bakmayı öğren. HIV tedavisi çok önemli ama sağlık yalnızca viral yükten ibaret değil. Ruh sağlığın, tansiyonun, kan şekerin, böbreklerin, karaciğerin, uykun, beslenmen, hareketliliğin, cinsel sağlığın ve yaş aldıkça ortaya çıkabilecek diğer sağlık ihtiyaçların da önemli. HIV artık tek başına bütün sağlık gündeminin adı değil. Sen yalnızca HIV'den ibaret bir hasta da değilsin. Sen, bütün hayatıyla bir insansın. Güncel HIV bakım yaklaşımı da giderek tam olarak bunu esas alıyor. 9. Sen de herkes kadar sağlıklı, uzun ve kaliteli bir ömür sürdürebilirsin. HIV tanısı geleceğin için verilmiş bir son karar değil. Etkili tedavi ile virüs baskılanabilir ve HIV ile yaşayan insanlar uzun ve sağlıklı hayatlar sürebilir. Üstelik tedavi seçenekleri de gelişmeye devam ediyor. Bugün günlük tablet tedavisinin yanında, uygun kişiler için daha seyrek uygulanan uzun etkili tedavi seçenekleri de bulunuyor. Yani “bundan sonra hep böyle yaşamak zorundayım” diye düşünmek zorunda değilsin. Tedavi seçeneklerini doktorunla konuşabilir, sana en uygun olanı birlikte değerlendirebilirsin. 10. Tedavin senin hayatını yönetmesin; tedavinin hayatına uyum sağlaması için seçeneklerini öğren. Her insanın tedavi deneyimi aynı değil. Kiminin günlük tablet düzeni çok kolaydır, kiminin değildir. Kimi için hatırlatıcılar işe yarar, kimi için daha farklı bir sistem gerekir. Bazı insanlar farklı tedavi seçeneklerini değerlendirmek isteyebilir. Tedaviye uyum önemlidir. Ama uyum yalnızca “iyi hasta olmak” demek değildir. Zorlanıyorsan bunu doktoruna söyle. Bir dozu kaçırdıysan saklama. Yan etki varsa anlat. Tedaviyi değiştirmek hakkında merakın varsa sor. Çünkü sağlık profesyoneline karşı iyi görünmek değil, gerçekten sağlıklı kalmak önemlidir. WHO'nun güncel yaklaşımı da kişiye göre farklılaşan, insan merkezli bakım ve tedaviye uyumu destekleyen modelleri özellikle vurguluyor. 11. Ruh sağlığını HIV'den ayrı bir konu gibi görme. Bazen sorun virüs değildir. Bazen sorun tanının sende bıraktığı korku, yalnızlık, öfke, utanç veya geçmiş deneyimlerdir. Bazen yıllardır HIV ile yaşıyor olsan bile bir ayrımcılık deneyimi bütün eski duyguları yeniden ortaya çıkarabilir. Kötü hissettiğinde “artık bunu aşmış olmam gerekiyordu” diye kendine kızma. Destek istemek zayıflık değildir. DSÖ'nün güncel HIV bakım yaklaşımında depresyon, anksiyete ve diğer ruh sağlığı ihtiyaçlarının HIV hizmetlerinin bir parçası olarak ele alınması özellikle vurgulanıyor. 12. HIV durumunu kiminle, ne zaman ve ne kadar paylaşacağına sen karar ver. HIV durumunu partnerinle konuşmak, güvendiğin bir arkadaşına anlatmak veya henüz hiç kimseye söylememek arasında karar verirken güvenliğini, mahremiyetini ve içinde bulunduğun koşulları düşün. “Herkese söylemeliyim” de doğru bir yaklaşım değildir, “kimseye asla söylememeliyim” de. Önemli olan bunun senin kararın ce doğru zamanda, doğru kişiye doğru biçimde olması. HIV durumunu belli başlı kişilerle paylaşmanın zorunluluk olmadığını düşünüyor olabilirsin ama bunun bir sorumluluk olduğunu asla unutma. 13. Tedavinle ilgili detayları öğren ve sağlık hizmetinin pasif alıcısı olma. Doktorunun söylediklerinde herhangi bir şeyi anlamadıysan tekrar tekrar sor. Bir işlemin, testin vb. neden gerektiğini bilmiyorsan sor. Tedavi seçeneklerinin neler olduğunu sor. Sonuçlarının ne anlama geldiğini sor. Mahremiyetin, sağlık hizmetine erişimin ve saygı görme hakkın konusunda bilgi sahibi ol. Bazen insanın sağlığını korumasının ilk adımı, “Bunu neden yapıyoruz?” diye sormaktır. 14. Kendini yalnızlaştırma. HIV ile yaşarken bazen insan kendisini diğer herkesten ayrı bir yerde sanabilir. Oysa yalnız değilsin. Dünyanın her yerinde milyonlarca insan HIV ile yaşıyor, çalışıyor, âşık oluyor, aile kuruyor, seyahat ediyor, yaşlanıyor, yaşlanırken başka sağlık sorunlarıyla uğraşıyor ve hayatına devam ediyor. Bazen ihtiyacın olan şey yeni bir bilgi değil, “Ben de böyle hissediyorum” diyebilen başka bir insan bulmaktır. Güvenilir bir destek ağı kurmak tedavinin kendisi kadar önemli olmasa bile hayatın kendisi kadar önemlidir. 15. HIV hâlâ hayatının bir parçası olabilir. Ama hayatının sahibi değildir. Hiçbir virüs yaşama sebebini, amaçlarını, hayallerini ve kim olduğunu belirleyemez. Bunu HIV hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlar da belirleyemez. Bunu seni küçümseyen insanlar da yapamaz. Bunu geçmişte yaptıkların da yapamaz. HIV'in hayatındaki yerini sen belirleyebilirsin. Ve belki de bütün bu tavsiyelerin en önemlisi budur: Sen hâlâ sensin. HIV'den önce de vardın. HIV ile birlikte de varsın. HIV'den bağımsız olarak da sevilmeyi, saygı görmeyi, iyi yaşamayı, sağlıklı olmayı, mutlu olmayı ve geleceğe dair planlar yapmayı hak ediyorsun. Ve evet, hayat devam ediyor. Hatta bazen, bütün mesele hayatın devam ettiğini gerçekten fark edebilmek. Çok da zor değil, değil mi? Her gün daha da pozitif ol, öyle kal ve hayatına devam et. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb "Türkiye’ye AIDS’i getiren adam" Selim Badur.

  • #HIVİstanbul2026'da konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak yer almak veya STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü vb. olarak bir oturum planlamak isteyenler için süreç başlıyor

    Sivil toplumun (herhangi bir medikal alanda) öncülük ettiği tek konferans olma özelliğini gururla sürdüren #HIVİstanbul2026'da konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak yer almak veya STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü olarak bir oturum önermek isteyenler için süreç başlıyor. #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism Yayım tarihi; Eylül 4, 2026 Yayıma hazırlayan: #HIVIstanbul2026 Gönüllüleri Yeni dalga HIV aktivizmi İstanbul Boğazından yükseliyor. #HIVİstanbul2026'yı Birlikte Düzenleme İçin İlk Adım Sivil toplumun HIV AIDS alanında öncülük ettiği tek konferans olma özelliğini sürdüren #HIVİstanbul, iki yıllık aranın ardından #YenidenVeYeniHIVAktivizmi vizyonuyla yeniden sahnede. #HIVİstanbul2026, geçmiş üç edisyonun biriktirdiği tecrübeyi kapsayarak aşmayı hedefleyen, HIV aktivizminin dilini, duruşunu ve rotasını sivil toplum, akademi, tıbbiye ve genç inisiyatiflerle birlikte yeniden kuran bir buluşma olarak kurgulanıyor. Konferansın arkasındaki düşünceleri, manifestoyu ve çağrının tamamını aşağıdaki adresten okuyabilirsiniz: www.kirmizikurdele.org/post/hivistanbul-sivil-toplum-hiv-aids-konferansi-hivistanbul2026-manifesto Manifestomuzda da duyurduğumuz üzere, #HIVİstanbul2026'da konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak yer almak veya STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü olarak bir oturum önermek isteyenler için süreç başlıyor. Bu aşamada sizi ayrıntılı bir başvuru formu ile uğraştırmak yerine, aşağıdaki soruları yanıtlayarak niyetinizi bize iletmenizi rica ediyoruz. Gönderdiğiniz bilgiler doğrultusunda sizinle iletişime geçip süreci birlikte şekillendireceğiz. Yanıtlarınızı aşağıdaki sorularla birlikte hivistanbul@kirmizikurdele.org adresine iletebilirsiniz: Ad-soyad ya da tercih ettiğiniz takma ad Varsa ilişkili olduğunuz STK, inisiyatif, platform ya da öğrenci kulübü ve göreviniz HIV AIDS alanındaki tecrübeniz Konferansta nasıl yer almak istiyorsunuz? (Konuşmacı / Moderatör / Oturum Koordinatörü) Bu rolü neden talep ediyorsunuz? Konferansa katabileceğinizi düşündüğünüz özgün değer nedir? Önermek istediğiniz oturum başlığı (varsa) Sunumunuzu/planladığınız oturumu hangi dilde yapmayı/düzenlemeyi planlıyorsunuz? (Türkçe/İngilizce/Arapça/Rusça) Son başvuru tarihi: 24 Eylül 2026 Başvuruların cevaplanacağı tarih: 4 Ekim 2026 (Bu vesileyle bir noktayı da başvurunuzdan önce bilginize sunmak isteriz: Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, sivil toplumun tamamında geçerli olması gerektiğine ama üzülerek nadiren uygulandığına tanık olduğumuz bir ilkeyi #HIVİstanbul2026 için de gözetiyoruz — konferansa emek verecek moderatör, konuşmacı ve panelistlere, bulabildiğimiz maddi destek ölçüsünde, sembolik de olsa bir onur ücreti (honorarium) planlıyoruz. Bunun norm olması gerekirken istisna kalmasını doğru bulmadığımız için, başvurunuzu değerlendirirken bunu da göz önünde bulundurmanızı rica ederiz.) #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

  • #HIVİstanbul, the Community HIV Conference is back and a brand new wave of HIV AIDS activism is rising from Istanbul's Bosphorus.

    #HIVIstanbul2026 Manifesto A Call for Defiance and Reconstruction Don't miss the manifesto of #HIVİstanbul2026, penned by Arda Karapınar - Panosian, launched under the motto #TheNewWaveOfHIVActivism and the vision #AIDSActivismReignites! (Organized by Red Ribbon Istanbul/Kırmızı Kurdele İstanbul, #HIVIstanbul2026 is not a conference to merely attend, but an agora we will build together. Whether you represent an NGO, an independent activist network, academia, or a youth initiative—if you want to moderate a session, deliver a speech, or curate your own session, your voice belongs at this table. The "Call for Proposals and Agenda Co-creation" for the fourth edition is now open. Take the initiative, let us build the agenda together! For the Call for Proposals and Agenda Co-creation, click the link: hwww.facebook.com/share/p/1EioZ1UoYn/) #TheNewWaveOfHIVActivism #AIDSActivismReignites #HIVIstanbul2026 Publication date: June 21, 2026 Update: September 4 Note to our followers: This manifesto is open for sharing by everyone, provided that the source is cited and a link is given. We kindly ask that you cite www.kirmizikurdele.org as the source in your shares and mention/tag @redribbontr. #HIVIstanbul2026 Manifesto A Call for Defiance and Reconstruction A new wave of HIV AIDS activism is rising from the Bosphorus/Istanbul #TheNewWaveOfHIVActivism #AIDSActivismReignites #HIVİstanbul2026 Proudly maintaining its distinction as Türkiye’s first and only community-led conference in a medical domain (and, most likely, in the wider region as well), #HIVIstanbul has, over the years, transcended the conventional boundaries of a conference. It has evolved into the ultimate agora for rights advocacy and the forging of discourse in the HIV/AIDS arena. Speaking directly from that very ground, #HIVIstanbul2026 extends a proposition to all who consider themselves natural stakeholders in the HIV/AIDS response: Let us collectively define the language, the stance, and the trajectory of #AIDSActivismReignites. Let this new wave of activism rise from Istanbul, from the Bosphorus! A new wave of HIV AIDS activism is rising from the Bosphorus/Istanbul In 2021, under the motto and vision of #HIVWillLose (defiance), #HIVIstanbul set out despite attempts at deterrence—warnings that "while physicians hold massive congresses in this field, a small civil society organization and community could never orchestrate such an endeavor." It proved its mettle in its very first edition. In 2022, declaring #CommunityHasTheAnswer (taking initiative), it stepped up in a climate where even civil society hesitated to assume responsibility, making it unmistakably clear to all stakeholders exactly whose duty it was to lead. By 2023, asking #AreWeReallyEqual (disrupting the comfort zone), it cut straight to the heart of the matter and unsettled many complacent minds. The discourse built across these three editions was so profound that it drew in highly esteemed scientists—such as Alison Rodger and Pietro Vernazza, who had previously declined to attend any scientific event in Türkiye—alongside deeply influential activists from our country, our region, and across the globe. This collective voice transcended borders, inspiring even international campaigns. You can watch the short video from the 2002 edition here, with subtitle options available. In 2026—after a two-year hiatus dictated by financial constraints—we are starting anew. Fusing the unique culture and institutional memory of #HIVIstanbul with the profound experience of our first three editions, we are turning a bold, original, and courageous page. Declaring #AIDSActivismReignites, we are taking up the mantle for #HIVIstanbul2026. You know all too well from your own experiences that we are navigating an era of intersecting crises and deepening uncertainty. This is precisely why, in these difficult times, there is a desperate need for visionary voices unafraid to speak for those who cannot, to act for those paralyzed, and to proclaim the truth—even at the risk of alienation. Because we must accept a simple reality: we cannot dry today's laundry with yesterday's sun; we cannot solve today’s problems with yesterday’s tools. This is exactly why we must radically dismantle the current methodology of the global HIV movement—a movement that has been stripped of its identity, devoid of its soul, and cowed into submission; one that has sacrificed activism to bureaucratic administration, and truth-telling to institutional PR. We must overthrow the methods that continue to produce chronic failures. Our call is definitive: We are speaking to all visionary actors who accurately read the global trajectory and seek solutions through concrete, localized action. To civil society organizations, activists, the academy, the medical community, and youth-led initiatives: Let us construct the new character of HIV/AIDS activism together. Let us draw its language and set its course, shoulder to shoulder, at #HIVIstanbul2026. (Organized by Red Ribbon Istanbul/Kırmızı Kurdele İstanbul, #HIVIstanbul2026 is not a conference to merely attend, but an agora we will build together. Whether you represent an NGO, an independent activist network, academia, or a youth initiative—if you want to moderate a session, deliver a speech, or curate your own session, your voice belongs at this table. The "Call for Proposals and Agenda Co-creation" for the fourth edition is now open. Take the initiative, let us build the agenda together! For the Call for Proposals and Agenda Co-creation, click the link: hwww.facebook.com/share/p/1EioZ1UoYn/) On behalf of the Community HIV Conference #HIVIstanbul Team Arda Karapınar – Panosian (No Title) #TheNewWaveOfHIVActivism #AIDSActivismReignites #HIVIstanbul2026 HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

  • 25 Yıldır Her Kesin Tedavi Haberi Geldiğinde Aynı Şeyi mi Hissediyorum?

    #hivbilgisi sayfalarımız için bu kez biraz farklı bir şey denemek istedik. HIV alanında "kesin tedavi" haberleri basına yansıdığında, uzun süredir HIV ile yaşayan kişilerde bunun nasıl bir karşılık bulduğunu merak ettik ve HIV ile yaklaşık 20-25 yıldır yaşayan dört arkadaşımızla oturup konuştuk. Aşağıdaki metin, bu görüşmelerde ortaya çıkanların www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı katılımcısı Tuna A. tarafından tek bir ses etrafında derlenmiş, kompozit bir anlatısıdır; belirli bir kişiyi birebir temsil etmez, ama konuştuğumuz herkesin paylaştığı ortak duygulanımı yansıtmaya çalışır. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Tuna A. (www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı) Yayım tarihi: Ağustos 24, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izine tabidir. (info@kirmizikurdele.org) HIV AIDS kesin tedavi haberleri hakkında www.kirmizikurdele.org 2001 yılında HIV pozitif tanısı aldım. Tam yirmi beş yıl oluyor yani. İlk yıllarda "kesin tedavi" kelimelerini bir yerde yan yan gördüğümde -bir gazete haberiide ya da bir arkadaşımın "bak bunu okudun mu" diyerek paylaştığı bir dergide vb.,- önce kalbim hızlanırdı, sonra göğsümde bir şey sıkışırdı. O zamanlar bu iki duygunun arasındaki farkı ayıramıyordum bile. Umut mu, yoksa panik mi, gerçekten bilmiyordum. Bir haberi en az iki üç kez okur, sonra kapatır ve bir daha açmazdım, çünkü açarsam daha da inanacağımı biliyordum. İnanmak, o yıllarda benim için lüks bir şeydi; çünkü her inanış, geri çekilirken beraberinde bir şey daha götürüyordu. Ortalarda bir yerde -sanırım on, on iki yıl kadar oluyor- bir şey değişti. Farkı ayırt etmeyi öğrendim: "vaka" ile "tedavi yöntemi" arasındaki, "remisyon" ile "iyileşme" arasındaki farkı. Bunu bana kimse oturup anlatmadı; yıllar içinde, aynı haberleri tekrar tekrar okuyarak kendim öğrendim. O döneme kadar her haber beni aynı hızda sarsıyordu. Sonra artık sarsılmadan önce bir saniye durup soruyordum: Bu, laboratuvar aşamasında mı? Kaç kişi üzerinde? Benim tedavime ne zaman, nasıl yansır — yansır mı gerçekten? Türkiye'ye gelmesi ne kadar sürer? Gelse bile hemen geri ödemeye alınır mı, yoksa kendi cebimden ödeyerek almak zorunda kalırım? Bunlar "kesin tedavi" ye ilişkin bilimsel gelişmelerden çok bağımsız sorular. Şimdi, yirmi beş yılın sonunda, dürüst olmam gerekirse: Hâlâ zaman zaman çok fazla heyecanlanıyorum. Bu histen tamamen kurtulmuş değilim, kurtulacağımı da sanmıyorum. Yıllar bu heyecanı yok etmiyor, sadece ona eşlik eden bir soğukkanlılık ekliyor. Belirlenmeyen = Bulaştırmayan (Bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN) İşte tam bu noktada, benim için Kırmızı Kurdele İstanbul gibi bir aktivist grubunun varlığı ve www.kirmizikurele.org fark yaratıyor. Çünkü ben heyecanlandığımda, ilk yaptığım şey artık haberi tekrar tekrar okumak değil, bu konuda tedavi okuryazarlığı yüksek, ayakları yere sağlam basan birilerinin ne dediğine bakmak oluyor. Onlar okuyor, süzüyor, gerçekçi bir çerçeveyle bize aktarıyor -abartmadan, ama umutsuzluğa da düşürmeden. Bu, benim tek başıma yapamadığım bir şey. Ben duygusal olarak haberin içindeyim; onlar dışarıdan, daha net görebiliyorlar. Özetlersem; tüm bu kesin tedavi haberlerinin bir "umut hikâyesi" olmasını ve hiç kimsenin de böyle algılamasını istemiyorum, çünkü değil. Bazı dönemler hiçbir haber çıkmıyor, sessizlik oluyor, ve o sessizlik de bir şey söylüyor aslında. Bazı yıllar bir haber çıkıyor ama bana hiç ulaşmıyor — laboratuvarda kalıyor, oradan kalıyor. Yirmi beş yılda öğrendiğim en önemli şey "kesin tedavi bulunacak mı?" sorusuna asla net bir cevabım olmadığı. Öğrendiğim en değerli şey ise bu soruyla nasıl bir arada yaşayacağımı bulmuş olmam. HIV kesin tedavisinin bir gün elbette bulunacağına hiç şüphem yok. Bunun benim ömrümde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini, gerçekleşse bile tedaviye ücretsiz erişimimin hemen mümkün olup olmayacağını bilemiyorum. Ancak bence en önemli şey şu: Şu anda, günde tek bir ilaçla sağlığımı tamamen koruyabiliyor ve virüsü kimseye bulaştırmadan hayatımı sürdürebiliyorum. Üstelik yakın zamanda haftalık ya da aylık tabletler de çıkacak. Bence bütün bunlar, en az kesin tedavi kadar değerli gelişmeler. Geçmişte, bugün sahip olduğumuz imkânlara ve tedaviye ücretsiz erişim olanağına sahip olmadıkları için on binlerce insan hayatını kaybetmişken, bu konudaki bütün merakımı yalnızca “kesin tedavi”ye indirgemiş olmayı pek doğru bulmadığımı da eklemek isterim. Ve bence bu hiç azımsanacak bir şey değil. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb #HIVİstanbul2026 Manifestosu

  • Kimlik vermeden (anonim) ve bedava HIV testi yaptırabileceğiniz tüm merkezler

    Yayıma hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları gönüllü ekibi Güncelleme (15): 10 Ağustos 2026 #hivbilgisi notu yayım tarihi: 21 Haziran 2020 Bu #hivbilgisi içeriği KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izine gerek yoktur. Ülke genelinde çok önemli bir ihtiyaç olan anonim (kimlik, gerçek isim vb. paylaşmak zorunda kalmadan) ve ücretsiz HIV testi yaptırma olanakları uzun yıllardır, olağan koşullarda bile sıkıntılı bir konu olarak biliniyor. Bedava HIV testi merkezleri (GDTM) için tüm bilgiler: www.kirmizikurdele.org Neredeyse hiç seçeneğin olmadığı uzun bir dönemin ardından, başta Kırmızı Kurdele İstanbul, Pozitif Yaşam Derneği, TAPV gibi sivil toplum kuruluşlarının yoğun gayretleri , az sayıdaki yerel yönetimin pozitif yaklaşımı ve özellikle Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı’nın ciddi destek ve iş birliğiyle -şimdilik- *birkaç şehirdeki anonim test merkezlerinde (**GDTM) bu önemli hizmet başlamış ve yoğun talep görmüştü. **Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri; HIV AIDS hakkında bilgi almak ve HIV testi yaptırmak isteyen herkese, HIV’e ilişkin danışmanlık hizmeti vermek ve aynı zamanda anonim (kimlik vermeden ve gizlilik esasları içerisinde) ve bedava test yaptırabilme imkânı sunmak, test sonucu pozitif çıkan bireyleri kesin tanı tedavi için hastaneye yönlendirmek üzere oluşturulmuştur. *Kimlik vermeden ve bedava HIV testi yaptırabileceğiniz merkezleri ve iletişim bilgilerini içeren alfabetik tam listeyi aşağıda bulabilirsiniz. Herkesin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı olarak #onlinehivdanismanligi servisimize gelen-abartısız- binlerce soruya bağlı olarak test merkezlerinin süreçlerini yakından takip ediyoruz ve hangi GDTM'ye nasıl ulaşacağınıza dair bilgi notlarını düzenli aralıklarla güncelleyerek paylaşıyoruz. .: Kimlik bilgilerinizi vermeden HIV testi yaptırabileceğiniz merkezler ve yönlendirme alabileceğiniz güvenilir STK'lar listesi :. Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan B=B -- *İl Bazında Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi (GDTM) Sayıları Türkiye genelinde güncel verilere göre illere göre GDTM dağılımı şu şekildedir: Adana: 1 merkez Ankara: 1 merkez Bursa: 1 merkez Diyarbakır: 1 merkez Eskişehir: 1 merkez Gaziantep: 1 merkez İstanbul: 5 merkez İzmir: 4 merkez Kocaeli: 1 merkez Mersin: 1 merkez Tekirdağ: 1 merkez 📍 Güncel GDTM Listesi (Alfabetik Sırayla) Kimlik bilgilerinizi vermeden ücretsiz HIV testi yaptırabileceğiniz merkezlerin güncel iletişim, adres ve çalışma saatleri bilgileri aşağıdadır. Hangi ilde ve hangi merkeze gitmeyi planlıyor olursanız olun, gitmeden önce kendilerine eposta ve/veya telefon yoluyla ulaşarak güncel adres ve çalışma saati bilgilerini almanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü belediyelerin kendi işlerine bağlı olarak çalışma saatleri, adresler ve diğer bilgiler değişiklik gösterebilir. Adana Adana, Seyhan Belediyesi GDTM Adres: Meydan Mah. Bakımyurdu Cad. No:171 Seyhan Belediyesi Ek Binası Kat:1, Seyhan / Adana Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 0 322 503 43 06 Yol tarifi için tıklayın Ankara Ankara, Çankaya Belediyesi GDTM Adres: Çankaya Belediyesi Maltepe Yerleşkesi - Şehit Gönenç Caddesi / Maltepe, Çankaya / Ankara Çalışma Saatleri: Pazartesi, Salı, Perşembe ve Cuma günleri, 10:00 - 18:00 İletişim: 📞0312 230 51 10 | gonullutestdanisma@cankaya.bel.tr Yol tarifi için tıklayın Bursa Bursa, Nilüfer Belediyesi GDTM Adres: İhsaniye Mah. 2. Er Sokak No:7, Nilüfer / Bursa Çalışma Saatleri: Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri, 09:30 - 15:30 İletişim: 📞0224 483 71 15 | nilufer@nilufer.bel.tr Yol tarifi için tıklayın Diyarbakır www.kirmizikurdele.org I Ücretsiz HIV testi Diyarbakır, Dicle Üniversitesi GDTM Adres: Dicle Üniversitesi Öğrenci Yaşam Merkezi - 1. Kat, Sur / Diyarbakır Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 11:30 - 13:30 (Randevu gerekmiyor) İletişim: Kurum telefon ve eposta adresi bilgisi paylaşmamıştır. Yol tarifi için tıklayın Eskişehir Eskişehir, Tepebaşı Belediyesi GDTM Adres: Uludöner Mahallesi Cansen Sokak No:5 Daire:2, Tepebaşı / Eskişehir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 📞 0222 211 40 00 (dahili 8913) - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Gaziantep Gaziantep Büyükşehir Belediyesi GDTM Adres: Kılınçoğlu Mah. Ş. Mehmetözen Cad. No: 12, Şehitkamil / Gaziantep (Yavuzlar Semt Polikliniği) Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 08:00 - 16:00 İletişim: 📞0 530 915 39 37 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul İstanbul, Avcılar Belediyesi GDTM Adres: Firüzköy Mah. Öztan Sk. No:3/2, Avcılar / İstanbul (Avcılar Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü Ek Hizmet Alanı - Atatürk Stadyumu İç Bahçe) Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 📞 0538 238 45 07 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Bahçeşehir Üniversitesi GDTM Adres: Çırağan Caddesi Osmanpaşa Mektebi Sok. No:4-6, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü, Beşiktaş / İstanbul Çalışma Saatleri: Çarşamba ve Perşembe günleri, saat 14:00 İletişim: 📞0533 624 87 50 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Beşiktaş Belediyesi GDTM Adres: Cihannüma Mah. Bostancı Veli Sok. 5/A Beşiktaş Belediyesi Sağlıklı Yaşam Merkezi, Beşiktaş / İstanbul Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 0212 258 24 16 | sagliyasammerkezi@besiktas.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Kadıköy Belediyesi GDTM Adres: Rasimpaşa Mah. Uzunhafız Sok. No:100 Kat:1, Kadıköy / İstanbul (Kadıköy Belediyesi CİSAM) Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 (Ayda bir cumartesi randevu ile) İletişim: 📞 0216 545 96 91 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İstanbul, Şişli Belediyesi Boysan Yakar Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Adres: Merkez, Darülaceze Cd. No:12, Şişli Belediyesi Ek Hizmet Binası 2. Kat, Şişli / İstanbul Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 17:00 - 20:00 İletişim: 444 31 12 | saglik@sisli.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir İzmir Büyükşehir Belediyesi GDTM (İZSEM Konak Center) Adres: İZSEM Konak Center, Millikütüphane Cad. No:41, Konak Center / Z 55, Konak / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 (HIV, Sifiliz, Hepatit B, Hepatit C taramaları) İletişim: 📞 0232 294 22 47 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir Büyükşehir Belediyesi GDTM (İZSEM Küçük Çiğli) Adres: Çiğli İZSEM (İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi) Küçük Çiğli, 8715. Sk. No:16, AOSB, Çiğli / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 (HIV, Sifiliz, Hepatit B, Hepatit C taramaları) İletişim: 📞 0232 294 22 47 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir, Konak Belediyesi GDTM Adres: Selçuk Mahallesi İkiçeşmelik Caddesi 676. Sok. (Cici Park İçi Yolu) No:5, Konak / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 08:00 - 17:00 İletişim: 📞 0232 484 22 91 | saglik@konak.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın İzmir, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi GDTM (Hastane içinde konumlandırıldığı için diğer merkezler kadar rahat ve kaygısız bir merkez olmama ihtimalini göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederiz.) Adres: Gaziler Caddesi No: 468, A Blok, Tepecik / İzmir Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:30 İletişim: 📞 0232 469 69 69 (dahili 2381) - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Kocaeli Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi GDTM Adres: Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Umuttepe Yerleşkesi 41001, İzmit / Kocaeli Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 12:00 ve 13:30 - 16:00 İletişim: 📞 0262 303 66 14 - 📞 0554 954 99 95 Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesi GDTM Adres: Hamidiye Mah. Cengiz Topel Cad. Saraçoğlu Apt. Altı No:1, Akdeniz / Mersin Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:00 - 16:00 İletişim: 📞 0324 232 00 72 | saglikisleridb@mersin.bel.tr - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Tekirdağ Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi GDTM Adres: Namık Kemal Mahallesi Kampüs Caddesi 1/14, Süleymanpaşa / Tekirdağ Çalışma Saatleri: Hafta içi her gün, 09:30 - 11:00 ve 13:30 - 15:00 İletişim: 📞 0282 250 71 52 - Randevu ve bilgi için telefon / e-posta ile merkezle iletişim kurmayı ihmal etmeyin. Yol tarifi için tıklayın Kırmızı Kurdele İstanbul ve Pozitif Yaşam Derneği Kırmızı Kurdele İstanbul Ücretsiz HIV Testi Projesi: www.kirmizikurdele.org üzerinden HIV testi yönlendirmesi yapılmaya devam edilmektedir. Taleplerinizi Kırmızı Kurdele İstanbul #onlinehivdanismanligi servisine iletebilirsiniz. (Eylül 2024 güncellemesi; maddi ve operasyonel sıkıntılar sebebiyle "Ücretsiz HIV testi" projesi geçici olarak hizmet vermemektedir.) Pozitif Yaşam Derneği: Dönemsel maddi olanakları dahilinde İstanbul ve/ya da farklı şehirlerde yine dönemsel olarak ücretsiz HIV testi yönlendirmesi yapabilmektedir. Bilgi almak için info@pozitifyasam.org adresine yazabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkesin ve herkes için #hivbilgisi I www.kirmizikurdele.org

  • AIDS2026'dan notlar: Konferans programında neler vardı? Neler ön plana çıktı? www.kirmizikurdele.org sizler için derledi

    Uzaktı, pahalıydı gidemediniz, yoğundunuz takip edemediniz... Olsun; neyse ki www.kirmizikurdele.org var. Herkesin ve herkes için #hvbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org Brezilya, Rio'da gerçekleşen AIDS2026'yi takip etti, sizin için bir #hivbilgisi yazısıyla derledi. Gitmiş kadar olacaksınız. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayıma hazırlayan: Tuna A. (www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı) Yayım tarihi: Ağustos 4, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izine tabidir. (info@kirmizikurdele.org) AIDS2026'da neler konuşuldu? I www.kirmizikurdele.org 26. Uluslararası AIDS Konferansı (AIDS2026), 26-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında Rio de Janeiro'da, Riocentro Kongre Merkezi'nde ve eşzamanlı olarak çevrimiçi düzenlendi. "Rethink. Rebuild. Rise." (Yükselmek için yeniden düşünmek ve yeniden inşa etmek) temasıyla toplanan konferansa, dünya genelinden yaklaşık 7.500 kişi yüz yüze ve çevrimiçi olarak katıldı; katılımcıların yaklaşık 1.500'ünü Latin Amerika kökenli delegeler oluşturdu. Konferans, IAS'ın (Uluslararası AIDS Cemiyeti) 1985'ten bu yana düzenlediği ve bilim, politika ile savunuculuğun kesiştiği en kapsamlı HIV AIDS platformu olma özelliğini bu yıl da sürdürdü. AIDS2026, aynı zamanda bu konferansın tarihinde ilk kez Güney Amerika'da düzenlenmesi bakımından da ayrı bir öneme sahipti. Herkesin ve herkes için #hvbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak konferans programını, bilimsel bulguları ve öne çıkan tartışmaları sizler için derledik. Meraklısına iyi okumalar. -- Önce Bizden Bir Haber: Arda Karapınar'a AIDS2026 Rio'da Büyük Ödül Konferans özetimize geçmeden önce, topluluğumuzu doğrudan ilgilendiren bir gelişmeyi paylaşmak istiyoruz. Kırmızı Kurdele İstanbul'un kurucularından ve gönüllülerinden Arda Karapınar, Temmuz 2026'da Rio de Janeiro'da düzenlenen AIDS2026 kapsamındaki U=U 10. Yıl Galası'nda "U=U Science to Impact Award" (Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü) ile onurlandırıldı. Ödül, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B/U=U) gerçeğinin bilimsel temelinin gerçek yaşamda anlamlı bir topluma dönüşmesine katkı sunan; savunuculuk, eğitim, tedavi okuryazarlığı, damgalamayla mücadele, toplulukların harekete geçirilmesi ve politika geliştirilmesi alanlarında emek veren isimleri takdir ediyor. Karapınar, HIV Glasgow'un bilim kuruluna (akademisyen ya da bilim insanı olmamasına rağmen) 2022, 2024, 2026'da yani üç edisyon üst üste davet edilmek gibi nadir rastlanan başka uluslararası başarılarıyla da tanınıyor; bu yeni ödül de Türkiye'den HIV aktivizminin ve sivil toplum perspektifinin uluslararası platformlarda daha güçlü biçimde temsil edilmesine yönelik uzun soluklu çalışmalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Kabul konuşmasında Karapınar, ödülün kendisine bir "dinlenme hakkı" değil daha büyük bir sorumluluk yüklediğini vurgulayarak, HIV ile yaşayan kişiler adına sesini yükseltmeyi sürdüreceğini belirtti. Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, Türkiye'nin uluslararası HIV topluluğu içindeki görünürlüğünü artırma vizyonumuza böylesine saygın bir platformda katkı sunan Arda Karapınar'ı candan kutluyoruz. Haberin tamamı için tıklayın -- Programda Öne Çıkanlar (Kısa Kısa) AIDS2026, 150'den fazla oturum, 220 Global Village etkinliği ve 2.400 posterle, hem laboratuvardan gelen en güncel bilimsel bulguları hem de sahadaki savunuculuk hareketlerini bir araya getirdi. İşte öne çıkanlar: • Uzun etkili önlemede yeni veriler: lenacapavir ve cabotegravir Yılda iki kez uygulanan enjekte edilebilir lenacapavir'in TÖP (Temas Öncesi Profilaksi/PrEP) amaçlı kullanımına ilişkin PURPOSE 1 ve PURPOSE 2 çalışmalarının uzun dönem takip verileri, yüksek etkinliğin, yüksek tedaviye uyumun ve tutarlı güvenlik profilinin sürdüğünü gösterdi. Bu veriler, özellikle Latin Amerika'da lenacapavir'e erişimi genişletme çabalarına dair tartışmalarla birlikte sunuldu. Enjekte edilebilir cabotegravir'e (CAB-LA) ilişkin CLARITY çalışmasının altı aylık takip verileri, tek doz sonrasında katılımcıların CAB-LA'yı lenacapavir'e kıyasla daha olumlu bir enjeksiyon deneyimi olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. LATA çalışmasının 96 haftalık sonuçları ise, Sahra-altı Afrika'da HIV ile yaşayan ergenlerde sekiz haftada bir uygulanan cabotegravir/rilpivirin kombinasyonunun, günlük oral tedaviye kıyasla üstün olduğunu gösterdi. ABD merkezli OPERA kohortunun (yaklaşık 6.800 yetişkin) gerçek yaşam verileri de, uzun etkili enjekte edilebilir tedavinin günlük oral tedaviyle karşılaştırılabilir virolojik baskılanma sağladığını doğruladı. • Haftalık ve aylık oral tablet seçenekleri ufukta Gilead ve Merck'in ortaklaşa yürüttüğü Faz 3 ISLEND-1 ve ISLEND-2 çalışmalarının tam sonuçları, ilk kez AIDS2026'da, geç bildirim (late-breaker) oturumlarında paylaşıldı. Bu çalışmalar, haftada bir kez alınan, tek tabletlik islatravir/lenacapavir kombinasyonunun tedavi amaçlı kullanımını değerlendiriyor. Merck ayrıca islatravir ile ulonivirine kombinasyonuna (Faz 2b) ilişkin verileri de sundu. Önleme tarafında ise, ayda bir alınan oral bir TÖP adayı olan MK-8527 (alimatravir), Faz 3 aşamasında, sahra-altı Afrika ve 16 ülkede katılımcı almaya devam ediyor. Bu gelişmeler, tedavi ve önlemede "her gün hap" modelinin ötesine geçen bir dönüşümün sinyallerini veriyor. • Kür araştırmalarında umut verici sinyaller RIO çalışmasının ikinci fazında, ilk fazda plasebo alan katılımcılara iki geniş nötralize edici antikor (bNAb) —teropavimab ve zinlirvimab— uygulandı. ART kesildikten sonra katılımcıların yarısından fazlası 20 haftadan uzun süre düşük veya belirlenemeyen viral yük düzeyini korudu; ikisi ise bir yıldan uzun süredir tedavisiz. Araştırmacılar, tedavi sonrası viral kontrolün "stem-like" CD8+ T hücre yanıtlarıyla ilişkili olduğunu vurguladı. HIV aşısı araştırmaları da, bağışıklık sistemini nadir görülen, geniş çaplı koruyucu yanıtlara yönlendirme konusunda kademeli ilerleme kaydettiğini bildirdi. • Konferans finansman krizinin gölgesinde AIDS2026, HIV programlarına yönelik benzeri görülmemiş bir finansman krizinin ortasında gerçekleşti. ABD hükümetinin PEPFAR'a yönelik kesintileri ve yeniden yapılanması, saha düzeyinde ciddi sonuçlar doğurdu: konferansta sunulan ve 46 ülkeden 150'den fazla uygulayıcı kuruluşu kapsayan bir araştırma, 1.700'den fazla sağlık kliniğinin kapandığını ortaya koydu. Ayrı bir çalışma ise, çocuklarda HIV tedavisine erişimin, geçmişteki anneden bebeğe bulaş önleme başarılarıyla açıklanamayacak bir hızla gerilediğini, bunun finansman kesintileriyle bağlantılı olabileceğini gösterdi. Fransa'nın Küresel Fon'a katkısını %60 (yaklaşık 1 milyar avro) azaltması da protesto edildi. Konferans öncesinde Health GAP, Treatment Action Campaign ve Housing Works gibi örgütlerin öncülüğünde düzenlenen bir eylem, ABD'nin küresel HIV politikasındaki değişiklikleri hedef aldı. • İnsan hakları kriminalizasyon baskısı altında HIV Justice Network, Küresel HIV Kriminalizasyon Veritabanı'na dayanan bulgularını paylaşarak, HIV'e özgü suç düzenlemelerinin test olma isteğini caydırdığını, tedaviye başlamayı geciktirdiğini ve damgalanmayı derinleştirdiğini; bu durumun kadınları, göçmenleri ve diğer anahtar popülasyonları orantısız biçimde etkilediğini vurguladı. ABD'de 1.000 cinsel azınlık erkeğini kapsayan ARCHES kohort çalışması ise, kriminalizasyonun kovuşturma olmasa bile kaygı, açıklama (disclosure) korkusu ve öz-izolasyon yaratan bir "yönetişim rejimi" olarak işlediğini gösterdi. • Yeni Siyasi Deklarasyon ve IAS'ta yeni başkanlık Arda Karapınar - Panosian yazısı I HIV AIDS'te güncel durum Konferans, Haziran 2026'da 149 üye devletin kabul ettiği yeni BM Siyasi Deklarasyonu'nun hemen ardından gerçekleşti. Deklarasyon, 2030'a kadar 40 milyon kişinin tedaviye (38 milyonunun viral baskılanmaya), 20 milyon kişinin antiretroviral temelli önlemeye erişmesini; damgalanma-ayrımcılık ve cezalandırıcı yasal engellerin %10'un altına inmesini hedefliyor. Ayrıca, AIDS2026'da Kenyalı Prof. Kenneth Ngure, IAS başkanlığına seçilen ilk Kenyalı oldu. • Ev sahibi Brezilya'nın deneyimi Konferansın Rio de Janeiro'da düzenlenmesi, ev sahibi ülkenin kendi HIV deneyimini de öne çıkardı. Brezilya, evrensel ve ücretsiz kamu sağlık sistemi (SUS) sayesinde, anneden bebeğe HIV bulaşını halk sağlığı sorunu olmaktan çıkaran ilk büyük ülke oldu. Bununla birlikte, lenacapavir'in klinik araştırmalarının önemli bir kısmı Brezilya'da yürütülmüş olmasına karşın, ilacın ülkede erişilebilir hale gelmemiş olması, "bilimsel ilerlemenin adil erişimle eşleşmesi gerektiği" mesajının altını bir kez daha çizdi. -- #hivbilgisi Kaynağı www.kirmizikurdele.org'un Öne Çıkardıkları AIDS2026'nın bilimsel programı, doğrudan pratiğe dönüşene kadar geçen sürede, HIV ile yaşayan kişiler (HİYK) ve HIV ile mücadelede sahadaki toplum temelli örgütler için asıl mesele, bu ilerlemenin nasıl ve kime ulaşacağı. Kırmızı Kurdele olarak, konferansın gündeminden Türkiye bağlamında en çok karşılık bulacağını düşündüğümüz başlıkları burada bir araya getirdik. • Tedaviye erişim, bilimden daha yavaş ilerliyor Konferans boyunca tekrar tekrar vurgulanan bir gerçek vardı: lenacapavir ve cabotegravir gibi uzun etkili önleme araçları için talep, mevcut arzın çok ötesinde. AVAC'ın konferans boyunca işlettiği ağ bölgesinde sergilenen "HIV Finansmanı Hayat Kurtarır" işlemeli örtüsü, finansman kesintilerinin toplumlar üzerindeki etkisini somutlaştıran sembolik ama güçlü bir hatırlatıcıydı. Türkiye'de de uzun etkili enjekte edilebilir PrEP seçeneklerinin klinik kullanıma girmesi süreci, benzer bir erişim ve zamanlama sorununu gündeme getiriyor: dünya genelinde onaylanan bir aracın, HIV ile yaşayan veya risk altındaki bireylerin gündelik hayatına ne zaman ve hangi koşullarda gireceği, bilimsel onay kadar sağlık politikası kararlarına da bağlı. • B=B mesajının klinik ve toplumsal karşılığı Belirlenmeyen = Bulaştırmayan AIDS2026'da paylaşılan tüm tedavi ve önleme verileri, aslında tek bir temel gerçeğin üzerine inşa ediliyor: düzenli ve etkili antiretroviral tedaviyle viral yükü belirlenemeyen düzeye inen bir kişi, HIV'i cinsel yolla bulaştırmaz. B=B (Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) ilkesi, yalnızca bir bilgi kırıntısı değil; tedaviye erişimin, düzenli takibin ve tedaviye uyumun neden bu kadar hayati olduğunun bilimsel temelidir. Konferansta öne çıkan uzun etkili tedavi seçenekleri de, viral baskılanmayı sürdürmeyi kolaylaştırarak B=B'nin günlük hayatta daha erişilebilir hale gelmesine hizmet ediyor. Türkiye'de B=B mesajının hem sağlık çalışanları hem de HİYK arasında daha geniş ölçüde bilinmesi ve içselleştirilmesi, damgalanmayı azaltmanın da en somut yollarından biri olmayı sürdürüyor. • Kriminalizasyon ve damgalanma, evrensel bir mesele HIV Justice Network'ün AIDS2026'da paylaştığı bulgular, HIV'e özgü cezai düzenlemelerin test olma isteğini caydırdığını ve damgalanmayı derinleştirdiğini gösterdi. Türkiye'de HIV'e özgü bir ceza yasası bulunmasa da, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık kurumlarında, iş yaşamında ve gündelik ilişkilerde karşılaştığı ayrımcılık, konferansta tartışılan "kovuşturma olmasa bile kaygı ve öz-izolasyon yaratan yönetişim rejimi" tarifiyle örtüşen bir gerçekliğe işaret ediyor. Bu bulgular, HIV ile yaşayan kişilerin karşılaştığı ayrımcılığın yalnızca yasal düzenlemelerle değil, sağlık okuryazarlığı ve toplumsal farkındalıkla da mücadele edilmesi gereken çok boyutlu bir sorun olduğunu bir kez daha gösteriyor. • Anahtar popülasyonlar ve görünmezlik Konferansın teması olan "Rethink. Rebuild. Rise.", büyük ölçüde anahtar popülasyonların (HIV ile yaşayan kişiler, LGBTİ+ kişiler, seks işçileri, damar içi madde kullanan kişiler, göçmenler) sürece dahil edilmesi gerektiği vurgusuyla şekillendi. Yeni Siyasi Deklarasyon'un, damgalanma-ayrımcılık ve cezalandırıcı yasal ortamların %10'un altına indirilmesini açık bir hedef olarak koyması, uluslararası toplumun bu konudaki taahhüdünü somutlaştırıyor. Türkiye özelinde de, HIV ile yaşayan kişilerin ve anahtar popülasyonların sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştığı görünmezlik ve dışlanma, sahadaki savunuculuk çalışmalarının odağında kalmaya devam ediyor. • Finansman krizinin Türkiye'ye dolaylı yansımaları Türkiye, HIV programlarının finansmanında PEPFAR veya Küresel Fon'a Brezilya ölçeğinde bağımlı bir ülke olmasa da, konferansta tartışılan küresel finansman daralması, dolaylı yoldan da olsa iki şekilde önem taşıyor: birincisi, uluslararası ilaç ve tanı teknolojilerinin fiyatlandırma ve erişim politikalarını etkileyen küresel arz-talep dengesi üzerinden; ikincisi ise, sivil toplum örgütlerinin uluslararası fonlama ekosistemindeki daralmanın, yerel HIV savunuculuğu ve toplum temelli hizmetler için de bir sürdürülebilirlik sorusu doğurması bakımından. Brezilya'nın kendi kamu sağlık sistemine dayanan modeli, bu bağlamda dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. • Kür ve aşı araştırmalarının ufku. Kür/kesin tedavi yakın değil! RIO çalışmasının bNAb verileri ve HIV aşısı araştırmalarındaki ilerleme, henüz klinik pratiğe yansımasa da, HIV ile yaşayan kişiler için uzun vadeli umudun bilimsel bir zemine oturduğunu gösteriyor. Bu tür araştırmaların sonuçlarının Türkiye'deki HİYK'e ve sağlık çalışanlarına doğru ve dengeli biçimde aktarılması, hem gerçekçi beklentiler oluşturulması hem de "kür yakın" gibi yanıltıcı söylemlerin önüne geçilmesi açısından önemini koruyor. • Asıl mesele: ayrımcılık AIDS2026'yı takip eden bazı yayınlar, konferansta paylaşılan tüm bu bilimsel ilerlemenin gölgesinde kalan bir tespiti de öne çıkardı: alandaki ilerlemenin sahada neden hâlâ bu kadar yavaş ilerlediğinin temel açıklaması, yalnızca finansman veya erişim altyapısı değil, ayrımcılıkla mücadelede süregelen başarısızlık. Bu değerlendirmeye göre, tanı ve tedavi araçları ne kadar gelişirse gelişsin, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık kurumlarında, iş yaşamında ve gündelik ilişkilerde karşılaştığı damgalanma ve dışlanma ortadan kalkmadıkça, bilimsel kazanımların toplumun tamamına adil biçimde ulaşması mümkün olmuyor. Kırmızı Kurdele İstanbul olarak bu okumayı önemli buluyoruz: Türkiye'de de HIV ile mücadelenin önündeki en büyük engelin çoğu zaman bilimsel veya teknik değil, toplumsal ve tutumsal olduğunu; ayrımcılıkla mücadele edilmeden atılacak hiçbir bilimsel adımın etkisinin tam olarak hayata geçmeyeceğini düşünüyoruz. • Sonuç AIDS2026, HIV alanında bilimin hâlâ hızla ilerlediğini —uzun etkili tedavi ve önleme seçeneklerinden kür araştırmalarındaki umut verici sinyallere kadar— bir kez daha gösterdi. Ancak konferansın belki de en belirgin mesajı, bilimsel ilerlemenin tek başına yeterli olmadığıydı: finansman krizi, kriminalizasyon, damgalanma ve erişim eşitsizlikleri, kırk yılı aşkın HIV mücadelesinin kazanımlarını tehdit etmeye devam ediyor. Konferansı takip eden değerlendirmelerin işaret ettiği gibi, bu yavaşlığın kökeninde çoğu zaman teknik bir eksiklik değil, ayrımcılıkla mücadelede süregelen başarısızlık yatıyor — ve bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, bu mücadele kazanılmadan aradaki makas kapanmıyor. "Rethink. Rebuild. Rise." temasının işaret ettiği gibi, önümüzdeki dönem hem bilimsel hem de politik ve toplumsal düzeyde yeniden bir inşa çabası gerektiriyor; ve bu inşanın merkezinde ayrımcılıkla mücadele olmalı. www.kirmizikurdele.org olarak, bu gelişmeleri Türkiye bağlamında izlemeye ve sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. (Not: Bu #hivbilgisi yazısındaki bilgiler, AIDS2026 (26. Uluslararası AIDS Konferansı) kapsamında paylaşılan bilimsel sunumlara ve konferansı takip eden çeşitli kaynaklara dayanmaktadır. Kişilerin kendi sorumlulukları gereğince sağlık durumlarıyla ilgili tüm kararları için hekimlerine mutlaka danışmaları gerekir.) #HIVİstanbul2026 Manifestosu www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Kaynakça IAS – AIDS 2026 overview & key takeaways: iasociety.org/conferences/aids2026 aidsmap – AIDS 2026 conference coverage: aidsmap.com/conferences/aids-2026 aidsmap – PEPFAR cuts close key population services: aidsmap.com/news/jul-2026 HIV i-Base – AIDS 2026: Activists challenge US government's claims to manage PEPFAR: i-base.info/htb/54322 AVAC – AIDS 2026 event page & "Beyond AIDS 2026: Top 10": avac.org/event/aids-2026 UNAIDS – Global HIV response falters as reemergence looms: unaids.org UNAIDS – 2026 UN Political Declaration on HIV/AIDS: unaids.org HHR Journal – Key Populations Under Threat: A Central Theme at AIDS 2026: hhrjournal.org GSK/ViiV Healthcare – Cabenuva demonstrates superiority to daily oral therapy: gsk.com Gilead Sciences – Gilead to Present New HIV Research at AIDS 2026: gilead.com Merck – Merck to Present New Data on HIV Treatment and Prevention Pipeline at AIDS 2026: merck.com aidsmap – Half the participants from placebo arm of HIV cure trial have prolonged viral load remission (RIO trial): aidsmap.com/news/mar-2026

  • Arda Karapınar'a Rio'da Büyük Ödül: U=U Sciento to Impact - B=B Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye

    Yayıma hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları gönüllü ekibi Yayım tarihi : 4 Ağustos 2026 Herkesin ve herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izine gerek yoktur. -- Arda Karapınar'a Uluslararası Alanda Önemli Bir Takdir Daha Kırmızı Kurdele İstanbul'un kurucularından ve gönüllülerinden Arda Karapınar, Türkiye'yi uluslararası HIV alanının saygın, görünür ve eşit bir parçası hâline getirme vizyonuyla yürüttüğü çalışmalar nedeniyle bir uluslararası ödüle daha layık görüldü. U=U Science to Impact Award I Arda Karapınar - Panosian Yıllardır Türkiye'den HIV aktivizminin, topluluk deneyiminin ve sivil toplum perspektifinin uluslararası platformlarda daha güçlü biçimde temsil edilmesi için çalışan Karapınar; bugüne kadar çok sayıda uluslararası konferansta konuşmacı olarak yer aldı, çeşitli uluslararası kuruluşlarda görev üstlendi ve Türkiye'den aktivistlerin küresel HIV gündemindeki görünürlüğünün artmasına katkı sundu. Karapınar'ın dikkat çeken başarıları arasında, dünyanın saygın HIV konferanslarından biri olan HIV Glasgow'un bilim kuruluna yalnızca bir aktivist olarak üç dönem üst üste davet edilmesi de bulunuyor. Karapınar bu yönüyle, uluslararası HIV alanında Türkiye'den sivil toplum temsiline ilişkin önemli bir ilke imza attı. Bu başarılar zincirine bir yenisi daha Temmuz 2026'da eklendi. Rio de Janeiro'da düzenlenen AIDS 2026 Konferansı kapsamında gerçekleştirilen U=U Gala gecesinde verilen “Science to Impact Award” (Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü), Arda Karapınar'a takdim edildi. Söz konusu ödül, bilimsel bilginin toplum yararına dönüşmesine katkı sağlayan, savunuculuk çalışmalarıyla bilimsel kanıtın etkisini büyüten ve HIV alanında toplumsal dönüşüme katkıda bulunan isimleri onurlandırmak amacıyla veriliyor. Bunun yanında, bu tür uluslararası takdirler ve Arda Karapınar gibi aktivistlerin küresel ölçekte yürüttüğü çalışmalar, yalnızca bireysel başarılar olarak değerlendirilmemeli. Bu çalışmalar, Türkiye'deki HIV alanının ve sivil toplumun uluslararası görünürlüğünün artmasına, daha fazla uluslararası iş birliği ve dayanışma fırsatının doğmasına ve Türkiye'den yükselen seslerin küresel platformlarda daha güçlü biçimde duyulmasına katkı sağlayabiliyor. Aynı zamanda HIV alanında edinilen deneyimlerin, geliştirilen çözümlerin ve savunuculuk pratiklerinin uluslararası dolaşıma daha fazla katılmasına imkân tanırken, benzer alanlarda çalışan kişi ve kurumlar için de yeni temasların ve ortaklıkların önünü açabiliyor. -- U=U Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü Nedir? U=U Bilimsel Kanıttan Toplumsal Etkiye Ödülü, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B, U=U) gerçeğinin temelini oluşturan bilimsel kanıtların gerçek yaşamda anlamlı bir dönüşüme dönüşmesine katkı sunan kişiyi onurlandırmaktadır. Ödül; savunuculuk, eğitim, tedavi okuryazarlığı, damgalamayla mücadele, toplulukların harekete geçirilmesi, politika geliştirilmesi ve HIV ile yaşayan kişilere destek sağlanması alanlarındaki katkıları takdir etmektedir. Küresel U=U hareketinin 10. yılı kapsamında, Rio de Janeiro'da düzenlenen Dünya AIDS Konferansı sırasında gerçekleştirilen U=U 10. Yıl Galası'nda duyurulan bu ödül, bilimsel bilginin güçlenmeye, insan onurunun korunmasına ve olumlu toplumsal değişime dönüşmesine katkı sağlayan kişiyi kutlamaktadır. Aynı zamanda HIV ile yaşayan kişilerin korkudan, damgalamadan ve ayrımcılıktan uzak; açık ve özgür bir yaşam sürebilmeleri için gösterilen liderliği ve kararlılığı da onurlandırmaktadır. -- Karapınar'ın ödül konuşması "Genellikle bu tür konuşmalarda çok duygusal teşekkürler duyarsınız. Benim ise onlarca teşekkürüm yok. Sadece iki tane var. Birincisi Pietro Vernazza ve Alison Rodger'a. Onların yıllara yayılan emeği ve kararlılığı olmasaydı bugün ne U=U olurdu ne de bu kampanya. İlk teşekkür onlara. Buna ilaveten, izinleri olduğunu varsayarak bu ödülü dünyanın dört bir yanındaki HIV ile yaşayan insanlar adına kabul etmek istiyorum. Bunun kulağa biraz klişe geldiğini biliyorum ama lütfen ne demek istediğimi gerçekten duymaya çalışın. Çünkü U=U mesajı kesin HIV tedavisi olmayabilir ama insanların mecbur bırakıldıkları sessizlik için gerçek bir ilaç. Ve benim için, bu gerçeği kabul ettirebilmek adına verdiğim bütün mücadele, sadece bir kişinin özgürlüğü için bile fazlasıyla değerdi. Geçenlerde bu ödül haberini bir arkadaşımla paylaştım. Bana şöyle dedi: "Artık biraz yavaşlar ve bunun tadını çıkarırsın umarım." Ona verdiğim cevap şuydu: "Hayır. Ödüller insana dinlenme hakkı vermez. Daha büyük sorumluluklar yükler. Bundan sonra daha çok konuşmak, daha çok yazmak ve yanlış olan ne varsa ona karşı sesimi daha da yükseltmek zorundayım." Bu, bütün kalbimle inandığım bir sorumluluk. U=U'nun onuncu yılını geride bırakırken, bizler ikinci bir AIDS krizinin tam eşiğinde duruyoruz. Ve görünen o ki, ilkiyle kıyaslanamayacak kadar büyük olacak. Artık boş sözlere toleransım yok! Topluluğumuz hükümetlere, devlet başkanlarına ve bakanlara büyük cümlelerle hitap etmeden önce, birbirimizin gözlerinin içine bakabildiğimiz dürüst ilişkiler kurmayı başarabilmeli. Çünkü şunu asla unutmamalıyız: Yaptığımız şeyler de, görmezden geldiğimiz adaletsizlikler de yüz binlerce insana anında umut verebilir ya da o umudu kökten edebilir. Konuşmamı salondaki gönüllülere seslenerek bitirmek istiyorum. Önümüzdeki on yıl boyunca, bu alandan maaş alan ve kendilerine profesyonel diyen insanların sizin gönüllü emeğinizi sömürmesine izin vermeyin. Çünkü onların projeleri bittiğinde, maaşları kesildiğinde çekip gidecekler. Ama siz ve ben gibi gönüllüler burada kalacağız. Bu yüzden politikaları “profesyoneller” değil biz şekillendireceğiz. Kararları biz vereceğiz. Ve son sözü her zaman biz söyleyeceğiz. Önümüzdeki on yıl boyunca bunu asla unutmayın. İki teşekkürüm olduğunu söylemiştim. İşte ikincisi ve hayır şaka yapmıyorum. Konuşmamı, beni Dünya AIDS Günü olan 1 Aralık'ta bu dünyaya göndererek daha en başından mesajı veren Tanrı'ya teşekkür ederek bitiriyorum." Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, kuruluşumuzun temel vizyonlarından biri olan Türkiye'nin uluslararası HIV topluluğu içindeki görünürlüğünü ve etkisini artırma hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların böylesine saygın bir platformda takdir görmesinden büyük mutluluk duyuyor; Arda Karapınar'ı bu anlamlı ödül nedeniyle kutluyoruz. Bedava ve kimliksiz HIV testi merkezleri (GDTM) için tüm bilgiler: www.kirmizikurdele.org www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb

  • HIV pozitifler bireyler neden kan veremiyorlar?Belirlenemeyen=Bulaştırmayan hakikatı kan bağışı için neden geçerli değil?

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian I Yazar, Sivil Toplum Gönüllüsü www.instagram.com/minasardapanosian www.x.com/MAPanosian Yayın tarihi: Temmuz 7, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. Tüm alıntılarda www.kirmizikurdele.org'ye ve yazar ismine referans verilmesi etik zorunluluktur. İzin için info@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz. On beş yılı aşkın savunuculuk ve aktivizm çalışmalarının ardından üretmeye topluluk yazarı ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar - Panosian'dan sık sorulan ama çoğu zaman eksik ya da yanlış yanıtlanan bir soruya odaklanan yeni bir #hivbilgisi yazısı: HIV pozitif bireyler neden kan bağışçısı olamıyorlar? Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B (bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN. Bulaşmayan çok yanlış bir çeviri önerisi. Çünkü belirlenemeyen şey virüs bulaştırmayan ise kişidir ve özneyi özgürleştirmeyen, HIV ile yaşayan bireyin bulaştırıcı olmadığının, tehlikeli olmadığının, riskli, kirli vb. olmadığının altını çizmeyen tüm öneriler eksik çevirilerdir) devriminin ışığında en sık yöneltilen sorulardan biri olan "Madem HIV'i cinsel yolla bulaştırmıyorum, neden kan bağışlayamıyorum?" sorusunu uluslararası HIV tedavi kılavuzları, kan bankacılığı ilkeleri ve güncel bilimsel veriler ışığında ayrıntılarıyla ele alan bu #hivbilgisi yazısı bir başvuru kaynağı niteliğinde. Kan güvenliğinin bilimsel temellerinden Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'nin sınırlarına, viral yük kavramından kan naklinin biyolojik dinamiklerine, Kızılay'a kan bağışını bir test yöntemi olarak kullanmanın neden doğru olmadığına kadar birçok konuyu anlaşılır ama bilimsel derinlikten ödün vermeden ele alan bu #hivbilgisi yazısı; HIV ile yaşayanların en çok merak ettiği sorulardan birine ön yargılarla değil, kanıtlarla cevap veriyor. Bilimsel gerçeklerle güçlenmek, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'nin ne söylediğini ve ne söylemediğini doğru anlamak isteyen herkes için Arda Karapınar - Panosian'ın hazırladığı bu #hivbilgisi yazısını, herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org'nin merakı ve kanıt temelli söylem/eylem tutarlılığını ilke edinmiş sadık takipçileriyle paylaşıyoruz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org "Madem Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B var ve bulaş riski sıfır, o halde neden kan bağışlayamıyorum?" Ayrımcılık değil mi bu?". Yekten cevaplayayım: Değil! Virüs baskılayıcı HIV tedavisinde kullanılan antiretroviral (ART) ilaç seçeneklerinin, takibi giderek zorlaşmaya başlayacak kadar çoğalmasına bağlı olarak artık biliyoruz ki: Düzenli tedavi alan ve viral (virüs) yükü belirlenemeyen seviyede baskılanan HIV pozitif bireyler, HIV'i kondomsuz cinsel ilişkilerde dahi bulaştıramazlar. Bu, yüz binlerce hayatı ve aktivizmi kökünden değiştiren Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) devrimidir. www.kirmizikurdele.org/art Ancak, HIV ve AIDS alanlarında hizmet sunan sağlık profesyonellerinin de, aktivistlerin de, sosyal hizmet uzmanlarının da, test görevlilerinin de sıklıkla karşılaştığı, son derece haklı ve mantıklı (duyulan) bir soru var: "Madem bulaş riski yok, o hâlde neden kan bağışlayamıyorum?" Bu haklı ve mantıklı duyulan sorunun, uluslararası saygın HIV tedavi kılavuzlarına ve kan bankacılığı otoritelerine göre yanıtı oldukça net. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B)'nin HIV pozitif bireylerin cinsel sağlıklarında ve hayatlarındaki mutlak zaferi, konu kan nakli (transfüzyon) olduğunda neden farklı işliyor? Bu #hivbilgisi yazımda, HIV pozitif bireylerin kan bağışlayamamalarının ardındaki bilimsel verilere ve güncel yasal duruma birlikte bakacağız. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi/şifası neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor?​ :. -- Hacim (İnokulum) farkı ve damar içi aktarım Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) ile sıfır risk, cinsel ilişkiler için kesin bir gerçeklik. Ancak bu ilke kan nakli bağlamında henüz uygulanamıyor. Bunun başlıca bilimsel sebeplerinden biri maruziyetin niteliği ve hacmi (inokulum) büyüklüğü. Cinsel sıvılar yoluyla gerçekleşebilecek maruziyet miktarı mililitrelerle ifade edilemeyecek düzeyde, yani hayli düşük. Kan bağışlarında ise genellikle en az 1 ünite kan, yani yaklaşık 0,45 litre (450 mililitre) kan, üstelik hiçbir mukozal doku filtresi olmadan alıcının doğrudan damarına zerk ediliyor. Bu noktada, HIV pozitif birey için virüs yükü "belirlenemeyen" (undetectable) seviyede denildiğinde, bunun vücutta hiç HIV kalmadığı (yani kesin tedavi, kür, şifa bulunduğu) anlamına gelmediğini hatırlamak ve hatırlatmak yararlı olur. Virüs yükünün "belirlenemeyen" (undetectable) seviyede olması, kandaki virüs miktarının kullanılan testin saptama sınırının altında olduğu anlamına gelir. Bu sınır, kullanılan testin model ve markasına göre değişmekle birlikte, çoğu zaman mililitrede 20 ila 50 HIV RNA kopyasıdır. İşte Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B)'nin kan nakli için de geçerli olabileceği sonucuna tam da bu nedenle varamayız. Çünkü Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'yi kanıtlayan çalışmalar yalnızca cinsel bulaşı değerlendirdi; kan nakli yoluyla bulaşı araştırmadı. Çünkü böyle bir araştırmada insanlara, bulaştırıcı olma ihtimali dışlanamayan kanın nakledilmesi gerekir ki bu da temel araştırma etiği ilkeleriyle bağdaşmaz. Böyle bir laboratuvar araştırması tasarısı, haklı etik engelleri aşamayacağı gibi ciddi tartışmalara da sebep olur. Malum, kan naklinde (genelde en az) neredeyse yarım litre kan doğrudan damardan dolaşım sistemine veriliyor ve kan güvenliğinde sıfır risk ilkesi esas alınıyor. Tüm bunlara rağmen, istisnai ve olağanüstü koşulların hiç yaşanmadığını söylemek de doğru olmaz. Yaşam kaybı riskinin çok yüksek olduğu acil durumlarda, başka hiçbir uygun kan kaynağına ulaşılamadığı ve hastanın hayatını kurtarmanın tek seçeneğinin bu olduğu son derece sıra dışı senaryolar dönem dönem tartışılmış. Böyle durumlarda, HIV pozitif olduğu bilinen birinci derece bir yakının kanının kullanılması ancak hekimlerin ayrıntılı risk–yarar değerlendirmesi, ilgili mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde gündeme gelebilir. Bunlar rutin kan bankacılığı uygulamalarının dışında kalan, yalnızca kişinin bizatihi ya da yasal temsilcisinin bilgilendirilmiş onamı ile değerlendirilebilecek; amacı HIV bulaşını önlemekten çok, ölüm riskiyle karşı karşıya olan bir hastanın yaşamını kurtarmak olan son derece istisnai durumlardır. Tüm bunlara bağlı olarak uluslararası kabul görmüş HIV tedavi kılavuzları ve kan bankacılığı otoriteleri, viral yükü belirlenemeyen seviyede olsa bile HIV pozitif bireylerin kan bağışçısı olmasını uygun bulmuyorlar. -- HIV İlaçları (ART) testleri maskeleyebilir Bağışlanan tüm kanlar, laboratuvarlarda gelişmiş testlerden (NAT) geçirilir. Fakat düzenli kullandığımız ART (Antiretroviral) ilaçlar, virüsü mükemmel bir şekilde baskılar ve buna bağlı olarak kan bankalarındaki cihazlar zaman zaman mevcut virüsü kanda tespit edemeyebilirler. Bu her ne kadar çok düşük gibi görünse de asla sırtlanılmak istenmeyecek bir risktir Ayrıca, kanın içindeki ART ilaçları nakil yoluyla alıcıya geçer ancak bu tedavi edici bir etki yaratmaz. HIV, bağışıklık hücrelerimizin (CD4) içinde hücresel rezervuarlarda uykuya yatmış haldedir. O kan, HIV ilacı kullanmayan savunmasız bir hastanın vücuduna girdiğinde, uyuyan virüs uyanır ve hızla çoğalmaya başlar. -- Yasal durum ve dünyadaki uygulamalar Uluslararası uygulamaların genel karakteristik özelliğine baktığımızda karşılaştığımız tablo şu; hem Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hem Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) hem de uluslararası kan güvenliği kuruluşları aynı çizgideler: HIV pozitif tanısı almış hiç kimse, güncel viral yükü ne olursa olsun kan bağışçısı olamıyor. Türkiye'deki yasal duruma gelirsek; tablo mevcut küresel standartlarla birebir aynı. Türk Kızılayı'nın kan bağışçısı bilgilendirme ve sorgulama formlarında, HIV pozitif tanısı almış olmak "Sürekli Ret" (ömür boyu kan bağışçısı olamama) kategorisinde yer alıyor. Bu nedenle, HIV pozitif bireylerin kan bağışı başvuruları mevcut mevzuat ve kan güvenliği kuralları doğrultusunda kabul edilmiyor. Bununla birlikte, çeşitli kişisel nedenlerle kan bağışında bulunmak isteyen HIV pozitif kişiler de olabiliyor. Kimi, başkalarına yardım etme isteğiyle; kimi de kan vermenin kendisi için faydalı olabileceğini düşünerek bunu tercih edebiliyor. Ancak HIV pozitif olduğu beyan edilen ya da kayıtlarından anlaşılan bağışçılardan alınan kan, alıcıya ulaştırılmıyor; kan güvenliği prosedürleri gereği transfüzyonda kullanılmayarak imha ediliyor. Bu nedenle, HIV pozitif kişilerin kan bağışı yapmak istemelerinin önünde fiziksel bir engel olmasa da, bağışlamak istedikleri kanın mevcut kurallar gereği transfüzyonda kullanılmayacağını bilmeleri önemli. Bu durum, kişilerin iyi niyetini ya da bağış yapma isteğini değil; yalnızca alıcı güvenliğini esas alan kan bankacılığı kurallarını yansıtıyor. -- Kızılay'a kan bağışını bir test yöntemi olarak kullanmak Bu alanda kısa bir süre olsa bile danışmanlık vermiş kişilerin, sosyal hizmet uzmanlarının, aktivistlerin ve elbette sağlık profesyonellerinin bildiği gibi, zaman zaman Kızılay'a kan bağışı sırasında HIV tanısı aldığını öğrenen kişilerle karşılaşılmıştır. Türkiye'de anonim HIV testi hizmetlerine erişimin önündeki engellerin hâlâ önemli ölçüde devam ediyor olması, ne yazık ki bazı kişilerin kan bağışını bir test yöntemi gibi görmesine yol açmış olabilir. Ancak kan bağışını HIV testi yaptırmanın bir yolu olarak görmek ya da bu amaçla Kızılay'a kan bağışında bulunmak zinhar doğru bir yaklaşım değil. Her şeyden önce, kan bağışı merkezleri tanı koymak için değil, güvenli kan temin etmek için hizmet verir. Bu amaçla yapılan başvurular, kan bankacılığı sisteminin iş yükünü gereksiz yere artırabilir ve asıl ihtiyaç sahiplerine güvenli kan ulaştırma sürecini olumsuz etkileyebilir. Tüm bunlarla birlikte kan bağışının, HIV tanısı almanın en doğru, en hızlı veya en güvenilir yolu olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Herhangi bir cinsel temastan sonra içinizde şu ya da bu sebeple en küçük bir şüphe dahi varsa, bu şüpheyi gidermenin en doğru, en güvenilir ve en emin yolu; enfeksiyon hastalıkları kliniği barındıran size en yakın hastaheneye ya da gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinden birine doğru zamanda başvurarak HIV tarama testi yaptırmaktır. Bu yaklaşım hem kişinin kendi sağlığı hem de kan bankacılığı sisteminin güvenli ve sürdürülebilir işleyişi açısından en doğru yoldur. Test merkezleri, test süreleri ve HIV testleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için ilgili #hivbilgisi sayfalarımızı ziyaret edebilirsiniz. -- Kan bağışçısı olamamak HIV sebepli bir damgalanma mı? Kan bağışı prosedürlerinin en temel prensibi riski minimize etmek değil tamamen dışlamaktır, yani en küçük bir hata ihtimaline dahi tolerans yoktur. Bu bağlamda kan merkezlerinde sadece HIV pozitiflerin değil belirli kanser hikayesi olanların, sıtmanın sık görüldüğü bölgelere belli bir zaman öncesine kadar seyahat etmiş olanların ve hatta sivilce ya da tansiyon hapları kullananların da protokole göre geçici ya da kalıcı olarak kan bağışçısı olamadıklarını hatırlamak, bağlamı daha iyi anlamaya yardımcı olabilir. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org Dolayısıyla; kan bağışçısı olamamak, kan merkezlerinin HIV pozitiflerin "toplum için tehlikeli" olduğu düşündükleri anlamına gelmemelidir. Bu, hastanede yatan, belki ağır bir ameliyat geçiren ve bağışıklığı şu ya da bu sebeple zayıf ya da savunmasız durumda olan alıcıyı korumaya yönelik son derece hassas ihtimaller göz önünde bulundurularak tasarlanmış bir protokoldür. Özetle; HIV pozitif bireylerin Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'a (B=B) bağlı olarak sağlıklı ve dengeli bir cinsel hayat yaşamaları ve virüsü partnerlerine ya da doğacak çocuklarına bulaştırmadıkları tartışmasız bir bilimsel gerçek. Bununla birlikte; kan bağışçısı olunamıyor olmaları ise B=B devriminin değerini veya hiç kimsenin biricik ve muazzam yaşam enerjisini zerre kadar eksiltmez, eksiltmemeli. -- Biyoetik perspektifi: Kan verme hakkı diye bir şey var mı? Biyoetikçiler ve hukukçular bu konuyu "ayrımcılık" çerçevesinde değerlendirmezler. İnsan hakları hukukunda "kan bağışlama hakkı" diye bir temel hak yoktur; ancak hastaların "güvenli kan alma hakkı" vardır. Kan bankacılığı sıfır tolerans ilkesiyle çalışır. Kanser tedavisi görmüş kişiler, deli dana (Creutzfeldt-Jakob) hastalığı riski taşıyan bölgelerde belli bir süre yaşamış olanlar veya bazı akne ilaçlarını kullananlar da kan bağışından geçici ya da kalıcı olarak men edilebilirler. Bu sistemin amacı vericiyi dışlamak değil, alıcıyı mutlak surette korumaktır. -- Tek İstisna: HIV pozitif bireyden HIV pozitif bireye bağış (HOPE Act) Konuya farklı bir pencereden bakan ve dünyada bir ilk olan bu istisnai ve hiç kuşku yok ki devrimci uygulamanın çerçevesini, ABD'de 2013'te kabul edilen HOPE (HIV Organ Policy Equity) Yasası çiziyor. Bu yasa, HIV pozitif bireylerin kan veya organ bağışlamasının önünü açtı, ancak tek bir şartla: Alıcının da HIV pozitif olması. Bilhassa da acil kan ya da organ nakli bekleyen HIV pozitif bireylerin bekleme sürelerini inanılmaz ölçüde kısaltan ve hayatlar kurtaran bu uygulama, bilimin ve yasanın HIV ile yaşayanlar lehine esnetildiği -şimdilik- en ileri uygulamardan biri. Ancak bu uygulama ve bu uygulamadan bugüne kadar elde edilen sonuçlar, HIV pozitif bireyden HIV negatif bireye kan naklini hâlâ savunamaz.. Özetlemek gerekirse; Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B), HIV AIDS tarihindeki en büyük bilimsel kazanımlardan biridir ve B=B sayesinde cinsel yolla HIV bulaşı riskinin sıfıra indiğini kesin olarak biliyoruz. Ancak bu bilimsel gerçek, kan bağışları ve nakli için geçerli değil ve bunun nedeni damgalama ya da ayrımcılık değil; kan güvenliğinin, farklı biyolojik koşulların ve kan bankacılığında sıfır risk ilkesinin birlikte değerlendirilmesi. Bilimsel gerçekleri doğru anlamak, doğru tercüme etmek ve buna bağlı olarak gerçekçi söylemler geliştirmek, hem HIV ile yaşayanların haklarını güçlendirir hem de toplum sağlığını korur. www.kirmizikurdele.org'de sunulan tüm bilgiler, uluslararası düzeyde kabul görmüş saygın HIV tedavi kılavuzlarına, bilimsel yayınlara ve deneyimli tedavi aktivistlerinin bilgi ve tecrübelerine dayanır. Bu bilgilere dayanarak herhangi bir karar almadan ve/ya da eyleme geçmeden önce uzman bir hekime danışılması kesinlikle tavsiye edilir. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey

  • HIV alanında 25 yıllık bir iz: Dr. Asuman İnan'ın yolculuğu

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Ağustos 10, 2025 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. (info@kirmizikurdele.org) Tedavi aktivisti ve topluluk yazarı, üretken gönüllümüz Arda Karapınar, enfeksiyon alanının öne çıkan ve herkesin tanıması gerektiğine inandığı profesyonelleriyle röportajlarına ve röportaj yazılarına devam ediyor. Bu yazının konuğu ise enfeksiyon alanının çalışkanlığıyla ve üretkenliğiyle fark yaratmakla kalmayıp ayrıca komüniteye destek, umut ve ilham olan (ve bizce meslektaşları tarafından da örnek alınması gereken) Dr. Asuman İnan. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği bünyesindeki HIV Çalışma Grubu’nun (HİVÇG) kurucularından biri ve mevcut Başkanı olan Dr. Asuman İnan ile, Türkiye’nin önde gelen hekim derneklerinden biri olan KLİMİK çatısı altında yürüttüğü çalışmalarını, 25 yıllık meslek hayatının ardından bugün geldiği noktada HIV alanını nasıl gördüğünü ve komünite ile ilişkilerini konuştuk. Her zamanki gibi özenle ve tarihe not düşüyor olmanın şuuruyla yazılan bu röportaj yazısını herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org’da şimdi okuyun. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org Türkiye’de 2000’li yılların başlarında HIV alanındaki bilimsel üretim, hasta takibi ve damgalama ile mücadele, minik demeye bile tereddüt ettiğim adımlarla ilerliyordu. Öyle ki gerçekten nitelikli ve büyük toplumsal dönüşümler yaratabilmiş ne bir hekim örgütlenmesi ne de uluslararası aktivizmde bugünkü gibi tarif edilebilecek güçlü bir yerel komünite ya da aktivizm iradesi yoktu. Tam da öyle bir dönemde genç bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak sahaya adım atan Dr. Asuman İnan, yalnızca klinik alanda değil, akademik ve toplumsal düzlemde de uzun soluklu bir yolculuğa başlamış oldu. Bugün artık 25 yılı aşan meslek hayatında hâlâ aynı kararlılıkla ve pek çok destek yerine köstek ve çelme girişimine rağmen yüksek motivasyonla çalıştığına bizzat tanık olduğum Dr. İnan, Türkiye’nin önde gelen hekim derneklerinden Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği bünyesindeki HIV Çalışma Grubu’nun (HIVÇG) kurucularından birisi ve mevcut başkanı. Akademik dünyanın disiplinini, toplulukların sahadaki deneyimleriyle buluşturan bir köprü olmayı önemseyen Dr. Asuman İnan, yalnızca HIV tedavisinde değil; ayrımcılığın kırılması, doğru ve güncel #hivbilgisi’nin yaygınlaştırılması ve hastaların/öznelerin seslerinin duyurulmasında da önemli bir rol üstleniyor. Onun yalnızca bilim insanlarıyla değil, toplumun tüm katmanlarıyla iletişim kurabilen ve sözüne güvenilen nadir hekimlerden biri olmasının sebebi bence bu. -Erken dönem koşullar ve KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nun (HIVÇG) kuruluş hikâyesi ve Asuman İnan’ın rolü 2013’te İstanbul ve Türkiye genelindeki yeni HIV olgu sayılarının hızla artması üzerine harekete geçen KLİMİK, Dr. Muzaffer Fincancı, Dr. Volkan Kortan, Dr. Taner Yıldırmak ve Dr. Asuman İnan’ın öncülüğünde KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nu kurdu. O günlerde bile alanda efsane sayılabilecek bu deneyimli isimlerin arasında bulunarak KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nun kuruluşunda genç bir asistan olarak rol alabilmiş olmak Asuman İnan için — haklı — bir gurur vesilesi. KLİMİK HIVÇG’nin amaçları netti: Yerellerde çalışan ve HIV konusunda bilgi eksikliği yaşayan genç hekimlere ulaşmak, hasta bakım kalitesini artırmak ve olabildiğinde standardize etmek, damgalamayı azaltacak bir anlayışı yerleştirmek. “Bir araya geldiğimiz ilk gün, geleceğin uzmanları olacak yeni mezunları, asistanları yani gençleri işin merkezine koymamız gerektiğini biliyorduk” diyor Dr. İnan. Bugünden geriye baktığımızda bu kararlı başlangıcın, bugünün hekim örgütlenmelerinde hâlâ süren bir eğitim ve farkındalık çalışmaları zincirinin ilk halkalarından biri olduğunu söylemek hiç de abartı olmaz. -Somut faaliyetler ve etkileri Bu vizyonun en somut adımlarından biri, 14 yıldır devam eden İlk Adımda Hasta Yönetim Kursu. İstanbul’da başlayan bu kurs, zamanla Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı ve az deneyimli hekimleri, HIV alanında yıllarını vermiş deneyimli hocalarla buluşturdu. Kursa katılan birçok genç hekim, bugün kendi kurumlarında uzman ve eğitici. Dr. İnan’a göre, bir zamanlar bu kurslarda not tutan asistanlardan bazılarının yıllar sonra aynı kürsüde sunum yaparak genç meslektaşlarla deneyim paylaşması bu çabanın en anlamlı ödüllerinden biri. Ben de, son birkaç yılda birkaç edisyonuna katılıp ayrımcılık, damgalama, HIV fobi, HIV ile mücadelede aktivizmin önemi gibi uluslararası çalışmalarımda da önceliklendirdiğim konularda sunumlar yaparak hekimlerle deneyim paylaştım ve bu kursların fonksiyonunu ve önemini yerinde gözlemledim. Ayrıca bir aktivist ve topluluk temsilcisi olarak bu kurslardan bazılarının bilimsel kurullarında yer alabilmiş olmak da benim için bir gurur kaynağı doğrusu ve Dr. Asuman İnan’ın bundaki rolünün ve öncülüğünün altı kesinlikle çizilmeli. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu biraz daha detaylandıracağım. -Bugünkü öncelikler: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, damgalamayla mücadele, PrEP/TÖP ve kendin yap testler Dr. İnan için bugünün en kritik hedeflerinden biri, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bilgisini sağlık profesyonelleri arasında tamamen yaygınlaştırmak ve ardından da toplumun geneline yerleştirmek ki hem kampanyanın küresel yüzlerinden birisi olarak şahsen benim hem de Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bildirisinin dünya genelindeki ilk imzacılarından biri olan Kırmızı Kurdele İstanbul’un da vizyonuyla birebir uyumlu bir hedef bu. Bu noktada Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bildirisini www.kirmizikurdele.org’da yayınladığımız ilk günlerde pek çok hekimin tereddütlü, hatta bazılarının alaycı ve küçümseyici yorumlarına rağmen (hayır arkadaşlar, bu alaycı ve küçümseyici hekimlerin isimlerini tabii ki yazmayacağım) #BeşittirB mesajına sahip çıkan ve bize destek olan ilk hekimlerden birinin Asuman İnan olduğunu da bilhassa belirtmek ve tarihe not düşmek benim için ahlaki bir ödev. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan konusunda “Düzenli ilaç tedavisi ve uyumlu takip neticesinde belirlenemeyen düzeye gelen bir kişi HIV’i cinsel yolla bulaştıramaz. Bu sadece kanıtlanmış bir bilimsel veri değil; insanların hayatını, ilişkilerini, umutlarını değiştiren bir gerçek” diyor Asuman İnan. Bunun yanında PrEP/TÖP, PEP/TSP ve kendin yap testler gibi önleyici stratejilerin yaygınlaştırılması, erken tanının güçlendirilmesi ve geç tanının/geç başvurunun azaltılması Asuman İnan’ın öncelikli dilekleri ve hedefleri arasında. #hivbilgisi okuması önerileri: www.kirmizikurdele.org/post/b-esittir-b-hakkinda-dokuz-soru www.kirmizikurdele.org/kendin-yap-hiv-testleri-guvenilir-mi www.kirmizikurdele.org/b-b-nedir www.kirmizikurdele.org/prep www.kirmizikurdele.org/pep -Aktivistler/Komünite ile hekim örgütlenmeleri arasındaki işbirliğinde bir dönüm noktası: Dr. Asuman İnan Başkanlığındaki Ulusal HIV AIDS Kongresi 2023 HIV alanında damgalama ve önyargılarla mücadelede yalnızca bilimsel üretim değil, tüm paydaşların eşit temsiliyeti de dönüştürücü bir rol oynuyor. Dr. Asuman İnan'ın bu konudaki öncülüğü, bunun en somut örneklerinden biri. Türkiye’de herhangi bir medikal alanda düzenlenen bir ulusal kongrenin bilimsel kurulunda aktivistlerin ilk kez yer alması, Ulusal HIV AIDS Kongresi’nin kongre başkanlığını onun yaptığı 2023 edisyonuyla birlikte mümkün hale geldi. Bu sadece sembolik bir jest değil; klinik bilgi ile komünite liderliğinin aynı masa etrafında, saygın paydaşlar olarak eşit şartlarda yer alabilmelerine varacak bir süreci başlatan tarihi bir adımdı. Üstelik bu uygulama bir kereye mahsus bir detay ya da bir istisna olarak kalmadı. Asuman İnan’ın ısrarı ve vizyonu sayesinde, sonraki ulusal kongreler ve KLİMİK’in “İlk Adımda Hasta Kursu”, EKMUD’un “HIV Akademisi” vb. toplantılarda aktivistlerin bilimsel kurul ve bilimsel programlarda yer alması, aksi düşünülemeyecek bir alışkanlığa hatta giderek geleneğe dönüştü. Böylece HIV alanında politika, eğitim ve bakım süreçlerinin tasarımında, sahadan gelen seslerin doğrudan etkisi güçlenmiş oldu. Bu yaklaşım, hem bilimsel bilginin gerçek hayatla uyumunu artırdı hem de alandaki eşitlikçi ve katılımcı anlayışı pekiştirmeye devam edecek. -Geleceğe şimdiden iz bırakmak Dr. Asuman İnan’ı yıllardır tanıyan, işbirliği yapan ve gelişimini yakından gözlemleyen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, onu farklı kılan yalnızca çalışkanlığı değil, sahada tespit ettiği boşlukları doldurma ve eksiklikleri giderme iradesi, çelme girişimlerine karşı dayanıklılığı ve tüm bunları yaparken kaybetmediği pozitif enerjisi ile işbirliği becerisi. Onun hikâyesi, bilimin sadece masa başında değil, sahada da üretilmesi, sahadan beslenmesi gerektiğinin berrak bir kanıtı. Çoğu insan, mesleğinin 25. yılında yavaşlamayı seçerken, o hâlâ ilk günkü motivasyonuyla çalışıyor. Üstelik bu motivasyon, bireysel ve kör bir hırs değil, HIV ile yaşayanların hayatlarının iyileşmesine kalıcı katkı sunmak ve bu alanda kalıcı yapılar kurmak için. Türkiye’nin HIV AIDS cevabının ve en geniş resimde halk sağlığı politikalarının, Asuman İnan gibi örnek şahsiyetlerin emek, mukavemet ve vizyonları üzerine şekillenmesi ve gelişmesi gerektiği bence gayet açık. Sözün özü; Türkiye’de HIV alanında hem bilimsel hem de toplumsal perspektifte ilerleme sağlanacaksa, bu hikâyede Dr. Asuman İnan’ın adı mutlaka ve oldukça parlak bir biçimde geçecek. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey

  • Sivil Toplum HIV Konferansı #HIVİstanbul geri dönüyor, HIV AIDS Aktivizminin yeni dalgası İstanbul Boğazından yükseliyor.

    #HIVİstanbul2026 Manifestosu: Bir İtiraz ve İnşâ Çağrısı #YenidenVeYeniHIVAktivizmi mottosu ve vizyonuyla yola çıkan #HIVİstanbul2026'nın Arda Karapınar - Panosian imzalı manifestosunu mutlaka okuyun! Konuk, konuşmacı ya da moderatör olarak #HIVİstanbul2026'da yer almak ya da STK, inisiyatif, platform vb., olarak oturum düzenleme başvurusu yapmak için ise takipte kalın. #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism Yayın tarihi; Haziran 14, 2026 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Bu manifesto kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV AIDS Aktivizminin yeni dalgası İstanbul Boğazından yükseliyor. #HIVİstanbul2026 Manifestosu Bir İtiraz ve İnşâ Çağrısı #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism Türkiye’de sivil toplumun medikal bir alana öncülük ettiği ilk ve tek konferans olma özelliğini gururla sürdüren #HIVİstanbul, yıllar içinde bir konferans olmanın ötesine geçerek HIV AIDS alanında hak savunuculuğunun ve söylem üretiminin agorasına dönüştü. İşte #HIVİstanbul2026 tam da o alandan seslenerek, kendisini HIV AIDS alanının doğal paydaşı olarak konumlandıran herkese bir teklif sunuyor: #YeniVeYenidenHIVAktivizmi’nin dilini, duruşunu ve rotasını birlikte belirleyelim, aktivizmin yeni dalgası İstanbul’dan, Boğaziçi’nden yükselsin! #HIVİstanbul, 2021’de #KaybedenHIVolacak (meydan okumak) mottosu ve vizyonuyla, “hekimler bu alanda çok büyük bir kongre yaparken, siz küçük bir sivil toplum kuruluşu ve komünite olarak böyle bir işin altından kalkamazsınız” vb. caydırma girişimlerine aldırış etmeden yola çıktı ve rüştünü henüz ilk edisyonda ispatladı. 2022’de ise #CevapSivilToplumda (inisiyatif almak) diyerek, zaman zaman sivil toplumun bile çözüm için sorumluluk almaya tereddüt ettiği bir ortamda hem inisiyatif aldı hem de esas inisiyatif alması gerekenin kim olduğunu tüm paydaşlara işittirdi. UINAIDS ve DSÖ gibi ipe un serme uzmanı kurumların komünite liderliği ve eşitlik kavramlarını sömürerek PR çalışmaları yürüttüğü 2023’te ise #GerçektenEşitmiyiz? (rahatsız etmek) sorusuyla kitabın ortasından konuşarak pek çok zihni rahatsız etti. Öyle ki bu üç edisyona katılan; başta daha önce Türkiye'de hiçbir bilimsel etkinliğe katılmayı kabul etmemiş Alison Rodger, Pietro Vernazza gibi çok saygın bilim insanları, hem ülkemizden hem bölgemizden hem de dünyanın çok çeşitli yerlerinden etkili aktivistlerin katılımıyla inşa ettiğimiz söylem, sınırları aşıp uluslararası kampanyalara dahi ilham verdi. Nihayet 2026’da ise -maddi imkânsızlıklar- yüzünden iki sene ara verdikten sonra yeniden başlıyoruz! #HIVİstanbul’un şimdiden özgün demekte hiçbir beis görmediğimiz kültür ve hafızasını, ilk üç edisyonunda edindiğimiz bizi büyüten tecrübesiyle birleştirerek, geçmişi onu kapsayarak aşmayı hedefleyen yeni, cesur ve özgün bir sayfa açıyor ve #YenidenVeYeniHIVAktivizmi (yeniden başlamak) diyerek #HIVİstanbul2026 için kolları sıvıyoruz. Sizler de gayet iyi biliyor ve deneyimliyorsunuz ki krizlerin iç içe geçtiği, belirsizliğin günbegün derinleştiği bir dönemden geçiyoruz. Tam da bu yüzden zor zamanlarda, konuşamayanlar adına da konuşmaktan, yapamayanlar adına da yapmaktan ve dışlanmak pahasına olsa bile gerçekleri haykırmaktan korkmayan vizyoner seslere, yüzlere ihtiyacı var HIV topluluğunun! Çünkü kabul etmeliyiz ki dünün güneşi ile günün çamaşırlarını kurutamayız, dünün araçlarıyla günün sorunlarını çözemeyiz ve günün sorunlarını anlamadan haysiyetli bir muhataplık elde edemeyiz. Tam da bu yüzden küresel HIV hareketinin kimliksizleşip ruhunu yitirip sinmiş, aktivistlikten kurum çalışanlığına ve hakikat sözcülüğünden kurumsal iletişime kurban edilmiş söylemini ve kronik sorunlar üretmeye devam eden eylem biçimlerini kökten değiştirmek zorundayız. Çağrımız son derece net: Küresel gidişatı doğru okuyan, ancak çözümü bu topraklara özgü somut adımlarda arayarak, gerek yerel, gerek bölgesel, gerekse uluslararası seviyede vizyon sahibi olduğu iddiasında olan herkese sesleniyoruz: Sivil toplum kuruluşları, aktivistler, akademi, tıbbiye ve genç inisiyatifler; gelin HIV AIDS aktivizminin yeni karakterini birlikte inşa edelim. Gelin yeni ve yeniden HIV aktivizmini dilini ve rotasını #HIVİstanbul2026’da hep beraber çizelim. (Kırmızı Kurdele İstanbul/www.kirmizikurdele.org tarafından düzenlenen #HIVİstanbul’un dördüncü edisyonu olan #HIVİstanbul2026’da konuk, konuşmacı, moderatör olarak progamda yer almak ya da STK, inisiyatif, platform vb olarak oturum düzenlemek isteyenler için başvuru formu çok yakında paylaşılacaktır. @redribbontr’yi takipte kalın.) Sivil Toplum Konferansı #HIVİstanbul ekibi nâmına Arda Karapınar - Panosian (Unvansız) #HIVİstanbul2026 #YenidenVeYeniHIVAktivizmi #TheNewWaveOfHIVActivism HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

  • HIV AIDS Alanında Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibinden Uluslararası Başarılar

    Çalışmalarına başladığı ilk andan itibaren Türkiye’yi uluslararası HIV AIDS gündeminin eşit ve saygın aktörlerinden biri haline getirmeyi ve uluslararası görünürlüğü artırmayı önceliklendirerek ve bu konuda ciddi adımlar atarak, Türkiye’nin HIV AIDS alanındaki uluslararası yüzü olan Kırmızı Kurdele İstanbul, bu vizyonuyla uyumlu iki başarıya daha imza attı. Detaylar haber yazımızda. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi müşterek çalışması Yayın tarihi; Haziran 5, 2026 Bu içerik kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibinden Uluslararası Başarılar -- Kırmızı Kurdele İstanbul Türkiye’nin Uluslararası Yüzü Olmaya Gururla Devam Ediyor! Çalışmalarına başladığı ilk andan itibaren Türkiye’yi uluslararası HIV gündeminin eşit ve saygın aktörlerinden biri haline getirmeyi ve uluslararası görünürlüğü artırmayı önceliklendirerek ve bu konuda ciddi adımlar atarak, Türkiye’nin HIV AIDS alanındaki uluslararası yüzü olan Kırmızı Kurdele İstanbul, bu vizyonuyla uyumlu iki başarıya daha imza attı. Kurucularımızdan ve gönüllülerimizden Arda Karapınar ve Kağan Çavuşoğlu, uluslararası önemli kuruluşlarda üstlendikleri görevlerle yalnızca topluluğumuzu değil, aynı zamanda ülkemizi de temsil ederek bizleri gururlandırmaya devam ediyorlar. HIV alanında ülkemizden ne aktivist ne de hekimlerin bu tip uluslararası platformlarda yönetici ya da karar verici makamlarda yer alması gibi önemli gelişmelerin Kırmızı Kurdele İstanbul’dan önce neredeyse hiç görülmediğinin altını bir kez daha çizersek, kendileriyle neden gurur duymanız gerektiğini sanırız daha iyi anlatabiliriz. -- HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulunda Sivil Bir Türk: Arda Karapınar - Panosian HIV Glasgow Kongresi, iki yılda bir düzenlenen ve küresel HIV biliminin en güncel gelişmelerini, klinik pratiği ve toplum temelli yaklaşımları aynı masada buluşturan en saygın platformlardan biri. Bu kongrenin Bilim Kurulu, sunulacak çalışmaları değerlendiren, oturum başlıklarını belirleyen ve hangi konuların görünür olacağına karar veren kritik bir organdır. Arda Karapınan'ın ne hekim ne de akademisyen ama sadece bir sivil toplum gönüllüsü olarak bu kurula üst üste üçüncü kez davet edilmesi, Türkiye'de bugüne kadar eşi görülmemiş bir başarıya işaret ediyor. Kurulda daha önce iki Türk hekim ve profesör yer almış olsa da, sivil toplum kanadından bu seviyeye erişmiş ilk ve tek isim olması, temsilin niteliğini bambaşka bir noktaya taşıyor. Arda Karapınan'ın kendi ifadesiyle, ilkinde şaşkınlık, ikincisinde sevinç yaratan bu davet, üçüncüsünde neredeyse olağan karşılanmaya başlasa da, yakın zamanda bir insan kaynakları yöneticisinin kendisine söylediği şu sözler meselenin asıl büyüklüğünü anlamasına vesile olmuş: "Senin ülkenden öyle insanlarla, öyle doktorlarla tanıştım ki, böyle bir seviyeye erişmiş olsalardı billboard kiralarlardı. Üstelik senin İngiltere gibi, Amerika gibi bilimde ilerlemiş ya da Afrika’daki ülkeler gibi yüz binlerce vakanın görüldüğü bir ülkeden değil de, Türkiye gibi HIV konusunun hiç konuşulmadığı bir ülkeden çıkıp bu seviyeye gelmen pek çok insan için güzel bir örnek." Hekim ya da akademisyen olmadan, tamamen otodidakt öğrenme ve sahadaki deneyimi bilimsel dille buluşturma becerisiyle elde edilen bu konum, bağımsız sivil toplum sesinin küresel bilim ortamında ne kadar gerekli olduğunun da somut bir kanıtıdır. Üstelik Karapınan'ın geçtiğimiz aylarda uluslararası kuruluşlardaki tüm görevlerinden istifa ederek tamamen bağımsız bir profile bürünmesine rağmen bu davetin üçüncü kez gelmesi, asıl belirleyici olanın kurumsal etiketler değil, işini severek ve doğru yapmanın getirdiği güvenilirlik ve tutarlılık olduğunu göstermektedir. -- Kağan Çavuşoğlu, en çok oy alan ikinci aday olarak EATG Yönetim Kuruluna Seçildi HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulu'nda sivil bir Türk'ün varlığı kadar anlamlı bir diğer gelişme, Kırmızı Kurdele İstanbul kurucularından Kağan Çavuşoğlu'nun Avrupa'nın en köklü HIV topluluk örgütlerinden biri olan EATG (European AIDS Treatment Group) Yönetim Kurulu'na en çok oy alan ikinci aday olarak seçilmesi ve kurumun iç ve dış paydaşlar nezdinde temsil edilmesi bakımından önemli bir pozisyon olan genel sekreterliğini üstlenmesi oldu. 30 yılı aşkın süredir Avrupa'da HIV alanında topluluk temelli savunuculuk ve bilim faaliyetleri yürüten EATG, WHO/DSÖ Avrupa bölgesinde HIV ile yaşayan ve HIV'den etkilenen kişilerin tedaviye, korunma araçlarına, tanıya, bakıma ve bilimsel gelişmelere adil, zamanında ve sürdürülebilir erişimini savunuyor. Kağan Çavuşoğlu, bu sorumluluğun anlamını şu sözlerle ifade etmektedir: "HIV ile yaşayan ve HIV’den etkilenen kişilerin tedaviye, korunma araçlarına, tanıya, bakıma ve bilimsel gelişmelere adil, zamanında ve sürdürülebilir erişimini savunan, WHO Avrupa bölgesinde faaliyet gösteren önemli topluluk temelli yapılardan biri olan EATG Yönetim Kurulu’nda yer almak, yalnızca bireysel bir görev değil, aynı zamanda HIV alanında çalışan topluluk örgütlerinin ve aktivistlerin, fon kesintileri ve taraflı duruşlarla yeniden şekillendirilmeye çalışılan HIV komünitesinin uluslararası düzeyde temsil edilmesi açısından da anlamlı bir sorumluluktur." Bu seçim, Türkiye'den bir aktivistin, Avrupa HIV politikalarının şekillendiği en üst düzey sivil platformlardan birinde söz sahibi olması anlamına gelmektedir. -- Tüm bunlar neden önemli HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulu'nda Türkiye'den sivil bir ismin yer alması ve EATG Yönetim Kurulu'nda Türkiye'den bir aktivistin genel sekreterlik seviyesinde görev üstlenmesi, aslında aynı hikâyenin birbirini tamamlayan iki paragrafı. Her ikisi de Türkiye'nin HIV alanındaki topluluk sesinin artık yalnızca yerel değil, uluslararası karar mekanizmalarında da duyulmaya başladığını gösteriyor. Daha da önemlisi, bu başarılar büyük fonlarla, kurumsal şemsiyelerle ya da resmî unvanlarla değil, doğrudan sahadan gelen deneyimin, tutarlı duruşun ve işini severek yapmanın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. -- Kırmızı Kurdele İstanbul'un bu vizyonu Türkiye ve yerel topluluğumuz için ne ifade ediyor Kırmızı Kurdele İstanbul için bu başarılar, kuruluş vizyonunun somut çıktıları. Türkiye'yi uluslararası HIV gündeminde eşit ve saygın bir aktör hâline getirme hedefi, masa başında yazılmış temennilerden ibaret kalmayıp; emek, bilgi ve samimiyetle örülmüş bir karşılık buluyor çünkü. Arda Karapınan'ın Glasgow Bilim Kurulu'ndaki varlığı, "sivil toplumdan biri de bilimsel karar süreçlerinde yer alabilir" fikrini Türkiye için somut bir gerçeğe dönüştürdü. Kağan Çavuşoğlu'nun EATG Yönetim Kurulu'ndaki genel sekreterlik görevi ise, Avrupa HIV politikalarının şekillendiği bir mecrada Türkiye'nin ve Türkiyeli HIV aktivizminin sesinin duyulacağının güçlü bir teminatı. Yerel topluluğumuz için ise bu iki örnek, imkânların kısıtlı, görünürlüğün az olduğu bir coğrafyada dahi uluslararası düzeyde fark yaratmanın mümkün olduğunu gösteren, ilham verici birer işaret fişeğidir. Kırmızı Kurdele İstanbul, bu vizyona omuz veren herkesin katkısıyla, Türkiye'nin uluslararası yüzü olmaya gururla devam ediyor. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

  • Yoga, Meditasyon ve Yoga Terapinin HIV ile Yaşayan Kişilerdeki Etkileri: Bilimsel Bulgular, Klinik Veriler ve Yaşam Deneyimleri

    Aktivizm ve savunuculuk çalışmalarına son verdikten sonra HIV alanına katkı sunmaya yazar ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar - Panosian'ın kendi blogu için kaleme aldığı Yoga, Meditasyon, Yoga Terapi ve HIV AIDS yazısını kendisinin izniyle ve önsöz niyetine notuyla, www.kirmizikurdele.org takipçileri için paylaşıyoruz. Yoga, Meditasyon, Yoga Terapi ve HIV AIDS -- Önsöz niyetine Bu yazının sebebi ve motivasyonu, bu dönemde üzerinde çalıştığım birkaç yazı ile çalışmalar yaparken, yıllar önce Belçika’daki bir STK ziyaretinde tanıştığım Hindistan kökenli deneyimli bir HIV pozitif ile sohbetimde aldığım yoga ve meditasyona ilişkin notlarıma tesadüf etmiş olmam. Kendisi bir yoga eğitmeni olarak, uzun yıllar boyunca meditasyon, yoga ve yoga terapi gibi pratikleri hem uygulamış hem uygulatmış, bunların yalnızca bedendeki değil, gündelik hayattaki dönüştürücü etkisini bizzat deneyimlemiş ve gözlemlemiş birisiydi. O sohbeti hatırlayınca, bugüne kadar Türkiye’de bu konu üzerine ciddi bir çalışma yapılmadığını, bu konuda kapsamlı bir yazının ise hiç kaleme alınmadığını tespit ettim. Ve konunun hem HIV ile yaşayanlar hem de bu alandaki tüm muhataplar tarafından iyi anlaşılması ve doğru anlatılması gerektiğine inanarak, yaklaşık bir hafta süren bir çalışmayla, bence önemli bir boşluğu dolduran ve bir başucu kaynağı niteliği taşıyabilecek bir #HIVbilgisi yazısı hazırladım. Özetle bu #hivbilgisi yazısı, yıllar önceki bir sohbetin yakın zamanda hatırlanması üzerine, bu alandaki eksikliği görerek, Türkiye’de HIV AIDS alanında düzenli biçimde en çok yazı yazmış ve yazmaya devam eden kişi olmanın sorumluluğuyla yazıldı. Uzun yıllardır sürdürdüğüm manevi çalışmalarla, yine uzun yıllardır sürdürdüğüm HIV AIDS çalışmalarımın kesiştiği ve keyif alarak hazırladığım bu yazının, alana ve meraklısına faydalı olmasını diliyorum. . . İyi okumalar. Arda Karapınar  -  Panosian Sivil Toplum Gönüllüsü HIV Glasgow Kongresi Bilim Kurulu Üyesi X/Twitter: @MAPanosian | Instagram: @minasardapanosian www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi müşterek çalışması Yayın tarihi: Haziran 9, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. -- Yoga, Meditasyon ve Yoga Terapinin HIV ile Yaşayan Kişilerdeki Etkileri:Bilimsel Bulgular, Klinik Veriler ve Yaşam Deneyimleri -- Yazı Bölümleri ve Okuma Haritası 1. Giriş 2. Bilimsel Kanıtlar 3. Klinik Perspektif 4. Deneyimsel Perspektif 5. Yoga, Meditasyon ve Yoga Terapinin Mekanizmaları 6. Sınırlar ve Bilimsel Denge 7. Sonuç 8. Stigma Karşıtı Bir Sonsöz Kavram Sözlüğü Kaynakça Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (Bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN) 1. Giriş HIV enfeksiyonu, modern tıbbın ulaştığı en hatırı sayılır bilimsel gelişmelere konu oldu ve olmaya devam ediyor. HIV pozitiflik günümüzdeki etkin, virüs baskılayan ve bulaş önleyen HIV tedavisi ilaçları (ART) sayesinde, kronik ve yönetilebilir bir durum haline geldi. Güçlü bilimsel kanıtların üzerinde yükselen Belirlenemeyen = Bulaştırmayan ilkesi, viral yükü baskılanmış HIV pozitiflerin hem sağlıklı bir yaşam sürmesini hem de virüsün cinsel yolla bulaştırılmamasını mümkün kılıyor. Ancak bu farmakolojik zafer, HIV ile yaşamın tüm boyutlarını kapsamıyor. HIV ile yaşayanların hayatları virüs yükü ve CD4 sayısından ibâret değil. www.kirmizikurdele.org/art www.kirmizikurdele.org/b-b Stigma (damgalama), ayrımcılık, kronik stres, kaygı ve depresyon gibi psikososyal yükler, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen faktörler. Tam bu noktada, yaşam tarzı tercihleri, özellikle yoga ve meditasyon, modern tıbbın sunduğu olanaklarla bütünleşik bir yaklaşımın parçası olarak önem kazanıyor. Beden ve zihin, 17. yüzyılda Descartes’ın Kartezyen dualizmi çerçevesinde ayrı ontolojik alanlar olarak kavramsallaştırıldı ve bu yaklaşım modern felsefe ile erken modern bilimde farklı biçimlerde etkili oldu. 20. yüzyılda ise özellikle psikosomatik tıp, stres araştırmaları ve davranışsal tıp gibi alanların gelişimiyle birlikte zihin ve beden arasındaki etkileşimlere yönelik araştırmalar gözle görülür biçimde arttı. Psikoneuroimmünoloji (psychoneuroimmunology, PNI), 1970’lerin sonlarından itibaren sinir sistemi, endokrin sistem ve bağışıklık sistemi arasındaki çift yönlü etkileşimleri inceleyen disiplinler arası bir araştırma alanı olarak ortaya çıktı ve 1980’lerde kurumsallaştı. Bu gelişmelerle paralel olarak meditasyon, yoga ve günümüzde yaygın bir şemsiye kavram haline gelen mindfulness gibi uygulamalar, farklı geleneksel bağlamlarının yanı sıra, özellikle 20. yüzyılın sonlarından itibaren stres fizyolojisi ve bilişsel süreçlerle ilişkili etkileri açısından deneysel ve klinik araştırmalarla incelenmeye başlandı. Arda Karapınar  - Panosian tarafından kaleme alınan bu #HIVbilgisi yazısı, yoga, meditasyon ve yoga terapinin HIV yönetimindeki rolünü bilimsel veriler, klinik gözlemler ve gerçek yaşam deneyimleri ekseninde kapsamlı ve katmanlı biçimde değerlendiriyor. 2. Bilimsel Kanıtlar 2.1. HIV, Stres ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi HIV enfeksiyonunun seyrini belirleyen tek şey viral replikasyon hızı değil elbette; aynı zamanda bağışıklık sisteminin bu replikasyona verdiği yanıt kapasitesi. CD4+ T lenfositleri, HIV’in birincil hedef hücreleri olmakla birlikte, bağışıklık sisteminin komuta merkezini oluşturuyor. Bu hücrelerin sayısındaki değişiklikler virüsün seyrinin en önemli göstergesi. --- Yazının tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz ---- www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

  • 2026’nın ilk dört ayında HIV alanında öne çıkan bilimsel ve sosyal gelişmeler

    Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi müşterek çalışması Yayın tarihi: Mayıs 15, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izne tabidir. Tüm alıntılarda www.kirmizikurdele.org’ye referans verilmesi etik standart ve ahlaki zorunluluktur. İzin için info@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz. HIV alanında 2026 yılının ilk dört ayı, sanırız çoğumuz için aynı anda hem derin bir umut hem de adını tam koyamadığımız bir tedirginlik hissiyle geçti. Şubat ayında Denver’da toplanan CROI2026 konferansından peş peşe gelen kür araştırması verileri, Lenacapavir temelli koruma ve tedavi seçeneklerinin Afrika’da hızla sahaya inmesi, uzun zamandır beklenen türden gelişmelerdi. Ancak aynı haftalarda ABD’de HIV ilaçlarının küresel tedarik zincirinin plansızca kapatılma haberi, PEPFAR fonlarının bekletilmesi, sahadaki kliniklerin ilaç stoklarıyla ilgili belirsizlik, bu umudu gölgeleyen bir arka plan oluşturdu. Biz de herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak, her zaman yaptığımız gibi, bu karmaşık tabloyu sizin için anlaşılır kılmak istedik. Bu yazı, 2026’nın ilk dört ayında HIV alanında yaşanan en kritik bilimsel, toplumsal ve politik gelişmeleri sakin, kanıt temelli ve topluluk perspektifinden bakarak özetliyor. Amacımız ne sansasyon yaratmak ne de sizi veri bombardımanına tutmak; yalnızca, tam da ihtiyacınız olan #hivbilgisini her zaman olduğu gibi www.kirmizikurdele.org'de bulabilmeniz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org 2026’nın ilk dört ayında HIV alanında öne çıkan bilimsel ve sosyal gelişmeler 1. Bilimsel Gelişmeler: Kür ve Tedavide Yeni Eşikler CROI2026’dan yansıyan veriler, HIV tedavisinde baskılamanın ötesine geçen yeni bir paradigmanın ufukta belirdiğini gösteriyor. Buna “biyolojik yeniden programlama” çağı diyenler var. Gelin, bu büyük lafların ardındaki somut bilimi birlikte açalım. Günlük hap dönemi yavaş yavaş kapanıyor mu? 2026’nın ilk çeyreğinde tedavi alanında en çok konuşulan gelişme, lenacapavir, teropavimab ve zinlirvimabdan oluşan üçlü kombinasyonun altı ayda bir uygulanan ilk tam tedavi rejimi olarak Faz 2 sonuçlarının Lancet Microbe’da yayımlanmasıydı. Çalışmada, bu kombinasyonu alan katılımcıların yüzde 96’sı 26. haftada viral baskılanmış durumda kaldı. Üstelik katılımcıların yüzde 84’ü, altı ayda bir enjeksiyonu günlük haplara tercih ettiğini belirtti. Bu bize ne söylüyor? Günlük hap yükünden kurtulmak isteyen HIV ile yaşayan kişiler için artık somut bir alternatif ufukta. Ancak önemli bir sınırlılığı da not edelim: Çalışmaya yalnızca virüsü bu iki antikora duyarlı olan kişiler dahil edildi. Bu, şimdilik herkeste kullanılamayacağı anlamına geliyor. Faz 3 çalışmaları yolda; ruhsatlanma takvimi önümüzdeki birkaç yıl içinde netleşecek. Geniş nötralizan antikorlarla bağışıklık sistemini yeniden eğitmek: RIO denemesi CROI2026’nın belki de en çok yankı uyandıran sunumu, RIO kür denemesinin ikinci fazına aitti. Peki neydi bu RIO? Oxford Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü bu çalışmada, katılımcılara iki geniş nötralizan antikor (bNAb) verildi. Bu antikorlar, HIV’in sürekli şekil değiştiren yüzey proteinlerine değil, virüsün yapısal olarak değiştiremeyeceği temel bölgelerine saldıran özel silahlar. Katılımcılara antikorlar verildikten sonra araştırmacılar tam altı ay bekledi — bu sürede antikorlar vücuttan tamamen temizlendi. Sonra günlük ART kesildi. Sonuç? Katılımcıların yarısından fazlası 20 haftayı aşkın süreyle viral yüklerini baskılanmış halde tuttu; iki kişi bir yılı aşkın süredir ilaçsız izleniyor. Burada can alıcı nokta şu: Antikorlar vücuttan çoktan gitmiş olmasına rağmen viral baskılanma devam ettiyse, bu ilaçlar yalnızca virüsü bloke etmekle kalmadı, bağışıklık sistemine virüsü nasıl kontrol edeceğini öğretti demektir. Araştırmacılar buna “aşı etkisi” (vaccinal effect) adını veriyor. Ancak iyimserliğimizi de dengede tutalım: RIO’nun ilk fazında yüzde 65 olan başarı oranı ikinci fazda biraz daha düşüktü. Bu, bağışıklık sisteminin her bireyde aynı şekilde “yeniden eğitilemediğini” gösteriyor. Kür araştırmalarında herkeste işe yarayan tek bir stratejiden henüz uzağız. Bebeklerde üçlü antikor kullanımı: Afrika’dan umut verici sinyaller Yetişkinlerdeki bu başarı, gözleri doğal olarak çocuklara çevirdi. CROI 2026’da sunulan iki Afrika çalışması, pediatrik HIV’de remisyon ihtimaline dair güçlü sinyaller verdi. Güney Afrika’daki Azaphile çalışmasında, doğumdan hemen sonra ART başlanan 19 çocuktan altısı, tedavi bilinçli olarak kesildikten sonra viral remisyonda kaldı; üçünde geri tepme hiç gerçekleşmedi. Bu çocukların ortak özelliği, viral rezervuarlarının — yani vücutta saklanan uyuyan virüs miktarının — son derece küçük olmasıydı. Arda Karapınar - Panosian tarafından kaleme alınan bu yazıda, HIV ve AIDS'e karşı küresel mücadelede bilinmesi gereken dokuz (+ 1) gerçek var. Botsvana’daki ikinci çalışmada ise strateji bir adım öteye taşındı: Çocuklara üç antikor birden verildi. Neden üç? Çünkü virüsün aynı anda üç farklı hedefe karşı direnç geliştirmesi istatistiksel olarak neredeyse imkânsız. Değerlendirilen on çocuğun tamamı antikorlar sayesinde viral yüklerini belirlenemeyen seviyede tuttu. Asıl sınav şimdi başlıyor: Antikorlar sistemden temizlendikten sonra baskılanma devam edecek mi? Eğer ederse, bir nesli ömür boyu günlük haptan kurtaracak bir stratejiden söz ediyor olabiliriz. Başarısızlıklar da bu işin parçası: N-803 ve ikili immün modülatör denemeleri Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, yalnızca umut veren gelişmeleri değil, işe yaramayanları da aynı şeffaflıkla paylaşmanın doğru olduğuna inanıyoruz. CROI 2026, iki önemli hayal kırıklığına da sahne oldu. Bunlardan ilki, “şokla ve öldür” stratejisinin umut vaat eden ajanı N-803 üzerineydi. Geçtiğimiz yılki erken veriler umut verici görünmüştü, ancak bu yılki olgun veriler N-803’ün tedavi kesintisi sonrası viral geri tepebilmeyi engelleyemediğini net biçimde ortaya koydu. İkincisi, tükenmiş bağışıklık hücrelerini yeniden canlandırmayı amaçlayan ikili kontrol noktası inhibitörü denemesiydi: Katılımcıların yaklaşık dörtte birinde kısa süreli bir yanıt alındı, ancak kontrol kalıcı olmadı. Bu sonuçları “başarısızlık” diye etiketleyip çöpe atmak yerine, ne öğrendiğimize bakalım: HIV rezervuarı, tek bir ilaçla ya da tek bir immün yolakla aşılamayacak kadar müstahkem bir kale. Kaleye tek kapıdan girmeye çalışmak artık geçerli bir strateji değil. Her bir başarısız deneme, bir sonraki müdahalenin nasıl tasarlanması gerektiğine dair paha biçilmez bir istihbarat sunuyor. Vücudun gizli cephaneliği: Kök benzeri CD8 hücrelerinin keşfi CROI2026’dan yansıyan ve belki de en zihin açıcı keşif, bağışıklık sistemimizin derinliklerinde saklanan ve bugüne kadar varlığından haberdar olmadığımız bir hücre popülasyonuna ilişkindi. Araştırmacılar, 20 yılı aşkın süredir HIV ile yaşayan ve ART kullanan kişilerin kanında, tüm bu kronik enfeksiyon geçmişine rağmen tükenmemiş, kendini sürekli yenileyebilen özel bir CD8 T hücresi grubu keşfetti. Bu hücreler, HIV’in genetik imzasını adeta 20 yıllık bir uykunun ardından bile unutmamış biyolojik “uyuyan ajanlar” gibi. Bu keşif neden bu kadar önemli? Çünkü bugüne kadarki kür stratejilerimiz büyük ölçüde tükenmiş bağışıklık hücrelerini rehabilite etmeye çalışıyordu. Oysa vücudumuz, hiç savaşa girmemiş yepyeni bir elit birlik stoğunu zaten muhafaza ediyormuş. Şimdi bilim insanlarının önündeki soru şu: Bu uyuyan orduya saldırı emrini iletecek kimyasal alarm zilini nasıl çalacağız? Cevap, bu hücreleri hedef alan terapötik aşılarda saklı olabilir. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi/şifası neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor?​ :. 2. Önleme Alanında Dönüşüm: Lenacapavir Sahaya İniyor Sayılar ne söylüyor? 2026’nın ilk dört ayında HIV önleme alanındaki en somut gelişme, lenacapavir'in altı ayda bir uygulanan bir PrEP seçeneği olarak Afrika’da hızla yaygınlaşmasıydı. Clinton Sağlık Erişim Girişimi’nin (CHAI) verilerine göre, Nisan 2026 itibarıyla sekiz Afrika ülkesinde 11.000’den fazla kişi lenacapavir PrEP’e başladı: Esvatini, Lesotho, Kenya, Mozambik, Nijerya, Uganda, Zambiya ve Zimbabve. Malavi ve Güney Afrika Nisan ayında ilk sevkiyatları aldı. CHAI, yalnızca bu on ülkede 2026 boyunca 600.000’den fazla kişinin lenacapavir kullanmaya başlayacağını öngörüyor. Bu rakamlar, HIV önleme tarihinde bir dönüm noktasına işaret ediyor. Klinik denemelerde neredeyse yüzde 100 etkililik gösteren, yılda yalnızca iki kez uygulanan bir yöntemin sahaya inmesi, oral PrEP’in günlük uyum güçlüğü çeken birçok kişi için sunduğu sınırlılıkları aşma potansiyeli taşıyor. Kenya örneği lojistik boyutu gözler önüne seriyor: Şubat ayında ülkeye 21.000 başlangıç dozu ulaştı; Nisan ayına kadar 12.000 devam dozu daha bekleniyor. Kenya’da yıllık hasta başı maliyetin yaklaşık 7.800 Kenya şilini olması öngörülüyor — bu, ilacın ABD’deki 42.000 dolarlık liste fiyatıyla kıyaslandığında dramatik bir düşüş. Bilimsel imkân ile erişim arasındaki makas Ancak her zamanki gibi, asıl mesele ilacın var olması değil, ihtiyacı olan herkese ulaşabilmesi. AVAC’ın Nisan ayında yayımladığı “Üç Milyon İleri Bir Adım, Ama Yeterli Değil” başlıklı analiz tam da bu noktaya parmak basıyor: Oral PrEP programlarından on yılda öğrendiğimiz en önemli ders, bir önleme aracının laboratuvarda ne kadar etkili olduğunun değil, sağlık sistemleri içinde ne kadar erişilebilir kılındığının hayat kurtardığıdır. Mozambik’te ilk aşamada 34.000 kişi hedeflenirken, Uganda 300 tesise ölçeklendirme planlıyor; bu adımlar değerli, ancak Sahra Altı Afrika’da milyonlarca kişinin hâlâ temel HIV testine dahi erişemediği bir bağlamda, lenacapavirin oyun değiştirici etkisi önümüzdeki yılların uygulama başarısına bağlı olacak. Uzmanlar, herkes için geçerli, güvenli, uygulaması kolay ve uygun maliyetli bir HIV kürünün önümüzdeki 10 yıl içinde hazır olmasının gerçekçi olmadığını düşünüyor, ki biz düzenli #hivbilgisi yayınlarımızda bunu sık sık tekrar ediyoruz. Ancak bu, umutsuzluğa kapılalım anlamına gelmiyor. Tam tersine, bilim hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyor. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org 3. Sosyal ve Politik Gelişmeler: İlerlemenin Kırılganlığı ABD fonlama krizi: Kongre tahsis ediyor, fonlar sahaya inmiyor 2026’nın ilk dört ayındaki en büyük politik deprem, ABD’nin küresel HIV yanıtına ilişkin politikalarında yaşanan derin çelişkilerdi. Ocak ayında ABD Kongresi, küresel HIV programlarına yaklaşık 6 milyar dolar tahsis etti: 4,6 milyar dolar ikili HIV desteği, 1,25 milyar dolar Küresel Fon ve 45 milyon dolar UNAIDS için. UNAIDS İcra Direktörü Winnie Byanyima, “Bu ABD yatırımı, ortak ülkelerdeki milyonlarca insana yaşam kurtarıcı destek sağlayacak” açıklamasını yaptı. Ancak Nisan ayında ortaya çıkan haberler, tablonun çok daha karmaşık olduğunu gösterdi: Kongre’nin tahsis ettiği fonların önemli bir kısmı, Dışişleri Bakanlığı tarafından sahaya aktarılmıyordu. Elizabeth Glaser Pediatrik AIDS Vakfı’nın 12 Afrika ülkesindeki HIV programlarını yöneten Dr. Caspian Chouraya’nın anlatımıyla, “son aylarda kendimi iş hukukuyla ilgili belgeleri incelerken buluyorum. Fonların ne zaman geleceğini bilmemek, ABD’nin en başarılı küresel sağlık girişimlerinden birini temelinden sarsıyor.” Bundan daha da endişe verici olanı, ABD küresel sağlık tedarik zincirinin (GHSC-PSM) Mayıs 2026 sonunda aniden sonlandırılacağının duyurulmasıydı. HIV, tüberküloz ve sıtma ilaçlarının uçtan uca tedarikini yöneten bu mekanizmanın net bir geçiş planı olmadan kapatılması, kliniklerde ilaç stoklarının tükenmesi riskini doğrudan artırıyor. 250 sivil toplum kuruluşunun ABD Dışişleri Bakanı’na yazdığı açık mektup, bu kararın derhal geri alınmasını talep etti. Bu gelişmeleri, www.kirmizikurdele.org olarak dikkatle izliyoruz. PEPFAR’ın 2003’teki kuruluşundan bu yana 26 milyon hayat kurtardığı tahmin ediliyor. Bu altyapının zayıflatılması, yalnızca bugünün değil, yarının HIV yanıtını da tehlikeye atar. HIV kriminalizasyonuyla mücadelede küçük ama anlamlı adımlar Küresel fonlama krizinin gölgesinde, HIV kriminalizasyonuyla mücadelede sembolik ama önemli gelişmeler yaşandı. Şubat ayında ABD Temsilciler Meclisi HIV/AIDS Grubu Başkanı Mark Pocan, 28 Şubat’ı “HIV Bir Suç Değildir Farkındalık Günü” ilan eden bir karar tasarısı sundu. Tasarı, ABD eyaletlerinin neredeyse dörtte üçünde hâlâ HIV’e özgü ceza yasalarının bulunduğuna ve eyaletlerin yarısından fazlasının yalnızca HIV statüsüne dayanarak cezaları ağırlaştırdığına dikkat çekiyor. Florida’da ise Ocak ayında Senato’ya sunulan HIV Önleme Adaleti Yasası (Senate Bill 764), HIV ile yaşayan kişilere yönelik cezai yaptırımların derecesini düşürmeyi amaçlıyor. Yasanın 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bunlar küçük ama anlamlı adımlar. Bizim her zaman söylediğimiz gibi: HIV bir suç değildir; damgalama ve ayrımcılık önlenebilir. 4. Topluluk ve Aktivizm: Değişen Dünyada Kanıt Temelli Mücadelenin Yeri HIV aktivizmi, 2026’da kurumsallaşma ile taban hareketi arasında bir gerilim hattında ilerliyor. Bir yanda AVAC, ITPC, HIV Justice Network gibi profesyonelleşmiş savunuculuk örgütleri, küresel politika süreçlerini veriye dayalı stratejilerle etkilemeye çalışıyor. Diğer yanda, Zimbabve’de gençlerle tedavi okuryazarlığı atölyeleri düzenleyen Action for Youth Foundation gibi taban inisiyatifleri, en temel düzeyde bilgi ve destek sağlamaya devam ediyor. Bu ikisi arasındaki bağ, HIV yanıtının sürdürülebilirliği açısından hayati. Mart ayında UNAIDS ve Uluslararası Tedavi Hazırlığı Koalisyonu (ITPC) tarafından yayımlanan “HIV Okuryazarlığı Küresel Referans Kılavuzu”, tam da bu bağı güçlendirmeyi amaçlıyor. Kılavuzun gerekçesi net: “Hızlı bilimsel yeniliklerin ve büyüyen yanlış bilgilendirmenin aynı anda yaşandığı bir dönemde, güvenilir ve topluluk temelli HIV okuryazarlığı lüks değil, acil bir zorunluluktur.” Bu cümle, Kırmızı Kurdele İstanbul olarak bizim de her zaman savunduğumuz #kanıttemelliaktivizm anlayışının küresel düzeydeki yankısıdır. CROI2026’nın açılış konuşmasındaki şu sözler ise bu dönemin ruhunu özetliyordu: “Bilime, halk sağlığına ve HIV programlarına yönelik saldırılar, daha geniş bir otoriter reçetenin parçası. Ancak bize karşı sallanan sarkaç, eğer onun için savaşırsak, sonunda geri dönecektir. Siz bize mucizeler veren bir topluluksunuz; empatiyi itici gücünüz yaparak hayat kurtarıyorsunuz.” 5. Bu Gelişmeler HIV ile Yaşayan Kişiler İçin Ne Anlama Geliyor? Tüm bu bilimsel ve politik gelişmeleri okurken, aklınızda muhtemelen şu soru var: Peki bunlar benim için ne ifade ediyor? Gelin, samimiyetle üzerinden geçelim. Tedavi beklentileri açısından: Altı ayda bir enjeksiyon seçeneği, günlük hap yükünden kurtulmak isteyenler için umut verici bir ufuk. Ancak bu rejimin ruhsatlanması ve yaygın erişime açılması için muhtemelen birkaç yıl daha beklemek gerekecek. Üstelik antikor duyarlılık testi zorunluluğu, bu seçeneği şimdilik herkes için erişilebilir kılmıyor. Kür ihtimali açısından: RIO denemesinde gördüğümüz şey “sterilize edici kür” değil — yani virüsün vücuttan tamamen silinmesi değil. Bu, “fonksiyonel kür” ya da “remisyon”: bağışıklık sisteminizin ilaçsız olarak virüsü kontrol altında tuttuğu bir durum. Bunun ne kadar kalıcı olduğunu ve kimlerde işe yaradığını henüz tam olarak bilmiyoruz. Gerçekçi umut, doğru bilgiyle beslenen umuttur. Yaşam kalitesi ve yaşlanma açısından: HIV ile yaşayan nüfus yaşlanıyor. Kümülatif ilaç toksisitesi, kardiyovasküler komplikasyonlar, nörokognitif değişiklikler bu nüfusun gündeminde giderek daha fazla yer kaplıyor. Uzun etkili tedaviler ve olası kür stratejileri, yalnızca viral baskılanma açısından değil, yaşam kalitesi perspektifinden de değerlendirilmeli. Erişim eşitsizliği açısından: Lenacapavir Afrika’da 11.000’den fazla kişiye ulaştı — bu büyük bir başarı. Ancak aynı dönemde ABD’nin tedarik zincirini aniden kapatma kararı, tam da bu tür kazanımların ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor. İlacın var olması yetmez; rafa, kliniğe, size ulaşması gerekir. 6. 2026’nın Geri Kalanında Neler Bekleniyor? Önümüzdeki aylar, HIV yanıtı açısından kritik dönemeçlere sahne olacak. Haziran ayında Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Üst Düzey Toplantısı’nda üye devletler, önümüzdeki beş yıllık küresel stratejiyi belirleyecek yeni bir Siyasi Deklarasyon müzakere edecek. Bu deklarasyonun finansman taahhütleri, insan hakları vurgusu ve anahtar popülasyonlara erişim konularında ne kadar iddialı olacağı, sahadaki gerçekliği doğrudan etkileyecek. Bilimsel cephede, RIO-B katılımcılarının ve Botsvana’daki çocukların antikorlardan arındıktan sonraki uzun dönem takip verileri, kür araştırmalarının yönünü belirleyecek en kritik veri noktaları arasında. BRILLIANT 011 aşı denemesinin erken immünojenisite verileri de yılın ikinci yarısında bekleniyor. Politik cephede, ABD’de tedarik zincirinin kapatılma kararının ertelenip ertelenmeyeceği ve 2027 bütçe müzakerelerinde Kongre’nin nasıl bir tutum alacağı, özellikle Sahra Altı Afrika’daki HIV programlarının kaderini belirleyecek. Biz www.kirmizikurdele.org olarak bu gelişmeleri yakından izlemeye ve size aktarmaya devam edeceğiz. 7. Umut, Bilgi ve Dayanışma 2026’nın ilk dört ayı, HIV alanında paradigmaların sessizce yer değiştirdiği bir dönem oldu. Bilimsel cephede, “bastırmak”tan “yeniden programlamak”a doğru bir kayma yaşanıyor: RIO denemesi bağışıklık sisteminin yeniden eğitilebileceğini, pediatrik çalışmalar erken müdahalenin rezervuarı sınırlayabileceğini, kök benzeri CD8 hücrelerinin keşfi ise vücudun kendi içinde hiç kullanılmamış bir cephaneliği sakladığını gösterdi. Ancak bu bilimsel atılımların hiçbiri, bir siyasi kararla sahadaki kliniklerin ilaçsız kalabileceği gerçeğinden bağımsız okunamaz. İşte tam da bu yüzden, #kanıttemelliaktivizm her zamankinden daha önemli. Bilimi bilmek, hakları savunmak ve dayanışmayı örgütlemek; bu üçü aynı mücadelenin parçaları. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey

  • HIV, Beslenme, Veganlık ve Vejetaryenlik

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian I Yazar, Sivil Toplum Gönüllüsü www.instagram.com/minasardapanosian www.x.com/MAPanosian Yayın tarihi: Mayıs 2, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. Tüm alıntılarda www.kirmizikurdele.org'ye ve yazar ismine referans verilmesi etik zorunluluktur. İzin için info@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz. On beş yıllık savunuculuk ve aktivizm çalışmalarının ardından hizmetlerine yazar ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar - Panosian'dan konusu, ve bilimsel derinliği ile yine fark yaratan titiz #hivbilgisi yazısı: HIV, Beslenme, Veganlık ve Vejetaryenlik HIV enfeksiyonu ile metabolik gereksinimler arasındaki karmaşık döngüyü mercek altına alan, enfeksiyon hastalıkları uzmanlarından diyetisyenlere kadar tüm sağlık profesyonellerinin ve danışmanlık veren aktivistlerin mutlak surette okuması gereken bu #hivbilgisi yazısı, vegan ve vejetaryen yaşam tarzını benimseyen yahut benimsemeyi düşünen HIV ile yaşayan kişiler için ibir başvuru kaynağı niteliğinde. Beslenme pratiklerinin hücresel düzeydeki etkilerinden modern antiretroviral tedavilerin başarısına kadar uzanan bu detaylı #hivbilgisi yazısı, yüzeysel tavsiyelerin ötesine geçerek okuyucuyu multidisipliner tıbbi yaklaşımın önemini kavramaya davet ediyor. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, B = B ilkesinin sürdürülebilirliğinde hücresel yakıtın doğru sağlanmasının oynadığı kritik rolü anlamak ve bedenine dair otonomisini bilimsel bilgiyle güçlendirmek isteyen herkesin mutlaka incelemesi gerektiğine inandığımız bu metni, herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org takipçileri ile paylaşıyoruz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org .: HIV, Beslenme, Veganlık ve Vejetaryenlik :. .: Vegan ve Vejetaryen (veya düşünen) HIV pozitifler için bilimsel veriler temelinde hazırlanmış bir başucu kaynağı :. HIV enfeksiyonu ve beslenme arasındaki ilişki, tek yönlü bir etkileşimden ziyade, birbirini doğrudan etkileyen yapısal bir döngü. Yetersiz beslenme bağışıklık yetmezliğini derinleştirebilirken, bu yetmezlik bedenin metabolik gereksinimlerini artırarak tabloyu daha da ağırlaştırabilir. Günümüzün modern HIV tedavisi ilaçları (*ART) çağında, beslenmenin rolü salt yaşamı idame ettirmenin ötesine geçerek, tedavinin farmakokinetik başarısını, uzun vadeli komorbiditelerin yönetimini ve en nihayetinde yaşam kalitesini belirleyen temel bir klinik değişkene dönüşmüştür. *kirmizikurdele.org/art Güncel HIV bilimin bize kazandırdığı yıkılmaz kalelerden ve muazzam imkanlardan biri şudur: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) ilkesi, HIV ile yaşayan kişilerin viral yüklerini baskılayarak virüsü - kondomsuz ilişkilerde bile - cinsel yolla aktarmalarını imkânsız kılarken, aynı zamanda bireye kendi bedeni ve yaşamı üzerinde tam bir otonomi sağlar. Ancak bu imkanın sürekliliği, viral baskılanmanın sürdürülebilirliği ve bağışıklık sisteminin (özellikle CD4 hücre toparlanmasının) optimum seviyede tutulması, bedenin hücresel düzeyde ihtiyaç duyduğu yakıtın doğru sağlanmasına bağlıdır. *kirmizikurdele.org/b-b Hücresel düzeyde baktığımızda, B12, çinko ve selenyum düzeylerindeki düşüşün artan klinik progresyon riski ile paralellik gösterdiği belgelenmiştir. Benzer şekilde D vitamini, yalnızca kemik metabolizması için değil, monositlerdeki VDR ekspresyonu ve kathelisidin gibi antimikrobiyal peptitlerin upregülasyonu aracılığıyla doğal immün yanıtı desteklemesi açısından kritiktir; eksikliği, ART altındaki kişilerde dahi CD4 hücre toparlanmasını baskılayabilir. HIV'in tetiklediği immünolojik yanıt, bedenin hücresel düzeyde enerji harcama pratiğini değiştirir. HIV ile ilişkili tükenme (wasting) sendromu, basit bir kalori açığından farklı olarak, pro-oksidan sitokinlerin etkisiyle adipoz doku yerine doğrudan kas dokusunu hedefler. Semptomatik evrede veya fırsatçı enfeksiyon varlığında enerji ihtiyacının %50'ye kadar artması, kas kütlesinin korunması ve anabolizmanın sürdürülebilmesi için günlük 1.5–2.0 g/kg seviyelerine ulaşan agresif ve planlı bir protein alımını zorunlu kılar. Viral olarak baskılanmış, stabil hastalarda ise 1.2–1.5 g/kg aralığındaki protein alımı genellikle yeterlidir. Bu metabolik tablo, vegan veya vejetaryen beslenme pratiklerini tercih eden HIV ile yaşayanlar için hem teorik avantajlar hem de ciddiyetle yönetilmesi gereken klinik riskler barındırır. Bitki bazlı diyetlerin anti-enflamatuvar potansiyeli, buradaki temel avantajdır. Omnivörlere kıyasla daha düşük C-reaktif protein (CRP) seviyeleri ile ilişkilendirilen vegan diyet, ART kullanan kişilerde sıkça karşılaşılan ve kardiyovasküler riskleri, nörokognitif bozuklukları ve kemik kaybını tetikleyen 'kronik düşük düzeyli inflamasyonun' yönetilmesinde stratejik bir zemin sunar. Keza yüksek lif ve düşük doymuş yağ profili, ART kaynaklı dislipidemi ve insülin direncine karşı destekleyici bir mekanizma yaratır. PLANT-HART gibi öncü çalışmalar bu bitkisel kardiyovasküler koruyuculuğu araştırıyor olsa da, mevcut literatür henüz kesin klinik kılavuzlar oluşturmak için yeterli ölçekte değildir. Koruyucu zeminin ötesinde, bitkisel beslenmenin biyoyararlanım kısıtlılıkları şansa bırakıldığında hızla bir risk alanına dönüşür. Bitkisel gıdalarda doğal olarak bulunmayan B12 vitamini, vegan diyette dışarıdan takviyesi tartışmaya kapalı olan en kritik unsurdur. HIV ile yaşayan kişilerde B12 eksikliğine bağlı gelişen periferik nöropati ile eski nesil ART kaynaklı nörotoksisitenin klinik örtüşmesi, ayırıcı tanıyı son derece zorlaştırır. Bu nedenle, günlük en az 250 µg B12 takviyesi (veya hekimin belirlediği terapötik doz) sadece diyetetik bir tercih değil, sinir sisteminin bütünlüğünü koruyucu tıbbi bir zorunluluktur. Beslenme modeli ile antiretroviral farmakokinetik arasındaki kesişim, doğrudan viral supresyonu etkiler. Güncel pratiğin merkezinde yer alan ilaçlardan biri olan Dolutegravir, gıda alımından bağımsız olarak alınabilen bir integraz inhibitörüdür; emilimi klinik olarak anlamlı düzeyde etkilenmez. Buna karşılık Rilpivirin gibi bazı ART bileşenlerinin biyoyararlanımı, öğünün kalori ve yağ içeriğine sıkı sıkıya bağlıdır. Düşük yağlı bir vegan diyetle Rilpivirin alınması, ilacın emilimini kısıtlayarak tedavi etkinliğini riske atabilir. Dolayısıyla tedavi uyumu, yalnızca ilacı saatinde almayı değil, ilacın metabolik gereksinimlerine (Rilpivirin için yeterli kalori ve yağ içeren öğünler, Efavirenz için yan etkileri azaltmak adına aç karnına alım gibi) saygı duymayı gerektirir. Benzer şekilde, kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkileyebilen TDF içerikli rejimler, kalsiyum ve D vitamini alımının kısıtlı olabildiği vegan diyetlerle birleştiğinde osteoporoz riskini kümülatif olarak artırır. Serum 25(OH)D düzeyinin 75 nmol/L hedefine ulaştırılması ve kalsiyum alımının güvence altına alınması kemik sağlığı için elzemdir. T hücre olgunlaşması için kritik olan çinkonun ve HIV ilişkili anemiyi derinleştirebilecek demir eksikliğinin yönetimi de, fitik asit yükünü azaltan hazırlama yöntemlerini ve dikkatli laboratuvar izlemini şart koşar. Bu nedenle, insan onurunu ve bedensel otonomiyi merkeze alan hak temelli yaklaşımım gereği; aktivizmi slogancılıktan çıkarıp, bilimsel kanıtlara dayalı, doğrudan uygulanabilir bir klinik rehber sunmam elzemdir. .: Hâlihazırda Vegan veya Vejetaryen Olan HIV ile Yaşayan Kişiler İçin Beslenme :. Wasting (tükenme) sendromu riskine karşı kas kütlesinin korunması ve HIV tedavisi ilaçlarının (ART) etkinliğinin sürdürülebilmesi için mevcut beslenme pratiğinizin dikkat, titizlik ve klinik bir takiple yönetilmesi şarttır. - Tavsiyeler Protein Alımı ve Bitkisel Kaynakların Planlanması: Vegan diyetlerde tek bir bitkisel kaynak tüm esansiyel amino asitleri içermediğinden, baklagil ve tam tahıl kombinasyonları zorunludur. Ancak bu kombinasyonların, klinik duruma göre belirlenen (stabil hastada 1.2–1.5 g/kg, aktif wasting veya fırsatçı enfeksiyon varlığında 1.5–2.0 g/kg) protein hedefine ulaşması, HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka doktoru ve uzman bir diyetisyen ile birlikte hareket etmesini gerektirir. Mikrobesin (B12, Demir, Çinko, D Vitamini ve Omega-3) Dengesi: Bitkisel diyetlerde B12 eksikliği tartışmasız bir risktir ve demir/çinko biyoyararlanımı düşüktür. Bu hayati besinlerin kan seviyelerinin belirlenmesi ve doğru dozda takviye edilmesi için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi zorunludur. HIV tedavisi ilaçları (ART) Kullanan Kişilerde Besin-İlaç Etkileşimlerinin Yönetimi: Rilpivirin gibi emilimi öğünün kalori ve yağ içeriğine bağlı olan ART ilaçlarını kullanan kişilerde, düşük yağlı bir vegan öğünün ilacın etkinliğini düşürmemesi adına, öğün planlamasında HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka tedavisini yürüten doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Dolutegravir gibi gıda alımından bağımsız ilaçlar için ise böyle bir kısıtlama bulunmamaktadır. Düzenli Laboratuvar Takibi ve Beslenme İzleme: Standart metabolik panelin ötesinde; serum B12, ferritin, D vitamini ve çinko seviyelerinin en az 6 ayda bir izlenmesi gerekir. Bu takip stratejisinin belirlenmesinde HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve hekimi ile birlikte hareket etmesi kritik öneme sahiptir. Diyet Planlamasında Multidisipliner İşbirliği: Beslenme, HIV yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Gıda hazırlama yöntemlerinden (fitik asit azaltımı gibi) takviye zamanlamasına kadar her adımda, HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka kendi klinik tablosunu bilen doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi esastır. - Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Besin Eksikliklerinin Gizli Riskleri: B12 eksikliğine bağlı nörolojik semptomlar, eski nesil ART ilaçlarının yan etkileriyle karışabilir. Bu ayırıcı tanının yapılabilmesi ve kalıcı sinir hasarının önlenmesi için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi gerekir. Kontrolsüz Vegan Beslenmenin Bağışıklık Sistemi Üzerindeki Yıkıcı Etkileri: Yetersiz protein ve D vitamini, CD4 hücrelerinin toparlanmasını doğrudan durdurabilir. İmmünolojik gerilemeyi önlemek için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka klinik beslenme uzmanı ve doktoru ile birlikte hareket etmesi hayati bir zorunluluktur. Baskılayıcı HIV Tedavisi İlaçları (ART) ile Olası Tehlikeli Etkileşimler: Kalsiyum veya magnezyum takviyeleri, bazı ART bileşenlerinin emilimini bloke edebilir. İlaç direnci (rezistans) gelişimini engellemek adına, HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve eczacı/diyetisyen ile birlikte hareket etmesi şarttır. Kendi Kendine Diyet Uygulamanın ve Deneme-Yanılma Yönteminin Riskleri: Vücut ağırlığındaki %5'lik bir istemsiz kayıp bile HIV yönetiminde ciddi bir alarmdır. Kilo ve kas kütlesi takibinin doğru yapılabilmesi için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi tartışmaya kapalı bir kuraldır. Mutlak Uzman Onayı Gerekliliği: İnternetteki genel geçer veganlık tavsiyeleri, HIV'in getirdiği spesifik metabolik yükü (örneğin kronik inflamasyon kaynaklı artan kalori ihtiyacını) hesaba katmaz. Güvenli bir yaşam sürmek için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi ve tüm kararlarını tıbbi onaya dayandırması gerekmektedir. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi/şifası neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor?​ :. .: Vegan veya Vejetaryen Beslenmeye Geçmeyi Düşünen HIV ile Yaşayan Kişiler İçin Beslenme :. Eğer omnivör bir beslenmeden bitkisel temelli bir diyete geçmeyi planlıyorsanız, bu geçiş bedenin immünolojik dengesini sarsmadan, son derece analitik ve kademeli bir şekilde yönetilmelidir. - Tavsiyeler Kademeli Geçiş Stratejisi Kurun: Hayvansal proteinleri bir günde tamamen kesmek yerine, bitkisel protein kaynaklarını diyetinize adım adım entegre edin. Bedenin enzimatik ve sindirim sisteminin bu yeni düzene adapte olması zaman gerektirir. Bireysel Sağlık Durumunuza Göre Planlama Yapın: Geçiş kararı almadan önce mevcut vücut kitle indeksiniz (BMI), böbrek fonksiyonlarınız ve viral supresyon durumunuz detaylıca değerlendirilmelidir. Sağlıklı bir bireye iyi gelen bir bitkisel menü, wasting riski taşıyan bir birey için tehlikeli olabilir. Beslenme Öncesi Temel Kan Değerlerinizi Ölçtürün: Yeni bir diyete başlamadan önce vücudunuzun bazal değerlerini (özellikle depo demir/ferritin, B12, D vitamini ve serum çinko) bilmek, ileride oluşabilecek eksiklikleri tespit edebilmek için elimizdeki en önemli bilimsel referanstır. HIV İlaç Tedavisi (ART) ile Uyumlu Bir Beslenme Planı Oluşturun: Kullandığınız HIV ilaçlarının aç veya tok karnına, yağlı veya yağsız öğünlerle alınma gerekliliklerini masaya yatırın. Yeni bitkisel diyetiniz, virüsü baskılayan ilaçlarınızın farmakokinetiğine hizmet edecek şekilde tasarlanmalıdır. Profesyonel Beslenme Danışmanlığı Alın: Bu süreç sadece "ne yemeyeceğiniz" değil, "ne yemeniz gerektiği" ile ilgilidir. Sadece HIV alanında deneyimli bir diyetisyenin yazacağı reçete ile biyoyararlanım haritanızı güvence altına alabilirsiniz. - Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Ani Diyet Değişikliklerinin Yaratacağı Metabolik Şok Riskleri: Yetersiz kalori ve protein alımıyla yapılan ani geçişler, enerji seviyelerinde ani düşüşlere ve bağışıklık yanıtında zayıflamaya yol açarak fırsatçı enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org Mikronutrient Eksikliklerinin Hızlı Gelişimi ve İzlenmesi: Özellikle B12 vitamini bitkisel gıdalarda doğal olarak bulunmaz. Takviye almadan veganlığa geçiş yapmak, sinir sistemi üzerinde geri dönüşü olmayan nörolojik hasar riski taşır; takviye planı ilk günden devrede olmalıdır. Yanlış ve Bilim Dışı Bilgi Kaynaklarına Güvenmeme: HIV ve beslenme konusundaki kararlar forumlardan veya yaşam tarzı bloglarından değil; uluslararası tıbbi kılavuzlardan ve doğrudan kanıta dayalı klinik verilerden alınmalıdır. Sosyal Medya Diyet Trendlerinin Yaratabileceği Tehlikeler: "Detoks", "çiğ beslenme" (raw vegan) veya aşırı kısıtlayıcı popüler diyet akımları, HIV ile yaşayan kişilerin yüksek protein ve kalori ihtiyacını karşılamaktan tamamen uzaktır ve hayati tehlike yaratabilir. Doktor ve Uzman Onayı Olmadan Asla Geçiş Yapılmaması: Yaşam tarzı tercihleriniz en temel insan hakkınızdır. Ancak bu hakkı kullanırken vücudunuzun biyolojik gerçekliğini inkar etmemek gerekir. Tedavi ekibinizin onaylamadığı radikal bir diyet değişikliği, virüsle olan başarılı mücadelenizi sekteye uğratabilir. Özetlemek gerekirse; HIV ile yaşamak, bilimle, bedeninizle ve tıp uzmanlarıyla doğru iletişim kurduğunuz sürece, dilediğiniz beslenme pratiğini özgürce benimseyebileceğiniz uzun ve sağlıklı bir yaşam demektir. Bilim konuşur, damgalama susar. Seçimlerinizde özgür, bilimin rehberliğinde güvende kalın. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey . . . . . . . Yararlanılan/Yararlı Kaynaklar Menzel, J., et al. (2020). "Systematic review and meta-analysis of the associations of vegan and vegetarian diets with inflammatory biomarkers," Scientific Reports. DOI: 10.1038/s41598-020-78426-8 Bakaloudi, D.R., et al. (2021). "Intake and adequacy of the vegan diet. A systematic review of the evidence," Clinical Nutrition. DOI: 10.1016/j.clnu.2020.11.035 Wiesner, A., et al. (2023). "Chemometrics as a valuable tool for evaluating interactions between antiretroviral drugs and food," British Journal of Clinical Pharmacology, 89(10), 2977-2991. DOI: 10.1111/bcp.15610 Corcoran, C., & Grinspoon, S. (1999). "Treatments for wasting in patients with the acquired immunodeficiency syndrome," The New England Journal of Medicine, 340(22), 1740-1750. DOI: 10.1056/NEJM199906033402207 Visser, M.E., et al. (2017). "Micronutrient supplementation in adults with HIV infection," Cochrane Database of Systematic Reviews, Issue 5, Art. No.: CD003650. DOI: 10.1002/14651858.CD003650.pub4 WHO ve UNAIDS Kapsamındaki Rehberler Dünya Sağlık Örgütü (WHO). (2023). Nutrition counselling for adolescents and adults with HIV/AIDS. ELENA Intervention Guide. Erişim adresi: https://www.who.int/tools/elena/interventions/nutrition-hiv Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS). (2008). Policy Brief: HIV, Food Security and Nutrition. Erişim adresi: https://www.unaids.org/en/resources/presscentre/featurestories/2008/may/20080521newunaidspolicyhivfoodsecuritynutr Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO). (2002). Living well with HIV/AIDS: A manual on nutritional care and support for people living with HIV/AIDS. Erişim adresi: https://www.who.int/publications/i/item/9251048247 Dünya Sağlık Örgütü (WHO). (2004). Nutrient requirements for people living with HIV/AIDS: Report of a technical consultation. Erişim adresi: https://www.ennonline.net/attachments/864/who-technical-report-nutrients-hiv.pdf Dünya Gıda Programı (WFP). (2025). Feeding health, the last mile on HIV: WFP’s global strategy 2025-2030. Erişim adresi: https://www.wfp.org/publications/feeding-health-last-mile-hiv-wfps-global-strategy-2025-2030

  • CROI2026'da dinlediklerim, anladıklarım, aktardıklarım: Kapsamlı notlar

    Aktivizm ve savunuculuk çalışmalarına son verdikten sonra HIV alanına katkı sunmaya yazar ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar'ın kendi blogu için kaleme aldığı #CROI2026 yazısını kendisinin izniyle ve notuyla, www.kirmizikurdele.org takipçileri için paylaşıyoruz. Arda Karapınar - Panosian'dan bir #CROI2026 yazısı " Bu alanın mübalağasız en önemli, bilimsel seviyesi en yüksek konferansı olan CROI, her iki yılda bir olduğu gibi bu yıl da Denver'da düzenlendi ve ben konferansı bir kez daha Türkiye'den tek sivil ses, tek topluluk sesi olarak yerinde izlemek ve notlar almak imkânı buldum. Sadece bu düzeyde bir konferansı takip edebilecek bilimsel bilgiye sahip olmanın değil, aynı zamanda konferans düzenleme heyetinin davetlisi olarak orada bulunan tek topluluk sesi, Türkiye'den tek ses olmanın verdiği ağır sorumlulukla, #CROI2026 kapsamında dinlediğim bütün sunumlardan aldığım notları, orada bulunamayan pozitifler, enfeksiyon uzmanları ve konuyla ilgili herkes için oldukça kapsamlı bir biçimde aktarmaya gayret ettim bu yazıda. Ancak bu yazı, yıl içinde yazdığım diğer yazılardan tematik olarak farklı olduğu için uzun. Dolayısıyla doğrudan ilgililere hitap eden, "Ben böyle uzun bir yazıyı okumaya zaman ayırmam" diyenleri değil, gerçekten okumaya zaman ayıracak olanları bilgilendiren bir yazı bu. Okumaya zaman ayıracak olan herkese iyi okumalar dilerim." www.kirmizikurdele.org   herkes için #hivbilgisi   #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian, Yazar, Sivil Toplum Gönüllüsü www.instagram.com/minasardapanosian www.x.com/MAPanosian Yayın tarihi: Mart 2, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. Yazının bölümlerini tanıtmadan ve detaylara girmeden önce, bu yıl #CROI2026 ile ilgili hepimizi mutlu edecek bir gelişmeyi not etmek istiyorum. www.kirmizikurdele.org için yazdığım ayrı bir yazıda da paylaştığım bu sevindirici gelişme, Türkiye’den ilk kez bir posterin #CROI2026’da sunulmuş olmasıydı. Hacettepe’den Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve çalışma arkadaşlarının bu gururlandıran başarısı dolayısıyla kendilerini bir kez daha tebrik ediyor, bu gelişme ile ilgili yazıyı buraya ya da aşağıdaki bağlantıya tıklayarak mutlaka okumanızı öneriyorum. .: CROI Tarihinde Türkiye’den İlk Poster . Ahmet Çağkan İnkaya ve Çalışma Arkadaşlarının Hepimizi Gururlandıran Başarısı :. . : CROI2026'da dinlediklerim, anladıklarım, aktardıklarım: Kapsamlı notlar : . Yazı Bölümleri Epidemiyoloji Belirlenemeyen = Bulaştırmayan Bilimi HIV Aşı Araştırmaları ART ve Uzun Etkili Tedaviler PrEP/PEP Önleme Topluluk ve Aktivizm Genel Değerlendirme 1. Epidemiyoloji Konu Özeti #CROI2026'nın epidemiyoloji oturumları, HIV insidansındaki keskin uçurumları bir kez daha gözler önüne serdi. Trans bireyler, etnik/ırksal azınlıklar ve göçmenler arasındaki orantısız yük, salgının hiç de homojen ilerlemediğini hatırlattı. Üstelik ABD dış yardım fonlarındaki kesintilerin başta Sahraaltı Afrika olmak üzere farklı bölgelerdeki HIV cevabını nasıl temelinden sarstığını dinlemek, HIV ile küresel ortak mücadelede bilim kadar politikanın da belirleyici olduğunu bir kez daha gösterdi. Veriler Trans Kadınlarda Keskin Irksal Eşitsizlikler: Sari Reisner'in sunduğu ENCORE kohort çalışması, 2504 trans kadını iki yıl boyunca izlemiş. Veriler hayli çarpıcı: HIV insidansı beyaz trans kadınlarda 1000/1,4 iken, Siyah trans kadınlarda 15,5'e fırlıyor. Asyalı trans kadınlarda 5,7, Latin trans kadınlarda ise 7,5. Bölgesel farklar da cabası: Kuzeydoğu ABD'de 8,9 olan insidans, Güney'de 4,1'e düşüyor [1]. Sosyal Faktörlerin Belirleyiciliği: Aynı çalışmada, yapısal kırılganlıkların, fırsat eşitsizliklerin ve sosyal adalestsizliklerin HIV riskini nasıl katladığını görmek de mümkün. HIV riskini Evsizlik 4 kat, Seks işçiliği 5 kat, Yoksulluk 6 kat, Kamu sigortası veya sigortasızlık 14 kat, Stimülan kullanımı 6 kat arttırıyor. Fon Kesintileri Sahayı Nasıl Etkiliyor? Jen Kates (KFF), ABD yönetiminin fonlama ve politika değişikliklerinin ardından küresel HIV hizmet sunumunda "temel bir kopuş" yaşandığını anlattı. Aaron Richterman'ın üç ABD eyaletinde AIDS İlaç Yardım Programları ile ilgili yaptığı anket çalışması, kliniklerin %47'sinde aksama olduğunu gösterdi. Lindsay Vlatru ise KwaZulu-Natal'da kliniklerin %40'ının aksadığını ve bunun tahmini 830.000 HIV ile yaşayan kişiyi doğrudan etkilediğini söyledi [2]. Fransa'da Göçmenler Arasında Tersine Dönen Tablo: ANRS Prévenir çalışmasının sekiz yıllık takibinde ilginç bir paradoks var: Paris bölgesinde PrEP kullanımı 27.000'i aşmasına rağmen popülasyon düzeyinde HIV insidansı sadece %2 azalmış. Daha da vahimi, Fransa doğumlularda vakalar %33 azalırken, yurtdışı doğumlularda %75 artmış [3]. Kaynak Referansı [1] Reisner S ve ark. HIV Incidence in a Nationwide Cohort of Transgender Women in the United States and Puerto Rico. #CROI2026, abstract 192 [2] Kates J, Richterman A, Vlatru L. Sleepless in Denver: Impact of Funding Changes on HIV Care. #CROI2026 [3] Molina J-M. ANRS Prévenir final results. #CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Bu veriler söylediği ilk ve en açık şey şu: Tek tip HIV önleme ve tedavi hizmetlerini sunumu adeta bir başarısızlık garantisi. Popülasyon bazlı eşitsizlikleri hedefleyen hassas yaklaşımlar şart. Trans bireyler için cinsiyet onaylayıcı sağlık hizmetleriyle entegre HIV hizmetleri hayati önem taşıyor. Fon kesintilerinin yarattığı hizmet aksamaları, sadece bireysel riskler yaratmıyor, pandeminin kontrolünü kaybetmemizle sonuçlanacak toplumsal sorunlara da zemin hazırlıyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de trans kadınlar, göçmenler ve seks işçileri gibi anahtar popülasyonlara yönelik epidemiyolojik veri toplama sistemleri muhakkak güçlendirilmeli. ABD'de gözlemlenen sosyal sigorta yokluğu kaynaklı 14 kat risk farkı, Türkiye'de sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklerin HIV epidemiyolojisine nasıl yansıyabileceğine dair kayda değer bir uyarı. Suriyeli göçmenler ve düzensiz göçmenler gibi savunmasız gruplarda HIV sürveyansı güçlendirilse harika olur, ama kamu iradesi bunu istiyor mu hiç emin değilim. Belirlenmeyen = Bulaştırmayan 2. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, B = B Bilimi Konu Özeti #CROI2026'da Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'a doğrudan ayrılmış spesifik oturumlar yoktu açıkçası. Fakat uzun süreli viral süpresyonun immün sistem üzerindeki etkileri ve tedaviye erişimdeki aksaklıkların potansiyel sonuçları epey tartışıldı. Haliyle, fon kesintilerinin tedavi programlarını tehdit etmesi, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ın sürdürülebilirliği açısından ciddi risk. Veriler İmmün Sistem Beklenenden Daha Dirençli: #CROI2026'da sunulan yeni veriler, 25-30 yıl boyunca etkili ART kullanan bireylerde HIV-spesifik CD8+ T-hücre yanıtlarının yeniden şekillendiğini gösteriyor. Uzun süreli viral süpresyon, immün sistemin daha önce düşünülenden daha dirençli ve uyarlanabilir olduğunu ortaya koyuyor [4]. Yani Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ın ötesinde, uzun süreli viral süpresyon immün sistemin yeniden yapılanmasına izin veriyor. Tedavi Aksaklıkları Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ı Tehdit Ediyor: Fon kesintileri nedeniyle Güney Afrika'da KwaZulu-Natal'da kliniklerin %40'ında hizmet aksamaları yaşanması, 830.000 HIV ile yaşayan kişinin tedavi sürekliliğini riske atıyor [5]. Tedavi kesintisi demek, viral yükün yeniden yükselmesi demek. O da bulaştırıcılığın artması, yani Belirlenemeyen = Bulaştırmayan hedefine ulaşılamaması demek. Kaynak Referansı [4] AJMC. Sustained HIV viral suppression restores immune potential. #CROI2026, EATG aracılığıyla [5] Vlatru L. Service disruptions in KwaZulu-Natal. #CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Bilhassa klinik pratiklerde Belirlenemeyen = Bulaştırmayan mesajınının sadece "bulaştırmama" garantisi olarak değil, "uzun dönemde bağışıklığını da onaracaksın" diye de anlatılması şart. Tedavi sürekliliğini tehdit eden her türlü fon kesintisi veya sistem aksaması, hem bireysel sağlığı hem de toplum sağlığını riske atıyor. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, B=B'nin sürdürülebilirliği, sağlam sağlık sistemleri ve kesintisiz ilaç tedariği gerektiriyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de Belirlenemeyen = Bulaştırmayan farkındalığı maalesef yeterli düzeyde değil. Mesajın bilhassa sağlık sistemi içinde yaygınlaştırılması bağlamında, dünyadaki başarılı örneklerde gördüğümüz kamu dâhiliyeti ve katkısı hâlâ oluşamadı. Buna ek olarak; kampanya ve mesajı Türkiye'de duyurulduğunda ortaklaşılan kampanya dili ve terminolojsine uyumsuz yeni çevirileri tercih eden STK'lar, bu konuda yapılabilecek ortak çalışmaları sekteye uğratmaya devam ediyorlar. Oysa hem sağlık çalışanlarına hem de HIV ile yaşayan bireylere yönelik B=B eğitimleri yaygınlaştırılmalı. Ayrıca sosyal güvence sistemindeki aksaklıklar veya ilaç temininde yaşanabilecek sorunlar, tedavi sürekliliğini tehdit edebileceğinden ötürü, ( aslında çoktan yapılmış olması gereken ) acil durum eylem planlamaları da derhal hazırlanmalı. 3. HIV Aşı Araştırmaları Konu Özeti HIV aşı araştırmaları #CROI2026'da biraz daha temel immünoloji ve yeni platform teknolojileri odağında ilerledi. Doğrudan etkinlik çalışmaları yoktu ama kür araştırmaları ile aşı araştırmaları arasındaki sinerji sık sık vurgulandı . Özellikle mRNA platformlarının potansiyeli konuşuldu. Moderna'nın mRNA grip aşısıyla yaşadığı düzenleyici sorunlar da mRNA teknolojisinin önündeki engelleri gösterdi. Veriler Kür Araştırmaları Aşıya Işık Tutuyor: Sharon Lewin'in açılış oturumundaki muazzam sunumu, HIV rezervuarının gizli kaldığı mekanizmalarına odaklandı. Latent virüsü "uyandırmak" için mRNA ile Tat proteini taşınması ve CRISPR temelli aktivasyon stratejileri, hem kür hem de aşı araştırmaları için ortak platformlar sunuyor [6]. Virüs Nasıl Gizleniyor? Jonathan Richard ve ekibi, ART altındaki HIV ile yaşayan bireylerde reaktive edilen bazı hücrelerin viral proteinler üretmesine rağmen, yüzeylerinde zarf proteinini (Env) düzgün eksprese edemediğini gösterdi. Bu blokaj, viral RNA işlenmesindeki bir defektten kaynaklanıyor ve bağışıklık sisteminin enfekte hücreleri tanımasını engelliyor [7]. İşte etkili bir aşının karşılaştığı zorluklardan biri daha. mRNA Platformunda Düzenleyici Çetrefiller: #CROI2026'da doğrudan HIV mRNA aşısı verisi yoktu ama Paul Sax, Moderna'nın mRNA grip aşısıyla yaşanan düzenleyici süreci masaya yatırdı. FDA'nın "kabul edilebilir" dediği bir çalışma tasarımını sonra reddetmesi, düzenleyici tutarsızlıklara işaret ediyor. mRNA aşılarının tolerabilite profili (ateş %6, üşüme %23) ve düşük mutlak risk (<%3 grip insidansı) bağlamında fayda-risk dengesi dikkatle kurulmalı [8]. Kaynak Referansı [6] Lewin S. Thirty Years of Persistence, Progress, and Partnerships in HIV Cure Science. #CROI2026 Bernard Fields Lecture [7] Richard J ve ark. A Posttranscriptional Block Limits HIV Env Expression in Reactivated Cells From PWH on ART. #CROI2026 [8] Sax P. Two Things Can Be True: The FDA Process Was Inconsistent, and the mRNA Vaccine Data Were Disappointing. NEJM Journal Watch Klinik / Toplumsal Çıkarımlar HIV aşı araştırmaları, virüsün immün sistemden gizlenme kapasitesi yüzünden hâlâ karmaşık bir bulmaca. mRNA platformu umut vaat ediyor ama tolerabilite ve düzenleyici standartlar konusunda netlik kazanması şart. Kür araştırmalarındaki rezervuar biyolojisi anlayışı, aşı tasarımına da ışık tutuyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye, HIV aşı araştırmalarında aktif rol almasa da, uluslararası çalışmalara katılım ve takip açısından hazırlıklı olmalı. Özellikle mRNA teknolojisi platformunda Covid-19 pandemisinde kazanılan deneyim, HIV aşı çalışmalarına da uyarlanabilir. Türk bilim insanlarının temel immünoloji ve viroloji alanındaki katkılarını teşvik edilmeli ama bun nasıl sağlanabileceği konusunda doğrusunu isterseniz hiç fikrim yok. 4. ART ve Uzun Etkili Tedaviler Konu Özeti #CROI2026, uzun etkili antiretroviral tedavilerde önemli ilerlemelerin sunulduğu bir sahne oldu. Yılda iki kez uygulanan enjeksiyonlardan rezervuar biyolojisini hedefleyen kür stratejilerine kadar geniş bir yelpazede önemli veriler geldi. Nicolas Chomont'un dediği gibi, uzun etkili ART, HIV yönetiminde hızla evrilen bir alan ve tedavi paradigmasını dönüştürme potansiyeli taşıyor [9]. Veriler Uzun Etkili Tedavilerde Yeni Ufuklar: Nicolas Chomont, #CROI2026 öncesi yaptığı açıklamada, konferansta uzun etkili tedavi stratejilerini değerlendiren çok sayıda büyük klinik çalışma sonucunun açıklanacağını söylemişti. Enjeksiyonların 3-5 yıl içinde standart tedavi seçeneği haline gelebileceğini öngörülüyor [9] . Rezervuar Hedefli Stratejiler: RIO çalışmasının yeni sonuçları, geniş nötralize edici antikorların tedavi kesintisi öncesi uygulanmasının etkisini değerlendirdi. İkinci tedavi kesintisinde, katılımcıların yaklaşık yarısında viral rebound gecikmiş ve daha az yoğun olmuş. Antikor düzeyleri düştükten sonra bile bazı katılımcılar virüsü daha iyi kontrol edebilmiş [10]. İmmün Rekonstitüsyon: Yirmi beş-otuz yıl boyunca viral süpresyonu sürdüren bireylerde, immün sistemin daha önce düşünülenden daha fazla yenilenme kapasitesine sahip olduğu gösterildi [4] . Yani uzun süreli ART sadece viral süpresyon değil, aynı zamanda immün sistemin fonksiyonel restorasyonunu da sağlıyor. Kaynak Referansı [9] Chomont N. #CROI2026 öncesi röportaj. AJMC [10] RIO trial results. #CROI2026, Sidaction aracılığıyla [4] Immune restoration data. AJMC/#CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Uzun etkili ART, özellikle günlük hap alımında zorlanan bireyler için tedavi başarısını artırabilir. Yılda iki kez uygulanan enjeksiyonlar, tedavi yükünü azaltırken düzenli klinik temas gerektirmesi nedeniyle takip olanaklarını da artırıyor. Rezervuar hedefli stratejiler, uzun dönemli remisyon ve potansiyel kür için umut vaat ediyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de uzun etkili enjektabl ART'lerin geri ödeme kapsamına alınması, özellikle tedavi uyumu düşük genç popülasyon ve damar içi madde kullanıcıları için önemli avantajlar sağlayabilir. Ama bu tedavilerin uygulanabilmesi için sağlık sisteminin altyapısı (iki ayda bir enjeksiyon için düzenli klinik ziyaretler) güçlendirilmeli, ki bu konuda eksiğin çok olduğu ilgili herkesin malumu. Rezervuar ölçümü ve kür stratejilerine yönelik araştırmalar için uluslararası işbirlikleri geliştirmek de yararımıza olacaktır. 5. PrEP/PEP Önleme Konu Özeti #CROI2026, HIV önlemede devrim niteliğinde gelişmelere sahne oldu dersek abartmış olmam. Yılda iki kez uygulanan lenacapavir (LEN) ile ilgili PURPOSE çalışmalarının uzun dönem verileri, on-demand PrEP'in sekiz yıllık etkinlik ve güvenlik sonuçları ve yeni oral PrEP adayları konferansın en çok konuşulan başlıklarıydı. Lenacapavir'in PrEP'teki başarısının tesadüf olmadığı, tam aksine temel bilim araştırmalarının 30 yıllık birikimininin ve ortak çabanın bir ürünü olduğu özellikle vurgulandı [11]. Veriler Lenacapavir PrEP'te Tarihi Veriler: PURPOSE 1 ve PURPOSE 2 çalışmalarının konsolide verilerine göre, yılda iki kez uygulanan lenacapavir, HIV önlemede yüksek etkinlik gösterdi. İlgili araştırmalar kapsamında sadece beş enfeksiyon vakası rapor edildi (PURPOSE 1'de 2, PURPOSE 2'de 3) ki, bu enfeksiyonlar monoterapiye özgü, gecikmiş veya durdurulmuş enjeksiyonlar, tedavi başlangıcından önce edinilmiş enfeksiyon veya direnç mutasyonu gelişimi gibi durumlarla ilişkilendirildi [12]. İlgili direnç analizlerinde; PURPOSE 1'de bir katılımcıda 365. günde N74D kapsid direnç ilişkili substitüsyonu saptanmış, diğer katılımcı ise 670. günde (yani son LEN dozundan bir yıldan uzun süre sonra) enfekte olmuş ve direnç gözlenmemiş. PURPOSE 2'de ise daha önce rapor edilen iki katılımcıda N74D gelişirken, yeni bir vakada Q67H+K70R mutasyonu saptanmış[12]. On-Demand PrEP'te Sekiz Yıllık Başarı: ANRS Prévenir çalışmasının final verileri, on-demand PrEP'in uzun dönem etkinlik ve güvenliğini doğruladı. Sekiz yılda 3.209 katılımcıda sadece 14 HIV enfeksiyonu görülmüş durumda. Yıllık insidans %0,11 olarak hesaplanıyor. Enfeksiyonların 9'u PrEP kullanımı dışı dönemde, diğerleri ise yetersiz ilaç düzeyi varlığında gerçekleşmiş. Rejimler arasında geçiş sık: günlük başlayanların %59'u en az bir kez on-demand'e geçmiş, on-demand başlayanların %52'si günlük rejime geçmiş [3]. * On demand /amaca odaklı PrEP kullanımı, HIV riskine karşı cinsel aktiviteden önce ve sonra belirli bir zamanlamayla alınan, yani sürekli değil aktivite temelli kullanılan bir HIV önleme yöntemidir. Örneğin her gün ilaç almak yerine 2-1-1 vb. yöntemler. Bu uygulama biçiminin, cinsel temas öncesi ve sonrasını kapsayan planlı dozlarla uygulandığında, HIV bulaşını önlemede yüksek etkililik gösterdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Detaylar için kirmizikurdele.org/prep Yeni Aylık Oral PrEP Adayı: Araştırma aşamasındaki aylık oral PrEP adayı MK-8527 için faz I/II çalışmaları, 11 mg dozun katılımcıların en az %95'inde koruyucu ilaç düzeylerini sürdürdüğünü ve gebeler ile adolesanları da kapsadığını gösterdi. Bu veriler, yeni başlatılan faz III EXPrESSIVE etkinlik çalışmalarının doz seçimine temel oluşturdu [13]. Enjektabl PrEP'in 30 Yıllık Hikâyesi: Wes Sundquist, HIV kapsid yapısının anlaşılmasından lenacapavir'in geliştirilmesine uzanan 30 yıllık temel bilim yolculuğunu özetledi. "LEN bir gecede ortaya çıkmadı; sabırlı ve ısrarcı temel bilimin ürünüdür" vurgusu yapıldı [11]. Kaynak Referansı [11] Sundquist W. HIV capsid and lenacapavir development. #CROI2026 [12] Cox S. PURPOSE 1 and PURPOSE 2 resistance data. #CROI2026 [3] Molina J-M. ANRS Prévenir final results. #CROI2026 [13] MK-8527 dose selection data. #CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Yılda iki kez uygulanan lenacapavir, PrEP'te yeni bir çağ açıyor. Özellikle günlük hap alımında zorlanan bireyler, damar içi madde kullanıcıları, genç popülasyonlar ve savunmasız kadınlar için etkili bir seçenek sunuyor. On-demand PrEP'in uzun dönem verileri, cinsel aktivite paternine göre esnek rejim seçeneklerinin etkinliğini doğruluyor. Ama her iki stratejide de düzenli HIV testi ve takip hayati önem taşıyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de PrEP henüz geri ödeme kapsamında değil ve erişim sınırlı. #CROI2026'da sunulan güçlü lenacapavir verileri, Türkiye'de PrEP programlarının planlanmasında uzun etkili seçeneklerin de dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. On-demand PrEP, özellikle düzensiz cinsel aktivite şeması olan bireyler için maliyet-etkin bir seçenek olabilir. PrEP'e erişimin artırılması ve farklı rejim seçeneklerinin sunulması, Türkiye'de HIV insidansını azaltmada kritik rol oynayacak. 6. Toplum ve Aktivizm Konu Özeti #CROI2026, bilimsel ilerlemeler kadar toplumsal dayanışma ve aktivizmin de ön plana çıktığı bir konferanstı. ABD dış yardım fonlarındaki kesintiler, PEPFAR'ın geleceği ve sağlık sistemlerinin direnci ana tartışma başlıklarını oluştururken, Linda-Gail Bekker'in açılış oturumunda sunduğu "yeni ABC'ler" çerçevesi, 21. yüzyıl HIV aktivizminin yol haritasını çizdi. Veriler Peter Staley'in Güçlü Mesajlar İçeren Tarihi Sunumu ve Martin Delaney'in Mirası: Açılış oturumundaki Martin Delaney sunumunda, aktivist arkadaşım Peter Staley, slaytsız fakat oldukça dokunaklı ve tarihi bir konuşma yaptı. Güncel politik iklimi mükemmelen özetleyen Peter, araştırma bütünlüğünü savunma gereğini de vurgulayarak, naçizane benim de sunum ve yazılarımda bahsetmeyi pek sevdiğim erken dönem HIV aktivizmi ile bugün arasında paralellikler kurdu. Gerekli ve kesinlikle dinlenmeye değer paralelliklerdi bunlar. Bu noktada Martin Delaney'i kısaca anlatmak ve anmak gerek: 1985'te Project Inform'u kuran Delaney, HIV tedavilerine erişim için verdiği mücadeleyle FDA'in ilaç onay süreçlerini kökünden değiştirdi [14][15]. Henüz onaylanmamış ilaçların ölümcül hastalara ulaştırılmasını sağlayan "Parallel Track" sisteminin mimarlarındandı [16]. Anthony Fauci'nin deyişiyle "gerçek bir halk sağlığı kahramanı" olan Delaney, bilim insanlarıyla aktivistler arasında köprü kurarak bugün kullandığımız birçok antiretroviral ilacın yolunu açtı [17]. 2009'da kaybettiğimiz bu büyük aktivistin adı, CROI'de her yıl en ilham verici konuşmacıya verilen konferansla yaşatılıyor. Peter Staley konuşmasında "Şu anda bize karşı gibi suran, diğer tarafta sallanan sarkaç, eğer savaşırsak ve hazır kalırsak, sonunda elbet geri dönecektir" dedi ve klinisyenlerle araştırmacılara, aktivistlerle yan yana çalıştıkları için teşekkür etti [18]. Fon Kesintilerinin Toplumsal Etkisi: Solange Baptiste (ITPC), Afrika'da dış yardım durmasının etkilerini anlatırken tam da şunları söyledi: "Finansman aniden durduğunda, marjinal bir ayarlama değil, sistemik bir şok yaşanıyor." Karışıklık, hizmet kesintileri ve güven kaybının ardından geldiğini belirten Baptiste, ulusal veriler ve matematiksel modellerde eksik olanın "toplum zekası" olduğunu vurguladı. "Toplum gücü sadece övülmekle kalmamalı, finanse edilmeli" çağrısı yaptı [19]. PEPFAR'ın Tehdit Altındaki Mirası: Jen Kates, 2003'ten bu yana 25 milyondan fazla hayat kurtaran PEPFAR'ın, dış yardım durması sonrası "temel bir kopuş" yaşadığını bildirdi. USAID'in dağılması ve hizmetlerin kesintiye uğraması, insani etki konusunda acil endişe yaratıyor [2]. Linda-Gail Bekker'in "Yeni ABC'ler" Çerçevesi: Linda-Gail Bekker, HIV önlemeyi yeniden çerçeveleyen bir aktivizm modeli sundu. Geleneksel "Abstinence, Be faithful, Condom use" (Yoksunluk, Sadakat, Kondom) yaklaşımının ötesine geçen bu model, üç temel bileşenden oluşuyor: A: Advocate, Agitate, Act, Accelerate – Savunuculuk yaparak politikaları ve fonları etkilemek; mevcut durumdan rahatsızlık yaratarak statükoyu sorgulamak; sahada somut hizmetlerle eyleme geçmek; ve işe yarayan müdahaleleri hızla ölçeklendirmek. B: Boldly scaling up proven and new tools – Halihazırda etkinliği kanıtlanmış önleme ve tedavi araçlarını (PrEP, ART, zarar azaltma) cesurca yaygınlaştırmak, aynı zamanda bilimsel ilerlemelerle ortaya çıkan yeni teknolojileri (uzun etkili enjeksiyonlar, dijital sağlık yenilikleri) hızla sisteme entegre etmek. C: Creating demand, offering choice, working with affected communities – Topluluklarda önleme araçlarına yönelik talep yaratmak; bireylerin yaşam tarzlarına uygun birden fazla seçenek (günlük hap, on-demand, enjeksiyon) sunmak; ve "Biz olmadan bizim hakkımızda karar verilmez" ilkesiyle çözümleri etkilenen topluluklarla birlikte üretmek [20]. CROI'nün Benzersiz Kültürü: Paul Sax, CROI'nün diğer konferanslardan ayrışan yanlarına vurgu yaptı sunumunda ve bilhassa başvuru süreci, endüstri görünürlüğünün sınırlandırılması, keskin, zaman zaman sert ve acımasız sorularla dolu izleyici katılımı, genç araştırmacıların kürsüdeki heyecanı ve deneyimli araştırmacıların mentorluğu gibi faktörlerin, konferansın eşsiz atmosferini oluşturduğunu vurguladı [21]. Kaynak Referansı [18] Staley P. Martin Delaney Lecture. #CROI2026 [19] Baptiste S. Strategic and Resilient Responses to the Funding Crisis Across Africa. #CROI2026 [2] Kates J, Richterman A, Vlatru L. Sleepless in Denver: Impact of Funding Changes on HIV Care. #CROI2026 [20] Bekker L-G. The ART of Prevention: People, Science, Progress. #CROI2026 [21] Sax P. Some Ruminations on CROI — Still the Best HIV Meeting. NEJM Journal Watch Klinik / Toplumsal Çıkarımlar HIV alanındaki bilimsel ilerleme, toplum katılımı ve aktivizmle ayrılmaz biçimde bağlantılı. Fon kesintileri sadece finansal değil, on yıllardır inşa edilen sağlık altyapılarını da tehdit ediyor. Toplum temelli kuruluşların güçlendirilmesi ve finansmanı, salgına karşı dirençli yanıtların sürdürülebilmesi için kritik. Bekker'in "yeni ABC'ler" çerçevesi, önleme stratejilerinin insan merkezli, esnek ve katılımcı bir yaklaşımla yeniden tasarlanması gerektiğini gösteriyor. CROI gibi konferanslar, bilimsel paylaşımın yanı sıra topluluk dayanışması ve yeni nesil araştırmacıların yetişmesi için eşsiz platformlar. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de HIV alanında çalışan az sayıdaki sivil toplum kuruluşu, çok kısıtlı maddi imkanlar ve insan kaynağı ile ve üstelik sıfır kamu kaynağı kullanarak, damgalama ve ayrımcılıkla mücadelede önemli roller üstleniyor. Fakat bu kuruluşların sürdürülebilir finansmanı ve kapasite geliştirmesi desteklenmeli. Peter Staley'in vurguladığı gibi, araştırmacılar, klinisyenler ve aktivistler arasındaki işbirliği, Türkiye'de de güçlendirilmeli. Linda-Gail Bekker'in "yeni ABC'ler" çerçevesi, Türkiye'de HIV önleme stratejilerinin geliştirilmesinde yol gösterici olabilir: A (Savun, Harekete Geçir, Eyleme Geç, Hızlandır): PrEP'in geri ödeme kapsamına alınması için sağlık otoriteleri nezdinde savunuculuk; damgalayıcı uygulamaların görünür kılınması; toplum temelli test hizmetlerinin yaygınlaştırılması; başarılı pilot uygulamaların tüm ülkeye hızla yayılması. B (Kanıtlanmış ve yeni araçların cesurca ölçeklendirilmesi): Oral PrEP'in tüm aile sağlığı merkezlerinden erişilebilir hale getirilmesi; uzun etkili enjektabl PrEP (lenacapavir vb.) seçeneklerinin ruhsatlandırma süreçlerinin hızlandırılması. C (Talep yaratma, seçenek sunma, etkilenen topluluklarla çalışma): Gençler ve anahtar popülasyonlara yönelik farkındalık kampanyaları; bireylere yaşam tarzlarına uygun önleme seçeneklerinin sunulması; yeni programların tasarımında HIV ile yaşayan bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının aktif katılımının sağlanması. Küresel fonlama kesintilerinin Türkiye'ye olası etkileri (örneğin Suriyeli göçmenlere yönelik programlar) değerlendirilmeli ve yerel çözümler geliştirilmeli. Genel Değerlendirme #CROI2026, HIV biliminin mevcut sınırlarını zorlayan keşiflerle toplumun ortak sesi arasında örülmüş bir alan gibiydi. Epidemiyolojik veriler, trans bireyler ve göçmenler arasında hâlâ derin eşitsizliklere işaret ederken, yılda iki kez uygulanan lenacapavir ile ve haftada dört kullanımdaki etkililiği ispatlanan PrEP/önlemede atılan dev adımlar, uzun etkili tedavilerin olgunlaşması ve HIV kür araştırmalarındaki az ama öz ilerlemeler konferansın dikkat çekici noktalarıydı. Tüm bu bilimsel başarıların parlak ışığının altında ise ABD dış yardım fonlarındaki kesintilerin yarattığı küresel tehdidin gölgesi vardı. Açılış konuşmasında, Aktivist Peter Staley’nin da vurguladığı gibi, HIV alanındaki kazanımları korumak ve ilerletmek, laboratuvarlardan kliniklere, aktivist mücadelelerden toplumsal dayanışmaya uzanan ortak bir çaba gerektiriyor ve #CROI2026 bunun herkesçe anlaşıldığı bir konfrerans oldu. Fakat konferans kapsamında dikkatimi çeken ve beni kişisel olarak rahatsız eden bir hususu daha, giriş notunda paylaştığım sorumluluk gereği buraya almayı ödev biliyorum. CROI, ilaç üreticisi firmaların görünürlüğünü sınırlamakta ve kısıtlamakta hayli dikkatli ve katı olsa da belirli bir firmanın adını neredeyse her sunumda açıkça duymak oldukça rahatsız ediciydi. Söz konusu bu firma, ABD fon kesintilerinin oluşturduğu boşluğu kendi ilaçları ve pazarlama stratejisi için kontrolsüzce kullanan bir aktör izlenimi veriyordu, ki bu durum, sadece #CROI2026 için değil her kapsamda ve düzeyde bilimsel etkinlik açısından tedirgin edici bir tablo. Çünkü bilim merakın, şüphenin ve rekabetin birlikte çalıştığı bir ekosistemdir. Bir laboratuvarın bulduğu sonuç diğer laboratuvar tarafından sınanır. Bir yaklaşım başka bir yaklaşım tarafından zorlanır. İlaç geliştirme alanında da gerçek ilerleme tam olarak bu çoğul rekabetten doğar. Bu nedenle bir hastalığın tedavisine, hatta daha da önemlisi kür araştırmalarına dair umutların fiilen tek bir firmanın pazarlama stratejisine teslim edildiği bir tablo ortaya çıktığında, orada yalnızca etik bir sorun değil, bilimsel bir risk de oluşur. Tüm saha, bir şirketin oyun alanına dönüştüğünde, bilimsel rekabet zayıflar, eleştirel denetim daralır ve en önemlisi insanlığın ortak bir umudu, ticari önceliklerin gölgesinde kalabilir. HIV alanı, tarihsel olarak aktivistlerin, bilim insanlarının ve toplumun birlikte kurduğu bir mücadele alanıdır. Bu alanın geleceğinin herhangi bir şirketin stratejik hesaplarına indirgenmesine izin vermek, yalnızca bugünün değil yarının bilimsel ilerleme ihtimallerini de daraltmak anlamına gelir. Gerçek ilerleme, tek bir aktörün değil, özgürce yarışan fikirlerin ve ortak sorumluluk bilincinin ürünü olabilir ancak. Tam Referans Listesi Reisner S ve ark. HIV Incidence in a Nationwide Cohort of Transgender Women in the United States and Puerto Rico. #CROI2026, abstract 192 Kates J, Richterman A, Vlatru L. Sleepless in Denver: Impact of Funding Changes on HIV Care. #CROI2026 Molina J-M. ANRS Prévenir final results. #CROI2026 AJMC. Sustained HIV viral suppression restores immune potential. #CROI2026, EATG aracılığıyla Vlatru L. Service disruptions in KwaZulu-Natal. #CROI2026 Lewin S. Thirty Years of Persistence, Progress, and Partnerships in HIV Cure Science. #CROI2026 Bernard Fields Lecture Richard J ve ark. A Posttranscriptional Block Limits HIV Env Expression in Reactivated Cells From PWH on ART. #CROI2026 Sax P. Two Things Can Be True: The FDA Process Was Inconsistent, and the mRNA Vaccine Data Were Disappointing. NEJM Journal Watch Chomont N. #CROI2026 öncesi röportaj. AJMC RIO trial results. #CROI2026, Sidaction aracılığıyla Sundquist W. HIV capsid and lenacapavir development. #CROI2026 Cox S. PURPOSE 1 and PURPOSE 2 resistance data. #CROI2026 MK-8527 dose selection data. #CROI2026 Wikipedia. Martin Delaney (activist). https://en.wikipedia.org/wiki/Martin_Delaney_(activist) UNAIDS. In Memory of Martin Delaney: The Founder of Project Inform. 27 Ocak 2009. https://www.unaids.org/en/resources/presscentre/featurestories/2009/january/20090127delaney Los Angeles Times. Martin Delaney dies at 63; crusader for patients with AIDS. 27 Ocak 2009. https://www.latimes.com/local/obituaries/la-me-martindelaney27-2009jan27-story.html Treatment Action Group. Martin Delaney, 1945–2009: Life and Work of an AIDS Activist. https://www.treatmentactiongroup.org/resources/tagline/tagline-2009/martin-delaney-1945-2009/ Staley P. Martin Delaney Lecture. #CROI2026 Baptiste S. Strategic and Resilient Responses to the Funding Crisis Across Africa. #CROI2026 Bekker L-G. The ART of Prevention: People, Science, Progress. #CROI2026 Sax P. Some Ruminations on CROI — Still the Best HIV Meeting. NEJM Journal Watch NATAP. Statement of Anthony S. Fauci, M.D. on the Death of Martin Delaney. 23 Ocak 2009. https://natap.org/2009/HIV/012609_03.htm www.kirmizikurdele.org   herkes için #hivbilgisi     #hivhakkindahersey   #hivindogrusu   #besittirb   HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

  • CROI’de Türkiye’den İlk Poster. Ahmet Çağkan İnkaya ve Çalışma Arkadaşlarının Hepimizi Gururlandıran Başarısı

    Herkes için ve herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak her fırsatta söylediğimiz gibi: HIV biliminde ve küresel akademik temsiliyette en büyük engel sadece veri üretmek değil, o verinin dünyanın en prestijli kürsülerine taşınmasının önündeki görünürlük ve temsil bariyerleridir. Hacettepe Üniversitesi’nin çalışkan ekibinin imza attığı bu bilimsel başarı, bize göre Türkiye’nin HIV bilimindeki temsil bariyerlerinin aşılması ve uluslararası görünürlüğümüzün artması konusunda tüm Türkiye’ye cesaret verme potansiyeli taşıyor. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. www.kirmizikurdele.org   herkes için #hivbilgisi   #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian, Topluluk Yazarı ve Sivil Toplum Gönüllüsü Yayın tarihi; Şubat 22, 2026 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Herkes için #hivbilgisi  sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org  ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi  içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla  herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org HIV Biliminin Zirvesi CROI Bu Yıl Denver’da Denver, Colorado’da düzenlenen ve HIV araştırmaları alanında dünyanın en önemli bilimsel buluşması kabul edilen CROI 2026’yı (Conference on Retroviruses and Opportunistic Infections), Kırmızı Kurdele İstanbul olarak burslu statüde, pek çok uluslararası konferansta olduğu gibi takip ediyoruz. CROI, sadece sunulan verilerin kalitesiyle değil, HIV tedavi ve önleme stratejilerini kökten değiştiren "oyun değiştirici" çalışmaların ilk kez açıklandığı yer olmasıyla da bilinir. Burada bulunmak, küresel bilim topluluğunun bir parçası olarak en güncel keşifleri birinci elden dinlemek ve bu bilgileri Türkiye’deki topluluğumuza en doğru şekilde aktarmak anlamına geliyor. www.kirmizikurdele.org Olarak CROI’de Neyi Takip Ediyoruz? Bildiğiniz gibi Kırmızı Kurdele İstanbul, kurulduğu günden bu yana "B eşittir B" (Belirlenemeyen eşittir Bulaşmayan) ilkesinin vb. komünite, bilim iş birliklerinin öncü savunucusu ve fark yaratanı olarak HIV ile yaşayanların yaşam kalitesini ve haklarını odak noktasına alarak hareket etti. Bu kapsamda CROI 2026’da; yeni nesil uzun etkili Antiretroviral Tedavi (ART) seçeneklerini, HIV ile yaşlanma sürecindeki komorbiditelerin yönetimini ve damgalanma (stigma) ile mücadelede bilimin sunduğu yeni kanıtları yakından izliyoruz. Ayrıca, küresel sağlık politikaları, tedaviye erişimdeki eşitsizlikler ve HIV finansmanının geleceği gibi halk sağlığını doğrudan ilgilendiren oturumlar, savunuculuk faaliyetlerimizin bilimsel temelini oluşturmak adına takibimizde bulunuyor. CROI Tarihinde Türkiye’den İlk Poster: Hacettepe Üniversitesi’nden Ahmet Çağkan İnkaya ve Çalışma Arkadaşlarının Hepimizi Gururlandıran Başarısı Bu yılki konferansın bizim için en gurur verici anlarından biri, poster alanında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı çalışmaya tanıklık etmek oldu. Poster Session-J3: 634 numaralı çalışma, "HERV-K env Upregulation in Lymphoma Cells Under Antiretroviral-Chemotherapeutic Exposure" başlığını taşıyor. Çalışmada, HIV ilaçları (Dolutegravir ve Doravirine) ile kemoterapötik ajanların (Doxorubicin ve Vincristine), lenfoma hücre hatlarındaki endojen retrovirüs (HERV-K) ekspresyonu üzerindeki etkileri incelenmiş. Özellikle kemoterapinin HERV-K env  ekspresyonunu ciddi oranda artırdığı ve HIV ilaçlarının bu süreci modüle edebildiği sonucuna varılan araştırma, HERV-K’nın lenfomada hem bir biyobelirteç hem de potansiyel bir tedavi hedefi olabileceğine dair kritik veriler sunuyor. Bu Kabul Türkiye İçin Neden Önemli? CROI, kabul oranlarının son derece düşük olması ve bilimsel hakem sürecinin katılığı nedeniyle, Türkiye’den gelen başvuruların kabul edilmesinde tarihsel olarak büyük bir bariyer oluşturmuştu. Hacettepe Üniversitesi ekibinin bu başarısı, Türkiye’nin HIV bilimi alanında sadece "bilgi tüketicisi" değil, artık küresel düzeyde "bilgi üreticisi" olarak da tanındığının en somut göstergesidir. Bu posterin sunumu, akademik temsiliyetimizin güçlenmesinin yanı sıra, Türkiye’deki araştırmacıların uluslararası bilim arenasında daha görünür olması ve gelecekteki iş birlikleri için bir kapı aralanması açısından tarihi bir eşiktir. Bilimle Gelen Umut ve Gelecek Projeksiyonu Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve çalışma arkadaşlarının bu nitelikli araştırması, HIV ile ilişkili kanserlerin mekanizmasını anlamak adına literatüre değerli bir katkı sunarken, Türkiye’deki diğer bilim insanları için de bir motivasyon kaynağı oluşturmaktadır. Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, Türkiye’den gelen bilimsel çalışmaların bu denli prestijli platformlarda daha fazla yer bulmasını umut ediyor; akademik başarının toplumsal savunuculukla birleştiği bir gelecek hayal ediyoruz. Bu tarihi adımın, hem ülkemiz hem de bölge ülkeleri için bilimsel bir liderlik vizyonunun başlangıcı olmasını temenni ediyoruz. www.kirmizikurdele.org   herkes için #hivbilgisi     #hivhakkindahersey   #hivindogrusu   #besittirb   HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

  • HIV ve AIDS’e karşı küresel ortak mücadeledeki güncel durum hakkında bilinmesi gereken dokuz (+1) gerçek

    Aralık ayındaki jübile duyurusunda daha çok yazacağını belirten gönüllümüz, küresel HIV AIDS yanıtının önde gelen isimlerinden olan gönüllümüz Arda Karapınar'dan oldukça kapsamlı, gerek konuya hâkimiyet, gerek edebi nitelikleri açısından oldukça güçlü, türünün iyi örneklerinden olan yazısının Türkçe versiyonunu, herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org 'de de paylaşmak istedik. Konu ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilenen hekim, akademisyen, sağlık profesyoneli, aktivist, STK profesyoneli, gönüllüsü vb. herkesin okuması gerektiğine inandığımız bu yazıyı okuyacak herkese iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb X/Twitter: @MAPanosian I Instagram: @minasardapanosian -- Görseldeki yıpranmış kırmızı kurdele tasarımı ©PäN-- Kaynak gösterilerek ve yazarı etiketlenerek yapılacak alıntılar için izine gerek yoktur. HIV ve AIDS’le küresel ortak mücadeleyi salt medikal bir mesele olmaktan çok, daha kapsayıcı bir perspektiften bakarak, insanı asli sebeplerine ve yaşam amaçlarına yaklaştıran bir haysiyet mücadelesi olarak anlamlandırmayı tercih ediyorum şahsen. Çünkü her yeni gün, yeryüzünün çeşitli yerlerinde soluyan milyonlarca insan, hayatlarını sağlıklı, haysiyetli ve hayata katılım fırsatları bakımından herkesle eşit imkânlarla sürdürebilmek için bilime, adalete, dayanışmaya, ortak vicdana yaslanıyor, sığınıyor ve bu ortak değerlerden medet umuyor. Bir Arda Karapınar - Panosian yazısı Ancak kırk yılın ortak gayretlerinin doğal — ama beklentilerin altında kalan — neticesi olarak tanımlayabileceğimiz ilerleme, gündelik siyasetin ve onun değirmenine su taşıyan kahir ekseriyetin “öteki” paranoyası sebebiyle bir hayli yavaşladı. Daha doğrusu, akamete uğradı ve makara geriye sarmaya başladı. İşte tam da bu nedenle ve bu noktada, bu mühim konuya dikkat çekmek gerektiği inancıyla: HIV ve AIDS’e karşı küresel ortak mücadeledeki güncel durum hakkında — bence — bilinmesi gerekenleri yani benim gözümden güncel durumu, karanlıkta yolumuzu bulmamıza yardım edebilmesi, tünelin ucundaki ışığa yeniden kavuşmak için neler yapmamız gerektiği üzerine birlikte kafa yormak umuduyla yazmak istedim. Meraklısına iyi okumalar. HIV ile yaşayanlar için el kitabı "Tedavini Ol, Hayatını Yaşa" yayımda. 1. AIDS’i sonlandırma hedefinin kendisinden de hedefe varabileceğimize dair inancımızdan da uzaklaştık, ortak mücadelede ilerleme duraksadı. Yeryüzü genelinde 2010–2024 yılları arasında yeni HIV olguları %40, AIDS’e bağlı ölümler ise %56 oranında azaldı. Bilimsel gelişmelerle uyumlu ortak mücadelenin bu övünebileceğimiz çıktısı bir tarafta dururken, diğer tarafa baktığımızda ise sadece 2024 yılında 1,3 milyon yeni HIV olgusu ve 630.000 — önlenebilir — ölüm raporlandığını göreceğiz. Bu veriler UNAIDS’in 2025 yılında AIDS ile ilişkili ölümleri 250.000’in altına düşürme hedefinin bir hayli gerisinde olduğumuzu gösteriyor. Siyasi istikrarsızlık, ulusal sağlık sistemlerinin zayıflığı ve tedaviye erişim gibi temel insan haklarına saldıran yükselen aşırılığın normalleşmesiyle hızlanan ve yoğunlaşan damgalama, sağlık hizmetlerine erişimi ciddi biçimde zorlaştırıyor, hatta engelliyor. Bu da, çok büyük ekonomik ve psikolojik maliyetlerle elde edilen kırk yıllık kırılgan kazanımların çok kısa sürede ve ıslahı zor bir biçimde kaybına yol açıyor. 2. Tanı ve tedavi konularında yürünülmesi gereken hâlâ çok yol var ve 95–95–95 hedefi yolunda nefesimiz tıkandı. Güncel istatistiklere göre 2024 yılında dünya genelinde HIV ile yaşayanların %87’si bundan haberdar, bu %87’nin %77’si virüs baskılayan ve bulaş engelleyen HIV tedavisi ilaçları kullanıyor ve bu %77’nin yalnızca %73’ünde virüs baskılanmış durumda. Yani insanlık **95–95–95 hedefleri zincirinin hiçbir halkasında %95 hedefine ulaşamadı. Çünkü HIV ve AIDS, gezegeni birbirimize zindan etmek için kullandığımız konuların önde gelenlerinden ve buna bağlı olarak milyonlarca insan damgalanma, mahremiyet ve ifşa edilme korkusu sebebiyle hâlâ test yaptırmıyor ya da tanı aldıktan sonra virüs baskılayan ve *kondomsuz ilişkilerde bulaş engelleyen ilaç tedavisine başlayamıyor. Ayrıca tedavide devamlılık sorunu, ilaca erişimdeki eşitsizlikler ve kırsal bölgelerde uzman hekim yetersizliği... Yazının devamını yazarın Medium sayfasında, buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb AIDS’siz Bir Gelecek Hâlâ Mümkün Mü?

  • İzmir’de HIV Testine Erişimin Yeni Yolu: Ege Üniversitesi Test Polikliniği

    Herkes için ve herkesin #hivbilgisi kaynağı  www.kirmizikurdele.org  olarak her fırsatta söylediğimiz gibi: HIV ve cinsel yolla bulaşabilen enfeksiyonlarda (CYBE) en büyük engel testin kendisi değil, teste ulaşırken karşımıza çıkan bürokratik, toplumsal ve psikolojik bariyerler. Ege Üniversitesi’nin çalışkan ve üretken ekibinin geliştirdiği bu yenilikçi ve Türkiye'de ilk kez uygulanan yaklaşım, bir www.kirmizikurdele.org ekibine göre HIV ve CYBE testleri konusundaki bariyerlerinin aşılması konusunda sadece İzmir'e değil tüm Türkiye'ye örnek olma potansiyeli taşıyor. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. www.kirmizikurdele.org   herkes için #hivbilgisi   #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: kirmizikurdele.org #hivbilgisi kolektif çalışma Yayın tarihi; Şubat 5, 2026 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Herkes için #hivbilgisi  sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org  ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi  içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla  herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org İzmir’de HIV ve viral hepatit testlerine ulaşmak artık çok daha hızlı ve zahmetsiz. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü bünyesinde hizmet vermeye başlayan "Test Polikliniği" , hastane ortamındaki o bildiğimiz yoğunluk ve karmaşadan uzak, tamamen "test odaklı" bir süreç sunuyor. 10 Dakikada Test, Sıfır Bekleme Hastaneye gitmekten çekinen, poliklinik sıralarında vakit kaybetmek istemeyen veya "Acaba durumumu uzun uzun anlatmak zorunda kalır mıyım?" endişesi taşıyanlar için bu yeni model oldukça rahatlatıcı. Ege Üniversitesi Tip Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, bu polikliniğin kuruluş amacını şu sözlerle özetliyor: "İnsanları hastane kuyruklarında bekletmeden, hekime durumu uzun uzun anlatmak zorunda bırakmadan bu süreci yönetmeyi hedefledik." Bu sistemde başvuran kişiler, klasik poliklinik sırasına girmeden doğrudan kan verme birimine yönlendiriliyor ve tüm test süreci yaklaşık 10 dakika içinde tamamlanıyor. Sadece HIV Değil, Geniş Kapsamlı Tarama Tepecik gibi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM) genellikle sadece HIV odaklı hizmet verirken, Ege Üniversitesi’ndeki bu model kapsamı biraz daha genişletiyor. Test Polikliniği'nde şu testler bir arada yapılabiliyor: HIV Hepatit B Hepatit C Sifiliz (Frengi) Özellikle Hepatit C’nin artık tamamen tedavi edilebilir bir enfeksiyon olduğunu ve Hepatit B’de erken teşhisin aile içi bulaşı önlemedeki kritik rolünü hatırlarsak, bu geniş kapsamlı taramanın halk sağlığı açısından ne kadar değerli olduğu daha net anlaşılıyor. Süreç Nasıl İşliyor? Gizlilik ve hızı ön planda tutan sistemin işleyişi oldukça basit: Randevu işlemleri:  İnternet üzerinden "Ege Üniversitesi randevu" araması yaparak ilgili sayfadan Enfeksiyon Hastalıkları bölümü altındaki "Test Polikliniği"  seçeneğinden randevu alınıyor. Kayıt süreci:  Başvuru anında sadece telefon numarası kaydediliyor ve hızlıca barkod oluşturuluyor. Kan verme prosedürü:  Yüz yüze uzun görüşmeler veya muayene süreci olmadan doğrudan kan verme işlemine geçiliyor. Sonuç bildirimi:  Eğer sonuçlarda herhangi bir farklılık (pozitiflik) saptanırsa, verilen telefon numarası üzerinden kişiyle iletişime geçilerek gerekli danışmanlık ve tedavi süreci için hastaneye davet ediliyor. Bu Hizmet www.kirmizikurdele.org ' ye Göre Neden Önemli? Herkes için ve herkesin #hivbilgisi kaynağı   www.kirmizikurdele.org , test hizmetlerinin anonim, hızlı ve kolay ulaşılabilir olmasını savunuyoruz. Ege Üniversitesi’nin bu uygulaması, özellikle hastane fobisi olan veya zaman darlığı nedeniyle testini erteleyen bireyler için müthiş bir fırsat. Şu an için günlük 10 kişilik olan kontenjanın, talebe göre artırılması planlanıyor. Unutmayın; erken tanı sadece tedaviye erken başlamanızı sağlamaz, aynı zamanda toplum sağlığını korumanın da en etkili yoludur. Eğer İzmir’deyseniz ve HIV testinizi ertelemek için bahaneleriniz varsa, artık o bahanelerin geçerliliği kalmadı. Ege Üniversitesi Test Polikliniği sizi bekliyor! Özetle: 🩸 Merkezde yapılan testler: HIV Hepatit B Hepatit C Sifiliz 📅 Merkezde test hizmeti usülü: Randevulu 🌐 Randevu için internete “Ege Üniversitesi randevu” yazmanız, ➡️ Enfeksiyon Hastalıkları bölümünü ve ➡️ Test Polikliniğini seçmeniz yeterlidir. 👥 Merkezi günlük test kontenjanı: 10 kişi 💉 Randevu alan kişiler doğrudan kan verme işlemi için başvurur. 🙅‍♀️ Yüz yüze görüşme olmadan test süreci tamamlanır. 📞 Test sonuçlarında herhangi bir sorun saptanması durumunda kişilerle telefon ile iletişime geçilir. Merkeze gitmeden önce iletişime geçerek çalışma saatleri, adres vb. bilgileri teyit etmenizi tavsiye ediyoruz. www.kirmizikurdele.org   herkes için #hivbilgisi     #hivhakkindahersey   #hivindogrusu   #besittirb   HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,

bottom of page