#hivbilgisi arama sonuçları
333 sonuç bulundu
- 2026’nın ilk dört ayında HIV alanında öne çıkan bilimsel ve sosyal gelişmeler
Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi müşterek çalışması Yayın tarihi: Mayıs 15, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izne tabidir. Tüm alıntılarda www.kirmizikurdele.org’ye referans verilmesi etik standart ve ahlaki zorunluluktur. İzin için info@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz. HIV alanında 2026 yılının ilk dört ayı, sanırız çoğumuz için aynı anda hem derin bir umut hem de adını tam koyamadığımız bir tedirginlik hissiyle geçti. Şubat ayında Denver’da toplanan CROI2026 konferansından peş peşe gelen kür araştırması verileri, Lenacapavir temelli koruma ve tedavi seçeneklerinin Afrika’da hızla sahaya inmesi, uzun zamandır beklenen türden gelişmelerdi. Ancak aynı haftalarda ABD’de HIV ilaçlarının küresel tedarik zincirinin plansızca kapatılma haberi, PEPFAR fonlarının bekletilmesi, sahadaki kliniklerin ilaç stoklarıyla ilgili belirsizlik, bu umudu gölgeleyen bir arka plan oluşturdu. Biz de herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak, her zaman yaptığımız gibi, bu karmaşık tabloyu sizin için anlaşılır kılmak istedik. Bu yazı, 2026’nın ilk dört ayında HIV alanında yaşanan en kritik bilimsel, toplumsal ve politik gelişmeleri sakin, kanıt temelli ve topluluk perspektifinden bakarak özetliyor. Amacımız ne sansasyon yaratmak ne de sizi veri bombardımanına tutmak; yalnızca, tam da ihtiyacınız olan #hivbilgisini her zaman olduğu gibi www.kirmizikurdele.org'de bulabilmeniz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org 2026’nın ilk dört ayında HIV alanında öne çıkan bilimsel ve sosyal gelişmeler 1. Bilimsel Gelişmeler: Kür ve Tedavide Yeni Eşikler CROI2026’dan yansıyan veriler, HIV tedavisinde baskılamanın ötesine geçen yeni bir paradigmanın ufukta belirdiğini gösteriyor. Buna “biyolojik yeniden programlama” çağı diyenler var. Gelin, bu büyük lafların ardındaki somut bilimi birlikte açalım. Günlük hap dönemi yavaş yavaş kapanıyor mu? 2026’nın ilk çeyreğinde tedavi alanında en çok konuşulan gelişme, lenacapavir, teropavimab ve zinlirvimabdan oluşan üçlü kombinasyonun altı ayda bir uygulanan ilk tam tedavi rejimi olarak Faz 2 sonuçlarının Lancet Microbe’da yayımlanmasıydı. Çalışmada, bu kombinasyonu alan katılımcıların yüzde 96’sı 26. haftada viral baskılanmış durumda kaldı. Üstelik katılımcıların yüzde 84’ü, altı ayda bir enjeksiyonu günlük haplara tercih ettiğini belirtti. Bu bize ne söylüyor? Günlük hap yükünden kurtulmak isteyen HIV ile yaşayan kişiler için artık somut bir alternatif ufukta. Ancak önemli bir sınırlılığı da not edelim: Çalışmaya yalnızca virüsü bu iki antikora duyarlı olan kişiler dahil edildi. Bu, şimdilik herkeste kullanılamayacağı anlamına geliyor. Faz 3 çalışmaları yolda; ruhsatlanma takvimi önümüzdeki birkaç yıl içinde netleşecek. Geniş nötralizan antikorlarla bağışıklık sistemini yeniden eğitmek: RIO denemesi CROI2026’nın belki de en çok yankı uyandıran sunumu, RIO kür denemesinin ikinci fazına aitti. Peki neydi bu RIO? Oxford Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü bu çalışmada, katılımcılara iki geniş nötralizan antikor (bNAb) verildi. Bu antikorlar, HIV’in sürekli şekil değiştiren yüzey proteinlerine değil, virüsün yapısal olarak değiştiremeyeceği temel bölgelerine saldıran özel silahlar. Katılımcılara antikorlar verildikten sonra araştırmacılar tam altı ay bekledi — bu sürede antikorlar vücuttan tamamen temizlendi. Sonra günlük ART kesildi. Sonuç? Katılımcıların yarısından fazlası 20 haftayı aşkın süreyle viral yüklerini baskılanmış halde tuttu; iki kişi bir yılı aşkın süredir ilaçsız izleniyor. Burada can alıcı nokta şu: Antikorlar vücuttan çoktan gitmiş olmasına rağmen viral baskılanma devam ettiyse, bu ilaçlar yalnızca virüsü bloke etmekle kalmadı, bağışıklık sistemine virüsü nasıl kontrol edeceğini öğretti demektir. Araştırmacılar buna “aşı etkisi” (vaccinal effect) adını veriyor. Ancak iyimserliğimizi de dengede tutalım: RIO’nun ilk fazında yüzde 65 olan başarı oranı ikinci fazda biraz daha düşüktü. Bu, bağışıklık sisteminin her bireyde aynı şekilde “yeniden eğitilemediğini” gösteriyor. Kür araştırmalarında herkeste işe yarayan tek bir stratejiden henüz uzağız. Bebeklerde üçlü antikor kullanımı: Afrika’dan umut verici sinyaller Yetişkinlerdeki bu başarı, gözleri doğal olarak çocuklara çevirdi. CROI 2026’da sunulan iki Afrika çalışması, pediatrik HIV’de remisyon ihtimaline dair güçlü sinyaller verdi. Güney Afrika’daki Azaphile çalışmasında, doğumdan hemen sonra ART başlanan 19 çocuktan altısı, tedavi bilinçli olarak kesildikten sonra viral remisyonda kaldı; üçünde geri tepme hiç gerçekleşmedi. Bu çocukların ortak özelliği, viral rezervuarlarının — yani vücutta saklanan uyuyan virüs miktarının — son derece küçük olmasıydı. Arda Karapınar - Panosian tarafından kaleme alınan bu yazıda, HIV ve AIDS'e karşı küresel mücadelede bilinmesi gereken dokuz (+ 1) gerçek var. Botsvana’daki ikinci çalışmada ise strateji bir adım öteye taşındı: Çocuklara üç antikor birden verildi. Neden üç? Çünkü virüsün aynı anda üç farklı hedefe karşı direnç geliştirmesi istatistiksel olarak neredeyse imkânsız. Değerlendirilen on çocuğun tamamı antikorlar sayesinde viral yüklerini belirlenemeyen seviyede tuttu. Asıl sınav şimdi başlıyor: Antikorlar sistemden temizlendikten sonra baskılanma devam edecek mi? Eğer ederse, bir nesli ömür boyu günlük haptan kurtaracak bir stratejiden söz ediyor olabiliriz. Başarısızlıklar da bu işin parçası: N-803 ve ikili immün modülatör denemeleri Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, yalnızca umut veren gelişmeleri değil, işe yaramayanları da aynı şeffaflıkla paylaşmanın doğru olduğuna inanıyoruz. CROI 2026, iki önemli hayal kırıklığına da sahne oldu. Bunlardan ilki, “şokla ve öldür” stratejisinin umut vaat eden ajanı N-803 üzerineydi. Geçtiğimiz yılki erken veriler umut verici görünmüştü, ancak bu yılki olgun veriler N-803’ün tedavi kesintisi sonrası viral geri tepebilmeyi engelleyemediğini net biçimde ortaya koydu. İkincisi, tükenmiş bağışıklık hücrelerini yeniden canlandırmayı amaçlayan ikili kontrol noktası inhibitörü denemesiydi: Katılımcıların yaklaşık dörtte birinde kısa süreli bir yanıt alındı, ancak kontrol kalıcı olmadı. Bu sonuçları “başarısızlık” diye etiketleyip çöpe atmak yerine, ne öğrendiğimize bakalım: HIV rezervuarı, tek bir ilaçla ya da tek bir immün yolakla aşılamayacak kadar müstahkem bir kale. Kaleye tek kapıdan girmeye çalışmak artık geçerli bir strateji değil. Her bir başarısız deneme, bir sonraki müdahalenin nasıl tasarlanması gerektiğine dair paha biçilmez bir istihbarat sunuyor. Vücudun gizli cephaneliği: Kök benzeri CD8 hücrelerinin keşfi CROI2026’dan yansıyan ve belki de en zihin açıcı keşif, bağışıklık sistemimizin derinliklerinde saklanan ve bugüne kadar varlığından haberdar olmadığımız bir hücre popülasyonuna ilişkindi. Araştırmacılar, 20 yılı aşkın süredir HIV ile yaşayan ve ART kullanan kişilerin kanında, tüm bu kronik enfeksiyon geçmişine rağmen tükenmemiş, kendini sürekli yenileyebilen özel bir CD8 T hücresi grubu keşfetti. Bu hücreler, HIV’in genetik imzasını adeta 20 yıllık bir uykunun ardından bile unutmamış biyolojik “uyuyan ajanlar” gibi. Bu keşif neden bu kadar önemli? Çünkü bugüne kadarki kür stratejilerimiz büyük ölçüde tükenmiş bağışıklık hücrelerini rehabilite etmeye çalışıyordu. Oysa vücudumuz, hiç savaşa girmemiş yepyeni bir elit birlik stoğunu zaten muhafaza ediyormuş. Şimdi bilim insanlarının önündeki soru şu: Bu uyuyan orduya saldırı emrini iletecek kimyasal alarm zilini nasıl çalacağız? Cevap, bu hücreleri hedef alan terapötik aşılarda saklı olabilir. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi/şifası neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor? :. 2. Önleme Alanında Dönüşüm: Lenacapavir Sahaya İniyor Sayılar ne söylüyor? 2026’nın ilk dört ayında HIV önleme alanındaki en somut gelişme, lenacapavir'in altı ayda bir uygulanan bir PrEP seçeneği olarak Afrika’da hızla yaygınlaşmasıydı. Clinton Sağlık Erişim Girişimi’nin (CHAI) verilerine göre, Nisan 2026 itibarıyla sekiz Afrika ülkesinde 11.000’den fazla kişi lenacapavir PrEP’e başladı: Esvatini, Lesotho, Kenya, Mozambik, Nijerya, Uganda, Zambiya ve Zimbabve. Malavi ve Güney Afrika Nisan ayında ilk sevkiyatları aldı. CHAI, yalnızca bu on ülkede 2026 boyunca 600.000’den fazla kişinin lenacapavir kullanmaya başlayacağını öngörüyor. Bu rakamlar, HIV önleme tarihinde bir dönüm noktasına işaret ediyor. Klinik denemelerde neredeyse yüzde 100 etkililik gösteren, yılda yalnızca iki kez uygulanan bir yöntemin sahaya inmesi, oral PrEP’in günlük uyum güçlüğü çeken birçok kişi için sunduğu sınırlılıkları aşma potansiyeli taşıyor. Kenya örneği lojistik boyutu gözler önüne seriyor: Şubat ayında ülkeye 21.000 başlangıç dozu ulaştı; Nisan ayına kadar 12.000 devam dozu daha bekleniyor. Kenya’da yıllık hasta başı maliyetin yaklaşık 7.800 Kenya şilini olması öngörülüyor — bu, ilacın ABD’deki 42.000 dolarlık liste fiyatıyla kıyaslandığında dramatik bir düşüş. Bilimsel imkân ile erişim arasındaki makas Ancak her zamanki gibi, asıl mesele ilacın var olması değil, ihtiyacı olan herkese ulaşabilmesi. AVAC’ın Nisan ayında yayımladığı “Üç Milyon İleri Bir Adım, Ama Yeterli Değil” başlıklı analiz tam da bu noktaya parmak basıyor: Oral PrEP programlarından on yılda öğrendiğimiz en önemli ders, bir önleme aracının laboratuvarda ne kadar etkili olduğunun değil, sağlık sistemleri içinde ne kadar erişilebilir kılındığının hayat kurtardığıdır. Mozambik’te ilk aşamada 34.000 kişi hedeflenirken, Uganda 300 tesise ölçeklendirme planlıyor; bu adımlar değerli, ancak Sahra Altı Afrika’da milyonlarca kişinin hâlâ temel HIV testine dahi erişemediği bir bağlamda, lenacapavirin oyun değiştirici etkisi önümüzdeki yılların uygulama başarısına bağlı olacak. Uzmanlar, herkes için geçerli, güvenli, uygulaması kolay ve uygun maliyetli bir HIV kürünün önümüzdeki 10 yıl içinde hazır olmasının gerçekçi olmadığını düşünüyor, ki biz düzenli #hivbilgisi yayınlarımızda bunu sık sık tekrar ediyoruz. Ancak bu, umutsuzluğa kapılalım anlamına gelmiyor. Tam tersine, bilim hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyor. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org 3. Sosyal ve Politik Gelişmeler: İlerlemenin Kırılganlığı ABD fonlama krizi: Kongre tahsis ediyor, fonlar sahaya inmiyor 2026’nın ilk dört ayındaki en büyük politik deprem, ABD’nin küresel HIV yanıtına ilişkin politikalarında yaşanan derin çelişkilerdi. Ocak ayında ABD Kongresi, küresel HIV programlarına yaklaşık 6 milyar dolar tahsis etti: 4,6 milyar dolar ikili HIV desteği, 1,25 milyar dolar Küresel Fon ve 45 milyon dolar UNAIDS için. UNAIDS İcra Direktörü Winnie Byanyima, “Bu ABD yatırımı, ortak ülkelerdeki milyonlarca insana yaşam kurtarıcı destek sağlayacak” açıklamasını yaptı. Ancak Nisan ayında ortaya çıkan haberler, tablonun çok daha karmaşık olduğunu gösterdi: Kongre’nin tahsis ettiği fonların önemli bir kısmı, Dışişleri Bakanlığı tarafından sahaya aktarılmıyordu. Elizabeth Glaser Pediatrik AIDS Vakfı’nın 12 Afrika ülkesindeki HIV programlarını yöneten Dr. Caspian Chouraya’nın anlatımıyla, “son aylarda kendimi iş hukukuyla ilgili belgeleri incelerken buluyorum. Fonların ne zaman geleceğini bilmemek, ABD’nin en başarılı küresel sağlık girişimlerinden birini temelinden sarsıyor.” Bundan daha da endişe verici olanı, ABD küresel sağlık tedarik zincirinin (GHSC-PSM) Mayıs 2026 sonunda aniden sonlandırılacağının duyurulmasıydı. HIV, tüberküloz ve sıtma ilaçlarının uçtan uca tedarikini yöneten bu mekanizmanın net bir geçiş planı olmadan kapatılması, kliniklerde ilaç stoklarının tükenmesi riskini doğrudan artırıyor. 250 sivil toplum kuruluşunun ABD Dışişleri Bakanı’na yazdığı açık mektup, bu kararın derhal geri alınmasını talep etti. Bu gelişmeleri, www.kirmizikurdele.org olarak dikkatle izliyoruz. PEPFAR’ın 2003’teki kuruluşundan bu yana 26 milyon hayat kurtardığı tahmin ediliyor. Bu altyapının zayıflatılması, yalnızca bugünün değil, yarının HIV yanıtını da tehlikeye atar. HIV kriminalizasyonuyla mücadelede küçük ama anlamlı adımlar Küresel fonlama krizinin gölgesinde, HIV kriminalizasyonuyla mücadelede sembolik ama önemli gelişmeler yaşandı. Şubat ayında ABD Temsilciler Meclisi HIV/AIDS Grubu Başkanı Mark Pocan, 28 Şubat’ı “HIV Bir Suç Değildir Farkındalık Günü” ilan eden bir karar tasarısı sundu. Tasarı, ABD eyaletlerinin neredeyse dörtte üçünde hâlâ HIV’e özgü ceza yasalarının bulunduğuna ve eyaletlerin yarısından fazlasının yalnızca HIV statüsüne dayanarak cezaları ağırlaştırdığına dikkat çekiyor. Florida’da ise Ocak ayında Senato’ya sunulan HIV Önleme Adaleti Yasası (Senate Bill 764), HIV ile yaşayan kişilere yönelik cezai yaptırımların derecesini düşürmeyi amaçlıyor. Yasanın 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bunlar küçük ama anlamlı adımlar. Bizim her zaman söylediğimiz gibi: HIV bir suç değildir; damgalama ve ayrımcılık önlenebilir. 4. Topluluk ve Aktivizm: Değişen Dünyada Kanıt Temelli Mücadelenin Yeri HIV aktivizmi, 2026’da kurumsallaşma ile taban hareketi arasında bir gerilim hattında ilerliyor. Bir yanda AVAC, ITPC, HIV Justice Network gibi profesyonelleşmiş savunuculuk örgütleri, küresel politika süreçlerini veriye dayalı stratejilerle etkilemeye çalışıyor. Diğer yanda, Zimbabve’de gençlerle tedavi okuryazarlığı atölyeleri düzenleyen Action for Youth Foundation gibi taban inisiyatifleri, en temel düzeyde bilgi ve destek sağlamaya devam ediyor. Bu ikisi arasındaki bağ, HIV yanıtının sürdürülebilirliği açısından hayati. Mart ayında UNAIDS ve Uluslararası Tedavi Hazırlığı Koalisyonu (ITPC) tarafından yayımlanan “HIV Okuryazarlığı Küresel Referans Kılavuzu”, tam da bu bağı güçlendirmeyi amaçlıyor. Kılavuzun gerekçesi net: “Hızlı bilimsel yeniliklerin ve büyüyen yanlış bilgilendirmenin aynı anda yaşandığı bir dönemde, güvenilir ve topluluk temelli HIV okuryazarlığı lüks değil, acil bir zorunluluktur.” Bu cümle, Kırmızı Kurdele İstanbul olarak bizim de her zaman savunduğumuz #kanıttemelliaktivizm anlayışının küresel düzeydeki yankısıdır. CROI2026’nın açılış konuşmasındaki şu sözler ise bu dönemin ruhunu özetliyordu: “Bilime, halk sağlığına ve HIV programlarına yönelik saldırılar, daha geniş bir otoriter reçetenin parçası. Ancak bize karşı sallanan sarkaç, eğer onun için savaşırsak, sonunda geri dönecektir. Siz bize mucizeler veren bir topluluksunuz; empatiyi itici gücünüz yaparak hayat kurtarıyorsunuz.” 5. Bu Gelişmeler HIV ile Yaşayan Kişiler İçin Ne Anlama Geliyor? Tüm bu bilimsel ve politik gelişmeleri okurken, aklınızda muhtemelen şu soru var: Peki bunlar benim için ne ifade ediyor? Gelin, samimiyetle üzerinden geçelim. Tedavi beklentileri açısından: Altı ayda bir enjeksiyon seçeneği, günlük hap yükünden kurtulmak isteyenler için umut verici bir ufuk. Ancak bu rejimin ruhsatlanması ve yaygın erişime açılması için muhtemelen birkaç yıl daha beklemek gerekecek. Üstelik antikor duyarlılık testi zorunluluğu, bu seçeneği şimdilik herkes için erişilebilir kılmıyor. Kür ihtimali açısından: RIO denemesinde gördüğümüz şey “sterilize edici kür” değil — yani virüsün vücuttan tamamen silinmesi değil. Bu, “fonksiyonel kür” ya da “remisyon”: bağışıklık sisteminizin ilaçsız olarak virüsü kontrol altında tuttuğu bir durum. Bunun ne kadar kalıcı olduğunu ve kimlerde işe yaradığını henüz tam olarak bilmiyoruz. Gerçekçi umut, doğru bilgiyle beslenen umuttur. Yaşam kalitesi ve yaşlanma açısından: HIV ile yaşayan nüfus yaşlanıyor. Kümülatif ilaç toksisitesi, kardiyovasküler komplikasyonlar, nörokognitif değişiklikler bu nüfusun gündeminde giderek daha fazla yer kaplıyor. Uzun etkili tedaviler ve olası kür stratejileri, yalnızca viral baskılanma açısından değil, yaşam kalitesi perspektifinden de değerlendirilmeli. Erişim eşitsizliği açısından: Lenacapavir Afrika’da 11.000’den fazla kişiye ulaştı — bu büyük bir başarı. Ancak aynı dönemde ABD’nin tedarik zincirini aniden kapatma kararı, tam da bu tür kazanımların ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor. İlacın var olması yetmez; rafa, kliniğe, size ulaşması gerekir. 6. 2026’nın Geri Kalanında Neler Bekleniyor? Önümüzdeki aylar, HIV yanıtı açısından kritik dönemeçlere sahne olacak. Haziran ayında Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Üst Düzey Toplantısı’nda üye devletler, önümüzdeki beş yıllık küresel stratejiyi belirleyecek yeni bir Siyasi Deklarasyon müzakere edecek. Bu deklarasyonun finansman taahhütleri, insan hakları vurgusu ve anahtar popülasyonlara erişim konularında ne kadar iddialı olacağı, sahadaki gerçekliği doğrudan etkileyecek. Bilimsel cephede, RIO-B katılımcılarının ve Botsvana’daki çocukların antikorlardan arındıktan sonraki uzun dönem takip verileri, kür araştırmalarının yönünü belirleyecek en kritik veri noktaları arasında. BRILLIANT 011 aşı denemesinin erken immünojenisite verileri de yılın ikinci yarısında bekleniyor. Politik cephede, ABD’de tedarik zincirinin kapatılma kararının ertelenip ertelenmeyeceği ve 2027 bütçe müzakerelerinde Kongre’nin nasıl bir tutum alacağı, özellikle Sahra Altı Afrika’daki HIV programlarının kaderini belirleyecek. Biz www.kirmizikurdele.org olarak bu gelişmeleri yakından izlemeye ve size aktarmaya devam edeceğiz. 7. Umut, Bilgi ve Dayanışma 2026’nın ilk dört ayı, HIV alanında paradigmaların sessizce yer değiştirdiği bir dönem oldu. Bilimsel cephede, “bastırmak”tan “yeniden programlamak”a doğru bir kayma yaşanıyor: RIO denemesi bağışıklık sisteminin yeniden eğitilebileceğini, pediatrik çalışmalar erken müdahalenin rezervuarı sınırlayabileceğini, kök benzeri CD8 hücrelerinin keşfi ise vücudun kendi içinde hiç kullanılmamış bir cephaneliği sakladığını gösterdi. Ancak bu bilimsel atılımların hiçbiri, bir siyasi kararla sahadaki kliniklerin ilaçsız kalabileceği gerçeğinden bağımsız okunamaz. İşte tam da bu yüzden, #kanıttemelliaktivizm her zamankinden daha önemli. Bilimi bilmek, hakları savunmak ve dayanışmayı örgütlemek; bu üçü aynı mücadelenin parçaları. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- HIV, Beslenme, Veganlık ve Vejetaryenlik
Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian I Yazar, Sivil Toplum Gönüllüsü www.instagram.com/minasardapanosian www.x.com/MAPanosian Yayın tarihi: Mayıs 2, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. Tüm alıntılarda www.kirmizikurdele.org'ye ve yazar ismine referans verilmesi etik zorunluluktur. İzin için info@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz. On beş yıllık savunuculuk ve aktivizm çalışmalarının ardından hizmetlerine yazar ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar - Panosian'dan konusu, ve bilimsel derinliği ile yine fark yaratan titiz #hivbilgisi yazısı: HIV, Beslenme, Veganlık ve Vejetaryenlik HIV enfeksiyonu ile metabolik gereksinimler arasındaki karmaşık döngüyü mercek altına alan, enfeksiyon hastalıkları uzmanlarından diyetisyenlere kadar tüm sağlık profesyonellerinin ve danışmanlık veren aktivistlerin mutlak surette okuması gereken bu #hivbilgisi yazısı, vegan ve vejetaryen yaşam tarzını benimseyen yahut benimsemeyi düşünen HIV ile yaşayan kişiler için ibir başvuru kaynağı niteliğinde. Beslenme pratiklerinin hücresel düzeydeki etkilerinden modern antiretroviral tedavilerin başarısına kadar uzanan bu detaylı #hivbilgisi yazısı, yüzeysel tavsiyelerin ötesine geçerek okuyucuyu multidisipliner tıbbi yaklaşımın önemini kavramaya davet ediyor. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, B = B ilkesinin sürdürülebilirliğinde hücresel yakıtın doğru sağlanmasının oynadığı kritik rolü anlamak ve bedenine dair otonomisini bilimsel bilgiyle güçlendirmek isteyen herkesin mutlaka incelemesi gerektiğine inandığımız bu metni, herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org takipçileri ile paylaşıyoruz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org .: HIV, Beslenme, Veganlık ve Vejetaryenlik :. .: Vegan ve Vejetaryen (veya düşünen) HIV pozitifler için bilimsel veriler temelinde hazırlanmış bir başucu kaynağı :. HIV enfeksiyonu ve beslenme arasındaki ilişki, tek yönlü bir etkileşimden ziyade, birbirini doğrudan etkileyen yapısal bir döngü. Yetersiz beslenme bağışıklık yetmezliğini derinleştirebilirken, bu yetmezlik bedenin metabolik gereksinimlerini artırarak tabloyu daha da ağırlaştırabilir. Günümüzün modern HIV tedavisi ilaçları (*ART) çağında, beslenmenin rolü salt yaşamı idame ettirmenin ötesine geçerek, tedavinin farmakokinetik başarısını, uzun vadeli komorbiditelerin yönetimini ve en nihayetinde yaşam kalitesini belirleyen temel bir klinik değişkene dönüşmüştür. *kirmizikurdele.org/art Güncel HIV bilimin bize kazandırdığı yıkılmaz kalelerden ve muazzam imkanlardan biri şudur: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) ilkesi, HIV ile yaşayan kişilerin viral yüklerini baskılayarak virüsü - kondomsuz ilişkilerde bile - cinsel yolla aktarmalarını imkânsız kılarken, aynı zamanda bireye kendi bedeni ve yaşamı üzerinde tam bir otonomi sağlar. Ancak bu imkanın sürekliliği, viral baskılanmanın sürdürülebilirliği ve bağışıklık sisteminin (özellikle CD4 hücre toparlanmasının) optimum seviyede tutulması, bedenin hücresel düzeyde ihtiyaç duyduğu yakıtın doğru sağlanmasına bağlıdır. *kirmizikurdele.org/b-b Hücresel düzeyde baktığımızda, B12, çinko ve selenyum düzeylerindeki düşüşün artan klinik progresyon riski ile paralellik gösterdiği belgelenmiştir. Benzer şekilde D vitamini, yalnızca kemik metabolizması için değil, monositlerdeki VDR ekspresyonu ve kathelisidin gibi antimikrobiyal peptitlerin upregülasyonu aracılığıyla doğal immün yanıtı desteklemesi açısından kritiktir; eksikliği, ART altındaki kişilerde dahi CD4 hücre toparlanmasını baskılayabilir. HIV'in tetiklediği immünolojik yanıt, bedenin hücresel düzeyde enerji harcama pratiğini değiştirir. HIV ile ilişkili tükenme (wasting) sendromu, basit bir kalori açığından farklı olarak, pro-oksidan sitokinlerin etkisiyle adipoz doku yerine doğrudan kas dokusunu hedefler. Semptomatik evrede veya fırsatçı enfeksiyon varlığında enerji ihtiyacının %50'ye kadar artması, kas kütlesinin korunması ve anabolizmanın sürdürülebilmesi için günlük 1.5–2.0 g/kg seviyelerine ulaşan agresif ve planlı bir protein alımını zorunlu kılar. Viral olarak baskılanmış, stabil hastalarda ise 1.2–1.5 g/kg aralığındaki protein alımı genellikle yeterlidir. Bu metabolik tablo, vegan veya vejetaryen beslenme pratiklerini tercih eden HIV ile yaşayanlar için hem teorik avantajlar hem de ciddiyetle yönetilmesi gereken klinik riskler barındırır. Bitki bazlı diyetlerin anti-enflamatuvar potansiyeli, buradaki temel avantajdır. Omnivörlere kıyasla daha düşük C-reaktif protein (CRP) seviyeleri ile ilişkilendirilen vegan diyet, ART kullanan kişilerde sıkça karşılaşılan ve kardiyovasküler riskleri, nörokognitif bozuklukları ve kemik kaybını tetikleyen 'kronik düşük düzeyli inflamasyonun' yönetilmesinde stratejik bir zemin sunar. Keza yüksek lif ve düşük doymuş yağ profili, ART kaynaklı dislipidemi ve insülin direncine karşı destekleyici bir mekanizma yaratır. PLANT-HART gibi öncü çalışmalar bu bitkisel kardiyovasküler koruyuculuğu araştırıyor olsa da, mevcut literatür henüz kesin klinik kılavuzlar oluşturmak için yeterli ölçekte değildir. Koruyucu zeminin ötesinde, bitkisel beslenmenin biyoyararlanım kısıtlılıkları şansa bırakıldığında hızla bir risk alanına dönüşür. Bitkisel gıdalarda doğal olarak bulunmayan B12 vitamini, vegan diyette dışarıdan takviyesi tartışmaya kapalı olan en kritik unsurdur. HIV ile yaşayan kişilerde B12 eksikliğine bağlı gelişen periferik nöropati ile eski nesil ART kaynaklı nörotoksisitenin klinik örtüşmesi, ayırıcı tanıyı son derece zorlaştırır. Bu nedenle, günlük en az 250 µg B12 takviyesi (veya hekimin belirlediği terapötik doz) sadece diyetetik bir tercih değil, sinir sisteminin bütünlüğünü koruyucu tıbbi bir zorunluluktur. Beslenme modeli ile antiretroviral farmakokinetik arasındaki kesişim, doğrudan viral supresyonu etkiler. Güncel pratiğin merkezinde yer alan ilaçlardan biri olan Dolutegravir, gıda alımından bağımsız olarak alınabilen bir integraz inhibitörüdür; emilimi klinik olarak anlamlı düzeyde etkilenmez. Buna karşılık Rilpivirin gibi bazı ART bileşenlerinin biyoyararlanımı, öğünün kalori ve yağ içeriğine sıkı sıkıya bağlıdır. Düşük yağlı bir vegan diyetle Rilpivirin alınması, ilacın emilimini kısıtlayarak tedavi etkinliğini riske atabilir. Dolayısıyla tedavi uyumu, yalnızca ilacı saatinde almayı değil, ilacın metabolik gereksinimlerine (Rilpivirin için yeterli kalori ve yağ içeren öğünler, Efavirenz için yan etkileri azaltmak adına aç karnına alım gibi) saygı duymayı gerektirir. Benzer şekilde, kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkileyebilen TDF içerikli rejimler, kalsiyum ve D vitamini alımının kısıtlı olabildiği vegan diyetlerle birleştiğinde osteoporoz riskini kümülatif olarak artırır. Serum 25(OH)D düzeyinin 75 nmol/L hedefine ulaştırılması ve kalsiyum alımının güvence altına alınması kemik sağlığı için elzemdir. T hücre olgunlaşması için kritik olan çinkonun ve HIV ilişkili anemiyi derinleştirebilecek demir eksikliğinin yönetimi de, fitik asit yükünü azaltan hazırlama yöntemlerini ve dikkatli laboratuvar izlemini şart koşar. Bu nedenle, insan onurunu ve bedensel otonomiyi merkeze alan hak temelli yaklaşımım gereği; aktivizmi slogancılıktan çıkarıp, bilimsel kanıtlara dayalı, doğrudan uygulanabilir bir klinik rehber sunmam elzemdir. .: Hâlihazırda Vegan veya Vejetaryen Olan HIV ile Yaşayan Kişiler İçin Beslenme :. Wasting (tükenme) sendromu riskine karşı kas kütlesinin korunması ve HIV tedavisi ilaçlarının (ART) etkinliğinin sürdürülebilmesi için mevcut beslenme pratiğinizin dikkat, titizlik ve klinik bir takiple yönetilmesi şarttır. - Tavsiyeler Protein Alımı ve Bitkisel Kaynakların Planlanması: Vegan diyetlerde tek bir bitkisel kaynak tüm esansiyel amino asitleri içermediğinden, baklagil ve tam tahıl kombinasyonları zorunludur. Ancak bu kombinasyonların, klinik duruma göre belirlenen (stabil hastada 1.2–1.5 g/kg, aktif wasting veya fırsatçı enfeksiyon varlığında 1.5–2.0 g/kg) protein hedefine ulaşması, HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka doktoru ve uzman bir diyetisyen ile birlikte hareket etmesini gerektirir. Mikrobesin (B12, Demir, Çinko, D Vitamini ve Omega-3) Dengesi: Bitkisel diyetlerde B12 eksikliği tartışmasız bir risktir ve demir/çinko biyoyararlanımı düşüktür. Bu hayati besinlerin kan seviyelerinin belirlenmesi ve doğru dozda takviye edilmesi için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi zorunludur. HIV tedavisi ilaçları (ART) Kullanan Kişilerde Besin-İlaç Etkileşimlerinin Yönetimi: Rilpivirin gibi emilimi öğünün kalori ve yağ içeriğine bağlı olan ART ilaçlarını kullanan kişilerde, düşük yağlı bir vegan öğünün ilacın etkinliğini düşürmemesi adına, öğün planlamasında HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka tedavisini yürüten doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Dolutegravir gibi gıda alımından bağımsız ilaçlar için ise böyle bir kısıtlama bulunmamaktadır. Düzenli Laboratuvar Takibi ve Beslenme İzleme: Standart metabolik panelin ötesinde; serum B12, ferritin, D vitamini ve çinko seviyelerinin en az 6 ayda bir izlenmesi gerekir. Bu takip stratejisinin belirlenmesinde HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve hekimi ile birlikte hareket etmesi kritik öneme sahiptir. Diyet Planlamasında Multidisipliner İşbirliği: Beslenme, HIV yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Gıda hazırlama yöntemlerinden (fitik asit azaltımı gibi) takviye zamanlamasına kadar her adımda, HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka kendi klinik tablosunu bilen doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi esastır. - Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Besin Eksikliklerinin Gizli Riskleri: B12 eksikliğine bağlı nörolojik semptomlar, eski nesil ART ilaçlarının yan etkileriyle karışabilir. Bu ayırıcı tanının yapılabilmesi ve kalıcı sinir hasarının önlenmesi için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi gerekir. Kontrolsüz Vegan Beslenmenin Bağışıklık Sistemi Üzerindeki Yıkıcı Etkileri: Yetersiz protein ve D vitamini, CD4 hücrelerinin toparlanmasını doğrudan durdurabilir. İmmünolojik gerilemeyi önlemek için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka klinik beslenme uzmanı ve doktoru ile birlikte hareket etmesi hayati bir zorunluluktur. Baskılayıcı HIV Tedavisi İlaçları (ART) ile Olası Tehlikeli Etkileşimler: Kalsiyum veya magnezyum takviyeleri, bazı ART bileşenlerinin emilimini bloke edebilir. İlaç direnci (rezistans) gelişimini engellemek adına, HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve eczacı/diyetisyen ile birlikte hareket etmesi şarttır. Kendi Kendine Diyet Uygulamanın ve Deneme-Yanılma Yönteminin Riskleri: Vücut ağırlığındaki %5'lik bir istemsiz kayıp bile HIV yönetiminde ciddi bir alarmdır. Kilo ve kas kütlesi takibinin doğru yapılabilmesi için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi tartışmaya kapalı bir kuraldır. Mutlak Uzman Onayı Gerekliliği: İnternetteki genel geçer veganlık tavsiyeleri, HIV'in getirdiği spesifik metabolik yükü (örneğin kronik inflamasyon kaynaklı artan kalori ihtiyacını) hesaba katmaz. Güvenli bir yaşam sürmek için HIV ile yaşayan kişilerin mutlaka doktor ve diyetisyen ile birlikte hareket etmesi ve tüm kararlarını tıbbi onaya dayandırması gerekmektedir. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi/şifası neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor? :. .: Vegan veya Vejetaryen Beslenmeye Geçmeyi Düşünen HIV ile Yaşayan Kişiler İçin Beslenme :. Eğer omnivör bir beslenmeden bitkisel temelli bir diyete geçmeyi planlıyorsanız, bu geçiş bedenin immünolojik dengesini sarsmadan, son derece analitik ve kademeli bir şekilde yönetilmelidir. - Tavsiyeler Kademeli Geçiş Stratejisi Kurun: Hayvansal proteinleri bir günde tamamen kesmek yerine, bitkisel protein kaynaklarını diyetinize adım adım entegre edin. Bedenin enzimatik ve sindirim sisteminin bu yeni düzene adapte olması zaman gerektirir. Bireysel Sağlık Durumunuza Göre Planlama Yapın: Geçiş kararı almadan önce mevcut vücut kitle indeksiniz (BMI), böbrek fonksiyonlarınız ve viral supresyon durumunuz detaylıca değerlendirilmelidir. Sağlıklı bir bireye iyi gelen bir bitkisel menü, wasting riski taşıyan bir birey için tehlikeli olabilir. Beslenme Öncesi Temel Kan Değerlerinizi Ölçtürün: Yeni bir diyete başlamadan önce vücudunuzun bazal değerlerini (özellikle depo demir/ferritin, B12, D vitamini ve serum çinko) bilmek, ileride oluşabilecek eksiklikleri tespit edebilmek için elimizdeki en önemli bilimsel referanstır. HIV İlaç Tedavisi (ART) ile Uyumlu Bir Beslenme Planı Oluşturun: Kullandığınız HIV ilaçlarının aç veya tok karnına, yağlı veya yağsız öğünlerle alınma gerekliliklerini masaya yatırın. Yeni bitkisel diyetiniz, virüsü baskılayan ilaçlarınızın farmakokinetiğine hizmet edecek şekilde tasarlanmalıdır. Profesyonel Beslenme Danışmanlığı Alın: Bu süreç sadece "ne yemeyeceğiniz" değil, "ne yemeniz gerektiği" ile ilgilidir. Sadece HIV alanında deneyimli bir diyetisyenin yazacağı reçete ile biyoyararlanım haritanızı güvence altına alabilirsiniz. - Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Ani Diyet Değişikliklerinin Yaratacağı Metabolik Şok Riskleri: Yetersiz kalori ve protein alımıyla yapılan ani geçişler, enerji seviyelerinde ani düşüşlere ve bağışıklık yanıtında zayıflamaya yol açarak fırsatçı enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org Mikronutrient Eksikliklerinin Hızlı Gelişimi ve İzlenmesi: Özellikle B12 vitamini bitkisel gıdalarda doğal olarak bulunmaz. Takviye almadan veganlığa geçiş yapmak, sinir sistemi üzerinde geri dönüşü olmayan nörolojik hasar riski taşır; takviye planı ilk günden devrede olmalıdır. Yanlış ve Bilim Dışı Bilgi Kaynaklarına Güvenmeme: HIV ve beslenme konusundaki kararlar forumlardan veya yaşam tarzı bloglarından değil; uluslararası tıbbi kılavuzlardan ve doğrudan kanıta dayalı klinik verilerden alınmalıdır. Sosyal Medya Diyet Trendlerinin Yaratabileceği Tehlikeler: "Detoks", "çiğ beslenme" (raw vegan) veya aşırı kısıtlayıcı popüler diyet akımları, HIV ile yaşayan kişilerin yüksek protein ve kalori ihtiyacını karşılamaktan tamamen uzaktır ve hayati tehlike yaratabilir. Doktor ve Uzman Onayı Olmadan Asla Geçiş Yapılmaması: Yaşam tarzı tercihleriniz en temel insan hakkınızdır. Ancak bu hakkı kullanırken vücudunuzun biyolojik gerçekliğini inkar etmemek gerekir. Tedavi ekibinizin onaylamadığı radikal bir diyet değişikliği, virüsle olan başarılı mücadelenizi sekteye uğratabilir. Özetlemek gerekirse; HIV ile yaşamak, bilimle, bedeninizle ve tıp uzmanlarıyla doğru iletişim kurduğunuz sürece, dilediğiniz beslenme pratiğini özgürce benimseyebileceğiniz uzun ve sağlıklı bir yaşam demektir. Bilim konuşur, damgalama susar. Seçimlerinizde özgür, bilimin rehberliğinde güvende kalın. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey . . . . . . . Yararlanılan/Yararlı Kaynaklar Menzel, J., et al. (2020). "Systematic review and meta-analysis of the associations of vegan and vegetarian diets with inflammatory biomarkers," Scientific Reports. DOI: 10.1038/s41598-020-78426-8 Bakaloudi, D.R., et al. (2021). "Intake and adequacy of the vegan diet. A systematic review of the evidence," Clinical Nutrition. DOI: 10.1016/j.clnu.2020.11.035 Wiesner, A., et al. (2023). "Chemometrics as a valuable tool for evaluating interactions between antiretroviral drugs and food," British Journal of Clinical Pharmacology, 89(10), 2977-2991. DOI: 10.1111/bcp.15610 Corcoran, C., & Grinspoon, S. (1999). "Treatments for wasting in patients with the acquired immunodeficiency syndrome," The New England Journal of Medicine, 340(22), 1740-1750. DOI: 10.1056/NEJM199906033402207 Visser, M.E., et al. (2017). "Micronutrient supplementation in adults with HIV infection," Cochrane Database of Systematic Reviews, Issue 5, Art. No.: CD003650. DOI: 10.1002/14651858.CD003650.pub4 WHO ve UNAIDS Kapsamındaki Rehberler Dünya Sağlık Örgütü (WHO). (2023). Nutrition counselling for adolescents and adults with HIV/AIDS. ELENA Intervention Guide. Erişim adresi: https://www.who.int/tools/elena/interventions/nutrition-hiv Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS). (2008). Policy Brief: HIV, Food Security and Nutrition. Erişim adresi: https://www.unaids.org/en/resources/presscentre/featurestories/2008/may/20080521newunaidspolicyhivfoodsecuritynutr Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO). (2002). Living well with HIV/AIDS: A manual on nutritional care and support for people living with HIV/AIDS. Erişim adresi: https://www.who.int/publications/i/item/9251048247 Dünya Sağlık Örgütü (WHO). (2004). Nutrient requirements for people living with HIV/AIDS: Report of a technical consultation. Erişim adresi: https://www.ennonline.net/attachments/864/who-technical-report-nutrients-hiv.pdf Dünya Gıda Programı (WFP). (2025). Feeding health, the last mile on HIV: WFP’s global strategy 2025-2030. Erişim adresi: https://www.wfp.org/publications/feeding-health-last-mile-hiv-wfps-global-strategy-2025-2030
- HIV kürü (şifa/kesin tedavi) araştırmalarında güncel durum
Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sayfaları ekibi Yayın tarihi: Mart 6, 202 6 "HIV'in kesin tedavisi ne zaman bulunacak acaba?" sorusu, hem bilimin hem de HIV ile yaşayanların uzun yıllardır, en sık sordukları sorulardan biri olsa gerek. 2026 yılı itibarıyla, Antiretroviral Terapi (ART) sayesinde HIV, yönetilebilir kronik bir sağlık durumu olarak tanımlanıyor. B=B (Belirlenemeyen = Bulaştırmayan) ilkesi PARTNER, Opposites Attract ve HPTN 052 çalışmalarıyla, düzenli tedavi ile viral yükü baskılanan kişilerin virüsü cinsel yolla kondomsuz temaslarda bile bulaştırmadığını bilimsel olarak kanıtladı. Bununla birlikte, ilaç kullanımını tamamen ortadan kaldıracak bir çözüm arayışı sürüyor. Herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı kirmizikurdele.org olarak, 2026 itibarıyla HIV kesin tedavisi çalışmalarındaki güncel durumu, kolay okunur bir özet yazısıyla paylaşıyoruz. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org Bu #hivbilgisi yazısında neler var? 1. Giriş HIV tedavisi ne zaman bulunacak? Bilim nerede duruyor? 2. Tedavi Yeterli mi? Neden Hâlâ Bir Kür Arıyoruz? Antiretroviral tedavinin başarısı ve sınırları. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) gerçeği. Sterilize edici kür ve fonksiyonel kür kavramları. 3. En Büyük Engel: HIV'in Gizli Rezervuarı Latent rezervuar nedir? Virüs neden tamamen yok edilemiyor? Uyuyan hücrelerin yeniden aktifleşme mekanizması. 4. Geçmişten Gelen Umut Işıkları Berlin Hastası, Londra Hastası, Düsseldorf Hastası. Kök hücre nakli neden herkese uygulanamıyor? 2026'nın sürprizi: Yeni Berlin Hastası ve CCR5 mutasyonu olmadan gelen başarı. 5. 2026'da Araştırmalar Hangi Yönde İlerliyor? Güncel bilimsel stratejiler ve klinik denemeler. 5.1. Gen Düzenleme: CRISPR ile CCR5'i Devre Dışı Bırakmak 5.2. Geniş Nötralizan Antikorlar (bNAb'ler) ve RIO Denemesi 5.3. "Shock and Kill" (Şokla Uyandır, Öldür) Stratejisi 5.4. "Block and Lock" (Engelle ve Kilitle) Stratejisi 6. Başarısızlıklar ve Tıkanan Yollar Terapötik aşılar neden bekleneni veremedi? "Shock and kill" neden tam olarak işe yaramadı? Gen düzenlemede karşılaşılan güvenlik sorunları. 7. Gerçekçi Bir Zaman Çizelgesi Mümkün mü? Kısa, orta ve uzun vadede neler bekleniyor? Fonksiyonel kür mü önce gelir, sterilize edici kür mü? 8. Sonuç: Neden Umutlu Olmalıyız? Bilimsel ilerlemenin hızı. HIV kürü araştırmalarının geldiği nokta. Pes etmeyen bilim insanları ve gelecek vizyonu. -HIV Kesin Tedavisi Araştırmaları 2026: Umut Veren Gelişmeler ve Önümüzdeki Zorluklar "HIV'in tedavisi ne zaman bulunacak?" sorusu, virüsle yaşayan insanların ve bilim insanlarının zihninde onlarca yıldır yer ediyor. Antiretroviral terapi (ART) sayesinde HIV artık ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı ve kronik bir duruma dönüştü. Ancak ilaçların ömür boyu kullanılması gerekiyor. Peki bilim, bu noktada neden hâlâ kesin bir tedavi sunamıyor? Gelin, 2026 yılına geldiğimizde HIV kürü araştırmalarının nerede durduğuna, hangi umut verici gelişmelerin yaşandığına ve önümüzdeki engellere birlikte bakalım. - Mevcut Tedavi Yeterli mi? Neden Hâlâ Bir Kür Arıyoruz? Antiretroviral ilaçlar, HIV'i kontrol altına almada olağanüstü başarılı. Düzenli ilaç kullanan bir kişide viral yük "belirlenemeyen" seviyeye iner ve bu durum, virüsün cinsel yolla - kondomsuz temaslarda bilr- bulaşmasını da engeller (B=B: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan). Peki sorun ne? Sorun şu: ART virüsü tamamen yok etmez. Vücudun derinliklerinde, bağışıklık sisteminin ve ilaçların ulaşamadığı gizli bölgelerde HIV, adeta bir kıyamet senaryosu bekleyen uyuyan ajanlar gibi saklanmaya devam eder. İlaç kesildiği anda bu uyuyan virüsler yeniden aktifleşir ve hızla çoğalmaya başlar. Bu nedenle ART ömür boyu sürmek zorundadır. Bir kür bulmak demek, bu son virüs sığınaklarını da yok etmek (sterilize edici kür) ya da virüsü ömür boyu ilaçsız kontrol altında tutacak bir bağışıklık sistemi oluşturmak (fonksiyonel kür) demek. İşte bilim insanlarının peşinde koştuğu büyük hedefler bunlar. -En Büyük Engel: HIV'in Gizli Rezervuarı HIV'in tedavisini bu kadar zorlaştıran şey, "latent rezervuar" dediğimiz gizli havuzlardır. Virüs, bağışıklık sisteminin hafıza hücrelerine (CD4+ T hücreleri) sessizce yerleşir. Bu hücrelerin içindeki virüs, çoğalmaz, aktif değildir, dolayısıyla ne bağışıklık sistemi onu fark eder ne de ART ona dokunabilir. Bu hücreler yıllarca, hatta onlarca yıl yaşayabilir. Tedavi durdurulduğunda ise bu uyuyan hücrelerin bir kısmı uyanır ve yeniden virüs üretmeye başlar. Bilim için en büyük muamma, işte bu sessiz virüsleri bulup yok edebilmek ya da onları sonsuza kadar uykuda tutabilmektir. -Geçmişten Gelen Umut Işıkları: Berlin, Londra, Düsseldorf ve Yeni Berlin Hastası Şimdiye kadar HIV'den tamamen kurtulan birkaç kişi oldu ve hepsinin tedavisi, bir kan kanseri nedeniyle aldıkları kök hücre nakli sayesinde gerçekleşti. Timothy Ray Brown (Berlin Hastası) ve ardından gelen Londra, Düsseldorf hastaları, HIV'e karşı doğal dirençli (CCR5 delta32 mutasyonu taşıyan) donörlerden kök hücre aldılar. Olan biteni kısaca özetlersek; nakilden sonra yeni bir bağışıklık sistemi kurulunca, HIV'in vücutta tutunabileceği bir alan kalmadı ve virüs tamamen yok oldu. Ancak 2026'nın en çarpıcı haberlerinden biri, bu paradigmayı değiştirecek nitelikte. Nature dergisinde yayımlanan bir olguda, "Yeni Berlin Hastası" olarak anılan bir kişi, CCR5 geni tamamen işlevsel olan bir donörden nakil almasına rağmen, altı yıldır ilaçsız bir şekilde HIV'den remisyonda. Bu durum, bilim insanlarına şunu gösteriyor: Sadece virüsün giriş kapısını kapatmak (CCR5 mutasyonu) değil, nakil sırasında oluşan "greft versus host" etkisi, donör bağışıklık hücrelerinin virüslü hücreleri temizlemesi gibi başka mekanizmalar da kürde rol oynayabilir. Bu gelişme, araştırmacılara yeni yollar açıyor. Ancak, tüm bu başarı hikayeleri, geniş kitleler için bir tedavi modeli olamaz. Kök hücre nakli aslen bir kanser tedavisidir; hastanın ölüm riski yüksektir, çok pahalıdır ve herkese uygulanamaz. Bu vakalar, bir kürün mümkün olduğunu kanıtlamış ancak yol haritasının farklı olması gerektiğini göstermiştir. .: #hivbilgisi okuma önerisi: HIV kesin tedavisi/şifası neden yok? Kesin tedavi/şifa bulmak neden bu kadar zor? :. -2026'da Araştırmalar Hangi Yönde İlerliyor? Bugün gelinen noktada bilim insanları, kök hücre naklinin risklerini taşımayan, ancak onun başarısını taklit edebilecek stratejiler geliştiriyor. İşte öne çıkan başlıklar: 1. Gen Düzenleme: CRISPR ile CCR5'i Devre Dışı Bırakmak Berlin hastasının başarısının ardındaki en önemli faktör, CCR5 geninin eksikliğiydi. Günümüzde bilim insanları, CRISPR-Cas9 gibi gen makaslarıyla kişinin kendi kök hücrelerini alıp, bu CCR5 genini devre dışı bırakmayı hedefliyor. TriLink Biotech'in 2025'te Nature Communications 'da yayımladığı bir çalışmada, araştırmacılar sadece CCR5'i kapatmakla kalmadı, aynı zamanda bu hücrelere HIV'i nötralize eden antikorlar üretme talimatı da verdi. Yani tek bir gen tedavisiyle hem virüsün giriş kapısını kapatıp hem de sürekli antikor üreten bir savunma ordusu yaratmayı hedefliyorlar. Bu, tek seferlik bir fonksiyonel kür için çok güçlü bir aday. 2. Geniş Nötralizan Antikorlar (bNAb'ler) ve RIO Denemesi bNAb'ler, HIV'in birçok farklı türünü etkisiz hale getirebilen güçlü antikorlardır. Oxford Üniversitesi liderliğindeki RIO çalışması, bu alanda çığır açıyor. 2026 CROI konferansında sunulan verilere göre, daha önce plasebo alan ve virüsleri hızla geri gelen kişilere, bu güçlü antikorlar (teropavimab ve zinlirvimab) verildi. Sonuçlar etkileyiciydi: Bu kişilerin yarısından fazlası (%54), antikor infüzyonundan aylar sonra ilaçlarını kestiklerinde, 20 haftadan uzun süre virüsü kontrol altında tutmayı başardı. Hatta iki kişi bir yıldır hâlâ ilaçsız. Bu, antikorların sadece virüsü geçici olarak baskılamadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemine "HIV'i nasıl kontrol edeceğini öğreten" bir aşı etkisi (vaccinal effect) yaratabileceğini gösteriyor. 3. "Shock and Kill" (Şokla Uyandır, Öldür) Stratejisi Bu eski ama hâlâ üzerinde çalışılan bir fikir: Uyuyan virüsleri bir ilaçla (latency reversing agent - LRA) uyandır, böylece virüs saklandığı yerden çıksın. Ardından bağışıklık sistemini ya da özel tasarlanmış hücreleri kullanarak bu virüs üreten hücreleri öldür.Ancak bu strateji beklenen başarıyı tam olarak veremedi. Virüsleri uyandırmak kolay, ama onları tamamen öldürmek çok zor. 2026'da yayımlanan yeni araştırmalar, bu yaklaşımı güçlendirmenin yollarını arıyor. Örneğin, CAR-T hücreleri (üzerlerine virüsü tanıyan bir radar takılmış bağışıklık hücreleri) ile LRA'ları birleştiren çalışmalar var. Aynı zamanda, bağışıklık hücrelerinin yorulmasını (exhaustion) engellemek için rapamisin gibi ilaçların kullanımı da araştırılıyor. Amaç, "öldür" kısmını daha etkili hale getirmek. 4. "Block and Lock" (Engelle ve Kilitle) Stratejisi "Shock and kill" zor olunca, bilim insanları alternatif bir yol olarak "block and lock"a yöneldi. Bu strateji, uyuyan virüsleri öldürmeye çalışmak yerine, onları sonsuza kadar uykuda tutmayı hedefliyor. Yani virüsün bulunduğu hücreler vücutta kalmaya devam edecek, ancak asla uyanamayacak ve virüs üretemeyecek hale getirilecek. Polonya'daki HIVFUNCURE projesi gibi çalışmalar, LEDGIN adı verilen moleküllerle virüsün genetik materyalini epigenetik olarak susturmayı amaçlıyor. Bu, virüsü derin bir kış uykusuna yatırmak gibi düşünülebilir. -Başarısızlıklar ve Tıkanan Yollar Bilimde her yol taşla kaplıdır. Son on yılda birçok terapötik aşı adayı, klinik denemelerde umut vaat etse de, ilaçsız remisyon sağlama konusunda yetersiz kaldı. "Shock and kill" yaklaşımı, laboratuvarda umut verse de insan deneylerinde rezervuarı anlamlı ölçüde küçültmeyi başaramadı. Kullanılan "şok" ilaçlarının ya çok toksik olduğu ya da virüsü yeterince uyandıramadığı görüldü. Ayrıca, bazı gen düzenleme çalışmalarında, hedef dışı etkiler (istenmeyen genlerin kesilmesi) ve düşük verimlilik gibi sorunlar, bu tedavilerin klinikte uygulanabilirliğini geciktiriyor. -Gerçekçi Bir Zaman Çizelgesi Mümkün mü? Peki tüm bu gelişmeler ışığında, "Ne zaman?" sorusuna nasıl yanıt vermeli? Uzmanlar, herkes için geçerli, güvenli, uygulaması kolay ve uygun maliyetli bir HIV kürünün önümüzdeki 5-10 yıl içinde hazır olmasının gerçekçi olmadığını düşünüyor. Ancak bu, umutsuzluğa kapılalım anlamına gelmiyor. Tam tersine, bilim hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyor. Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org Kısa Vadede (5 yıl içinde): RIO denemesindeki gibi antikor bazlı tedavilerin kombinasyonlarıyla, belirli bir hasta grubunda (örneğin erken tanı almış ve bağışıklık sistemi görece sağlam kişilerde) uzun süreli ilaçsız remisyon sağlanması mümkün olabilir. Bu, "fonksiyonel kür"ün ilk müjdesi olacaktır. Orta Vadede (5-10 yıl): Gen düzenleme tekniklerinin (CRISPR) insan denemelerinde güvenliği ve etkinliği kanıtlanırsa, tek seferlik bir infüzyonla HIV'e karşı dirençli bir bağışıklık sistemi yaratmak mümkün hale gelebilir. TriLink'in çalışması, bu yolun haritasını çiziyor. Uzun Vadede (10+ yıl): Hem latent rezervuarı tamamen temizleyen (sterilize kür) hem de bunu herkese uygulanabilir bir yöntemle yapan bir tedavi için daha fazla zamana ihtiyaç var. Bu, HIV araştırmalarının "Ay'a yolculuk" projesi olarak görülmeye devam ediyor. -Sonuç: Neden Umutlu Olmalıyız? Evet, HIV kürü bulmak, virüsün akıllıca saklanma stratejileri ve inanılmaz genetik çeşitliliği nedeniyle bilimin karşılaştığı en zorlu görevlerden biri. Ancak 2026 yılı itibarıyla geldiğimiz nokta, 10 yıl öncesine göre çok daha parlak. Bir zamanlar sadece istisnai vakalarda görülen "kür", artık bilimsel olarak modellenebilir, üzerinde çalışılabilir bir hedef haline geldi. Kök hücre nakilleri, bize yolun haritasını gösterdi. CRISPR gibi teknolojiler, bu haritada ilerlememizi sağlayacak araçları sunuyor. Antikor tedavileri ise bağışıklık sistemini eğiterek belki de en doğal yoldan zafere ulaşabileceğimizi fısıldıyor. Yol uzun, engeller büyük. Ancak bilim insanları, her başarısız denemeden ders çıkararak, her yeni teknolojiyle biraz daha yaklaşıyor bu hedefe. HIV ile yaşayan insanlar için en büyük umut, bu amansız takibin sürmesi. Çünkü tarih gösteriyor ki, bilim pes etmediği sürece, imkansız sandığımız şeyler bir gün mutlaka mümkün oluyor. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- CROI2026'da dinlediklerim, anladıklarım, aktardıklarım: Kapsamlı notlar
Aktivizm ve savunuculuk çalışmalarına son verdikten sonra HIV alanına katkı sunmaya yazar ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar'ın kendi blogu için kaleme aldığı #CROI2026 yazısını kendisinin izniyle ve notuyla, www.kirmizikurdele.org takipçileri için paylaşıyoruz. Arda Karapınar - Panosian'dan bir #CROI2026 yazısı " Bu alanın mübalağasız en önemli, bilimsel seviyesi en yüksek konferansı olan CROI, her iki yılda bir olduğu gibi bu yıl da Denver'da düzenlendi ve ben konferansı bir kez daha Türkiye'den tek sivil ses, tek topluluk sesi olarak yerinde izlemek ve notlar almak imkânı buldum. Sadece bu düzeyde bir konferansı takip edebilecek bilimsel bilgiye sahip olmanın değil, aynı zamanda konferans düzenleme heyetinin davetlisi olarak orada bulunan tek topluluk sesi, Türkiye'den tek ses olmanın verdiği ağır sorumlulukla, #CROI2026 kapsamında dinlediğim bütün sunumlardan aldığım notları, orada bulunamayan pozitifler, enfeksiyon uzmanları ve konuyla ilgili herkes için oldukça kapsamlı bir biçimde aktarmaya gayret ettim bu yazıda. Ancak bu yazı, yıl içinde yazdığım diğer yazılardan tematik olarak farklı olduğu için uzun. Dolayısıyla doğrudan ilgililere hitap eden, "Ben böyle uzun bir yazıyı okumaya zaman ayırmam" diyenleri değil, gerçekten okumaya zaman ayıracak olanları bilgilendiren bir yazı bu. Okumaya zaman ayıracak olan herkese iyi okumalar dilerim." www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian, Yazar, Sivil Toplum Gönüllüsü www.instagram.com/minasardapanosian www.x.com/MAPanosian Yayın tarihi: Mart 2, 2026 Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. Yazının bölümlerini tanıtmadan ve detaylara girmeden önce, bu yıl #CROI2026 ile ilgili hepimizi mutlu edecek bir gelişmeyi not etmek istiyorum. www.kirmizikurdele.org için yazdığım ayrı bir yazıda da paylaştığım bu sevindirici gelişme, Türkiye’den ilk kez bir posterin #CROI2026’da sunulmuş olmasıydı. Hacettepe’den Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve çalışma arkadaşlarının bu gururlandıran başarısı dolayısıyla kendilerini bir kez daha tebrik ediyor, bu gelişme ile ilgili yazıyı buraya ya da aşağıdaki bağlantıya tıklayarak mutlaka okumanızı öneriyorum. .: CROI Tarihinde Türkiye’den İlk Poster . Ahmet Çağkan İnkaya ve Çalışma Arkadaşlarının Hepimizi Gururlandıran Başarısı :. . : CROI2026'da dinlediklerim, anladıklarım, aktardıklarım: Kapsamlı notlar : . Yazı Bölümleri Epidemiyoloji Belirlenemeyen = Bulaştırmayan Bilimi HIV Aşı Araştırmaları ART ve Uzun Etkili Tedaviler PrEP/PEP Önleme Topluluk ve Aktivizm Genel Değerlendirme 1. Epidemiyoloji Konu Özeti #CROI2026'nın epidemiyoloji oturumları, HIV insidansındaki keskin uçurumları bir kez daha gözler önüne serdi. Trans bireyler, etnik/ırksal azınlıklar ve göçmenler arasındaki orantısız yük, salgının hiç de homojen ilerlemediğini hatırlattı. Üstelik ABD dış yardım fonlarındaki kesintilerin başta Sahraaltı Afrika olmak üzere farklı bölgelerdeki HIV cevabını nasıl temelinden sarstığını dinlemek, HIV ile küresel ortak mücadelede bilim kadar politikanın da belirleyici olduğunu bir kez daha gösterdi. Veriler Trans Kadınlarda Keskin Irksal Eşitsizlikler: Sari Reisner'in sunduğu ENCORE kohort çalışması, 2504 trans kadını iki yıl boyunca izlemiş. Veriler hayli çarpıcı: HIV insidansı beyaz trans kadınlarda 1000/1,4 iken, Siyah trans kadınlarda 15,5'e fırlıyor. Asyalı trans kadınlarda 5,7, Latin trans kadınlarda ise 7,5. Bölgesel farklar da cabası: Kuzeydoğu ABD'de 8,9 olan insidans, Güney'de 4,1'e düşüyor [1]. Sosyal Faktörlerin Belirleyiciliği: Aynı çalışmada, yapısal kırılganlıkların, fırsat eşitsizliklerin ve sosyal adalestsizliklerin HIV riskini nasıl katladığını görmek de mümkün. HIV riskini Evsizlik 4 kat, Seks işçiliği 5 kat, Yoksulluk 6 kat, Kamu sigortası veya sigortasızlık 14 kat, Stimülan kullanımı 6 kat arttırıyor. Fon Kesintileri Sahayı Nasıl Etkiliyor? Jen Kates (KFF), ABD yönetiminin fonlama ve politika değişikliklerinin ardından küresel HIV hizmet sunumunda "temel bir kopuş" yaşandığını anlattı. Aaron Richterman'ın üç ABD eyaletinde AIDS İlaç Yardım Programları ile ilgili yaptığı anket çalışması, kliniklerin %47'sinde aksama olduğunu gösterdi. Lindsay Vlatru ise KwaZulu-Natal'da kliniklerin %40'ının aksadığını ve bunun tahmini 830.000 HIV ile yaşayan kişiyi doğrudan etkilediğini söyledi [2]. Fransa'da Göçmenler Arasında Tersine Dönen Tablo: ANRS Prévenir çalışmasının sekiz yıllık takibinde ilginç bir paradoks var: Paris bölgesinde PrEP kullanımı 27.000'i aşmasına rağmen popülasyon düzeyinde HIV insidansı sadece %2 azalmış. Daha da vahimi, Fransa doğumlularda vakalar %33 azalırken, yurtdışı doğumlularda %75 artmış [3]. Kaynak Referansı [1] Reisner S ve ark. HIV Incidence in a Nationwide Cohort of Transgender Women in the United States and Puerto Rico. #CROI2026, abstract 192 [2] Kates J, Richterman A, Vlatru L. Sleepless in Denver: Impact of Funding Changes on HIV Care. #CROI2026 [3] Molina J-M. ANRS Prévenir final results. #CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Bu veriler söylediği ilk ve en açık şey şu: Tek tip HIV önleme ve tedavi hizmetlerini sunumu adeta bir başarısızlık garantisi. Popülasyon bazlı eşitsizlikleri hedefleyen hassas yaklaşımlar şart. Trans bireyler için cinsiyet onaylayıcı sağlık hizmetleriyle entegre HIV hizmetleri hayati önem taşıyor. Fon kesintilerinin yarattığı hizmet aksamaları, sadece bireysel riskler yaratmıyor, pandeminin kontrolünü kaybetmemizle sonuçlanacak toplumsal sorunlara da zemin hazırlıyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de trans kadınlar, göçmenler ve seks işçileri gibi anahtar popülasyonlara yönelik epidemiyolojik veri toplama sistemleri muhakkak güçlendirilmeli. ABD'de gözlemlenen sosyal sigorta yokluğu kaynaklı 14 kat risk farkı, Türkiye'de sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklerin HIV epidemiyolojisine nasıl yansıyabileceğine dair kayda değer bir uyarı. Suriyeli göçmenler ve düzensiz göçmenler gibi savunmasız gruplarda HIV sürveyansı güçlendirilse harika olur, ama kamu iradesi bunu istiyor mu hiç emin değilim. Belirlenmeyen = Bulaştırmayan 2. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, B = B Bilimi Konu Özeti #CROI2026'da Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'a doğrudan ayrılmış spesifik oturumlar yoktu açıkçası. Fakat uzun süreli viral süpresyonun immün sistem üzerindeki etkileri ve tedaviye erişimdeki aksaklıkların potansiyel sonuçları epey tartışıldı. Haliyle, fon kesintilerinin tedavi programlarını tehdit etmesi, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ın sürdürülebilirliği açısından ciddi risk. Veriler İmmün Sistem Beklenenden Daha Dirençli: #CROI2026'da sunulan yeni veriler, 25-30 yıl boyunca etkili ART kullanan bireylerde HIV-spesifik CD8+ T-hücre yanıtlarının yeniden şekillendiğini gösteriyor. Uzun süreli viral süpresyon, immün sistemin daha önce düşünülenden daha dirençli ve uyarlanabilir olduğunu ortaya koyuyor [4]. Yani Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ın ötesinde, uzun süreli viral süpresyon immün sistemin yeniden yapılanmasına izin veriyor. Tedavi Aksaklıkları Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ı Tehdit Ediyor: Fon kesintileri nedeniyle Güney Afrika'da KwaZulu-Natal'da kliniklerin %40'ında hizmet aksamaları yaşanması, 830.000 HIV ile yaşayan kişinin tedavi sürekliliğini riske atıyor [5]. Tedavi kesintisi demek, viral yükün yeniden yükselmesi demek. O da bulaştırıcılığın artması, yani Belirlenemeyen = Bulaştırmayan hedefine ulaşılamaması demek. Kaynak Referansı [4] AJMC. Sustained HIV viral suppression restores immune potential. #CROI2026, EATG aracılığıyla [5] Vlatru L. Service disruptions in KwaZulu-Natal. #CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Bilhassa klinik pratiklerde Belirlenemeyen = Bulaştırmayan mesajınının sadece "bulaştırmama" garantisi olarak değil, "uzun dönemde bağışıklığını da onaracaksın" diye de anlatılması şart. Tedavi sürekliliğini tehdit eden her türlü fon kesintisi veya sistem aksaması, hem bireysel sağlığı hem de toplum sağlığını riske atıyor. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, B=B'nin sürdürülebilirliği, sağlam sağlık sistemleri ve kesintisiz ilaç tedariği gerektiriyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de Belirlenemeyen = Bulaştırmayan farkındalığı maalesef yeterli düzeyde değil. Mesajın bilhassa sağlık sistemi içinde yaygınlaştırılması bağlamında, dünyadaki başarılı örneklerde gördüğümüz kamu dâhiliyeti ve katkısı hâlâ oluşamadı. Buna ek olarak; kampanya ve mesajı Türkiye'de duyurulduğunda ortaklaşılan kampanya dili ve terminolojsine uyumsuz yeni çevirileri tercih eden STK'lar, bu konuda yapılabilecek ortak çalışmaları sekteye uğratmaya devam ediyorlar. Oysa hem sağlık çalışanlarına hem de HIV ile yaşayan bireylere yönelik B=B eğitimleri yaygınlaştırılmalı. Ayrıca sosyal güvence sistemindeki aksaklıklar veya ilaç temininde yaşanabilecek sorunlar, tedavi sürekliliğini tehdit edebileceğinden ötürü, ( aslında çoktan yapılmış olması gereken ) acil durum eylem planlamaları da derhal hazırlanmalı. 3. HIV Aşı Araştırmaları Konu Özeti HIV aşı araştırmaları #CROI2026'da biraz daha temel immünoloji ve yeni platform teknolojileri odağında ilerledi. Doğrudan etkinlik çalışmaları yoktu ama kür araştırmaları ile aşı araştırmaları arasındaki sinerji sık sık vurgulandı . Özellikle mRNA platformlarının potansiyeli konuşuldu. Moderna'nın mRNA grip aşısıyla yaşadığı düzenleyici sorunlar da mRNA teknolojisinin önündeki engelleri gösterdi. Veriler Kür Araştırmaları Aşıya Işık Tutuyor: Sharon Lewin'in açılış oturumundaki muazzam sunumu, HIV rezervuarının gizli kaldığı mekanizmalarına odaklandı. Latent virüsü "uyandırmak" için mRNA ile Tat proteini taşınması ve CRISPR temelli aktivasyon stratejileri, hem kür hem de aşı araştırmaları için ortak platformlar sunuyor [6]. Virüs Nasıl Gizleniyor? Jonathan Richard ve ekibi, ART altındaki HIV ile yaşayan bireylerde reaktive edilen bazı hücrelerin viral proteinler üretmesine rağmen, yüzeylerinde zarf proteinini (Env) düzgün eksprese edemediğini gösterdi. Bu blokaj, viral RNA işlenmesindeki bir defektten kaynaklanıyor ve bağışıklık sisteminin enfekte hücreleri tanımasını engelliyor [7]. İşte etkili bir aşının karşılaştığı zorluklardan biri daha. mRNA Platformunda Düzenleyici Çetrefiller: #CROI2026'da doğrudan HIV mRNA aşısı verisi yoktu ama Paul Sax, Moderna'nın mRNA grip aşısıyla yaşanan düzenleyici süreci masaya yatırdı. FDA'nın "kabul edilebilir" dediği bir çalışma tasarımını sonra reddetmesi, düzenleyici tutarsızlıklara işaret ediyor. mRNA aşılarının tolerabilite profili (ateş %6, üşüme %23) ve düşük mutlak risk (<%3 grip insidansı) bağlamında fayda-risk dengesi dikkatle kurulmalı [8]. Kaynak Referansı [6] Lewin S. Thirty Years of Persistence, Progress, and Partnerships in HIV Cure Science. #CROI2026 Bernard Fields Lecture [7] Richard J ve ark. A Posttranscriptional Block Limits HIV Env Expression in Reactivated Cells From PWH on ART. #CROI2026 [8] Sax P. Two Things Can Be True: The FDA Process Was Inconsistent, and the mRNA Vaccine Data Were Disappointing. NEJM Journal Watch Klinik / Toplumsal Çıkarımlar HIV aşı araştırmaları, virüsün immün sistemden gizlenme kapasitesi yüzünden hâlâ karmaşık bir bulmaca. mRNA platformu umut vaat ediyor ama tolerabilite ve düzenleyici standartlar konusunda netlik kazanması şart. Kür araştırmalarındaki rezervuar biyolojisi anlayışı, aşı tasarımına da ışık tutuyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye, HIV aşı araştırmalarında aktif rol almasa da, uluslararası çalışmalara katılım ve takip açısından hazırlıklı olmalı. Özellikle mRNA teknolojisi platformunda Covid-19 pandemisinde kazanılan deneyim, HIV aşı çalışmalarına da uyarlanabilir. Türk bilim insanlarının temel immünoloji ve viroloji alanındaki katkılarını teşvik edilmeli ama bun nasıl sağlanabileceği konusunda doğrusunu isterseniz hiç fikrim yok. 4. ART ve Uzun Etkili Tedaviler Konu Özeti #CROI2026, uzun etkili antiretroviral tedavilerde önemli ilerlemelerin sunulduğu bir sahne oldu. Yılda iki kez uygulanan enjeksiyonlardan rezervuar biyolojisini hedefleyen kür stratejilerine kadar geniş bir yelpazede önemli veriler geldi. Nicolas Chomont'un dediği gibi, uzun etkili ART, HIV yönetiminde hızla evrilen bir alan ve tedavi paradigmasını dönüştürme potansiyeli taşıyor [9]. Veriler Uzun Etkili Tedavilerde Yeni Ufuklar: Nicolas Chomont, #CROI2026 öncesi yaptığı açıklamada, konferansta uzun etkili tedavi stratejilerini değerlendiren çok sayıda büyük klinik çalışma sonucunun açıklanacağını söylemişti. Enjeksiyonların 3-5 yıl içinde standart tedavi seçeneği haline gelebileceğini öngörülüyor [9] . Rezervuar Hedefli Stratejiler: RIO çalışmasının yeni sonuçları, geniş nötralize edici antikorların tedavi kesintisi öncesi uygulanmasının etkisini değerlendirdi. İkinci tedavi kesintisinde, katılımcıların yaklaşık yarısında viral rebound gecikmiş ve daha az yoğun olmuş. Antikor düzeyleri düştükten sonra bile bazı katılımcılar virüsü daha iyi kontrol edebilmiş [10]. İmmün Rekonstitüsyon: Yirmi beş-otuz yıl boyunca viral süpresyonu sürdüren bireylerde, immün sistemin daha önce düşünülenden daha fazla yenilenme kapasitesine sahip olduğu gösterildi [4] . Yani uzun süreli ART sadece viral süpresyon değil, aynı zamanda immün sistemin fonksiyonel restorasyonunu da sağlıyor. Kaynak Referansı [9] Chomont N. #CROI2026 öncesi röportaj. AJMC [10] RIO trial results. #CROI2026, Sidaction aracılığıyla [4] Immune restoration data. AJMC/#CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Uzun etkili ART, özellikle günlük hap alımında zorlanan bireyler için tedavi başarısını artırabilir. Yılda iki kez uygulanan enjeksiyonlar, tedavi yükünü azaltırken düzenli klinik temas gerektirmesi nedeniyle takip olanaklarını da artırıyor. Rezervuar hedefli stratejiler, uzun dönemli remisyon ve potansiyel kür için umut vaat ediyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de uzun etkili enjektabl ART'lerin geri ödeme kapsamına alınması, özellikle tedavi uyumu düşük genç popülasyon ve damar içi madde kullanıcıları için önemli avantajlar sağlayabilir. Ama bu tedavilerin uygulanabilmesi için sağlık sisteminin altyapısı (iki ayda bir enjeksiyon için düzenli klinik ziyaretler) güçlendirilmeli, ki bu konuda eksiğin çok olduğu ilgili herkesin malumu. Rezervuar ölçümü ve kür stratejilerine yönelik araştırmalar için uluslararası işbirlikleri geliştirmek de yararımıza olacaktır. 5. PrEP/PEP Önleme Konu Özeti #CROI2026, HIV önlemede devrim niteliğinde gelişmelere sahne oldu dersek abartmış olmam. Yılda iki kez uygulanan lenacapavir (LEN) ile ilgili PURPOSE çalışmalarının uzun dönem verileri, on-demand PrEP'in sekiz yıllık etkinlik ve güvenlik sonuçları ve yeni oral PrEP adayları konferansın en çok konuşulan başlıklarıydı. Lenacapavir'in PrEP'teki başarısının tesadüf olmadığı, tam aksine temel bilim araştırmalarının 30 yıllık birikimininin ve ortak çabanın bir ürünü olduğu özellikle vurgulandı [11]. Veriler Lenacapavir PrEP'te Tarihi Veriler: PURPOSE 1 ve PURPOSE 2 çalışmalarının konsolide verilerine göre, yılda iki kez uygulanan lenacapavir, HIV önlemede yüksek etkinlik gösterdi. İlgili araştırmalar kapsamında sadece beş enfeksiyon vakası rapor edildi (PURPOSE 1'de 2, PURPOSE 2'de 3) ki, bu enfeksiyonlar monoterapiye özgü, gecikmiş veya durdurulmuş enjeksiyonlar, tedavi başlangıcından önce edinilmiş enfeksiyon veya direnç mutasyonu gelişimi gibi durumlarla ilişkilendirildi [12]. İlgili direnç analizlerinde; PURPOSE 1'de bir katılımcıda 365. günde N74D kapsid direnç ilişkili substitüsyonu saptanmış, diğer katılımcı ise 670. günde (yani son LEN dozundan bir yıldan uzun süre sonra) enfekte olmuş ve direnç gözlenmemiş. PURPOSE 2'de ise daha önce rapor edilen iki katılımcıda N74D gelişirken, yeni bir vakada Q67H+K70R mutasyonu saptanmış[12]. On-Demand PrEP'te Sekiz Yıllık Başarı: ANRS Prévenir çalışmasının final verileri, on-demand PrEP'in uzun dönem etkinlik ve güvenliğini doğruladı. Sekiz yılda 3.209 katılımcıda sadece 14 HIV enfeksiyonu görülmüş durumda. Yıllık insidans %0,11 olarak hesaplanıyor. Enfeksiyonların 9'u PrEP kullanımı dışı dönemde, diğerleri ise yetersiz ilaç düzeyi varlığında gerçekleşmiş. Rejimler arasında geçiş sık: günlük başlayanların %59'u en az bir kez on-demand'e geçmiş, on-demand başlayanların %52'si günlük rejime geçmiş [3]. * On demand /amaca odaklı PrEP kullanımı, HIV riskine karşı cinsel aktiviteden önce ve sonra belirli bir zamanlamayla alınan, yani sürekli değil aktivite temelli kullanılan bir HIV önleme yöntemidir. Örneğin her gün ilaç almak yerine 2-1-1 vb. yöntemler. Bu uygulama biçiminin, cinsel temas öncesi ve sonrasını kapsayan planlı dozlarla uygulandığında, HIV bulaşını önlemede yüksek etkililik gösterdiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Detaylar için kirmizikurdele.org/prep Yeni Aylık Oral PrEP Adayı: Araştırma aşamasındaki aylık oral PrEP adayı MK-8527 için faz I/II çalışmaları, 11 mg dozun katılımcıların en az %95'inde koruyucu ilaç düzeylerini sürdürdüğünü ve gebeler ile adolesanları da kapsadığını gösterdi. Bu veriler, yeni başlatılan faz III EXPrESSIVE etkinlik çalışmalarının doz seçimine temel oluşturdu [13]. Enjektabl PrEP'in 30 Yıllık Hikâyesi: Wes Sundquist, HIV kapsid yapısının anlaşılmasından lenacapavir'in geliştirilmesine uzanan 30 yıllık temel bilim yolculuğunu özetledi. "LEN bir gecede ortaya çıkmadı; sabırlı ve ısrarcı temel bilimin ürünüdür" vurgusu yapıldı [11]. Kaynak Referansı [11] Sundquist W. HIV capsid and lenacapavir development. #CROI2026 [12] Cox S. PURPOSE 1 and PURPOSE 2 resistance data. #CROI2026 [3] Molina J-M. ANRS Prévenir final results. #CROI2026 [13] MK-8527 dose selection data. #CROI2026 Klinik / Toplumsal Çıkarımlar Yılda iki kez uygulanan lenacapavir, PrEP'te yeni bir çağ açıyor. Özellikle günlük hap alımında zorlanan bireyler, damar içi madde kullanıcıları, genç popülasyonlar ve savunmasız kadınlar için etkili bir seçenek sunuyor. On-demand PrEP'in uzun dönem verileri, cinsel aktivite paternine göre esnek rejim seçeneklerinin etkinliğini doğruluyor. Ama her iki stratejide de düzenli HIV testi ve takip hayati önem taşıyor. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de PrEP henüz geri ödeme kapsamında değil ve erişim sınırlı. #CROI2026'da sunulan güçlü lenacapavir verileri, Türkiye'de PrEP programlarının planlanmasında uzun etkili seçeneklerin de dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. On-demand PrEP, özellikle düzensiz cinsel aktivite şeması olan bireyler için maliyet-etkin bir seçenek olabilir. PrEP'e erişimin artırılması ve farklı rejim seçeneklerinin sunulması, Türkiye'de HIV insidansını azaltmada kritik rol oynayacak. 6. Toplum ve Aktivizm Konu Özeti #CROI2026, bilimsel ilerlemeler kadar toplumsal dayanışma ve aktivizmin de ön plana çıktığı bir konferanstı. ABD dış yardım fonlarındaki kesintiler, PEPFAR'ın geleceği ve sağlık sistemlerinin direnci ana tartışma başlıklarını oluştururken, Linda-Gail Bekker'in açılış oturumunda sunduğu "yeni ABC'ler" çerçevesi, 21. yüzyıl HIV aktivizminin yol haritasını çizdi. Veriler Peter Staley'in Güçlü Mesajlar İçeren Tarihi Sunumu ve Martin Delaney'in Mirası: Açılış oturumundaki Martin Delaney sunumunda, aktivist arkadaşım Peter Staley, slaytsız fakat oldukça dokunaklı ve tarihi bir konuşma yaptı. Güncel politik iklimi mükemmelen özetleyen Peter, araştırma bütünlüğünü savunma gereğini de vurgulayarak, naçizane benim de sunum ve yazılarımda bahsetmeyi pek sevdiğim erken dönem HIV aktivizmi ile bugün arasında paralellikler kurdu. Gerekli ve kesinlikle dinlenmeye değer paralelliklerdi bunlar. Bu noktada Martin Delaney'i kısaca anlatmak ve anmak gerek: 1985'te Project Inform'u kuran Delaney, HIV tedavilerine erişim için verdiği mücadeleyle FDA'in ilaç onay süreçlerini kökünden değiştirdi [14][15]. Henüz onaylanmamış ilaçların ölümcül hastalara ulaştırılmasını sağlayan "Parallel Track" sisteminin mimarlarındandı [16]. Anthony Fauci'nin deyişiyle "gerçek bir halk sağlığı kahramanı" olan Delaney, bilim insanlarıyla aktivistler arasında köprü kurarak bugün kullandığımız birçok antiretroviral ilacın yolunu açtı [17]. 2009'da kaybettiğimiz bu büyük aktivistin adı, CROI'de her yıl en ilham verici konuşmacıya verilen konferansla yaşatılıyor. Peter Staley konuşmasında "Şu anda bize karşı gibi suran, diğer tarafta sallanan sarkaç, eğer savaşırsak ve hazır kalırsak, sonunda elbet geri dönecektir" dedi ve klinisyenlerle araştırmacılara, aktivistlerle yan yana çalıştıkları için teşekkür etti [18]. Fon Kesintilerinin Toplumsal Etkisi: Solange Baptiste (ITPC), Afrika'da dış yardım durmasının etkilerini anlatırken tam da şunları söyledi: "Finansman aniden durduğunda, marjinal bir ayarlama değil, sistemik bir şok yaşanıyor." Karışıklık, hizmet kesintileri ve güven kaybının ardından geldiğini belirten Baptiste, ulusal veriler ve matematiksel modellerde eksik olanın "toplum zekası" olduğunu vurguladı. "Toplum gücü sadece övülmekle kalmamalı, finanse edilmeli" çağrısı yaptı [19]. PEPFAR'ın Tehdit Altındaki Mirası: Jen Kates, 2003'ten bu yana 25 milyondan fazla hayat kurtaran PEPFAR'ın, dış yardım durması sonrası "temel bir kopuş" yaşadığını bildirdi. USAID'in dağılması ve hizmetlerin kesintiye uğraması, insani etki konusunda acil endişe yaratıyor [2]. Linda-Gail Bekker'in "Yeni ABC'ler" Çerçevesi: Linda-Gail Bekker, HIV önlemeyi yeniden çerçeveleyen bir aktivizm modeli sundu. Geleneksel "Abstinence, Be faithful, Condom use" (Yoksunluk, Sadakat, Kondom) yaklaşımının ötesine geçen bu model, üç temel bileşenden oluşuyor: A: Advocate, Agitate, Act, Accelerate – Savunuculuk yaparak politikaları ve fonları etkilemek; mevcut durumdan rahatsızlık yaratarak statükoyu sorgulamak; sahada somut hizmetlerle eyleme geçmek; ve işe yarayan müdahaleleri hızla ölçeklendirmek. B: Boldly scaling up proven and new tools – Halihazırda etkinliği kanıtlanmış önleme ve tedavi araçlarını (PrEP, ART, zarar azaltma) cesurca yaygınlaştırmak, aynı zamanda bilimsel ilerlemelerle ortaya çıkan yeni teknolojileri (uzun etkili enjeksiyonlar, dijital sağlık yenilikleri) hızla sisteme entegre etmek. C: Creating demand, offering choice, working with affected communities – Topluluklarda önleme araçlarına yönelik talep yaratmak; bireylerin yaşam tarzlarına uygun birden fazla seçenek (günlük hap, on-demand, enjeksiyon) sunmak; ve "Biz olmadan bizim hakkımızda karar verilmez" ilkesiyle çözümleri etkilenen topluluklarla birlikte üretmek [20]. CROI'nün Benzersiz Kültürü: Paul Sax, CROI'nün diğer konferanslardan ayrışan yanlarına vurgu yaptı sunumunda ve bilhassa başvuru süreci, endüstri görünürlüğünün sınırlandırılması, keskin, zaman zaman sert ve acımasız sorularla dolu izleyici katılımı, genç araştırmacıların kürsüdeki heyecanı ve deneyimli araştırmacıların mentorluğu gibi faktörlerin, konferansın eşsiz atmosferini oluşturduğunu vurguladı [21]. Kaynak Referansı [18] Staley P. Martin Delaney Lecture. #CROI2026 [19] Baptiste S. Strategic and Resilient Responses to the Funding Crisis Across Africa. #CROI2026 [2] Kates J, Richterman A, Vlatru L. Sleepless in Denver: Impact of Funding Changes on HIV Care. #CROI2026 [20] Bekker L-G. The ART of Prevention: People, Science, Progress. #CROI2026 [21] Sax P. Some Ruminations on CROI — Still the Best HIV Meeting. NEJM Journal Watch Klinik / Toplumsal Çıkarımlar HIV alanındaki bilimsel ilerleme, toplum katılımı ve aktivizmle ayrılmaz biçimde bağlantılı. Fon kesintileri sadece finansal değil, on yıllardır inşa edilen sağlık altyapılarını da tehdit ediyor. Toplum temelli kuruluşların güçlendirilmesi ve finansmanı, salgına karşı dirençli yanıtların sürdürülebilmesi için kritik. Bekker'in "yeni ABC'ler" çerçevesi, önleme stratejilerinin insan merkezli, esnek ve katılımcı bir yaklaşımla yeniden tasarlanması gerektiğini gösteriyor. CROI gibi konferanslar, bilimsel paylaşımın yanı sıra topluluk dayanışması ve yeni nesil araştırmacıların yetişmesi için eşsiz platformlar. Türkiye'ye Özgü Yorumlar Türkiye'de HIV alanında çalışan az sayıdaki sivil toplum kuruluşu, çok kısıtlı maddi imkanlar ve insan kaynağı ile ve üstelik sıfır kamu kaynağı kullanarak, damgalama ve ayrımcılıkla mücadelede önemli roller üstleniyor. Fakat bu kuruluşların sürdürülebilir finansmanı ve kapasite geliştirmesi desteklenmeli. Peter Staley'in vurguladığı gibi, araştırmacılar, klinisyenler ve aktivistler arasındaki işbirliği, Türkiye'de de güçlendirilmeli. Linda-Gail Bekker'in "yeni ABC'ler" çerçevesi, Türkiye'de HIV önleme stratejilerinin geliştirilmesinde yol gösterici olabilir: A (Savun, Harekete Geçir, Eyleme Geç, Hızlandır): PrEP'in geri ödeme kapsamına alınması için sağlık otoriteleri nezdinde savunuculuk; damgalayıcı uygulamaların görünür kılınması; toplum temelli test hizmetlerinin yaygınlaştırılması; başarılı pilot uygulamaların tüm ülkeye hızla yayılması. B (Kanıtlanmış ve yeni araçların cesurca ölçeklendirilmesi): Oral PrEP'in tüm aile sağlığı merkezlerinden erişilebilir hale getirilmesi; uzun etkili enjektabl PrEP (lenacapavir vb.) seçeneklerinin ruhsatlandırma süreçlerinin hızlandırılması. C (Talep yaratma, seçenek sunma, etkilenen topluluklarla çalışma): Gençler ve anahtar popülasyonlara yönelik farkındalık kampanyaları; bireylere yaşam tarzlarına uygun önleme seçeneklerinin sunulması; yeni programların tasarımında HIV ile yaşayan bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının aktif katılımının sağlanması. Küresel fonlama kesintilerinin Türkiye'ye olası etkileri (örneğin Suriyeli göçmenlere yönelik programlar) değerlendirilmeli ve yerel çözümler geliştirilmeli. Genel Değerlendirme #CROI2026, HIV biliminin mevcut sınırlarını zorlayan keşiflerle toplumun ortak sesi arasında örülmüş bir alan gibiydi. Epidemiyolojik veriler, trans bireyler ve göçmenler arasında hâlâ derin eşitsizliklere işaret ederken, yılda iki kez uygulanan lenacapavir ile ve haftada dört kullanımdaki etkililiği ispatlanan PrEP/önlemede atılan dev adımlar, uzun etkili tedavilerin olgunlaşması ve HIV kür araştırmalarındaki az ama öz ilerlemeler konferansın dikkat çekici noktalarıydı. Tüm bu bilimsel başarıların parlak ışığının altında ise ABD dış yardım fonlarındaki kesintilerin yarattığı küresel tehdidin gölgesi vardı. Açılış konuşmasında, Aktivist Peter Staley’nin da vurguladığı gibi, HIV alanındaki kazanımları korumak ve ilerletmek, laboratuvarlardan kliniklere, aktivist mücadelelerden toplumsal dayanışmaya uzanan ortak bir çaba gerektiriyor ve #CROI2026 bunun herkesçe anlaşıldığı bir konfrerans oldu. Fakat konferans kapsamında dikkatimi çeken ve beni kişisel olarak rahatsız eden bir hususu daha, giriş notunda paylaştığım sorumluluk gereği buraya almayı ödev biliyorum. CROI, ilaç üreticisi firmaların görünürlüğünü sınırlamakta ve kısıtlamakta hayli dikkatli ve katı olsa da belirli bir firmanın adını neredeyse her sunumda açıkça duymak oldukça rahatsız ediciydi. Söz konusu bu firma, ABD fon kesintilerinin oluşturduğu boşluğu kendi ilaçları ve pazarlama stratejisi için kontrolsüzce kullanan bir aktör izlenimi veriyordu, ki bu durum, sadece #CROI2026 için değil her kapsamda ve düzeyde bilimsel etkinlik açısından tedirgin edici bir tablo. Çünkü bilim merakın, şüphenin ve rekabetin birlikte çalıştığı bir ekosistemdir. Bir laboratuvarın bulduğu sonuç diğer laboratuvar tarafından sınanır. Bir yaklaşım başka bir yaklaşım tarafından zorlanır. İlaç geliştirme alanında da gerçek ilerleme tam olarak bu çoğul rekabetten doğar. Bu nedenle bir hastalığın tedavisine, hatta daha da önemlisi kür araştırmalarına dair umutların fiilen tek bir firmanın pazarlama stratejisine teslim edildiği bir tablo ortaya çıktığında, orada yalnızca etik bir sorun değil, bilimsel bir risk de oluşur. Tüm saha, bir şirketin oyun alanına dönüştüğünde, bilimsel rekabet zayıflar, eleştirel denetim daralır ve en önemlisi insanlığın ortak bir umudu, ticari önceliklerin gölgesinde kalabilir. HIV alanı, tarihsel olarak aktivistlerin, bilim insanlarının ve toplumun birlikte kurduğu bir mücadele alanıdır. Bu alanın geleceğinin herhangi bir şirketin stratejik hesaplarına indirgenmesine izin vermek, yalnızca bugünün değil yarının bilimsel ilerleme ihtimallerini de daraltmak anlamına gelir. Gerçek ilerleme, tek bir aktörün değil, özgürce yarışan fikirlerin ve ortak sorumluluk bilincinin ürünü olabilir ancak. Tam Referans Listesi Reisner S ve ark. HIV Incidence in a Nationwide Cohort of Transgender Women in the United States and Puerto Rico. #CROI2026, abstract 192 Kates J, Richterman A, Vlatru L. Sleepless in Denver: Impact of Funding Changes on HIV Care. #CROI2026 Molina J-M. ANRS Prévenir final results. #CROI2026 AJMC. Sustained HIV viral suppression restores immune potential. #CROI2026, EATG aracılığıyla Vlatru L. Service disruptions in KwaZulu-Natal. #CROI2026 Lewin S. Thirty Years of Persistence, Progress, and Partnerships in HIV Cure Science. #CROI2026 Bernard Fields Lecture Richard J ve ark. A Posttranscriptional Block Limits HIV Env Expression in Reactivated Cells From PWH on ART. #CROI2026 Sax P. Two Things Can Be True: The FDA Process Was Inconsistent, and the mRNA Vaccine Data Were Disappointing. NEJM Journal Watch Chomont N. #CROI2026 öncesi röportaj. AJMC RIO trial results. #CROI2026, Sidaction aracılığıyla Sundquist W. HIV capsid and lenacapavir development. #CROI2026 Cox S. PURPOSE 1 and PURPOSE 2 resistance data. #CROI2026 MK-8527 dose selection data. #CROI2026 Wikipedia. Martin Delaney (activist). https://en.wikipedia.org/wiki/Martin_Delaney_(activist) UNAIDS. In Memory of Martin Delaney: The Founder of Project Inform. 27 Ocak 2009. https://www.unaids.org/en/resources/presscentre/featurestories/2009/january/20090127delaney Los Angeles Times. Martin Delaney dies at 63; crusader for patients with AIDS. 27 Ocak 2009. https://www.latimes.com/local/obituaries/la-me-martindelaney27-2009jan27-story.html Treatment Action Group. Martin Delaney, 1945–2009: Life and Work of an AIDS Activist. https://www.treatmentactiongroup.org/resources/tagline/tagline-2009/martin-delaney-1945-2009/ Staley P. Martin Delaney Lecture. #CROI2026 Baptiste S. Strategic and Resilient Responses to the Funding Crisis Across Africa. #CROI2026 Bekker L-G. The ART of Prevention: People, Science, Progress. #CROI2026 Sax P. Some Ruminations on CROI — Still the Best HIV Meeting. NEJM Journal Watch NATAP. Statement of Anthony S. Fauci, M.D. on the Death of Martin Delaney. 23 Ocak 2009. https://natap.org/2009/HIV/012609_03.htm www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- CROI’de Türkiye’den İlk Poster. Ahmet Çağkan İnkaya ve Çalışma Arkadaşlarının Hepimizi Gururlandıran Başarısı
Herkes için ve herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak her fırsatta söylediğimiz gibi: HIV biliminde ve küresel akademik temsiliyette en büyük engel sadece veri üretmek değil, o verinin dünyanın en prestijli kürsülerine taşınmasının önündeki görünürlük ve temsil bariyerleridir. Hacettepe Üniversitesi’nin çalışkan ekibinin imza attığı bu bilimsel başarı, bize göre Türkiye’nin HIV bilimindeki temsil bariyerlerinin aşılması ve uluslararası görünürlüğümüzün artması konusunda tüm Türkiye’ye cesaret verme potansiyeli taşıyor. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian, Topluluk Yazarı ve Sivil Toplum Gönüllüsü Yayın tarihi; Şubat 22, 2026 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org HIV Biliminin Zirvesi CROI Bu Yıl Denver’da Denver, Colorado’da düzenlenen ve HIV araştırmaları alanında dünyanın en önemli bilimsel buluşması kabul edilen CROI 2026’yı (Conference on Retroviruses and Opportunistic Infections), Kırmızı Kurdele İstanbul olarak burslu statüde, pek çok uluslararası konferansta olduğu gibi takip ediyoruz. CROI, sadece sunulan verilerin kalitesiyle değil, HIV tedavi ve önleme stratejilerini kökten değiştiren "oyun değiştirici" çalışmaların ilk kez açıklandığı yer olmasıyla da bilinir. Burada bulunmak, küresel bilim topluluğunun bir parçası olarak en güncel keşifleri birinci elden dinlemek ve bu bilgileri Türkiye’deki topluluğumuza en doğru şekilde aktarmak anlamına geliyor. www.kirmizikurdele.org Olarak CROI’de Neyi Takip Ediyoruz? Bildiğiniz gibi Kırmızı Kurdele İstanbul, kurulduğu günden bu yana "B eşittir B" (Belirlenemeyen eşittir Bulaşmayan) ilkesinin vb. komünite, bilim iş birliklerinin öncü savunucusu ve fark yaratanı olarak HIV ile yaşayanların yaşam kalitesini ve haklarını odak noktasına alarak hareket etti. Bu kapsamda CROI 2026’da; yeni nesil uzun etkili Antiretroviral Tedavi (ART) seçeneklerini, HIV ile yaşlanma sürecindeki komorbiditelerin yönetimini ve damgalanma (stigma) ile mücadelede bilimin sunduğu yeni kanıtları yakından izliyoruz. Ayrıca, küresel sağlık politikaları, tedaviye erişimdeki eşitsizlikler ve HIV finansmanının geleceği gibi halk sağlığını doğrudan ilgilendiren oturumlar, savunuculuk faaliyetlerimizin bilimsel temelini oluşturmak adına takibimizde bulunuyor. CROI Tarihinde Türkiye’den İlk Poster: Hacettepe Üniversitesi’nden Ahmet Çağkan İnkaya ve Çalışma Arkadaşlarının Hepimizi Gururlandıran Başarısı Bu yılki konferansın bizim için en gurur verici anlarından biri, poster alanında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı çalışmaya tanıklık etmek oldu. Poster Session-J3: 634 numaralı çalışma, "HERV-K env Upregulation in Lymphoma Cells Under Antiretroviral-Chemotherapeutic Exposure" başlığını taşıyor. Çalışmada, HIV ilaçları (Dolutegravir ve Doravirine) ile kemoterapötik ajanların (Doxorubicin ve Vincristine), lenfoma hücre hatlarındaki endojen retrovirüs (HERV-K) ekspresyonu üzerindeki etkileri incelenmiş. Özellikle kemoterapinin HERV-K env ekspresyonunu ciddi oranda artırdığı ve HIV ilaçlarının bu süreci modüle edebildiği sonucuna varılan araştırma, HERV-K’nın lenfomada hem bir biyobelirteç hem de potansiyel bir tedavi hedefi olabileceğine dair kritik veriler sunuyor. Bu Kabul Türkiye İçin Neden Önemli? CROI, kabul oranlarının son derece düşük olması ve bilimsel hakem sürecinin katılığı nedeniyle, Türkiye’den gelen başvuruların kabul edilmesinde tarihsel olarak büyük bir bariyer oluşturmuştu. Hacettepe Üniversitesi ekibinin bu başarısı, Türkiye’nin HIV bilimi alanında sadece "bilgi tüketicisi" değil, artık küresel düzeyde "bilgi üreticisi" olarak da tanındığının en somut göstergesidir. Bu posterin sunumu, akademik temsiliyetimizin güçlenmesinin yanı sıra, Türkiye’deki araştırmacıların uluslararası bilim arenasında daha görünür olması ve gelecekteki iş birlikleri için bir kapı aralanması açısından tarihi bir eşiktir. Bilimle Gelen Umut ve Gelecek Projeksiyonu Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve çalışma arkadaşlarının bu nitelikli araştırması, HIV ile ilişkili kanserlerin mekanizmasını anlamak adına literatüre değerli bir katkı sunarken, Türkiye’deki diğer bilim insanları için de bir motivasyon kaynağı oluşturmaktadır. Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, Türkiye’den gelen bilimsel çalışmaların bu denli prestijli platformlarda daha fazla yer bulmasını umut ediyor; akademik başarının toplumsal savunuculukla birleştiği bir gelecek hayal ediyoruz. Bu tarihi adımın, hem ülkemiz hem de bölge ülkeleri için bilimsel bir liderlik vizyonunun başlangıcı olmasını temenni ediyoruz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- HIV ve AIDS’e karşı küresel ortak mücadeledeki güncel durum hakkında bilinmesi gereken dokuz (+1) gerçek
Aralık ayındaki jübile duyurusunda daha çok yazacağını belirten gönüllümüz, küresel HIV AIDS yanıtının önde gelen isimlerinden olan gönüllümüz Arda Karapınar'dan oldukça kapsamlı, gerek konuya hâkimiyet, gerek edebi nitelikleri açısından oldukça güçlü, türünün iyi örneklerinden olan yazısının Türkçe versiyonunu, herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org 'de de paylaşmak istedik. Konu ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilenen hekim, akademisyen, sağlık profesyoneli, aktivist, STK profesyoneli, gönüllüsü vb. herkesin okuması gerektiğine inandığımız bu yazıyı okuyacak herkese iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb X/Twitter: @MAPanosian I Instagram: @minasardapanosian -- Görseldeki yıpranmış kırmızı kurdele tasarımı ©PäN-- Kaynak gösterilerek ve yazarı etiketlenerek yapılacak alıntılar için izine gerek yoktur. HIV ve AIDS’le küresel ortak mücadeleyi salt medikal bir mesele olmaktan çok, daha kapsayıcı bir perspektiften bakarak, insanı asli sebeplerine ve yaşam amaçlarına yaklaştıran bir haysiyet mücadelesi olarak anlamlandırmayı tercih ediyorum şahsen. Çünkü her yeni gün, yeryüzünün çeşitli yerlerinde soluyan milyonlarca insan, hayatlarını sağlıklı, haysiyetli ve hayata katılım fırsatları bakımından herkesle eşit imkânlarla sürdürebilmek için bilime, adalete, dayanışmaya, ortak vicdana yaslanıyor, sığınıyor ve bu ortak değerlerden medet umuyor. Bir Arda Karapınar - Panosian yazısı Ancak kırk yılın ortak gayretlerinin doğal — ama beklentilerin altında kalan — neticesi olarak tanımlayabileceğimiz ilerleme, gündelik siyasetin ve onun değirmenine su taşıyan kahir ekseriyetin “öteki” paranoyası sebebiyle bir hayli yavaşladı. Daha doğrusu, akamete uğradı ve makara geriye sarmaya başladı. İşte tam da bu nedenle ve bu noktada, bu mühim konuya dikkat çekmek gerektiği inancıyla: HIV ve AIDS’e karşı küresel ortak mücadeledeki güncel durum hakkında — bence — bilinmesi gerekenleri yani benim gözümden güncel durumu, karanlıkta yolumuzu bulmamıza yardım edebilmesi, tünelin ucundaki ışığa yeniden kavuşmak için neler yapmamız gerektiği üzerine birlikte kafa yormak umuduyla yazmak istedim. Meraklısına iyi okumalar. HIV ile yaşayanlar için el kitabı "Tedavini Ol, Hayatını Yaşa" yayımda. 1. AIDS’i sonlandırma hedefinin kendisinden de hedefe varabileceğimize dair inancımızdan da uzaklaştık, ortak mücadelede ilerleme duraksadı. Yeryüzü genelinde 2010–2024 yılları arasında yeni HIV olguları %40, AIDS’e bağlı ölümler ise %56 oranında azaldı. Bilimsel gelişmelerle uyumlu ortak mücadelenin bu övünebileceğimiz çıktısı bir tarafta dururken, diğer tarafa baktığımızda ise sadece 2024 yılında 1,3 milyon yeni HIV olgusu ve 630.000 — önlenebilir — ölüm raporlandığını göreceğiz. Bu veriler UNAIDS’in 2025 yılında AIDS ile ilişkili ölümleri 250.000’in altına düşürme hedefinin bir hayli gerisinde olduğumuzu gösteriyor. Siyasi istikrarsızlık, ulusal sağlık sistemlerinin zayıflığı ve tedaviye erişim gibi temel insan haklarına saldıran yükselen aşırılığın normalleşmesiyle hızlanan ve yoğunlaşan damgalama, sağlık hizmetlerine erişimi ciddi biçimde zorlaştırıyor, hatta engelliyor. Bu da, çok büyük ekonomik ve psikolojik maliyetlerle elde edilen kırk yıllık kırılgan kazanımların çok kısa sürede ve ıslahı zor bir biçimde kaybına yol açıyor. 2. Tanı ve tedavi konularında yürünülmesi gereken hâlâ çok yol var ve 95–95–95 hedefi yolunda nefesimiz tıkandı. Güncel istatistiklere göre 2024 yılında dünya genelinde HIV ile yaşayanların %87’si bundan haberdar, bu %87’nin %77’si virüs baskılayan ve bulaş engelleyen HIV tedavisi ilaçları kullanıyor ve bu %77’nin yalnızca %73’ünde virüs baskılanmış durumda. Yani insanlık **95–95–95 hedefleri zincirinin hiçbir halkasında %95 hedefine ulaşamadı. Çünkü HIV ve AIDS, gezegeni birbirimize zindan etmek için kullandığımız konuların önde gelenlerinden ve buna bağlı olarak milyonlarca insan damgalanma, mahremiyet ve ifşa edilme korkusu sebebiyle hâlâ test yaptırmıyor ya da tanı aldıktan sonra virüs baskılayan ve *kondomsuz ilişkilerde bulaş engelleyen ilaç tedavisine başlayamıyor. Ayrıca tedavide devamlılık sorunu, ilaca erişimdeki eşitsizlikler ve kırsal bölgelerde uzman hekim yetersizliği... Yazının devamını yazarın Medium sayfasında, buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb AIDS’siz Bir Gelecek Hâlâ Mümkün Mü?
- İzmir’de HIV Testine Erişimin Yeni Yolu: Ege Üniversitesi Test Polikliniği
Herkes için ve herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak her fırsatta söylediğimiz gibi: HIV ve cinsel yolla bulaşabilen enfeksiyonlarda (CYBE) en büyük engel testin kendisi değil, teste ulaşırken karşımıza çıkan bürokratik, toplumsal ve psikolojik bariyerler. Ege Üniversitesi’nin çalışkan ve üretken ekibinin geliştirdiği bu yenilikçi ve Türkiye'de ilk kez uygulanan yaklaşım, bir www.kirmizikurdele.org ekibine göre HIV ve CYBE testleri konusundaki bariyerlerinin aşılması konusunda sadece İzmir'e değil tüm Türkiye'ye örnek olma potansiyeli taşıyor. Detaylar #hivbilgisi yazımızda. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: kirmizikurdele.org #hivbilgisi kolektif çalışma Yayın tarihi; Şubat 5, 2026 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org İzmir’de HIV ve viral hepatit testlerine ulaşmak artık çok daha hızlı ve zahmetsiz. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü bünyesinde hizmet vermeye başlayan "Test Polikliniği" , hastane ortamındaki o bildiğimiz yoğunluk ve karmaşadan uzak, tamamen "test odaklı" bir süreç sunuyor. 10 Dakikada Test, Sıfır Bekleme Hastaneye gitmekten çekinen, poliklinik sıralarında vakit kaybetmek istemeyen veya "Acaba durumumu uzun uzun anlatmak zorunda kalır mıyım?" endişesi taşıyanlar için bu yeni model oldukça rahatlatıcı. Ege Üniversitesi Tip Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, bu polikliniğin kuruluş amacını şu sözlerle özetliyor: "İnsanları hastane kuyruklarında bekletmeden, hekime durumu uzun uzun anlatmak zorunda bırakmadan bu süreci yönetmeyi hedefledik." Bu sistemde başvuran kişiler, klasik poliklinik sırasına girmeden doğrudan kan verme birimine yönlendiriliyor ve tüm test süreci yaklaşık 10 dakika içinde tamamlanıyor. Sadece HIV Değil, Geniş Kapsamlı Tarama Tepecik gibi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM) genellikle sadece HIV odaklı hizmet verirken, Ege Üniversitesi’ndeki bu model kapsamı biraz daha genişletiyor. Test Polikliniği'nde şu testler bir arada yapılabiliyor: HIV Hepatit B Hepatit C Sifiliz (Frengi) Özellikle Hepatit C’nin artık tamamen tedavi edilebilir bir enfeksiyon olduğunu ve Hepatit B’de erken teşhisin aile içi bulaşı önlemedeki kritik rolünü hatırlarsak, bu geniş kapsamlı taramanın halk sağlığı açısından ne kadar değerli olduğu daha net anlaşılıyor. Süreç Nasıl İşliyor? Gizlilik ve hızı ön planda tutan sistemin işleyişi oldukça basit: Randevu işlemleri: İnternet üzerinden "Ege Üniversitesi randevu" araması yaparak ilgili sayfadan Enfeksiyon Hastalıkları bölümü altındaki "Test Polikliniği" seçeneğinden randevu alınıyor. Kayıt süreci: Başvuru anında sadece telefon numarası kaydediliyor ve hızlıca barkod oluşturuluyor. Kan verme prosedürü: Yüz yüze uzun görüşmeler veya muayene süreci olmadan doğrudan kan verme işlemine geçiliyor. Sonuç bildirimi: Eğer sonuçlarda herhangi bir farklılık (pozitiflik) saptanırsa, verilen telefon numarası üzerinden kişiyle iletişime geçilerek gerekli danışmanlık ve tedavi süreci için hastaneye davet ediliyor. Bu Hizmet www.kirmizikurdele.org ' ye Göre Neden Önemli? Herkes için ve herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org , test hizmetlerinin anonim, hızlı ve kolay ulaşılabilir olmasını savunuyoruz. Ege Üniversitesi’nin bu uygulaması, özellikle hastane fobisi olan veya zaman darlığı nedeniyle testini erteleyen bireyler için müthiş bir fırsat. Şu an için günlük 10 kişilik olan kontenjanın, talebe göre artırılması planlanıyor. Unutmayın; erken tanı sadece tedaviye erken başlamanızı sağlamaz, aynı zamanda toplum sağlığını korumanın da en etkili yoludur. Eğer İzmir’deyseniz ve HIV testinizi ertelemek için bahaneleriniz varsa, artık o bahanelerin geçerliliği kalmadı. Ege Üniversitesi Test Polikliniği sizi bekliyor! Özetle: 🩸 Merkezde yapılan testler: HIV Hepatit B Hepatit C Sifiliz 📅 Merkezde test hizmeti usülü: Randevulu 🌐 Randevu için internete “Ege Üniversitesi randevu” yazmanız, ➡️ Enfeksiyon Hastalıkları bölümünü ve ➡️ Test Polikliniğini seçmeniz yeterlidir. 👥 Merkezi günlük test kontenjanı: 10 kişi 💉 Randevu alan kişiler doğrudan kan verme işlemi için başvurur. 🙅♀️ Yüz yüze görüşme olmadan test süreci tamamlanır. 📞 Test sonuçlarında herhangi bir sorun saptanması durumunda kişilerle telefon ile iletişime geçilir. Merkeze gitmeden önce iletişime geçerek çalışma saatleri, adres vb. bilgileri teyit etmenizi tavsiye ediyoruz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- Dünya AIDS Günü 2025 ortak bildirisi; AIDS’siz Bir Gelecek Hâlâ Mümkün Mü?
Bir kolektif hafıza inşâsı çabası olarak, 2017 yılından bu yana düzenli olarak yayınladığımız Dünya AIDS Günü ortak bildirisinin bu yılki başlığı; AIDS’siz Bir Gelecek Hâlâ Mümkün Mü? Kırmızı Kurdele İstanbul ve Pozitif Yaşam Derneği ortak imzasıyla duyurulan Dünya AIDS Günü 2025 Ortak Bildirisi 'nde, küresel ortak HIV cevabını felç eden fon kesintilerinin ve politik ilgisizliğin sebep olduğu yılgınlık atmosferini aşmada sivil toplumun rolüne vurgu yaptık ve önerilerimizi paylaştık. " AIDS’siz Bir Gelecek Hâlâ Mümkün Mü?" başlıklı Dünya AIDS günü 2025 Ortak Bildirisini bu sayfada okuyabilir, buraya tıklayarak PDF versiyonunu indirebilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü H. Yayın tarihi; Kasım 25, 2025 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. Dünya AIDS günü 2025 Ortak Bildirisi; AIDS’siz Bir Gelecek Hâlâ Mümkün Mü? 1 Aralık Dünya AIDS Günü 2025 Ortak Bildirisi 1 Aralık Dünya AIDS Günü, AIDS ile ilişkili ayrımcılık, damgalama, ötekileştirme gibi her biri önlenebilir sebeplere bağlı olarak yitirdiğimiz insanları hatırlamak, damgalama ve ayrımcılığı sona erdirmek için verilen küresel, bölgesel ve kişisel mücadeleleri onurlandırmak ve herkes için AIDS’siz bir geleceği hep birlikte inşa etmek için bir toplanma çağrısıdır. Ancak bir Dünya AIDS Günü’nde daha, 1981’den beri hayatımızda olan AIDS etrafındaki eşitsizliklerin azalması şöyle dursun, büyük bir hızla artışına tanıklık ediyoruz. Oysa bilimsel alandaki gelişmeler oldukça olumlu. Bu gelişmeler, AIDS’in bir halk sağlığı tehdidi olarak 2030 yılına kadar sona erdirilmesi hedefine ulaşmanın gayet mümkün olduğunu doğruluyor. Bugün; günde sadece tek tablet ve hatta uzun süre etkili enjeksiyonlar biçimini alan etkin ilaç tedavisi (ART), etkin bir bulaş önleyici olarak PrEP/TÖP ve en önemlisi, etkin tedavi altındaki HIV pozitiflerin cinsel partnerlerine virüsü bulaştırmayacağını bilimsel olarak kanıtlayan Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) gibi güçlü ve etkililikleri tartışılmaz araçlara sahibiz. Öyle ki Dünya Sağlık Örgütü, HIV ilaç tedavisi ve Belirlenemeyen = Bulaştırmayan sayesinde cinsel yolla HIV bulaş riskinin sıfır olduğunu ve bunun dünya genelinde sıfır yeni HIV olgusu hedefine ulaşmadaki en etkili araç olabileceğini resmî olarak ilan etmiş durumda. .: #hivbilgisi okuma önerisi: Dünya AIDS Günü hakkında kısa kısa. Anlamı, mesajı, önemi ve 2025 yılı teması. Sembolü neden kırmızı kurdele? : . Ancak politik ve sosyal alanlar, bilim ile eş zamanlı ilerlemeler sunmaktan bir hayli uzak. Küresel AIDS cevabı, kendi tarihinin en ciddi gerilemesi ve koordinasyon kaybı ile karşı karşıya. Geniş ölçekli ve yaygın fon kesintilerine ek olarak insan hakları ortamının kötüleşmesi, en temel önleme ve tedavi hizmetlerini dahi aksatmaya başladı. OECD projeksiyonlarına göre 2025 yılında, 2023’e kıyasla %30 ila %40 oranında fon kaybı görülecek. UNAIDS’in modelleme çalışması ise önleme çabalarının kesintilerden önceki seviyesine getirilmemesi durumunda 2025 ile 2030 yılları arasında daha önce öngörülenlere ek 3,3 milyon yeni HIV olgusunun ortaya çıkabileceğini öngörüyor. Yani fon ve politik iradesizlik krizi, AIDS ile küresel ortak mücadelede uzun yılların sistemli çalışmaları sonucu kazanılan ilerlemenin kırılganlığını göstermekle kalmayıp bu kazanımların hızla kaybına sebep oluyor. Bu politik ilgisizliği ve iradesizliği uzun yıllardır deneyimleyen Türkiye ise, tıpkı yoğun etkileşimde olduğu MENA ve EECA bölgeleri gibi, yeni HIV olgularının ve HIV ile ilişkili damgalama, ayrımcılık ve buna bağlı hak ihlallerinin yükseldiği bir ülke olmaya devam ediyor. Yani; damgalama, ayrımcılık ve temel insan hakları ihlalleri, AIDS’in sona erdirilmesi hedefinin önünde hâlâ en büyük engel. UNAIDS 2024 Küresel AIDS Güncellemesi, 42 ülkede insanların en az %47’sinin HIV ile yaşayanlar aleyhinde ayrımcı tutumlar bildirdiğini, bunun 2025 hedefinin neredeyse beş katı olduğunu vurguluyor. Küresel HIV ile Yaşayanlar Ağı (GNP+) tarafından yayınlanan Damgalama Ölçeği (Stigma Index) 2.0 Raporu ise HIV ile yaşayanların en az %13’ünün en temel tedavi hizmetlerine erişirken; yani en güvenilir alanlar olması gereken hastanelerde dahi damgalandıklarını söylüyor. Bütün bunlar bir kez daha gösteriyor ki, küresel AIDS hedeflerine ulaşmak sadece ve sadece sivil toplumun eşit haklara ve kaynaklara sahip bir paydaş olarak tüm süreçlere dâhil edilmesiyle ve özneleri merkeze alan, insan hakları temelli bir yaklaşımla mümkün olabilir. Ancak tablo bunun tam tersi. Tamamen kesilen ya da azalan fonlar, HIV önleme, destek ve farkındalık çalışmalarının bel kemiği olan sivil toplumun çözüm üretme ve hizmet sunma çabalarını büyük oranda zayıflatmış durumda. - Çağa ve Akla Uygun Bir AIDS Cevabı için HIV Sivil Toplumunun Önerileri Bu olumsuz tabloya rağmen, ülkemizin potansiyeline ve milletimizin zorlukları aşmayı bilen mücadeleci karakterine yakışır bir başarı hikâyesi yazabileceğine dair inancımızı ve bu başarı hikâyesine yüksek katkı verme motivasyonumuzu Dünya AIDS Günü vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz. Bu bağlamda, tüm paydaşları başarılı bir AIDS cevabı için aşağıdaki önerilerin hayata geçirilmesi konusunda ortak savunuculuğa davet ediyoruz: Kendin yap/kendi kendine HIV testlerinin önündeki yasal engellerin kaldırılarak HIV testlerine erişimin kolaylaştırılması, Önemli ve yaygın bir önleme aracı olan PrEP/TÖP’ün, HIV ile mücadelede başarılı olmuş ülkelerdeki gibi kolayca erişilebilir hâle getirilmesi, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan gibi bilimsel konsensüslerin resmî tedavi rehberlerine dâhil edilmesi ve bu güçlü mesajın hem sağlık sistemi hem de halk sağlığı perspektifinde yaygınlaşması, Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı’nın günün ihtiyaçlarına göre yenilenmesi, eylem planının hazırlanması ve ortak hedeflere uyumlu sivil toplum faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için kamu bütçesinden kaynak aktarılması. Çünkü AIDS’siz, ayrımcılık ve damgalamasız bir nesil hedefi hepimizin ortak hedefi ve sorumluluğudur. Hep birlikte çalışır, öznelere hak ettikleri değeri verir ve onları hareketin liderliğine konumlandırırsak hem eşitsizlikleri hem de AIDS’i sonlandırabiliriz. Kırmızı Kurdele İstanbul & Pozitif Yaşam Derneği www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb HIV kriminalizasyonu (HIV’i suçlaştırma) nedir?
- Dünya AIDS Günü hakkında kısa kısa. Anlamı, mesajı, önemi ve 2025 yılı teması. Sembolü neden kırmızı kurdele?
1 Aralık Dünya AIDS Gününün önemi ve anlamı nedir? Ortaya çıkışı, kısa tarihçesi, hatırlattıkları, önerileri ve 2025 teması. Sembolü neden kırmızı kurdele? Herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org 'den 1 Aralık Dünya AIDS Günü hakkında herkes için bir #hivbilgisi yazısı. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü H. Yayın tarihi; Kasım 11, 2025 Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org 1 Aralık Dünya AIDS Günü, HIV ve AIDS konusunda farkındalık yaratmayı, HIV ile yaşayanlara ve HIV ile yaşayan kişilerle yaşayanlara (aile vb.) destek mesajı vermeyi ve AIDS’e bağlı hastalıklar sebebiyle hayatlarını kaybedenleri anmayı amaçlayan toplumsal bir gün. Birleşmiş Milletler tarafından 1988 yılında duyurulan 1 Aralık Dünya AIDS Günü HIV ve AIDS ile mücadelede evrensel bir çağrı. Tüm bunlarla beraber 1 Aralık Dünya AIDS Günü elbette yalnızca bir anma günü değil; aynı zamanda HIV’in toplumsal etkilerine, bilimsel gelişmelere ve insan haklarına dair farkındalık oluşturma fırsatı. 1 Aralık Dünya AIDS Günü, HIV ile yaşayan kişilere yönelik ayrımcılıkla mücadele etmeyi, HIV ve AIDS ile ilgili bilimsel gelişmeleri desteklemeyi, Korunma, test ve tedavi hakkında bilgilendirmeyi, AIDS 'e bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedenleri anmayı hedefliyor . Çünkü maalesef HIV ve AIDS sadece Türkiye'de değil Dünya genelinde hala yanlış ve eksik bilgi, tabu, dedikodu ve önyargılarla ele alındığı için engellenmesi hiç de zor olmayan sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açıyor. -1 Aralık Dünya AIDS Gününün hatırlattıkları 1 Aralık Dünya AIDS Günü insanlara şu önemli gerçekleri hatırlatmayı hedefliyor; -HIV pozitif kişiler herkesle eşit haklara sahiptir. H IV, hiçbir bir insanın değerini, anayasal haklarını veya hak ettiği sevgi saygıyı azaltmaz. -Belirlenemeyen = Bulaştırmayan , B eşittir B, B=B: Düzenli HIV ilaç tedavisi ile kanlarındaki virüs yükü belirlenemeyen seviyeye baskılanan HIV pozitif kişilerin, ilaç tedavisine tam uyum ve tam sadakatle devam ettiği ve bu seviyeyi koruduğu sürece -kondomsuz ilişkilerde bile- partnerlerine HIV bulaştıramayacaklarını, bulaş riskinin SIFIR olduğunu ifade eden bir bilimsel gerçektir. ( Detaylar için tıklayın ) -Tedbir, bilinç ve #HIVbilgisi hayat kurtarır: Doğru ve güncel #hivbilgisi temelinde bilinçli davranmak, HIV’in yayılmasını önlemek için en büyük öneme sahiptir. -Damgalama ile mücadele etmek hepimizin sorumluluğudur: HIV ile yaşayan kişilere yönelik ayrımcılık, yalnızca bireyleri değil, toplumları da olumsuz etkiler. -1 Aralık Dünya AIDS Gününde siz neler yapabilirsiniz? #HIVbilgisi edinin ve paylaşın: HIV’in olası bulaş yollarını, korunma yöntemlerini ve tedavi seçeneklerini öğrenerek çevrenizde doğru #hivbilgisi’ni paylaşın. Bir kırmızı kurdele takın: Bu basit ama güçlü sembol, HIV ile yaşayan kişilere desteği ve HIV ile mücadelede dayanışmayı ifade eder. HIV testi yaptırın: Düzenli test, erken teşhis ve tedavi için kritik önem taşır. Teste gidin ve çevrenizi de teşvik edin. HIV ile yaşayanları destekleyin: HIV kaynaklı ayrımcılık damgalama ve ile mücadele etmek için HIV ile yaşayanların sesini yükseltmesine ve doğru #hivbilgisi'nin yaygınlaşmasına destek olun. - 1 Aralık Dünya AIDS Gününün ortaya çıkışı ve çok kısa tarihçesi Dünya genelinde tahminen 41 milyon, Türkiye'de resmi verilere *58 binin üzerinde, tahmin edilen rakamlara göre ise en az 100 binin üzerinde kişi HIV ile yaşamakta. Yine Dünya genelinde son 40 yılda 35 milyondan fazla insan AIDS tablosu içerisinde oluşabilen bazı hastalıklar nedeniyle hayatlarını kaybetmiştir. Bu basit veriler bile HIV'i, yakın tarihin en ciddi salgınlarından birinin öznesi haline getirmiştir. * T.C. Sağlık Bakanlığı, Bulaşıcı Hastalıklar ve Erken Uyarı Daire Başkanlığı , Kasım 2025 Dünya AIDS Günü buna bağlı olarak , 1988 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Programı (UNAIDS) tarafından ilan edildi. O dönemde HIV salgını dünya çapında hızla yayılıyordu ve toplumlar kısa zamanda krize dönen bu duruma hazırlıksız yakalandılar. İlk başlarda yalnızca sağlık çalışanlarına yönelik bir farkındalık günü olarak tasarlanan 1 Aralık Dünya AIDS Günü yıllar içinde toplumsal bir farkındalık gününe dönüştü. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org Teması her yıl farklılık gösteren bugün, HIV önleme, tedaviye erişim, damgalama ile mücadele ve insan haklarına odaklanır. Örneğin; 2025 yılı teması UNAIDS tarafından “Kesintileri Aşmak, AIDS Yanıtını Dönüştürmek” (Overcoming disruption, transforming the AIDS response) olarak belirlendi. Geçmiş yıllarda, Birleşmiş Milletler, UNAIDS ve yerel sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen kampanyalar, genellikle eşitlik, tedaviye erişim ve ayrımcılık karşıtı mesajlar etrafında şekillendi. Örneğin, 2018'deki "Know Your Status" (Durumunu Bil) teması, HIV testi yaptırmanın önemine vurgu yaparak küresel ölçekte test kampanyalarına ilham verdi. 2020'de COVID-19 pandemisinin etkisi altında düzenlenen etkinliklerde ise HIV ve AIDS ile mücadelenin pandemiye rağmen devam etmesi gerektiği vurgulandı ve sanal etkinlikler yaygınlaştı. Bu özel günün mesajlarının yayılmasında Ünlüler de her zaman önemli rol oynadılar. Örneğin geçmiş yıllarda Elton John, Lady Gaga ve Prens Harry, Oprah Winfrey, Rihanna gibi isimler, HIV ve AIDS ile yaşayan kişilere desteklerini dile getiren mesajlar yayınlayarak milyonlara ulaştılar. 2015 yılında, aktör Charlie Sheen , kendi HIV tanısını paylaşarak farkındalık yaratırken, HIV ile ilgili damgalanmayı sonlandırmak adına da güçlü bir mesaj verdi. Ayrıca özellikle son yıllarda birçok özel şirket, kırmızı kurdele ışıklandırmaları, HIV temalı defileler, konserler ve sosyal medya kampanyalarıyla mücadeleye destek olmaya çalıştı. -Sembol neden kırmızı kurdele? Kırmızı kurdele sembolü İlk olarak 1991 yılında, on iki sanatçının New York'taki düzenlenen HIV farkındalığı amaçlı bir sanat organizasyonu olan Visual AIDS kapsamında, HIV ile yaşayan insanlar için farkındalık ve desteği ifade etmek üzere tasarlandı. Bu on iki sanatçı HIV ile yaşayanlar için şefkatin görsel bir ifadesini yaratmak istiyorlardı ve cesareti tutkuyu ve sevgi ifade eden sembolik çağrışımları nedeniyle kırmızıyı seçtiler. -1 Aralık Dünya AIDS Günü 2025 Teması 1 Aralık Dünya AIDS Günü 2025 yılı teması UNAIDS tarafından “Kesintileri Aşmak, AIDS Yanıtını Dönüştürmek” (Overcoming disruption, transforming the AIDS response) olarak belirlendi. 2025 yılı, HIV ile mücadelede küresel hedeflere (95-95-95 hedefleri) ulaşılması beklenen kritik bir dönemeçti. Ancak UNAIDS’in yayınladığı son raporlar, uluslararası fonlardaki kesintilerin ve küresel dayanışmadaki azalmanın, bugüne kadar elde edilen kazanımları risk altına soktuğuna işaret ediyor. Bu nedenle 2025 teması, mevcut krizlerin ve hizmet aksamalarının üstesinden gelerek, HIV ile mücadele stratejilerinin (AIDS yanıtının) daha sürdürülebilir ve dirençli bir yapıya dönüştürülmesi gerekliliğine odaklanıyor. Bu yılki bildirinin temel mesajı; finansman açıklarının yarattığı tehditlere rağmen, dirençlilik, yatırım ve inovasyonun küresel dayanışma ile birleştiğinde AIDS'i sona erdirmek için hala bir yol sunduğudur. Bu yılki temada öne çıkan ve savunuculuğu yapılan öncelikli noktalar şunlardır: Hizmet Kesintilerinin Giderilmesi: Özellikle önleme, test ve tedavi hizmetlerinde fon yetersizliği nedeniyle yaşanan aksamaların acilen giderilmesi. Finansmanın Sürdürülebilirliği: Yerel ve uluslararası kaynakların, HIV ile mücadeleyi kesintisiz sürdürebilecek düzeyde artırılması ve akılcı kullanılması. Eşitsizliklerle Mücadele: Kırılgan grupların (kadınlar, çocuklar ve anahtar popülasyonlar) sağlık hizmetlerine erişimindeki engellerin kaldırılması ve insan haklarının korunması. Topluluk Liderliğinin Güçlendirilmesi: HIV yanıtının merkezinde yer alan topluluk liderliğindeki hizmetlerin, kriz dönemlerinde de desteklenmeye devam etmesi. 1 Aralık 2025, sadece bir farkındalık günü değil, aynı zamanda küresel sağlık sistemlerini dönüştürmek ve 2030'da AIDS'siz bir dünya hedefine giden yolda kaybedilen ivmeyi yeniden kazanmak için acil bir eylem çağrısıdır. Daha fazla bilgi ve UNAIDS'in 2025 raporu için unaids.org adresini ziyaret edebilirsiniz. -1 Aralık Dünya AIDS Gününün Türkiye’deki başlangıcı ve kısa tarihçesi Dünya AIDS Günü Türkiye’de, 1990’lı yıllardan itibaren birkaç sivil toplum kuruluşu ve onları takiben Sağlık Bakanlığı tarafından anılmaya başlandı. Buna paralel olarak Ulusal AIDS Komisyonu gibi misyonlar hayata geçirilmiş olsa da, bu irade devam etmedi ve kamu otoritesi bu konuyu yüksek sesle konuşmaktan çekinerek konunun ihtiyaç duyduğu politik ilgiyi göstermedi, yani konuyu kaderine terk etti. Fakat özellikle 2000’li yıllarla birlikte, Kırmızı Kurdele İstanbul gibi sadece HIV konusuna odaklanan sivil yapıların ısrarlı çalışmalarıyla daha fazla görünürlük kazandı. Herkesin #hivbilgisi kaynağı I www.kirmizikurdele.org Türkiye’de HIV ile ilişkili damgalama ve ayrımcılık halen devam ettiği için HIV ile ilgili farkındalık çalışmalarının devamı ve çokluğu da aynı oranda önem taşıyor. HIV pozitif bireylerin damgalanması ve ayrımcılık ile birlikte tedaviye erişim gibi konular hâlâ mücadele edilmesi gereken alanlar. -Son söz Aralık Dünya AIDS Günü, sadece bir gün değil; dayanışmayı, doğru bilgi paylaşımını ve insan haklarını savunmayı hatırlatan evrensel bir çağrıdır. Her birey, bu önemli günde bir adım atarak fark yaratabilir. Çünkü HIV ve AIDS'e karşı mücadele sadece bilgi, bilinçli eylem, dayanışma ve birlikte hareket etmekle kazanılır. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindaherse y #hivindogrusu #besittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org ,
- EACS2025 Konferası'ndan notlar: güncellenmiş Avrupa HIV tedavi rehberindeki yönergeler uyku, obezite ve emzirmeyi nasıl ele alıyor?
Yayına hazırlayan: Serkan Kalfa Yayın tarihi: Kasım 7, 2025 Geçen ay Paris’te, HIV alanındaki en saygın bilimsel etkinliklerden biri olan Avrupa AIDS Klinik Derneği’nin (EACS) 20. Avrupa AIDS Konferansı’nda (#EACS2025), güncellenmiş EACS (Avrupa HIV Tedavi) Rehberi kamuoyuna sunuldu. HIV ile yaşayan kişilerin (HİYK) uzun vadeli sağlığı ve yaşam kalitesine odaklanan bu yeni rehber güncellemesi, emzirme, obezitenin tanısı ve yönetimi, uyku bozuklukları gibi önemli konularda yeni yönergeler sundu. Bu durum, HIV ile tıbbi mücadelenin yalnızca virüsü baskılamakla sınırlı kalmayıp, bütünsel sağlığa odaklanmanın önemini bir kez daha vurgularken, B=B (Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) ilkesinin klinik uygulamaya ne kadar entegre olduğunun en önemli kanıtlarından biri olarak öne çıkıyor. #EACS2025'te bu verilerin paylaşıldığı - bizce önemli- sunumdan aldığımız notlar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Takipçilerimizden/okurlarımızdan rica: Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org - Anne sütü ve emzirme hakkında çığır açan yönergeler Güncellenmiş EACS rehberindeki kirmizikurdele.org perspektifindeki en dikkat çekici yönergelerden biri, bebek beslenmesi (Infant feeding) bölümündeki revizyon. Yeni yönerge, sürekli antiretroviral tedavi (ART) ile viral baskılanma sağlanmış yani belirlenemeyen seviyeye erişmiş ve tedaviye tam uyumlu olan kadınların emzirme isteklerinin desteklenmesi gerektiğini vurguluyor ve tavsiye ediyor. Ancak bu destek, dikkatli bir risk yönetimi gerektiriyor: • Risk ve süre: Emzirme yoluyla HIV bulaşma riskinin çok düşük ancak sıfır olmayan bir risk olduğu belirtilmiş. Bulaşma riski emzirme süresi uzadıkça arttığından, emzirmenin ideal olarak altı aydan fazla sürmemesi öneriliyor. • Ortak karar: Hamile kadınlara, doğumdan önce, bu düşük ama sıfır olmayan risk hakkında erişilebilir, net ve açık bilgi sağlanmalı; böylece kadınlar, sağlık ekibiyle ortak bir karar alınması sağlanmalı. • Takip: Annenin viral yükünde olası bir yükselmeyi (viral rebound) hızlıca tespit etmek için emzirme süresince aylık takip önerilir. Eğer annenin viral yükü emzirme sırasında 50 kopya/ml üzerine çıkarsa, emzirme kesilmeli/durdurulmalı ve bebek için PEP (Temas Sonrası Profilaksi - TSP) düşünülmeli. Bu #hivbilgisi yazımız ile ilgili ek #hivbilgisi okuma önerileri: www.kirmizikurdele.org/hiv-viral-baski www.kirmizikurdele.org/b-b-nedir www.kirmizikurdele.org/prep www.kirmizikurdele.org/pep • Karışık beslenmeden kaçınma: Anne sütü ve katı gıdalarla karışık beslenmenin HIV bulaşma riskini artırdığı belirtilmiş ve bundan kaçınılması gerektiği vurgulanıyor. • Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan (B=B) mesajı: Rehberdeki tüm bu yönergeler, tedaviye uyumun ve Belirlenemeyen (Undetectable) viral yük seviyesinin önemini bir kez daha bilimsel bir kanıt olarak sunuyor. B=B (Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) bu süreçte hayati öneme haiz. Türkiye HIV tedavi rehberi 2025 sürümü - Eşlik eden hastalıklar (komorbiditeler) ve yaşam kalitesi Rehber, HIV ile yaşayan kişilerde uzun vadeli sağlığı tehdit eden durumların taranması ve yönetimi için yeni standartlar belirlemiş. A. Uyku bozuklukları taraması Hekimlere, HIV ile yaşayan kişilere iki yılda bir ve her ilaç değişiklğinden sonra “Uykunuz/uyku düzeniniz nasıl?” diye sormaları tavsiye ediliyor. Anormal uyku düzeni bildirilirse, uykusuzluk, aşırı gündüz uykululuğu ve obstrüktif uyku apnesi için risk taraması yapılmalı. B. Obezitenin tanımı ve yönetimi Yeni yönergeler, obezitenin tanımını güncelleyerek, fazla yağ dokusundan kaynaklanan bir sağlık sorunu olduğunu vurguluyor. • Obezite tanısında, sadece Vücut Kitle İndeksi (BMI) yerine, DEXA taraması ile toplam vücut yağı veya bel çevresi/bel-kalça oranı ile karın yağı ölçümlerinin kullanılması gerektiği belirtiliyor. • Subklinik vs. Klinik Obezite: Vücut yağ oranı olan ancak organ disfonksiyonu olmayanlar subklinik obeziteye sahip kabul edilirken, organ disfonksiyonu (örneğin kalp yetmezliği, kronik eklem ağrısı) olanlar klinik obeziteye sahip olarak tanımlanır. • Yönetim: Yönetim, yaşam tarzı önlemleri (diyet ve fiziksel aktivite) ve gerektiğinde GLP-1 reseptör agonistlerinin (semaglutid gibi) veya bariyatrik cerrahinin kullanılmasına odaklanılmalı. Rehber ayrıca, yılda bir kez madde kullanım taraması yapılmasını ve alkol kullanım bozukluğunu tespit etmek için motivasyonel görüşme yapılmasını da tavsiye ediyor. - Tedavi ve önleme (ART ve PrEP) güncellemeleri • PrEP (Temas Öncesi Profilaksi - TÖP) Kullanırken HIV Edinenler ve PrEP (Temas Öncesi Profilaksi - TÖP) kullanırken HIV edinen kişilerde ikili ART rejimlerinden kaçınılması gerektiği yönergesi eklendi. Uzun etkili cabotegravir (enjekte edilebilir PrEP (TÖP) ) kullanırken HIV edinenler için ise güçlendirilmiş darunavir ve iki aktif nükleozid ters transkriptaz inhibitörü ile tedaviye başlanması önerilmektedir. • PEP (Temas Sonrası Profilaksi - TSP): Artık tercih edilen rejim olarak bictegravir/emtricitabine/tenofovir alafenamide ( Biktarvy ) önerilmekte. • PrEP (Temas Öncesi Profilaksi - TÖP) Öncesi Test Yaklaşımı: EACS 2025 Rehberi, diğer uluslararası rehberlerden farklılaşarak, özellikle son altı hafta içinde yüksek riskli bir temas yaşanmışsa, PrEP (Temas Öncesi Profilaksi - TÖP)' e başlamadan önce HIV viral yük testi yapılmasını tavsiye ediyor. Güncellenmiş EACS rehberindeki yönergeler, HIV ile yaşayan kişilerin sadece virüs yüklerinin baskılanmasına değil, aynı zamanda yaşam boyu sağlıklarını ve genel iyilik hallerini korumaya yönelik holistik bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini gösteriyor. ---- Avrupa (EACS) HIV Tedavi Rehberinin güncel ve daha önceki versiyonlara buraya tıklayarak erişebilirsiniz. --- Bu #hivbilgisi yazımız ile ilgili ek #hivbilgisi okuma önerileri: www.kirmizikurdele.org/hiv-viral-baski www.kirmizikurdele.org/b-b-nedir www.kirmizikurdele.org/prep www.kirmizikurdele.org/pep -------------------------------------------------------------------------------- Not: Bu #hivbilgisi yazısındaki bilgiler, #EACS2025 Konferansındaki bir sunuma dayanmaktadır. Kişilerin kendi sağlık durumlarıyla ilgili tüm soruları için mutlaka hekimlerine danışmaları gerekir. -------------------------------------------------------------------------------- www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey Yararlanılan yazı bağlantısı
- HIV bulaşı olasılıklarını ve risklerini anlamak
Yeryüzünün neresinde olursa olsun HIV alanında hizmet sunan tüm kurumlar ve kişiler gibi #kanıttemelliaktivizm ile herkes için #hivbilgisi sağlayıcılığı yapan www.kirmizikurdele.org ’nin de sıklıkla maruz kaldığı soruların önemli bir kısmı HIV bulaş/geçiş riskleri ve olasılık oranları hakkında. Çünkü bu konuda farklı yerlerde farklı bilgiler var ve bunlar gerçekten de kafa karıştırıcı. Mümkün mertebe düzenli olarak güncellenen " Sıkça sorulan HIV soruları " bölümüzde de göreceğiniz gibi bu konuda epeyce soru cevaplıyoruz. Peki bu konuda yapılmış çeşitli bilimsel çalışmalar neler söylüyor ve bu çalışmalar neticesinde paylaşılan verileri nasıl yorumlamalıyız? Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org olarak bu önemli konuda alanda çalışan herkese ve tüm meraklılarına kaynak olabilecek bir #hivbilgisi yazısı hazırladık ve hap bilgi almak isteyerek değil, birkaç dakika zaman ayırıp titizlikle okunduğunda, kafa karışıklıklarının tamamen biteceğine inanıyoruz. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb Yayına hazırlayan: Arda Karapınar Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı, HIV Glasgow Kongresi 2026 Bilim Komitesi Üyesi Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Güncelleme tarihi: Kasım 5, 2025 Yayın tarihi: Şubat 19, 2019 www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey "Farklı bilimsel araştırmalardan referanslara dayanan ve aşağıda tamamını paylaştığım kaynakçadan derlenen bu #hivbilgisi yazısında, HIV'e ilişkin risk oranlarının hangi yöntemlerle nasıl oluşturulduğu, yorumlandığı ve neden risk olarak tanımlandıkları üzerinde durdum ve kafa karışıklıklarını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir kaynak hazırlamayı denedim. Konuya ilgi duyan ve güvenilir #hivbilgisi'ne ihtiyacı olan herkes için yararlı olmasını dilerim." Arda Karapınar HIV bulaşı riskleri ve olasılıkları hakkında güvenilir veri üretmenin zorlukları HIV hakkında araştırmalar yapan bilim insanları için HIV risklerini ve bulaşma olasılık oranlarını hesaplamak sanıldığı kadar kolay bir iş olmadığı gibi bu konu pek de üzerinde çalışılmak istenen bir konu değil. Çünkü gerçeğe en yakın sonuçlara ulaşabilmek için, birinin HIV negatif diğerinin HIV pozitif olduğu binlerce çiftin (sero-different, sero-farklı) düzenli olarak gözlemlenmesi ve gerçek bir HIV bulaşı/geçişi olgusunun oluşup oluşmadığının -abartmadan ifade ediyorum- onlarca kez tekrarı gerekiyor. Ve kolayca tahmin edebileceğiniz üzere bu süreç hem uzun, hem meşakkatli, hem masraflı, hem de yüksek düzeyde dikkat gerektiren bir süreç. Çünkü çalışmalara katılan gönüllülerden elde edilen verilerin güvenilir nitelikte bilimsel veri sayılabilmesi için, farklı sorgulama ve takip yöntemleri bir arada kullanılmalı ve aynı zamanda da meta analiz adı verilen kapsamlı karşılaştırmaların analizleri titizlikle yapılmalı. Son birkaç yılda yapılan ve HIV pozitif eşten HIV negatif eşe farklı cinsel ilişki yolları ile HIV bulaşının/geçişinin olup olmadığını ortaya çıkarmayı hedefleyen HPTN-052, PARTNER-1, PARTNER-2 ve Opposites Attract gibi başarılı araştırmalarda kullanılan yöntemler, cinsel yolla HIV bulaşının/geçişinin olup olmadığını hesaplama süreçlerinin ne kadar meşakkatli olduğunu tekrar tekrar gösterdi. PARTNER-1, PARTNER-2 ve Opposites Attract çalışmaları ile ilgili #hivbilgisi yazılarımızı #hivbilgisi blogumuzda okumak için buraya tıklayın. Farklı kaynaklardaki HIV risk oranları neden farklı? Kimi meta analiz çalışmalarının sonuçlarına göre bazı cinsel ilişki biçimleri diğerlerine göre daha yüksek HIV bulaşı ihtimali taşıyor. Aşağıdaki başlıklar, yüksek gelir düzeyindeki ülkeler baz alınarak yapılmış meta analiz çalışmalarına göre düzenlenmiş. Meta analiz çalışmalarının yapılmasının mümkün olmadığı bölgeler için ise bireysel bazda yapılmış çalışmalardan çıkan sayısal sonuçlar dikkate alınmış. Kondomsuz anal seksteki HIV bulaşma riski 2010’da yayınlanan ve anal yolla kondomsuz cinsel ilişkideki HIV bulaşı/geçişi ihtimalleri üzerine çalışılmış bir meta analize göre 1 , alıcı (pasif) konumdaki kondomsuz anal yolla cinsel ilişkideki risk oranı %1.4. Bu oran, alıcı (pasif) eşin kadın ya da erkek olmasından bağımsız bir oran. Verici (aktif) konumdaki kondomsuz anal ilişkideki bulaş olasılığı oranlarına yönelik yapılmış bir meta analiz çalışması yok. Ancak ilki 1999’da yayınlanmış olan birey bazlı çalışma 2 verici (aktif) konumdaki kondomsuz anal yolla ilişkinin bulaş olasılığını %0.06 yani 10.000’de 6 olarak hesaplamış. Aynı konu başlığında yapılan ve sonucu 2010’da yayınlanan başka bir bireysel çalışmadaki bulaş olasılığını ise sünnet olmuş erkekler için %0.11 ve sünnet olmamış erkekler için %0.62 olarak açıklanmış 3 . Kondomsuz vajinal seksteki HIV bulaşma riski 10 ayrı araştırmadan oluşan ve vajinal yolla cinsel ilişkideki HIV bulaşma ihtimallerini konu alan başka bir çalışma sonucu ise 2009’da yayınlanmış 4 . Çalışmanın sonucuna göre alıcı (pasif) konumdaki kondomsuz vajinal (penisin vajinaya girmesi) yolla cinsel ilişkideki HIV bulaşı riski %0.08 olarak karşımıza çıkıyor. Yani 10.000’de 6. Bu da ortalama olarak 1250 ilişkide 1 bulaşı gibi yorumlanabilir. Fakat bu 1. ilişkide olabileceği gibi 1000. ilişkide de olabilir. Bu önemli bir detay. Verici (aktif) konumdaki kondomsuz vajinal (penisin vajinaya sokulması) yolla cinsel ilişkideki HIV bulaşma ihtimalleri oranını inceleyen başka bir meta analiz çalışmasında ise risk oranı %0.04 olarak belirtilmiş. Yani 10.000’de 4 (2500 ilişkide 1) bulaşı olarak belirtilmiş 4 . Kondomsuz oral seksteki HIV bulaşma riski 2008 yılında yayınlanan ve yapılmış çalışmaların bir özeti/ uzman görüşü niteliğinde olan inceleme sonucuna göre, vajinal veya penil oral cinsel ilişkideki HIV bulaşı ihtimali “düşük/sıfıra yakın” olarak nitelendirilmiş 5 . İnceleme metninde, lezbiyen sero-farklı ve heteroseksüel sero-farklı çiftler ve eşcinsel erkeklerin oluşturduğu gözlem gruplarından alınan bilgiler ve gözlemler ışığında herhangi bir HIV bulaşı tespit edilemediği belirtilmiş. Bununla birlikte, incelemeye konu olan çalışmalardaki kişi sayısının yetersizliği ve gözlem süresinin kısalığından bahsedilerek, oral yolla cinsel ilişki sebebiyle oluşabilecek olası bir HIV bulaşını hesaplanmasının çok güç olduğu da vurgulanmıştır. www.kirmizikurdele.org I herkes için #hivbilgisi Sayıları ve verileri yorumlamak Bazı bireyler bu sayıları baz alarak kendileri için olası bir HIV riskinin söz konusu olmadığını düşünebilirler. Ancak bu oranları belirtirken aynı zamanda da onları doğru yorumlamak ve topluma doğru aktarmak da hayati önem taşıyor. Her ne kadar kişi, bu oranlara istinaden kendisini riskli davranışlarda bulunan biri olarak görmese de, bu riskin sıfır olduğunu anlamına gelmez. Riski sıfırlamanın tek yolu gerekli tedbirleri almaktır. Yalnızca bir temas ile HIV bulaşı/geçişi mümkün mü? Şu faktörün altını mutlaka çizmek gerekiyor: risk oranlarından bağımsız bir gerçek olarak, sadece bir kez kondomsuz ilişkiye giren bir kişi HIV pozitif olabileceği gibi defalarca kondomsuz cinsel ilişkiye girmiş bir kişi HIV pozitif olmayabilir de… Yüzdesel olarak paylaşılan oranlar, o oran kadar cinsel ilişkiye girmeniz halinde HIV bulaşır demek değildir. Bu sayılar, birçok katılımcı üzerinde yapılmış olan inceleme ve kayıt sonuçlarına göre, gözlem grupları baz alınarak hesaplanmış ortalama olasılık oranlarıdır. Yani HIV sadece tek bir kondomsuz temasta bulaşabileceği gibi üst üste tekrar eden birçok temastan sonra bulaşmamış olabilir. Her ilişkide korunmak bu yüzden önemlidir. Bulaşı ihtimallerini arttıran biyolojik etkenler Kişilerin HIV ile karşılaşma şekillerinin ve risk yatkınlıklarının farklı olduğu bilimsel bir gerçektir. Yani HIV her insana, aynı yöntem, koşul ve süreçlerle bulaşmaz. Konu hakkında yapılan araştırmalar olası HIV bulaşına neden olabilecek eylemlerdeki risk oranlarını arttıran veya azaltan çeşitli etkenlerin olduğunu gösteriyor. Bu etkenler arasında; *Kişinin bir cinsel yolla bulaşabilen başka bir enfeksiyon (CYBE) öyküsünün bulunması, *Yüksek viral yük, *Regl ya da farklı sebeplerde vajinal kanalda kanamaya neden olan bir hastalığın/travmanın bulunması, *Cinsel ilişkide tahriş edici sertlikte davranmak, *Uzun süren ve tahrişe neden olan cinsel ilişkide bulunmak, *Anal cinsel ilişki öncesinde yapılan enema (anal temizlik) sırasında tahrişe neden olmak, *Diş eti kanaması ya da diş etinde kanamaya neden olacak diğer enfeksiyonların varlığı gibi birçok detay var. Bu sebeple uzmanlar her HIV olgusunu kendine özgü bir hikâye olarak değerlendirmek gerektiği söylerler. Ancak yukarıda detaylar olarak bahsedilen tüm bu etkenler mutlaka yeni HIV olgusuna sebep olurlar denilemez. Çünkü bu etkenleri, kişilerin yaşam kaliteleri ve alışkanlıkları ile birlikte değerlendirmek gerekir. Yukarıda da bahsedilen baz ı etkenlerin HIV bulaşı risklerini yükseltmelerine örnek vermek gerekirse: araştırma sonuçlarına göre, vajinada gelişen bir bakteriyel enfeksiyon olan bakteriyel vajinosis gibi vajinal CYBE’ler, HIV bulaşı riskini 8 kat arttırmaktadır 6 , 7 , 8 . Yani CYBE’si olan bir HIV negatif kadın, alıcı (pasif) konumda kondomsuz vajinal cinsel ilişki yolu ile %1 gibi bir oranla HIV riski altındadır. B eşittir B'nin doğrusu için lütfen görsele tıklayın Araştırma sonuçlarından, viral yükteki (vücuttaki HIV miktarı) her 10 kat artışın, HIV geçişi olasılığını 2 ile 3 kat arttırdığını da anlıyoruz 9 , 10 . Bu noktada Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan 'ın hayati önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Hatta araştırmacılar, HIV bulaşının gerçekleşmesinden sonraki ilk birkaç haftayı tanımlayan akut HIV enfeksiyonu döneminde oluşan viral yükteki yükselme hızının, HIV geçiş riskini 26 kat arttırdığını da belirtiyorlar 11 , 12 . Bununla birlikte, akut HIV enfeksiyonu döneminde olan biriyle girilen kondomsuz her türlü cinsel ilişkideki HIV geçişi riski %2’lere kadar yükselmekte, hatta alıcı (pasif) olarak girilen korunmasız vajinal ilişkideki risk %20’ler seviyesine çıkmaktadır. Bu noktada da her şüpheli temastan sonra HIV testi yaptırmanın önemi ortaya çıkıyor. Bu sebeple, herkesin düzenli HIV testi ile HIV statülerini bilmeleri, olası bir enfeksiyonun tespiti ve tedavi altına alınarak yeni HIV olgularının engellenmesi açısından yüksek düzeyde önem taşır. Kondom kullanmak ya da kullanmamak. Tüm mesele bu mu? Her ne kadar oranlar göz önüne alarak tek bir seferde HIV bulaşı olasılığının düşük olduğu düşünülse de, yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu kişiden kişiye değişebilen ve olasılıkları da kişisel detaylara bağlı bir durumdur. Yani “bana bir şey olmaz” ya da ‘’bir kereden bir şey olmaz’’ vb. ifadeler hiç kimseyi HIV ya da cinsel yolla bulaşabilen enfeksiyonlardan koruyacak bir yaklaşım olmayacaktır. Cinsel ilişkilerde kondom kullanmaya ya da kullanmamaya ilişkin karar, partnerler arasında birlikte alınması gereken ve sonuçların doğuracağı sorumluluklar sadece bu konuşmayı birlikte yapan bireyleri bağlayan özgür bir karar olmalıdır. Kondom kullanmama kararı birlikte alındıysa hiç kimse hiç kimseyi kondom kullanmamakla suçlayamaz. www.kirmizikurdele.org herkesin her cinsel ilişkide kondom kullanmasını önermektedir. Dolayısıyla, eğer kondom kullanmadan cinsel ilişki yaşamayı tercih ediyorsanız ve HIV dahil cinsel yolla bulaşabilen enfeksiyon testlerini düzenli olarak yaptırmıyorsanız, hem kendiniz hem de cinsel partneriniz için HIV dahil tüm CYBE’ler açısından risklerin söz konusu olduğunuz bilmeniz önemlidir. www.kirmizikurdele.org I herkes için #hivbilgisi Bu sebeple başta * kondom kullanımı olmak üzere, * PrEP /TÖP, düzenli aralıklarla test yaptırmak gibi tedbir araçları yoluyla, kendi genel sağlığınızı korumak ve partnerlerinizin sağlıklı yaşamak hakkına saygı göstermek, üzerinde daima titizlikle durulması gereken evrensel önerilerdir. (*Bkz: www.kirmizikurdele.org/kondom ) (*Bkz: www.kirmizikurdele.org/prep ) Eğer kondom kullanılmayan hangi cinsel ilişki yolunun ne kadar bulaş riski içerdiğini bilir, risk olgusunu ve riskleri inkâr etmez , bu bilgileri önemser, paylaşır ve olumlu davranış değişikliği oluşturmayı başarabilirsek, yeni HIV olgularını önlememiz de o kadar mümkün olacağı gibi, her bireyin özgür iradesiyle istediği cinsel deneyimlere yönelerek hem cinselliklerini özgürce yaşamalarını hem de bunu yaparken kendilerini önlenebilir tüm risklere karşı korumalarına da destek olmuş oluruz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #besittirb www.kirmizikurdele.org I herkes için #hivbilgisi Kaynakça · 1. Baggaley RF, White RG, Boily M-C. HIV transmission risk through anal intercourse: systematic review, meta-analysis and implications for HIV prevention. International Journal of Epidemiology . 2010 Aug;39(4):1048–63. · 2. Vittinghoff E, Douglas J, Judson F et al. Per-contact risk of human immunodeficiency virus transmission between male sexual partners. American Journal of Epidemiology . 1999 Aug 1;150(3):306–11. · 3. Jin F, Jansson J, Law M et al. Per-contact probability of HIV transmission in homosexual men in Sydney in the era of HAART. AIDS . 2010 Mar 27;24(6):907–13. · 4. a. b. Boily M-C, Baggaley RF, Wang L et al. Heterosexual risk of HIV-1 infection per sexual act: systematic review and meta-analysis of observational studies. Lancet Infectious Diseases . 2009 Feb;9(2):118–29. · 5. Baggaley RF, White RG, Boily M-C. Systematic review of orogenital HIV-1 transmission probabilities. International Journal of Epidemiology . 2008 Dec;37(6):1255–65. · 6. Ward H, Rönn M. Contribution of sexually transmitted infections to the sexual transmission of HIV. Current Opinion in HIV and AIDS . 2010 Jul;5(4):305–10. · 7. Atashili J, Poole C, Ndumbe PM et al. Bacterial vaginosis and HIV acquisition: a meta-analysis of published studies. AIDS . 2008 Jul 31;22(12):1493–501. · 8. Cohen CR, Lingappa JR, Baeten JM et al. Bacterial vaginosis associated with increased risk of female-to-male HIV-1 transmission: a prospective cohort analysis among African couples. PLoS Medicine . 2012 Jun;9(6):e1001251. · 9. Wawer MJ, Gray RH, Sewankambo NK et al. Rates of HIV-1 transmission per coital act, by stage of HIV-1 infection, in Rakai, Uganda. Journal of Infectious Diseases . 2005 May 1;191(9):1403–9. · 10. Baeten JM, Kahle E, Lingappa JR et al. Genital HIV-1 RNA predicts risk of heterosexual HIV-1 transmission. Science Translational Medicine . 2011 Apr 6;3(77):77ra29. · 11. Wawer MJ, Gray RH, Sewankambo NK et al. Rates of HIV-1 transmission per coital act, by stage of HIV-1 infection, in Rakai, Uganda. Journal of Infectious Diseases . 2005 May 1;191(9):1403–9. · 12. Hollingsworth TD, Anderson RM, Fraser C. HIV-1 transmission, by stage of infection. Journal of Infectious Diseases . 2008 Sep 1;198(5):687–93.
- EACS2025 Konferası'ndan notlar: Avrupa'da AIDS'e bağlı ölümler artıyor
Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü B. Yayın tarihi: Ekim 22, 2025 AIDS’e bağlı ölümler son on yılda küresel çapta yarı yarıya azalırken, Avrupa'dan gelen veriler genel trendin dışında ve kaygı verici. 15-18 Ekim'de Paris'te gerçekleşen EACS2025 Konferansı'nda sunulan veriler Avrupa'nın AIDS'e bağlı ölümlerinin arttığı bir bölge olduğunu ortaya koydu. Peki bunun sebepleri nelerdir? EACS2025'te bu verilerin paylaşıldığı - bizce önemli- sunumdan aldığımız notlar #hivbilgisi yazımızda. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org -AIDS’e bağlı önlenebilir ölümlerin arttığı bölge: *Avrupa Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayınlanan veriler, AIDS ile mücadelede küresel bir başarıya gölge düşüren çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Dünya genelinde AIDS’e bağlı ölümler 2010 yılından bu yana yarı yarıya (%51) azalmışken, DSÖ Avrupa Bölgesi, bu önlenebilir ölümlerin arttığı dünyadaki tek bölge olarak kayıtlara geçti. Özetle: AIDS'e bağlı önlenebilir ölümlerdeki endişe verici artış, esas olarak DSÖ Avrupa Bölgesi'nin doğu kanadından (Doğu Avrupa ve Orta Asya - EECA) kaynaklanmakta. Batı Avrupa'da (AB/AEA) ise bir düşüş olsa da, bu düşüş hedeflerin çok gerisinde. (*DSÖ Avrupa Bölgesi (Geniş tanım): Sunumda "Avrupa'da ölümler artıyor" ifadesiyle kastedilen ana coğrafya Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) belirlediği idari bölgedir. Bölge, Atlantik kıyısındaki Portekiz ve İrlanda'dan başlayarak, tüm Avrupa kıtasını, Rusya Federasyonu'nu ve Orta Asya'daki (Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan gibi) ülkeleri de kapsayarak Pasifik'e kadar uzanır. Toplamda 53 ülkeyi içeren oldukça geniş bir alandır. Avrupa Birliği / Avrupa Ekonomik Alanı (AB/AEA - Dar Tanım): Rapor, bu geniş bölge içinde "Batı ve Orta Avrupa" olarak adlandırılan daha dar bir alanı ayrıca inceliyor. Bu alan, AB üyesi ülkelerle birlikte İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç'i (AEA) içerir. Sunum, bu dar bölgede AIDS'e bağlı ölümlerin (Doğu'nun aksine) 4.300'den 2.300'e düştüğünü, ancak bu azalmanın bile hedefleri karşılamak için yeterli olmadığını vurguluyor.) -Veriler EACS2025 Konferansı’nda sunuldu Bu çarpıcı veriler, HIV alanındaki en son bilimsel gelişmelerin ve tedavi yaklaşımlarının paylaşıldığı EACS Konferansı’nda (European AIDS Clinical Society - Avrupa AIDS Klinik Derneği) kamuoyu ile paylaşıldı. EACS Konferansı Avrupa'nın HIV alanında çalışan bilim insanlarının, doktorların, aktivistlerin, topluluk liderlerinin, araştırmacıların ve halk sağlığı uzmanlarının bir araya geldiği, kıtanın en prestijli bilimsel buluşmalarından biri olarak kabul ediliyor. -Küresel trende karşı Avrupa'daki başarısızlık Konferansta sunulan verilere göre, küresel tablo *bulaş önleyici HIV ilaç tedavisinin yani antiretroviral tedavinin (ART) yaygınlaşmasıyla büyük bir olumlu ilerleme kaydediyor. Buna bağlı olarak AIDS ile ilişkili ölümler 2010'daki 1.3 milyondan 2022'de 630.000'e geriledi. * www.kirmizikurdele.org/art Ancak bu olumlu tablo, Batı Avrupa'dan Orta Asya'ya uzanan geniş DSÖ Avrupa Bölgesi için geçerli değil. Bölgede AIDS’e bağlı ölümler 2010 yılında 37.000 olarak kaydedilmişken, bu sayı 2022'de 51.000 ila 52.000 arasına yükseldi. Bu, %37'lik endişe verici bir artış anlamına geliyor. -Artışın merkezi: Doğu Avrupa ve sistematik engeller Bu olumsuz eğilimin coğrafyası ise Doğu Avrupa ve Orta Asya (EECA) bölgesi. Özellikle Rusya ve Ukrayna gibi, 2010 öncesinde de HIV prevalansının (yaygınlığının) yüksek olduğu ülkeler bu artışta başı çekiyor. Uzmanlar, bu artışın kaynağının anahtar grupların/kilit popülasyonların kendileri değil, bu gruplara yönelik toplumsal dışlama ve yasal engeller olduğunu vurgulamakta. Damar içi madde kullananlar, seks çalışanları ve erkeklerle seks yapan erkekler (MSM) gibi anahtar gruplar, marjinalleştirildikleri ve kriminalize edildikleri için test, önleme ve hayat kurtaran tedavi hizmetlerine erişimde devasa engellerle karşılaşmakta. Epideminin bu bölgelerde kontrol altına alınamamasının ve ölümlerin artmasının temel nedeni, bu sistematik başarısızlıklar ve insan hakları ihlalleri olarak gösteriliyor. Buna ek olarak, bölgede yaşanan savaş ve istikrarsızlıklar da HIV pozitiflerin hayat kurtaran ve yeni olguların oluşmasını yani bulaş önleyen antiretroviral tedaviye (ART) ve sağlık hizmetlerine kesintisiz erişimi ciddi şekilde sekteye uğratıyor. Ancak odaklanılan coğrafya sadece Doğu Avrupa ile sınırlı değil. Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) ülkeleri (İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç'i de kapsar) gibi görece daha "başarılı" kabul edilen Batı ve Orta Avrupa'da da alarm zilleri çalıyor. Bu ülkelerde AIDS’e bağlı ölümler 2010'da 4.300 iken 2022'de 2.300'e düşmüş olsa da, bu olumlu görünen düşüş küresel hedefleri yakalamak için yeterli değil. -En büyük sorun geç tanı Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verileri, Batı Avrupa'daki temel sorunun "geç tanı" olduğunu gösteriyor. AB/AEA bölgesindeki HIV tanılarının yarısından fazlası (%52-53), bağışıklık sistemi halihazırda zayıflamışken, yani geç aşamada konulmakta. Geç tanı, bireylerin tedaviye geç başlaması, daha yüksek hastalık (morbidite) riski taşıması ve önlenebilir olmasına rağmen AIDS'e bağlı ölüm riskinin artması anlamına geliyor. -Hedefler ve gerçekler: 95-95-95'in neresindeyiz? UNAIDS, bu önlenebilir ölümleri durdurmak için 2025 yılına kadar 95-95-95 hedeflerine ulaşılması gerektiğini söylüyordu. Bu hedefler (HIV ile yaşayanların %95'inin tanı alması, tanı alanların %95'inin tedaviye erişmesi ve tedavi alanların %95'inin viral yükünün *belirlenemeyen -B=B- seviyeye baskılanması) epidemiyi kontrol altına almanın anahtarı olarak görülüyor. www.kirmizikurele.org/b-b-nedir Bu tedavi hedeflerine paralel olarak, 2010 yılına kıyasla 2025'e kadar AIDS’e bağlı ölümlerde %75, 2030'a kadar ise %90 azalma hedefleniyordu. Ancak mevcut veriler bu hedeflerin çok uzağında. Geniş Avrupa bölgesindeki 51.000'lik ölüm sayısı, 2025 ölüm hedefi olan 9.250'nin 5,5 katı seviyesinde. Görece daha iyi durumdaki Batı Avrupa'nın 2.300'lük ölüm sayısı bile, kendi 2025 hedefinin iki katından fazla. Bu durum, 95-95-95 hedeflerinin ilk ayağı olan 'tanı' konusunda da çok ciddi eksiklikler olduğunu gösteriyor. -Sonuç: sorumluluk ve eylem çağrısı Bu veriler HIV ile mücadelede rehavete yer olmadığını açıkça gösteriyor. Özellikle anahtar grupları hedef alan damgalamayla, ayrımcılıkla, ötekileştirmeyle ve kriminalizasyonla mücadele etmek, 95-95-95 hedeflerine ulaşmak için test hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak ve HIV ile yaşayan herkesin tedaviye kesintisiz erişimini güvence altına almak, bu endişe verici eğilimi tersine çevirmek için kritik önem taşıyor. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- HIV ilaç tedavisi kilo aldırıyor argümanları tarihe mi karışıyor?
Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Ekim 10, 2025 Aktivist ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar’dan ilgiyle okunacağına inandığımız yeni bir #hivbilgisi yazısı. Sonuçları IAS2025’te sunulan bir araştırma, baskılayıcı HIV tedavisi ilaçları kullananlardaki kilo artışının asıl nedenlerine ve bu konuda göz ardı edilmiş diğer faktörlere odaklanıyor. HIV ile yaşayan birçok kişinin hekimlerine belki de en sık sordukları ve tedavi sürecinde en çok dile getirdikleri kaygılardan biri, virüs baskılayıcı ve bulaş engelleyici HIV tedavisi ilaçlarının kilo aldırıp aldırmadığı konusudur. En azından hekimlerle yaptığımız görüşmelerden ve online HIV danışmanlığı servisimize gelen sorulardan hareketle, bu konuda güçlü bir gözlem ve çıkarım yapmamız mümkün. Hatta öyle ki, çoğu zaman virüs baskılayıcı ve bulaş engelleyici HIV tedavisi ilaçları kullanmaya yakın zamanda başlayan birinin birkaç kilo alması hemen bu teoriyle açıklanmaya çalışılır. Oysa HIV tedavisinin en temel kazanımı, bağışıklık sistemini güçlendirip kişiyi sağlıklı bir hayata döndürmektir. Buna bağlı olarak – özellikle de ilk dönemde – görülebilen kilo artışı, çoğu kez iyileşmenin doğal parçasıdır ve bu kilo artışını doğrudan ilaç kullanımına bağlayan söylemlerin bilimselliğine şüpheli yaklaşılabilir. IAS2025 Konferansı’nda sunulan yeni bir araştırma, bu tartışmayı yeniden masaya yatırıyor ve sonuçlar, kilo artışının tek başına ilaçlarla açıklanamayacağını, asıl nedenlerin çok daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org -Araştırma nasıl yapıldı? ABD'de yürütülen bu gözlemsel çalışma, HIV tedavisi ilaçları kullanan ve virüs yükleri belirlenemeyen seviyeye baskılanmış HIV pozitifleri 3 yıl boyunca takip etti. İlk yılın sonuçları analiz dışı bırakıldı, çünkü o dönem genellikle “sağlığa dönüş etkisi” ile açıklanan doğal bir toparlanma süreci olarak değerlendiriliyor. Böylece araştırmacılar, uzun vadeli kilo artışının hangi etkenlerle ilişkili olduğunu net bir biçimde anlamaya odaklandı. -Kimlerde kilo artışı görüldü? Katılımcıların yaklaşık %12’si, üç yıl içinde vücut ağırlıklarının %10’undan fazla kilo aldı ve beden kitle indeksinde (BMI) belirgin değişimler gözlendi. Bu gruba daha yakından bakıldığında dikkat çeken ortak noktalar şöyle: Daha genç yaşta olmak Kadın olmak Siyah ırktan/Azınlık olmak Tedaviye başlarken düşük CD4 sayısına sahip olmak Bu veriler, kilo artışının biyolojik olduğu kadar toplumsal koşullarla da şekillendiğini gösteriyor. -Kilo alımında ilaçların rolü Araştırmada, kullanılan ilaçların kilo artışına doğrudan ve güçlü bir etkisi saptanmadı. Bazı küçük değişiklikler (örneğin TDF’den TAF’a geçiş yapanlarda) gözlemlense de, bunlar geniş ölçekli tabloyu açıklayacak düzeyde değildi.Yani sıkça dile getirilen “ilaçlar kilo aldırıyor” söylemi, bu veriler ışığında gerçeği yansıtmıyor. Araştırmaya göre kilo artışı; yaş, cinsiyet, bağışıklık düzeyi ve en önemlisi de damgalama, ayrımcılık, marjinalize edilmiş gruplara dâhil olmak gibi sosyal eşitsizlikler gibi çok daha geniş bir çerçeveyle ilişkilendirilmeli. -Kilo alımı ve olgu yönetiminde sosyal eşitsizliklerin ve kişi davranışlarının rolü Araştırma, kilo artışını anlamak için sadece ilaçlara ya da biyolojiye bakmanın yeterli olmayacağını vurguluyor. Yani insanların nasıl beslendikleri, ne kadar hareket ettikleri, stresle başa çıkabilip çıkamadıkları, hangi sağlık hizmetlerine zorlanmadan erişebildikleri ve hangi sosyal baskılarla mücadele ettikleri gibi sosyal faktörler kilo alımında ilaçlardan çok daha belirleyici durumda. Dolayısıyla, HIV ile yaşayan bir kadının gündelik yaşamı ile HIV ile yaşayan bir erkeğin gündelik yaşamının ya da yüksek gelir düzeyine sahip biriyle düşük gelirli birinin çevresel şartlarının aynı olmayışı gibi basit gerçekler bile mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Irkçılığın, toplumsal cinsiyet rollerinin ve ekonomik eşitsizliklerin yarattığı farklar, insanın sadece psikolojisinin değil bedeninin hikâyesinin oluşumunda da belirleyici durumda. Bu nedenle, kilo artışını sadece “HIV ilaç tedavisinin yan etkisi” olarak görmek, damgalanma, ayrımcılık, mahremiyet endişesi, ifşa edilme korkusu ve mahalle baskısı gibi etkenlerin; tedaviye uyum, toplumsal hayata katılım, genel halk sağlığı yönetişimi gibi alanlardaki olumsuz etkilerini görmeyi ve bunları tartışmayı imkânsız hâle getirecektir. -Çözüm zor mu? Araştırma, bizlere çözümün de tek boyutlu olamayacağını hatırlatıyor. İlaç tedavisine erişim ve uyum elbette çok önemli bir adım. Ancak bunun çok ötesinde: HIV tedavisi sunulan kliniklerde beslenme danışmanlığı desteği Ulaşılabilir ve kapsayıcı fiziksel aktivite imkânları Psikososyal destek ve stres yönetimi hizmetleri Eşitlikçi sağlık politikaları ve damgalanma ile ayrımcılıkla mücadele gibi faktörler, HIV ile yaşayan kişilerin daha sağlıklı bir yaşam sürebilip süremeyeceklerini belirlemede kritik rol oynuyor. Bunlara ek olarak, son yıllarda kilo kontrolü için geliştirilen GLP-1 inhibitörleri gibi yeni tedavi seçenekleri de gündemde. Ancak bu ve benzeri ilaçların tek başına mucize çözüm olmadıkları, olamayacakları; bu konunun yaşam tarzı ve toplumsal koşullarla birlikte ele alınması gerektiği unutulmamalı. -Bahaneden gerçeğe IAS2025’te paylaşılan bu bulgular, yıllardır yinelenen “ilaçlar kilo aldırıyor” söylemlerini anlamsızlaştıracak gibi görünüyor. Dolayısıyla kilo artışının gerçek nedenlerini bulabilmek için yaş, bağışıklık durumu, cinsiyet ve çok çeşitli toplumsal eşitsizliklerle mücadele etmek zorunda olmak gibi şartlara bağlı olarak şekillenen ve kişiden kişiye değişen davranışlara odaklanmak; genel şablonlar yerine özne merkezli olgu yönetimi yaklaşımlarını benimsemek gerekiyor. Bu noktada, HIV ile yaşayan kişilerin haklarının yalnızca virüsü baskılayan bir ilaç tedavisiyle sınırlı olmadığını hatırlamak gerekir. Bir toplumu gerçekten sağlıklı kılan şey, herkesin sağlık hizmetlerine ve ilaçlara erişebilmesi değil; ayrımcılığın, damgalanmanın ve ötekileştirmenin olmadığı, herkesin toplumsal yaşama kendi kimliğiyle ve eşit imkânlarla katılabildiği bir toplumsal hayatın varlığıdır. Bunu hatırlamak, toplum olarak uzun zamandır unuttuğumuz bir şeyi – yukarıda bahsettiğim gibi – sağlıklı bir toplumsal hayatın inşa edilmesi ve sürdürülmesi konusunda hepimizin ödevleri ve sorumlulukları olduğunu da (umarım) hatırlatacaktır. Not: Bu #hivbilgisi yazısındaki bilgiler, IAS2025’te sunulan bir araştırmaya dayanmaktadır. Kişilerin kendi sağlık durumlarıyla ilgili tüm soruları için mutlaka hekimlerine danışmaları gerekir. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- HIV pozitiflere tavsiyeler
Herkes için önemli olan kendini sevmek, saygı duymak ve değer vermek gibi temel kavramlar HIV ile yaşayanlar için daha da önemlidir , çünkü bu unsurlar başta tedaviye uyum olmak üzere pek çok önemli konuyu doğrudan etkiler. Herkesin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org 'den HIV pozitiflere öz saygı ve öz değer inşâsı konusunda tavsiyeler. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü E. Güncelleme tarihi: Eylül 15, 2025 Herkesin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. Sizi motive etmeyi amaçlayan ( fakat duruma göre bazen de epey sinir bozucu ) tavsiyeyi/sloganı mutlaka siz de duymuşsunuzdur; biraz pozitif düşün! www.kirmizikurdele.org I herkes için #hivbilgisi Tavsiye/sloganın ilk çağrışımını ve kelime oyununu düşündüğünüzde, HIV pozitifler için her zaman olmasa da zaman zaman sinir bozucu olabileceğini de tahmin etmek de zor olmasa gerek. Fakat işin doğrusu, özellikle de HIV pozitifler için pozitif düşünmekten daha önemli hiçbir şey yok . Çünkü HIV'i B seviyeye (Bkz:Belirlenemeyen = Bulaştırmayan) baskılayan ve cinsel yolla kondomsuz ilişkilerde bulaştırılmasını engelleyen harika bir HIV ilaç tedavisi ( ART ) olsa da HIV'i vücuttan tamamen silen kesin bir tedavi henüz yok. O yüzden pozitif düşünmek ve pozitif düşünmeyi destekleyecek on bir önemli tavsiyeye uymak bizce çok önemli; Sen her zamanki kadar değerli bir insansın. HIV bunu kesinlikle değiştirmiyor. Her gün yeni ve zorlu şeylerin üstesinden gelmeyi başarıyorsun ve bunun için kendine takdir etmelisin. Geçmişin ve geçmişte yaptıkların senin patronun, yöneticin, karar vericin, yargıcın değil. Sen de herkes gibi iyi bir ilişkiyi hak ediyorsun elbette. Virüs baskılayan ve bulaş engelleyen HIV ilaç tedavisine bağlı kalmaya devam edip, en temel sağlıklı yaşam tavsiyelerini uygulamak, bu konuda yapabileceklerinin en başında geliyor. Senin de sağlıklı, kaliteli bir cinsel hayatın olmasının önünde hiçbir engel yok. Sen, seni yargılayan insanların söylediği kişi değilsin. Bugün dünden daha da sağlıklı ve güçlüsün. Yarın bugünden de güçlü olacaksın. Sen hasta değilsin. Sen de herkes kadar sağlıklı, uzun, kaliteli bir ömür sürdürebilirsin. Sen hâlâ sensin. Bir virüsün senin kimliğin olmasına, kimliğini tanımlamasına ve insanların seni o virüsten ibaret saymasına izin verme. Düzenli bir ilaç tedavisinin virüsü belirlenemeyen seviyeye baskılayarak cinsel yolla bulaştırmanı engellediğini, sevdiklerinin risk altında olmadığını asla unutma. Çok da zor değil, değil mi? HIV adındaki bir virüs yaşama sebebinizi, amaçlarınızı belirleyip sizi tanımlayamaz. Bunu, virüsü bahane edip sizi küçümseyen, damgalayan, sevgisiz, empati yoksunu insanlar da yapamazlar. Elbette deneyenler çıkabilir ama siz psikolojik olarak buna izin vermezseniz yapamazlar. Çünkü öz değerinizi de verdiğiniz hayat mücadelesini de sizden iyi bilen yok. O yüzden HIV'in hayatınızın anlam ya da anlamsızlığını belirlemesine ve bazı kendini bilmezlerin HIV yüzünden sizi utandırmasına sakın izin vermeyin. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan Damgalama (stigma) ve ayrımcılık diliyle konuşan insanlar her gün herkes için akla hayale sığmayacak, acımasız, küstah ve kalpsizce şeyler söylüyorlar. Fakat bunların hepsini reddetmeli ve ayrımcılığı asla içselleştirmemelisin çünkü HIV konusunda onlardan daha bilgilisin ve ilaç tedavisine devam ettiğin müddetçe onların söylediği gibi hiç kimse için "tehlikeli", "riskli" falan da değilsin. Ayrıca çok daha önemli bir gerçeği de biliyor ve yaşıyorsun; Belirlenemeyen = Bulaştırmayan! Sen sağlıklısın ve virüs baskılayan ve bulaş engelleyen HIV ilaç tedavisine bağlı kalmaya devam edip, en temel sağlıklı yaşam tavsiyelerini uyguladığın müddetçe, her gün daha da sağlıklı olacaksın. Ve en önemlisi pek çok insanın, en çok da kendi cahillikleri yüzünden 'başıma gelse biterim, mahvolurum' dediği ve bu yüzden de cahilliklerini sürdürmeye devam ettiği bir konuda, hem kendini hem de çevrendekileri her gün daha da bilgili hale getirerek kendini ve onları güçlendirerek harika bir iş yapıyorsun. Her gün daha da pozitif ol, öyle kal ve hayatına devam et. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb "Türkiye’ye AIDS’i getiren adam" Selim Badur.
- HIV alanında 25 yıllık bir iz: Dr. Asuman İnan'ın yolculuğu
Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Ağustos 10, 2025 Tedavi aktivisti ve topluluk yazarı, üretken gönüllümüz Arda Karapınar , enfeksiyon alanının öne çıkan ve herkesin tanıması gerektiğine inandığı profesyonelleriyle röportajlarına ve röportaj yazılarına devam ediyor. Bu yazının konuğu ise enfeksiyon alanının çalışkanlığıyla ve üretkenliğiyle fark yaratmakla kalmayıp ayrıca komüniteye destek, umut ve ilham olan (ve bizce meslektaşları tarafından da örnek alınması gereken) Dr. Asuman İnan. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği bünyesindeki HIV Çalışma Grubu’nun (HİVÇG) kurucularından biri ve mevcut Başkanı olan Dr. Asuman İnan ile, Türkiye’nin önde gelen hekim derneklerinden biri olan KLİMİK çatısı altında yürüttüğü çalışmalarını, 25 yıllık meslek hayatının ardından bugün geldiği noktada HIV alanını nasıl gördüğünü ve komünite ile ilişkilerini konuştuk. Her zamanki gibi özenle ve tarihe not düşüyor olmanın şuuruyla yazılan bu röportaj yazısını herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org ’da şimdi okuyun. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org Türkiye’de 2000’li yılların başlarında HIV alanındaki bilimsel üretim, hasta takibi ve damgalama ile mücadele, minik demeye bile tereddüt ettiğim adımlarla ilerliyordu. Öyle ki gerçekten nitelikli ve büyük toplumsal dönüşümler yaratabilmiş ne bir hekim örgütlenmesi ne de uluslararası aktivizmde bugünkü gibi tarif edilebilecek güçlü bir yerel komünite ya da aktivizm iradesi yoktu. Tam da öyle bir dönemde genç bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak sahaya adım atan Dr. Asuman İnan, yalnızca klinik alanda değil, akademik ve toplumsal düzlemde de uzun soluklu bir yolculuğa başlamış oldu. Bugün artık 25 yılı aşan meslek hayatında hâlâ aynı kararlılıkla ve pek çok destek yerine köstek ve çelme girişimine rağmen yüksek motivasyonla çalıştığına bizzat tanık olduğum Dr. İnan, Türkiye’nin önde gelen hekim derneklerinden Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği bünyesindeki HIV Çalışma Grubu’nun (HIVÇG) kurucularından birisi ve mevcut başkanı. Akademik dünyanın disiplinini, toplulukların sahadaki deneyimleriyle buluşturan bir köprü olmayı önemseyen Dr. Asuman İnan, yalnızca HIV tedavisinde değil; ayrımcılığın kırılması, doğru ve güncel #hivbilgisi’nin yaygınlaştırılması ve hastaların/öznelerin seslerinin duyurulmasında da önemli bir rol üstleniyor. Onun yalnızca bilim insanlarıyla değil, toplumun tüm katmanlarıyla iletişim kurabilen ve sözüne güvenilen nadir hekimlerden biri olmasının sebebi bence bu. -Erken dönem koşullar ve KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nun (HIVÇG) kuruluş hikâyesi ve Asuman İnan’ın rolü 2013’te İstanbul ve Türkiye genelindeki yeni HIV olgu sayılarının hızla artması üzerine harekete geçen KLİMİK, Dr. Muzaffer Fincancı, Dr. Volkan Kortan, Dr. Taner Yıldırmak ve Dr. Asuman İnan’ın öncülüğünde KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nu kurdu. O günlerde bile alanda efsane sayılabilecek bu deneyimli isimlerin arasında bulunarak KLİMİK HIV Çalışma Grubu’nun kuruluşunda genç bir asistan olarak rol alabilmiş olmak Asuman İnan için — haklı — bir gurur vesilesi. KLİMİK HIVÇG’nin amaçları netti: Yerellerde çalışan ve HIV konusunda bilgi eksikliği yaşayan genç hekimlere ulaşmak, hasta bakım kalitesini artırmak ve olabildiğinde standardize etmek, damgalamayı azaltacak bir anlayışı yerleştirmek. “Bir araya geldiğimiz ilk gün, geleceğin uzmanları olacak yeni mezunları, asistanları yani gençleri işin merkezine koymamız gerektiğini biliyorduk” diyor Dr. İnan. Bugünden geriye baktığımızda bu kararlı başlangıcın, bugünün hekim örgütlenmelerinde hâlâ süren bir eğitim ve farkındalık çalışmaları zincirinin ilk halkalarından biri olduğunu söylemek hiç de abartı olmaz. -Somut faaliyetler ve etkileri Bu vizyonun en somut adımlarından biri, 14 yıldır devam eden İlk Adımda Hasta Yönetim Kursu. İstanbul’da başlayan bu kurs, zamanla Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı ve az deneyimli hekimleri, HIV alanında yıllarını vermiş deneyimli hocalarla buluşturdu. Kursa katılan birçok genç hekim, bugün kendi kurumlarında uzman ve eğitici. Dr. İnan’a göre, bir zamanlar bu kurslarda not tutan asistanlardan bazılarının yıllar sonra aynı kürsüde sunum yaparak genç meslektaşlarla deneyim paylaşması bu çabanın en anlamlı ödüllerinden biri. Ben de, son birkaç yılda birkaç edisyonuna katılıp ayrımcılık, damgalama, HIV fobi, HIV ile mücadelede aktivizmin önemi gibi uluslararası çalışmalarımda da önceliklendirdiğim konularda sunumlar yaparak hekimlerle deneyim paylaştım ve bu kursların fonksiyonunu ve önemini yerinde gözlemledim. Ayrıca bir aktivist ve topluluk temsilcisi olarak bu kurslardan bazılarının bilimsel kurullarında yer alabilmiş olmak da benim için bir gurur kaynağı doğrusu ve Dr. Asuman İnan’ın bundaki rolünün ve öncülüğünün altı kesinlikle çizilmeli. Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu biraz daha detaylandıracağım. -Bugünkü öncelikler: Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, damgalamayla mücadele, PrEP/TÖP ve kendin yap testler Dr. İnan için bugünün en kritik hedeflerinden biri, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bilgisini sağlık profesyonelleri arasında tamamen yaygınlaştırmak ve ardından da toplumun geneline yerleştirmek ki hem kampanyanın küresel yüzlerinden birisi olarak şahsen benim hem de Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bildirisinin dünya genelindeki ilk imzacılarından biri olan Kırmızı Kurdele İstanbul’un da vizyonuyla birebir uyumlu bir hedef bu. Bu noktada Belirlenemeyen = Bulaştırmayan bildirisini www.kirmizikurdele.org ’da yayınladığımız ilk günlerde pek çok hekimin tereddütlü, hatta bazılarının alaycı ve küçümseyici yorumlarına rağmen (hayır arkadaşlar, bu alaycı ve küçümseyici hekimlerin isimlerini tabii ki yazmayacağım) #BeşittirB mesajına sahip çıkan ve bize destek olan ilk hekimlerden birinin Asuman İnan olduğunu da bilhassa belirtmek ve tarihe not düşmek benim için ahlaki bir ödev. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan konusunda “Düzenli ilaç tedavisi ve uyumlu takip neticesinde belirlenemeyen düzeye gelen bir kişi HIV’i cinsel yolla bulaştıramaz. Bu sadece kanıtlanmış bir bilimsel veri değil; insanların hayatını, ilişkilerini, umutlarını değiştiren bir gerçek” diyor Asuman İnan. Bunun yanında PrEP/TÖP, PEP/TSP ve kendin yap testler gibi önleyici stratejilerin yaygınlaştırılması, erken tanının güçlendirilmesi ve geç tanının/geç başvurunun azaltılması Asuman İnan’ın öncelikli dilekleri ve hedefleri arasında. #hivbilgisi okuması önerileri : www.kirmizikurdele.org/post/b-esittir-b-hakkinda-dokuz-soru www.kirmizikurdele.org/kendin-yap-hiv-testleri-guvenilir-mi www.kirmizikurdele.org/b-b-nedir www.kirmizikurdele.org/prep www.kirmizikurdele.org/pep -Aktivistler/Komünite ile hekim örgütlenmeleri arasındaki işbirliğinde bir dönüm noktası: Dr. Asuman İnan Başkanlığındaki Ulusal HIV AIDS Kongresi 2023 HIV alanında damgalama ve önyargılarla mücadelede yalnızca bilimsel üretim değil, tüm paydaşların eşit temsiliyeti de dönüştürücü bir rol oynar. Dr. Asuman’ın bu konudaki öncülüğü, bunun en somut örneklerinden biri. Türkiye’de herhangi bir medikal alanda düzenlenen bir ulusal kongrenin bilimsel kurulunda aktivistlerin ilk kez yer alması, Ulusal HIV AIDS Kongresi’nin kongre başkanlığını onun yaptığı 2023 edisyonuyla birlikte mümkün hale geldi. Bu sadece sembolik bir jest değil; klinik bilgi ile komünite liderliğinin aynı masa etrafında, saygın paydaşlar olarak eşit şartlarda yer alabilmelerine varacak bir süreci başlatan tarihi bir adımdı. Üstelik bu uygulama bir kereye mahsus bir detay ya da bir istisna olarak kalmadı. Asuman İnan’ın ısrarı ve vizyonu sayesinde, sonraki ulusal kongreler ve KLİMİK’in “İlk Adımda Hasta Kursu”, EKMUD’un “HIV Akademisi” vb. toplantılarda aktivistlerin bilimsel kurul ve bilimsel programlarda yer alması, aksi düşünülemeyecek bir alışkanlığa hatta giderek geleneğe dönüştü. Böylece HIV alanında politika, eğitim ve bakım süreçlerinin tasarımında, sahadan gelen seslerin doğrudan etkisi güçlenmiş oldu. Bu yaklaşım, hem bilimsel bilginin gerçek hayatla uyumunu artırdı hem de alandaki eşitlikçi ve katılımcı anlayışı pekiştirmeye devam edecek. -Geleceğe şimdiden iz bırakmak Dr. Asuman İnan’ı yıllardır tanıyan, işbirliği yapan ve gelişimini yakından gözlemleyen biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, onu farklı kılan yalnızca çalışkanlığı değil, sahada tespit ettiği boşlukları doldurma ve eksiklikleri giderme iradesi, çelme girişimlerine karşı dayanıklılığı ve tüm bunları yaparken kaybetmediği pozitif enerjisi ile işbirliği becerisi . Onun hikâyesi, bilimin sadece masa başında değil, sahada da üretilmesi, sahadan beslenmesi gerektiğinin berrak bir kanıtı. Çoğu insan, mesleğinin 25. yılında yavaşlamayı seçerken, o hâlâ ilk günkü motivasyonuyla çalışıyor. Üstelik bu motivasyon, bireysel ve kör bir hırs değil, HIV ile yaşayanların hayatlarının iyileşmesine kalıcı katkı sunmak ve bu alanda kalıcı yapılar kurmak için. Türkiye’nin HIV AIDS cevabının ve en geniş resimde halk sağlığı politikalarının, Asuman İnan gibi örnek şahsiyetlerin emek, mukavemet ve vizyonları üzerine şekillenmesi ve gelişmesi gerektiği bence gayet açık. Sözün özü; Türkiye’de HIV alanında hem bilimsel hem de toplumsal perspektifte ilerleme sağlanacaksa, bu hikâyede Dr. Asuman İnan’ın adı mutlaka ve oldukça parlak bir biçimde geçecek. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
- HIV kriminalizasyonu (HIV’i suçlaştırma) nedir?
Yayına hazırlayan: Arda Karapınar , Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Mayıs 25, 2025 Herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org 'den #HIV #AIDS bağlamında en az konuşulan fakat en fazla soruna ve hak ihlaline neden olan konuların başında gelen HIV kriminalizasyonu (HIV’i suçlaştırma) hakkında bir #hivbilgisi yazısı. HIV kriminalizasyonu (HIV’i suçlaştırma) nedir? HIV’in kriminalize edilmesi fikri neden sorunlu? Hukuk tarihine geçen ve aktivizme dönüşen ibretlik bir HIV kriminalizasyonu histerisi: Nick Rhoades Davası. Türkiye’deki yasal durum ne? Keyifli okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. HIV kriminalizasyonu (HIV’i suçlaştırma) nedir? HIV kriminalizasyonu (HIV’i suçlaştırma) , HIV ile yaşayan kişilerin bazı davranışlarının suç sayılması ve cezaya konu olması gerektiğini düşünen bir yaklaşımdır. Örneğin kişinin HIV pozitif olduğunu söylememeyi tercih etmesi, kondom kullanılmayan bir cinsel ilişkide taraf olması gibi durumlar, bazı ülkelerde hâlâ bu kapsamda değerlendirilebiliyor. www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey Oysa, kişinin HIV pozitif olduğunu mutlaka söylemesini gerektiren herhangi bir yasal düzenleme yapma fikri bireyin özerkliği ve mahremiyeti, ayrımcılık yasağı ve etik dışılık, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu - Madde 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası - Madde 20 ve 17, TCK - Madde 136, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi – Madde 12, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi – Madde 8 bakımlarından pozitif hukuka, uluslararası hukuka ve hukuk felsefesine temelden aykırıdır. Kondom kullanılmayan bir cinsel ilişkiden ötürü diğer kişinin suçlu sayılması gerektiği savı ise kişinin kendi sorumluluğundan kaçması ve bu sorumluluğu HIV pozitif kişiye yüklemesi olarak değerlendirilebilir. Çünkü tüm cinsel ilişkilerde karşılıklı rıza esastır ve kondom kullanımı gibi tercihler ortak sorumluluk ve karar gerektirir. Eğer siz kondom kullanımını müzakere etmediyseniz ya da kondom kullanmak istediğinizi belirttiğinizde partneriniz kondom kullanmak istemediğini söylemesine rağmen, cinsel ilişkiye -hiçbir şekilde zorlama, dayatma, şiddet vb. olmadan, hür irade ve onayınızla- devam ettiyseniz, olası tüm sonuçlara dair sorumlulukta da ortaklaşılmıştır. Dolayısıyla ısrar etmiş olmanıza rağmen partneriniz kondom kullanmak istememişse, cinsel ilişkiye devam etmemek tercih edilebilir. Tam da bu noktada, düzenli HIV ilaç tedavisi ile virüs yükleri B (belirlenemeyen) seviyeye baskılanan HIV pozitif kişilerden HIV geçişi/bulaşı ihtimalinin kondomsuz cinsel ilişkilerde bile sıfır olduğunu kanıtlayan ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da doğrulanan Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B bilgisi çok ayrı bir önem kazanıyor. Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan (B=B) (Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B hakkında kapsamlı #hivbilgisi için www.kirmizikurdele.org/b-b-nedir ve www.kirmizikurdele.org/post/b-esittir-b-hakkinda-dokuz-soru sayfalarının okunmasını tavsiye ediyoruz.) Fakat tüm bunlara rağmen bazı insanlar aleyhinde, onun HIV pozitifliğinden hareketle hukuk davası açılması, hukuk mekanizmalarının HIV pozitif kişinin itibarını zedeleme amaçlı bir tehdit unsuru olarak kullanılması ve buna bağlı şantaj girişimleri gibi hadiseler hâlâ yaşanıyor. Çünkü b u davalar ve tehditler çoğu zaman ortada somut bir HIV bulaşı/geçişi olgusu olmasa da, yalnızca “bulaş riski olduğu” iddiasına dayandırılıyor ve HIV pozitif kişi, hiçbir bilimsel temeli olmayan varsayımlarla suçlanabiliyor. Bu da toplumun HIV ve AIDS algısındaki en sorunlu boyut olan HIV ve AIDS sebepli damgalama ve ayrımcılığı sürekli yeniden üreterek çözümden uzaklaşılmasına sebep oluyor. HIV kriminalizasyonu fikri neden sorunlu? Bu tür olaylar yukarıda sayılan sorunlara ilaveten, tüm toplumu ilgilendiren başka sorunlar da üreterek, bütüncül sağlık ve halk sağlığı yönetimi alanlarını da olumsuz etkiliyor. Çünkü HIV kriminalizalisyonu; İnsanların HIV testi yaptırmaktan korkmasına ve gerek duyuyor olsalar bile test yaptırmaktan kaçınmalarına sebep olur. HIV’in başka herhangi bir sağlık konusu kadar rahatça tartışılmasını ve anlaşılmasını yani konunun normalleşmesini engeller. HIV pozitif tanısı alan kişilerin tedaviye erişim ve tedaviye bağlılık süreçlerinde korku ve güvensizlik yaratır. Bu da kişiyi tanı ve tedaviyi reddetme, geciktirme ya da tedaviden çıkma gibi ağır sonuçları olacak kararlar almaya yönlendirebilir. Zararları telafi edilemeyecek mahremiyet ihlallerine ve kişisel verilerin kötüye kullanılmasına yol açar. HIV pozitifliği suç, HIV pozitif kişiyi suçlu ve toplum için tehdit gibi göstererek toplumsal korku, önyargı ve ayrımcılığı artırır. Tüm bunlara karşılık bilimsel bulgular ise çok net; Baskılayıcı HIV tedavisi ilaçları kullanımına bağlı olarak vücuttaki HIV miktarı B (belirlenemeyen) seviyede olan HIV pozitif kişi kaynaklı bir geçişi/bulaşı ihtimalinin -kondomsuz cinsel ilişkilerde bile- sıfır olduğu, geniş çaplı ve güvenilir bilimsel araştırmalarca ispatlanmıştır. Bu kanıt, HIV pozitifleri suçlu, riskli, tehdit vb. olarak gören damgalayıcı ve ayrımcı bakış açısının bilimsel veriler ışığında son bulmasını gerektirir. Konu bu bilimsel gerçek temelinde yeniden değerlendirildiğinde, HIV ile yaşayanların potansiyel suçlular gibi görülmeleri ve ahlaken ve/ya da kanunen cezalandırılmaları gerektiğini savunan çağ dışı önerileri rasyonel bulabilmek mümkün değildir. Hukuk tarihine geçen ve aktivizme dönüşen ibretlik bir HIV kriminalizasyonu histerisi: Nick Rhoades Davası ABD’nin Iowa eyaletinde yaşayan Nick Rhoades, yalnızca bir kez cinsel ilişkiye girdiği partnerine HIV ile yaşadığını açıklamamakla suçlandı 2008 yılında. Oysa Rhoades cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmıştı, ki bu bilgi partneri tarafından da doğrulandı. Ayrıca Rhoades baskılayıcı HIV tedavisi ilaçlarını (ART) muntazaman kullanıyordu ve viral yükü/virüs yükü belirlenemeyen seviyedeydi, yani cinsel ilişki yoluyla HIV geçişi riski sıfırdı. Ancak Iowa eyaletinin o dönemki yasalarında HIV ile yaşayan kişilerin bu bilgiyi partnerlerine açıklamamış olmalarını suç sayan bir madde vardı. Bilimsel verilere ve halk sağlığı ilkelerine tamamen aykırı bu yasal düzenlemenin Rhoades'e kestiği fatura 25 yıl hapis cezası oldu. Bu adaletsiz karar yalnızca Nick Rhoades'e değil, HIV kriminalizasyonuna maruz kalan pek çok kişiye ve HIV pandemisi ile mücadeleye telafisi zor zararlar verdi. Rhoades’ın bu süreçte maruz bırakıldığı insanlık dışı muameleler SERO Project’in 2011 yapımı HIV Suç Değildir ( HIV Is Not a Crime ) adlı kısa belgeselinde, manipülatif kurgu numaralarına tevessül etmeyen bir yalınlıkla ve gerçek olduğu için güçlü bir dille aktarılıyor. Öyle ki, Rhoades’in haysiyet mücadelesinde tecessüm ederek topluma kendi zalimliğini izlettiren bu film, HIV kriminalizasyonu karşıtı aktivizm hareketinin vicdani ve politik başlangıç noktası oldu. Nitekim bu aktivizm kısa sürede sonuç aldı ve 2008’de yaptığı hatayla yüzleşmekten kaçamayan Iowa, HIV yasalarını 2014 yılında modernize ederek bunu yapan ilk ABD eyaleti oldu. Bu kazanımda, Rhoades’ın yalnızca kişisel mağduriyeti temelinde değil çağın gerisinde kalmış bir düzenlemenin, halk sağlığı politikaları ve toplum sosyolojisi üzerindeki olumsuz etkileri perspektifinde şekillenen öncü söylemi belirleyici rol oynadı. Buna bağlı olarak, Rhoades’ın mahkûmiyetine dair hüküm bozuldu ve tıpkı Rhodes gibi haksız yere cezalandırılan kişilerin sicillerindeki "cinsel suçlu" ibaresi silindi. Ne var ki, artık daha modern olduğunu iddia eden hukuk sisteminin başka bir acımasız yönüyle daha yüzleşmek durumundaydı Rhodes. 2008 yılında aleyhinde açılan dava devam ederken maruz bırakıldığı tüm kötü muamelelerden ve toplum baskısından yılarak, davanın bir an önce bitmesi için suçlamayı kabul etmişti ve haksız biçimde hapiste geçirdiği sürenin tazmini için açtığı dava, suçlamayı kabul etmiş olması gerekçesiyle reddedildi. Amiyane tabirle, Iowa eyaleti, bağnazca yazılmış ve histerikçe uygulanmış bir kanunun kurban ettiği Rhodes'in, alt üst edilmiş hayatını toparlamayı uman tazminat talebine ölü taklidi yaparak cevap vermeyi seçmişti. Tüm bunlara rağmen -nasıl başardığını kavramakta şahsen epey zorlandığım örnek bir dirayet göstererek- pes etmeyen Nick Rhoades'in yaşadıkları, HIV kriminalizasyonu histerisinin ne derece yıkıcı olabileceğini gösteren bir dava ve Amerikan HIV aktivizmi Hareketi'nin bercestelerinden biri olarak tarihe geçti. Türkiye’deki yasal durumu ne? Kişinin HIV pozitif olduğunu mutlaka söylemesini gerektiren herhangi bir yasal düzenleme yapma fikrinin bireyin özerkliği ve mahremiyeti, ayrımcılık yasağı ve etik dışılık, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu - Madde 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası - Madde 20 ve 17, TCK - Madde 136, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi – Madde 12, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi – Madde 8 bakımlarından pozitif hukuka, uluslararası hukuka ve hukuk felsefesine temelden aykırı olacağı düşüncesi yazının girişinde de paylaşılmıştı. Hukuk sistemimiz bu konu genel hatlarıyla böyle telakki etmiş olmalı ki, Türkiye HIV pozitif olmayı suçla doğrudan ilişkilendiren ülkelerden değil. Bununla birlikte İsviçre’deki gibi “bulaştırıcılığı olmayan HIV pozitif bireylerin cezai sorumluluk taşımadığını” hukuken somutlaştırmış durumda da değil. Bu nedenle, mevcut Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) kimi maddeleri geniş yorumlanarak zaman zaman HIV ile ilişkilendirilmekte ve genellikle aleyhte yorumlanmakta. Örneğin, TCK’daki “kasten yaralama” ya da “başkasının sağlığını tehlikeye sokma” gibi maddeler, HIV ile yaşayan kişiler aleyhinde kullanıldı ve hâlâ kullanılabilir. Bu durumlarda: Virüs bulaşı/geçişi söz konusu değilse bile, Kişinin virüs baskılayan ve bulaş engelleyen HIV tedavisi ilaçlarını düzenli olarak kullanıyor oluşu ve belirlenemeyen seviyede oluşuna dair doktor görüşleri dikkate alınmadan, Varsayımsal bulaş riski iddiasına dayanarak aleyhte dava açılabilir. Bu uygulama, HIV’in dolaylı olarak kriminalize edilmesi (suçlaştırılması) ve HIV pozitif kişinin dolaylı olarak cezalandırılması anlamlarına gelir. Çünkü bilimsel kanıtlar bulaş söz konusu olmayacağını zaten ispatlamış durumdadır ve ortada dava konusu olabilecek bir bulaş/geçiş kanıtı yeni bir HIV olgusu yoktur ancak konu dava sebebi edilerek, HIV pozitif kişinin itibarının zedelenmesiyle, toplumsal statü ya da iş kaybetmesiyle ve hatta aile birliğinin bozulması ile sonuçlanabilir. Özetle: HIV pozitif olmak suç değildir. HIV’in kriminalizasyonu bilimsel gerçeklerle açık biçimde çelişir ve insan haklarına aykırıdır. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B gerçeği dikkate alındığında, yapılması gerekenin HIV’i kriminalize etmek ve HIV pozitifleri ötekileştirmek değil, toplumun HIV algısını normalleştirmeyi ve HIV pozitifleri tedaviyle kolayca buluşturmayı hedeflemek olmalıdır. Türkiye’de HIV pozitifliği doğrudan suç sayan bir yasa/madde olmasa da, mevcut bazı maddelerin bilimsel gelişmeler dikkate alınmadan yorumlanarak HIV ile yaşayan kişilere karşı kullanılabilme ihtimali, birey sağlığı, halk sağlığı, epidemi yönetimi gibi farklı perspektifler açısından hâlâ risktir. Bu nedenle, dünyadaki iyi uygulamalar incelenerek, bilimsel gelişmelere,, küresel HIV AIDS hedeflerine, halk sağlığı hedeflerimize ve insan haklarına uyumlu yeni düzenlemelere duyulan ihtiyaç açıktır. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu Damgalama ve ayrımcılık I www.kirmizikurdele.org
- HIV pozitifler için ilaç ve besin etkileşimleri
Yayına hazırlayan: *Kağan Çavuşoğlu, Aktivist Yayın tarihi: Temmuz 24, 2025 ( Klinik Plus Dergisi'nin 10. sayısında sağlık meslek profesyonelleri için yayınlanan aynı başlıklı yazının HIV pozitifler için uyarlanmış versiyonudur.) www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey Günümüzdeki virüs baskılayıcı HIV tedavisi ilaçları yani antiretroviral (ART) ilaçlar, düzenli ve doğru şekilde kullanıldığında virüsü baskılamada ve #BeşittirB 'yi sağlamada çok başarılılar Ancak bazı yiyecekler ve içecekler bu ilaçlarla etkileşime girerek tedavinin etkisini azaltabilir. Bu nedenle, HIV ile yaşayan kişilerin beslenme alışkanlıkları önemlidir. * www.kirmizikurdele.org/b-b Bu #hivbilgisi yazımızda, baskılayıcı HIV tedavisi ilaçları yani ART tedavisinin besinlerle olan etkileşimlerine dair bilgileri, sık yapılan hataları ve dikkat edilmesi gereken noktaları danışanlarımız ve sadık “herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org ” okurları için derledik. Özellikle birden fazla hastalık için ilaç kullanan, bitkisel takviye ürünlerine yönelen veya alternatif tedaviler deneyen kişiler için bu bilgilerin çok kıymetli olduğuna inanıyoruz. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. - Greyfurt ve diğer narenciye meyveleri Greyfurt ve greyfurt suyu, bazı virüs baskılayıcı HIV tedavisi (*ART) ilaçlarının kandaki seviyesini tehlikeli şekilde yükseltebilir. Bu durum özellikle ritonavir gibi ilaçlarla ilgilidir. Bu yüzden, greyfurt suyu ART kullanan kişiler için pek önerilmez. Eğer bu bilgiye rağmen ille de greyfurt suyu içmek istiyorsanız, ilacınızdan en az 4 saat önce ya da sonra tüketmelisiniz ve bu durumdan hekiminiz mutlaka haberdar olmalı, çünkü bu durumun kan tahlilleri ile takibi gerekir. * www.kirmizikurdele.org/art 2022 yılında yapılan bir çalışmada, greyfurt suyunun Ritonavir ile birlikte alındığında karaciğer enzimlerini artırdığı gösterilmiştir. Limon, portakal, mandalina gibi diğer narenciye meyveleri de mide asidini artırarak dolaylı etkiler yaratabilir. Bu meyveleri tüketecekseniz, ilaçlarınızla arasında en az 4 saat olmasına dikkat edin. -Yağlı öğünler ve ilaç emilimi Bazı virüs baskılayıcı HIV tedavisi ilaçları (ART), yağlı yemeklerle birlikte alındığında vücutta daha iyi emilirken, bazıları ise yan etkilere yol açabilir. Örneğin efavirenz (Türkiye’de Stocrin), yağlı yemekle birlikte alındığında baş dönmesi, unutkanlık gibi sinir sistemiyle ilgili yan etkileri artırabilir. Bu nedenle az yağlı bir öğünle ya da aç karnına alınmalıdır. Rilpivirin gibi bazı ilaçlar ise az miktarda yağ içeren (örneğin 390 kalori + 20 g yağ) bir öğünle alınmalıdır. Genel olarak, HIV ile yaşayan kişilerin yağlı gıdaları fazla tüketmemesi; özellikle de kan yağları (lipid profili) yüksek olan bireylerin buna daha fazla dikkat etmesi önerilir. -Sarımsak ve diğer bitkisel takviyeler www.kirmizikurdele.org I B eşittir B Sarımsak, sarı kantaron, ginseng, ginkgo biloba gibi doğal ürünler bazı karaciğer enzimlerini harekete geçirerek ART ilaçlarının vücuttaki etkisini azaltabilir. Örneğin, sarımsakla birlikte ritonavir kullanan bir kişide ilacın kandaki seviyesi %40 düşmüş ve tedavi başarısız olmuştur. Bu nedenle, bitkisel destek ürünlerini doktorunuza ya da eczacınıza danışmadan kullanmamalısınız. Bu ürünlerin “organik” ya da “doğal” etiketiyle satılıyor olmaları, “zararsız” oldukları anlamına gelmez. -Süt ürünleri ve İntegraz İnhibitörleri Dolutegravir ve Bictegravir gibi bazı ART ilaçları, süt ürünleri veya kalsiyum, demir içeren gıdalarla birlikte alındığında vücutta daha az emilir. Bu yüzden: Süt, yoğurt gibi ürünleri; bu ilaçlardan en az 2 saat önce ya da 6 saat sonra tüketmek gerekir. Aynı şekilde mide koruyucular (magnezyum veya alüminyum içeren ilaçlar) için de bu kural geçerlidir. -Alkol ve kafein tüketimi Alkol bazı ART ilaçlarının karaciğere zarar verme riskini artırabilir. Kafein (kahve, enerji içecekleri, kola vb.) ise Efavirenz gibi ilaçların neden olabileceği uykusuzluk, sinirlilik gibi etkileri şiddetlendirebilir. Bu yüzden, alkol tüketimi tamamen bırakılmalı ya da sadece sosyal ortamlarda sınırlı olarak alınmalı; kafein ise günde 200 mg’ı geçmemeli. Ayrıca ilaçlarınızı kahveyle ya da enerji içeceğiyle içmeyin. Su her zaman en iyi tercihtir. -Çiğ gıdalar ve gıda güvenliği Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde (özellikle CD4 sayısı 200’ün altındaysa) çiğ ya da az pişmiş yiyecekler ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Sushi, çiğ yumurta, pastörize edilmemiş süt gibi gıdalardan uzak durun. Evde hazırlanan yiyeceklerin iyice piştiğinden ve temiz koşullarda saklandığından emin olun. -Vitamin ve mineral takviyeleri C vitamini, çinko ve selenyum, ACE selenyum gibi takviyeler bağışıklığı destekleyebilir. Ancak, yüksek dozlarda kullanıldığında ilaçlarla etkileşime girme riski göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle bu takviyeler ancak eksiklik varsa, kan tahlillerine göre ve sadece doktor önerisiyle kullanılmalıdır. “Faydalı olur” düşüncesiyle rastgele takviye kullanmak risklidir ve önerilmez. -Pratik öneriler ART reçetesi alırken, hangi ilacı nasıl kullanmanız gerektiğini içeren bir bilgilendirme formu isteyin. Tedaviye yeni başladıysanız, yeme-içme alışkanlıklarınızı ve ilaç saatlerinizi not ettiğiniz bir günlük tutmak faydalı olabilir. Kliniklerde henüz her yerde mümkün olmasa da, diyetisyen, psikolog ve doktorun birlikte çalıştığı bir ekipten destek almak çok daha etkili sonuçlar verir. -İleriye dönük yaklaşımlar: Kişiye özel beslenme ve ilaç takibi Gelecekte, HIV ile yaşayan kişiler için geliştirilecek yeni sistemler sayesinde, genetik yapılarına ve sağlık geçmişlerine uygun beslenme ve ilaç planları yapılabilecektir. Bu tür yaklaşımlar özellikle birden fazla ilaç kullanan kişiler için büyük bir kolaylık sağlayacaktır. Unutmayın: ART tedavisinin başarıya ulaşması sadece doğru ilacı almakla değil, bu ilaçları doğru zamanda, doğru şekilde kullanmakla mümkündür. Beslenme ve yaşam alışkanlıklarınızın tedaviye etkisini önemseyin. Bilinçli davranan bir kişi, hem virüsü baskılayabilir hem de hayat kalitesini koruyabilir. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org
- Yeni dönemde EKMUD, EKMUD’da yeni dönem: Kadınların liderliğinde açık, katılımcı ve komünite ile dirsek temasında bir hekim örgütlenmesi örneği
Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Temmuz 18, 2025 HIV alanının ( bizce ) en üretken aktivisti, gönüllümüz Arda Karapınar, infeksiyon alanının önde gelen uzmanlık derneklerinden EKMUD’un (Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği) Başkanı Prof. Dr. Meltem Taşbakan ve bir önceki dönem başkanı Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu ile EKMUD’da yeni dönem üzerine bir söyleşi yaptı. Türkiye Ulusal HIV AIDS Kongresi’ni düzenleyen Türkiye HIV/AIDS Platformu’nun da üyesi olan EKMUD neler yapıyor, diğer hekim derneklerinden farkları ne ve yeni dönem planları neler? Herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizilkurdele.org ’de şimdi okuyun. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı özellikle rica ediyoruz. EKMUD (Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği), hekim dernekleri arasında, kadın liderliğiyle dikkat çeken, halk sağlığını ve sosyal medya üzerinden topluma ulaşmayı önceleyen yapısıyla yeni bir çehre ve karakter ediniyor. Elbette derneğin geniş faaliyet alanı infeksiyon olmakla birlikte, HIV alanında yapılacak çalışmalarla ilgili planlar, şeffaf bütçe kullanımı, halkı bilgilendirme odaklı projeler ve Kırmızı Kurdele İstanbul gibi STK’larla stratejik iş birliği ihtiyacı ve hedefleri yeni dönemin ana başlıklarını oluşturuyor. - EKMUD’un farkı? Kadınların liderliğinde açık, katılımcı ve komünite ile dirsek temasında bir hekim örgütlenmesi örneği: EKMUD Sağlık alanında faaliyet gösteren bir uzmanlık derneğinin yalnızca uzmanları değil, toplumu da ilgilendiren işlere öncelik vermesi bir lüks ya da tercih değil bir gereklilik. Dernek Başkanı Meltem Taşbakan’a göre EKMUD’un diğer hekim derneklerinden ayrıldığı en belirgin nokta da tam burada ortaya çıkıyor: halkla yakın iletişim kuran, sosyal medyada aktif, şeffaf ve katılımcı bir yapı. Mevcut Başkan Meltem Taşbakan ve bir önceki dönem başkanı Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu sosyal medyanın önceki dönemlere kıyasla çok daha etkin kullanımı ile birlikte bilgilendirme faaliyetlerinin ve dernek görünürlüğünün arttığını ve toplumla doğrudan temasın daha iyi durumda olduğunu vurguluyor. “Halkı bilgilendirmek ve doğru iletişim EKMUD için tercih değil zaruret,” cümlesi ise bu yaklaşımı özetliyor. -EKMUD’da kadınların liderliğinde yeni dönem… Derneğin sadece başkanının değil, başkan yardımcısının ve genel sekreterinin kadın olması sadece bir tesadüf değil. Yeni dönemin yüzü: çalışkan, yetkin ve sakinliğiyle kriz anlarında yapıcı kalabilen bir kadın liderlik anlayışı. Bence bu yapı sadece bugünün değil yarının alan liderlerini hazırlama ve diğer hekim örgütlenmelerine iyi örnek olma potansiyeli taşıdığı için ayrıca değerli. Bu yaklaşım aynı zamanda eşit temsilin, katılımın ve çeşitliliğin sadece sembolik değil, yapısal olarak benimsendiğinin de göstergesi, ki Türkiye’de pek nadiren rastladığımız bir detay bu. -Bütçe yönetimi, şeffaflık ve sorumluluk… Hekim derneklerinin kongre vb. organizasyonlardan ya da çeşitli yollarla elde ettikleri gelirlerinin nasıl kullanıldığı, tıp dünyasında sıkça sorulan ama bu dernekler genellikle yeterince şeffaf olmadıkları için pek de konuşulamayan bir konu. Fakat takdir edersiniz ki bir aktivist olarak -yakından tanıyanların bildiği gibi- gözümü budaktan sakınacak, doğru soruyu sorduğum için kalp kırmaktan korkacak biri olmadığım için bütçe yönetimi meselesine de değiniyorum. Sorularıma aldığım yanıtlara göre EKMUD bu konuda örnek olmaya aday çünkü yıllık bütçenin büyük kısmı burslara, asistan hekimleri desteklemeye, yayın desteğine ve çeşitli eğitim faaliyetlerine ayrılmış durumda. Hekim örgütlenmelerinin genel kurullarında, kasada kalan paranın geçtiğimiz yıllara göre artmasını başarı olarak sunmalarını başarı değil bir yönetim problemi olduğu fikrime katılan Taşbakan ve Pullukçu, yalnızca mesleki değil, toplumsal bir sorumluluğun da altını çiziyorlar. Ayrıca, HIV danışma kurulları ve çeşitli akademik desteklerle, toplum sağlığına ve farkındalık çalışmalarına yönelik kalıcı adımlar atılmak istenmesi bir başka olumlu detay. -HIV alanında neler planlanıyor? Söyleşide HIV alanına dair somut adımlar da gündeme geldi. Bunların en belirgini benim EKMUD’un HIV danışma/çalışma kurullarında aktivistlerin yer alması önerimdi ve bu önerinin olumlu bulunması değerliydi . Eğer bu önerinin gerçekleşmesi mümkün olursa, bu uygulama sadece EKMUD’u bu konuda ilk ve öncü kılmakla kalmayıp, HIV alanında iş birliği fırsatlarını arttıran bir fırsat ve önemli bir kazanım olabilir. HIV alanında yapılması planlananlar arasında öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle; MEB ile (mümkünse) iş birliği yapılarak en azından belli sayıda okulda temel HIV farkındalığı sunumları, Psikologlarla akademik çalışmaların güçlendirilmesi, ve en önemlisi Komüniteyle birlikte düşünmek, birlikte üretmek. Meltem Taşbakan başkanlığındaki EKMUD yönetiminin “biz yapalım” değil, “hep beraber yapalım” anlayışı, HIV alanında toplumsal katılımın ve bilimsel yaklaşımın nasıl birleştirilebileceğine iyi bir örnek oluşturabilir. -HIV sivil toplumuyla iş birlikleri… Dr. Meltem ve Dr. Hüsnü ile sohbetimin en önemli vurgularından biri de; HIV alanında çalışan tüm STK’larla stratejik iş birlikleri geliştirilmesi ve iyi örnekler yaygınlaştırılması önerileriydi. Zira sık sık vurguladığım gibi HIV yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda bir sosyal mesele ve bu meseleye kalıcı gözüm ancak doğru bilginin toplumun tüm kesimleriyle buluşturulması, güçlü iş birlikleri ve cesur liderlikle çözülebilir. Bu yüzden, sivil toplum temsilcilerinin gözlemci olarak dahil edileceği kurullar ve toplantılar, her fırsatta doğrudan iletişim ve ortak projeler, yalnızca iyi niyet göstergesi ve örneklik değil, birer eylem çağrısı işlevi görecektir diye düşünüyorum. -Bitirirken… HIV ile yaşayanlar için el kitabı "Tedavini Ol, Hayatını Yaşa" yayımda EKMUD Başkanı Prof. Dr. Meltem Taşbakan’ın sohbet boyunca gözlemlediğim yaklaşımı, uzmanlık derneklerinin kendi kabuklarını kırarak toplumla gerçek bağlar kurmaları gerektiği tespitimi açıkça doğrulayan bir yaklaşım. EKMUD’un kadınların önderliğinde şekillenen bu dönüşümü daha şeffaf, daha katılımcı ve daha cesur bir halk sağlığı perspektifi ihtiyacına işaret ediyor ki, bu sadece HIV meselesi için değil en geniş anlamıyla halk sağlığı politikaları için önemli. Dolayısıyla EKMUD ve benzeri tüm hekim örgütlenmelerinin yaptıkları ve yapmadıkları, başardıkları ve başaramadıkları, sadece bir meslek grubunu değil tüm toplumu ilgilendiriyor. Çünkü HIV farkındalığı yüksek, damgalamanın, ayrımcılığın ve yeni HIV olgularının sıfırlanabilemese bile, iyice azaltılabildiği sağlıklı bir toplum sadece bilimle, şeffaflıkla ve kapsamlı iş birlikleriyle inşa edilebilir. HIV alanındaki kayda değer gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla paylaşmaya devam eden herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org 'yi ve @redribbontr sosyal medya hesaplarımızı takipte kalın. Arda Karapınar - Aktivist, Yazar IG @minasardapanosian X/Twitter @MAPanosian www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV pozitif kadınlar için HPV aşısında yeni bir dönem
- HIV pozitif kadınlar için HPV aşısında yeni bir dönem
Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü Serkan Yayın tarihi: Temmuz 2, 2025 HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hakkı, yalnızca HIV ile değil, başka medikal meselelerle de ilgilenmeyi gerektiriyor. Bunlardan biri de İnsan Papilloma Virüsü (HPV). Çünkü HPV, rahim ağzı kanseri de dâhil olmak üzere birçok ciddi hastalığa neden olabilir ve HIV ile yaşayan kadınlarda bu kansere ilişkin risk genel nüfusa kıyasla yüksektir. İşte bu nedenle HPV aşısı, HIV ile yaşayan bireyler için hayati bir öneme sahip. Belçika’daki Saint-Pierre Üniversite Hastanesi'nde yapılan ve sonuçları Haziran 2025'te yayınlanan bir çalışma ise bu konuda oldukça umut veriyor. Herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org için hazırlanan bu #hivbilgisi yazısında araştırmanın detaylarına birlikte bakıyoruz. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler kaynak göstermek ve bağlantı vermek şartıyla herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda www.kirmizikurdele.org 'yi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. - HPV aşısında yeni bir sayfa: HIV ile yaşayan kadınlar için umut verici bir gelişme HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hakkı, yalnızca HIV ile değil, başka medikal meselelerle de Herkes için #hivbilgisi I www.kirmizikurdele.org ilgilenmeyi gerektiriyor. Bunlardan biri de İnsan Papilloma Virüsü (HPV). Çünkü HPV, rahim ağzı kanseri de dâhil olmak üzere birçok ciddi hastalığa neden olabilir ve HIV ile yaşayan kadınlarda bu kansere ilişkin risk genel nüfusa kıyasla yüksektir. İşte bu nedenle HPV aşısı, HIV ile yaşayan bireyler için hayati bir öneme sahip. Sonuçları Haziran 2025'te yayınlanan bir araştırma ise bu konuda umut verici yeni bir kapı aralıyor. Belçika'da Saint-Pierre Üniversite Hastanesi'nde yapılan bu yeni çalışma, HPV aşısının HIV pozitif kadınlarda iki doz olarak uygulanmasının şu ana kadar önerilen üç dozluk protokol kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Yani piyasada Gardasil 9 ismiyle bulunan aşının iki doz olarak uygulanması, pozitif HIV tanısı almış ve virüs baskılayıcı HIV tedavisi ilaçlarının düzenli kullanımına bağlı olarak viral baskı sağlanmış (* detaylar için Belirlenemeyen = Bulaştırmayan, ART ve viral baskı hakkındaki #hivbilgisi sayfalarımızı okuyun ) kadınlarda üç dozla kıyaslandığında bağışıklık yanıtı açısından eşdeğer düzeyde bulunmuş. Antikor yanıtı, her iki doz grubunda %97,7 – %97,9 oranında, tüm dokuz HPV tipine karşı yüksek ve benzer seviyede gerçekleşmiş. Bu harika bilgi, yalnızca tıbbi açıdan değil, aynı zamanda politik, ekonomik ve sosyal açılardan da büyük bir dönüşüme kapı aralayabilir. #hivbilgisi okuması önerileri : www.kirmizikurdele.org/hiv-viral-baski , www.kirmizikurdele.org/b-b , www.kirmizikurdele.org/art - Yöntem Araştırmaya HIV tedavileri Belçika’daki Saint-Pierre Üniversite Hastanesi’nde takip edilen15–40 yaş arası, baskılanmış ya da düşük viral yük (<400 kopya) ve yüksek CD4 seviyesine sahip 167 HIV pozitif kadın katılmış. 100 kadın rastgele iki veya üç doz gruplarına dağıtılmış, diğer 67 ise destekleyici veri oluşturmak üzere randomizasyon dışı katılmış. Antikor seviyeleri, aşı öncesi ve dozların tamamlanmasından bir ay sonra ölçülmüş. Dozlar “0 ve 6 ay” (iki doz) veya “0, 2, 6 ay” (üç doz) şemasına uygun şekilde uygulanmış. - Somut bulgular Her iki grup arasında antikor yanıtında fark yok. Yani immunojenisite (bağışıklık tepkisi) açısından üç yerinde iki doz yeterli. Yan etki profili de incelenmiş. iki doz grubu enjeksiyon bölgesinde daha az ve hafif reaksiyon yaşamış, üç doz grubunda yorgunluk daha fazla bildirilmiş. Yani üç doz ile kıyaslandığında iki doz yan etki profili bağlamında da tercih edilir durumda. - www.kirmizikurdele.org değerlendirmesi HIV ile yaşayan kadınlar için aşıya erişim, birçok coğrafyada hala sistematik engellerle karsı karşıya. Çünkü aşıya erişimdeki her basamak, aynı zamanda damgalama, ayrımcılık ve ekonomik eşitlik sorunlarıyla da dolu. Bu çalışmanın gösterdiği gibi, etkili bağışıklık yanıtı iki dozla sağlanabiliyorsa, HIV ile yaşayan kadınlar için bu, hem lojistik hem ekonomik hem de psikososyal anlamda büyük bir kolaylık sağlar. Unutulmamalıdır ki, HIV ile yaşayan kişiler sağlık sistemleri için pahalı hastalar algısının ötesinde, yaşama hakkının eşit birer öznesidir. Aşı politikalarının bilimsel verilerle yeniden şekillenmesi, hem HIV ile yaşayan kişilerin hem de toplumun genel sağlığını korumak adına hayati öneme sahip Ancak elbette bu çalışma, yeni soruları da beraberinde getiriyor: Aynı sonuçlar erkeklerde ya da farklı immün durumlarına sahip bireylerde de gözlemlenir mi? Uzun vadeli koruma aynı seviyede sürebilir mi? Bu soruların cevabı, daha kapsamlı ve çeşitli grupları içeren yeni araştırmalar yapılırsa bulunabilir. -Bu gelişme HIV pozitifler için ne ifade ediyor? Erişim ve uygulanabilirlik: Üç yerine iki doz HPV aşısı uygulaması, sağlık sistemleri için daha kolay planlanabilir. Özellikle HIV takip ziyaretleriyle eşzamanlı yapılabilir. Bu, düşük gelirli veya sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayan yerlerde gerçek bir avantajdır. Maliyet ve damgalama (Stigma): Daha az doz daha az maliyet demek. Buna ek olarak HIV ile yaşayanların daha az sağlık kuruluşunu ziyaret etmesi, HIV ile ilgili damgalanmayı azaltabilir – dolayısıyla maddi yükü azaltabilir, psikososyal bariyerleri düşürür. Yan etki yönetimi: İki doz uygulaması daha az yan etki anlamına da gelir ki bu da sürdürülebilir aşı tavsiyeleri açısından bireyler için psikolojik bir rahatlık sağlayacaktır. Politika tutum ve rehber güncellemesi: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) gibi kuruluşlar HIV pozitifler içim halen üç doz öneriyor. Ancak bu yeni kanıt, “iyi immün kontrol altındaki” HIV pozitif kadınlar için iki doz önerisinin değerlendirilmesini ve rehberlerin buna bağlı olarak değişmesini teşvik edebilir. Araştırma boşlukları: Çalışma erkeklerde ve farklı immün kontrol düzeylerindeki bireylerde henüz yapılmamış. Yani HIV pozitif erkeklerde benzer etkinin görülüp görülemeyeceği belirsiz. Bütün bunlar işaret ediyor ki, HIV bilimi ilerliyor ve bu ilerleme, HIV ile yaşayanların yaşamlarına pek çok farklı alanda umut taşıyor. Herkesin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org bu umudu yaymaya ve önemli bilimsel gelişmeleri herkesin anlayabileceği bir dile dökerek konuyla ilgilenen herkesi bilgilendirmeye devam edecek. Referanslar Konopnicki D et al. Immunogenicity and safety of two versus three doses of 9-valent vaccine against Human papillomavirus (HPV) in women with HIV: the Papillon randomized trial. Clinical Infectious Diseases, 2025. DOI: https://doi.org/10.1093/cid/ciaf241 www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb HIV kriminalizasyonu I www.kirmizikurdele.org
- Kimlik bilgilerinizi vermeden (anonim) ve ücretsiz HIV testi yaptırabileceğiniz merkezler
Yayına hazırlayan: www.kirmizikurdele.org #onlinehivdanismanligi ekibi Güncelleme (12): Aralık 2024 #hivbilgisi notu yayın tarihi: 21 Haziran 2020 (Güvenilir #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur.) Ülke genelinde çok önemli bir ihtiyaç olan anonim (kimlik, gerçek isim vb. paylaşmak zorunda kalmadan) ve ücretsiz HIV testi yaptırma olanakları uzun yıllardır, olağan koşullarda bile sıkıntılı bir konu olarak biliniyor. www.kirmizikurdele.org I Ücretsiz HIV testi Neredeyse hiç seçeneğin olmadığı uzun bir dönemin ardından, sivil toplum kuruluşlarının yoğun çabaları, yerel yönetimlerin pozitif yaklaşımı ve özellikle Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı’nın ciddi destek ve iş birliğiyle -şimdilik- *birkaç şehirdeki anonim test merkezlerinde (**GDTM) bu önemli hizmet başlamış ve yoğun talep görmüştü. **Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri; HIV hakkında bilgi almak ve HIV testi yaptırmak isteyen herkese, HIV’e ilişkin danışmanlık hizmeti vermek ve aynı zamanda anonim (kimlik bilgisi vermeden ve gizlilik esasları içerisinde) ve ücretsiz test yaptırabilme imkânı sunmak, test sonucu pozitif çıkan bireyleri kesin tanı tedavi için hastaneye yönlendirmek üzere oluşturulmuştur. *Kimlik bilgilerinizi vermeden HIV testi yaptırabileceğiniz merkezleri ve iletişin bilgilerini içeren tam listeyi aşağıda bulabilirsiniz Herkesin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı olarak #onlinehivdanismanligi servisimize gelen-abartısız- binlerce soruya bağlı olarak test merkezlerinin süreçlerini yakından takip ediyoruz ve hangi GDTM'ye nasıl ulaşacağınıza dair bilgi notlarını düzenli aralıklarla güncelleyerek paylaşıyoruz. .: Kimlik bilgilerinizi vermeden HIV testi yaptırabileceğiniz merkezler ve yönlendirme alabileceğiniz STK'lar listesi :. -Kırmızı Kurdele İstanbul www.ucretsizhivtesti.com projesi ® (Eylül 2024 güncellemesi; maddi ve operasyonel sıkıntılar sebebiyle "Ücretsiz HIV testi" projemiz geçici olarak hizmet vermemektedir.) Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan B=B İhtiyacın büyüklüğü ve seçeneklerin azlığına bağlı olarak geliştirilen bir Kırmızı Kurdele İstanbul projesi olan ‘Ücretsiz HIV Testi’ projesi, uygulanmaya başlandığı ilk günden bu yana, talebin yoğunluğu ve maddi olanakların kısıtlılığına bağlı olarak, kapasitesinin birkaç katını karşılamaya çalıştı. Her ne kadar elimizden geleni yapsak ve olanakları zorlasak da itiraf etmeliyiz ki, proje kapasitesinin on katından fazla talebi karşılamakta çok zorlandık. Türkiye’de neredeyse hiç kimsenin HIV hakkında konuşmak/katkı sunmak istememesinin doğal bir sonucu olarak, bu tip taleplerin tamamını karşılamaya yetecek bağımsız bağışlar alamadığımızı da bir başka önemli bilgi notu olarak ekleyelim. Fakat bunları mazeret olarak sunmuyor ve bütün olumsuzluklara rağmen ‘Ücretsiz HIV Testi ve Farkındalık'' projemizi yeniden şekillendirmek ve geliştirmek için yaptığımız çalışmaların bir sonucu olarak www.ucretsizhivtesti.com üzerinden HIV testi yönlendirmesi yapmaya kesintisiz devam ediyoruz. Dilerseniz www.ucretsizhivtesti.com 'u ziyaret ederek proje hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilir ve buraya tıklayarak proje kapsamındaki test talebinizi Kırmızı Kurdele İstanbul #onlinehivdanismanligi servisine iletebilirsiniz. Test talepleri bize ulaştıkları sıraya ve aylık test kapasitesine göre, sırası geldiğinde yanıtlanacaktır. (Eylül 2024 güncellemesi; maddi ve operasyonel sıkıntılar sebebiyle "Ücretsiz HIV testi" projemiz geçici olarak hizmet vermemektedir.) -İstanbul, Şişli Belediyesi Boysan Yakar Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden aktivist dostumuz Boysan Yakar'ın adını taşıyan merkez ülkemizin en eski ve deneyimli Gönüllü Danışmanlık Test Merkezi olma özelliğini taşıyor. Hizmete bir süre ara verdikten sonra 1 Ekim 2015'ye yeniden açılan ve Şişli Belediyesi Yerleşkesinde bulunan Merkez, hafta içi her gün17.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz hizmet veriyor. Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi, randevu ve tüm bilgiler için; 444 31 12'yi arayabilir ya da saglik@sisli.bel.tr adresine yazabilirsiniz. Merkeze gitmeden önce kendileriyle iletişime geçmenizi tavsiye ediyoruz. -İstanbul, Beşiktaş Belediyesi GDTM Beşiktaş Belediyesi bünyesinde hizmet sunan Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi, Ekim 2017’den beri hizmet veriyor. Merkezde hafta içi her gün 9:00-16:00 saatleri arasında randevu ile ücretsiz ve anonim HIV testi yaptırmak mümkün. Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi, randevu ve tüm bilgiler için; 0212 258 24 16'yi arayabilir ya da saglikliyasammerkezi@besiktas.bel.tr'ye yazabilirsiniz. Merkeze gitmeden önce kendileriyle iletişime geçmenizi tavsiye ediyoruz. -Ankara, Çankaya Belediyesi GDTM Çankaya Belediyesi bünyesindeki Halk Sağlığı Merkezi Aralık 2016’dan bu yana ücretsiz ve anonim olarak hızlı HIV testi hizmeti veriyor. Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi, randevu ve tüm bilgiler için; 0 312 230 51 10'yi arayabilir ya da gonullutestdanisma@cankaya.bel.tr'ye yazabilirsiniz. Merkeze gitmeden önce kendileriyle iletişime geçmenizi tavsiye ediyoruz. -İzmir, Konak Belediyesi GDTM Konak Belediyesi Gönüllü Danışmanlık ve HIV Testi Merkezi, Haziran 2018’de hizmete açıldı. Hafta içi her gün 08:00 – 17:00 saatlerinde açık olan merkez, ücretsiz ve anonim HIV testi hizmeti sağlıyor. Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi, randevu ve tüm bilgiler için; 0232 484 22 91'yi arayabilir ya da saglik@konak.bel.tr'ye yazabilirsiniz. Merkeze gitmeden önce kendileriyle iletişime geçmenizi tavsiye ediyoruz. -İzmir, SBÜ Tepecik Hastanesi GDTM Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Gönüllü Danışmanlık ve HIV Testi Merkezi, Aralık 2024'te hizmete açıldı. Gaziler Caddesi No: 468, A Blok adresinde hafta içi her gün mesai saatlerinde açık olan merkez, ücretsiz ve anonim HIV testi hizmeti sağlıyor. Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi ve tüm bilgiler için 0 545 954 99 95 numaralı hatta WhatsApp ya da SMS yoluyla yazabilir ya da 0 232 469 69 69 (dahili 2381) numaralı hattı arayabilirsiniz. Merkeze gitmeden önce kendileriyle mutlaka iletişime geçmenizi tavsiye ediyoruz. -Bursa, Nilüfer Belediyesi GDTM Nilüfer Belediyesi bünyesinde hizmet sunan merkez, Bursa'daki tek anonim HIV testi merkezi. Merkezde ücretsiz danışmanlık ve HIV testi hizmeti alabilmek mümkün Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi, randevu ve tüm güncel bilgiler için; 0224 483 71 15'yi arayabilir ya da nilufer@nilufer.bel.tr'ye yazabilirsiniz. Merkeze gitmeden önce kendileriyle iletişime geçmenizi tavsiye ediyoruz. -Mersin, Büyükşehir Belediyesi GDTM Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Haziran 2018'de hizmete açılan merkezde, anonim (kimlik bilgisi istemeden) olarak HIV hakkında danışmanlık veriliyor ve ücretsiz HIV test hizmeti sağlanıyor. Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi, randevu ve tüm güncel bilgiler için; 0324 232 00 72'yi arayabilir ya da saglikisleridb@mersin.bel.tr'ye yazabilirsiniz. Merkeze gitmeden önce kendileriyle iletişime geçmenizi tavsiye ediyoruz. -Diyarbakır, Dicle Üniversitesi Ücretsiz ve Anonim HIV Testi Merkezi Diyarbakır Dicle Üniversitesi içinde yer alan merkez Ocak 2023'de hizmete açıldı. Ücretsiz ve anonim olarak HIV hakkında danışmanlık veriliyor ve test hizmeti sağlanıyor. Güncel çalışma saatleri, adres bilgisi, kullanılan güncel test tipi, randevu ve tüm güncel bilgileri merkezden edinebilirsiniz. Dicle Üniversitesi Yaşam Merkezi -1. katta hizmet veren merkezin güncel çalışma saatleri 11:30 - 13:30 ve randevu gerekmiyor. -Pozitif Yaşam Derneği, HIV testi projesi Türkiye'de HIV alanında önemli çalışmalar yapan bir diğer dernek olan ve kendisini HIV’le yaşayan bireylerin mahremiyet endişesi taşımadan gizlilik içerisinde hizmet alabildiği bir merkez olarak tanımlayan Pozitif Yaşam Derneği, dönemsel maddi olanakları dahilinde İstanbul ve/ya da farklı şehirlerde dönemsel olarak ücretsiz HIV testi yönlendirmesi yapabilir. Pozitif Yaşam Derneği'nin sağlayabileceği bu imkândan yararlanmak isterseniz, -tercihen Kırmızı Kurdele İstanbul tarafından yönlendirildiğinizi belirterek- info@pozitifyasam.org adresine yazarak bilgi edinebilirsiniz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu #beşittirb herkes için #hivbilgisi I www.kirmizikurdele.org





















