top of page

HIV pozitifler bireyler neden kan veremiyorlar?Belirlenemeyen=Bulaştırmayan hakikatı kan bağışı için neden geçerli değil?

  • 7 Tem
  • 7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 saat önce


Yayına hazırlayan: Arda Karapınar - Panosian I Yazar, Sivil Toplum Gönüllüsü www.instagram.com/minasardapanosian


Yayın tarihi: Temmuz 7, 2026


Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar yazarın iznine tabidir. Tüm alıntılarda www.kirmizikurdele.org'ye ve yazar ismine referans verilmesi etik zorunluluktur. İzin için info@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz.


On beş yılı aşkın savunuculuk ve aktivizm çalışmalarının ardından üretmeye topluluk yazarı ve sivil toplum gönüllüsü olarak devam eden Arda Karapınar - Panosian'dan sık sorulan ama çoğu zaman eksik ya da yanlış yanıtlanan bir soruya odaklanan yeni bir #hivbilgisi yazısı: HIV pozitif bireyler neden kan bağışçısı olamıyorlar?

Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B (bulaşmayan değil BULAŞTIRMAYAN. Bulaşmayan çok yanlış bir çeviri önerisi. Çünkü belirlenemeyen şey virüs bulaştırmayan ise kişidir ve özneyi özgürleştirmeyen, HIV ile yaşayan bireyin bulaştırıcı olmadığının, tehlikeli olmadığının, riskli, kirli vb. olmadığının altını çizmeyen tüm öneriler eksik çevirilerdir) devriminin ışığında en sık yöneltilen sorulardan biri olan "Madem HIV'i cinsel yolla bulaştırmıyorum, neden kan bağışlayamıyorum?" sorusunu uluslararası HIV tedavi kılavuzları, kan bankacılığı ilkeleri ve güncel bilimsel veriler ışığında ayrıntılarıyla ele alan bu #hivbilgisi yazısı geniş bir okur kitlesi için önemli bir başvuru kaynağı niteliğinde.

Kan güvenliğinin bilimsel temellerinden Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'nin sınırlarına, viral yük kavramından kan naklinin biyolojik dinamiklerine, Kızılay'a kan bağışını bir test yöntemi olarak kullanmanın neden doğru olmadığına kadar birçok konuyu anlaşılır ama bilimsel derinlikten ödün vermeden ele alan bu #hivbilgisi yazısı; HIV ile yaşayanların en çok merak ettiği sorulardan birine önyargılarla değil, kanıtlarla cevap veriyor. Bilimsel gerçeklerle güçlenmek, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'nin ne söylediğini ve ne söylemediğini doğru anlamak isteyen herkes için Arda Karapınar - Panosian'ın hazırladığı bu #hivbilgsi yazısını, herkesin ve herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org'nin merakı ve kanıt temelli söylem/eylem tutarlılığını ilke edinmiş sadık takipçileriyle paylaşıyoruz. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey



EACS2025: Avrupa'da AIDS'e bağlı ölümler
HIV hakkında her şey I www.kirmizikurdele.org

"Madem Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B var ve bulaş riski sıfır, o halde neden kan bağışlayamıyorum?" Ayrımcılık değil mi bu?".


Yekten cevaplayayım: Değil! Virüs baskılayıcı HIV tedavisinde kullanılan antiretroviral (ART) ilaç seçeneklerinin, takibi giderek zorlaşmaya başlayacak kadar çoğalmasına bağlı olarak artık biliyoruz ki: Düzenli tedavi alan ve viral (virüs) yükü belirlenemeyen seviyede baskılanan HIV pozitif bireyler, HIV'i kondomsuz cinsel ilişkilerde dahi bulaştıramazlar. Bu, yüz binlerce hayatı ve aktivizmi kökünden değiştiren Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) devrimidir. www.kirmizikurdele.org/art


Ancak, HIV ve AIDS alanlarında hizmet sunan sağlık profesyonellerinin de, aktivistlerin de, sosyal hizmet uzmanlarının da, test görevlilerinin de sıklıkla karşılaştığı, son derece haklı ve mantıklı (duyulan) bir soru var: "Madem bulaş riski yok, o hâlde neden kan bağışlayamıyorum?"

Bu haklı ve mantıklı duyulan sorunun, uluslararası saygın HIV tedavi kılavuzlarına ve kan bankacılığı otoritelerine göre durum oldukça net. Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B)'nin HIV pozitif bireylerin cinsel sağlıklarında ve hayatlarındaki mutlak zaferi, konu kan nakli (transfüzyon) olduğunda neden farklı işliyor?

Bu #hivbilgisi yazımda, HIV pozitif bireylerin kan bağışlayamamalarının ardındaki bilimsel verilere ve güncel yasal duruma birlikte bakacağız.


-- Hacim (İnokulum) farkı ve damar içi aktarım


Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B) ile sıfır risk cinsel bulaş olasılığı için kesin bir gerçekliktir, ancak kan nakli bağlamında uygulanamaz. Bunun başlıca bilimsel sebeplerinden biri maruziyetin niteliği ve hacmi (inokulum) büyüklüğü.


Cinsel sıvılar yoluyla gerçekleşebilecek maruziyet miktarı mililitrelerle ifade edilemeyecek düzeyde, yani hayli düşük. Kan bağışlarında ise genellikle en az 1 ünite kan, yani yaklaşık 0,45 litre (450 mililitre) kan, üstelik hiçbir mukozal doku filtresi olmadan alıcının doğrudan damarına zerk ediliyor.


Bu noktada, HIV pozitif birey için virüs yükü "Belirlenemeyen" (Undetectable) seviyede denildiğinde, bunun vücutta hiç HIV kalmadığı (yani kesin tedavi, kür, şifa bulunduğu) anlamına gelmediğini hatırlamak ve hatırlatmak yararlı olur. Virüs yükünün "Belirlenemeyen" (Undetectable) seviyede olması, kandaki virüs miktarının kullanılan testin saptama sınırının altında olduğu anlamına gelir. Bu sınır, kullanılan testin model ve markasına göre değişmekle birlikte, çoğu zaman mililitrede 20 ila 50 HIV RNA kopyası.


İşte Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B)'nin kan nakli için geçerli olduğu sonucuna tam da bu nedenle varamayız. Çünkü Belirlenemeyen = Bulaştırmayan B=B'yi kanıtlayan çalışmalar yalnızca cinsel bulaşı değerlendirdi; kan nakli yoluyla bulaşı araştırmadı.

Ayrıca böyle bir araştırmada insanlara, bulaştırıcı olma ihtimali dışlanamayan kanın nakledilmesi gerekir ki bu da temel araştırma etiği ilkeleriyle bağdaşmaz. Böyle bir laboratuvar araştırması tasarısı, haklı etik engelleri aşamayacağı gibi ciddi tartışmalara da sebep olur. Malum, kan naklinde (genelde en az) neredeyse yarım litre kan doğrudan damardan dolaşım sistemine veriliyor ve kan güvenliğinde sıfır risk ilkesi esas alınıyor. Tüm bunlara rağmen, istisnai ve olağanüstü koşulların hiç yaşanmadığını söylemek de doğru olmaz. Yaşam kaybı riskinin çok yüksek olduğu acil durumlarda, başka hiçbir uygun kan kaynağına ulaşılamadığı ve hastanın hayatını kurtarmanın tek seçeneğinin bu olduğu son derece sıra dışı senaryolar dönem dönem tartışılmış. Böyle durumlarda, HIV pozitif olduğu bilinen birinci derece bir yakının kanının kullanılması ancak hekimlerin ayrıntılı risk–yarar değerlendirmesi, ilgili mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde gündeme gelebilir. Bunlar rutin kan bankacılığı uygulamalarının dışında kalan, yalnızca kişinin bizatihi ya da yasal temsilcisinin bilgilendirilmiş onamı ile değerlendirilebilecek; amacı HIV bulaşını önlemekten çok, ölüm riskiyle karşı karşıya olan bir hastanın yaşamını kurtarmak olan son derece istisnai durumlardır.

Tüm bunlara bağlı olarak uluslararası kabul görmüş HIV tedavi kılavuzları ve kan bankacılığı otoriteleri, viral yükü belirlenemeyen seviyede olsa bile HIV pozitif bireylerin kan bağışçısı olmasını uygun bulmuyorlar.


-- HIV İlaçları (ART) testleri maskeleyebilir


Bağışlanan tüm kanlar, laboratuvarlarda gelişmiş testlerden (NAT) geçirilir. Fakat düzenli kullandığımız ART (Antiretroviral) ilaçlar, virüsü mükemmel bir şekilde baskılar ve buna bağlı olarak kan bankalarındaki cihazlar zaman zaman mevcut virüsü kanda tespit edemeyebilirler. Bu her ne kadar çok düşük gibi görünse de asla sırtlanılmak istenmeyecek bir risktir


Ayrıca, kanın içindeki ART ilaçları nakil yoluyla alıcıya geçer ancak bu tedavi edici bir etki yaratmaz. HIV, bağışıklık hücrelerimizin (CD4) içinde hücresel rezervuarlarda uykuya yatmış haldedir. O kan, HIV ilacı kullanmayan savunmasız bir hastanın vücuduna girdiğinde, uyuyan virüs uyanır ve hızla çoğalmaya başlar.


-- Yasal durum ve dünyadaki uygulamalar


Uluslararası uygulamaların genel karakteristik özelliğine baktığımızda karşılaştığımız tablo şu; hem Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hem Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) hem de uluslararası kan güvenliği kuruluşları aynı çizgideler: HIV pozitif tanısı almış hiç kimse, güncel viral yükü ne olursa olsun kan bağışçısı olamıyor.


Türkiye'deki yasal duruma gelirsek; tablo mevcut küresel standartlarla birebir aynı. Türk Kızılayı'nın kan bağışçısı bilgilendirme ve sorgulama formlarında, HIV pozitif tanısı almış olmak "Sürekli Ret" (ömür boyu kan bağışçısı olamama) kategorisinde yer alıyor. Bu nedenle, HIV pozitif bireylerin kan bağışı başvuruları mevcut mevzuat ve kan güvenliği kuralları doğrultusunda kabul edilmiyor.

Bununla birlikte, çeşitli kişisel nedenlerle kan bağışında bulunmak isteyen HIV pozitif kişiler de olabiliyor. Kimi, başkalarına yardım etme isteğiyle; kimi de kan vermenin kendisi için faydalı olabileceğini düşünerek bunu tercih edebiliyor. Ancak HIV pozitif olduğu beyan edilen ya da kayıtlarından anlaşılan bağışçılardan alınan kan, alıcıya ulaştırılmıyor; kan güvenliği prosedürleri gereği transfüzyonda kullanılmayarak imha ediliyor. Bu nedenle, HIV pozitif kişilerin kan bağışı yapmak istemelerinin önünde fiziksel bir engel olmasa da, bağışlamak istedikleri kanın mevcut kurallar gereği transfüzyonda kullanılmayacağını bilmeleri önemli. Bu durum, kişilerin iyi niyetini ya da bağış yapma isteğini değil; yalnızca alıcı güvenliğini esas alan kan bankacılığı kurallarını yansıtıyor.

-- Kızılay'a kan bağışını bir test yöntemi olarak kullanmak

Bu alanda kısa bir süre olsa bile danışmanlık vermiş kişilerin, sosyal hizmet uzmanlarının, aktivistlerin ve elbette sağlık profesyonellerinin bildiği gibi, zaman zaman Kızılay'a kan bağışı sırasında HIV tanısı aldığını öğrenen kişilerle karşılaşılmıştır. Türkiye'de anonim HIV testi hizmetlerine erişimin önündeki engellerin hâlâ önemli ölçüde devam ediyor olması, ne yazık ki bazı kişilerin kan bağışını bir test yöntemi gibi görmesine yol açmış olabilir. Ancak kan bağışını HIV testi yaptırmanın bir yolu olarak görmek ya da bu amaçla Kızılay'a kan bağışında bulunmak zinhar doğru bir yaklaşım değil. Her şeyden önce, kan bağışı merkezleri tanı koymak için değil, güvenli kan temin etmek için hizmet verir. Bu amaçla yapılan başvurular, kan bankacılığı sisteminin iş yükünü gereksiz yere artırabilir ve asıl ihtiyaç sahiplerine güvenli kan ulaştırma sürecini olumsuz etkileyebilir. Tüm bunlarla birlikte kan bağışının, HIV tanısı almanın en doğru, en hızlı veya en güvenilir yolu olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Herhangi bir cinsel temastan sonra içinizde şu ya da bu sebeple en küçük bir şüphe dahi varsa, bu şüpheyi gidermenin en doğru, en güvenilir ve en emin yolu; enfeksiyon hastalıkları kliniği barındıran size en yakın hastaheneye ya da gönüllü danışmanlık ve test merkezlerinden birine doğru zamanda başvurarak HIV tarama testi yaptırmaktır. Bu yaklaşım hem kişinin kendi sağlığı hem de kan bankacılığı sisteminin güvenli ve sürdürülebilir işleyişi açısından en doğru yoldur. Test merkezleri, test süreleri ve HIV testleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için ilgili #hivbilgisi sayfalarımızı ziyaret edebilirsiniz.


-- Kan bağışçısı olamamak HIV sebepli bir damgalanma mı?


Kan bağışı prosedürlerinin en temel prensibi riski minimize etmek değil tamamen dışlamaktır, yani en küçük bir hata ihtimaline dahi tolerans yoktur. Bu bağlamda kan merkezlerinde sadece HIV pozitiflerin değil belirli kanser hikayesi olanların, sıtmanın sık görüldüğü bölgelere belli bir zaman öncesine kadar seyahat etmiş olanların ve hatta sivilce ya da tansiyon hapları kullananların da protokole göre geçici ya da kalıcı olarak kan bağışçısı olamadıklarını hatırlamak, bağlamı daha iyi anlamaya yardımcı olabilir.

Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org
Sıkça sorulan HIV soruları I www.kirmizikurdele.org

Dolayısıyla; kan bağışçısı olamamak, kan merkezlerinin HIV pozitiflerin "toplum için tehlikeli" olduğu düşündükleri anlamına gelmemelidir. Bu, hastanede yatan, belki ağır bir ameliyat geçiren ve bağışıklığı şu ya da bu sebeple zayıf ya da savunmasız durumda olan alıcıyı korumaya yönelik son derece hassas ihtimaller göz önünde bulundurularak tasarlanmış bir protokoldür.


Özetle; HIV pozitif bireylerin Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'a (B=B) bağlı olarak sağlıklı ve dengeli bir cinsel hayat yaşamaları ve virüsü partnerlerine ya da doğacak çocuklarına bulaştırmadıkları tartışmasız bir bilimsel gerçek. Bununla birlikte; kan bağışçısı olunamıyor olmaları ise B=B devriminin değerini veya hiç kimsenin biricik ve muazzam yaşam enerjisini zerre kadar eksiltmez, eksiltmemeli.

-- Biyoetik perspektifi: Kan verme hakkı diye bir şey var mı?

Biyoetikçiler ve hukukçular bu konuyu "ayrımcılık" çerçevesinde değerlendirmezler. İnsan hakları hukukunda "kan bağışlama hakkı" diye bir temel hak yoktur; ancak hastaların "güvenli kan alma hakkı" vardır.

Kan bankacılığı sıfır tolerans ilkesiyle çalışır. Kanser tedavisi görmüş kişiler, deli dana (Creutzfeldt-Jakob) hastalığı riski taşıyan bölgelerde belli bir süre yaşamış olanlar veya bazı akne ilaçlarını kullananlar da kan bağışından geçici ya da kalıcı olarak men edilebilirler. Bu sistemin amacı vericiyi dışlamak değil, alıcıyı mutlak surette korumaktır.


-- Tek İstisna: HIV pozitif bireyden HIV pozitif bireye bağış (HOPE Act)

Konuya farklı bir pencereden bakan ve dünyada bir ilk olan bu istisnai ve hiç kuşku yok ki devrimci uygulamanın çerçevesini, ABD'de 2013'te kabul edilen HOPE (HIV Organ Policy Equity) Yasası çiziyor. Bu yasa, HIV pozitif bireylerin kan veya organ bağışlamasının önünü açtı, ancak tek bir şartla: Alıcının da HIV pozitif olması.

Bilhassa da acil kan ya da organ nakli bekleyen HIV pozitif bireylerin bekleme sürelerini inanılmaz ölçüde kısaltan ve hayatlar kurtaran bu uygulama, bilimin ve yasanın HIV ile yaşayanlar lehine esnetildiği -şimdilik- en ileri uygulamardan biri. Ancak bu uygulama ve bu uygulamadan bugüne kadar elde edilen sonuçlar, HIV pozitif bireyden HIV negatif bireye kan naklini hâlâ savunamaz..

Özetlemek gerekirse; Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B=B), HIV AIDS tarihindeki en büyük bilimsel kazanımlardan biridir ve B=B sayesinde cinsel yolla HIV bulaşı riskinin sıfıra indiğini kesin olarak biliyoruz. Ancak bu bilimsel gerçek, kan bağışları ve nakli için geçerli değil ve bunun nedeni damgalama ya da ayrımcılık değil; kan güvenliğinin, farklı biyolojik koşulların ve kan bankacılığında sıfır risk ilkesinin birlikte değerlendirilmesi. Bilimsel gerçekleri doğru anlamak, doğru tercüme etmek ve buna bağlı olarak gerçekçi söylemler geliştirmek, hem HIV ile yaşayanların haklarını güçlendirir hem de toplum sağlığını korur.


www.kirmizikurdele.org'de sunulan tüm bilgiler, uluslararası düzeyde kabul görmüş saygın HIV tedavi kılavuzlarına, bilimsel yayınlara ve deneyimli tedavi aktivistlerinin bilgi ve tecrübelerine dayanır. Bu bilgilere dayanarak herhangi bir karar almadan ve/ya da eyleme geçmeden önce uzman bir hekime danışılması kesinlikle tavsiye edilir.


herkes için #hivbilgisi



Selim Badur hakkında bir röportaj yazısı
www.kirmizikurdele.org I HIV hakkında her şey
















bottom of page