top of page

#hivbilgisi arama sonuçları

331 sonuç bulundu

  • PrEP kılavuzu yayında

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Temmuz 29, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur.) Türkiye'de HIV/AIDS alanında çalışan uzman derneklerinden olan AIDS ve CYBH Derneği HIVEND, HAKED, EKMUD ve KLİMİK’in oluşturduğu HIV/AIDS Platformu’nun bir yayını olan PrEP (Temas Öncesi Profilaksi - Temas Öncesi Korunma) Kılavuzu yayınlandı. Türkiye'de bir ilk olan ve hekimler arasında PrEP farkındalığının doğru bilgi ile arttırılmasına katkı sunacak olan başvuru kaynağı niteliğindeki bu önemli rehberin yazarları Deniz Gökengin, Asuman İnan, Selçuk Kaya, Hüsnü Pullukçu, Figen Sarıgül ve Yeşim Taşova, katkıda bulunanlar ise Halis Akalın, Yaşar Bayındır, Mustafa Kemal Çelen, Dilara İnan, Behice Kurtaran, Fehmi Tabak ve Serhat Ünal. Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibi olarak HIV alanı için oldukça önemli ve gerekli olduğunu düşündüğümüz bu kılavuzun hayata geçmesi için emek HIV/AIDS Platformu’na, tüm yazarlara, editörlere ve hazırlık aşamalarında emek veren herkese yürekten teşekkür ederiz. Kılavuzu yukarıdaki görsele ya da buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

  • HIV ile yaşayanlarda akran danışmanlığının önemi araştırması

    Pozitif-iz Derneği'nden aktivist arkadaşlarımız, HIV ile yaşayanlarda akran danışmanlığının önemini ölçen bir araştırma kapsamındaki ankete katılımınızı bekliyor. Araştırmanın sonuçları Kırmızı Kurdele İstanbul tarafından 4 - 6 Kasım tarihlerinde 2.si düzenlenecek olan Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul'da paylaşılacak. Detaylar aşağıda. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu - Aktivist Yayın tarihi: 16 Temmuz , 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. HIV tanısı almış kişilere yönelik yürütülecek olan araştırma ile *akran danışmanlığının etkilerinin ölçülmesi amaçlanıyor. Hedef; akran danışmanlığının tanı travmasını atlatmada, HIV ile yaşamı normalleştirmede, tedaviye bağlılık ve uyumda, belirlenemeyen seviyeye erişmekte ve korumakta ayrıca psikolojik olarak sağlamlıklarına olan katkısının ölçülmesi. (*Akran danışmanlığı: HIV tanısı almış bir kişinin kendi gibi, HIV alanında çalışan bir derneğe bağlı, HIV konusunda yetkin başka bir HIV pozitiften bilgi/destek alması) Pozitif-iz Derneği, araştırmanın ana fikrini ''HIV tanısını yeni alan kişiler için HIV ile yaşamayı normalleştirmiş, HIV'e her boyutuyla hakim, HIV alanında çalışan bir dernek çatısı altında danışmanlık veren akranından destek alması çok kıymetli ve önemlidir. Bu destek, tanıdan sonra HIV ile barışmasını, hayatına nasıl devam edip yön vereceğini de belirleyen çok önemli bir destektir. '' cümleleriyle özetliyor. Araştırma kapsamındaki anketin linki 15 Temmuz 2022 – 15 Eylül 2022 tarihleri arasında açık kalacak. Anket hakkında detaylı bilgi için buraya, ankete katılmak için buraya ya da yukarıdaki görsele tıklayabilirsiniz. ''HIV ile Yaşayanlarda Akran Danışmanlığının Etkisinin Araştırması'' Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul Mikro Araştırma Fonu tarafından desteklenmiştir.

  • HIV, yaşlanma süreçlerini hızlandırıyor olabilir.

    Gönüllümüz, Tedavi Aktivisti ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar HIV’de erken tanının ve önleyici çalışmaların öneminin altını da çizen bir araştırmayı yazılaştırdı. Çalışma, HIV tanısını takip eden henüz ilk aylarda bile, virüsün DNA düzeyinde hızlandırılmış bir yaşlanma sürecini harekete geçirdiğini gösteriyor. Bu da HIV pozitifliğin olabilecek en erken aşamalarda tespitinin önemi kadar yeni farkındalık çalışmalarının ve tüm önleyici çalışmaların önemini vurguluyor. iScience Dergisinde yayınlanan çalışmanın detaylarına birlikte bakalım. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Temmuz 10, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. -HIV yaşlanmayı hızlandırıyor olabilir! Bugüne kadar HIV ile yaş alma/HIV ile yaşlanma konusunda yapılan araştırmalar, çoğunlukla yaşlanma sürecinin HIV ile yaşayan insanlardaki etkilerine sonuçlarına odaklandılar. Amerika’nın Los Angeles eyaletinde bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) yapılan bu araştırma ise konunun başka bir boyutuna odaklanıyor; acaba HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) yaşlanmayı hızlandırıyor olabilir mi? Sonuçları iScience Dergisinde yayınlanan araştırma kapsamında HIV pozitif (erkek) katılımcılardan alınan kan örnekleri, HIV negatif katılımcılardan alınan örneklerle karşılaştırıldı. Birçok farklı yaşlanma kriteri üzerinden yapılan karşılaştırmanın sonuçları ise ilginç; HIV ile yaşayanlar özellikle HIV tanısı almalarını takip eden ilk 3 yıl içinde 2 ile 5 yıl arasında daha hızlı yaşlanıyorlar. Bir başka ifadeyle 30 yaşında HIV ile enfekte olmuş birisi 33 yaşına geldiğinde, kendisi ile aynı yaştaki bir HIV negatife kıyasla 2 ila 5 yıl oranında daha fazla yaşlanmış (görünüyor/yaşlanmanın fiziksel etkisini) hissediyor olabilir. Araştırmayı konu edinen makalenin şef yazarı, *Psikonöroimmunoloji Uzmanı Elizabeth Crabb Breen “Çalışma, HIV ile enfekte olmayı takip eden ilk aylarda bile, virüsün DNA düzeyinde hızlandırılmış bir yaşlanma sürecini harekete geçirdiğini gösteriyor. Bu da HIV pozitifliğin olabilecek en erken aşamalarda tespitinin önemi kadar yeni HIV bulaşlarını henüz oluşmadan önlemenin değerini de vurguluyor’’ diyor. Yani evet, erken tanı ve hızlı tedavi başlangıcı her zamanki kadar önemli ama odaklanılması gereken esas konu virüs ile enfekte olmamak. Bu da sadece bu alanda çalışan aktivistlerin, sivil toplum kuruluşlarının, hekimlerin, devletin değil, en başta kişinin kendi çabası, kendi sağlığına değer vermesi ve özen göstermesi ile mümkün olabilecek bir şey. Araştırma kapsamında yarısı HIV pozitif yarısı HIV negatif toplam 204 kişiden kan örnekleri alındı ve bu örnekler belli bir süre sonra çeşitli kan testlerine tabi tutularak, yaşlanmanın etkileri açısından önemli göstergeler olan **epigenetik ve ***metilasyon döngüsü gibi belirleyici açılardan karşılaştırıldı. (*Psikonöroimmünoloji, psikolojik süreçler ile insan sinir ve bağışıklık sistemi arasındaki etkileşiminin disiplinlerarası yaklaşımdır. **Epigenetik: Biyolojide, DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama aynı zamanda ırsi olan, gen ifadesi değişikliklerini inceleyen bilim dalı. ***Metilasyon insan vücudunun en temel metabolik fonksiyonlarından biridir ve her bir dakikada bir kez gerçekleşir Metilasyon döngüsü denilen bir dizi reaksiyonlar zinciriyle vücudumuzda DNA aktivasyonu ve onarımı, hormon sentezi ve yıkımı, ağır metal ve toksinlerden arınma, enerji üretimi, stres cevabının düzenlenmesi gibi olaylar gerçekleşir) Karşılaştırmanın sonuçları ise şaşırtıcı; HIV pozitif kişiler özellikle HIV ile enfekte olmalarını takip eden ilk 3 yıl içinde, yaşlanmanın etkisini daha fazla hissediyorlar ve 2 ile 5 yıl arasında daha hızlı yaşlanıyorlar. Bu çıktıyı doğrulamak için tahlillere tabi tutulan 102 kişilik kontrol grubunda ise hızlı yaşlanma olarak değerlendirilebilecek hiçbir gösterge yoktu. -Peki bu araştırma ne işe yarayacak? Bence en önemli ve cevabıyla en çok ilgilenilen soru bu. Çünkü HIV ile yaşayan ve bu yazıyı okuyan birisi ‘’demek ben daha hızlı yaşlanacağım’’ diye düşünüp karamsarlığa kapılabilir. Kapılmasınlar. Çünkü; her şeyden önce, araştırma ekibinin de söylediği gibi bu sadece 204 kişi ile yapılmış küçük bir çalışma. Ayrıca bu 204 kişinin tamamı erkek ve bu kişiler sadece belli bir bölgeden seçilmişler. Yani ne biyolojik, ne bölgesel, ne ekonomik, ne etnik vb. farklılıklar kapsanmamış. Dolayısıyla bu sadece bir başlangıç verisi. Çalışmadan elde edilen ilk veriler, aynı çalışmayı daha kapsayıcı bir biçimde yapmak için kullanılacak ve her iki çalışmadan elde edilecek veriler HIV ile yaşayan bireylerde yaşlanma etkilerinin kolayca yönetilmesini sağlayacak yeni nesil ilaçlar ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesinde kullanılacak. Ayrıca sağlıklı beslenme, düzenli uyku, düzenli spor, stres yönetimi gibi basit yaşam biçimi değişiklikleri ile yaşlanma süreçlerin başarıyla yönetmenin ve hatta yaşlanmanın etkilerini tersine çevirmenin mümkün olduğu da hepimizin her daim aklında olmalı. Yeni ilaç, yeni tedaviler hakkındaki tüm HIV bilimi çalışmalarını düzenli olarak takibe ve kayda değer gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla ve tüm ilgilileriyle paylaşmaya devam edeceğim. Takipte kalın. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Tüm dikkatler onun üzerinde; Maymun Çiçeği Virüsü/Hastalığı

    Geçtiğimiz iki yılda tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin etkileri henüz yeni yeni hafiflemişken, yeni bir haber ile birlikte dikkatler yeniden enfeksiyon hastalıkları üzerinde toplandı. Belçika’da düzenlenen bir etkinliğe katılan farklı ülkelerden bireylerde görülen Maymun Çiçeği adı verilen bir virüs ile dünya yeni bir pandemi endişesi ile yüzleşmeye başladı. Biz de güvenilir bir bilgi kaynağı olmanın sorumluluğuyla hareket ettik ve Doç. Dr. Asuman İnan’ın da uzman görüşlerini alarak bir bilgi notu hazırladık. Umarız faydalı olur. İyi okumalar. #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu, Aktivist Yayın tarihi: Mayıs 30, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. -Nedir bu Maymun Çiçeği Virüsü? Maymun Çiçeği Virüsü (Monkeypox, MPX) ilk kez bugünlerde görülen, tamamen yeni bir hastalık değil aslında. Doç. Dr. Asuman İnan “Maymun Çiçeği (MPX), yeni bir hastalık değildir. Hastalık ilk olarak 1958 yılında maymunlarda saptanmıştır. 1970 yılında ise insanlarda ilk olgu Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde görülmüştür’’ diyor. Viral bir zoonotik hastalık olan MPX ilk olarak laboratuvar maymunlarında çiçek hastalığındaki gibi lezyonların görülmesi sonrasında bir enfeksiyon olarak nitelenmesi nedeniyle adı Maymun Çiçeği Olarak tanımlanmış. Maymun Çiçeği, hayvanlardan insanlara bulaşan bir virüs. Çoğunlukla kemirgenlerden ya da primatlardan (goril, orangutan, şempanze gibi insansılar vb.) bulaşır, ancak ilerlemiş olan hastalık insandan insana bulaşıya neden olabilir. Hayvandan insana bulaş daha çok hasta ya da ölü hayvan ile temas ve bu hayvanlardan enfekte olmuş hayvanların etlerinin insan tarafından tüketilmesi ile gerçekleşmektedir. İnsandan insana bulaş ise çoğunlukla fiziksel temas ile gerçekleşmektedir. Maymun Çiçeği virüsü ile enfekte olmuş kişinin vücut lezyonuna ve tenine temas, vücut sıvıları alışverişi ve solunum damlacıkları ile bulaşabilmektedir. Aynı zamanda anneden bebeğe (fetüse) plasenta yoluyla da bulaşabilemektedir. Kuluçka süresi 1-2 hafta kadar olan Maymun Çiçeği Hastalığının belirtileri arasında -ateş, -lenf bezlerinde şişme, -deride kızarıklık ve döküntü, -yaygın ağrı, -akıntılı sıvı lezyonlar gibi, diğer enfeksiyon hastalıklarında da görülen çeşitli belirtiler bulunmaktadır. -Maymun Çiçeği şüphesi varsa ne yapmak gerekir? Doç. Dr. Asuman İnan şu şekilde cevaplıyor; ‘’Maymun Çiçeği Hastalığından şüphelenilen durumlarda, belirti gösteren kişilerin son bir ay içinde riskli bölgelere seyahat edip etmedikleri ya da benzer belirtileri olanlarla yakın temasları olup olmadığının sorgulanması gerekmektedir. Hastalık şüphesinde lezyonlardan uygun şekilde ve gerekli güvenlik önlemleriyle alınıp paketlenen örneklerin "biyogüvenlik düzeyi 2 olan" laboratuvarlara (Halk Sağlığı Laboratuvarı ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi) gönderilmesi gerekmektedir. Maymun Çiçeği Hastalığı kesinleşen hayvan veya kişilerle temas edenlerin, son temastan sonraki 21 gün boyunca belirti ve bulgular açısından izlenmesi gerekmektedir’’. -Maymun Çiçeği Virüsü’nün tedavisi Maymun Çiçeği Virüsü enfeksiyonu için kanıtlanmış, güvenli bir tedavi yok. Maymun Çiçeği salgınını kontrol altında tutmak amacıyla Çiçek Hastalığı aşısı ve antiviral tedaviler önerilse de, şu anda, orijinal (birinci nesil) çiçek hastalığı aşıları artık halka açık değildir. 2019'da çiçek hastalığı ve maymun hastalığının önlenmesi için daha yeni bir aşı onaylanmış olsa da henüz kamuya açık bir şekilde kullanımına başlanmamıştır. -Peki nasıl korunabiliriz? Maymun Çiçeği Virüsünden korunmak için alınması gereken tedbirler, diğer bulaşıcı enfeksiyonlardan korunurken alabileceğiniz genel tedbirlerden çok da farklı değil. Tekrarlamak gerekirse; Virüs barındırabilecek hayvanlarla (ölü ya da diri) temastan kaçınmak, Virüs barındırabilecek hayvanların yaşadığı bölgelerden uzak durmak, Geniş katılımlı, kapalı alanlardaki kalabalık etkinliklerden uzak durmak, Vücudunda enfeksiyon belirtileri görünen bireylerle yakın temastan kaçınmak, Hastalık teşhisi konmuş kişilerin kullandığı malzemeleri, steril etmeden kullanmaktan kaçınmak, Özellikle yurtdışı seyahatleriniz sırasında yukardaki önlemleri almanız önem arz etmektedir. -Endişelenecek bir şey var mı? Asuman Hocamızın bu önemli soruya cevabı ise şöyle; ‘’Maymun Çiçeği Hastalığının belirti ve bulgularının belirgin olması, şu anki bilgilere göre belirtisiz enfeksiyon yapmaması, yakın ve uzun süreli temas ile bulaşması, bir DNA virüsü olduğundan ,kolay değişime uğrayarak yeni varyantlarının ortaya çıkmaması gibi faktörler nedeniyle Covid-19 benzeri bir pandemiye yol açması beklenmemektedir. Ancak yine de hem birey hem ülkeler bazında hastalığın belirtilerinin, bulaşma yolları ve korunma yöntemlerinin bilinmesi ve gerekli tedbirlerin alınması önemlidir’’. -HIV ile yaşayanların özellikle dikkat etmesi gereken şeyler var mı? Bu önemli soruyu halen farklı şehir ve hastanelerde HIV takibi ve tedavisi yapan pek çok enfeksiyon uzmanına sorduk. Tüm cevaplarda öne çıkan ortak noktalar ise şunlardı; *HIV ile yaşayan kişilerin paniğe kapılmalarını gerektirecek özel bir durum olmadığı, *HIV ve Koronavirüs ile mücadeleden öğrendiklerimiz ışığında, önerilen tedbirlere uymanın ve güvenilir kaynaklardan güncel bilgiler edinmenin çok önemli olduğu, *Herhangi bir sebeple hastalık şüphesi içinde olunan durumlarda, panik duygusu ya da kaygı içinde hareket etmek yerine en kısa zamanda doktora başvurmak ve görüş almak gerektiği, *Ve şartlar ne olursa olsun devam eden HIV ilaç tedavisini aksatılmaması gerektiği. MPX Hastalığı gündemini ve gelişmeleri yakından takip etmeye, HIV topluluğumuzu ilgilendiren bir gelişme olursa bilgi sağlamaya devam edeceğiz. #kirmizikurdeleistanbul #bilonemsekorun Kaynaklar; KLİMİK Derneği, CDC, Dünya Sağlık Örgütü, www.seyahatsagligi.gov.tr

  • HIV kesin tedavisi ve ilaç tedavisini bırakmak hakkında üç efsane

    HIV hakkında herkesçe bilinen şeylerden en belirgini, virüsü vücuttan tamamen atacak bir kesin tedavisinin (cure, şifa) henüz olmadığı. Fakat son yıllarda artan bir hızla devam eden çalışmalar ve Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan gibi HIV’i tamamen baskı altına alan ve HIV ile yaşayanlara da hiç virüsü kondomsuz ilişkilerde bile bulaştırma kaygısı olmadan, HIV taşımayan bireylerle aynı şartlarda, sağlıklı ve uzun bir ömür imkânı sunan ilaç seçenekleri var. Tüm bu ilaçlar sayesinde sağlıklı ve uzun bir ömür sürdürülmesi mümkün. Ve ülkemizde bu HIV tedavisi ilaçları ne mutlu ki tamamen ücretsiz ve kolay erişilebilir durumda. Buna rağmen, henüz olmayan bu kesin tedavi hakkındaki yalan dolan haberleri ciddiye alan insan sayısı bir hayli yüksek ve maalesef aralarında, bu asılsız haberlere umut bağlayarak ilaç tedavilerini bırakmayı düşünen HIV pozitifler de var. Bu #hivbilgisi yazımızda, Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı olan www.kirmizikurdele.org'nin #onlinehivdanismanligi servisine, HIV’in kesin tedavisi olduğu inancıyla, ilaç tedavisini bırakmayı düşünen bireylerden farklı zamanlarda gelen üç soruyu seçtik ve hiç kimsenin böyle bir hataya düşmemesi ümidiyle doğrularını anlatmaya çalıştık. İyi okumalar. Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Güncelleme tarihi: Mayıs, 2022, (Yayın tarihi: Aralık, 2020) (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. -HIV’i tedavi eden bitkisel ilaçlar varmış? İİlaç yerine bir süre onlardan kullanıp tedaviyi bırakayım mı? En kısa cevap; yok öyle bir bitkisel ilaç! Bize ulaşan bazı sorulara ve duyumlarımıza göre kimi sahtekârlar ve şarlatanlar çeşitli otlardan yapılmış karışımları, HIV’in kesin tedavisi olarak pazarlamaya çalışıyorlarmış. Üstelik ‘mevcut ilaçları kullanmayın, onlar zehir’’ gibi yorumlarla insan sağlığına kastediyor olmaktan hiçbir utanç ve vicdan azabı duymadan! İşin hukuki boyutu bir yana, bahsedilen karışımların/otların işe yaradığına dair hiçbir kanıt yok. Bu tip bir tedavi yaklaşımının, bağışıklık sisteminizi koruyacağına dair bir garanti olmadığı gibi, HIV ilaçlarınız ile etkileşime girerek sağlınızı bozabilir ve kaş yapayım derken göz çıkarabilirler. Bu tip, HIV'in kesin tedavisi olarak sunulan ot vb. karışımlara itibar etmemenizi tavsiye ediyorum. Eğer bu bitkisel formülleri satanlar onların işe yaradıkları konusunda bu kadar iddialılarsa, kanıt olarak tedaviyi önce kendi üzerlerinde denesinler ve sonuçları, tedavi araştırmaları yapan kurumlarla ve kamuoyuyla paylaşsınlar! Ben onlardan bunu istemenin pek de yanlış olmadığını düşünüyorum. HIV ile yaşarken sağlığınızı korumanın tek yolu, doktorunuzun öngördüğü antiretroviral tedaviyi reçete edildiği şekilde almak ve randevularınıza sadık kalarak, HIV yükü/viral yük ölçümü ve diğer tüm testleri düzenli yaptırmaktır. #hivbilgisi okuma önerisi; Tedaviye (ART) ara vermek mi? *B (Belirlenemeyen) seviyedeyim, viral yük testlerinde (vücuttaki virüs miktarını ölçen test) negatif çıkıyorum. Artık ilaç kullanmama gerek yok! Son derece yanlış bir bakış açısı ve eksik bir bilgi bu! B(elirlenemeyen) seviyede olmanız harika. HIV tedavisinin ve bilimsel gelişmelerin sunduğu bu harika gelişme sayesinde hayatınıza -ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam ettiğiniz müddetçe- HIV taşımıyor gibi devam edeceksiniz! Fakat başka yazılarda da belirttiğimiz gibi B seviyede olmak, vücudunuzun HIV’den tamamen arındığı anlamına gelmiyor. Bu da demektir ki, Belirlenemeyen seviyeyi korumak, yani HIV’i bulaştırma risklerini tamamen ortadan kaldırmak için tedaviye aynı bağlılıkla devam etmek, her zamankinden daha önemli. Yani tedaviyi bırakma fikrinin, kalabalık bir insan grubunun tam ortasında ‘ben aslında yoğuuuum’ diye bağırmaktan pek de farkı yok. Üstelik ikincisi belki birkaç kişiyi, hiç değilse sizi güldürebilr ama birincisinin başta siz olmak üzere kimseyi güldürmeyeceğinden oldukça eminiz. *Birkaç yıl önce HIV tanısı aldım ama hala şikâyetim yok, sağlığım çok iyi. Vücudum HIV’i kendi kendine yenmiş olabilir mi acaba? Dünyada öyle insanlar (*elit kontrolör) varmış diye duydum. Bence ben de öyleyim. Hevesinizi kursağınızda bırakmak istemem ama; muhtemelen elit kontrolör değilsiniz. (*Elit kontrolör, HIV taşıyıcısı olan (HIV pozitif) ancak hiçbir ilaç kullanımına gerek kalmadan virüs vücut tarafından tamamen kontrol altına alınarak baskılanan ve belirlenemeyen seviyede olan çok az sayıdaki insana verilen isim. Detaylı bilgi için tıklayın) HIV nadiren de olsa, uzun yıllar boyunca herhangi bir belirti göstermeden vücutta var olabilir. Bu süre zarfında kesinlikle iyi hissetmeye devam etmeniz de mümkündür. Fakat hem psikolojik hem fiziksel olarak iyi hissetseniz bile, tedavi görmediğiniz müddetçe, virüsün tekrar belirlenebilen seviyeye gelerek bir noktada bağışıklık sistemini er ya da geç zayıf düşürmesi ve hayati riskler dahi oluşturabilecek hastalıklara karşı savunmasız bırakması neredeyse kesindir. O noktada HIV ilaç tedavisine başlamak oldukça önemli olacaktır ve HIV ilaç tedavisinin günümüzdeki seviyesine ulaşması işte bu yüzden çok önemli bir bilimsel aşamadır. HIV tedavisi hakkında daha fazla bilgi için HIV tedavisi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Eğer HIV tanısı aldığınız ve henüz tedaviye başlamadığınız halde hala hiçbir şikâyetiniz yoksa bu iyi, çok iyi. Ancak bunun sonsuza kadar böyle devam edeceğine kesin gözüyle bakmayın ve tedavi görmediğiniz müddetçe bulaştırıcılık riskinizin yüksek olabileceğini de aklınızdan çıkarmayın. HIV tedavisi hem kendi sağlığınız hem çevreniz için faydalıdır. Tedavinin yeni HIV bulaşlarına karşı neden önemli olduğunu anlatan TasP - Korunma Amaçlı HIV Tedavisi başlıklı #hivbilgisi yazımızı bu linkte okuyabilirsiniz. Bir yerden duyduğunuz şu konuya gelirsek; doğrusunu anlatayım; Dünya genelinde oldukça az sayıdaki ve belli bölgelerde yaşayan ya da bölgesel genetik miras taşıyan insan, bağışıklık sistemlerindeki bir hücrenin genetik yapısının doğuştan farklı olması sebebiyle HIV, Ebola vb. karşı avantajlıdır. Bu insanlar HIV'i hala taşıyor durumda olurlar ama ilaç kullanmalarına gerek olmaz. Yani, virüsü vücutlarından atmış değillerdir ve HIV testlerinde hala pozitif çıkarlar. Cevabın ilk cümlesinde ‘muhtemelen değilsiniz’ dememin sebebi işte bu. Çünkü olsaydınız ilaç kullanmadığınız halde virüsün baskılanmış durumda olduğu dikkat çekerdi, doktorunuz detaylı tetkikler yaparak bunu fark etmiş olurdu ve çok büyük ihtimalle bazı bilimsel araştırmaların parçası olmuş olurdunuz. Zaten bizce elit kontrolör olup olmamanız çok da önemli değil. HIV taşımakta olduğunuzu bilmek çok daha önemli. İyi ki de biliyorsunuz, çünkü artık HIV’i nasıl kontrol edebileceğinizi ve düzenli tedavi sayesinde sağlıklı, cinsel partnerinize virüs bulaştırma riskinin SIFIR olduğu, sağlıklı, uzun bir ömür sürdürebileceğinizi de biliyorsunuz. Yani, HIV ilaç tedavisini sakın ve lütfen ihmal etmeyin. HIV tedavisi ilaçlarınız sizin en iyi arkadaşlarınızdan biri. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

  • #HIV2022istanbul Araştırma Fonu başvuruları sonuçlandı

    Yayına hazırlayan: Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022 Hazırlık Ekibi Yayın tarihi: Mayıs 22, 2022 #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı #kirmizikurdeleistanbul'un, Türkiye’nin 40 yıla yaklaşan HIV (ve ürettiği sorunlar) ile mücadele tarihinde bir ilk olarak 2021 yılında hayata geçirdiği Sivil Toplum HIV Konferansı'nın ikinci edisyonu #HIV2022İstanbul hazırlıkları kapsamında duyurulan mikro araştırma fonu başvuruları sonuçlandı. 10 sivil toplum kuruluşuna 4'er bin, toplamda 40 bin TL sosyal araştırma bütçesi desteği sağlanacak olan fon için gelen toplam 34 başvuru HIV ve LGBTI+, HIV ve sağlık hizmetleri sunumu, HIV ve damgalama, HIV ve demokrasi, HIV ve insan hakları, HIV ve mülteci gibi HIV’in kesiştiği ve etkileştiği çok farklı alanları kapsıyor. Amaçları; *farklı sorun alanlarında çalışmalar yürüten kurumların bu alanların HIV ile kesiştiği açılardan durum okuması ve saha araştırması yaparak veri üretmesine, *HIV olgusunun, bu verilerin sağladığı imkanlar ile daha geniş ve kapsayıcı bir çerçevede hep birlikte tartışılmasına, ve *Türkiye HIV sivil toplumunun HIV ve ürettiği sorunlara daha olgun bir yanıt üretmesine katkı sunmak, olarak özetlenenen Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul Mikro Fon’dan yararlandırılacak başvuru sahiplerine 23-27 Mayıs haftasında ulaşılarak bilgi verilecek. Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul Mikro Fon’a başvurarak, Türkiye HIV Sivil Toplumunun ortak yanıtının olgunlaşmasına katkı sunan tüm kurumlara teşekkür ederiz. #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey

  • HIV tedavisinin olası yan etkileri ile başa çıkmak

    Yaşadıklarınızın HIV tedavisinin olası yan etkilerinden olduğuna karar vermeden ve doktorunuza başvurmadan önce kendinize sormanız ve objektif cevaplanması gereken sorular ve güvenilir #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul'dan bazı basit ipuçları. İyi okumalar. Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü E. Yayın tarihi: Mayıs 15 , 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. HIV ile yaşayan bireyler için HIV ilaç tedavisi (ART) başlangıcında süreçten tam olarak ne beklemeleri gerektiğini bilmek pek de kolay değildir. Daha da önemlisi hayal gücünüzün, potansiyel yan etkileri, sağlık sorunları ve başka durumları akla sık sık getirmesi çok kolaydır. Yıllardır ilaçlarını düzenli olarak kullananlar bile bazen küçük bir kızarıklık ya da son zamanlardaki halsizliklerini abartıp dramatize edebilirler. Baş ağrıları, asabilik, garip şişlikler, kızarıklıklar ve halsizlik gibi durumlara ilaçlarınızın sebep olduğunu düşünebilirsiniz. fakat aslında bu tarz şikayetlerin basit bir sebepten kaynaklanıyor olma ihtimali çok daha yüksektir. Kötü beslenme, yetersiz uyku ve stres vücudunuzu etkileyerek kendinizi kötü hissetmenize sebep olabilir. Neden kötü hissettiğiniz hakkında düşünürken direkt en kötü sonuca atlayıp doktorunuza gitmeden önce, daha basit sebepleri gözden geçirmeniz yararlı olabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı sadece iyi görünmek için değil, iyi hissetmek için de önemlidir ve yapılan yanlış seçimler vücudunuzun ve zihninizin kötü hissetmesine neden olabilir. Bu yüzden yaşadıklarınızın HIV veya HIV tedavisinin yan etkisi olduğuna karar vermeden ve doktorunuza başvurmadan önce kendinize şu soruları mutlaka sorun ve kendinizi kayıran, kolaya kaçan değil objektif cevaplar vermeye çalışın 1) Yeterince su içiyor musunuz? Gün içinde su içmeye özen gösteriyor olabilirsiniz ama yoğun bir gün ya da yetiştirilmesi gereken bir iş buna engel olabilir. Susuz kalmak, baş ağrısı, halsizlik, kilo alımı ve daha birçok sağlık sorununun başlıca nedenlerindendir. Her ne kadar, yeterli miktarda su içtiğinizi düşünseniz bile eğer kötü hissediyorsanız daha fazla su içmeye özen gösterin. Beslenmenize daha fazla su katmanın cildiniz, vücudunuz ve zihniniz üzerindeki etkisi sizi de şaşırtacak. 2) Yeteri kadar sebze yiyor musunuz? Sebzeler içerdikleri bol oranda lif, antioksidan ve vitamin ile tüketebileceğiniz en sağlıklı besin grubudur. Hiçbir hap ya da toz, vücudunuzun ihtiyacı olan ve doğal besinleri tüketerek alacağı vitamin ve minerallerin yerini tutamaz. Bir hafta içinde yediklerinizi inceleyin; kendinize yeteri kadar ve yeterli çeşitte sebze yiyor muyum diye sorun. Eğer cevabınız hayır ise vitamin eksikliği ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan yan etkiler yaşıyor olabilirsiniz. Onlarca bilimsel araştırma annelerimiz haklı olduğunu kanıtladı! O güzel insanların bizi sürekli sebze yemeye zorlamalarının bir sebebi varmış. 3) Yeteri kadar uyuyor musunuz? Tek gecelik bir kötü uyku deneyimi vücudunuzu pek de fazla etkilemeyebilir ama bir hafta boyunca yetersiz uyumak, en sağlıklı insanı bile hayattan bezdirebilir. Bir yetişkinin günde ortalama 7-8 saat uykuya ihtiyacı vardır fakat çoğumuz bu kadar uyumuyoruz. Eğer yetersiz uykunun sadece halsizlik ve baş ağrısı yapacağını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Yapılan araştırmalara göre 7 günlük yetersiz uyku sonrasında vücutta 700’den fazla genetik değişiklik gerçekleşebiliyor ve bu değişiklikler kilo alımından kalp krizine kadar farklı etkilere sebep olabiliyor. Küçük bir hatırlatma: Susuz kalmak ve kötü beslenme, uyku düzenini ve uyku kalitesini bozabilir. 4) Fazla mı alkol tüketiyorsunuz? HIV ile yaşayan bireyler de alkollü içkiler tüketip, hiçbir yan etki yaşamadan eğlenebilirler. Bununla birlikte günde 2-3 kadeh kadar düzenli alkol tüketiminin bile HIV’in ilerlemesini, daha az alkol tüketen kişilere kıyasla hızlandırdığı biliniyor. Fazla alkol alımının sık sık ilaç dozunun atlanmasına ve farklı sağlık sorunlarına yol açabileceği de unutulmama. Eğer alkol kullandığınız gecelerde sık sık ilacınızı unutuyor ya da atlıyorsanız, alkol tüketim alışkanlıklarızda ciddi bir değişikliğin vakti gelmiş demektir. Bu değişikliğe ek olarak ilacınızı sabahları almaya başlamalısınız ya da sabah kullanabileceğiniz bir ilaca geçmelisiniz. --- HIV ve Alkol başlıklı #hivbilgisi yazımız için tıklayın --- 5) Yeteri kadar spor yapıyor musunuz? Hepimizin daha fazla spor yapmaya ihtiyacı olduğuna kimse karşı çıkamaz sanırım. Estetik nedenlerinin dışında spor yapmanın çoğu HIV ve ART yan etkisini önlediği biliniyor. Spor yapmak uykunuzu düzene sokabilir, stresi azaltabilir ve kendiniz hakkında daha iyi hissetmenizi sağlayabilir. Bu beş temel hatırlatmayı yaptıktan sonra konuyu Kırmızı Kurdele İstanbul’dan nasihatler kıvamına getirmek gibi olmasın ama ister HIV tedavisinin yan etkisi olsun, ister yaptığınız sağlıksız seçimlerin sonucu olsun düzenli uyku, iyi beslenme, spor ve yeterli su tüketimi kendinizi daha iyi hissetmeniz için yeterli olabilir. Ve madem bu kadar basit tedbirler HIV tedavisi süresince kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir, neden onları uygulamak istemeyesiniz ki! #hivhakkindahersey için güvenilir #hivbilgisi kaynağı #kirmizikurdeleistanbul'u takipte kalın. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

  • #HIV2022istanbul araştırma fonu başvuru süresi 20 Mayıs'a kadar uzadı.

    Yayına hazırlayan: Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022 Hazırlık Ekibi Yayın tarihi: Nisan 20, 2022 Güncelleme: Mayıs 14, 2022 -- (Başvuru süresi 20 Mayıs 2022 tarihine kadar uzatılmıştır) -- Çalışmalarına başladığı 2016 yılından bu yana pek çok ilk ve yenilikçi projeyi hayata geçiren, Türkiye'nin #hivbilgisi sağlayıcısı #kirmizikurdeleistanbul'un, Türkiye’nin 40 yıla yaklaşan HIV (ve yarattığı sorunlar) ile mücadele tarihinde yine bir ilk olarak 2021 yılında hayata geçirdiği çok önemli bir aşama olan Sivil Toplum HIV Konferansı'nın ikinci edisyonu #HIV2022İstanbul' için hazırlıklar başladı. Kırmızı Kurdele İstanbul #HIV2022İstanbul hazırlıkları kapsamında mikro bir araştırma fonu duyuruyor. Fon başvuruları, Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul ajandasında/kapsamında sunulmak üzere poster, online anket, anket, saha araştırması, veriye dayalı makale vb. her fikri kapsayabilir. --- Sivil toplum HIV Konferansı #HIV2021İstanbul tüm oturumların videoları ve sonuç bildirgesi için tıklayın Türkiye'de kayıtlı tüm **sivil toplum kuruluşlarına açık olan mikro fonun amaçları; *farklı sorun alanlarında çalışmalar yürüten kurumların bu alanların HIV ile kesiştiği açılardan durum okuması ve saha araştırması yaparak veri üretmesi *HIV olgusunun bu verilerin sağladığı imkanlar ile daha geniş ve kapsayıcı bir çerçevede hep birlikte tartışılması, ve *Türkiye HIV sivil toplumunun daha olgun bir yanıt üretmesi olarak özetlenebilir. (**Başvurmak isteyen inisiyatif, öğrenci kulüpleri, gönüllü ağları aşağıdaki e-posta adresine yazarak bilgi edinebilirler.) Fon kapsamında 10 sivil toplum kuruluşuna 4'er bin, toplamda 40 bin TL sosyal araştırma bütçesi desteği sağlanacak. Takvimi; *Başvuru: 21 Nisan - 15 Mayıs 2022 (20 Mayıs 2022 tarihine kadar uzatılmıştır.) *Değerlendirme: 16 - 22 Mayıs 2022 *Kazananların açıklanması: 23 Mayıs 2022 *Fonların aktarılması (sözleşmelerin imzalanması, proje danışmanlığı görüşmeleri vs.): 23 - 31 Mayıs 2022 *Proje başlangıçları: 1 Haziran *Proje tamamlama, rapor ve sunumlarımların teslimi: 15 Eylül 2022 *Proje kapama görüşmeleri: 18 - 24 Eylül 2022, olan #HIV2022İstanbul araştırma fonu başvurusu için yukarıdaki görsele ya da buraya tıklayabilir, sorularınız ve daha kapsamlı bilgi ihtiyacınız için conference@kirmizikurdele.org adresine yazabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org #HIV2022İstanbul

  • HIV vücutta ustalıkla saklanmaya devam ediyor

    HIV kesin tedavi çalışmalarının en temel zorluklarından ve sorularından birine, kesin tedavinin neden hâlâ bulanamadığına odaklanan bir araştırmadan bahseden ilginç bir #hivbilgisi yazısı. Tedavi aktivisti ve topluluk yazarı Arda Karapınar www.kirmizikurdele.org için yazdı. İyi okumalar. Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Mayıs 6 , 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Türkiye'nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı #kirmizikurdeleistanbul'un #hivhakkindahersey sayfaları için yazdığım bu yeni yazıda, HIV kesin tedavisine değil ama kesin tedavi çalışmalarının en temel zorluklarından birine odaklanan yeni bir araştırmayı haberleştirmek istedim. ABD'nin Connecticut Eyaletinde bulunan Yale Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan ve sonuçları Immunity Dergisinde yayınlanan bu araştırma, HIV'in hem yeteneğini hem de zekasını bir kez daha gösteriyor ve kesin tedavi araştırmalarındaki zorlukları anlamayan, kesin tedavinin neden hala bulunamadığına anlam veremeyenler için ikna edici bir cevap veriyor. -Günümüzde HIV tedavisi Düzenli #hivbilgisi yayınlarımızdan bildiğiniz gibi, günümüzdeki etkin HIV ilaç tedavisi virüsü tamamen kontrol altına alıyor, belirlenemeyen seviyeye baskılıyor ve cinsel partnerlere -kondom kullanılmasa bile- bulaştırılmasını engelliyor. Ancak bu ilaç tedavisi virüsü vücuttan tamamen atmıyor -henüz!- ve virüs (ortalama) her milyon bağışıklık hücresinden birinde saklanmaya devam ediyor. İşte Yale Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan çalışma bu hücrelere odaklanmış. -HIV nerede saklanıyor? Araştırma HIV'in saklanmak için bağışıklık sisteminin özel yetenekli araçlarından biri olan *Sitotoksik T hücrelerini tercih ettiğini hatırlatıyor. Bu, HIV'in de en az bağışıklık sistemi kadar zeki olduğunu bir kez daha kanıtlayan ve HIV kesin tedavi araştırmalarında işimizi zorlaştıran ilginç ve doğrusu çok akıllıca bir tercih. Çünkü Sitotoksik T hücreleri sadece bağışıklık sisteminin en güçlü hücreleri değil aynı zamanda diğer hücreler tarafından güvenilen, yani otoritesi kabul edilmiş hücreler. Şöyle özetleyeyim; HIV, amacı bağışıklık sistemine sızan tehlikeleri bertaraf etmek olan özel hücrenin içine saklandığında hem kendini o güçlü rakipten korumuş oluyor hem de onu Amiyane tabirle Truva Atı gibi kullanmış oluyor. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan çalışma bu hücreleri izlemek için multiomic adı verilen özel bir izleme tekniği kullanmış. Bu da HIV'in hücre içinde nasıl davrandığını anlamamıza yardımcı olarak, HIV'i vücuttan tamamen atacak kesin tedavinin geliştirilmeye çalışıldığı araştırmalara yeni ve oldukça işe yarar veriler sağlayacak. (*Sitotoksik T hücreleri (CD8+) virüs ile enfekte hücreleri, tümör hücrelerini ve organ nakli ile gelen hücreleri yok eder. Bu hücreler 'öldürücü' veya sitotoksik hücrelerdir, zira tanıdıkları antijenler (vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi tarafından antikor üretimine yol açan yabancı moleküller) gösteren belirli hücreleri hedef alarak yok ederler.) -Sizi muazzam bir zekâ ile tanıştırayım; HIV! HIV'in ustalıkla gizlendiği bu sitotoksik CD4 T hücreleri iki açıdan daha, oldukça önemli hücreler. Bu hücreler kanserle savaşan Granzyme B ve toksinlere karşı koruma sağlayan Serpin B9 isminde spesifik proteinler üretiiyorlar. Tam da bu yüzden bağışıklık sistemindeki diğer hücreler bu hücreleri asla tehlike olarak görmüyor, saldırmıyor, yok etmiyor. Haliyle, HIV bu oldukça önemli olan hücrelere gizlendiğinde bağışıklık sistemi bu enfekte hücreleri yok edemediği gibi HIV saklandığı bu güvenli alanda kendini -az da olsa- kopyalamaya devam ediyor. Şapka çıkarılacak bir zeka! Bu yazıya konu olan araştırma HIV ile enfekte olmuş hücrelerin önemli bir kısmının bu Sitotoksik T hücreleri olduğunu göstermesi açısından önemli bir araştırma. Bu bulgu peşinden başka sorular getiriyor; -HIV neden ve nasıl bu hücrelere saklanıyor? -HIV'in bu hücrelere saklanmasını durdurmanın bir yolu var mı? -HIV'in saklandığı bu hücrelerin sayısı neden artıyor? -Bu hücreler içinde gizlenen HIV'i bağışıklık sistemine zarar vermeden nasıl yok ederiz? Bu soruların cevaplanması için yeni ve daha kapsamlı araştırmalara ve o araştırmalar için kaynağa ihtiyaç var. Yıllardır çeşitli uluslararası tedavi aktivizmi gruplarının üyesi olan ve düzenli biçimde araştırmaları, çalışmaları ve güncel HIV bilimini takip eden bir aktivist olarak HIV kesin tedavisinin yakın sayılabilecek bir zamanda geleceğine yürekten inanıyorum ancak bu yazıyı da sıkça yapmayı anlamlı bulduğum önemli bir hatırlatma ile bitirmek istiyorum. -Tedavi konusunda yanlış yere odaklanıyor olabilir miyiz? Bilimin HIV konusunda aldığı mesafe ve tüm gelişmeler gerçekten muazzam. Bunun bir sonucu olarak AIDS ve HIV’i, tarihte ölümcül bir hastalığın kronik taşıyıcılık seviyesine en kısa sürede indirildiği başarı örneği olarak tanımlayabiliyoruz. Sadece ömür uzatmaya yarayan ilk ilaçların 1986, HIV’i kronik bir taşıyıcılık seviyesine indirgeyen ART’nin 1996’da kullanılmaya başladığını hatırlarsak, bu başarıyı takdir etmek kolaylaşır. 1996’dan sonrasının gelişmeleri ise uzun süre hayal dahi edilemeyen sonuçlar. O günlerde avuç avuç yutulan ve oldukça yüksek yan etkilere sebep olan ilaçlardan, bugün günde sadece bir tabletle sürdürülen tedaviye ulaşan bir yol. Üstelik bu standart ve kolay erişilebilir tedavi, HIV pozitif bireylerin uzun ve kaliteli bir ömür sürmelerini, HIV bulaştırma korkusu olmadan ebeveyn olabilmelerini, hatta Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan sayesinde kondomsuz ilişkilerde dahi virüs bulaştırma endişesi taşımamalarını yani kendilerini bir tehlike, bir risk, bir sorun olarak görmemelerini sağlıyor. Yani sadece sağlık değil, psikolojik ve sosyal açıdan kazanımları da oldukça yüksek. Bu da şu anlama gelir: eğer bizler Dünya'nın herhangi bir yerinde yaşayan tüm HIV pozitifleri ilaç tedavisi ile buluşturmayı ve sürekliliği başarabilirsek, yeni HIV bulaşıları oluşumunu tamamen engellemiş oluyoruz. Bu da AIDS’in ve HIV’in sonu demek. Fakat UNAIDS verilerine göre dünya genelinde düzenli HIV ilaç tedavisine erişebilme oranı %75 dolaylarında. Yani an itibarıyla HIV ile yaşayanların önemli bir bölümü, onlara sağlıklı bir ömür sunacak ve HIV durduracak bu ilaç tedavisinden yoksun. Konuyu toparlarsam; kesin HIV tedavisi elbette üzerinde çalışılması gereken ve herkesi çok mutlu edecek bir şey. Bunu herkes istiyor. Ama en az kesin tedavi bulunması isteği kadar güçlü iki isteğimiz daha olmalı: HIV ile yaşayan herkesin ilaç tedavisine erişimini sağlamak ve yeni HIV bulaşlarını tamamen durdurmak. İşte bu, hepimizin sorumluğu ve görevi! Yeni ilaç, yeni tedaviler hakkındaki tüm HIV bilimi çalışmalarını düzenli olarak takibe ve kayda değer gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla ve tüm ilgilileriyle paylaşmaya devam edeceğim. Takipte kalın. Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey

  • HIV pozitif partnerinizi desteklemenin beş yolu

    Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu, Aktivist (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Eğer HIV pozitif bir birey ile yeni bir ilişki içindeyseniz, gerektiği gibi destekleyici olmanın yollarını bilmiyor olabilirsiniz. Eksik bilgi ya da endişe kaynaklı tereddütleriniz olması olağan, hiç kimse bunlar yüzünden sizi yargılayamaz. Ancak unutulmamalı ki tüm ilişkilerde üzerinde birlikte çalışmayı gerektirecek iniş çıkışlar olabilir. HIV pozitif biriyle birlikte olmak başta bazı sorunlar doğuracak gibi görünse de, bu gelip geçici kaygıların gerginliğe sebep olması ya da ilişkinizin HIV’e göre yeniden konumlandırılması için hiç bir sebep yok. Çünkü HIV pozitif bir bireyle flört ya da ilişki başlıklı #hibilgisi yazımızda da söylediğimiz gibi ''HIV, bir çiftin fizyolojik, ruhsal, cinsel uyumunu biçimlendirecek bir konu değil. Hiçbir zaman olmadı, hiçbir zaman olmayacak. Çünkü bu tamamen ve sadece tıbbi bir süreç. HIV pozitiflerin herkesle eşit şartlarda her işi yapabildikleri, HIV taşımayan çocuk sahibi olabildikleri ve günümüzdeki HIV tedavisi ilaçlarının virüsü *Belirlenemeyen seviyeye baskılayıp tamamen kontrol altına alarak, kondomsuz ilişkilerde bulaşmasını tamamen engellediği bilimsel gelişmelerin olduğu bir ortamda, HIV nasıl olur da sorun olabilir ki? Buradan yola çıkarak Türkiye'nin #hivbilgisi kaynağı #kirmizikurdeleistanbul olarak, gerçekten destekleyici ve motive edici bir partner olmak isteyenlerin takip edebileceği beş basit fakat etkili ipucu paylaşmak istedik. -Geçmişte yaşamayın Partnerinizin HIV tanısı almış olması yanlış bir şey yaptığı ya da suçlu olduğu anlamına gelmez. Hepimizin bir geçmişi var ve hepimiz zaman zaman riskli davranışlarda bulunduk. Geçmişe odaklanmanın bugüne bir yararı olmayacaktır. Yapılacak en iyi şey geçmişi olduğu yerde bırakarak birlikte bir geleceğe ve birbirinize yardım etmeye odaklanmaktır. -Kendinizi eğitin. Öğrenin. HIV konusunda kendinizi eğitmek sadece korku ve endişelerinizi yenmeye yaramaz. Bununla birlikte partnerinizi düşündüğünüzü, ona destek olmak için çabaladığınızı da gösterir. Önleyici tedbirler ve tedavi ile ilgili konuları araştırarak bilgilerinizi güncel tutun. Partnerinizi desteklemek için doğruluğu ispatlanmış, güncel bilgileri kullanın ve ona her şeyin iyi olacağını hissettirin. -Mümkünse doktora birlikte gidin Rutin kontroller için doktora ya da ilaçlarını almaya birlikte gidin. Bunu yaparak sadece ortak endişeleri aşmakla kalmaz, sorunları da birlikte aşmak konusunda çaba göstererek ilişkiyi güçlendirmiş olursunuz. Zaman zaman onun rutin kan testlerini yaptırdığı ziyaretlerden birinde kan vererek test yaptırmak da ilişkinize ve birbirinize güveninizi göstermenin bir yolu olabilir. -İletişim. İletişim. İletişim İyi bir iletişimin her ilişki için önemli olduğu herkesin malumu. Fakat partneriniz HIV pozitif ise güçlü ve iyi bir iletişimin önemi daha da artar. HIV tanısını arkadaş ya da aile paylaşmak konusunda zaman, mekan ya da gereklilik gibi önemli konuları aranızda tartışın (bu konu hakkında hazırladığımız ‘HIV tanısını paylaşmak’ isimli #hivbilgisi yazımızı bu linkten okuyabilirsiniz). Elbette kendi endişelerinizi de iyi ve sakin bir iletişim dili kullandığınızdan emin olarak partnerinizle paylaşmalısınız ancak bunu onun ihtiyaç ve duygularını da göz önüne bulundurarak yapın ve dinlemeye açık olduğunuzu daima hissettirin. -Sevginizin koşulsuz olduğunu gösterin Partnerinizin HIV pozitif olmasının ona olan saygı, güven ve sevginizi değiştirmeyeceği konusunda size güvenmesini sağlayın. Eylem ve söylemlerinizi, HIV konusunun kısa bir süre içinde ilişkinin küçük bir detayına dönüşeceği gerçeğini göz önünde bulundurarak inşa edin. Bu karşılıklı anlayış ve koşulsuz destek sayesinde zaten güçlü olan ilişkinizin daha da güçleneceğini birlikte gözlemleyeceksiniz. Aşk ve sevgi daima kazanacaktır. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

  • Cerrah Robot Star ve HIV

    Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu, Aktivist (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Geride bıraktığımız Ocak ayının sonunda, ilginç bir haber ekibimizin dikkatimizi çekti ve ben de düştüm peşine. Star adındaki robot öyle bir şey yapmış ki, HIV’e yönelik forumlarda, araştırmacıların yazılarında, tartışmalarda ‘’Cerrah Robot Star’’ gündemin starı olmuş. Konuyu takip edip derinlemesine bir araştırma yapınca, kendimi kocaman bir bilgi denizinde buldum ve taşlar yerine oturdu. O günden beri de geleceğe ve teknolojinin nimetlerini doğru kullanmaya olan inancım daha da arttı. Gelin beraber inceleyelim. -“Hopkinslerden John..” Bazı ameliyatlar karmaşıklıkları ve zorluk dereceleri bakımından cerrahları düşündürür niteliktedir. Özellikle mide ve bağırsak (gastrointestinal) ameliyatları, bu grup içerisinde yer alır. Çünkü operasyon sırasında gerçekleşebilmesi olası bir hata, mesela dikiş sırasında elin titremesi ile bağırsak ya da mideye zarar verilmesi, hayati tehlikeye yol açabiliyor. Benzeri operasyonlarla, halk tabiriyle “masada kalan”lar da yok değil. İşte bu kadar önemli bir konu başlığında, John Hopkins Üniversitesi araştırmacıları, çığır açacak teknolojik bir buluşa imza attılar. Araştırmacıların geliştirdikleri Smart Tissue Autonomous Robot - STAR (Yumuşak Doku Otonom Robotu) geçtiğimiz Ocak ayında, hiç insan müdahalesi olmadan ilk yumuşak doku laparoskopik operasyonu başarıyla tamamladı. Hem de standartların üstünde bir performansla! Operasyonun şimdilik insan değil, bir çiftlik domuzu üzerinde uygulandığını belirtelim ve gelin sonuca, potansiyel faydalara odaklanalım. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, yumuşak doku operasyonlarının niteliği ve olası komplikasyonları nedeniyle, operasyon sırasında öngörülemeyen gelişmeler yaşanabiliyor. Bağırsak dokusunun iki ucunun birbirine bağlanması prosedürü olan anastomoz ise STARcığımızın uzmanlaştığı ya da uzmanlaşmaya çalıştığı alan diyelim ve ekleyelim: Böyle bir operasyonun sadece bir robot tarafından, baştan sona gerçekleşmesi için biraz daha zamanımız var. Olsun, tıp fakültesi 6 yıl, elbet öğrenir. Kimler öğrenmedi, o mu öğrenemeyecek! Ben, geliştirdiği teknolojiler ve geleceğin tıbbını şekillendirmek adına yaptığı çalışmalarla fark yaratan Hopkinslerden John’a güveniyorum. -Tamam da ne ilgisi var? Bazılarınız bu yazıyı okurken, “acaba nereye bağlayacak” diye düşündünüz değil mi? Merak etmeyin. Hepinizin hak vereceği, çok anlamlı bir yere bağlayacağım; Yıl 2022. Son birkaç ay içerisinde, sadece Kırmızı Kurdele İstanbul’a hatırı sayılır miktarda “tedaviyi reddeden hekim” olayı raporlandı. Bunların arasında hemoroid operasyonunu reddeden genel cerrah, rahim ağzı kanseri patolojisi bulunan hastayı tedaviyi reddeden kadın hastalıkları uzmanı, saç ekimini prosedürünü uygulamayı reddeden plastik cerrah, hastasının yıllardır HIV ile yaşadığını öğrenince vermiş olduğu operasyon fiyatını “riskli olduğu gerekçesiyle” çarpı 10 yapan KBB uzmanı, dahası ve en komiği lazer epilasyon uygulaması reddeden dermataloji uzmanı var. (*Dermatoloji uzmanları eğitimleri ve meslek pratikleri gereği cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konusunda uzmandır ve dermatoloji uzmanlığının Türkçe karşılığı “Deri ve Zührevi Hastalıklar” olarak geçer.) Ve üstelik bu örneklerdeki insanlar tam uyumlu bir biçimde en az iki yıldır HIV ilaç tedavisi sürdürmekteydi ve viral yükleri belirlenemeyen seviyedeydi! İşte tam da bu yüzden, ben STAR robot ve benzerlerinin gelecekte çok başarılı işler yapacaklarına güçlü bir şekilde inanıyorum ve onların potansiyellerine inanmaya devam edeceğim. Hatta öyle başarılı olacaklar ki, HIV testi sonucunun pozitif olduğunu görünce, hastayı dinlemek ve anlamak yerine tüm tedavi olasılıklarını kapı duvar kapatan, ve hastalara potansiyel nükleer bomba muamelesi yapan cerrahlar yerine, sizin kim olduğunuzla ilgilenmeyen ve sizi tedavi etmek için koşulsuzca süspansiyonlarını devreye sokan robotlarla mutlu mesut yaşayacağız ve tüm sorunları aşacağız. Varsın bundan sonrasını Hipokrat yemini ettiklerini unutmuş cerrahlar düşünsün! www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Kaynak yazı bağlantısı

  • Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibinin 14 Mart Tıp Bayramı mesajı.

    Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibinin, her biriyle çalışma arkadaşı olmaktan gurur duyduğu hekim dostlarının yenilikçi, direnişçi ve bağımsız karakterlerinin güçlü bir yansıması olan 14 Mart Tıp Bayramı mesajı. 14 Mart büyük çoğunluk için ezbere bir mesajla geçiştirilen bir gün olarak değerlendiriliyor. Oysa bugünün Tıp Bayramı olarak belirlenmesinin ve 103 yıldır Tıp Bayramı olarak kutlanılmasının çok anlamlı ve bugün yeniden hatırlanması gereken önemli sebepleri var. Birincisi; 14 Mart’ın (1827), Türkiye’de modern tıp eğitiminin başlangıç noktası olarak kabul edilen Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adlı okulun açılış günü olması. İlk mezunlarını 1843 yılında veren mektep, dört mezununun 1848 yılında Viyana'da yapılan tıp yeterlilik sınavını geçmesi üzerine Avrupa'daki tıp fakültelerine denk sayılmaya başlanmış ve nihayet fakülte statüsü kazanmıştır. İkincisi; 14 Mart’ın ilk kez 1919 yılının işgal altındaki İstanbul’unda önemli bir direniş günü olarak tarihe geçmesi. Milli bir bağımsızlık mücadelesinin sürdürdüğü o kritik günlerde, öğrenciler devrin ünlü doktorlarının da desteğiyle işgali protesto için toplanmış ve böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır. Üçüncüsü (ve belki de en önemlisi) ise 2022 14 Mart’ının ülke genelinde fedakârca çalışan hekimlerin haksız muamelelere maruz kaldığı, haklarının yendiği, yok sayıldıkları çok üzücü bir zaman dilimine denk gelmesi. Yani 14 Mart hem bugün Türkiye’de modern tıp adına erişilen noktanın başlangıcı olması hem de modern Türkiye Cumhuriyeti’nin karakteri olan bağımsızlığına katkısı, hem de her biriyle çalışma arkadaşı olmaktan gurur duyduğumuz hekim dostlarımızın yenilikçi, direnişçi bağımsız karakterlerinin bir yansıması olması sebebiyle çok önemli. Türkiye’nin güvenilir #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, sağlıklı bir toplum oluşturabilme ve HIV ile yaşayan bireylerin o sağlıklı toplumun eşit ve sağlıklı birer parçası olabilmeleri var güçleriyle ve fedakârca çalışan, hekim dostlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyor ve tekrarlıyoruz; hekimlerimizin yanındayız. Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibi www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Medula sisteminde yapılan değişiklik ile ilgili yeni bir güncelleme

    Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü A. Yayın tarihi: 5 Ekim, 2021 Güncelleme: 9 Mart, 2022 Hatırlayacağınız gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Hizmet Sunumu Genel Müdürlüğü'nün 16 Ağustos 2021 tarihinde yayınladığı 2021/29 sayılı yeni bir genelge ile MEDULA (Medikal Ulak) Sisteminde bir dizi değişiklik yapılmıştı. Takip eden günlerde ise Kırmızı Kurdele İstanbul'dan ve alanda çalışan tüm özne derneklerinden/inisiyatiflerden, kişisel verilerin korunması hakkına ve özel hayatın gizliliğine saygı hakkına doğrudan aykırı olan bu düzenleme ile ilgili açıklamalar okudunuz. Kırmızı Kurdele İstanbul ekibi adına, Türkiye HIV sivil toplumu olarak yakın ortak çalışma ve koordinasyon ile takip ettiğimiz sürece ilişkin yeni bir güncelleme paylaşmak istiyoruz. 5 Ekim 2021 tarihi itibariyle, başta Halk Sağlığı Kurumu olmak üzere yaptığımız görüşmeler sonucu, konuyu HIV alanında saygın ve etkin hekimlerden oluşan HIV Danışma Kurulu'nun dikkatine sunduk ve kurul önümüzdeki günlerde yapacağı toplantı ile ilgili tüm bakanlık ve kurumlara görüş sunarak, uygulamadan vazgeçilmesini talep edecek. 9 Mart 2022 tarihli güncelleme: Yukarıda bahsettiğimiz tarih sonrası toplanan kurulda konu görüşülmüş ve ilgili noktalara uygulamanın yaratacağı sıkıntılarla ilgili uzman görüşü aktarılmıştır. Buna ek olarak işleme ilişkin yürütmenin durdurulması ile ilgili olarak bir dava açılmış durumdadır ve dava devam etmektedir. Aslında konu sadece HIV alanını değil, mahremiyetin önemli olduğu tüm benzer alanları ilgilendirmektir ve farklı alanlarda çalışan STK'ların konuyla ilgili açılmış davaları var. Ancak sizlerin de bildiği gibi bu benzer davalara ilişkin hukuki süreçler arzu edilenden uzun sürebilmektedir. Konu sadece Kırmızı Kurdele İstanbul'un değil HIV konusunda çalışan tüm STK'ların sıcak takip ettiği bir konudur. Ancak Türkiye'de HIV konusunun ele alınma biçimi ve danışanlarımızın çoğunun -haklı olarak- görünmez kalmayı tercih etmesi dolayısıyla kamuoyu baskısı yaratma gücümüzün maalesef sınırlı olduğu gerçeğini de hatırlatmak isteriz. Tüm kısıtlı imkanlarımızla konuyu sıcak takibe devam ettiğimizi hatırlatır, elimizden gelen her şeyi yaptığımızdan şüphe duymamanızı isteriz. En kısa zamanda bu önemli sorunla ilgili müjdeli bir haber vermeyi umuyoruz. Gelişmeler ve güncellemeler için lütfen takipte kalın. Konuyla ilgili diğer duyurularımız, sosyal medya paylaşımlarımız; 1 , 2 www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • New York’lu Hasta çalışması nedir? HIV’in kesin tedavisi bu kez bulundu mu?

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Mart 8, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. -New York’lu Hasta çalışması nedir? -HIV’in kesin tedavisi bu kez bulundu mu? -Bu çalışma günümüzde HIV ile yaşayan milyonlarca insan ve HIV kesin tedavisi bekleyenler için gerçek bir umut olabilir mi? -Tedavi konusunda yanlış yere odaklanıyor olabilir miyiz? Her yıl onlarca bilim insanı, araştırıcı, uzman ve benim gibi meraklı aktivistler başta HIV olmak üzere enfeksiyonlarla ilgili en son bilimsel gelişmeleri paylaşmak ve tartışmak üzere CROI adıyla da bilinen Retrovirüsler ve Fırsatçı Enfeksiyonlar Konferansı'nda bir araya geliyor. Son 3 yıldır pandemi nedeniyle online olarak gerçekleştirilen CROI’yi bu yılda Türkiye’den tek aktivist olarak, saatimi ABD saatine göre ayarlayıp uyku düzenimi değiştirerek düzenli biçimde takip ettim. Hatta bununla da yetinmedim ve konferans programı dışındaki başka oturumlara, sunumlara, aktivist toplantılarına da katıldım ve yıl boyunca sizlerle başka yazılarda da paylaşmak üzere notlar aldım. Bu notların en ilginci ve merak edileni ise uluslararası ve yerel medyaya da yansıyan ‘’New York’lu Hasta’’ oldu. Daha önceki yıllarda yine benzer isimlerle anılan ve bazıları yine CROI’de duyurulan ‘’Berlin’li Hasta’’, ‘’Londra’lı Hasta’’, ‘’Brezilya’lı Hasta’’ çalışmalarını Kırmızı Kurdele İstanbul için yazdığım #hivbilgisi yazılarından takip etmiştiniz. Fakat bu çalışmanın diğerlerinden bir farkı var; medyaya ‘’New York’lu Hasta’’ adıyla yansıyan kişi –ilk kez- bir kadın. Ve araştırıcılar kendilerinden çok emin konuşuyorlar. Araştırma ekibininden Dr. Yvonne J. Bryson’ın aktardığına göre ’New York’lu Hasta’’ şu anda hayatın tadını çıkarıyor ve HIV hala geri dönmemiş. Çok iyi haber! Peki, bu çalışma/metod günümüzde HIV ile yaşayan milyonlarca insan ve HIV kesin tedavisi bekleyenler için gerçek bir umut olabilir mi? Gelin eksisiyle artısıyla birlikte bakalım ve olan biteni daha iyi anlamanıza yardımcı olmaya çalışayım. Bu ve benzeri haberlerin ilk ve en meşhuru, 2020 yılında kansere bağlı olarak kaybettiğimiz yakın arkadaşım Timothy Ray Brown (Berlin’li Hasta) hakkındaydı. Timothy’ye HIV'e –bir şekilde- doğal bir direnci yani nadir görülen bir genetik anormalliği olan bir bağışçıdan kök hücre nakil edilmişti ve HIV bu nakli takip eden yıllar boyunca hiç geri gelmedi. Bu her ne kadar tıpta çığır açan bir gelişme sayıldıysa da benzeri uygulamaların hepsinde aynı sonuç görülmedi. İlik naklini takip eden yıllarda HIV’in geri döndüğü vakalar da biliyoruz bugün. Bunların en popüleri ‘’Mississippi'li Bebek’’ adıyla bilinen olgu. Araştırıcılar yine büyük bir heyecanla HIV pozitif bir bebeği HIV’den tamamen arındırdıklarını duyurduktan 27 ay sonra HIV geri gelmişti. Timothy ve onun etkileyici hikâyesi hakkında yazdığım bir diğer yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. -İlik nakli HIV’in kesin tedavisi için kesin çözüm olabilir mi? Soruyu cevaplamadan önce şunu hatırlamam gerekir; bugüne kadarki tüm örneklerde yer alan HIV pozitif kişiler aynı zamanda kanser hastasıydı. Yani bu zorlu ve tehlikeli süreç bir deneysel tedavi olarak değil, son çare olarak uygulanıyor. Ki bunun uygulanabilmesi için her şeyden önce uygun iliğin bulunmuş olması lazım. O süreç özetle şöyle ilerliyor; ilik naklinden önceki aşamalarda kişinin bağışıklık sistemi tamamen çöküyor (ya da çökertiliyor) ve sonrasında eğer bünye iliği kabul ederse (ki etmediği durumlar var) sıfırdan ve HIV’e doğal olarak dirençli bir bağışıklık sistemi oluşmuş oluyor. O karma karmaşık prosedürü en basit biçimiyle böyle anlatabilirim. Süreç inanılmaz meşakkatli, zorlu, riskli ve pahalı. Bunun yanında bazı etik sorunlar da var. Dr. Bryson diyor ki; her ne kadar bizi çok heyecanlandıran bir durumla karşılaşsak da bu bilimin HIV kesin tedavisi için üzerine atlayabileceği bir yöntem değil! Sorunun tam ve net cevabına gelirsem; ‘’New York’lu Hasta’’ tüm diğer benzeri örneklerde olduğu gibi HIV pozitifliğinin yanında ağır bir kanser geçirmekteydi ve ilik naklinin tek sebebi HIV değildi. Çünkü HIV düzenli günlük HIV ilaç tedavisi (ART) ile zaten baskılanmış durumdaydı. Bu yöntem HIV pozitif olmak dışında başka hiçbir şikâyeti olmayanlar için kesinlikle uygulanabilir bir yöntem değil. Bu yöntemin, şu anda dünya üzerinde HIV ile yaşayan 36 milyon insanın tamamı için ideal bir kesin tedavi yöntemi olduğunu düşünmeyiz. Çünkü bu uygulaması imkânsız bir yöntem olur. Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; İlik nakli HIV’in kesin tedavisi için çözüm olamaz, fakat umut olabilir. Çünkü her yeni çalışma ile birlikte elimizde HIV’in vücuttan tamamen atılabileceğine dair daha fazla kanıt, daha fazla bulgu ve daha fazla inanç oluyor. Fakat daha önceki tüm benzer #hivbilgisi yazılarımda da vurguladığım gibi, HIV’in kesin tedavisine ilişkin tüm çalışmalarda gelen tüm verilere sağduyulu ve temkinli yaklaşmanın, erken ve gereksiz heyecanlara kapılmaktan daha doğru ve gerekli olduğunun altını bir kez daha çizmek isterim. -Tedavi konusunda yanlış yere odaklanıyor olabilir miyiz? Bilimin HIV konusunda aldığı mesafe ve tüm gelişmeler gerçekten muazzam. Bunun bir sonucu olarak AIDS ve HIV’i, tarihte ölümcül bir hastalığın kronik taşıyıcılık seviyesine en kısa sürede indirildiği başarı örneği olarak tanımlayabiliyoruz. Sadece ömür uzatmaya yarayan ilk ilaçların 1986, HIV’i kronik bir taşıyıcılık seviyesine indirgeyen ART’nin 1996’da kullanılmaya başladığını hatırlarsak, bu başarıyı takdir etmek kolaylaşır. 1996’dan sonrasının gelişmeleri ise uzun süre hayal dahi edilemeyen sonuçlar. O günlerde avuç avuç yutulan ve oldukça yüksek yan etkilere sebep olan ilaçlardan, bugün günde sadece bir tabletle sürdürülen tedaviye ulaşan bir yol. Üstelik bu standart ve kolay erişilebilir tedavi, HIV pozitif bireylerin uzun ve kaliteli bir ömür sürmelerini, HIV bulaştırma korkusu olmadan ebeveyn olabilmelerini, hatta Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan sayesinde kondomsuz ilişkilerde dahi virüs bulaştırma endişesi taşımamalarını yani kendilerini bir tehlike, bir risk, bir sorun olarak görmemelerini sağlıyor. Yani sadece sağlık değil, psikolojik ve sosyal açıdan kazanımları da oldukça yüksek. Bu da şu anlama gelir: eğer bizler Dünya'nın herhangi bir yerinde yaşayan tüm HIV pozitifleri ilaç tedavisi ile buluşturmayı ve sürekliliği başarabilirsek, yeni HIV bulaşıları oluşumunu tamamen engellemiş oluyoruz. Bu da AIDS’in ve HIV’in sonu demek. Fakat UNAIDS verilerine göre dünya genelinde düzenli HIV ilaç tedavisine erişebilme oranı %75 dolaylarında. Yani an itibarıyla HIV ile yaşayanların önemli bir bölümü, onlara sağlıklı bir ömür sunacak ve HIV durduracak bu ilaç tedavisinden yoksun. Konuyu toparlarsam; kesin HIV tedavisi elbette üzerinde çalışılması gereken ve herkesi çok mutlu edecek bir şey. Bunu herkes istiyor. Ama en az kesin tedavi bulunması isteği kadar güçlü iki isteğimiz daha olmalı: HIV ile yaşayan herkesin ilaç tedavisine erişimini sağlamak ve yeni HIV bulaşlarını tamamen durdurmak. İşte bu hepimizin sorumluğu ve görevi! Bu çalışmayı ve yeni ilaç, yeni tedaviler hakkındaki tüm HIV bilimi çalışmalarını düzenli olarak takibe ve kayda değer gelişmeleri paylaşmaya devam edeceğim. Takipte kalın. #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey

  • Ukrayna HIV topluluğu ile dayanışma mesajı

    Yayına hazırlayan. Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü B. Yayın tarihi: Şubat 26, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Nüfusu yaklaşık 44 Milyon olan Ukrayna’da yaklaşık 250 bin insan HIV ile yaşamakta ve bunların %51’i *B seviyede. (*Virüsün vücutta tamamen baskılandığı ve cinsel partnerlere bulaştırılmadığı seviye. Belirlenemeyen seviye). Eğer HIV ilaç tedavisi kesintiye uğrarsa bu B seviyeyi kaybetmek (ortalama) üç gün sürer ve vücutta sıfır düzeyine baskılanmış virüsün 150 bin kopya düzeyine gelerek bulaştırıcılığın yeniden oluşması sadece (ortalama) iki hafta alır. Şu anda açık bir işgal altında olan Ukrayna’nın neresinde olursa olsun tüm HIV ile yaşayanların HIV ilaç tedavisine kesintisiz biçimde devam edebilmeleri ve HIV tedavi testlerinin yine aynı şekilde kesintisiz ve devam etmesi kritik önem taşıyor. Tüm bu acil sorunların, HIV pozitif bireylerin korkmadan, damgalanmadan ve ötekileştirilmeden çözülmesi uluslararası toplumun sorumluluğunda. Türkiye ile Ukrayna’nın demografik, kültürel, sosyal yapıları tamamen farklı olabilir ancak özellikle de insani yardım ve dayanışmanın önemli olduğu böyle kriz anlarında bir ortak noktamız var; hepimiz birilerinin oğlu, kızı, evladıyız, hepimiz insanız. Kırmızı Kurdele İstanbul ekibi olarak Ukrayna’daki duruma bir de HIV ile yaşayanların içinde oldukları perspektiften bakmanızı rica ediyoruz. Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibi www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • COVID19 pandemisi döneminde tedaviye ve sağlık hizmetlerine erişimin değerlendirilmesi anketi

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Şubat 08, 2022 HIV alanında tedavi ve izlem hizmetleri sunan değerli hekim dostlarımızdan olan Dr. Elif Sargun Altunok'un (Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı) hazırladığı ''COVID19 pandemisi döneminde tedaviye ve sağlık hizmetlerine erişimin değerlendirilmesi anketi''ni ilginize sunuyor ve yaklaşık üç dakika zaman alacak bu ankete katılımınızı rica ediyoruz. Ankete buraya ya da görsele tıklayara erişebilirsiniz. Dr. Elif Sargun Altunok'un Şubat ayı içerisinde gerçekleşecek bir sunumda paylaşmayı planladığı anket sonuçları, HIV ile yaşayanların COVID19 pandemisi sürecinde yaşadıkları çeşitli zorlukları farklı hekim çevrelerinden ve farklı branşlardan hekimlerle paylaşacağı sonuçlar, HIV ile yaşayanların COVID19 pandemisi sürecinde yaşadıkları çeşitli zorlukların daha fazla insana duyurulması ve kamuoyu oluşması açısından benzeri tüm çalışmalar gibi önemli. Yaklaşık üç dakika zaman alacak olan ve sonuçlarını Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi sayfaları olan www.kirmizikurdele.org adresinde de paylaşmayı umduğumuz bu ankete katılımınızı rica ediyoruz. Ankete buraya ya da görsele tıklayara erişebilirsiniz. Güvenilir #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul'un COVID19 pandemisi döneminde yaptığı bazı yayınları burada ve aşağıdaki görsellerde bulabilirsiniz. (Etik duyuru: Kırmızı Kurdele İstanbul bu anketin tasarlayıcısı, yürütücüsü ya da gözlemcisi değildir. Anketin içeriği Kırmızı Kurdele İstanbul'un görüşlerini yansıtmaz ve bağlamaz. Çalışmaya ve kişisel bilgilerinizin gizliliğine ilişkin tüm yasal ve etik sorumluluk, çalışmanın yürütücüsüne aittir.) www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • HIV ile yaşayanlar arasında çift doz #COVID19 aşılanma oranı %71.4

    Yayın tarihi: Eylül 29, 2021 Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü E. Bir buçuk yılı aşkın süredir hayatlarımızı doğrudan etkileyen SARS-CoV-2 pandemisinin etkisi azaltılması ve sonlandırılması hedefinde en önemli araç virüse karşı etkili aşılar. Hatırlayacağınız gibi Türkiye'nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul olarak kaleme aldığımız ve alandaki diğer STK'ların katkı ve imzalarıyla güçlendirerek Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu'na yolladığımız mektup ile başarıya ulaşmış, HIV ile yaşayan bireylerin aşılama programında öncelikli grup olarak tanımlanmasını sağlayarak, bunu Türkiye HIV sivil toplumunun ortak başarısı olarak gururla duyurmuştuk. Bu kapsamda SARS-CoV-2 pandemisinin etkisi azaltılması ve sonlandırılması hedefine ve ulusal aşı çalışmalarına katkımızı sürdürmek, HIV ile yaşayan bireylerin ortak ulusal çabaya katkılarını ölçmek üzere, @redribbontr sosyal medya hesaplarımızdan kısa bir uyum anketi/ölçüm gerçekleştirdik. Her ne kadar gerçek anlamda bilimsel bir ölçüm olmasa da, 10 Eylül - 28 Eylül tarihleri arasında yaptığımız bu basit ölçümün, HIV sivil toplumunun pandemi ile mücadelede ortak ulusal çabaya katkıları ve HIV ile yaşayan bireylerin aşı programına uyumuna dair fikir vermesi açısından değerli olduğunu düşünüyoruz. 10 Eylül - 28 Eylül tarihleri arasında @redribbontr Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarımızdan duyurduğumuz 280 HIV ile yaşayan bireyin (kendi beyanlarına göre) katıldığı ve sadece '#COVID-19 aşısı yaptırdınız mı?' diye sorduğumuz tek soruluk anketin sonuçları şöyle; *%17.9 -Evet,yaptırdım. 1 doz *%71.4 -Evet, yaptırdım. 2 doz *%3.6 -Henüz yaptırmadım *%7.1 -Yaptırmayacağım Bu oranlara göre HIV ile yaşayanların %90'ının en az bir doz aşı yaptırdığını ve sorumluluk bilincinin yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Bu basit veri, Temmuz 2020'de yayınladığımız COVID19 pandemisinde, HIV ile yaşayan bireylerin yaşadığı endişe ve tutuma yönelik anket sonuçları ile birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye genelinde HIV ile yaşayan bireylerin pandemi tedbirleri ve aşılama, yani pandemi konusunda genel olarak yüksek sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini doğrulamakta. Türkiye'nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul olarak SARS-CoV-2 pandemisi sürecinde sorumlu davranışlarla, komünitenin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin sunumuna ve güvenilir #hivbilgisi sağlayıcılığına, elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret göstererek devam edeceğiz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey (Türkiye’nin #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Kaynak göstermek/mention/etiket vb. dışında özel bir izin gerektirmez.)

  • HIVEND HIV/AIDS mezuniyet sonrası kursunu sivil toplum temsilcisi olarak yerinde izledik.

    Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu, Tedavi aktivisti Yayın tarihi: Şubat 06, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. HIV alanında çalışan uzman derneklerinden birisi olan HIVEND (HIV Enfeksiyonu Derneği) tarafından, Prof. Dr. Fehmi Tabak moderatörlüğünde 5-6 Şubat tarihlerinde İstanbul Florence Nightingale Hastanesi'nde düzenlenen 6. Mezuniyet Sonrası HIV/AIDS Eğitim Kursunu, sivil toplum temsilcisi olarak yerinde izledik. HIV Enfeksiyonu Derneği tarafından, HIV tedavisinde uzman hekimlerin, yeni mezun genç hekim ve asistanlarla bilgi, tecrübe paylaştıkları ve olgular üzerine tartışmalar yürüttükleri iki günlük eğitimin zengin programında; *Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan, (Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu) *PrEP, (Prof. Dr. Selçuk Kaya) *HIV ilaç tedavisine başlanacak doğru zaman, (Prof. Dr. Meliha Meriç Koç), *Yükselmeyen CD4 Düzeyleri nasıl yönetilmeli? (Doç. Dr. Ahmet Çağkan İnkaya) *HIV ve göz, (Doç. Dr. Didar Uçar) *HIV ve karaciğer (Prof. Dr. Fehmi Tabak), *HIV ve jinekoloji, (Prof. Dr. Mehmet Serdar Kütük) ve zengin başlıklarda sunumlar ve tartışmalar yapıldı. Ayrıntılı bilimsel programını hivist.com adresinde bulabileceğiniz kursun birinci gününde, Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2021İstanbul'da da HIV ile yaş almak oturumumuzun konuğu olan Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu (oturum videosu için tıklayın) Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan hakkında harika bir sunum yaparak bu önemli mesajın hekimlerce daha da iyi anlaşılması ve benimsenmesi çalışmalarımıza harika bir katkı yaptı. Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, sunumunda Kırmızı Kurdele İstanbul'un Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan hakkında yaptığı çalışmalar ve yayınlardan da alıntılar yaparak, hekimlerin HIV ile yaşayanları özgürleştiren ve tedavi uyumunda çok önemli bir rol üstlenen mesajı danışanlarıyla/hastalarıyla paylaşmalarının ve bunu doğru bir dil kullanarak yapmanın öneminin altını çizdi. Her iki günün tüm oturumlarında her fırsatta söz alarak HIV ile yaşayanların sivil toplum örgütlerine yansıyan şikayetlerini, geri bildirimlerini ve isteklerini Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen hekimlerle paylaştığımız kursun ikinci gün programında, bir de ''Sivil Toplum Örgütleriyle Birlikte Tartışalım'' başlıklı oturum düzenlendi. Gönüllümüz Arda Karapınar'ın hekimler için özne dernekleriyle çalışmanın ortak yararları üzerine kısa bir de konuşma yaptığı oturumda, Pozitif Yaşam Derneği'nden Av. Tutku Altundağ'ın HIV'in hukuki boyutu hakkında yaptığı kapsamlı sunum, bu önemli konuyu hekimlerle tüm detaylarıyla paylaşırken, salonda yararlı fikir tartışmaları için de fırsat yarattı.. Pozitif-iz Derneği'nden aktivist arkadaşımız Çiğdem Şimşek'inde zaman zaman söz alarak alana dair deneyimlerini ve önerilerini paylaşarak zenginleştirdiği bu oturumun tüm katılımcılar için yararlı bir oturum olduğu inancıyla, benzeri oturum ve tartışma ortamlarının sıklıkla tekrarlanması temennimizi paylaşıyoruz. Özne Dernekleri ile Hekim Dernekleri arasındaki bu olumlu yakınlaşma ve giderek çoğalan yapıcı işbirliklerinin, Türkiye'nin her yerinde HIV alanında sunulan hizmetlerden yararlanan herkes adına önemli ve sevindirici gelişmeler olduğuna inanıyor ve başta Prof. Dr. Fehmi Tabak olmak üzere bu etkinliği düzenleyen ve bizleri davet eden tüm HIVEND ekibine teşekkür ediyoruz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • HIV'in daha bulaşıcı yeni bir varyantı tespit edildi.

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Şubat 04, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Science Dergisinin 4 Şubat 2022 tarihli sayısında yayınlanan bir makaleye göre HIV'in 3,5 ila 5,5 kat daha hızlı yayılabilen ve bağışıklık sistemine daha çok zarar verebilecek olan bir varyantı tespit edildi. Varyant bugüne kadar çoğunlukla Hollanda'da görülmüş durumda. Bu varyantın nasıl olup da diğer varyantlardan daha fazla bağışıklık sistemi hasarına yol açtığını tam olarak incelemek, yeni nesil ilaçlar için yeni hedefler ortaya çıkarabilir. Çalışmayı sürdüren bilim insanları şu anda buna odaklanmış durumda. BEEHIVE collaboration isimli işbirliğinin sürdürdüğü bir bilimsel çalışmanın sonucu olan yayına göre HIV'in VB isimli varyantla enfekte olan kişiler (HIV ilaç tedavisi görmezlerse) daha kısa sürede AIDS geliştirebilirler. Ancak telaşa mahal yok, çünkü kondom, PrEP, PeP, HIV ilaçları, TasP ve Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan gibi tüm mevcut korunma yöntemleri VB varyantına karşı etkili. Aynı durum mevcut HIV tedavisi ilaçları için de geçerli, yani mevcut ilaçlar HIV'in VB dahil bilinen tüm varyantlarına karşı etkili. Günümüzde HIV pozitif bireyler, günde sadece bir ilaç kullanarak, yaşam kalitelerinden ve beklenen ömür sürelerinden kaybetmeden hayatlarına virüs taşımayanlar gibi devam edebiliyorlar ve -kondomsuz ilişkilerde bile- virüsü hiç kimseye bulaştırmıyorlar (detaylar için bkz: Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) VB varyantı tehdit değil Araştırmacılar, VB varyantının gerçek bir tehdit oluşturmadığına mevcut HIV ilaç tedavisinin yeni varyanta karşı da etkili olduğunu özellikle vurguladı. Aslında yeni varyant o kadar da yeni değil! Aslında bu yeni varyant o kadar da yeni değil. Eldeki veriler bu varyantın ilk olarak 1980’lerin sonlarında ve 1990’ların başında Hollanda’da görülmüş olabileceğini ve 2000’lerde diğer varyantlardan daha hızlı şekilde yayılmış olabilse de, 2010’dan beri düşüşte olduğunu söylüyorlar. VB varyantının birden bire yeni bir varyant olarak anılmasının sebebi ise ilgili çalışmanın henüz tamamlanmış olması ve ancak şimdi gerçekten anlamlı veriler sonucunda tanımlanmış olması. Yani varyant ortaya bugün çıkmış değil ama bilimsel yöntemler ve çalışmaların matematiği gereği dünyası için yeni. Günümüzde HIV tedavisi ve düzenli testlerin önemi Günümüzde HIV pozitif bireyler, günde sadece bir ilaç kullanarak, yaşam kalitelerinden ve beklenen ömür sürelerinden kaybetmeden hayatlarına virüs taşımayanlar gibi devam edebiliyorlar, çalışabliyorlar, HIV taşımayan çocuk sahibi olabiliyorlar ve -kondomsuz ilişkilerde bile- virüsü hiç kimseye bulaştırmıyorlar (detaylar için bkz: Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) Dünyadaki tüm saygın otoriteler ve kılavuzlar, herkesin yılda en az bir kez düzenli olarak HIV testi yaptırmasını ve gerek varsa hemen HIV ilaç tedavisine başlamasını öneriyorlar. Ülkemizde HIV tedavisi Genel Sağlık Sigortası kapsamında tamamen ücretsiz. Ücretsiz ve kimlik bilgisi vermeden test yaptırılabilecek merkezler için www.ucretsizhivtesti.com'u, diğer test noktaları ve HIV tedavisi sunan merkezler için hivharitasi.online adresini ziyaret edebilir. Dünyanın her yerinden çalışmalar, HIV bilimi gelişmeleri ve HIV hakkına her şey için www.kirmizikurdele.org'yi ve @redribbontr adıyla sosyal medya hesaplarımızı takip etmeye devam edin. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Moderna'nın deneysel HIV aşısının ilk dozları gönüllülere uygulandı.

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Şubat 01, 2022 Adını COVID-19 aşısı ile duyuran biyoteknoloji şirketi Moderna, kâr amacı gütmeyen Uluslararası AIDS Aşı Girişimi (International AIDS Vaccine Initiative - IAVI) ile birlikte yürüttüğü bir başka aşı çalışmasının klinik çalışmalarına başladı. Gönüllü katılımcılara ilk dozların geçtiğimiz günlerde uygulandığı aşı çalışması, Moderna (ve diğer firmaların) COVID-19 aşısında kullandığı bir yaklaşım olan mRNA teknolojisinin, HIV negatif bireylerin HIV ile enfekte olmasını önlemede etkili olup olmadığını araştıracak. Bilim çevrelerinde heyecan uyandıran bu çalışmayı, çeşitli uluslararası tedavi aktivizmi ağlarının da üyesi olan tedavi aktivisti ve topluluk yazarı gönüllümüz Arda Karapınar, Kırmızı Kurdele İstanbul takipçileri için yazdı. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Kaynak göstermek/mention/etiket vb. dışında özel bir izin gerektirmez.) Moderna'nın, Uluslararası AIDS Aşı Girişimi (International AIDS Vaccine Initiative - IAVI) ile birlikte tasarladığı ve ilk doz uygulamaları geçtiğimiz günlerde uygulanan klinik deneme, ilk aşamada Amerika Birleşik Devletleri'ndeki dört merkezde sürecek. IAVI G002 isimli çalışma, geliştirilen aşının HIV negatif bireylerin HIV ile enfekte olmasını önlemede etkili olup olmadığını araştıracak. Bill & Melinda Gates Vakfı'nın sponsor olduğu bu çalışmanın sürdürüleceği merkezler; George Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi, Georgia eyaletindeki Emory Aşı Merkezi, Washington'daki Fred Hutchinson Kanser Araştırmaları Merkezi ve San Antonio'daki Texas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi. Geliştirilen aşının güvenilirliğinin ve etkinliğinin ölçülmesi amacıyla, 56 katılımcı faz 1 boyunca bu dört merkezdeki uzman ekipler tarafında izlem altında tutulacak. Klinik deneme kapsamında bu 56 katılımcı çeşitli gruplara ayrılarak farklı dozlarda aşı uygulanacak. Bu kapsamda katılımcıların 32'si en az bir doz birincil doz ve başka bileşenlerden oluşan destekleyici doz , 16'sı sadece birincil doz, 8'i ise sadece destekleyici doz aşı alacak. Farklı gruplara farklı dozlar uygulanmasındaki amaç herkese uygun olacak doğru doz sayısını bulmak. Dört gruba ayrılan 56 kişiye yapılacak aşılamaya ilişkin ilk sonuçların 2023 yılının Nisan ayında çıkmasını bekliyoruz. Çalışmanın bir sonraki faza geçerek devam edip etmeyeceğine 2023 Nisan ayına kadar süren kısmından çıkan sonuçlara göre karar verilecek. Uluslararası AIDS Aşı Girişimi IAVI'nin Başkanı Dr. Mark Feinberg "HIV aşısı tasarımında, Moderna'nın mRNA platformuyla yeni bir aşamaya geçmekten ötürü büyük heyecan duyuyoruz. Şimdiye kadar tüm HIV aşısı arayışları olduıkça zorlu oldu ancak bu yeni bir aşama. Şimdi yeni araçlara sahibiz ve bu yeni araçlara sahip olmak, acilen ihtiyaç duyulan, etkili bir HIV aşısına doğru hızlı ilerleme kaydetmenin anahtarı olabilir'' diyor. mRNA teknolojisi ve HIV Bu noktada, mRNA teknolojisinin HIV bilimi çalışmalarında bulunan ve ilk kez COVID19 aşılarında denenen bir teknoloji olduğunu hatırlatmakta yarar var. Yani mRNA teknolojsi - HIV tanışıklığı yeni değil. Dolayısıyla bu çalışma mRNA teknolojisini deneyen ilk HIV aşısı çalışması değil. Yine Moderna işbirliğinde geliştirilen ve sonuçları geçtiğimiz aylarda açıklanan bir başka aşı çalışması maymunlarda umut verici sonuçlar üretmiş ve ardından küçük bir insan grubunda %88 oranında önleyicilik sağlamıştı. Ancak aşının koruyuculuğunu kısa zamanda yitirmesi çalışmanın bir başka ve olumsuz sonucuydu. mRNA teknolojisi HIV aşılarında nasıl uygulanıyor? Haberci RNA (mRNA), tüm canlı hücrelerde bulunur ve proteinleri bir araya getirmek için ihtiyaç duyulan talimatları iletirler. Fakat tüm genetik mühendislik korkularınının aksine mRNA ve DNA aynı şey değildir ve mRNA'lar genetik kodumuzu değiştirmek için DNA'mızla birleşemezler. mRNA aşıları oldukça yeni bir teknoloji olmasına rağmen, virüslerin milyarlarca yıldır kullandığı temel prensibe dayanıyor. Yani virüs sanki vücuttaymış gibi bir mesaj taşıyarak, o virüsün sebep olduğu temel proteinlerden birini oluşturuyor (COVID19'da spike proteini) ve vücudun bir çeşit kendi aşısını oluşturmasını sağlıyor. İşte mRNA teknolojisini benzersiz kılan altyapı bu. HIV söz konusu olduğunda ise işler biraz daha karışık. Çünkü COVID19 aşılarında mesajıcı RNA'ların sadece tek bir proteinin (spike proteini) üretilmesini sağlaması yeterliyken HIV'in karmaşık ve akıllı yapısı işleri epey zorlaştırıyor. Bu çalışmada denenen aşı, HIV'in farklı bileşenlerini yapma talimatını veren en birkaç farklı mRNA içermek zorunda çünkü HIV'e karşı yeterli bir bağışıklık tepkisi oluşturabilmek için daha geniş çeşitlilikte HIV proteinlerine ihtiyaç duyuluyor. İlgili hücre, bunları daha sonra vücuda göndereceği virüs benzeri parçacıklar (VLP'ler) halinde nasıl birleştireceğini doğal olarak biliyor ve ona uygun davranıyor oluyor. Ancak bunlar HIV'in kendini mekanizmasından yoksun oldukları için vücutta enfeksiyona neden olmuyorlar. Anlayacağınız içerde işler biraz karışık. Bize düşen, bilime güvenmek ve bu akıllı teknolojinin HIV'den kalıcı olarak daha akıllı bir seviyeye gelmesini beklerken, tüm bu bilimsel süreçleri ilgi ve merakla takip etmek. Karşımızda zorlayıcı bir virüs var Dilerseniz HIV aşısı meselesinin tarihçesine ve aşı bulmanın zorluklarına da hızlıca bir bakalım. Bilim insanları, 1980'lerin başında yüzyılın en büyük pandemisi olarak ortaya çıktığından beri, belki de tarihin en kötü şöhretli virüsü olan HIV'i alt etmeye çalışıyorlar. Bugüne kadar yapılan onlarca, hatta yüzlerce HIV aşısı araştırmalarından yalnızca ikisi - sadece kısmi - başarılar vaat etti. Thai RV144 denemesinin 2009'da yayınlanan sonuçları, %31'lik bir başarı duyurmuştu. Bu oran, aşının FDA onayına sunulması için bir hayli yetersiz. Üstelik devam eden araştırmalarda görüldü ki, bu sınırlı koruma dahi yaklaşık bir yıl sonra sona eriyor. Ancak araştırmacılar, neyin işe yarayıp neyin yaramadığını incelemeye devam ediyorlar, çünkü her ne kadar FDA onayına sunmak için düşük olsa da %31’lik başarı, peşinden gitmek için o kadar da kötü sayılmazdı. Peki HIV, aşılama için neden zor bir hedef? Çünkü bu virüs vücudun **antikor tepkisinden kaçma konusunda kelimenin tam anlamıyla bir uzman. Antikorlar, vücuda giren yabancı bir *antijeni tanımak ve ona hemen bağlanarak, o antijeni nötralize etmeye veya diğer bağışıklık hücreleri tarafından yok edilmek üzere işaretlemeye yarayan proteinlerdir. Klasik yöntemlerle geliştirilen aşılar, bağışıklık sistemine ölü veya zararsız bir antijen sızdırır (Örnek; Koronavirüs aşısı CoronoVac) ve antikorların hastalık gerçekleşmeden oluşmasına izin verir. Ancak HIV, antikorlardan kaçınmak için hızlı bir şekilde mutasyona uğradığından, bu virüse karşı elle tutulur derecede etkili bir aşı henüz geliştirilememiştir. HIV’in kesin tedavisini bulmanın neden zor olduğunu ayrıca şurada daha detaylı bir biçimde yanıtlamıştık. (*Antijen: Vücuda girdiğinde antikor oluşmasına yol açan virüs, bakteri, parazit gibi protein yapısında bir madde. **Antikor: vücuda giren antijenleri zararsız duruma getirmek için organizmanın çıkardığı bir madde.) Değerlendirme Yıllardır çeşitli uluslararası tedavi aktivizmi gruplarının üyesi olan ve düzenli biçimde araştırmaları, çalışmaları ve güncel HIV bilimini takip eden birisi olarak öncelikle şunu söylemek isterim; bizim kuşağımız HIV'e karşı kesin koruyucu bir aşının bulunduğunu çok büyük ihtimalle görecek. Aynı öngörüyü HIV kesin tedavisi için de tekrarlayabilirim. Bu çalışma ile ilgili kanaatim ise; bu çalışmanın önleyici HIV aşıları açısından önemli bir aşama olduğu. Çünkü mRNA teknolojisinin yeni HIV bulaşlarını önlemede umut vaat eden bir yöntem olup olmadığına dair ilk gerçek verilere ulaşmamızı sağlayacak. mRNA varlığı uzun yıllardır bilinen ancak ilk kez Koronavirüs pandemisinde deneyimlediğimiz bir teknoloji. Bu bilimsel gelişme her ne kadar pek çok dedikoduya sebep olsa da güvenilirliğinden ve işe yararlılığından şüphe duymuyoruz. Ancak HIV konusunda umulan düzeyde işe yarayıp yaramayacağı hala soru işareti. Fakat daha önceki tüm benzer #hivbilgisi yazılarımda da vurguladığım gibi, gelen tüm verilere sağduyulu ve temkinli yaklaşmanın, erken ve gereksiz heyecanlara kapılmaktan daha doğru ve gerekli olduğunun altını bir kez daha çizmek isterim. Yeni ilaç, tedavi ve tüm HIV bilimi çalışmalarını yakında takip etmeye ve gelişmeleri paylaşmaya devam edeceğim. Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

bottom of page