top of page

#hivbilgisi arama sonuçları

331 sonuç bulundu

  • Koronavirüs günlerinde psikoloji

    Yayına hazırlayan: *Uzm. Psikolog Gizem Gülmez Yayın tarihi: 2020, Mart 31 *www.gizemgulmez.com ------------------------------------------- Koronavirüs günlerinde psikoloji Koronavirüs salgınının sebep olduğu ekonomik, sosyal, politik tüm sorunlar bir yana en çok mecburi kişisel karantina ve sosyal izolasyon, psikolojik sağlığımıza da tehdit ediyor. Dolayısıyla bugünlerde psikolojik sağlığımıza her zamankinden çok daha fazla önem vermek gerekiyor. Üstelik bu mecburi kişisel karantina uzayıp, günler günlere eklendikçe psikolojik sağlığın ve onu korumaya dönük tüm çabanın önemi kat be kat artıyor. Salgının sosyal, ekonomik, politik pek çok boyutuna bağlı problemler güvenlik algımızı sarsıyor, geleceğe dair plan ve umutlarımızı tehdit ediyor ve sosyal izolasyonla yaşamlarımızı kısıtlayıp, yıllardır alışkın olduğumuz düzeni bozarak psikolojimizi olumsuz etkiledi, etkiliyor ve bir süre daha etkileyecek gibi görünüyor. Şartlar ve koşullar böyleyken fiziksel sağlığımızı korumak için alacağımız önlemler konusunda, ilk günden beri yapılan pek çok öneri sonrası hepimiz büyük ölçüde bilgi sahibi olduk. Peki, psikolojimizi korumak için neler yapabiliriz? Bir Kırmızı Kurdele İstanbul projesi olan *Pozitif Akademi'nin 1. dönem mezunlarından olmasıyla övündüğümüz Uzman Psikolog Gizem Gülmez, seçeneklerin kısıtlı olduğu bu şartlarda, psikolojik sağlığınızı korumanıza katkı sağlayacak bazı basit öneriler sıraladı. (*Pozitif Akademi; HIV alanında daha donanımlı ve daha aktif biçimde aktivizm yapmak isteyen bireylerin güçlendirilmesi ve sivil toplumun HIV cevabının daha olgun bir hale getirilmesi amacıyla Kırmızı Kurdele İstanbul tarafından Avrupa’nın en geniş HIV aktivizmi ağı European AIDS Treatment Group (EATG) işbirliğinde geliştirilmiş bir projedir. Detaylar için tıklayınız) Uzman Psikolog Gizem Gülmez'in önerileri; · Günlük takvimler belirleyin. Yeni bir film ya da kitap listesi oluşturabilir, egzersiz yapabilir, pek çok üniversitenin ücretsiz erişime açmış olduğu online eğitimlere ya da YouTube derslerine katılarak kendinizi zenginleştirebilir, dünyaca ünlü müzelerde online gezintilere çıkabilirsiniz. Bu tip uğraşlara odaklanmak ve onları günlük bir takvime bağlamak, çalışma alışkanlıklarınızı ve disiplininizi korumanızı sağlayacaktır. · Fiziksel sağlığınıza ihmal etmeyin. Sürekli evde geçen bugünlerde yeme alışkanlıklarınız, uyku düzeniniz değişebilir. Sağlık diyetler tercih edin, günlük egzersiz rutinleri belirleyin ve uykunuza çok dikkat edin. Bu gerçekten çok önemli. · İletişimde kalın. İnsanlarla fiziksel olarak bir araya gelemeseniz dahi, görüntülü/görüntüsüz konuşmalarla sosyalleşmeye devam edebilir, sevdiklerinizden destek alabilir ve destek verebilirsiniz. İletişim yalnız olmadığınızı bilmenizi ve kendinizi güvende hissetmenizi sağlayacak en etkin araç. · Bu dönemi, sonunda kendinize zaman ayırmak için bir fırsat olarak görün. Şimdi biriktirdiğiniz işleri tamamlayabilir, uzun zamandır okumak istediğiniz kitapları okuyabilir, izlemek istediğiniz filmleri izleyebilirsiniz. · Gündemi doğru, güvenilir kaynaklardan takip edin. Sosyal medyada bilinçli ya da bilinçsiz şekillerde dolaşıma sokulan safsatalara önlem olarak haber kaynakları konusunda seçici olun. Haberlerden olumsuz yönde etkilendiğinizi düşünüyorsanız sosyal medya dolaşımınızı kısıtlayabilir ya da virüs dışı gündemleri takip edebilirsiniz. Fakat bu kısıtlamanın düzeyini iyi ayarlayın. . Dış dünya ile bağınız sağlıklı bir düzeyde olmalı. · Bir şeyler üretin, yaratıcılığınızı yeniden keşfedin. Depresyondan ve onun sebep olacağı tüm sıkıntılardan korunmanın en önemli yollarından biri de üretkenliktir. Üretmeyi sevdiğiniz, üretirken keyif aldığınız ve kendinizi iyi hissettiğiniz şeylere daha çok zaman ayırın. Size iyi hissettiren şeylere zaman ayırmanın sağlık üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak da ispatlanmış durumda. · Hastalık belirtilerini Google’lamayın! Sağlık kuruluşlarından ve konunun uzmanları olan enfeksiyon hastalıkları uzmanlarından, Kırmızı Kurdele İstanbul gibi güvenilir kaynaklardan doğru bilgiler edinin. Aklınıza takılan her şey, vücudunuzdaki en küçük değişiklik için telefona sarılıp Google'a başvurmayın. Sağlınıza da, zamanınıza da, kullandığınız internete de yazık. ------------ Coronavirus, COVID-19 hakkında diğer yazılarımız *COVID-19 hakkında en güncel bilimsel bilgiler - Boston, CROI2020 notları *COVID-19, Aşı ve tedavi çalışmalarından, bilimsel araştırmalardan güncel notlar *HIV ile yaşayan bireylerin Coronavirus, COVID-19 hakkında bilmesi gerekenler *HIV ilaçları Coronavirusü tedavi edebilir mi? *Coronavirus ile HIV'i kıyaslamaktan vazgeçin. Hemen! ------------ · Rahatlama tekniklerini öğrenin. Doğru nefes alma, meditasyon ya da internetten bulabileceğiniz pek çok tekniği hayatınıza kazandırabilirsiniz. Belki de bu vesileyle hayat boyu yararlanacağız yeni bir uğraş, alışkanlık kazanmış olursunuz. · Aşırı endişeli olduğunuzu düşünüyorsanız, endişelerinizi bir kâğıda yazın. Belki bu dönemde günlük tutmak isteyebilirsiniz. · Hastalıkla ilgili düşüncelerinizin ve koruyucu önlemlerin takıntıya dönüşmesine izin vermeyin. Elinizde olmaksızın hijyeninize aşırı derecede dikkat ediyor ya da hasta olup olmadığınıza dair aklınızdan atamadığınız düşüncelere kapılıyorsanız kendinize bir “endişe saati” belirleyin. Tüm negatif düşüncelere/konulara ayırdığınız süreyi olabildiğince sınırlamak size çok iyi gelecek. · Tecrübenize başvurun! Geçmişte yüksek seviyede kaygı yaşamanıza sebep olan durumlarla nasıl baş etmiştiniz, hatırlayın ve doğrularınızdan örnek olarak uygulayın. Bu özellikle de bu şartlar altındayken, hem kendinizi ve öz güveninizi takdir etmek hem de benzeri durumlardaki uygulama ve becerilerinizi gözden geçirmek ve geliştirmek için güzel bir yaklaşım. · Stres yaşamanız olağan ama... Evet. Stres olağan. Hele de böyle bir süreçte! Fakat yüksek seviyede kaygı, yoğun stres, artan panik ataklar, uykusuzluk, yeme sorunları gibi belirtiler gösteriyorsanız, online psikoterapi gibi yöntemlerle bir ruh sağlığı uzmanına başvurabileceğinizi unutmayın! Etrafınız size destek olabilecek güzel insanlarla dolu. Yalnız değilsiniz. Kırmızı Kurdele İstanbul #kanittemelliaktivizm #bilonemsekorun *Görsel: Deana Sobel Lederman www.instagram.com/drawdeanadraw www.deanasobel.com/

  • Tıp öğrencileriyle dolu dolu bir HIV söyleşisi

    13 Kasım 2019 Bugün Prof Dr. Volkan Korten'in de izleyiciler arasında olduğu çok keyifli bir HIV söyleşisi için Marmara Üniversitesi'ndeydik. Kurulduğumuz günden bu yana en çok önem verdiğimiz konulardan biri de, davet aldığımız (ya da kendimizi zorla davet ettirdiğimiz:) ) her kuruma, her şehre gidip HIV söyleşileri yapmak. Çünkü HIV'e ilişkin ön yargı ve ayrımcılığın ancak doğru #hivbilgisi'nin toplumun tüm kesimlerine yayılımı ile mümkün olabileceğini en iyi bilenlerdeniz. Yıl içinde onlarca HIV söyleşisi yapıyor ve bunların büyük çoğunluğunu paylaşmaya gerek bile görmüyoruz. Ancak özellikle geleceğin doktorları ve HIV pozitif bireyler için hizmet sağlayıcısı konumunda olan öğrencilerle yaptığımız söyleşilerin apayrı bir yeri var. Çünkü hep birlikte ayrımcılık ve ön yargının söz konusu olmadığı bir geleceği inşa ediyoruz. İşte bugün onlardan birini daha gerçekleştirdik. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenciler Birliği ve Cinsel Sağlık - Üreme Sağlığı Takımının düzenlediği HIV söyleşisi yoğun bir katılımla ve ilgi ile gerçekleşti. Çok sevdiğimiz Prof.f Dr. Volkan Korten'in de katılımı ile şereflendirdiği söyleşiden bazı fotoğrafları keyifle paylaşıyoruz. Bulabildiğimiz her fırsatta ülkenin her yerinde benzer söyleşiler yapmaya ve ön yargısız, HIV yayılımın tamamen durdurulduğu bir geleceğe gönüllü katkı sunmaya devam edeceğiz. HIV söyleşi'sinden fotoğraflar için buraya tıklayabilir, Türkiye'nin #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul ile #hivhakkindahersey'e dair HIV söyleşisi düzenlemek ve #hivindogrusu'nu öğrenmek istiyorsanız bu bağlantı aracılığıyla bize ulaşabilirsiniz #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey #bilonemsekorun

  • Karantina, Karantina... Söyle HIV'den suçlusu var mı bu dünyada?

    (Basın Konseyine Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği ve Pozitif Yaşam Derneği Yönetim Kurulları adına yollanmış ortak şikayet metnini yazının sonunda bulabilirsiniz) Yayın tarihi: 1 Kasım 2019 *Yayına hazırlayan bilgisi sayfa sonunda Sabah gazetesinde, 31 Ekim 2019 Perşembe günü İbrahim Ayral imzasıyla ve ’’Son dakika haberi: Özel Hastanede AIDS skandalı! HIV'li hastanın malzemesini 15 hastada kullandılar!’’ başlığıyla yayınlanan haber hakkında yazdığım bu yazıda kurum ve kişi isimlerini açıkça yazmaktan hiç çekinmeyeceğim. İlgili haberde de kişi ve kurum isimleri, hatta fotoğraf ve logoya varana kadar açıkça paylaşılmış zaten! Ayrıca olay öyle bir olay ki, haklı ve kendinizden eminseniz, adınızın geçmemesini değil, tam aksine geçmesini istersiniz. Fakat yine de bundan rahatsız olan olursa, internet sitemizin ilgili bölümünden bize ulaşarak, ihtiyaç duyarsa benimle, ihtiyaç duyarsa avukatımızla görüşme talep edebilir. Yerimiz yurdumuz belli; kütüğümüz, kaydımız halka açık. Detaylara girmeden önce ise, şu üç şeyi özellikle belirtmek isterim; on yılı ve bir kaç ülkeyi kapsayan aktivistlik hayatımda özensizlik, ihmal ve vurdumduymazlık içeren çok mesele ile karşılaştım. Ama bu mesele, açık ara şampiyon olur! İkinci husus; HIV ve tedaviye erişimi temel çalışma alanı seçmiş bir aktivist olarak, olaydan ne hastane ve/ya da doktorun, ne de muhabir ve/ya da gazetenin görebilecekleri herhangi bir zarar zerre kadar umurumda değil. Benim üstlendiğim sorumluluk ve temsilcisi olduğum kurumun misyonu, meseleyi HIV pozitif bireylerin (yakınlarının ya da HIV olgusuna ilgi duyan herkesin) perspektifinden ele alarak zarar görmelerini engellemeye, varsa zarar telafisine çalışmak ve hak savunuculuğu yapmak. Ve üç; profesyonellik ve etik, bu tip bir olaya tepki vermeden önce üzerinden en az yirmi dört saat geçmesi, adı geçen herkesten görüş almaya çalışılması gerektiğini söylüyor. Şahsi hayatımda da, biz Kırmızı Kurdele İstanbul’da da ilk günden beri böyle yapıyoruz. Çünkü ilk anda verilen tepkiler genellikle gereğinden fazla duygusal oluyor ve geçmişe bakarsanız, yapıcı sonuçlar ve faydalar üretmeyen tepkiler, on dakika sonra unutulmuş basın bültenleri olarak kalıyor... Bu yazıyı yayına hazırlarken de yukarıda bahsettiğim prensibe bağlı kaldım. İlk yirmi dört saat içinde hem Prof. Dr. Alper Çelik, hem İbrahim Ayral hem de bu haberde adı geçmeyen ama Sabah Gazetesi'nin Sağlık Editörü olan Didem Seymen ile telefon görüşmeleri yaptım. Ayrıca dernek avukatımız, başka hekimler ve profesyonellerle de... Aşağıdaki kısa bilgiler bu görüşmelerden, haberden izlenimler, notlar ve elbette kişisel görüşler içeriyor. Gazam mübarek olsun! Yanlış bir kelime ile kaç kişinin kalbini kırabilirsiniz? Kelimelerle ve onları doğru kullanmakla sadece bir aktivist olarak değil, hayatını yazarak kazanan biri olarak da ilgiliyim. Çünkü onlar onarıcı, kapsayıcı, paylaşımcı ve iyiliği çoğaltıcı ya da ayrıştırıcı, rencide edici, kötülüğü çoğaltıcı olarak kullanılabilirler. Hizmet ettikleri amaç ve sebep oldukları sonuç, biraz da konuşan/yazan kişinin seçimine bağlıdır. Peki bunu niçin özellikle belirtiyorum ve "Yanlış bir kelime ile kaç kişinin kalbini kırabilirsiniz" diye soruyorum? Hem Prof. Dr. Alper Çelik, hem de İbrahim Ayral, "HIV’li" diye kaç yılın aktivisti olarak benim bile ne olduğunu tam olarak bilmediğim(!) bir terim kullanıyorlar. Sivaslı’yı, İstanbullu’yu, Ankaralı’yı, Amerikalı’yı, Belçikalı’yı biliyorum ama HIV neresi, HIV'li kimin hemşehrisi? Bıkmadan tekrara devam; HIV’li ya da AIDS’li değil, HIV ile yaşayan birey/HIV pozitif birey. HIV’li ya da AIDS’li değil, HIV ile yaşayan birey/HIV pozitif birey HIV’li ya da AIDS’li değil, HIV ile yaşayan birey/HIV pozitif birey HIV’li ya da AIDS’li değil, HIV ile yaşayan birey/HIV pozitif birey HIV’li ya da AIDS’li değil, HIV ile yaşayan birey/HIV pozitif birey HIV’li ya da AIDS’li değil, HIV ile yaşayan birey/HIV pozitif birey Şunu da bıkmadan tekrara devam; HIV ile AIDS aynı şey değil! HIV ile AIDS aynı şey değil! HIV ile AIDS aynı şey değil! HIV virüsün adı. AIDS ise tedavi görülmezse oluşacak çoğul hastalıklar tablosu. Yani AIDS bir hastalık değil, sendrom! Yıl oldu neredeyse 2020. Güncelleyin kendinizi artık. Zira ayıp oluyor, kalp kırıyorsunuz! Uzman Doktor ne diyor? Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Asuman İnan diyor ki: "Standart prosedürler yeterlidir ve tüm sağlık bakım hizmetlerinden tam olarak yararlanmak HIV pozitif bireylerin en doğal haklarıdır!’’. Benim bir şey eklememe gerek yok sanırım! Hepimiz aynı takvimi mi kullanıyoruz? Soru biraz tuhaf geldi değil mi? Haklısınız; epey tuhaf bir soru ama haberden alıntıladığım cümle kadar değil; ‘’ameliyat edilen hastalar, gizli protokolle karantina altına alınmak üzere…’’. Buyurun buradan yakın! İbrahim Ayral’a, bana hakaretler ettiği telefon görüşmemizde, bu karantina gerekliliği bilgisini nereden aldığını sordum. Soru hayli mantıklı. Çünkü hiçbir uluslararası sağlık standartında, tedavi kılavuzunda ve kabul görmüş uygulamada, HIV pozitif bireyleri ya da AIDS tablosu içindeki bireyleri karantinaya almak ya da HIV testi sonucu gelene kadar karantinada tutmak diye bir engizisyon uygulaması yok! Kendisinin verdiği cevap ise ‘bana hiçbir açıklama yapmak zorunda olmadığı’ ve benim ‘kimin köpeği’ olduğum sorusu oldu! Ayrıca çok emin bir dille ‘zaten HIV’li hastaların ameliyatlarının gün sonunda yapılması gerektiğini’, benim ‘doktorun diliyle konuştuğumu’, ‘aktivist miyim, yazar mıyım, ne olduğumun belli olmadığını ama bu telefon görüşmesinin kaydedildiğini’ de ekledi... Yazıyı okuduğundan çok emin olduğum genç muhabir kardeşime seslenmek istiyorum; HIV ve AIDS'e ilişkin karantina uygulamaları, olgunun yoğun görüldüğü 80’lerin ortasında yani yaklaşık 35 yıl önce bitti. Seni hepimizle aynı takvimi kullanmaya davet ediyorum. Ayrıca benim rızam olmadan telefon görüşmemizi kaydediyor olman SUÇ. KVKK diye basit bir internet araması, sana gerekli bilgileri verecek. Son olarak; kimin köpeği’ olduğumu/olmadığımı ise üç dakikada üç bin belge, şahitlik ve beyan ile, gönül rahatlığıyla izah ederim, için rahat olsun. Umarım hakaret edecek kadar gözü kara olduğun gibi, özür dilemeyi bilecek kadar da erdem sahibisindir. Benden yana şüphen olmasın! Peki nedir bu meselenin aslı astarı? İbrahim Ayral’ın haberi "bir ameliyatta HIV'li hastada kullanılan tıbbi malzemeyi değiştirmesi gereken hastane yönetimi üç günde 15 hastayı aynı sıvıyla ameliyata aldı. Ameliyat edilen hastalar gizli protokolle karantina altına alınmak üzere soruşturma başlatıldı… Hastane yönetimi maddi değeri 2 bin 500 TL civarındaki dezenfekte solisyonu değiştirmek yerine yaptığı ameliyatlarda aynı sıvıyı kullandı. Üç günde 2'si yabancı uyruklu 15 hastanın ameliyatında bu sıvının kullanıldığı iddia edildi’" diyor. Konuya girmeden önce; ‘solisyon’ değil, solüsyon. İnternette yaptığım 30 saniyelik bir araştırmaya göre ise 2.500 TL değil, **657 TL. Fakat biz haberdeki bu özensizlikleri bir kenara bırakıp ana meseleye gelelim; Haberi okudukça başlıktaki mutlak dil gidiyor ("kullanıldı") ve yerine daha yumuşak bir dil geliyor; ''iddia edildi''. İddia edilmiş arkadaşlar, paniğe gerek yok! Bir başka detay; kendisiyle telefonda görüştüğüm Sabah Gazetesinin Sağlık Editörü Didem Seymen Prof. Dr. Alper Çelik’in telefonda görüş vermeyi reddettiğini söyledi. Fakat haberi tekrar okuduğumda gördüğüm cümle ‘’SABAH'ın görüştüğü Alper Çelik ise suçlamaları kabul etmedi. Çelik, gerçeklerin yargı süreci sonucunda açığa çıkacağını öne sürdü’’. Kafalar karışık… Çok karışık! Yine kendisi ile telefonda görüştüğüm Prof. Dr. Alper Çelik ise ‘böyle bir olay yaşanmadığını, aslında iddiaların yeni değil iki yıllık olduğunu, bahsedilen HIV pozitif bireyi iki yıl önce başka bir hastanede opere ettiğini, zaten solüsyon değiştirmemek gibi bir şeyin söz konusu olamayacağını’ ifade etti. Kararı siz verin. Yukarıda da belirttiğim gibi ne Doktor/Hastane, ne de Muhabir/Gazete zerre kadar umurumda değil. Eğer onların arasında bir husumet varsa adalet sistemimiz, Doktorun/Hastanenin bir ihmali varsa Sağlık Bakanlığı müfettişlerimiz ve Muhabirin/Gazetenin bir hatası varsa adli mercilerimiz gerekeni yapacaktır. Fakat HIV pozitif bireylerin (yakınlarının ya da HIV olgusuna ilgi duyan herkesin) iki kişi/kurum arasındaki herhangi bir meseleye kurban seçilmesi, HIV pozitif ya da negatif olmaları fark etmeksizin isimlerinin haber içeriğinde kriminal vakalardaki gibi geçmesi bu alanda çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarının meselesidir. Biz de bu sorumluluğumuzu ve tüzüklerimizin verdiği görevi yerine getirmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de örtük değil, açık ve güçlü manevi desteğinize her zamankinden çok ihtiyaç duyuyoruz. Peki biz ne yapıyoruz? Konuyla ilgili olarak Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği ve Pozitif Yaşam Derneği Yönetim Kurulları olarak ortak şikayette bulunduk. Metni aşağıda bulabilirsiniz. Sabah Gazetesi'nden tekzip talebinde bulunduk, ancak ‘mahkeme kararı olmadan tekzip yayınlamadıklarını’ ilettiler. Doğal olarak biz de tekzip talebimizi içeren hukuki prosedürleri başlatıyoruz. Davaya müdahil olmak isteyen danışanlarımız, lütfen bize internet sitemizdeki ilgili bölümler aracılığıyla ulaşsınlar. Yukarıda da ifade ettiğim gibi açık ve güçlü manevi desteğinize her zamankinden çok ihtiyaç duyuyoruz. Basın Konseyi Şikayet Metni Sayın İlgili, Bu e-postayı, 31 Kasım 2019 tarihinde Sabah Gazetesi'nin hem websitesi hem de sosyal medya hesaplarında yayınlanan, tıbbi ve terminolojik içeriği tamamen hatalı olan ve HIV ile yaşayan bireylerde infial yaratmış olan haberi şikayet etmek üzere yazıyorum. Aşağıdaki linkten detaylarına ulaşabileceğiniz haberde; HIV ile yaşayan bireyleri direk hedef haline getirecek "AIDS Skandalı" başlığıyla damgalama, ötekileştirme ve ayrımcılığa zemin oluşturulmuş, "HIV'li hastanın ameliyatı öncesi görevli hemşirelerin kullanılacak solüsyonlarla ilgili hastane yetkililerini uyardığı ancak hastane sahibi Prof. Dr. Çelik'in kullanılan solüsyonun pahalı olduğu gerekçesiyle değiştirilmeden kullanılmasını söylediği iddia edildi" söyleminde belirtilen solüsyon malzemesinin, standart bir dezenfektan olmasından daha öte bir araç olmaması ve en küçük sağlık kuruluşlarında bile bulunabilecek kadar uygun fiyatlı ve erişilebilir bir malzeme olması nedeniyle, olayın kurgusunun abartılarak, belirli bir zümreye karşı saldırı niteliğindeki hareketin, aslında HIV ile yaşayan bireyleri doğrudan hedef almış olması nedeniyle yine toplumsal ötekileştirme ve damgalamaya sebep yaratılmış, Tüm haber genelinde kullanılan saldırgan dilin, direk HIV ile yaşayan bireylerin tedaviye erişim, farklı hastalıklarının tedavisine erişimleri ve sağlık kuruluşlarında ayrımcılığa maruz kalmalarına yol açılmış, Aynı zamanda da, tıbbi süreçler ile topluma yanlış bilgi verilerek, bir sağlık kuruluşu adına yapılan haberde, dolaylı olarak HIV ile yaşayan bireylerin yaşamsal hakları taciz edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nde, ilgili yasalar çerçevesinde faaliyet göstermekte olan Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği olarak, süreç hakkında alanda çalışan diğer aktivist ve hekim dernekleri ile ivede olarak görüşülmüş ve dernek avukatlarımız aracılığıyla suç duyurusunda bulunulması kararlaştırılmıştır. Konu ile ilgili olarak, Yüksek Basın Konseyinizin, gazeteciliğin temel hak ve ödevlerini ve aynı zamanda da etik ilkelerini göz önüne alarak, Türkiye'de HIV ile yaşayan bireylerin yaşamsal ve tedavi haklarına yönelik, ciddiyetten uzak ve bu hatalı habercilik anlayışı hakkında gerekli tedbiri almanız konusunda desteklerinizi ve ilginizi arz ederiz. Haber linki:https://www.sabah.com.tr/dunya/2019/10/31/ozel-hastanede-aids-skandali-hivli-hastanin-malzemesini-15-hastada-kullandilar **https://www.pudrakozmetik.com/urun/sekusept-active-6-kg?gclid=EAIaIQobChMI5siK2pDJ5QIVBrYYCh1lbADxEAYYByABEgI3ivD_BwE www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey *Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, www.ardakarapinar.me Aktivist. 2009 yılından bu yana aktivizm çalışmaları sürdürmekte. Bu süre zarfında yurt içi ve yurt dışında farklı STK’larda yöneticilik yaptı/yapıyor. 2016 yılında Kırmızı Kurdele İstanbul Derneğini kurdu. 2017, 2018 ve 2019 yıllarında Türkiye’nin Dünya AIDS günü bildirilerini yazdı. 2017 Paris Avrupa AIDS Kongresi ve 2018 Amsterdam Dünya AIDS Konferansında konuşmacı oldu. 2019 yılı Ocak ayında, Türkiye’nin 11 örnek STK’sından biri olarak belirlenen Kırmızı Kurdele İstanbul adına Avrupa Parlamentosu'nda konuşma yaptı. Halen Belçika Merkezli Avrupa AIDS Tedavi Topluluğu Bilim Çalışma Grubu (EATG) ve Cenevre Merkezli Dünya AIDS Topluluğu (IASociety) üyesi ve New York Merkezli Undetectable = Untransmittable (Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) kampanyasının uluslararası sözcüsü.

  • Kadın Sağlığı Hemşireleri ile HIV hakkında her şeyi konuştuk

    Çalışmalarımıza başladığımız günden bu yana en çok önem verdiğimiz konulardan biri de, davet aldığımız (ya da kendimizi zorla davet ettirdiğimiz:) ) her kuruma, her şehre gidip HIV söyleşileri yapmak. Bu amaçla geliştirilmiş kesintisiz bir Kırmızı Kurdele İstanbul projesi olan #hivsoylesileri'nde bu kez, Kadın Sağlığı Hemşireleri ile HIV hakkında her şeyi konuştuk. Kadın Sağlığı Hemşireliği Derneği tarafından Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde düzenlenen "HIV ile Yaşam" konulu konferasta, çok değişen HIV'i ve HIV ile yaşayan bireylerin sağlık profesyoneli olan hemşirelerden beklentileri hakkında konuştuk. Etkinlikten fotoğraflar için tıklayın Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Doç.Drç. Filiz Pehlivanoğlu'nun "HIV ile Yaşayan Kadın Hastalara Yaklaşım" konulu sunumundan sonra, kurulduğu ilk günden bu yana bilimsel çıktılara verdiği önem ve #kanıttemelliaktivizm ile doğru #hivbilgisi'ni toplumun koşulsuz ve ayrımsız her kesimine aktararak Türkiye'nin HIV'i durdurma mücadelesinde öncü ve lider olma vizyonuyla çalışan Kırmızı Kurdele İstanbul, bilimsel kanıtlar sunarak günümüzde değişen HIV olgusunu anlattı. Hem hastane içerisinde görevli ve stajyer hemşireler, hem de Kadın Hastalıkları Hemşireliği Derneği'nin üyesi olduğu hemşirelerden yoğun katılımın olduğu konferans, HIV'e yönelik ayrımcılığı ve damgalamayı birlikte mücadele ederek aşacağımıza onan inancımızı güçlendirdi. Bu eşsiz etkinlikte bize yer veren Kadın Hastalıkları Hemşireliği Derneği ve Dernek YK Üyesi Öğr. Gör. Özlem Altıntaş'a, ve bizleri ağırlayan Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhemşiresi Dr. Ögrt. Üyesi Yeliz Doğan'a teşekkür ederiz. Türkiye'nin güvenilir #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul'un gönüllü ekibi olarak, bulabildiğimiz her fırsatta ülkenin her yerinde benzer söyleşiler yapmaya, toplumun tüm kesimlerine doğru #hivbilgisi ulaştırmaya ve ön yargısız, HIV yayılımın tamamen durdurulduğu bir geleceğe gönüllü katkı sunmaya devam edeceğiz www.kirmizikurdele.org #hividurdurmavakti #hivcokdegisti

  • İngiltere ve Amerika HIV'i durdurmakta kararlı!

    Yayın tarihi: Şubat 2019 Yayına hazırlayan bilgisi sayfa sonunda Geçtiğimiz hafta iki heyecan verici ve umut vaat eden taahhüde tanık olduk. İlk günlerden bu yana HIV araştırmalarının öncülerinden olan İngiltere ve Amerika’dan gelen açıklamalara göre iki ülke de, UNAIDS’in hedeflerine uyumlu olarak 2030 yılına kadar HIV yayılımını durdurmuş olmayı hedefliyorlar. Birleşmiş Milletler ortak AIDS programı UNAIDS’in geçtiğimiz yıllarda duyurduğu ortak belge, 2020 yılına kadar 90-90-90 hedefine küresel çapta ulaşmayı ve 2030 yılına kadar dünya genelinde yayılımının en az %95 oranında durdurulmuş olmasını hedefliyor. UNAIDS’in küresel hedeflerini inceleyen ‘’iddialı ve istekli bir tedavi hedefi’’ başlıklı #hivbilgisi yazımızı buraya tıklayarak, UNAIDS'in ‘’End the AIDS epidemic by 2030’’ İngilizce basın bültenine ise buradan ulaşabilirsiniz. İlk ülke İngiltere Elton John AIDS Vakfı tarafından düzenlenen 'AIDSfree' şehirler küresel forumunda konuşan İngiltere Sağlık ve Sosyal Güvenlik Bakanı Matt Hancock İngiltere’nin önümüzdeki on yıl içinde yayılımı tamamen durdurmasının çok yüksek bir olasılık olduğunu söyledi. İngiltere bu noktaya daha etkin ve akılcı, önleme, tarama ve tedavi stratejileri ile ulaşmayı ve dünya genelinde bu başarıyı gösteren ilk ülke olmayı hedefliyor. İngiltere’nin yeni bulaşıları engellemedeki son bir kaç yıllık performansına baktığımızda bu hedefe ulaşmalarının oldukça mümkün göründüğünü söyleyebiliriz. Çünkü İngiltere’de yeni HIV bulaşısı oranları 2005 yılından bu yana düşüş halinde. 2016 yılında bir önceki yıla göre %28 oranında azalan yeni bulaşılar, 2017 yılında %17 oranında azaldı*. İngiltere 90-90-90 hedefine ise beklenenden üç yıl önce 2017 yılında ulaşmıştı. Amerika’nın taahhütü gerçekçi mi? İngiltere’den gelen açıklamayı takip eden günlerde Amerika’dan, bizzat Devlet Başkanı Donald Trump’tan duyulan 2030’a kadar HIV yayılımını durdurma hedefi ise hem sürpriz, hem de inanılması güç bir taahhüt olarak değerlendiriyor. Başkan Trump’ın çok yakın zamana kadar, HIV tedavisi ilaçlarını devlet programları ile alan bireylerin ilaç erişimlerini aksatacak kesintiler yapmak istemesi ve 2017 yılında Başkanlık HIV/AIDS danışma komitesi üyelerinin tamamını kovması bu şüphelerin başlıca sebeplerinden. ABD, HIV tedavi araştırmalarının lider ülkesi hatta günümüzde kullanılan çok etkin ilaçların pek çoğunun keşfedildiği ülke olmasına rağmen tedaviye erişim ve viral baskı oranları 90-90-90 hedefinin oldukça gerisinde. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) verilerine göre ABD genelindeki tedaviye erişim oranı %63, viral baskı oranı ise sadece %51! Fakat tablo her açıdan kötü sayılmaz. Genel istatistikler böyleyken, ‘sıfıra ulaşmak’ isimli stratejiyi başarıyla uygulayan ve kesintisiz ilaç erişimi sorununu çözmüş görünen Chicago, Connecticut, San Francisco ve San Diego eyaletleri 90-90-90 hedefine eriştiler. Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz, Yale Halk Sağlığı Okulu Epidemiyoloji Profesörü Gregg Gonsalves; ‘’Eğer bunun erişilebilecek bir hedef olup olmadığını sorarsanız cevabım; evet erişilebilir ya da çok yaklaşılabilir olur. Ancak bunun için öncelikle daha çok insana ilaç erişimi olanağı sunmalıyız. Trump yönetiminin bugüne kadar yaptıkları ise bunun tam tersi yönünde. İlaç erişim programlarını zayıflatarak yayılımı durdurmamız mümkün değil. Yani eğer Trump yayılımı tamamen durdurmakla ilgileniyorsa, önceliğin neresi olduğu çok açık.’’ dedi. Peki bizde durum ne? Uzun yıllardır uluslararası HIV platformlarında da çalışan ve pek çok farklı ülkenin tedaviye erişim olanaklarını yerinde gözlemlemiş birisi olarak, Türkiye’nin HIV performansı hakkında konuşulduğunda söylemekten daima mutlu olduğum şey; tanı sonrası aşamalarda Avrupa’nın en iyi ülkelerinden biri olduğumuz. Yani HIV tanısı almış bireyleri tedaviye eriştirmekte ve belirlenemeyen seviyeye erişme oranlarında %90’ları görmüş durumdayız. Fakat aynı şeyi tanı koyma aşaması için henüz söyleyemiyoruz. Her ne kadar elimizde resmi bir istatistik olmasa da çeşitli matematik modellemeler ve alanın duayeni hekimlerin gözlemlerine dayanarak tanı koyma oranımızın %50 dolaylarında olduğunu söylüyoruz. Bir diğer sorun ise şu; Türkiye resmi verilere göre yeni HIV bulaşıları görülme sıklığının son 10 yılda %460 seviyesinde olduğu bir ülke. Yani vaka sayısı az ancak artış hızı çok yüksek. Ve bu da önleme çalışmaları, tedbir bilinci, Kırmızı Kurdele İstanbul’un en çok önemsediği konu olan doğru #hivbilgisi'nin toplumun tüm kesimlerine ulaşması ve ülke genelinde mahremiyet endişeleri duyulmadan test yaptırma imkanlarının arttırılması konularında daha yapacak çok işimiz var. Ancak başta İngiltere ve Amerika’nın yayılımı tamamen durdurma yolunda atacağı kimi adımlar örnek alınır ve yerel uygulamamızın başarılı yanlarına eklenirse 2030 yılına kadar Türkiye’nin de bu hedefi yakalayacağı konusunda hiç de ümitsiz değiliz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivcokdegisti *Yayına hazırlayan: Arda Karapınar. Aktivist. 2009 yılından bu yana aktivizm çalışmaları sürdürmekte. Bu süre zarfında yurt içi ve yurt dışında farklı STK’larda yöneticilik yaptı/yapıyor. 2016 yılında Kırmızı Kurdele İstanbul Derneğini kurdu. 2017, 2018 ve 2019 yıllarında Türkiye’nin Dünya AIDS günü bildirilerini yazdı. 2017 Paris Avrupa AIDS Kongresi ve 2018 Amsterdam Dünya AIDS Konferansında konuşmacı oldu. 2019 yılı Ocak ayında, Türkiye’nin 11 örnek STK’sından biri olarak belirlenen Kırmızı Kurdele İstanbul adına Avrupa Parlamentosu'nda konuşma yaptı. Halen Belçika Merkezli Avrupa AIDS Tedavi Topluluğu Bilim Çalışma Grubu (EATG) ve Cenevre Merkezli Dünya AIDS Topluluğu (IASociety) üyesi ve New York Merkezli Undetectable = Untransmittable (Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) kampanyasının uluslararası sözcüsü. www.ardakarapinar.me

  • HIV aşı çalışmalarında tünelin ucundaki ışığı görmüş olabiliriz!

    Bilim insanları HIV aşısının 2021 yılı itibariyle kullanılabileceğinden umutlu... Yayın tarihi: 20 Aralık 2019 Yayına hazırlayan bilgisi sayfa sonunda Uzmanlara göre preventif (önleyici) HIV aşısının kullanılabileceği günlere çok yaklaştık. Şu anda HVTN702, Imbokodo ve Mosaico isminde üç çalışma ileri fazlarda ve umut verici biçimde devam ediyor. San Francisco Halk Sağlığı Merkezi bünyesindeki Bridge HIV Araştırmaları Merkezi’nin Direktörü Dr. Susan Buchbinder, aynı zamanda Imbokodo ve Mosaico aşı çalışmalarının da yönetiminde. Dr. Buchbinder geçtiğimiz günlerde Amerikan NBC televizyonuna verdiği demeçte “Şu anda üç aşı çalışması sürdürülüyor ve üçü de tahminlerimizden daha etkili bir şekilde, hızla sonuca doğru ulaşmak üzere! Açıkçası bu durumun, bugüne kadar bu konuda karşılaştığımız en umut verici durumlardan biri olduğunu düşünüyorum” deyince, HIV alanında çalışan herkesin konuya dair ilgileri de umutları da tazelendi. Peki aşı çalışmalarında son durum nedir? Imbokodo isimli aşının denemeleri 2017 yılında Güney Afrika’da başladı, hatta bu çalışmanın katılımcılarının %50’si 18-25 yaş aralığındaki kadınlarından oluşuyor. Imbokodo’nun bir benzeri olan Mosaico isimli aşı denemeleri ise Ekim 2019 sonunda başladı. Her iki çalışmada da “mosaic” adı verilen *immunojenler kullanılarak HIV’in farklı türlerine karşı bağışıklık sisteminin tepki vermesinin sağlanması amaçlanıyor. Çalışmalar, 4 ayrı zamanda yapılan 6 dozundan oluşuyor. *İmmünojen: Organizmaya verildiklerinde kendilerine karşı salgısal ya da hücresel bağışıklık yanıtı oluşumunu tetikleyen moleküller immünojen olarak adlandırılır Mosaico’nun Güney Afrika’da devam eden denemelerine ek olarak Amerika, Latin Amerika ve Avrupa’daki 57 merkezde toplam 3.800 eş-cinsel erkek ve trans birey üzerinde de denemelere başlanacak. HVTN702 isimli diğer aşı ise, önceden yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan RV144 isimli aşının devamı niteliğinde yapılan bir çeşit aşı geliştirme çalışması. RV144 isimli aşı, HIV enfeksiyonunda gösterdiği başarısızlık nedeniyle geniş çaplı kullanımı uygun görülmemişti. 2000’li yılların sonuna doğru gerçekleştirilen bu başarısız çalışmadan bu yana Amerika Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Kurumu’ndan (NIAID) araştırmacılar, aşının daha etkili bir versiyona dönüşmesi için çalışmalarını sürdürmeye devam ediyorlar. Aşının yeni versiyonu olan HVTN702’nin denemeleri 2016’dan beri Güney Afrika’da sürdürülüyor ve ilk sonuçları önümüzdeki yılın sonlarında duyurulacak. Kırmızı Kurdele İstanbul’un kahramanı NIAID Direktörü Dr. Anthony Fauci’ye göre bu alanda geliştirilecek bir aşı %50 etkililik dahi gösterse, yeni vakaların oluşmasını engelleyecek etkili bir korunma yöntemi olarak tarihe geçecek ve eğer *PrEP ve **TasP gibi korunma araçları ile birlikte kullanılırsa, kısmi etkili bir aşı dahi şu aşamada çok işe yarayacak! *www.kirmizikurdele.org/prep İlk olarak 2012 yılında, Amerika Birleşik Devletler Gıda ve İlaç Kurulu (FDA) tarafından onaylanan PrEP (Pre-exposure prophylaxis),HIV bulaş riskini azaltmak için cinsel temas öncesinde alınan bir ilaç rejimidir. PrEP için Türkçe'de kullanılan yaygın çeviri ‘temas öncesi korunma tedavisi’dir. ** www.kirmizikurdele.org/tasp HIV tedavisinde kullanılan ilaçlar (ART) yeni HIV vakalarının önlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir. Bu stratejiye Korunma Amaçlı HIV Tedavisi, Treatmant as Prevention - TasP adı verilmiştir. Zaman zaman aşı ya da yeni ilaç denemelerinin erken sonlandırılması da söz konusu olabilir. Bu durum test edilen ürünün gerçekten işe yaradığına ya da yaramadığına dair su götürmez kanıtlar bulunduğunda, bazen de insan sağlığına zararlı olduğu tespit edildiğinde gerçekleşiyor. Şimdiye kadar, aşı çalışmalarının hiçbiri erken sonlandırılmadı. Bu da bize, aşıların etkili olduğu ancak henüz bunu tam olarak kanıtlayacak bilimsel verilerle ispatlanamadığını anlatıyor. Çalışmalarına başladığı günden bu yana benimsediği kanıt temelli aktivizm yaklaşımı ile Dünya’nın her yerindeki tüm HIV bilimi çalışmalarını ve yayınları düzenli olarak takip eden Kırmızı Kurdele İstanbul ekibinden Kağan Çavuşoğlu (Aktivist, Kırmızı Kurdele İstanbul Genel Sekreteri) ise gelişmelerle ilgili olarak; ‘’Aşı çalışmalarından gelen haberler heyecan verici. Belki bu aşıların hiçbiri %100 etkili olmayabilir ama Dr. Fauci’nin söylediği gibi %50 etkili olmaları bile çok büyük fark yaratacaktır. Biz aktivistler kondom ve PrEP, Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan gibi harika önleme araçlarının her birinin ne kadar etkili ve önemli olduğunu deneyimledik. Bu deneyime bir de aşıyı eklediğimizde virüsü durdurma mücadelesinde elimiz çok daha güçlenecek’’ dedi. Tüm bu umut verici gelişmelere ek olarak Ekim 2019’da Amerika’dan güzel bir haber daha geldi. NIAID ve Bill & Melinda Gates Vakfı yaptıkları işbirliği ile kesin HIV tedavisinin geliştirilmesi çalışmaları için önümüzdeki dört yıl süresince her iki kuruluşun da 100 milyon dolar araştırma yatırımı yapacaklarını açıkladılar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivcokdegisti Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü B. Tıp Fakültesi Öğrencisi

  • Koruyucu HIV aşısı için 5 yıllık stratejik plan

    Yayın tarihi: Kasım 2018 HIV ile mücadelede etkin bir araç olarak kullanılması beklenen aşının, bir an önce kullanılabilir hale gelmesi ve pazara sunulması için uygulanacak 5 yıllık, kapsamlı küresel strateji planı, geçtiğimiz ay, 21 Ekim’de İspanya’nın başkenti Madrid’de gerçekleştirilen toplantı ile duyuruldu. Küresel HIV Aşısı Stratejik Planı adı altında oluşturulan çalışmada, 2018-2023 yılları için, aşının ar-ge çalışmalarını ve pazara sürülmesine dair tüm sürecin kapsamlı olarak değerlendirildi ve sürecin hızlandırılması için gerekli eylemler de sıralandı. Yapılan lansmanın ardından görüşleri alınan Uluslararası AIDS Topluluğu (IAS)’ nun bir önceki başkanı Dr. Linda-Gail Bekker, “Her ne kadar küresel anlamda yeni HIV enfeksiyonu sayısında bir düşüş gözlemlense de, salgın aralarında genç kadınlar, seks işçileri ve damar içi madde bağımlısı bireylerinde yer aldığı belirli risk gruplarında yükselen ivmeyle yayılmaya devam ediyor” diyerek, salgının boyut değiştiren karakteristiğinin altını çiziyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “HIV ile mücadele etkin bir araç olarak kullanacağımız aşıyı bulduğumuzda, artık kaybedecek bir dakikamız bile kalmayacak. Bu sebeple, aşının bulunması ve kullanımının yaygınlaştırılmasının önündeki yasal, yerel sağlık politikaları ve devlet yönetimleri bazındaki tüm engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Ek olarak, bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını engellemek, aşı olmadan mümkün değil ve eğer biz HIV aşısını bulabilirsek, dünyada henüz virüse maruz kalmamış bireyleri en azından korunaklı alana çekmiş olabiliriz. Bu yüzden oluşturulan bu stratejik plan, önemli bir sorunu da bertaraf etmeye yönelik etkili bir içeriğe sahip”. HIV aşı çalışmaları hakkında daha yeni bir yazı için aşağıdaki görsele tıklayın! Stratejik planda, alınacak aksiyonlar 3 ayrı bölümden oluşuyor: Ar-Ge çalışmalarına ayrılan fonun arttırılması, araştırmacıların tümünün erişebileceği güncel bilgi ağı ve aşının bulunması ile birlikte ihtiyaç sahiplerinin aşıya erişiminin önündeki tüm engellerin şimdiden kaldırılması. Ayrıca planda, bu aksiyonların bir an önce alınmasının gerektiği, çünkü hali hazırda devam eden 2 ayrı aşı çalışmasının mevcut verilerinin umut verici olduğu da vurgulanmış. Amerika merkezli bir stratejik planlama kuruluşu olan Küresel HIV Aşısı Girişimi, Bill ve Melinda Gates Vakfı tarafından fonlanıyor. Kuruluş, aşıya erişimin sağlanması, üretim, saha çalışmaları ve satışı için yasal prosedürlerin aşılması için, Orta Afrika bölgesindeki devlet yönetimleri ile sıkı görüşmeler gerçekleştiriyor. Dünya Sağlık Örgütü Aşı Araştırmaları Grubu’ndan, Dr. Johan Vekemans’ göre, olası bir HIV aşısı gibi küresel anlamda ihtiyaç olan ve etkin mücadele aracı olarak karşımızı çıkan korunma yöntemlerinde, ciddi anlama karmaşık ve zorlu yerel düzenlenmeler ve yönetmelikler mevcut. Vekemans’ın sözlerini değerlendiren, UNAIDS’in kıdemli danışmanlarından Peter Godfrey-Fausett ise konuya farklı bir boyut kazandıracak çok önemli bir açıklama yaptı: “HIV, farklı bölgelerde farklı karakteristik özelliklerle değişime uğrayan, bugüne kadarki diğer enfeksiyon salgınlarından çok farklı bir salgın! Ama şunu da göz önünde bulundurmalıyız; ihtiyacı olan herkese aşı ulaştırmak isterken, o bölgelerdeki devlet yönetimleri bunu nasıl finanse edecek? Ya da finansman küresel bir işbirliğiyle mi yapılacak? Buna acil olarak karar verilmesi gerekiyor!” Stratejik plan, PrEP gibi önleme araçlarını da içeren, farklı korunma yöntemlerinin stratejilerini de güçlendirici bir özelliği sahip. 29 Ekim’de İngiltere’nin Glasgow şehrinde gerçekleşen HIV Tedavisi Konferansı’nda yapılan sunumlarda, araştırma sonuçlarına göre PrEP kullanımı, yine HIV bulaşılarına karşı etkin bir araç. Ancak Uluslararası AIDS Topluluğu’nun Başkanı Anton Pozniak, önemli bir konunun altını çiziyor: “Dünya çapında sadece 300 bin insanın PrEP’e erişimi söz konusu, ve 2017’de 1.8 milyon yeni HIV bulaşısı gerçekleşti!” Küresel HIV Aşısı Stratejik Planı’nın orjinal metnine ulaşmak için burayı tıklayınız. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivcokdegisti

  • Şişli Belediyesi'ne ve Başkan Muammer Keskin'e teşekkürlerimizle!

    Kırmızı Kurdele İstanbul Bu Dünya AIDS Gününde de çok ama verimli çalıştı. Detaylarını önümüzdeki günlerde #hivbilgisi sayfalarımızda da bulabileceğiniz Işıl Cinman imzalı tam sayfa Posta Gazetesi röportajı ve bir kaç diğer röportaj, söyleşi, Radyo/TV yayınıyla HIV'in doğrusunu daha fazla insana anlatmayı hedefledik. Bunun yanında Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdik ve yıllardır sürdürdükleri öncü çalışmalar sebebiyle Şişli Belediyesi'ni ödüllendirdik. Dünya AIDS günü öncesinde buluştuğumuz Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin ile geleceğe dair verimli bir sohbette daha fazla işbirliği olanaklarını konuştuk, hem yıllardır sürdürülen öncü çalışmalar nedeniyle Şişli Belediyesi'ne teşekkür plaketi sunduk, hem de 1 Aralık Pazar günü Posta gazetesinde yayınlanacak Işıl Cinmen imzalı nefis bir söyleşi yaptık, Türkiye'nin genç, dinamik ve uluslararası saygınlığı yüksek STK'sı olarak Türkiye'nin HIV ile mücadelesinde öncü ve etkin bir rol üstlenmekte kararlıyız. Dünya AIDS gününün uluslararası teması 'Fark yaratan sivil toplum' vurgusunun paylaşıldığı ve başta ulusal sağlık yönetimi olmak üzere tüm paydaşların işbirliği içinde çalışmaya davet edildiği 'HIV'i durdurma vakti' başlıklı 1 Aralık Dünya AIDS günü 2019 bildirisini ise buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Türkiye'nin *en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul'u takibe devam edin. #kirmizikurdeleistanbul #hividurdurmavakti #hivhakkindahersey #hivcokdegisti

  • Şifa çalışmaları hız kazandı. *'Truva atlarından' biri HIV’e çare olur mu?

    Yararlanılan yazı bağlantısı Yayın Tarihi: Ağustos 2018 *Truva atı, bilgisayar yazılımları teknolojisinde kullanılan yararlı bir programın içine gizlenen zararlı mini programlar/ajanlara verilen genel isim. Terim klasik Truva Atı mitinden türemiş. Truva atları kullanıcıya kullanışlı veya ilginç programlar gibi görünebilir ancak çalıştıklarında sisteme zarar verebilir, çökertebilirler. Bu prensipten yola çıkan araştırmacılar, ''Truva Atı''nın HIV şifa çalışmalarında denenecek versiyonunda, insan genine yapılacak bir müdahaleyle HIV’in kesin tedavisinin mümkün olup olmayacağını araştıracak. Araştırmada hücre DNA’sındaki genlere direk enjekte edilecek “Truva Atı” olarak kodlanan molekül sayesinde, HIV’in hücre ile ilişkisinin kesilip kesilemeyeceği sorusuna cevap aranacak. Eğer HIV'in hücre ile ilişkisi kesilirse virüsün çoğalması da duracağı için, genetik yapı bozulmadan HIV'e kesin ve etkili bir mücadele sağlanmış olacak. HIV salgınının ilk yıllarında kurulan ve günümüze kadar HIV ve AIDS alanında yüzlerce bilimsel araştırma projesine yaptığı bağışlarla hayat veren **amfAR ***ARCHE programı vasıtasıyla verdiği 1.16 Milyon dolarlık yeni bağışla HIV’e kesin tedaviyi bulmayı hedefliyor. Biri HIV’in kesin tedavisi için genetik bir yaklaşıma sahip olan bir çalışma, diğeri ise tedaviye ara verdikleri ya da tamamen sonlandırdıkları halde hala virüsü kontrol edebilme becerisine sahip HIV ile yaşayan bireyler (PTC olarak da adlandırılmaktadır) üzerindeki bir araştırma olan iki ayrı projeye ayrılacak bağış tutarının projelere aktarılacağı, geçtiğimiz günlerde amfAR’ın yetkilileri tarafından basın açıklamasıyla duyuruldu. Toplam tutardan 344.000 doların aktarılacağı Washington Üniversitesi’nden Dr. Keith Jerome ve ekibinin “HIV şifası için gen terapisi” projesi, insan genine yapılacak bir müdahaleyle HIV’in kesin tedavisinin mümkün olup olmayacağını araştıracak. Araştırmada hücre DNA’sındaki genlere direk enjekte edilecek “Truva Atı” olarak kodlanan molekül verilen madde sayesinde HIV’in hücre ile ilişkisinin kesilip kesilemeyeceğine cevap aranacak. 816.000 dolar bağış aktarılacak diğer proje ise, PTC’lerin, ilaç kullanımına son vermelerine rağmen nasıl hala virüsü kontrol altında tutabildiklerini ve çalışmadan elde edilecek sonuçların tüm HIV ile yaşayan bireylere uygulanıp uygulanamayacağı üzerine odaklanıyor. Boston Kadın Hastalıkları Hastanesi’nden Dr.Jonathan Li ve ekibi tarafından yürütülecek projede farklı yaş, etnik köken ve tedavi geçmişlerinden bireyler izlenecek. amfAR’ın ARCHE programı, her yıl HIV araştırmalarına büyük miktarlarda bağış yaparak kesin HIV tedavisi için bilimsel araştırmalara destek oluyor. Yapılan son bağışlarla ilgili detaylı basın bildirisine buradan ulaşabilirsiniz. Kırmızı Kurdele İstanbul'un değerlendirmesi Düzenli takipçilerimizin bildiği gibi HIV şifa çalışmalarındaki artan hızı ve buna bağlı olarak başlayan/sürdürülen nitelikli çalışmaların her birini düzenli olarak takip ederek, kayda değer olduğuna inandıklarımızı paylaşıyoruz. Bu Türkiye'nin en çok başvrulan #hivbilgisi sağlayıcısı olan Kırmızı Kurdele İstanbul modelinin temelindeki kanıt temelli aktivizm yaklaşımının ana unsuru. HIV'in yapısına ve onu yok etmeyi zorlaştıran karakteristik özelliklerine bağlı olarak(1), şifasını genetik biliminin ve kanser araştırmalarından edinilmiş tecrübelerin ışığında arama fikri epeydir üzerinde çalışılan, bugüne kadar milyarlarca dolar harcama yapılan ve diğer şifa yaklaşımlarına göre en çok yol kat edilen metot. Ancak hedefin/çalışma ortamının DNA ve genetik yapı olması yüksek derecede titizlik gerektirdiği için hem zaman hem de parasal maliyeti oldukça yüksek. Çalışmaların yavaş ilerlemesinin sebebi bu. Fakat buna rağmen HIV şifası konusunda en umutlu olacağımız yaklaşım bu ve eğer şifa bulunacaksa muhtemelen bu yaklaşımın bir sonucu olarak bulunacak. (1) HIV'in yapısını ve vücutta ilerleme/çalışma biçimini anlattığımız HIV yaşam döngüsü başlıklı #hivbilgisi yazımızı okumak için görsele tıklayabilirsiniz. Fakat her fırsatta tekrar ettiğimiz gibi: kesin tedavinin-şifanın geldiği güne kadar; günümüzdeki etkin tedaviye tam uyumlu kalmak ve yeni seçenekleri, kesin tedavi- şifa gibi konuları ilgi ve heyecanla takip ederken, tedaviden uzaklaşmamak, yeni HIV bulaşlarını engelleyen belirlenemeyen seviyeye ulaşmak ve korumak hayati önem taşıyor. www.kirmizikurdele.org/besittirb #hivhakkindahersey #besittirb ** amfAR, The Foundation for AIDS Research ***ARCHE, the amfAR Research Consortium on HIV Eradication

  • Pasteur Enstitüsü, hücre içindeki HIV’i yok etmeyi başardı!

    Yayın tarihi: Ocak 2019 Paris Pasteur Enstitüsü’nde çalışan bilim insanları, HIV ile enfekte bağışıklık hücrelerini yok etmeyi başardılar. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ilk sonuçlar şifa (kesin tedavi) için umut verici. Çalışmanın sonucu eşzamanlı olarak hem *Cell Metabolism Journal’de hem de enstitünün resmi **internet sayfasında yayınlandı. Rezervuar hücre nedir? HIV vücuda bir kez girdikten sonra oradaki varlığını sürdürmeye devam eder. Günümüzdeki başarılı ilaç tedavileri (ART) ve yeni bulaşları engelleyen belirlenemeyen (B eşittir B) seviyesi, HIV pozitif bireylerin sağlıklı ve uzun bir ömür sürmelerine olanak sağlasa da, kesin tedavisi (şifa) henüz yok. İşte rezervuar hücre tam da bununla ilgili. HIV belirlenemeyen seviyeye inse de belirli hücrelerde, küçük miktarlarda varlığını sürdürür. HIV’in varlığını sürdürdüğü bu hücrelere ise rezervuar hücre deniyor. Bu enfekte hücre yapılarında saklanan HIV’e ulaşmak ve onu yok etmek, uzun zamandır bilim dünyasının yakından ilgilendiği popular bir konu. Çünkü ancak o zaman bir şifadan (kesin tedaviden) bahsetmek mümkün olabilir. Enstitünün resmi sözcüsü, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “ART tedavisi günümüzde HIV enfeksiyonunun baskılanması ve insan vücudunda zararsız hale getirilmesi üzerine çalışan etkili bir tedavi. Ancak ne yazık ki bu tedavi virüsü vücuttan silip atamıyor. Virüs rezervuarlarda saklanıyor ve bazen de küçük sıçramalarla varlığını hatırlatıyor. Bizim bu çalışmamız, işte bu rezervuarlarda saklanan virüsle enfekte bağışıklık hücrelerine ulaşmak ve onları tamamen ortadan kaldırıp, insan vücudunu virüsten arındırmak üzerine kurulu. Ve açıkça söylemek gerekirse iyi bir ilerleme kaydettik.” Enstitü'nün ulaştığı bu sonucun, son yıllarda giderek hızlanan şifa araştırmalarında yeni bir aşamaya geçilmesinde öncü olabileceği umut ediliyor. Pasteur Enstitüsü, Fransa merkezli bir kar amacı gütmeyen kuruluş. Vakfın kuruluş amacı özellikle biyoloji, mikroorganizmalar, hastalıklar ve aşılar hakkında araştırma ve geliştirme faaliyetleri sürdürmek. Enstitü 80’li yılların başında rapor edilen ilk vakalardan beri AIDS ve HIV üzerine ciddiyetle ve kesintisiz çalışmalar yapıyor ve bugün HIV adıyla bilinen virüsü tanımlayan ilk iki kuruluştan biri. Çalışma ile ilgili enstitünün resmi internet sayfasındaki yayına ve çalışmaya ait bilimsel metne aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz. *https://www.cell.com/cell-metabolism/fulltext/S1550-4131(18)30734-4 **https://www.pasteur.fr/fr/espace-presse/documents-presse/sida-piste-elimination-reservoirs-du-vih #hivhakkindahersey #kirmizikurdeleistanbul

  • HIV hakkında her şey ve HIV'in doğrusu için Kırmızı Kurdele İstanbul ile ''HIV söyleşileri''

    *Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı olan Kırmızı Kurdele İstanbul sizlerle HIV'e dair söyleşiyor, üretilen kent efsaneleri, dedikoduları 38 yıldır bitmek tükenmek bilmeyen HIV hakkında her şeyi konuşuyor ve HIV'in doğrusunu anlatıyor. 2017 yılında başladığımız ve sadece İstanbul'da değil, KKTC dahil 20'yi aşkın noktada 100'e yakın kez uyguladığımız HIV söyleşileri yoğun taleple devam ediyor. Fakat bunu tek taraflı aktarımlara dayanan ve sunucu-dinleyici gibi bir ayrım koyan formatlar yerine herkesin, her şeyi, her an rahatça sorabilmesine, bilginin aktarılmasına değil anlaşılmasına olanak tanıyan bir biçim ve dilde söyleşerek, yani hep 'birlikte' yapıyoruz. Kanıt temelli aktivizm anlayışıyla, Dünya'nın pek çok yerindeki konferansları ve bilimsel HIV çalışmalarını düzenli takip ederek kendini sürekli güncelleyen ve kısa sürede *Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı olan Kırmızı Kurdele İstanbul ile HIV hakkında söyleşmek, HIV'in doğrusunu konuşmak istiyorsanız ayrıntılı bilgi ve etkinlik talepleri için; events@kirmizikurdele.org adresine yazabilir, HIV söyleşileri afişini www.kirmizikurdele.org/posterler sayfasından indirebilirsiniz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu *2018 ve 2019 (Ocak -Eylül) karşılaştırmalı Alexa, SimilarWeb analizlerine göre

  • Kırmızı Kurdele İstanbul’un Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2019 notları

    Yayına hazırlayan: K. Çavuşoğlu HIV bilimi alanındaki güncel araştırmaların, gündemin ve geleceğin tartışıldığı en önemli alanlar olan kongre/konferanslara daima ayrı bir önem veren ve bugüne kadar dünyanın pek çok yerinde üst düzey uluslararası organizasyona katılan Kırmızı Kurdele İstanbul Ulusal HIV/AIDS Kongresi’ni bu yıl da sizler için yerinde takip etti. Enfeksiyon Hastalıkları alanında faaliyet gösteren 5 Hekim Derneğinin bir araya gelmesiyle oluşan Türkiye HIV/AIDS platformu tarafından düzenlenen Ulusal HIV/AIDS Kongresi bu yıl 14-17 Kasım 2019’da günlerde Antalya’da gerçekleşti. Türkiye’de HIV olgusuna verilen tıbbi ve sosyal cevabın irdelendiği ve hem önceki yıllara göre, hem de –itiraf etmek gerekirse- Türkiye normlarına göre başarılı bir içeriğe ve çözüm odaklı bakış açısına sahip kongre programında HIV enfeksiyonu farklı açılardan incelendi. Kongre başkanlığını Prof. Dr. Deniz Gökengin’in yaptığı kongreye dair gözlemlerimiz ve notlarımızı, bu #hivbilgisi yazımızda bulabilirsiniz. Gelecekte Bizi Neler Bekliyor? Türkiye bu geleceğin neresinde? Açılış oturumu Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Volkan Korten’in başkanlığında, Dr. Alexander Zoufaly tarafından gerçekleştirildi. “ART Tedavisi Sanatı: Farklı Stratejiler ve Gelecekte Karşılaşılacak Zorluklar” adlı sunumunda ART tedavisinin AB bölgesindeki örneklerine değinen Zoufaly, etkili HIV tedavisinin başarısı ve buna karşılık tedaviye erişimin önündeki engellerden bahsederek, HIV ile mücadelede en etkili aracın ART olduğunu ve tanılamada başarılı olunduğunda, viral baskılama başarısıyla HIV ile mücadelenin de kazanılacağının altını önemle çizdi. Avrupa genelinde PrEP çalışmaları ve PrEP savunuculuğuyla isim yapmış olan Dr. Zoufaly’nin sunumunda yine PrEP başarısına ait çıktılar da yer aldı. Kongrenin ilk gününde gerçekleşen ikinci oturumda ise, Türkiye’de HIV epidemisine verilen yanıt, resmi otorite, hekim ve HIV ile yaşayan bireyin gözünden değerlendirildi. UNAIDS’in 90-90-90 hedeflerine artık, yeni bir “90”ın da eklendiği ve bu “90”nın başarılı HIV tedavisi ile sürdürülebilir viral baskılamanın gerçekleştirilebildiği bireylerde sosyo-psikolojik durumun ve yaşamsal gereksinimlerinin de karşılanabilir ve korunabilir olması gerektiğinin altı çizildi. Hayaller 90-90-90, gerçekler?.. Ön sunumu EACS 2019 Basel’de gerçekleştirilen HIV-TR Kohortu çıktıları, Ulusal HIV/AIDS Kongresi’nde Prof. Dr. Volkan Korten’in sunumunda da yerini aldı. Detaylara girmeden önce takipçilerimize 90-90-90’nın ne olduğunu kısaca anlatalım: “UNAIDS tarafından 2014 yılında, HIV ile mücadele için oluşturulan ve 2020’de ulaşılması hedeflenen stratejik yaklaşımda, dünyada HIV ile enfekte olmuş bireylerin %90’ının tanı alması, bu bireylerin tanı aldıktan sonra %90’ının tedaviye erişmesi ve tedaviye erişen bireylerin %90’ının da viral baskılama ile belirlenemeyen seviyeye ulaşılması amaçlanmaktadır.” UNAIDS tarafından oluşturulan bu stratejik ortak hedef tüm ülkelerin sağlık otoriteleri uygulamaya alarak, yerelde sağlayacakları başarıyı, genele yayıp, ana hedefe hizmet edilmesi düşünülmüştü. Peki, bizim gerçeklerimiz böyle mi? Geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışma ve araştırmaların sonuçlarına göre, Türkiye’de hedefe ulaşma oranları 50-86-90 seviyelerindeydi. Yani önceki verilerde, biz tedaviye erişimde viral baskılamada başarıyı yakalarken, henüz HIV ile yaşadığını bilmeyen bireylere erişimde sorun yaşıyorduk. Prof. Dr. Volkan Korten’in sunumunda, bu sorun ile ilgili henüz bir yol kat edemediğimiz gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. HIV-TR Kohortu 2019 çıktılarında, hedefe ulaşma oranın 41-88-96 seviyelerinde olduğu görüldü. Yani biz tanı almış bireyleri tedaviye eriştiriyor ve viral baskılamayı çok iyi başarıyoruz; ancak henüz tanı almamış bireylerin yarısına bile ulaşamıyoruz. Bu, şu demek: Henüz tanı almamış bireyler, HIV enfeksiyonunun farkında olmadan yayılmasına zemin hazırlıyorlar! Ve biz, yılda ortalama 8 milyon HIV testi yapmamıza rağmen, doğru yere bakmayıp, kendi dünya görüşümüze uymayan, 'aykırı' bireyler yokmuş gibi düşünüp, risk gruplarını görmezden geliyoruz. Ancak henüz idrak edemediğimiz şey ise bazı grupların görmezden geliniyor oluşunun, HIV olgusuna ve sorununa bütüncül ve çözüm odaklı tepki vermemizi engelliyor olduğu gerçeği! HIV ile yaşayan nüfus Türkiye'de de yaşlanıyor Bilimsel çıktılara ve klinik olgulara geniş yer verilen kongrenin, bu konuda yüksek sesle konuşan neredeyse tek STK olarak bizim için en önemli başlıklarından biri de HIV ile yaşlanmak idi. Farklı şehir ve kliniklerden uzman hekimlerin yaptığı ayrı ayrı sunumlarda yaşlılığın tanımı, HIV ile yaşlanmanın getirdiği yeni ve farklı sağlık sorunları ve HIV ile yaşlanan bireylere verilmesi gereken sağlık hizmetlerinin kalitesine odaklanıldı. Farklı ülkelerdeki HIV tedavisi ve takibi süreçlerini göz önüne aldığımızda, ne yazık ki ülkemizde, yaşlanmayla beraber görülen hastalıkların takibi ve tedavisi ve hatta yaşlanmadan bağımsız olarak gelişen diğer sağlık sorunlarına çözüm bulmanın önündeki engeller, salonda geniş katılımlı olarak tartışıldı. Her ne kadar HIV enfeksiyonu takip ve tedavisi ülkemizdeki enfeksiyon uzmanları tarafından başarıyla sürdürülse de, ne yazık ki genel kanı, diğer branş hekimlerinin HIV’e olumsuz yaklaşmaları ve hatta hasta/tedavi reddi en büyük sorunlarımızdan biri! HIV’le mücadelede tıbbi multi-disipliner yaklaşımın ne seviyede olması gerektiğinin altının çizildiği sunumlarda ortak görüş, farklı branşlarda görevli hekimlere HIV’in anlatılarak, olguya bilimsel ve bütüncül yaklaşımla mücadelenin güçlenmesi olduğuydu. Teknoloji… Yararlı Mı? Zararlı Mı? Kongrenin üçüncü gününde gerçekleşen “Bilişim Çağında HIV Enfeksiyonu: Teknoloji Yararlı Mı Zararlı Mı?” adlı münazara oturumunda HATAM’dan Uzm. Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve EGEHAUM’dan Prof.Dr. Hüsnü Pullukçu, farklı bakış açılarıyla teknolojinin HIV enfeksiyonuna olan olumlu ve olumsuz etkileri üzerine kendi savlarını ortaya koydular. Teknolojinin sağladığı imkanlarla HIV epidemisi ile mücadelede dünyadaki iyi örneklerden bahseden Dr. İnkaya’ya karşı görüşlerini belirten Dr. Pullukçu, ülkemizdeki HIV epidemisinin artışındaki sebepler özellikle kontrolsüz teknoloji kullanımı olduğunu savundu. Alanda hasta takibi yapan ve bilim üreten iki sağlık profesyonelinin yaptığı eğlenceli sunumlar ve atışmalarında, aslında HIV epidemisiyle mücadelede sosyal becerinin de ne kadar önemli olduğu, sunumlar sırasında salonda bitmeyen kahkahalarda bir kez daha kanıtlanmış oldu. B = B yeterince bilimsel değil mi? Gerçekten mi! Kongre süresince yapılan sunumlar ve tartışmalarda, her birini Kırmızı Kurdele İstanbul’dan duyduğunuz Partner-1 ve Partner-2 araştırmalarının adını ve sonuçlarını sıkça duyduk. Belirlenemeyen=Bulaştırmayan gerçeğine dair söylemlerle, etkili ve sürdürebilir ART sayesinde HIV ile mücadelenin nasıl şekil değiştirdiğini ve mücadelenin değişen boyutlarını defalarca dinledik. Ancak buna rağmen, üstelik öncülüğünü Türkiyeli bir STK olarak gururla üstlendiğimiz ve şu anda 99 ülkeye yayılmış olan küresel kampanya neredeyse 4 yaşına girmiş olmasına rağmen “doktorların kendini güvenli alana almak istemelerinden dolayı, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ı tam manasıyla savunmaktan çekindiklerini” duymak ilginçti. Prevention Access Campaign tarafından 2016 yılında başlatılan Belirlenemeyen = Bulaştırmayan hareketi, 2017 yılından itibaren tüm dünyada ses getirmiş ve kısa sürede dünya tarihinin en büyük aktivizm hareketlerinden biri haline gelmiştir. B=B hareketinin bilimsel olarak kendini desteklediği en bilinen alan araştırmaları Partner-1 ve Partner-2 çalışmaları. Birinde farklı yönelimlerden 1166 çift 58.000 kondomsuz cinsel ilişki yaşıyor ve sonuç çiftlerle ilişkili “0” yeni HIV bulaşısı; diğerinde ise 800 eşcinsel erkek çift 77.000 kez kondomsuz anal ilişki yaşıyor ve yine çiftlerle ilişkili “0” yeni HIV bulaşı sonucuna ulaşılıyor Bu arada, B=B hareketi, kendini bilimsel olarak sadece bu iki çalışmayla desteklemiyor… İsviçre Bildirisi, HPTN-052, Opposites Attract…. Saymakla bitecek gibi değil. Ve yenileri yolda! Doktorlar, mesleklerinin doğası gereği, bilimi dinler, bilimi dinler ve bilimle konuşur (ya da öyle umarız). İster bir öğretim kuruluşunda görevli olsun, isterse bir devlet hastanesinde günde 70 hasta baksın, doktor yine bilim insanı olmaya devam edecektir; etmek zorundadır. Peki bir bilim insanı, yıllarca süren, aklımızın alamayacağı paraların harcanarak, büyük emekler sarf edilen ve HIV alanında başka bir ülkede otorite konumunda çalışan insanlar tarafından yapılan bu “bilimsel araştırmaların” sonuçlarına neden güvenmez? Kanıttan daha güvenli bir alan var mıdır? Tutuculuk bir bilim insanına ne kadar güven sağlar? Bu bilimsel araştırmalarda kafasına tam oturmayan şey, tam olarak nedir? Bu kafasına oturmayan şeyleri, yani anti-tezlerini savunmak için ne gibi araştırmalar yapmıştır? Bu araştırmalar kaç yıl sürmüş ve kaç kişi, kaç vaka dahil edilmiştir? Gözlem, izlem, incelemeler hangi yöntemle yapılmıştır? Çalışmaya dair çıktılar neler olmuştur? Bu çıktılar ve çalışma detayları hangi bilimsel dergide yayınlanmış ve literatüre girmiştir? Bu soruları soruyoruz; çünkü eğer bir “enfeksiyon hastalıkları hekimi”, B=B’ye bu denli şüpheci yaklaşıyor ve bu şüpheler onu bilimsel verileri savunmaktan alıkoyuyorsa, bu soruların cevaplarını vereceği ve kendine yeni bir pozisyon sağlayan, yeni bir dil kurmasına olanak tanıyan bir çalışma yapmıştır ki, B=B’ye tam güvenmiyordur. Çünkü, daha önce de dediğimiz gibi doktorlar, mesleklerinin doğası gereği, BİLİM insanlarıdırlar! Ve bilim insanları bilimsel yöntemlerin ışığında çalışırırlar, endişe, tutuculuk ve konservatizmle değil. En azından beklenti bu yöndedir. Kırmızı Kurdele İstanbul Kongre ve çıktıları hakkında ne düşünüyor? Kongrenin çıktıları ile ilgili geri bildirimlerimizi vermeden önce şunu belirtmek istiyoruz: Biz, Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, uluslararası görünürlülüğe ve doğru #hivbilgisi ni Türkiye’ye ulaştırarak takipçilerimizi güçlendirmeye çok önem veriyoruz. Katıldığımız tüm uluslarararsı etkinliklerde, bizi etkileyen ve umut veren bilimsel içeriklerin/çıktıların benzerlerini bu yılki ulusal kongrede görmüş olmak, hem yerel anlamda umut verici, hem de Türkiye’nin artık HIV ile mücadelede dünya standartlarını yakalama isteğini gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, bu yılın kongre başkanlığını yürüten Prof.Dr. Deniz Gökengin’e kocaman bir teşekkür etmek gerekiyor; harikaydınız! (Gelecek seneye not: Deniz Hocamızın başkanlığındaki kongre bu sene, beklenti/çıktı çıtasını çok yükseltti. Önümüzdeki sene kongre başkanlığı yapacak Prof.Dr.Serhat Ünal’ın işi zor; kendisine şimdiden başarılar diliyoruz.) Kongre genelinde “PrEP” söylemlerini duymak çok umut vericiydi. Ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin, koyucu sağlık hizmetlerini yok saymasına rağmen, sağlık otoritesinin desteği ile PEP’i kabul etmesi ve bazı başlıklar dahilinde 2018’in sonundan beri geri ödemeye aldığı bir ortamda PrEP konuşuluyor olması, biz de değişim ve dönüşümü olan inancı arttırdı. Etkinlik süresince sıkça duyduğumuz diğer bir konu başlığı ise, HIV ile mücadelede multidisipliner yaklaşımın benimsenmesiydi. Özellikle diğer hastalıklarla da mücadele eden HIV ile yaşayan bireylere kaliteli sağlık hizmetinin sunulabilmesi için, diğer branş hekimlerinin de HIV ile ilgili bilgi seviyelerinin arttırılması ve HIV ile yaşayan bireylere damgalama ve ayrımcılıktan uzak sağlık hizmetinin sunulmasının zemininin hazırlanması gerekmektedir. Bu konuda ülkemizdeki sağlık otoritesinin, artık geç kalmadan eyleme geçmesi gerekliliği de kongrede dillendirilen başlıklardandı. Buna ek olarak multidisipliner yaklaşım içerisinde, sadece tıp bilimleri değil, farklı sosyal hizmet alanlarının da tam uyumlu hizmet sağlaması için diğer kurumsal otoritelerin de harekete geçmesi önemli bir detaydır. Yani devlet kurumları arasında tam işbirliği şart! Bakırköy Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Dr. Özlem Altuntaş Aydın’ın HIV ile yaşayan yaşlı bireylere yönelik ideal sağlık hizmeti sunumu çok başarılı ve aslında artık önemli bir konuya dikkat çeken bir sunumdu. Sunum içerisindeki detaylar ve odak alt başlıklar, bugüne kadar hiç deneyimlemediğimiz bir geriatrik sürece nasıl girmeye başladığımızı gözler önüne serdi. Ancak, ne yazık ki, bu konuda ülkemizde bir hizmet modeli çalışması bulunmuyor. Peki mesela, hazır bu sunum yapılmışken, Özlem Hocamız ve ekibi, bir model çalışması yapsa ve tüm Türkiye’deki kliniklere örnek olsa, nasıl olur? Bizce, harika olur! Sağlık Bakanlığı temsilcisinin, Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri ile ilgili yaptığı açıklamalar, gelecek açısından ümit verici. Ancak sürecin ivedi şekilde hızlanması gerektiği bir gerçek. Bu da çok basit: Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanacak güçlü bir protokol ile her şey çok daha kolay ve hızlı olabilir. Son olarak söylemek istediğimiz şey ise, artık anahtar grupları görmezden gelmememiz gerektiği. Biz istesek de istemesek de, anahtar gruplar oradalar ve gürül gürül yaşamaya devam ediyorlar. Bizim STK’lar, Hekimler ve tüm paydaşlar olarak henüz ulaşamadığımız %49’a hızlıca ulaşmamız gerekiyor. Sorunu, onları yok sayarak, onları dahil etmeden çözmeye çalışmak işe yaramayacak. Çünkü sayılar hızla artarken çeşitli kaygı ve ön yargılar yüzünden, bakmamız gereken yere bakmayıp soruna sırt çevirmek, hiç birimizi daha ahlaklı insanlar yapmaz ama daha ahmak insanlar yapar. Türkiye'de -ne mutlu ki- hala çözülebilir seviyede bir sorun olan HIV ve AIDS olgularına, olgun ve kapsayıcı bir bakış açısı ile yaklaşmak ve kalıcı bir çözüm üretmek sadece HIV pozitiflerin, ilgili STK'ların ya da Hekimlerin değil hepimizin ortak ödevi. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Kırmızı Kurdele İstanbul Ulusal HIV/AIDS Kongresinden bildiriyor

    Türkiye’de HIV alanında çalışan hekim temelli 5 STK’nin bir araya gelerek oluşturdukları HIV/AIDS platformunca düzenlenen ve Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Deniz Gökengin'in üstlendiği Ulusal HIV/AIDS Kongresinde bu yıl da STK temsilcisi olarak katılıyor ve yerinden bildiriyoruz. 14 - 17 Kasım arasında gerçekleşecek kongrede, Kırmızı Kurdele İstanbul'dan alışkın olduğunuz video söyleşiler, oturumlardan anlık bildirimler ve güncel bilgileri @redribbontr kullanıcı adıyla ve #hivaids2019 ve #hivbilgisi etiketleriyle mutlaka takip edin. Kanıt temelli aktivizm yaklaşımıyla, Türkiye'ye güncel, kolay anlaşılır ve kolay erişilebilir #hivbilgisi sunmak için çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul'u takibe devam edin.! #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey

  • HIV ve aşı takvimi. HIV pozitif bireylere önerilen aşılar hangileri?

    HIV ile yaşayan bireylerin hangi aşıları yaptırması öneriliyor? Neden? Aşı yaptırmanın mantığı, bireyleri bulaşıcı bir hastalıktan korumaktır. HIV pozitif bireylerin enfeksiyonlara HIV negatif bireylere göre daha hassas oldukları göz önüne alınınca, aşılamanın önemli bir korunma yöntemi olduğu söylenebilir. HIV pozitif bireylere önerilen aşılar (KKİ tarafından hazırlanan aşı listesini gözden geçiren ve onaylayan: Prof. Dr. Deniz Gökengin / EGEHAUM) Aşağıda HIV ile yaşayan yetişkin bireylerin yaptırmasında yarar görülen koruyucu/önleyici aşıların listesi yer alıyor. Kırmızı Kurdele İstanbul'un deneyimli ve gönüllü tedavi aktivistlerinin uluslararası güncel kılavuzları tarayarak hazırladığı listeyi gözden geçiren ve onaylayan Prof. Dr. Deniz Gökengin'e bu kısa ama başvuru kaynağı olacağına inandığımız #hivbilgisi yazımıza katkısı ve tüm çalışmalarımıza desteği için gönülden teşekkür ederiz. Bu aşıların bir kısmı, genel olarak HIV ile yaşayan bireylere, ilgili sürelerde yapılması uygun görülen ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları tarafından yapılması önerilen genel aşılardır. Diğer bir kısmı ise, enfeksiyon açısından risk teşkil eden bölgelere yapacağınız seyahatler öncesinden yapılmasının uygun görüldüğü aşılardır. Tabloda verilen aşı bilgileri, HIV ile yaşayan bireylerin tedavi süreçlerinde akıllarında tutmaları içindir ve mutlaka kendilerini takip eden hekimlerinin tıbbi geri bildirimleri ve onayları sonrasında uygulanmalıdır. Aşı Listesi Onaylayan: Prof. Dr. Deniz Gökengin / EGEHAUM www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #bilonemsekorun

  • Kırmızı Kurdele İstanbul'dan bir uluslararası etkinlik/işbirliği daha...

    Kırmızı Kurdele İstanbul'u ilk günden beri yakından takip edenlerin çok daha iyi bildiği gibi, bugüne kadar ''Uluslararası alanda da yüksek bilinirlik ve temsiliyetiyle, HIV çalışmaları alanında Türkiye’nin en güvenilir sivil toplum kuruluşu olmak'' vizyonuyla çıktığımız yolda uluslararası işbirliklerine daima ayrı bir önem verdik. AIDS Action Europe üyeliği, European AIDS Treatment Group Üyeliği ve aktif görevi, EATG işbirliğiyle Türkiye ve bölgenin ilk HIV aktivizm okulu 'Pozitif Akademi', tüm zamanların sağlık alanındaki en büyük HIV temalı kongresi Amsterdam AIDS 2018'de ana programda Dr. Fauci ile aynı panelde panelistlik bunlardan sadece bir kaçı. Hatırlanmaya değer bir diğer dönüm noktası ise herhangi bir Dünya AIDS konferansında, Türk bir Sivil Toplum Kuruluşunun ana düzenleyicilerinden biri olduğu ilk uluslararası etkinlik olması bakımından bir ilk olan AIDS 2018 Yürüyüşü! Videonun çeşitli yerlerinde görülen Türkçe B eşittir B bayrağı ile hepimizin gururu olan AIDS 2018 Yürüyüşü'nü gelin hep beraber hatırlayalım; Kırmızı Kurdele İstanbul'un gönüllü ekibi olarak bu önemli uluslararası görünürlük çalışmalarına bir yenisini eklemeye hazırlanıyoruz; Kasım ayında Basel'de gerçekleşecek EACS 2019'da gerçekleşecek olan #NOHIVSTIGMA farkındalık kampanyası ve #NOHIVSTIGMA yürüyüşü! İsviçre ve Rusya'da faaliyet gösteren kardeş kuruluşumuz Life4me+ tarafından, aktivist dostumuz Alex öncülüğünde organize edilen farkındalık kampanyası 6-9 Kasım, #NOHIVSTIGMA yürüyüşü ise 8 Kasım tarihinde gerçekleşecek. Kırmızı Kurdele İstanbul'un European AIDS Clinical Society (EACS), European AIDS Treatment Group (EATG), AIDS-Hilfe of Basel, Prevention Access Campaign gibi kurumlarla beraber ortak düzenleyicisi ve partneri olduğu tüm bu etkinliklerin detaylarını ve partner kuruluşlar arasındaki Kırmızı Kurdele İstanbul logosunu www.nostigma.ch adresinde görebilir, EACS 2019 boyunca video, söyleşi ve canlı akışlarımızı #EACS2019 etiketiyle takip edebilirsiniz. #NOHIVSTIGMA Basın bülteni İsviçre, 10 Ekim 2019 Life4me+ tarafından düzenlenen #NoHIVStigma (#HIViDamgalamayaHayır) Kampanyası ve etkinlikleri, EACS 2019’da duyuruldu. Life4me+ yöneticisi Alex Schenider "HIV ile yaşayan bireyler, sağlık statüleri nedeniyle, hala ötekileştirme ve damgalamaya maruz kalıyorlar” diyor. Bilim insanları, İsviçre’de gerçekleşecek olan EACS 2019’un HIV ile yaşamanın ne demek olduğunu ifade etmek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorlar. Yaklaşık 3000 araştırmacı ve aktivist, Kasım 2019’da Basel’de düzenlenecek 17th EACS konferansında bir araya gelecek. Schneider’a göre EACS gibi etkinlikler, toplum geneline nasıl ulaşılacağına dair etkili yöntemlerin konuşulduğu ortamlar. “HIV ile yaşayan bireyler, tedavilerini başarıyla sürdürdükleri takdirde kondomsuz cinsel ilişkiler de dahi virüsü başkalarına bulaştıramıyorlar..” Yıllardır bilindiği üzere, eğer virüs belirlenemiyorsa, bulaştırılamıyor! “Günümüz ilaçları viral yükü baskılayarak, HIV ile yaşayan bireylerin kanlarında virüsün belirlenememesini sağlıyor” diyen Kimyager Dr. Schneider, İsviçre’nin Aargau kantonunda Life4me+ adlı organizasyonun da kurucusu. B=B kampanyasının yerel temsilciliğini üstlenen kuruluş, 2017’den bu yana farkındalık kampanyaları sürdürüyor. Organizasyonun EACS’taki gündemi, daha çok eşitlik ve farkındalık üzerinde kurgulu olacak. Konu hakkında konuşan Schnider sözlerine şunu ekledi “ Kongre sırasında, daha görünür olmak için, şehir genelinde gerçekleşecek ve ana teması #NoHIVStigma temalı bir yürüyüş gerçekleştireceğiz”. Şu anda korunma, kesin tedaviden daha etkili. Elbetteki bu, her iki tarafında yeterince bilince sahip olmasıyla mümkün. Bireylerin HIV konusunda bilgilerini arttırmak hem onları koruyacak, hem de HIV ile yaşayan bireylerin karşılaştığı ötekileştirme ve damgalamayı azaltacak. Kampanya çervevesinde ilk etkinlik “Think Positive” ismiyle, Basel’de bulunan Rouge Bar’da gerçekleşecek. Etkinlik yaş, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve kültürel kimliğinden bağımsız herkesin katılımına açık olacak. Life4me+ Derneği, HIV’e karşı damgalamayla mücadele için tüm bireyleri dayanışmaya çağırıyor. Davetliler arasında HIV alanında çalışan aktivistler, LGBTİ hakları savunucuları, trans hakları savunucuları, seks işçileri ve farklı alanlardan birçok yerel ve uluslararası aktivist yer alacak. Etkiliğin katılımcıların mesajı ise “Biz yaşamı kutluyor ve tanısı ne olursa olsun herkesin bu hayata katkılarını önemsiyoruz” olacak. #NoHIVStigma kampanyası çerçevesinde gerçekleştirilecek etkinlikler için farklı posterler, radyo reklamları ve toplu taşıma reklam giydirme afişleri düzenlendi. Kasım’ın ilk haftası süresince, kampanya çalışmalarına dair Radio Energy ve RaidX’te programlar düzenlenecek. Kampanya etkinliklerinden en öne çıkan ise, Basel’de gerçekleşecek protesto niteliğindeki yürüyüş olacak. Basel Sosyal Demokrat Partisi ve Basel Yeşiller Partisi, Basel Strong Alternative (BastA), Basel Genç Sosyalistler gibi önemli oluşumlar da yürüyüşe katkı sağlayacaklar. Etkinlik haftası süresince, farklı partiler düzenlenecek. “Mizah ve eğlence insanların birbirleri ile etkileşimini arttırır. Mizahla, damgalamaya karşı daha sağlam mücadele edebiliriz” diyen Schneider, haftanın çok ses getireceğine inandığını da sözlerine ekledi. European AIDS Clinical Society (EACS), European AIDS Treatment Group (EATG), AIDS-Hilfe of Basel, Red Ribbon Istanbul, the Positivrat, Charitable Foundation for Sexuality and Health, the Gaybasel.ch, Prevention Access Campaign, Gilead and ViiV Healthcare gibi kuruluşlar tarafından desteklenen kampanyaya ait tüm detaylar https://nostigma.ch adresinde. Detaylı bilgi ve her türlü sorunuz için: Dr. Alex Schneider --- www.kirmizikurdele.org #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey #bilonemsekorun

  • UNAIDS 48 ülkeye, HIV'e ilişkin seyahat kısıtlamalarını kaldırma çağrısını tekrarladı.

    HIV pozitif bireylere seyahat kısıtlamaları uygulamaya devam eden ülkeler, temel insan haklarını ihlal ediyor! Birleşmiş Milletler AIDS Programı (UNAIDS) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), tüm ülkeleri 2016 yılında verdikleri sözlere sadık kalmaya ve HIV'e ilişkin her türlü seyahat sınırlandırmalarını kaldırmaya çağırdı. UNAIDS bu çağrısıyla, HIV durumuna ya da çeşitli HIV varsayımlarına dayanan tüm seyahat kısıtlamalarının ayrım olduğunu, insanların HIV hizmetlerine erişmesini önlediğini ve damgalanma ve ayrımcılığı yaygınlaştırdığını bir kez daha vurguladı. 2016'dan bu yana sadece 4 ülke HIV ile ilgili seyahat kısıtlamalarını kaldırmak için adımlar attı ve yasal değişiklikler yaptı. Bu ülkeler Belarus, Litvanya, Kore Cumhuriyeti ve Özbekistan. UNAIDS Direktörü Gunilla Carlsson, “HIV'e ilişkin seyahat kısıtlamaları temel insan haklarını ihlal ediyor ve yeni HIV bulaşlarını önlemeye yönelik halk sağlığı yaklaşımlarına uyumlu değil'' dedi. “UNAIDS, hâlâ HIV ile ilgili seyahat kısıtlamaları bulunan tüm ülkeleri bu tutumlarını sonlandırmaya çağırıyor”. UNDP HIV, Sağlık ve Kalkınma Grubu Direktörü Mandeep Dhaliwal ise “HIV'e ilişkin seyahat kısıtlamaları, hareket halindeki HIV pozitif bireylerin hastalığa yol açtığına dair tehlikeli ve yanlış inanışı güçlendirerek dışlanma ve hoşgörüsüzlüğü artırıyor” diyor. Kısıtlamaları sürdüren 48 ülkeden en az 30 tanesi hala HIV statüsüne dayanarak giriş veya kalış ve ikamet yasağı getirmekte ve en az 19'u vatandaş olmayanları HIV statüsüne dayanarak sınır dışı etmekte. Diğer ülkelerde ise çalışma, iş veya giriş vizesi için HIV testi istenmesi söz konusu. HIV'e ilişkin seyahat kısıtlamalarını sürdüren ülkelerin çoğu Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da. Ancak Asya ve Pasifik ile Doğu Avrupa ve Orta Asya'daki birçok ülke de kısıtlama uygulamayı sürdürüyor. Geçtiğimiz günlerde 41. toplantısını Cenevre'de gerçekleştiren İnsan Hakları Konseyi, HIV ile küresel mücadelede en etkin yöntem olarak insan haklarının teşvik edilmesi ve farkındalığın artırılması konularına özellikle dikkat çekti. Kurul HIV ile küresel mücadelede insan hakları temeline dayalı yöntem ve politikalar benimsenmesinin gerektiğini her fırsatta hatırlatıyor ve ilgili hükümetleri uyarıyor. UNAIDS uzun yıllardır, aralarında seyahat kısıtlamalarının da dahil olduğu pek çok farklı başlıkta istatistiksel veriler derliyor. Bu sene bu veriler daha detaylı bir hale getirildi ve seyahat ksıtlamaları türleri de sınıflandırıldı. Bu çalışma sonucunda elde edilen tabloya göre, halen HIV ile ilgili seyahat kısıtlamaları olan 48 ülke ve bölge şunlardır: Angola, Aruba, Avustralya, Azerbaycan, Bahreyn, Belize, Bosna Hersek, Brunei Sultanlığı, Cayman Adaları, Cook Adaları, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Mısır, Endonezya, Irak, İsrail, Ürdün, Kazakistan, Kuveyt, Kırgızistan, Lübnan, Malezya, Maldivler, Marshall Adaları, Mauritius, Yeni Zelanda, Umman, Palau, Papua Yeni Gine, Paraguay, Katar, Rusya Federasyonu, Saint Kitts ve Nevis, Samoa, Suudi Arabistan, Saint Vincent ve Grenadinler, Singapur, Solomon Adaları, Sudan, Suriye Arap Cumhuriyeti, Tonga Adaları, Tunus, Türkmenistan, Turks ve Caicos Adaları, Tuvalu, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen. Eğer bir başka ülkeye seyahat etmeyi ya da iş, eğitim vb. bir amaçla geçici olarak yerleşmeyi düşünüyorsanız, UNAIDS tarafından hazırlanan travelrestrictions.unaids.org adresindeki interaktif haritayı kullanarak seyahat kısıtlaması olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • HIV Uzun Süre Belirti Göstermeyebilir mi?

    Yayın tarihi: Mayıs 2017 Güncelleme: Ağustos 2019 HIV ile yaşayan fakat henüz tanı almamış yeni henüz HIV taşıdığını bilmeyen ve HIV ilaç tedavisi ART kullanmayan bireylerin çoğunda, HIV bulaşını takip eden birkaç yıl sonra dahi hiçbir belirti görülmeyebilir. Bununla birlikte, eğer tedavi olmadan devam ederlerse, belirli bir süre sonra; cilt döküntüleri, yorgunluk, gece terlemesi, hafif kilo kaybı, ağız ülseri, cilt mantarı ve tırnak enfeksiyonları gibi HIV ile ilgili hafif belirtiler yaşamaya başlarlar. Bu belirtiler HIV ile enfekte olunmasından 5 yıl sonra hatta daha da uzun bir süre sonra ortaya çıkabilir. Bir başka ifadeyle, HIV uzun yıllar boyunca hiçbir belirti göstermeyebilir. Bu belirtiler, HIV enfeksiyonunun kendisinden değil, bağışıklık sisteminin baskılanması sonucu olarak gelişen hastalıklardan veya enfeksiyonlardandır, başka bir deyişle de vücudun bağışıklık sisteminin zayıfladığı ve enfeksiyonlarla mücadele edemediğinin belirtileridir. Gelişebilecek hastalık ve belirtilerin türü çok çeşitli olabilir. HIV ile yaşayan bir birey HIV ilaç tedavisi (ART) almadan devam ederse, bu hastalıklar ve semptomlar muhtemelen çok daha ciddi hale gelecektir. Bağışıklık sistemindeki hasar daha şiddetli olduğunda, HIV pozitif bireyler, pnömokistik carinii pnömoni (PCP) (akciğer hastalığı), mikobakterium enfeksiyon hastalıkları (MAC), sitomegalovirus (CMV), toksoplazmoz ve kandidiaz (pamukçuk) dahil olmak üzere fırsatçı enfeksiyonlar yaşayabilirler. Fakat altı çizilmesi gereken şey, bu belirtilerin AIDS olarak bilinen geç evrede görüldüğü ve ilaca erişim ve tedavi başarısının olduğu hiçbir durumda HIV taşıyıcılığının AIDS evresine dönüşmediği ve belirlenemeyen seviyede HIV yükü olan bireylerin bulaştırıcı olmadıklarıdır. Günümüzdeki modern HIV tedavisi ile, HIV pozitif bireyler bu hastalıkları ve belirtileri asla yaşamayabilirler. Birleşmiş Milletler AIDS programı UNAIS’in 2016 yılında yayınladığı bir rapora göre HIV ile yaşayan ve tam tedavi uyumu/başarısıyla ART kullanan bireyler için yaşam beklentisi HIV negatif, yani HIV taşıyıcısı olmayan bireylerle tamamen aynı seviyededir. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #besittirb

  • CDC de onayladı; HIV belirlenemiyorsa, bulaşmıyor!

    Yayın tarihi: Ekim 2017 Geçtiğimiz günlerde bir bilgi notu* yayınlayan Atlanta merkezli CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi - Centers for Disease Control and Prevention) HIV alanında, son yılların en devrimsel gelişmesi olan Belirlenemeyen = Bulaştırmayan gerçeğini bilimsel olarak onayladı. *Notun İngilizce orijinali için tıklayınız Amerikan Ulusal Eşcinsel Erkekler HIV Farkındalık Günü (National Gay Men’s HIV/AIDS Awareness Day) sebebiyle paylaşılan bilgi notunda, 2010 ile 2014 arasında eşcinsel ve biseksüel erkekler arasında yeni HIV tanısı oranlarının düştüğüne ve yıllar süren artışlardan sonra Afrika kökenli Amerikan gey ve biseksüel erkekler arasında da dengeli bir durum oluştuğuna ilişkin veriler paylaşan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, Kırmızı Kurdele İstanbul olarak öncü imzacısı ve uluslararası sözcüsü olduğumuz Belirlenemeyen = Bulaştırmayan kampanyası hakkında ise şunları söyledi; ‘’Bilimsel ilerlemeler, HIV tedavisinin (antiretoviral terapi, ART) HIV ile yaşayan bireylerin sağlığını koruduğunu göstermiştir. Ayrıca, ART'nin bulaşmayı önlemedeki etkililiğine dair güçlü kanıtlara sahibiz. ART Belirlenemeyen seviyelerde tanımlanan viral baskılanma ile sonuçlandığında, cinsel yolla HIV bulaşmasını önler. Binlerce çiftin dahil olduğu ve kondom veya önleyici tedavi (PrEP) olmaksızın yapılan cinsel ilişkilerin risk faktörlerinin değerlendirildiği araştırmaların hiçbirinde, HIV seviyesi Belirlenemeyen düzeyde olan bir bireyden negative bireye bulaş gerçekleşmedi. Bu, HIV pozitif bir bireyin ART'yi reçete edildiği gibi doğru ve düzenli olarak alıp Belirlenemeyen bir viral yük elde etmesi ve bu seviyede tutması durumunda, HIV'i in cinsel yollarla bulaştırma riskinin sıfır olduğu anlamına gelir. ‘’ HIV bakım ve tedavisini zorlaştıran engellerin aşılması gerekliliğine de vurgu yapılan bilgi notunda, düşük gelir ve eğitim seviyesi, damgalama ve ayrımcılık gibi kültürel ve sosyo-ekonomik faktörlerin bazı bireylerin HIV tedavisi ve önleme hizmetlerine erişebilmelerini güçleştirildiği bir kez daha hatırlatıldı. CDC, kamu ve özel sektör paydaşlarını, HIV bakımı ve belirlenememezlikte kalıcılığı artıran müdahaleleri uygulamaya teşvik etmektedir. Buna ek olarak, sağlık birimleri, CBO'lar ve diğer ortaklar, damgalamaya ve ayrımcılığa karşı yardım edebilirler. Örneğin, AIDS’e karşı Hareket (the Act Against AIDS) kampanyalarından Haydi HIV’i Birlikte Durduralım’ın (Let’s Stop HIV Together) kaynaklarını kullanmak gibi ve eşcinsel ve biseksüel erkeklere yönelik verilen HIV’i durdurma ve test yaptırma hizmetlerinin ulaşılabilirliğini artırabilirler. Yeni HIV enfeksiyonlarını azaltmak, testleri artırmak, tedavi sonuçlarını iyileştirmek ve HIV ile ilgili farklılıkları azaltmak için kullanılan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) bazı faaliyetleri şunları içeriyor: * Eşcinsel ve biseksüel erkeklere yönelik HIV önleme servislerini desteklemek için sağlık birimlerine ve topluluk temelli organizasyonlara finansman sağlama. Örneğin, şu andaki kooperatif anlaşmaları uyarınca, CDC en fazla etkilenen kitleler arasında HIV'i önlemek için yılda en az 330 milyon dolarlık fon dağıtmıştır. Farklı ırklardan genç eşcinsel, biseksüel ve transeksüel bireylerin HIV testi yaptırabilmeleri için de yıllık yaklaşık 11 milyon dolar da ayrıca katkıda bulunmuştur. * PrEP ve maruz kalma sonrası profilaksi (PEP) gibi HIV'in önlenmesi için biyomedikal yaklaşımların desteklenmesi. *Proje PrIDE gibi sağlık birimlerinin beyaz olmayan ırklardan gey ve biseksüel bireylere PrEP ve bakım için Bilgi projelerini uygulamasını sağlayan, ümit verici önleme stratejileri sunan projeleri desteklemek (PrEP, Uygulama, bilgi için veri ve değerlendirme). B=B hakkında HIV tedavi bülteni için yazdığımız #hivbilgisi yazısı için aşağıdaki görsele tıklayın.

  • Haftanın 7 günü yerine sadece 4 gün ilaç kullanarak HIV tedavisi mümkün mü?

    Yayın tarihi: Temmuz 2019 Fransa'da yapılan deneysel bir çalışma her gün ilaç almak yerine haftada sadece dört gün ilaç kullanımının viral baskı sağlamada önemli ölçüde başarılı olduğunu gösterdi. HIV biliminde özellikle son bir kaç yılda görülen hızlı gelişmeler sadece yeni ve daha etkili HIV tedavi ilaçları (*ART), önleyici yaklaşımlar ya da şifa/kesin tedavi çalışmaları ile ilgili değil. Araştırmacılar, uzun yıllardır HIV ilaç tedavisi ART uygulayan ve belirleneyemen seviyeyi istikrarlı bir biçimde koruyan HIV pozitif bireyleri, daha az miktarda ve daha az sayıda ilaçla tedavi etmenin mümkün olup olmadığını araştıran çalışmalar da yapıyorlar. *HIV ilaç tedavisi hakkında daha fazla bilgi için www.kirmizikurdele.org/art Günümüzdeki HIV ilaç tedavisi, HIV pozitif bireylere sağlıklı ve uzun yaşam süreleri sağlamak ve virüsü baskılayarak *belirlenemeyen (B=B) seviyeye indirmek ve yeni HIV bulaşlarını engellemek konusunda son derece başarılı olsa da farklı yaşam alışkanlıkları ve sosyal koşullar bazı insanlar için her gün düzenli olarak ilaç kullanmayı zor bir hale getirebiliyor.  HIV pozitif bireylerden gelen bu şikayetleri ciddiye alan ve bunları gidermek ile ilgili yaklaşımlar geliştirmeyi hedefleyen bilim insanlarının yaptıkları bazı çalışmalar, HIV ilaç tedavisini daha az sayıda ilaç kullanarak sürdürmenin mümkün olup olmadığını uzun yıllardır araştırıyor. *B=B hakkında daha fazla bilgi için www.kirmizikurdele.org/besittirb Fakat bu konuda bugüne kadar yürütülen çalışmaların başarı oranının çok yüksek olduğunu söylemek mümkün değil. Geçmişte bu konuda yürütülen çalışmalarda tedavilerine kısa ilaç tatilleri verilen HIV pozitif bireylerde CD4 değerlerinin düşmesi, virüsün yeniden belirlenebilen seviyelere erişmesi ve hatta kullanılan ilaçlara direnç geliştirilmesi gibi sonuçlarla karşılaşıldı. Fakat Paris'te yürütülen ve ara sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklanan QUATUOR isimli çalışma geçmişteki benzerlerine göre biraz daha umut verici. Paris Diderot Üniversitesinde Dr. Roland Landman ve ekibi tarafından başlatılan ve halen devam eden çalışmanın 3. fazı Eylül 2017 ile Ocak 2018 arasında %80'i farklı Avrupa ülkelerinden ve %15'i ise Sahraaltı Afrika ülkelerinden olan 636 katılımcı ile gerçekleşti. Ortalama yaşları 49 olan ve 4'te 3ü erkek olan bu katılımcılar, ortalamada 7 yıldır ART kullanıyor ve 6 yıldır Belirlenemeyen seviyedeydiler. Araştırmacılar bu 636 kişiden biri haftanın sadece 4 günü ilaç alıp diğer 3 gününde almayacak yani ilaç tatili yapacak, diğeri her zaman olduğu gibi haftanın 7 günü ilaç almaya 2 ayrı grup oluşturdu. 48 haftalık gözlem süresinin sonunda viral baskı oranları 4 günlük grupta % 95.6 yedi günlük grupta % 97.2 olarak ölçüldü. 4 günlük grupta 6 kişi (% 1,9), günlük grupta 4 (% 1,3) kişi virolojik tedavi başarısızlığı yaşadı ve toplamda 3 kişi direnç geliştirdi. Bu erken dönem bulguları 4 günlük ilaç kullanımın 7 günlük ilaç kullanımına göre daha kötü veya iyi olmadığını gösteriyor. Araştırma ekibi çalışmanın sonraki evrelerinde, HIV pozitif bireylerin yaşam kalitelerini doğrudan etkileyen vücuttaki ilaç seviyesi, daha az ilaç kullanımının B=B açısından risklerinin olup olmadığını, eşlik eden hastalıklar ve bağışıklık sisteminin cevap hızı/gücü gibi başka önemli konularda da ölçümler yapmayı ve haftanın 7 günü ilaç kullanmak yerine 4 gün kullanmanın gerçekten anlamlı olup olmadığı sorusuna bilimsel cevaplar verebilmeyi umuyorlar. Dr. Landman 7 gün yerine haftanın 4 günü ilaç kullanmanın % 43 oranında doğrudan bir maliyet azalmasına yol açabileceğini ve daha fazla insanın tedaviye erişmesini sağlayabileceğini umduğunu da ekliyor. Kırmızı Kurdele İstanbul'un değerlendirmesi; Çalışmadan ne anlamak gerekli? HIV tedavisinde daha az ilaç kullandırarak viral baskı sağlamak ve ömür boyu süren ilaç tedavisini HIV pozitif bireyler için daha konforlu bir hale getirmek fikri, üzerinde uzun süredir çalışılan bir fikir. Bazı bireyler için çevresel, sosyal, kültürel vb. pek çok faktör tedavi uyumunu ve her gün düzenli ilaç kullanmayı zorlaştırıcı faktörler olabiliyor. Günlük tablet kullanımı yerine daha uzun bir süre vücutta kalacak uzun salınımlı aşı çalışmalarını da aynı çerçevede değerlendirmek gerekir. Bu tip yaklaşımlar olumlu sonuç verirse, daha az maliyetle daha çok insana tedavi sunulabilecek olması da önemli bir kazanım olacak. Ancak bu konuda bugüne kadar yapılan çalışmalar, haftanın her günü yerine ilaç tatili içeren tedavi yaklaşımlarını standart uygulamalar haline getirmeye yeterli olmadı. Bu çalışmalardan elde edilen bulgular, bu tip uygulamaların viral baskı açısından ciddi sorunlar yaratmadığını gösterse de, bulaştırıcılık riskilerin artması, direnç geliştirme ihtimallerinin yükselmesi, eşlik eden hastalıkların yeniden görülebilmesi ve zaman zaman beklenenin aksine tedavi uyum, tedaviye bağlılık konsantrasyonunun düşmesi gibi veriler dikkate alındığında, ilaç tatili içeren tedavi yaklaşımlarını hala riskli kılıyor. İlaç tatili içeren tedaviler ya da uzun salınımlı aşıların çok yakın bir gelecekte kullanıma sunulacağından eminiz. Ancak unutulmaması gereken en önemli detay, tüm bu çalışmaların, ilaç tedavisi altında olduğu yıllar boyunca hiç doz atlamamış, direnç geliştirmemiş ve belirlenemeyen seviyeyi istikrarlı biçimde korumuş bireyler üzerinde yapıldığı. Yani bu tip tedavi seçenekleri çıktığında, eğer geçmişte tedavi uyumu sorunu yaşamış, doz atlamış, belirlenemeyen seviyeyi koruyamamış HIV pozitif bireyler için söz konusu olmayacaklar. O yüzden, her zaman tekrar ettiğimiz gibi; günümüzdeki etkin tedaviye tam uyumlu kalmak ve yeni seçenekleri, kesin tedavi gibi konuları ilgi ve heyecanla beklerken, tedaviden uzaklaşmamak hayati önem taşıyor. www.kirmizikurdele.org/sosyal #hivhakkindahersey

  • HIV’in kesin tedavisi hakkında güncel 4 soru, 4 cevap

    *Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü Oğuzhan Yayın tarihi: Nisan 2019 Geçtiğimiz günlerde yayınladığımız bir başka #hivbilgisi yazımıza da konu olan ‘Londra Hastası‘ 40 yıla yaklaşan HIV/AIDS tarihindeki 2. kesin tedavi olarak tarihe geçti ve kesin tedavi konusunu belki de her zamankinden daha popüler bir hale getirdi. Biz de, #hivhakkindahersey temasıyla Türkiye'nin **en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı ve #hivbilgisi sağlayıcısı Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, 'Londra Hastası' başlığı etrafında en çok sorulan 4 soruya net ve anlaşılır cevaplar vermek istedik. 'Londra Hastası' konusunu daha iyi anlamak isteyenler, aşağıdaki görsele tıklayarak ilgili #hivbilgisi yazımızı da okuyabilirler. Peki bu gelişme HIV ile yaşayan bireyler için bir şey değiştirecek mi ? Ne yazık ki henüz değil. 'Londra hastası‘ üzerinde çalışılan konseptlerin başarısının bir kanıtı olsa da bilim insanları sonuçların dikkatli değerlendirilmesinin ve beklentileri buna göre oluşturmanın önemini vurguluyorlar. En kısa ifadesiyle bu gelişme kesin tedavinin piyasaya sürülmesine çok az bir zaman kaldığı ve bu sebeple yeni tanı alan bireylerin şu an mevcut olan tedavilere başlamaması veya şu an HIV ilaç tedavisi sürdüren bireylerin tedavilerini bırakmaları anlamına gelmiyor! Şu ana kadar yapılan tüm çalışmalarda sadece 2 bireyde başarılı olarak sonuçlanan bu yöntem, HIV ile yaşayan 37 milyon bireye uygulanabilecek bir yöntem değil. Bunu ‘Londra Hastası’ HIV kesin tedavisi yolunda iliklerimize kadar umutlanmaya değer mi?' başlıklı değerlendirme yazımızda da anlattık. Şimdilik elimizdeki verilere baktığımızda şunu söyleyebiliriz; kesin tedaviye ulaşmamızı sağlayacak yol çok da kolay ve kısa bir yol değil. Viral baskı/baskılanma, Remisyon ve Kesin tedavi (cure, şifa) arasındaki farklar neler? Tedavilerine düzenli bir şekilde devam eden bireyler vücutlarındaki viral yükün belirli bir seviyenin altına düşerek belirlenemeyen seviyede olmasına viral baskılanma adı verilmektedir. Bu konu hakkında detaylı bilgiyi viral baskı hakkında bilinmesi gereken 10 şey başlıklı #hivbilgisi yazımızda bulabilirsiniz. Geçtiğimiz yılların önemli araştırmalarından ve düzenli takipçilerimizin #hivbilgisi yayınlarımızdan bildiği PARTNER 1 ve 2 araştırmaları, viral yükleri en az 6 aydır belirlenemeyen seviyede olan bireylerin, kondom kullanmasalar dahi virüsü cinsel partnerlerine bulaştırmadıklarını kanıtladı. Remisyon ise virüsün vücuttan temelli yok olmuş gibi görünmesi durumuna verilen addır. Bu durumda vücut virüsü kontrol altına alır fakat bu temelli olmayabilir ve virüs bir süreden sonra tekrar görülebilir. Kesin tedavi ise bu remisyon durumunun temelli olması ve virüsün bir daha geri gelmemesi demek. Londra hastasına kadar kabul gören tek başarılı kesin tedavi vakası olan 52 yaşındaki Timothy Ray Brown’un (Berlin Hastası) vücudunda, kemik iliği nakli sonrası 12 yıl boyunca virüse rastlanılmamıştır. Bu vaka sonrası aynı yöntemin başka bireylere de uygulanması denenmiştir fakat ne yazık ki bu denemeler başarıya ulaşamamıştır. Bireyler kemik iliği nakli sonrası HIV tedavisi için kullandıkları ilaçları bıraktıklarında virüs geri gelmiştir. Londra hastası olarak bilinen bu yeni başarılı vakada ise bireyin vücudunda HIV tedavisini bıraktıktan sonra 18 ay boyunca virüse rastlanılmamıştır. Kontrollerde kullanılan aşırı hassasiyete sahip testler virüsü vücutta saptayamamıştır. Bazı araştırmacılar buradan kesin tedavinin başarılı olduğu sonucunu, bazıları ise gözlenmeye devam edilmesi gerektiği anlamını çıkarıyorlar. Bu gelişmelerin yanı sıra kemik iliği nakli olmadan da remisyon yaşayan vakalar gözlenmiştir. Bu bireylerde bağışıklık sistemi, virüsü sıkı bir kontrol altında tutmayı başararak ilaç kullanımına gerek kalmadan etkisiz hale getirmektedir. Bu kontrolün nasıl yaşandığını anlamak üzere uzmanlar çalışmalarına uzun yıllardır devam ediyorlar. Bir sonraki adım ne ? Delta 32 genetik mutasyonuna sahip bireylerden alınan kemik iliğinin nakli, HIV e karşı dayanıksız/korunmasız olan bağışıklık sistemi hücrelerin yerini direnç sahibi yeni hücrelerin almasını sağlar. Günümüzde bir çok bilim insanı bu konu üzerine çalışmaktadır. Delta 32 mutasyonu bu dayanıksız/korunmasız hücrelerin yüzeyinde bulunan ve bazı HIV tiplerinin bağışıklık hücrelerinin içine girmek için kullandığı proteinlerden biri olan CCR5 proteininin üretimini önler. Konuyu daha iyi anlamak isteyenler Londra Hastası hakkında yazdığımız değerlendirme yazısına görsele tıklayarak ulaşabilirler. Bu CCR5 proteinin üretiminde etkin olan genetik kod üzerinde, hemofili ve orak hücreli anemi tedavisinde de kullanıldığı gibi gen terapileri ile değişiklikler yapılabilir. Araştırmacılar bu gen terapileri sonrası değişime uğramış yeni hücreleri vücuda geri enjekte ederek bu proteinin üretimini önlemeye çalışmışlardır. Fakat transferi yapılan hücrelerin HIV’e direnç geliştirilmesi için yeteri sayıda olmaması sebebi ile denemeler başarılı olmamıştır. Yine de bazı çalışma sonuçlarında direnç gelişimi görülmesine rağmen virüs miktarında büyük düşüşler gözlendiğini de belirtmiştir. Kesin tedavinin piyasaya sürülmesi ne kadar sürer? En iyi ihtimalle 5-10 yıl arası. Ve bu öngörü -şimdilik- yalnızca bağışıklık hücrelerine CCR5 proteini üzerinden giriş yapan HIV tipleri için geçerli olan yöntem içindir. HIV’in farktı tipleri farklı proteinler üzerinde hücrelere giriş sağlamaktadır bu da her bir HIV alt tipi için ayrı çalışmalar yapılması, ayrı yaklaşımlar gerektiği anlamına gelir. Alanda çalışmaya devam eden uzmanlar kesin tedaviye şu an üzerinde çalışılan veya başka bir yöntem ile elbet ulaşılacağını ama bunun henüz çok yakın tarihte mümkün olmadığını tekrar tekrar ifade ediyorlar. HIV biliminden ve güncel araştırmalardan, gelişmelerden haberdar olmak için Kırmızı Kurdele İstanbul’u takipte kalın! www.kirmizikurdele.org/sosyal #hivhakkindahersey *Bu #hivbilgisi yazısı New York Times'ın 5 Mart 2019 tarihli yazısından yararlanılarak hazırlanmıştır. ** Ocak, Şubat, Mart 2019 karşılaştırmalı, Google, Alexa, SimilarWeb analizlerine göre

bottom of page