top of page

#hivbilgisi arama sonuçları

293 öge bulundu

  • Dünyanın ilk HIV pozitif kişiden HIV pozitif kişiye kalp nakli gerçekleşti

    New York'taki bir hastanede görev yapan doktorlar Ulrich Jorde, Omar Saeed, Daniel Goldstein ve nakil ekibi, Dünya tarihinin ilk HIV pozitiften HIV pozitife kalp naklini başarıyla gerçekleştirdi. Detaylar aşağıda. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Ağustos 3 , 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur.) Altmış yaşlarında olan ve ileri kalp yetmezliği olan bir kadın olan alıcıya eş zamanlı olarak böbrek nakli de yapıldı ve operasyonların tamamı sorunsuz gerçekleşti. Uzmanı Dr. Ulrich Jorde “HIV ile yaşayan insanlar önemli tıbbi gelişmeler ve ilaç tedavisi sayesinde virüsü o kadar iyi kontrol edebiliyorlar ki, bu durumla yaşayan diğer insanların hayatlarını kurtarabiliyorlar. Bu bakımdan bu ameliyat, organ bağışı tarihinde bir dönüm noktası ve bir zamanlar yasal engeller ve organ sıkıntısı nedeniyle çaresiz kalan insanlara yeni bir umut olacak” diyor. Ekipten bir diğer uzman Dr. Omar Saeed ise operasyonun multidisipliner çaba gerektiren çok karmaşık bir vakanın sonucu olduğunun altını çiziyor ekliyor; ''HIV ile yaşayan insanlara böyle bir seçenek sunmak, bağışçı havuzunu genişletiyor ve daha fazla insanın hayat kurtaran bir organa ve organ bağışı imkânına daha hızlı erişimi olacağı anlamına geliyor''. Peki, bu haber neden bu kadar önemli? Bu haberi bu kadar önemli yapan şey nedir derseniz cevabı şu; HIV ile yaşayan bireylerden organ nakli dünyanın pek çok yerinde hala yasal engeller nedeniyle mümkün değil. Bu da organ nakline ihtiyaç duyan pek çok HIV pozitifin, yaşam kalitesi sorunları yaşamasına hatta yaşamlarını kaybetmesine yol açıyor. HIV pozitif bireyler arasında organ nakli ABD'de ise sadece 10 yıl önce yasal olarak uygulanabilir hale geldi. Tarihteki iki HIV pozitif arasındaki organ nakli ise 2019 yılında gerçekleşen böbrek nakli operasyonuydu. Sonuç olarak; HIV ilaç tedavisinin öneminin ve başarısının altını çizen bu tip gelişmeler hem dünya çapında HIV'in normalleşmesine hem de dünyanın her yerindeki HIV ile yaşayanların çeşitli sebeplerle maruz bırakıldığı tıbbi, hukuksal, sosyal tüm ayrımcılık ve damgalamaların dayanaksız kalarak hızla ortadan kalkmasına katkı sağlıyorlar. Çünkü günümüzdeki etkin ilaç tedavisi sayesinde virüsü bulaştırmayan ve hatta organ dahi bağışlayabilen insanları sırf HIV pozitif oldukları için çeşit türlü ayrımcılık ve damgalamaya konu etmenin akla yatkın hiçbir gerekçesi kalmıyor. Yeni ilaç, yeni tedaviler hakkındaki tüm HIV bilimi çalışmalarını düzenli olarak takibe ve kayda değer gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla ve tüm ilgilileriyle paylaşmaya devam edeceğim. Takipte kalın. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • PrEP kılavuzu yayında

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Yayın tarihi: Temmuz 29, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur.) Türkiye'de HIV/AIDS alanında çalışan uzman derneklerinden olan AIDS ve CYBH Derneği HIVEND, HAKED, EKMUD ve KLİMİK’in oluşturduğu HIV/AIDS Platformu’nun bir yayını olan PrEP (Temas Öncesi Profilaksi - Temas Öncesi Korunma) Kılavuzu yayınlandı. Türkiye'de bir ilk olan ve hekimler arasında PrEP farkındalığının doğru bilgi ile arttırılmasına katkı sunacak olan başvuru kaynağı niteliğindeki bu önemli rehberin yazarları Deniz Gökengin, Asuman İnan, Selçuk Kaya, Hüsnü Pullukçu, Figen Sarıgül ve Yeşim Taşova, katkıda bulunanlar ise Halis Akalın, Yaşar Bayındır, Mustafa Kemal Çelen, Dilara İnan, Behice Kurtaran, Fehmi Tabak ve Serhat Ünal. Kırmızı Kurdele İstanbul Ekibi olarak HIV alanı için oldukça önemli ve gerekli olduğunu düşündüğümüz bu kılavuzun hayata geçmesi için emek HIV/AIDS Platformu’na, tüm yazarlara, editörlere ve hazırlık aşamalarında emek veren herkese yürekten teşekkür ederiz. Kılavuzu yukarıdaki görsele ya da buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

  • #AIDS2022'nin #UequalsU zirvesinde konuşmacıyız

    Bu sene Kanada'da fiziksel ve online olarak gerçekleşecek Dünya AIDS Konferansı AIDS2022 kapsamında düzenlenecek Uluslararası Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan Zirvesinin içerik destekçilerinden birisi de Kırmızı Kurdele İstanbul. Zirve kapsamında Gönüllümüz, Tedavi Aktivisti ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar ''Dünyadan zorluklar ve başarı öyküleri'' başlıklı oturumda Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan kampanyasının Türkiye ve bölgesindeki 6 yıllık serüveni hakkında bir konuşma yapacak. Zirve ajandası, online kayıt linki ve detaylar aşağıda. www.kirmizikurdele.org #belirlenemeyenesittirbulastirmayan Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü S. Yayın tarihi: Temmuz 23, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Kırmızı Kurdele İstanbul'un dünya genelinde öncü imzacılarından olduğu aktivizm kampanyası Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan (#UequalsU, #BesittirB) 105 ülkede, 1050'den fazla imzacı kurum/kuruluşa ulaştığı 6 .yılını, özel bir etkinlikle kutluyor. Bu sene Kanada'da fiziksel ve online olarak gerçekleşecek Dünya AIDS Konferansı AIDS2022 kapsamında düzenlenecek olan zirve, kampanyanın 6 yıllık serüveninden başarı ve liderlik örnekleri sergilerken, henüz başarılamayanları, mevcut zorlukları ve kampanyanın geleceğini de tartışacak. Gönüllümüz, Tedavi Aktivisti ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar ise ''Dünyadan zorluklar ve başarı öyküleri'' başlıklı 6. oturumda Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan kampanyasının Türkiye ve bölgesindeki 6 yıllık serüveni hakkında bir konuşma yapacak. Kırmızı Kurdele İstanbul, kampanyanın temelindeki güçlü bilimsel kanıtların yeni bilimsel çıktılarla destekleneceği ve dünyanın her yerinden #BesittirB mesajının herkesçe duyulması için her gün çalışan lider aktvistlerin konuşmalarıyla zenginleşecek bu önemli zirvenin destekçilerinden biri olarak Türkiye HIV topluluğunu ve Türkçeyi zirve kapsamında görünür kılmaktan ötürü mutluluk duyuyor. Uluslararası Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan Zirvesi ajandası için buraya, online kayıt için buraya, zirve hakkında tüm güncellemeler için buraya tıklayabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org #belirlenemeyenesittirbulastirmayan

  • Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı (Yazı dizisi, 3. Bölüm, 2000'ler)

    Sabancı Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi ve Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü Beste İrem Köse’nin hazırladığı bu önemli yazı dizisi “80’ler: HIV temelli damgalamanın inşası” başlıklı birinci ve ''90’lar: Dernek bazlı HIV aktivizminin doğuşu'' başlıklı ikinci bölümünden sonra 2000'li yıllardaki HIV aktivizmi hareketlerini mercek altına alıyor. Bizce, HIV ile yaşayanlar, yakınları, hekimler, alanda çalışanlar ve konuyla ilgilenen herkesin kesinlikle okuması gereken, temel başvuru kaynağı niteliğindeki bu yazı dizisinin ‘'2000'ler: Özne Odaklı Bir HIV Aktivizmine Doğru'' başlıklı 3. bölümünü de aynı heyecanla ilginize sunuyoruz. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Beste İrem Köse Yayın tarihi: Temmuz 22, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı, 3. Bölüm 2000’ler: Özne Odaklı Bir HIV Aktivizmine Doğru Yazı dizimizin 1990’lı yılları konu alan 2. bölümü, 90’lı yılların dernek bazlı HIV aktivizme ve uzun soluklu devlet-sivil toplum girişimlerine sahne olduğunu konu etmişti. 90’larda ayrıca uluslararası kamuoyunda cinsel sağlık alanında hak temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Türkiye’de anne sağlığı yerine kadın sağlığını önceleyen Birleşmiş Milletler Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansına imzacı olmak ve UNAIDS gibi uluslararası HIV aktivizmi yürüten organizasyonlarla ortak projeler yürütmek gibi hak temelli politika adımları atmıştır.[1] 2000’li yıllar ise muhafazakâr politikaların benimsenmesiyle beraber hak temelli cinsel sağlık yaklaşımında atılacak geri adımların habercisi olacaktır. 2000’lerin başında Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmek için gösterdiği çabalar, örneğin yeni derneklerin kurulmasının kolaylaştırılması, sivil toplum için elverişli koşullar oluşturmuştur. Bu gelişmelerin yanında dijitalleşmenin hız kazanması, HIV ile yaşayanların ilk özne derneği olan Pozitif Yaşam Derneğinin kurulmasına ortam hazırlamıştır. HIV ile yaşayanlar önce bir mail grubu üzerinden deneyimlerini paylaşmaya başlamış, ardından tanık oldukları hak ihlalleri üzerine harekete geçmek isteyerek dernekleşme yoluna gitmişlerdir. HIV ile yaşayanlar, aileleri ve doktorların yoğun katılım gösterdiği Pozitif Yaşam Derneği, HIV ile yaşayanlara destek sağlamak, hak savunuculuğu yapmak ve kamuyu HIV konusunda bilinçlendirmek gibi çalışmalarda bulunarak Türkiye’de HIV aktivizminin seyrini değiştirmiştir. Böylece artık HIV ile yaşayan öznelerin girişimleriyle HIV ile yaşayanları gözeten politikalar üretilmeye başlamıştır. HIV ile yaşayanların örgütlenmeye başladığı bu yıllarda aynı zamanda cinsel sağlık hakları konusunda yaşanacak gerilemenin ayak sesleri duyulmaya başlanmıştır. Örneğin, 2003 yılında hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programını takiben birinci basamakta üreme sağlığı hizmeti verme konusunda özelleşmiş Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Müdürlüğü kapatılmış ve aile hekimliği sistemine geçilmiştir. 2003 yılında hükümetin gebeliğin onuncu haftasından sonra yapılan tedavi amaçlı kürtajı kısıtlama yönündeki girişimi kadın örgütleri, tıp dernekleri ve medya tarafından itirazla karşılaşınca tasarı geri çekilmiştir.[2] Bu tür muhafazakâr politikalar 2005’te Avrupa Birliği ile olan görüşmelerin kısmen askıya alınması sonucu Avrupa Birliğine girme umudunun azalmasıyla hız kazanmıştır. Türkiye’nin adaylığının askıya alınmasının nedenlerinden biri de hükümetin zinayı suç sayma çabasıdır.[3] Cinselliği aile içine hapseden bu bakış açısı, HIV aktivizminin ne denli zor bir atmosferde yürütüldüğünü gözler önüne sermektedir. Sonuç olarak, 2000’li yılların başında HIV aktivizminin Avrupa Birliğine girme yolunda atılan özgürlükçü adımlar ve dijitalleşme sayesinde hız kazandığını ancak sonrasında Avrupa Birliği üyeliği umudunun azalmasıyla kendini göstermeye başlayan muhafazakâr eğilimler sonucunda zorluklarla karşılaştığını söyleyebiliriz. Çünkü cinselliğin aile içine hapsedilmesi, HIV’e yönelik halihazırda var olan ön yargıları artırmaktadır. Nitekim bu ön yargılar, 2010’lardan günümüze kadarki dönemi ele alacak olan bir sonraki ve son yazıda anlatılacağı üzere HIV aktivizminin önüne aşılması güç bariyerler oluşturacaktır ancak yine bir sonraki yazıda bahsedileceği gibi yıllar geçtikçe olgunlaşan ve karşılaştığı zorlukları kapasite gelişimi açısından fırsat olarak değerlendirmeyi başaran Türkiye HIV aktivizmi hareketi bu zorlukların üstesinden gelebilecek potansiyele sahiptir. (Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı başlıklı yazı dizisi 2010'lu yıllara odaklanan 4. bölümü ile www.kirmizikurdele.org ‘de devam edecek. ) www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey [1] Dağlar Çilingir, “Young Activist Perspectives towards Turkish Sexual and Reproductive Health Policy and Services: Problems, Barriers, Ideals”, Yüksek Lisans Tezi, Boğaziçi Üniversitesi, 2021, s. 32. [2] Ayşe Dayı, “Neoliberal Health Restructuring, Neoconservatism and the Limits of Law: Erosion of Reproductive Rights in Turkey,” Health and Human Rights 21, no. 2 (2019), s. 59-61. [3] Ayşe Güneş-Ayata and Gökten Doğangün, “Gender Politics of the AKP: Restoration of a Religio-Conservative Gender Climate,” Journal of Balkan and Near Eastern Studies 19, no. 6 (2017), s. 615.

  • Klinik Plus Dergisi yayın hayatına başladı

    HIV Enfeksiyonu Derneği'nin hekimlere ve sağlık profesyonellerine yönelik olarak, bilimsel, sanatsal ve güncel içeriklerle ''hem sağlığın tüm alanlarından uzmanlara HIV enfeksiyonuna yönelik güncel ve aktüel bilgileri ulaştırmak, hem de HIV’in üzerindeki negatif ve belirli bir toplum grubuna aitlik algısını yıkarak, HIV’i normalleştirmek'' hedefiyle hazırladığı Klinik Plus Dergisi yayın hayatına başladı. #hivbilgisi kaynağı #kirmizikurdeleistanbul ilk sayıya üç yazı ile katkı sunuyor. Detaylar aşağıda... #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu, Aktivist Yayın tarihi: Temmuz 20, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. HIV Enfeksiyonu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Klinik Plus Dergisi Editörü Prof. Dr. Fehmi Tabak dergiyi; ''Farkındalığı olabildiğince artırarak tanısız veya tanısı olup da tedavisiz hasta bırakmamak ana amacımız haline gelmiştir. Bunu hep beraber gerçekleştirecek güce ve cesarete sahibiz. İşte tam bu sebeple, her disiplinden sağlık meslek mensupları için Klinik Plus Dergisini yayına alıyoruz'' sözleriyle duyuruyor. *Prof. Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu'nun Pandemi Gölgesinde HIV Enfeksiyonu, *Öğr.Gör. Kln.Psk. Eda Yardımcı'nın Yeni Tanılarda Vaka Yaklaşımı, *Prof. Dr. M. Serdar Kütük'ün HIV ile yaşayan Kadınlarda Gebelik ve Doğum Eyleminin Yönetimi, *Doç. Dr. Birgül Mete'nin Pandemi Sonrası HIV Enfeksiyonuna Toplum Sağlığı Açısından Yaklaşım, *Öğr. Gör. Esra Zıvalı Bilgin'nin Güncel Tedavilerde Beslenme Alışkanlıklarına Aktüel Yaklaşım başlıklarında uzman görüşleri paylaştığı ilk sayıda, Gönüllümüz, Avukat Fırat Can Güngör, HIV ile Yaşayan Bireylerin Evlilik Akdi Süreçleri Hakkında Hekimlere Tavsiyeler Gönüllümüz, Aktivist Kağan Çavuşoğlu, Ön yargılardan Arınmış Bir Saç Ekim Kliniği ile Söyleşi, Gönüllümüz. Tedavi Aktivisti ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (B eşittir B) Hakkında 5 Soru 5 Cevap, başlıklarında, doğrudan hekimler ve sağlık profesyonelleriyle konuşan #hivbilgisi yazıları yazdılar. Türkiye'de bir ilk olarak, henüz ilk sayısı ve zengin içeriğiyle alandaki önemli bir eksikliği dolduran Klinik Plus Dergisine yayın hayatında başarılar diliyor, bu önemli projeyi hayata geçirdikleri için HIV Enfeksiyonu Derneği'ne teşekkür ediyoruz. Güvenilir #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı #kirmizikurdeleistanbul olarak Klinik Plus dergisine #hivbilgisi içeriği sağlamaya devam edeceğiz. Klinik Plus Dergisinin ilk sayısını buraya ya da yukarıdaki görsele tıklayarak okuyabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkinahersey

  • HIV ile yaşayanlarda akran danışmanlığının önemi araştırması

    Pozitif-iz Derneği'nden aktivist arkadaşlarımız, HIV ile yaşayanlarda akran danışmanlığının önemini ölçen bir araştırma kapsamındaki ankete katılımınızı bekliyor. Araştırmanın sonuçları Kırmızı Kurdele İstanbul tarafından 4 - 6 Kasım tarihlerinde 2.si düzenlenecek olan Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul'da paylaşılacak. Detaylar aşağıda. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu - Aktivist Yayın tarihi: 16 Temmuz , 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. HIV tanısı almış kişilere yönelik yürütülecek olan araştırma ile *akran danışmanlığının etkilerinin ölçülmesi amaçlanıyor. Hedef; akran danışmanlığının tanı travmasını atlatmada, HIV ile yaşamı normalleştirmede, tedaviye bağlılık ve uyumda, belirlenemeyen seviyeye erişmekte ve korumakta ayrıca psikolojik olarak sağlamlıklarına olan katkısının ölçülmesi. (*Akran danışmanlığı: HIV tanısı almış bir kişinin kendi gibi, HIV alanında çalışan bir derneğe bağlı, HIV konusunda yetkin başka bir HIV pozitiften bilgi/destek alması) Pozitif-iz Derneği, araştırmanın ana fikrini ''HIV tanısını yeni alan kişiler için HIV ile yaşamayı normalleştirmiş, HIV'e her boyutuyla hakim, HIV alanında çalışan bir dernek çatısı altında danışmanlık veren akranından destek alması çok kıymetli ve önemlidir. Bu destek, tanıdan sonra HIV ile barışmasını, hayatına nasıl devam edip yön vereceğini de belirleyen çok önemli bir destektir. '' cümleleriyle özetliyor. Araştırma kapsamındaki anketin linki 15 Temmuz 2022 – 15 Eylül 2022 tarihleri arasında açık kalacak. Anket hakkında detaylı bilgi için buraya, ankete katılmak için buraya ya da yukarıdaki görsele tıklayabilirsiniz. ''HIV ile Yaşayanlarda Akran Danışmanlığının Etkisinin Araştırması'' Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul Mikro Araştırma Fonu tarafından desteklenmiştir.

  • HIV hakkında herkesin bilmesi gereken beş #hivbilgisi

    HIV hakkında herkesin bilmesi gereken beş #hivbilgisi başlıklı bu yazımızda, HIV hakkında mantıklı ve gerçekçi bir toplumsal tartışma yapılabilmesi için herkesçe bilinmesi gereken beş şeyi, yani #hivindogrusu’nu paylaşıyoruz. Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Temmuz, 2021 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. İnsanlığın hayatına resmen girdiği ilk günden bu yana bitmeyen yoğun bir dedikodu, ön yargı ve damgalama kaynağı olan HIV'e dair en ciddi problemlerden biri de safsatalar ve bilimsel kanıtların zıttı yönünde yaygınlaşan yanlış bilgiler. Günümüzde tamamen kontrol altına alınabilinmiş ve bulaştırıcılığı tamamen durdurulabilinmiş olsa da dedikodusu bitmeyen bir konu olan HIV hakkında yanlış bilgilerden en yaygın olan 10 tanesini bir başka #hivbilgisi yazısı için seçmiş ve doğrularını HIV/AIDS ile ilgili 10 mit başlığıyla şurada anlatmıştık. HIV hakkında beş şey başlıklı bu #hivbilgisi yazımızda ise, HIV hakkında mantıklı ve gerçekçi bir toplumsal tartışma yapılabilmesi için herkesçe bilinmesi gereken şeyleri, yani #hivindogrusu’nu paylaşıyoruz. (Yazıda bahsedilen konulardan herhangi biri hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz HIV hakkında her şey sayfalarımızı ziyaret edebilirsiniz.) 1) HIV ilaç tedavisi vücuttaki virüsü tamamen kontrol altına alır ve B (belirlenemeyen) seviyeye baskılayarak –kondomsuz ilişkilerde bile- bulaştırılmasını engeller. Son yıllarda artan bir hızla devam eden çalışmalar ve Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan gibi HIV’i tamamen baskı altına alan ve HIV taşıyıcısı bireylere de hiç kimseye virüs bulaştırma kaygısı olmadan HIV taşımayan bireylerle aynı şartlarda, sağlıklı ve uzun bir ömür imkânı sunan ilaç seçenekleri var. Tüm bu ilaçlar sayesinde virüsü kimseye bulaştırmadan sağlıklı ve uzun bir ömür sürdürmek, çalışmak, HIV taşımayan çocuk sahibi olmak mümkün. Ve ne mutlu ki ülkemizde bu HIV tedavisi ilaçları tamamen ücretsiz ve erişilebilir durumda. --Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan nedir?-- 2) HIV gündelik temaslarla, sosyal ilişkilerle bulaşmaz. Endişelemeye gerek yok. HIV dokunmak, sarılmak, öpüşmek, tabak çanak paylaşmak gibi gündelik temaslar ve sosyal ilişkilerle bulaşmaz. HIV’in bulaşabilmesi kondomsuz cinsel (anal ya da vajinal) ilişki, enjektör-iğne paylaşımı, gerekli önlemler alınmadığı takdirde doğum esnasında anneden bebeğe ve/veya da bebeğe emzirme ile söz konusu olabilir. Fakat HIV taşıyan kişinin bunun farkında olması ve HIV’i baskılayan ilaç tedavisi sürdüyor olması durumunda bu senaryolara ilişkin bulaş oranları oldukça azalmaktadır. Yani yeni bulaşlar genellikle HIV taşıdıklarını bilmeyen yani düzenli test yaptırmayan insanlar kaynaklı olur. Bu yüzden tüm güvenilir rehberler her yıl en az bir kez test yaptırılmasını önermektedir. --HIV bulaş yolları-- 3) HIV herkesi etkileyebilir HIV resmi olarak 40 yıldır hayatımızda ve bu süre içinde dünyanın her yerinden pek çok insanı etkiledi. Buna rağmen bazı insanlar HIV’in sadece belli gruplarda görülen bir hastalık olduğunu, dolayısıyla kendi sorunları olmadığını düşünme eğilimindeler. Oysa küresel veriler gösteriyor ki HIV bazı bölgelerde/ülkelerde yetişkin heteroseksüel kadınları, bazılarında genç kadınları/çocukları, bazılarında yetişkin heteroseksüel erkekleri, bazılarında ise yetişkin eşcinsel bireyleri daha çok etkiliyor. Görülme sıklığını değiştiren ana etkenler ise yerel farklılıklar ya da yerel davranış alışkanlıkları. Yani HIV dil, din, milliyet, cinsiyet vb. ayırt etmeden tüm insanları etkileyebilir ve HIV’in sadece belli grupların sorunu, sadece belli gruplar için tehdit olduğu bilgisi yanlıştır. Bu yanlış bilgi sadece damgalama ve ötekileştirmeye sebep olduğu için değil, aynı zamanda HIV konusunda tedbirli davranmama eğilimini beslediği için de tehlikelidir. --HIV hakkında her şey sayfalarımız için tıklayın-- 4) HIV pozitif bireyler tamamen sağlıklı ve uzun bir ömür sürebilirler. Henüz HIV’i vücuttan tamamen atmayı, yani vücudu HIV’den tamamen arındırmayı sağlayan kesin bir tedavinin olmadığı doğru. Ancak günümüzdeki etkin HIV ilaç tedavisi sayesinde vücuttaki HIV tamamen kontrol altına altına alınabilir, HIV baskılanabilir, vücuttaki HIV B (belirlenemeyen) seviyeye indirilir ve vücutlarındaki HIV Belirlenemeyen (B) seviyede olan bireyler, kondomsuz cinsel ilişkilerde bile HIV bulaştırmazlar. Bu da, HIV pozitif bireylerin virüsü kimseye bulaştırma kaygısı taşımadan yaşayabilmelerine, çalışabilmelerine, evlenebilmelerine, seyahat edebilmelerine, HIV taşımayan çocuk sahibi olabilmelerine yani sosyal ve hukuksal olarak herkesle eşit şartlarda yaşayabilmelerine olanak tanır. Bu bilimsel gerçekler ışığında HIV ile yaşayan bireyleri, üstelik sadece bir virüs taşıdıkları için damgalamak, ötekileştirmek, suçlamak, aşağılamak son derece akıl ve çağ dışı ve vicdansızca bir davranıştır. --HIV tedavisi-- --Sıkça sorulan HIV soruları ve cevapları için tıklayın-- 5) HIV’den korunmak kolaydır ve HIV’den korunmanın birçok farklı yolu vardır. HIV çok kolay bulaşabilen bir virüs olmadığı gibi bulaş risklerini minimum düzeye indirecek oldukça etkili araçlar vardır. *Her zaman kondom bulundurup tüm cinsel ilişkilerinizde düzenli olarak kondom kullanarak ve bu konuda partnerlerinizi de teşvik ederek, *Yılda en az bir kez düzenli HIV testi yaptırarak ve bu konuda partnerlerinizi de teşvik ederek HIV taşıyıp taşımadığınızdan emin olarak, *Gerekli durumlarda temas öncesi (PrEP/TÖP) ya da temas sonrası (PeP/TSP) korunma tedavilerine başvurarak, *Eğer HIV taşıyorsanız HIV tedavisi ilaçlarınızı reçete edildikleri şekliyle aksatmadan kullanarak ve B seviyede olduğunuzdan emin olarak, *Güvenilir kaynaklardan edinilmiş ve doğrulanmış güncel #hivbilgisi’nin yaygınlaşmasına yani toplumun doğru bilgilenmesine katkı sunarak, HIV’den korunmak mümkündür. HIV gibi toplumda rahat konuşulamayan ve tabulaşmış konu/sorunlarla mücadelede tek sorumluluğumuzun kendimizi korumak olmadığını hatırlamak ve ortak sorumluluğumuzu reddetmemek çok önemli bir tutum. Çünkü *bizler birbirimizden kaçamayacağımız, iç içe geçmiş, bir arada olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz ve HIV konusunda vereceğimiz tepkiler de, bu birliktelikten ne anladığımıza bağlı. Bu yalnızca HIV ile yaşayanların değil, hepimizin sorunu. --PrEP nedir?-- --PeP nedir?-- --HIV'den korunma yolları-- --HIV hakkında her şey sayfalarımıza gitmek için tıklayın-- www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı #hivhakkindahersey *Bill Clinton

  • HIV, yaşlanma süreçlerini hızlandırıyor olabilir.

    Gönüllümüz, Tedavi Aktivisti ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar HIV’de erken tanının ve önleyici çalışmaların öneminin altını da çizen bir araştırmayı yazılaştırdı. Çalışma, HIV tanısını takip eden henüz ilk aylarda bile, virüsün DNA düzeyinde hızlandırılmış bir yaşlanma sürecini harekete geçirdiğini gösteriyor. Bu da HIV pozitifliğin olabilecek en erken aşamalarda tespitinin önemi kadar yeni farkındalık çalışmalarının ve tüm önleyici çalışmaların önemini vurguluyor. iScience Dergisinde yayınlanan çalışmanın detaylarına birlikte bakalım. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Temmuz 10, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. -HIV yaşlanmayı hızlandırıyor olabilir! Bugüne kadar HIV ile yaş alma/HIV ile yaşlanma konusunda yapılan araştırmalar, çoğunlukla yaşlanma sürecinin HIV ile yaşayan insanlardaki etkilerine sonuçlarına odaklandılar. Amerika’nın Los Angeles eyaletinde bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) yapılan bu araştırma ise konunun başka bir boyutuna odaklanıyor; acaba HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) yaşlanmayı hızlandırıyor olabilir mi? Sonuçları iScience Dergisinde yayınlanan araştırma kapsamında HIV pozitif (erkek) katılımcılardan alınan kan örnekleri, HIV negatif katılımcılardan alınan örneklerle karşılaştırıldı. Birçok farklı yaşlanma kriteri üzerinden yapılan karşılaştırmanın sonuçları ise ilginç; HIV ile yaşayanlar özellikle HIV tanısı almalarını takip eden ilk 3 yıl içinde 2 ile 5 yıl arasında daha hızlı yaşlanıyorlar. Bir başka ifadeyle 30 yaşında HIV ile enfekte olmuş birisi 33 yaşına geldiğinde, kendisi ile aynı yaştaki bir HIV negatife kıyasla 2 ila 5 yıl oranında daha fazla yaşlanmış (görünüyor/yaşlanmanın fiziksel etkisini) hissediyor olabilir. Araştırmayı konu edinen makalenin şef yazarı, *Psikonöroimmunoloji Uzmanı Elizabeth Crabb Breen “Çalışma, HIV ile enfekte olmayı takip eden ilk aylarda bile, virüsün DNA düzeyinde hızlandırılmış bir yaşlanma sürecini harekete geçirdiğini gösteriyor. Bu da HIV pozitifliğin olabilecek en erken aşamalarda tespitinin önemi kadar yeni HIV bulaşlarını henüz oluşmadan önlemenin değerini de vurguluyor’’ diyor. Yani evet, erken tanı ve hızlı tedavi başlangıcı her zamanki kadar önemli ama odaklanılması gereken esas konu virüs ile enfekte olmamak. Bu da sadece bu alanda çalışan aktivistlerin, sivil toplum kuruluşlarının, hekimlerin, devletin değil, en başta kişinin kendi çabası, kendi sağlığına değer vermesi ve özen göstermesi ile mümkün olabilecek bir şey. Araştırma kapsamında yarısı HIV pozitif yarısı HIV negatif toplam 204 kişiden kan örnekleri alındı ve bu örnekler belli bir süre sonra çeşitli kan testlerine tabi tutularak, yaşlanmanın etkileri açısından önemli göstergeler olan **epigenetik ve ***metilasyon döngüsü gibi belirleyici açılardan karşılaştırıldı. (*Psikonöroimmünoloji, psikolojik süreçler ile insan sinir ve bağışıklık sistemi arasındaki etkileşiminin disiplinlerarası yaklaşımdır. **Epigenetik: Biyolojide, DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama aynı zamanda ırsi olan, gen ifadesi değişikliklerini inceleyen bilim dalı. ***Metilasyon insan vücudunun en temel metabolik fonksiyonlarından biridir ve her bir dakikada bir kez gerçekleşir Metilasyon döngüsü denilen bir dizi reaksiyonlar zinciriyle vücudumuzda DNA aktivasyonu ve onarımı, hormon sentezi ve yıkımı, ağır metal ve toksinlerden arınma, enerji üretimi, stres cevabının düzenlenmesi gibi olaylar gerçekleşir) Karşılaştırmanın sonuçları ise şaşırtıcı; HIV pozitif kişiler özellikle HIV ile enfekte olmalarını takip eden ilk 3 yıl içinde, yaşlanmanın etkisini daha fazla hissediyorlar ve 2 ile 5 yıl arasında daha hızlı yaşlanıyorlar. Bu çıktıyı doğrulamak için tahlillere tabi tutulan 102 kişilik kontrol grubunda ise hızlı yaşlanma olarak değerlendirilebilecek hiçbir gösterge yoktu. -Peki bu araştırma ne işe yarayacak? Bence en önemli ve cevabıyla en çok ilgilenilen soru bu. Çünkü HIV ile yaşayan ve bu yazıyı okuyan birisi ‘’demek ben daha hızlı yaşlanacağım’’ diye düşünüp karamsarlığa kapılabilir. Kapılmasınlar. Çünkü; her şeyden önce, araştırma ekibinin de söylediği gibi bu sadece 204 kişi ile yapılmış küçük bir çalışma. Ayrıca bu 204 kişinin tamamı erkek ve bu kişiler sadece belli bir bölgeden seçilmişler. Yani ne biyolojik, ne bölgesel, ne ekonomik, ne etnik vb. farklılıklar kapsanmamış. Dolayısıyla bu sadece bir başlangıç verisi. Çalışmadan elde edilen ilk veriler, aynı çalışmayı daha kapsayıcı bir biçimde yapmak için kullanılacak ve her iki çalışmadan elde edilecek veriler HIV ile yaşayan bireylerde yaşlanma etkilerinin kolayca yönetilmesini sağlayacak yeni nesil ilaçlar ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesinde kullanılacak. Ayrıca sağlıklı beslenme, düzenli uyku, düzenli spor, stres yönetimi gibi basit yaşam biçimi değişiklikleri ile yaşlanma süreçlerin başarıyla yönetmenin ve hatta yaşlanmanın etkilerini tersine çevirmenin mümkün olduğu da hepimizin her daim aklında olmalı. Yeni ilaç, yeni tedaviler hakkındaki tüm HIV bilimi çalışmalarını düzenli olarak takibe ve kayda değer gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla ve tüm ilgilileriyle paylaşmaya devam edeceğim. Takipte kalın. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı (Yazı dizisi, 2. Bölüm, 90'lar)

    Sabancı Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi ve Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü Beste İrem Köse’nin hazırladığı bu yazı dizisinin “80’ler: HIV temelli damgalamanın inşası” başlıklı birinci bölümü 80’li yıllarda HIV temelli damgalama ve ayrımcılığın temellerinin nasıl kurumsallaşmış homofobiden beslendiğini ve HIV ile yaşayan öznelerin sesini duyamamamızın 1980 darbesini takip eden baskıcı politikalarla oldukça ilişkili olduğunu göstermiştir. 90’lar: Dernek bazlı HIV aktivizminin doğuşu başlıklı bu ikinci bölüm ise doktorların başını çektiği ilk HIV derneklerine odaklanarak, günümüzün özne derneklerinin nasıl bir mirası devraldıklarının izini sürüyor. Bizce, HIV ile yaşayanlar, yakınları, hekimler, alanda çalışanlar ve konuyla ilgilenen herkesin kesinlikle okuması gereken bu yazı dizisinin ‘Dernek bazlı HIV aktivizminin doğuşu’ başlıklı ikinci bölümünü de aynı heyecanla ilginize sunuyoruz. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Beste İrem Köse Yayın tarihi: Haziran 27, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı, 2. Bölüm 90’lar: Dernek bazlı HIV aktivizminin doğuşu 1990’larda başlayan dönem, aktivist Dr. Muhtar Çokar tarafından sivil toplum kuruluşlarının alanda önemli aktörler haline geldiği dönem olarak nitelendiriyor.[1] Nitekim bu yıllarda yaşanan hak ihlallerine karşı bir araya gelen gruplar, insan haklarını merkeze alan bir aktivizm yürütmüşlerdir. Bu bağlamda kadın hareketi, LGBTI+ hareketi, çevreci hareket ve öğrenci örgütlenmeleri görünürlük kazanmıştır.[2] Bu hareketlerle eş zamanlı olarak 1991 yılında İzmir’de yalnızca HIV ile mücadeleyi merkezine alan ilk dernek olan AIDS ile Mücadele Derneği kurulmuştur. 1992 yılında ise İstanbul’da etki alanı daha geniş olan AIDS ile Savaşım Derneği kurulmuştur. Doktorların, avukatların ve dönemin entelektüellerinin başını çektiği bu dernekler[3] kısa zamanda prestij kazanarak çoğu doktorun üye olmaya çalışacağı dernekler haline gelmişlerdir.[4] Dahası, AIDS ile Savaşım Derneği Sağlık Bakanlığı ile yakın ilişkiler yürüterek projelerine finansman bulmayı başarmıştır.[5] Ancak anahtar nüfusların yönetim kurulundaki temsiliyeti gibi konularda olan anlaşmazlıklar derneğin dağılmasına ve etkisiz hale gelmesinde rol oynamıştır. Bu türden kimlik krizlerini devletle kurulan yakın ilişkilerin yarattığı imkân ve sınırlamalardan bağımsız düşünemeyiz. 1990’lar aynı zamanda Zülfükar Çetin’in ilk lobicilik girişimi olarak nitelendirdiği TAPV tarafından sunulan ilk HIV eylem planına ve ardından kurularak 2007 yılına kadar toplantılarına devam edecek olan Ulusal AIDS Komisyonuna da sahne olmuştur.[6] Bu sivil toplum-devlet girişimlerini değerlendirirken, sivil toplumun tıbbi yetkinliğini ön plana çıkarmasını ve bunun yarattığı meşruiyeti gözden kaçırmamak gerekir. Dönemin sivil toplum gelişmeleri, küresel STK’laşma eğilimleriyle de sıkı etkileşim içindedir. 1980’lerden itibaren Birleşmiş Milletler, insan hakları, kadın hakları ve çevre gibi konularda sorumluluğu sivil toplum kuruluşlarına yüklemeye başlamıştır.[7] Böylelikle demokratikleşme süreçlerinde önemli bir rol oynamaya başlayan STK’lar[8], dernek çerçevesi altında aktivizm yapmaya başlamıştır.[9] Aktivizmin bu türü, siyasi baskı dönemlerinde bir tür hayatta kalma yöntemi de sunmaktadır.[10] HIV hareketinin dernek çerçevesi altında aktivizm yürütmeye başladığı bu dönemde medya HIV’e yönelik kaygıları kızıştırarak HIV ile yaşayanlara yönelik damgalamayı beslemeye devam etmiştir. Örneğin, Uğur Dündar’ın Arena programında gösterilen, HIV ile yaşayan bir seks işçisi ve kamyon şoförü arasındaki pazarlığı konu alan ünlü sahne, bir jenerasyonun HIV’i ahlaki bir krizle eşdeğer görmesine katkıda bulunmuş olabilir. Nitekim bu türden bir medya temsili sansasyon yöntemine başvurarak halihazırda damgalanmış gruplar olan HIV ile yaşayanlar ve seks işçilerini tekrar damgalamaktadır. 1990’larda seks işçiliğine yönelik damgalama, Sovyetler Birliğinden göçen ve özellikle Doğu Karadeniz’de seks işçiliği yapan kadınlar bağlamında oldukça yaygınlaşmıştı. Bu kadınlar yalnızca ülke sınırlarına “HIV taşımakla” değil aynı zamanda ülke ahlakını bozmakla da suçlanıyorlardı.[11] Tüm bunların ışığında 1990’ları HIV temelli damgalamanın özellikle anahtar nüfus için devam ettiği ancak aynı zamanda küresel STK’laşma eğilimleriyle ilişkili olarak dernek çerçevesi altında bir HIV hareketinin temellerinin atıldığı bir dönem olduğunu görebiliriz. Burada bahsedilen HIV hareketinde özne temsiliyetinin oldukça sınırlı olduğunu göz önünde bulundurursak, kendi üzerine söz söyleyen ve kolektif olarak politika üreten bir özne hareketine ne kadar ihtiyaç duyulmuş olduğu açıktır. Nitekim, bir sonraki yazıda anlatılacağı üzere 2000’li yıllar, bu ihtiyaca cevaben doğan özne derneklerine sahne olacaktır. (Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı başlıklı yazı dizisi 2000'li yıllara odaklanan 3. bölümü ile www.kirmizikurdele.org ‘de devam edecek. ) www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • HIV ile yaşarken yaşam kalitesini yükseltmeye yardımcı olabilecek 10 ipucu

    Yayına hazırlayan: Fatih Egelioğlu, Aktivist Güncelleme tarihi: Haziran, 2022, (İlk yayın tarihi: Mayıs, 2016) (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Aktivist Fatih Egelioğlu tarafından (şu yazı kaynak alınarak) Kırmızı Kurdele İstanbul için derlenen bu #hivbilgisi yazısı HIV ile yaşayanlar için kaliteli yaşam tavsiyeleri içeriyor. Modern tedavi ve sağlık hizmetlerine erişebilen HIV pozitifler için, HIV'i yönetmek sadece hayatta kalmak değil, aynı zamanda kaliteli bir yaşam sürdürebilmek anlamına geliyor.. Fakat "kaliteli'' yaşam" tam olarak ne demek? HIV ile yaşayan bir birey fiziksel ve ruhsal sağlığını en iyi seviyeye çıkarmak için hangi adımları atmalı? #hivhakkindahersey temasıyla 2016 yılından bu yana kesintisiz sürdürdüğümüz yayınlarla güvenilir #hivbilgisi kaynağı olan sayfalarımızda bu kez, HIV ile yaşarken yaşam kalitesinin yükseltilmesine yararı olabilecek on öneri sıraladık. Elbette bu önerilerin tamamının herkes için uygun olamayabileceğinin, ya da hayata geçirmek istenilse bile uygun koşulların oluşmamış olabileceğinin farkındayız. Fakat iyi bir tedavinin, tedavi başarısı ve bütüncül sağlığın da aşağıdaki önerileri elden geldiği ölçüde uygulamakla mümkün olduğunu da biliyoruz. Bu önerileri bu bilgi ve inançla paylaşıyoruz. Ne kadarını uygulayabilir, hayatınıza alabilirseniz kârdır. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivindogrusu ___ -- Önce yaşam amacınızı belirleyin Sizi heyecanlandıran, mutlu eden şeyleri yapmaya özen gösterin. Yeteneklerinizi ve doğanızı yeniden keşfedin veya yenilerini geliştirmek için kendinize zaman tanıyın. Diğer insanlara ve topluma yararlı olmak (yardım etmek, hizmet etmek) için zaman yaratın. HIV tanısını takip eden ilk günlerde veya yavaş yavaş zaman içinde, HIV ile yaşayan kişiler varlıklarını yeniden sorgularlar. Uzun yıllardır HIV takibi yapan bir uzman hekim "bir amaca sahip olmak, daha az stres, gelişmiş sağlık durumu ve genel sağlık-iyilik duygusu ile iç içedir." diyor. Şok, utanç ve damgalama bunların tüm dengesini bozabilir. Aynı zamanda aynen tüm bu engeller bunların hepsini daha da önemli kılarak, bunların arasında bir yerde kendinizi bulmanızı ve güven kazanmanızı sağlar. -- Sigarayı bırakmak iyi bir fikir olabilir Sigara içiyorsanız, sigarayı bırakmanıza destek olmaya çalışan sonsuz çabaları görmüş ve duymuşsunuzdur. Belki sigarayı bırakmayı denediniz ama yürümedi. Belki doğru zamanı bekliyorsunuz. Belki de bunu önemli, hatta gerçekçi bulmuyorsunuz, çünkü hayatınız olduğu gibi devam ediyor. Bunlardan herhangi birini hissediyor ya da düşünüyorsanız; yalnız değilsiniz. 2013 yılında yapılan bir araştırmaya göre ABD'deki HIV ile yaşayanların %42'si genel topluma göre iki kat daha fazla oranda sigara içiyor. Bu araştırmaya bakarak denilebilir ki; sigarayı bırakmak HIV ile yaşayan kişiler için daha zor gibi görünüyor. Ancak sağlığınızı önemsiyorsanız (aksi halde bunu okumazdınız), elinizdeki sigarayı söndürmekten daha önemli bir ilk adım olamaz. Tek başına sigara, hayat sürenizi HIV'in kendisinin neden olabileceğinden daha çok kısaltır ve sigara içen HIV ile yaşayanların kalp krizi, akciğer kanseri ve zatürre riski, sigara içmeyen HIV ile yaşayanlarla karşılaştırıldığında önemli ölçüde büyüktür. Yeni araştırmaların da kabul ettiği gibi, HIV ile yaşayanların, çoğunlukla sağlık profesyonellerinin desteği ile takip edebileceği ve onları sigarasız bir hayata ulaştıracak iyi tanımlanmış yollar var. Örneğin elektronik sigaralar gerçek sigaralara göre belki daha az ölümcüller ama onların çok iyi alternatifler olduğunu söyleyemeyiz. (1*) (1*) Türkiye'de elektronik sigara satışı yasaklanmıştır. -- Çalışın, bir şeyler üretmeyle meşgul olun Bu yazıyı Kırmızı Kurdele İstanbul için derleyen gönüllümüz, "son zamanlarda HIV ile ilgili bir yazı kaleme alamadım." diyor. "Bilmiyorum neden ama çalışma hayatı içinde, sanki artık HIV ile yaşadığımı unutuyorum''. Bir iş sadece para sağlamaz, doğru iş aynı zamanda iyi bir ruh hali getirir. Amacınızın olduğu duygusu (ki bundan daha önce söz ettik) sağlığınız için iyi etkiler de yaratır. Bazen çalışma hayatı ve HIV, özellikle damgalama ve ayrımcılık çirkin yüzünü göstermeye başladığında bir arada daha zor idare edilir olabilir. Fakat, HIV ile yaşayan bireylere ayrımcılık uygulamak hukuken yasaktır. Gelişmiş ülkelerde kişilerin eğitim almaları, iş bulma ve işlerini sürdürme konusunda destek bulmaları konusunda bir çok kaynak vardır. (2*) (2*) Türkiye'de yasalara göre HIV ile yaşayan kişilere ayrımcılık uygulanamasa da, gelişmiş ülkeler seviyesine erişmek için hala uzun bir yol alınması gerekiyor. -- Gerekli temel besin ve mineralleri alın Bizi sağlıklı tutmak için tükettiğimiz besinlerin önemini gözden kaçırmak kolaydır. Ancak iyi beslenme (doğru çeşitte ve doğru miktarda besin alma) beraberinde kilo yönetimi, enerji, daha güçlü bağışıklık sistemi ve (kalp, kemik vb.) doğru organ fonksiyonları bağlamında sağlık için büyük faydalar sağlar. Hatta HIV'in o veya bu şekilde sebep olabileceği diğer sağlık sorunlarının oluşumunu da azaltır. HIV tedavi hizmetleri sunan uzman hekimlerm HIV ile yaşayanlar için farklı beslenme önerileri bulunmakta. Ancak tamamının üzerinde anlaştığı konu; düzenli e sağlıklı beslenme alışkanlıklarının HIV pozitifler için çok önemli olduğu. "Daha fazla ilaç ve/ya da takviye yazmak yerine, beslenme alışkanlıklarını değiştirerek kişinin sağlık problemlerini düzelttiğimizde kendimi mutlu hissediyorum." diye ekliyor Dr. Joanna Eveland. -- Takviye ilaçlar/vitaminler konusunda dikkatli olun Hap formundaki vitamin, mineral veya diğer destekleyicilerin bir çok kişinin günlük diyetlerinin önemli bir parçası olarak düşündüğünü söyleyebiliriz. Bu bazı durumlarda doğru da olabilir (örneğin doktorlar tarafından reçetelendirildiğinde veya düzeltilemeyen bazı eksikliklerin tedavisi için). HIV takibi yapan uzman doktorların ve #kirmizikurdeleistanbul'un eğilimi ise gelişigüzel, uzmana danışmadan ve görüş almadan kullanılan diyet destek ürünlerinin iyi bir fikir olmadığı ve HIV tedavisi altındayken bunların kullanımının kendileri ile konuşulması gerektiği yönündedir. Kesinlikle doğru vitamin ve destek karışımı sağlıklı bir diyeti tamamlayabilir ve kronik sağlık sorununun yarattığı uzun süreli yan etkiler ile mücadele etmeye yardım edebilir. Fakat önemli olan gerçekten güvenilir destek ürünleri alıp almadığınız ve ödediğiniz paraya değip değmediğidir. Ek olarak, bir çok destek ürünü HIV ilaçları ile potansiyel olarak etkileşebilir. İşte bu, onları kullanmanız konusunda doktorlarınıza danışmanızı gerektiren en önemli nedendir. Ve tabi ki, HIV ilaçlarını bırakıp destek ürünleri almak hiç iyi bir fikir değildir. Başarılı bir HIV tedavisi sırasında gerekli besin desteklerini sağlayacak yöntemler bulunur. -- Stresinizi yönetmek için bir şeyler yapmayı deneyin Söylemenin yapmaktan kolay olduğunu biz de biliyoruz. Stres neredeyse hepimiz için günlük bir gerçek ve travma. HIV ile yaşayan kişilerin hayat hikayelerinde ise epey önemli ve belirleyici bir etken. Gerek günlük küçük bir kızgınlık veya çileden çıkaran büyük bir olay olsun, stres sadece moralinizi etkilemekle kalmaz, yaşam kalitenizi de etkiler. Araştırma, örneğin stresin viral yükünüzü ve CD4 sayınızı etkilediği sonucunu ileri sürer (zaten bunlar birbirleri ile ilgili konulardır). Kendi zihinsel sağlığınıza dikkat etmek (endişe, depresyon, travma ve HIV ile yaşayanlarda sıkça rastlanan sorunlar) HIV'i daha iyi yönetmenizi ve daha renkli/sağlıklı bir hayat sürmenizi sağlayabilir. Bu nedenle stresi durdurmak, nelerin strese neden önemli olduğunu ve onun üzerinizdeki olumsuz etkisini azaltmak için pratik önlemler almak önemlidir. Esinlenmek ve destek alabilmek için, endişeyi/kaygı (anksiyete) ile başa çıkmış olan HIV ile yaşayan diğer kişilerin hayat hikayelerini okumak iyi bir yol olabilir. -- Büyük sağlık resmini görün Fırsatçı bir enfeksiyon geliştirerek, "AIDS nedeniyle'' birinin hayatını kaybetmesi gittikçe daha az duyulan bir şey oldu artık. Bunun yerine, HIV ile yaşayan kişiler hasta olduklarında, kanser, kalp problemleri, organ hasarları (karaciger, böbrek ve kemikler gibi) herkesle aynı veya benzer biçimlerde sağlık sorunları yaşamaktalar. HIV'in diğer sağlık sorunlarına etkisi ile ilgili bir çok tartışma hala sürmekte. Ancak hiç şüphe yok ki, düzenli sağlık kontrolleri ve çeşitli belirtilere ilgi göstererek, ek sağlık sorunlarını büyümeden önlemekle kalmaz, problem ortaya çıkınca çabuk ve etkili tedavi olanağı sağlarsınız. -- Herkesten önce kendinizi sevin HIV pozitif olup olmamaktan bağımsız olarak herkes, sevilmeyi ve destek gördüğü bir ilişkiyi hak eder (Konuyla ilgili bir başka #hivbilgisi yazımız olan ‘HIV pozitif partnerinizi desteklemenin beş yolu’ nu buraya tıklayarak okuyabilirsiniz). Tacizkar, saldırgan ve sağlıklı olmayan ilişkiler kişilerin hayatlar kalitesini düşürürler, ancak bazı ilişkilerin ardından insanlar artık onları kimsenin istemeyeceği korkusuna kapılabilirler. Duygusal ilişki, aile bağları, yakın arkadaş çevresi veya bir destek grubundan gelen saf destek sağlığınız ve kaliteli hayat sürdürebilmeniz için çok çok değerlidir. Ancak bu değer her şeyden önce kendinizi sevmek, sevilmeye ve saygıya değer olduğunuzu bilmekle başlar. Aynı şekilde, nasıl, ne zaman ve kime HIV pozitif olduğunu söyleyeceğini anlamaya çalışmak mayın tarlasında yürümek gibi bir his verebilir ancak bu kendinizde bu gücü bulduğunuzda başlar. (Bu konu hakkındaki ‘HIV tanısını paylaşmak’ başlıklı #hivbilgisi yazımızı buraya tıklayarak lokuyabilirsiniz.) -- Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları (CYBE) önleyin/tedavi ettirin Tabii ki HIV'in kendisi de cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Ancak bu, HIV ile yaşayanlar tarafından düşünülmesi gereken konu değil. Belirlenemeyen düzeyde viral yük'e sahip olmak, cinsel yolla HIV bulaştırma riskini sıfıra indirmek demekse de, başka cinsel yolla bulaşan hastalıkları edinebilir ve bulaştırabilirsiniz. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar HIV ile yaşayan kişilerde ve özellikle erkeklerle seks yapan erkeklerde yaygın olarak görülebilir. Bunların çoğu kolaylıkla saptanabilir ve tedavi edilebilir. Aksi halde, teşhis ve tedavi edilmezlerse, bu cinsel yolla bulaşan hastalıklar ciddi sorunlara yol açabilirler. Örneğin HPV, HIV ile yaşayan kişilerdeki en çok görülen ve kansere yol açabilen bir etkendir. Cinsel yöneliminiz ve pratikleriniz ne/nasıl olursa olsun, HIV ile yaşayan kişiler için cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi ve tedavisi ile ilgili büyük miktarlarda bilgi ve öneri bulunmaktadır. -- Alkol ve uyuşturucu madde kullanımını durdurun Günümüzün HIV ilaç tedavisi yaklaşımında (alkol, sigara vb.) bağımlılık ve HIV belli bir ilişki içinde ele alınıyor ve HIV ile yaşayan birinin tercihen hiçbir bağımlılığının olmaması arzu ediliyor. Onları birbirlerinden ayırmak için bir yol bulmak zorunda olmak, belki de HIV ile yaşayan bir kişi için en zor konulardan biridir. HIV ile ilgili bazı (ingilizce) internet sitelerinde, madde kullanan HIV ile yaşayan kişilerin hikayeleri bulunmaktadır (Elbette bu, HIV ile yaşayanların mutlaka madde bağımlısı kişiler olduğu anlamına gelmez). HIV ile yaşayan bir kişinin hayatının süresini kısaltan, yoğun alkol (ve uyuşturucu) kullanımı gibi çok az faktör bulunmaktadır. Bu alışkanlıklar önlendiğinde, kişinin hayatı hızlı ve büyük bir iyileşme gösterir. Tabii doğal olarak ailesinin, arkadaşlarının, yakın çevresinin yani tüm diğer sevdiklerinin de... www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Saygın HIV kongrelerinden HIV Glasgow'un bilim kurulunda bir Türk aktivist

    Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü F. Yayın tarihi: Haziran 20, 2022 Herkes için #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Bu kısa yazıyı, Türkiye HIV aktivizmi tarihi ve HIV topluluğu açısından önemli bir ilk olan bir gelişmenin gururuyla paylaşıyoruz; Gönüllümüz, Tedavi Aktivisti ve Topluluk Yazarı Arda Karapınar, HIV dünyasının bilimsel seviyesi yüksek ve saygın kongrelerinden biri olan HIV Glasgow Drug Therapy'nin 2022 edisyonunu bilim kurulunda. Geleneksel olarak İrlanda'nın Glasgow şehrinde her iki senede bir düzenlenen ve özellikle HIV ilaç tedavisindeki gelişmelere odaklanan üst düzey bilimsel bir kongre olan HIV Glasgow bu yıl 23-26 Ekim tarihlerinde ve hibrit (hem fiziksel hem online katılıma açık) olarak düzenlenecek. Kurucumuz ve Gönüllümüz Arda Karapınar Dünyanın farklı ülkelerinden saygın adakemisyenler, hekimler ve aktivistlerle birlikte HIV Glasgow 2022'nin (bu linkte bulabilecek olan) bilimsel programının oluşturulmasında gönüllü olarak görev alacak. Bilimsel seviyesi yüksek bir kongrede, Dr., Profesör vb. akademik ünvânları olan akademisyenler arasında sadece aktivist sıfatıyla bilim kuruluna seçilen gönüllümüzü tebrik ediyor ve bu başarının Türkiye HIV topluluğu ve aktivizmi için çok daha büyük uluslararası başarılara vesile olmasını diliyoruz. (Not: HIV Glasgow 2022 Bilim Kurulu üyeliği gönüllü bir üyeliktir ve gönüllümüz HIV Glasgow 2022 Bilim Kurulu üyeliği karşılığında hiçbir ücret almamaktadır. Bu bilgi HIV Glasgow Organizasyon Komitesinden doğrulanabilir.) www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey

  • Gen editleme teknolojisi HIV'e çözüm olabilir mi?

    Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Haziran 15, 2022 Herkes için #hivbilgisi kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Tel Aviv Üniversitesinde yapılan ve erken sonuçları geçtiğimiz günlerde Nature Dergisinde yayınlanan bir araştırma HIV kesin tedavisi yolunda yeni bir heyecan yarattı. İsrail ve ABD'den bilim insanlarının oluşturduğu geniş bir araştırma ekibinin ortak eforu olan çalışmanın temelinde nobel ödüllü *CRISPR teknolojisi var. (* CRISPR: Clustered Regularly Interspaced Short Palindromic Repeats, Türkçesi Düzenli Aralıklarla Bölünmüş Palindromik Tekrar Kümeleri. Bilim insanlarının, canlıların DNA’larında hedefli ve hassas değişiklikler yapmasına imkân sağlayan bir gen düzenleme yöntemi. Detaylı bilgi için tıklayın.) Çalışmada test edilen ve Nature Dergisindeki makaleye konu olan yaklaşımı; insan vücudu içinde yeni *B hücreleri üretmek ve bu hücrelerin HIV'i yok edecek antikorlar üretmesini sağlamak olarak özetlemek mümkün. (*B hücreleri (B lenfositler), antikor denilen maddeler üreterek vücudun humoral (sıvısal) savunmasını gerçekleştirmektedir. Humoral savunma ile vücut kendisini serbest bakteriler ve virüslerin oluşturduğu moleküller ile birlikte çeşitli antijenlere karşı koruma altına alır. Detaylı anlatım için tıklayın) Çalışmada test edilen yaklaşım belki kulağa kolay bir yöntem gibi gelebilir ama değil. Bugüne kadar sadece bir kaç çalışma B hücresi üretebilmeyi -o da vücut dışı ortamlarda- başardı. Bu çalışma insan vücudunda B hücresi üretilebilmiş olması bakımından önemli. Araştırma ekibinden Dr. Adi Barzel'de özellikle aynı noktanın altını çiziyor ve ekliyor; ''Biz tek seferlik bir enjeksiyonla HIV'i yenebilecek ve HIV ile yaşayanların hayatlarında muazzam bir iyileşme sağlama potansiyeline sahip oldukça yenilikçi bir tedavi geliştirdik.'' Henüz ilk aşamalarından birisi tamamlanan çalışma uzun bir süre daha devam edecek ve nihai sonuca ulaşması ortalama 10 - 12 yılı bulabilir. Her ne kadar uzun bir süre gibi görünse de, bu çalışmanın, en erken aşamalardan birinde verdiği sonuç oldukça heyecanlandırıcı ve ümit verici. Ancak HIV'in kesin tedavisi hedefinde yolun uzun olduğunu ve kat edilmesi gereken oldukça fazla mesafe olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekir. Bu yüzden, benzeri tüm çalışmalardan gelen tüm verilere sağduyulu ve temkinli yaklaşmanın, erken ve gereksiz heyecanlara kapılmaktan daha doğru ve gerekli olduğunun altını özellikle çizmek isterim. Dünya çapındaki tüm HIV tedavisi çalışmalarını ve HIV bilimini yakından takip etmeye ve kayda değer tüm gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla paylaşmaya devam edeceğim. www.kirmizilkurdele.org #hivhakkindahersey (Görselin kaynağı; NIH)

  • Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı (Yazı dizisi, 1. Bölüm, 80'ler)

    Sabancı Üniversitesi öğrencisi ve Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü Beste İrem Köse’nin hazırladığı bu yazı dizisi, Türkiye’de kamuya duyurulmuş ilk HIV ile yaşayan kişi olan Murtaza Elgin’in yaşadığı HIV temelli ayrımcılıktan günümüzde HIV ile yaşayanların COVID-19 pandemisini nasıl deneyimlediğine kadar olan tarihi süreçte HIV aktivizminin oynadığı rolü ve sosyolopolitik bağlamını anlatmayı hedefliyor. 80’ler, 90’lar, 2000’ler ve 2010 sonrasına odaklanan dört ayrı yazıdan oluşan bu yazı dizisi, günümüz HIV aktivizminin tarihsel bağlamından kopuk olarak değerlendirilemeyeceğini savunuyor ve HIV temelli ayrımcılığa karşı koyarken, bu tarihin bizlere ışık tutabileceğini öne sürüyor. Bizce, HIV ile yaşayanlar, yakınları, hekimler, alanda çalışanlar ve konuyla ilgilenen herkesin kesinlikle okuması gereken bir yazı dizisi. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Beste İrem Köse Yayın tarihi: Haziran 12, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı -80’ler: HIV temelli damgalamanın inşası- Dünya medyasında ilk olarak “Gay bağlantılı bağışıklık yetmezliği (GRID)” adlandırmasıyla kendine yer bulacak olan AIDS’in bir “kriz” olarak anılmaya başladığı 80’li yılları analiz etme çabasına girişmeden önce Türkiye’nin cinsel ve üreme sağlığı politikaları tarihinin önemli kırılım noktalarına göz atmak şarttır. 1911 ve 1923 yılları arasında yaşanan 1. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve çeşitli salgınlar sonucu yaşanan nüfus kaybını telafi etmek için hayata geçirilen ve doğurganlığı teşvik eden politikaların etkileri 1965 yılına dek sürmüştür.[1] Uygulanan kürtaj yasağı, evlilik yaşının düşürülmesi, ailelerin en az beş çocuk yapmaya teşvik edilmesi gibi politikalar anne ve bebek ölümü gibi sonuçlar verince doktorlar, akademisyenler ve sağlık alanında çalışan dernekler harekete geçerek birinci Beş Yıllık Kalkınma Planının nüfus artışını dengeleyici bir çizgide hayata geçmesinde rol oynamışlardır.[2] Ancak anne ve bebek ölümlerinin anlamlı ölçüde azalması, önde gelen sağlık ve aile planlama derneklerinin 1983 yılında talebe bağlı kürtajın önünün açılmasını sağlamasıyla gerçekleşmiştir.[3] Türkiye’de cinsel ve üreme sağlığı politikalarında bu değişiklikler yaşanırken Amerika Birleşik Devletlerinde, ilk önce “5 genç homoseksüel erkekte” rastlandığı rapor edilen, ardından insan bağışıklık yetmezliği sendromu, yani AIDS adını alan sendrom hızla heteroseksüellerde de görülmeye başlamasına rağmen “gay kanseri” gibi yakıştırmalarla anılmaya başlamıştır.[4] Takip eden yıllarda homofobik sağ grupların liderleriyle stratejik dirsek temasını sürdüren Reagan hükümetinin, 20.000’den fazla insanın hayatını kaybettiği 1987 yılına dek AIDS sözcüğünü dahi telaffuz etmemesi de şaşırtıcı değildir.[5] Bu yıllarda benzer bir kayıtsızlığı Türkiye’de de görmek mümkündür. Nitekim 1985 yılında Sağlık Bakanı Mehmet Aydın, AIDS’i bir “homoseksüel hastalığı” olarak tanımlamış ve Türk toplumunun gelenek görenekleri, dini değerleri, ahlak anlayışı ve aile değerleriyle bu hastalığa bağışıklığı olduğunu söylemiştir.[6] “Ahlaklı Türk toplumu” ve “ahlaksız Batı” arasında çizilen bu sembolik sınırın[7] yanı sıra, AIDS ile homoseksüelliği eşitleme çabası İstanbul Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’ın 1985 tarihli şu açıklamasında adeta vücut bulmuş haldedir: “AIDS, Allah’ın eşcinsellere verdiği cezadır”.[8] 2 Kasım 1985’te Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan “İşte AIDS’li Türk” başlıklı haberle birlikte Murtaza Elgin, doktoru Hüseyin Sipahioğlu tarafından tamamen etik dışı bir şekilde ifşa edilmekle kalmamış,[9] kısa süre içinde mesleği ve evliliği gibi kişisel bilgileri kısa süre içinde basına servis edilmiş ve bir sansasyon malzemesi haline getirilmiştir.[10] Gazeteler Elgin’in homoseksüel ilişkilerde bulunmuş olabileceğini ima etmiş, hatta Hürriyet gazetesi Elgin için “Seks yapmayı bırakmalı” demiştir.[11] Almanya’ya gidecekken havaalanında tutuklanan ve zorla karantinaya sokulan Elgin nihayetinde Almanya’ya gidip HIV negatif olduğunu belgeleyen test sonuçlarıyla dönmüş ancak 1992 yılında AIDS ile bağlantılı fırsatçı bir enfeksiyon nedeniyle hayatını yitirmiştir.[12] Elgin’in cenazesi de, tıpkı yaşarken olduğu gibi şiddete maruz kalmıştır. Öyle ki, bir avuç insanın katıldığı cenazesi çinko tabuta konularak kireç kuyusuna gömülmüştür.[13] Elgin’in hem yaşarken ve hem de ölüyken deneyimlediği bu şiddet sarmalı, sağlıktan sorumlu kurumların ve halka doğru bilgiyi sağlamakla yükümlü olan medya kuruluşlarının bu sorumlulukları üzerlerinden bir çırpıda atarak HIV ile mücadeleyi bireylerin sırtına nasıl da kolayca yüklediğini ve HIV ile enfekte olanları birer suçlu gibi gösterdiğini gözler önüne sermektedir. Nitekim doktor ve aktivist Muhtar Çokar da 1985 ile 1991 arasındaki dönemi başlıca aktörlerin medya ve hekimler olduğu bir “vesayet dönemi” olarak tanımlayarak bu dönemde HIV ile yaşayan öznelerin ön plana çıkamadığına dikkat çekecektir. Dahası, Çokar’a göre dönemin doktorları salgının sansasyonel yönüyle daha çok ilgilenmiş ve salgını önlemeye yönelik çabalar yetersiz kalmıştır.[14] 80’li yıllarda HIV ile yaşayan öznelerin sesini duyamamamış olmamızın arkasında yatan sebeplerden başlıca sebeplerinden bir tanesi de kuşkusuz 1980 darbesini takip eden baskıcı atmosferdir. Dernek faaliyetlerinin baskılandığı, siyasi partilerin siyasetten men edildiği, gösteri ve yürüyüşlerin büyük ölçüde kısıtlandığı bu dönemde HIV ile yaşayanlar tarafından kurulan herhangi bir sivil toplum kuruluşuna rastlanılmaması şaşırtıcı değildir.[15] Bu dönemde diğer coğrafyalarda yürütülen HIV aktivizmlerinin izini sürmek 1980 darbesinin Türkiye sivil toplumunu ne denli etkilediğini daha anlaşılır kılabilir. Örneğin 1987 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde kurulan ACT-UP adlı HIV aktivisti grup sivil itaatsizlik, protesto ve sokak tiyatroları gibi yöntemler ile HIV ile mücadele tarihine damgasını vururken[16] Türkiye’de ACT-UP’ın yürüttüğü türden bir aktivizme neden rastlanamadığı çok açıktır. Sonuç olarak 80’li yıllarda HIV temelli damgalamanın ve ayrımcılığın temelleri atılmış ve bu temeller kurumsallaşmış homofobiden açıkça beslenmiştir. Her ne kadar kürtajın yasallaşması gibi politikalarla dönemsel olarak kesişse de 80’lerde cinselliğin yalnızca heteroseksüel aile çerçevesinin içinde deneyimlenmesi gerektiği ve nihai amacının doğurganlık olduğu normu, hükümet, sağlık otoriteleri ve medya tarafından durmaksızın topluma aşılanmaya çalışılmıştır. Murtaza Elgin ve bugün adlarını bilmediğimiz HIV ile yaşayan diğer kişiler, bu toplumsal baskının yükünü sırtlanmak zorunda kalmış ve ayrımcılığın en keskin tezâhürleriyle karşı karşıya kalmışlardır. Bugünden dönüp 1980’lere bakmak, Elgin ve diğerlerine yaşatılmış olan HIV temelli ayrımcılığın o günün sosyopolitik bağlamına ne kadar sıkı sıkıya bağlı olduğunu göstermesi açısından önemli olup bu ayrımcılık pratiklerinin günümüzdeki kalıntılarıyla mücadele etmemiz için bizlere ışık tutabilir. (Türkiye’de HIV Aktivizminin Tarihi Bağlamı başlıklı yazı dizisi 90’lı yıllara odaklanan 2. bölümü ile www.kirmizikurdele.org ‘de devam edecek. ) Kaynakça; [1] Ayşe Akın & Funda Sevencan. Türkiye’de kadın sağlığının düzeyi ve aile planlaması uygulamalarının durumu, Türkiye Klinikleri Cerrahi Tıp Bilimleri Jinekoloji Obstetrik Aile Planlaması Özel Sayısı-I 2, no.13 (2006): 1-14. [2] Ayşe Dayı. Neoliberal Health Restructuring, Neoconservatism and the Limits of Law: Erosion of Reproductive Rights in Turkey. Health and Human Rights 21, no: 2 (2019):58. [3] Ayşe Akın. Emergence of the family planning programme in Turkey. In W.C. Robinson, J.A. Ross (Ed.), The global family planning revolution: Three decades of population policies and programs, (New York: The World Bank): 85-102. [4] Chambré, Susan Maizel. Fighting for Our Lives: New York’s AIDS Community and the Politics of Disease (New Brunswick, N.J: Rutgers University Press, 2006). 1-2. [5] Gould, Deborah B. Moving Politics: Emotion and ACT UP’s Fight against AIDS (Chicago: The University of Chicago Press, 2009), 354. [6] “Örflerimiz AIDS’e karşı en iyi önlem” Cumhuriyet, 28 Ocak 1985; Turan, Alper. “Positive Space: A Curatorial Project on HIV/AIDS”. (Yüksek Lisans Tezi. Sabancı Üniversitesi, 2020), 33. [7] Bayramoğlu, Yener. “Border Panic over the Pandemic: Mediated Anxieties about Migrant Sex Workers and Queers during the AIDS Crises in Turkey.” Ethnic and Racial Studies 44, no. 9 (2021): 1589–1606. https://doi.org/10.1080/01419870.2021.1881141. [8] Turan, “Positive Space”, 33. [9] Bayramoğlu, “Border Panic”, 1954 [10] Turan, “Positive Space”, 37-8. [11] “M Raporu” Hürriyet, 8 Kasım 1985; Ibid., 38-41. [12] Ibid, 42-45. [13] Bayramoğlu, “Border Panic”, 1596. [14] Güzel, D. AIDS’li İğne. Ankara: KAOS GL. 2020. 12. [15] Çetin, Zülfükar. “Intertwined Movements, Interwoven Histories: HIV and AIDS in Turkey.” Disentangling European HIV/AIDS Policies: Activism, Citizenship and Health (EUROPACH) 17–001, no. 2. 13-15. [16] Gould, Moving Politics, 4.

  • HIV tarihinde önemli bir saygı duruşu günü; 5 Haziran

    HIV ve AIDS'e dair, herkesin bildiği 1 Aralık Dünya AIDS Günü dışındaki belirli ve önemli günlerden bir diğeri olan 5 Haziran *Her şeye Rağmen Hayatta Kalan HIV pozitifler Farkındalık Günü hakkında, sadece meraklı ve vefakar Kırmızı Kurdele İstanbul takipçilerinin ilgisini çekecek kısa bir #hivbilgisi yazısı. Meraklısına iyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey *HIV Long-Term Survivors Awareness Day Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Yayın tarihi: Haziran 4, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. 5 Haziran Her şeye Rağmen Hayatta Kalan HIV pozitifler Farkındalık Günü HIV ile yaşayanların günde sadece bir tabletle, virüsü (kondomsuz ilişkilerde bile) cinsel partnerlerine bile *bulaştırmadan, HIV negatifler kadar sağlıklı yaşabildiği günümüzde, önemi ve nedeni pek anlaşılmayan bir gün olabilir. Özellikle 80'ler ve 90'ların karamsar, ümitsiz ve ilaçsız günlerindeki yoğun ölümleri bilmeyenler ve/ya da çok çabuk unutanlar için. (*Bkz: Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) Oysa ilk yılların ortamı sadece HIV ile yaşayanlar için değil en az onlar kadar yakın çevreleri için de tam anlamıyla kabus gibiydi. Sadece bir virüs taşıdıkları (ya da taşıyan birisiyle eş, arkadaş, aile oldukları) için medyada her gün hedef gösteriliyor, dini ve politik grupların açık hedefi haline geliyor, dövülüyor, işten evden atılıyor ve tüm bunların üzerine ilaçsızlıktan ölüyorlardı. Salgının (etkin ilaçların bulunmasıyla HIV taşıyıcılığının kronik hastalık haline geldiği 1996'dan önceki) o ağır ve zor günlerinden bugüne kadar hayatta kalmayı başaran insan sayısı oldukça az ve rahatlıkla denilebilir ki; HIV bilimi de HIV aktivizmi de bu inatçı (ve elbetteki şanslı) insanların omuzlarında yükseldi. Bu insanlar, hem bilimsel çalışmaların parçası olarak HIV pozitiflerin bugün kullandıkları ilaçların üretilmesini ve geliştirilmesini sağladılar, hem benim gibi HIV aktivizmine tutkuyla sürdüren aktivistlere ilham ve cesaret vererek aktivizme yön verdiler. İşte 5 Haziran, bu değerli insanların mücadelelerine teşekkür etmek ve onları onurlandırmak açısından önemli ve kıymetli bir gün. Bu yüzden de, The Morbidity and Mortality Weekly Report (MMWR ) isimli derginin bilim tarihine geçen ilk AIDS olgularını raporladığı gün olan 5 Haziran günü her yıl belli bir tema seçilerek bu 'survivor'lara adanıyor. Bu yılın teması ise ''Mobilize to Thrive: Prioritizing Quality of Life'' sloganı etrafında yapılacak bilimsel ve sosyal tartışmalarla, HIV ile yaşayan yaşlı genç herkes için yaşam kalitesini önceliklendirmek. Bu gün ve bu kısa yazı vesilesiyle, HIV ile yaşayanların tedaviye erişmeleri, herkesle her yerde eşit haklara sahip olmaları ve HIV konusunun sürekli gündemde kalması için çalışan dünyanın her yerinden tüm kahramanlara Kırmızı Kurdele İstanbul takipçileri adına yürekten teşekkür ederim. Yeni ilaçlar, tedaviler ve tedavi yaklaşımları hakkındaki tüm HIV bilimi çalışmalarını ve Dünya HIV gündemini düzenli olarak takibe ve kayda değer gelişmeleri Türkiye HIV topluluğuyla ve tüm ilgilileriyle paylaşmaya devam edeceğim. Takipte kalın. Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı

  • -Maymunçiçeği hakkında sıkça sorulan sorular-

    Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul #onlinehivdanismaligi Ekibi, Yayın tarihi: Haziran 2, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. Aslında konu gündemi ilk günlerdeki kadar meşgul etmiyor diye düşünüyorduk ancak, sanırız öyle değilmiş. Geçtiğimiz günlerde ''Tüm dikkatler onun üzerinde; Maymunçiçeği'' başlıklı bir başka yazıya konuya ettiğimiz Maymun Çiçeği Virüsü/Hastalığı hakkında sorular gelmeye devam ettiği için bir de Maymunçiçeği hakkında sıkça sorulan sorular sayfası hazırladık. Sayfaya buraya ya da görsele tıklayarak ya da erişebilirsiniz. #kirmizikurdeleistanbul #bilonemsekorun

  • HIV testi yaptırmak için 6 harika sebep

    Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul #onlinehivdanismanligi ekibi Güncelleme tarihi: Haziran, 2022 Yayın tarihi: Şubat, 2021 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. #HIVtesti yaptırmak büyük çoğunluk daima korkutucu bir fikirdir. Çünkü test yaptırma fikrinin arkasında genellikle bazı korkular olur. Diyelim ki her şeye rağmen bu korkuları aşıp test yaptırmaya karar verdik, bu kez de testi yapacak kişi/kuruma güven duymak konusunda tereddütler oluşabilir; acaba bilgilerim güvende olacak mı, pozitif çıkarsam ne olur, negatif sonuç alırsam bu sonuç ne kadar güvenilirdir vs. vs. Bir diğer gerçek ise şudur; HIV negatifseniz bu değeri ömür boyu korumak istersiniz ve yaptırdığınız her test bu isteğe hizmet eden bir araçtır. Söylenmesi gereken en önemli şey ise şudur; şu ya da bu sebeple (ki sebep hiç fark etmez) HIV ile enfekte olduysanız, HIV taşıdığınızı bilmek, bilmemekten kesinlikle çok daha iyidir. Çünkü gerekli bilgi, bakım ve tedaviye erişmek yani alıştığınız, kendi olağanınız olan yaşantınızı sürdürmek ancak güncel HIV durumunuzu bilmek ve durumun gereklerini yerine getirmekle mümkün olabilir. Türkiye'nin güvenilir #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul olarak bu #hivbilgisi yazısında, test yaptırmaktan çekinen ve kendisine durmadan ‘Neden HIV testi yaptırayım ki’?' diye soranlar için altı harika sebep sıraladık. Eminiz bu sebeplerden en az biri sizi HIV testi yaptırmaya ikna edecek. Sizi test yaptırmaya ikna ettikten sonra yapmanız gereken şey ise çok basit; www.ucretsizhivtesti.com ya da hivharitasi.online sitelerinden birini ziyaret etmek! Gerisi seçtiğiniz test noktasını gidip test yaptırmaya yani adım atmaya kalıyor. İşte HIV testi yaptırmak için 6 harika sebep; -ÇÜNKÜ; yeni biriyle tanıştınız ve hem onu hem kendinizi korumak için HIV statünüzü bilmek harika bir fikir! Yeni biriyle tanışmak ya da yepyeni bir ilişkiye başlamak ne güzel. Mutluluklar dileriz. Bu yeni ilişkiye HIV statünüzü bilerek başlamak ise bundan da güzel! Emin olmak varken endişeler içinde yaşamayı, güvenle yaşamak ve eğlenmek varken, gereksiz riskler almayı neden isteyesiniz ki? -ÇÜNKÜ; kankanız şüpheli temasları olmasına rağmen HIV testi yaptırmaktan korkuyor ama ne mutlu ona ki sizin gibi bir arkadaşı var. Çünkü onu cesaretlendirmek için teste birlikte gitmeyi önereceksiniz. İşte gerçek arkadaşlık! Aslında bunun kimin fikri olduğunun da pek bir önemi yok. Önemli olan tüm sorun ya da belirsizliklerde olduğu gibi gerçek bir arkadaş olduğunuzu göstermek. Gidin birlikte test yaptırın ve arkadaşa destek olmak neymiş, nasıl bir şeymiş eşe dosta gösterin! -ÇÜNKÜ; son HIV testinizin üzerinden altı aydan fazla zaman geçti ve bu arada tamamen güvenli olup olmadığı konusunda nedense pek emin olamadığınız bir-iki deneyiminiz oldu. Eğer öyleyse yeni bir HIV testi yaptırmanın tam sırası. Çünkü yeni bir test yaptırmadığınız sürece endişeleriniz çığ gibi büyümeye devam edecekler. -ÇÜNKÜ; HIV pozitifsiniz ve güncel HIV durumlarını öğrenmeleri konusunda arkadaşlarınızı teşvik etmek, onları teste yönlendirmek daima çok iyi bir fikir. Orada öylece oturup arkadaşlarınızın sizin hatalarınızdan ders almasını beklemeyin. Kendi HIV durumunuz ve tedavinizle ilgili sorumlulukları aldıktan sonra (onlar da aynı sıkıntıları çekmesinler diye düşünen bir birey olarak) arkadaşlarınıza karşı da sorumluluklarınız olabilir. Onları test konusunda cesaretlendirmek ve harekete geçmelerini sağlamak sizce de çok iyi bir arkadaşlık örneği değil mi? -ÇÜNKÜ; ilgili tüm ortamlarda büyük bir rahatlıkla HIV negatif olduğunuzu söylüyorsunuz ama son testin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti ve bu yüzden içinizde bir yerlerde çok da rahat değilsiniz! Öyleyse testi güncelleyin ve HIV statünüz hakkında aynı rahatlıkla konuşmaya devam edin. -ÇÜNKÜ; birlikte olduğun o harika insan HIV pozitif ve aldığınız tüm tedbirleri taçlandırmak için belirli aralıklarla birlikte hastaneye gidip test yaptırmak bir o kadar da romantik! Her şey yolunda, ilaçlar düzenli alınıyor. CD4 ve viral yük seviyeleri normal. O gereksiz korkuları, endişeleri ve önyargıları aşalı çok oluyor, çünkü doğru bilginin nerede olduğunu biliyor ve Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi sağlayıcısı Kırmızı Kurdele İstanbul'un düzenli yayınlarını takip ediyorsunuz. İşte bu yüzden belirli aralıklarla test yaptırmak ve hem partnerinizin tedavi süreci hem de yeni korunma pratikleri hakkında bir uzmanla konuşmak harika bir fikir! YAZIYI OKUDUNUZ, İKNA OLDUNUZ VE TEST YAPTIRMAK İSTİYORSUNUZ. PEKİ NEREDE TEST YAPTIRABİLİRSİNİZ? www.ucretsizhivtesti.com ve hivharitasi.online sitelerini ziyaret edin! www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu (Görsel: metrocharity.org.uk)

  • Tüm dikkatler onun üzerinde; Maymun Çiçeği Virüsü/Hastalığı

    Geçtiğimiz iki yılda tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin etkileri henüz yeni yeni hafiflemişken, yeni bir haber ile birlikte dikkatler yeniden enfeksiyon hastalıkları üzerinde toplandı. Belçika’da düzenlenen bir etkinliğe katılan farklı ülkelerden bireylerde görülen Maymun Çiçeği adı verilen bir virüs ile dünya yeni bir pandemi endişesi ile yüzleşmeye başladı. Biz de güvenilir bir bilgi kaynağı olmanın sorumluluğuyla hareket ettik ve Doç. Dr. Asuman İnan’ın da uzman görüşlerini alarak bir bilgi notu hazırladık. Umarız faydalı olur. İyi okumalar. #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu, Aktivist Yayın tarihi: Mayıs 30, 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. -Nedir bu Maymun Çiçeği Virüsü? Maymun Çiçeği Virüsü (Monkeypox, MPX) ilk kez bugünlerde görülen, tamamen yeni bir hastalık değil aslında. Doç. Dr. Asuman İnan “Maymun Çiçeği (MPX), yeni bir hastalık değildir. Hastalık ilk olarak 1958 yılında maymunlarda saptanmıştır. 1970 yılında ise insanlarda ilk olgu Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde görülmüştür’’ diyor. Viral bir zoonotik hastalık olan MPX ilk olarak laboratuvar maymunlarında çiçek hastalığındaki gibi lezyonların görülmesi sonrasında bir enfeksiyon olarak nitelenmesi nedeniyle adı Maymun Çiçeği Olarak tanımlanmış. Maymun Çiçeği, hayvanlardan insanlara bulaşan bir virüs. Çoğunlukla kemirgenlerden ya da primatlardan (goril, orangutan, şempanze gibi insansılar vb.) bulaşır, ancak ilerlemiş olan hastalık insandan insana bulaşıya neden olabilir. Hayvandan insana bulaş daha çok hasta ya da ölü hayvan ile temas ve bu hayvanlardan enfekte olmuş hayvanların etlerinin insan tarafından tüketilmesi ile gerçekleşmektedir. İnsandan insana bulaş ise çoğunlukla fiziksel temas ile gerçekleşmektedir. Maymun Çiçeği virüsü ile enfekte olmuş kişinin vücut lezyonuna ve tenine temas, vücut sıvıları alışverişi ve solunum damlacıkları ile bulaşabilmektedir. Aynı zamanda anneden bebeğe (fetüse) plasenta yoluyla da bulaşabilemektedir. Kuluçka süresi 1-2 hafta kadar olan Maymun Çiçeği Hastalığının belirtileri arasında -ateş, -lenf bezlerinde şişme, -deride kızarıklık ve döküntü, -yaygın ağrı, -akıntılı sıvı lezyonlar gibi, diğer enfeksiyon hastalıklarında da görülen çeşitli belirtiler bulunmaktadır. -Maymun Çiçeği şüphesi varsa ne yapmak gerekir? Doç. Dr. Asuman İnan şu şekilde cevaplıyor; ‘’Maymun Çiçeği Hastalığından şüphelenilen durumlarda, belirti gösteren kişilerin son bir ay içinde riskli bölgelere seyahat edip etmedikleri ya da benzer belirtileri olanlarla yakın temasları olup olmadığının sorgulanması gerekmektedir. Hastalık şüphesinde lezyonlardan uygun şekilde ve gerekli güvenlik önlemleriyle alınıp paketlenen örneklerin "biyogüvenlik düzeyi 2 olan" laboratuvarlara (Halk Sağlığı Laboratuvarı ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi) gönderilmesi gerekmektedir. Maymun Çiçeği Hastalığı kesinleşen hayvan veya kişilerle temas edenlerin, son temastan sonraki 21 gün boyunca belirti ve bulgular açısından izlenmesi gerekmektedir’’. -Maymun Çiçeği Virüsü’nün tedavisi Maymun Çiçeği Virüsü enfeksiyonu için kanıtlanmış, güvenli bir tedavi yok. Maymun Çiçeği salgınını kontrol altında tutmak amacıyla Çiçek Hastalığı aşısı ve antiviral tedaviler önerilse de, şu anda, orijinal (birinci nesil) çiçek hastalığı aşıları artık halka açık değildir. 2019'da çiçek hastalığı ve maymun hastalığının önlenmesi için daha yeni bir aşı onaylanmış olsa da henüz kamuya açık bir şekilde kullanımına başlanmamıştır. -Peki nasıl korunabiliriz? Maymun Çiçeği Virüsünden korunmak için alınması gereken tedbirler, diğer bulaşıcı enfeksiyonlardan korunurken alabileceğiniz genel tedbirlerden çok da farklı değil. Tekrarlamak gerekirse; Virüs barındırabilecek hayvanlarla (ölü ya da diri) temastan kaçınmak, Virüs barındırabilecek hayvanların yaşadığı bölgelerden uzak durmak, Geniş katılımlı, kapalı alanlardaki kalabalık etkinliklerden uzak durmak, Vücudunda enfeksiyon belirtileri görünen bireylerle yakın temastan kaçınmak, Hastalık teşhisi konmuş kişilerin kullandığı malzemeleri, steril etmeden kullanmaktan kaçınmak, Özellikle yurtdışı seyahatleriniz sırasında yukardaki önlemleri almanız önem arz etmektedir. -Endişelenecek bir şey var mı? Asuman Hocamızın bu önemli soruya cevabı ise şöyle; ‘’Maymun Çiçeği Hastalığının belirti ve bulgularının belirgin olması, şu anki bilgilere göre belirtisiz enfeksiyon yapmaması, yakın ve uzun süreli temas ile bulaşması, bir DNA virüsü olduğundan ,kolay değişime uğrayarak yeni varyantlarının ortaya çıkmaması gibi faktörler nedeniyle Covid-19 benzeri bir pandemiye yol açması beklenmemektedir. Ancak yine de hem birey hem ülkeler bazında hastalığın belirtilerinin, bulaşma yolları ve korunma yöntemlerinin bilinmesi ve gerekli tedbirlerin alınması önemlidir’’. -HIV ile yaşayanların özellikle dikkat etmesi gereken şeyler var mı? Bu önemli soruyu halen farklı şehir ve hastanelerde HIV takibi ve tedavisi yapan pek çok enfeksiyon uzmanına sorduk. Tüm cevaplarda öne çıkan ortak noktalar ise şunlardı; *HIV ile yaşayan kişilerin paniğe kapılmalarını gerektirecek özel bir durum olmadığı, *HIV ve Koronavirüs ile mücadeleden öğrendiklerimiz ışığında, önerilen tedbirlere uymanın ve güvenilir kaynaklardan güncel bilgiler edinmenin çok önemli olduğu, *Herhangi bir sebeple hastalık şüphesi içinde olunan durumlarda, panik duygusu ya da kaygı içinde hareket etmek yerine en kısa zamanda doktora başvurmak ve görüş almak gerektiği, *Ve şartlar ne olursa olsun devam eden HIV ilaç tedavisini aksatılmaması gerektiği. MPX Hastalığı gündemini ve gelişmeleri yakından takip etmeye, HIV topluluğumuzu ilgilendiren bir gelişme olursa bilgi sağlamaya devam edeceğiz. #kirmizikurdeleistanbul #bilonemsekorun Kaynaklar; KLİMİK Derneği, CDC, Dünya Sağlık Örgütü, www.seyahatsagligi.gov.tr

  • HIV kesin tedavisi ve ilaç tedavisini bırakmak hakkında üç efsane

    HIV hakkında herkesçe bilinen şeylerden en belirgini, virüsü vücuttan tamamen atacak bir kesin tedavisinin (cure, şifa) henüz olmadığı. Fakat son yıllarda artan bir hızla devam eden çalışmalar ve Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan gibi HIV’i tamamen baskı altına alan ve HIV ile yaşayanlara da hiç virüsü kondomsuz ilişkilerde bile bulaştırma kaygısı olmadan, HIV taşımayan bireylerle aynı şartlarda, sağlıklı ve uzun bir ömür imkânı sunan ilaç seçenekleri var. Tüm bu ilaçlar sayesinde sağlıklı ve uzun bir ömür sürdürülmesi mümkün. Ve ülkemizde bu HIV tedavisi ilaçları ne mutlu ki tamamen ücretsiz ve kolay erişilebilir durumda. Buna rağmen, henüz olmayan bu kesin tedavi hakkındaki yalan dolan haberleri ciddiye alan insan sayısı bir hayli yüksek ve maalesef aralarında, bu asılsız haberlere umut bağlayarak ilaç tedavilerini bırakmayı düşünen HIV pozitifler de var. Bu #hivbilgisi yazımızda, Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı olan www.kirmizikurdele.org'nin #onlinehivdanismanligi servisine, HIV’in kesin tedavisi olduğu inancıyla, ilaç tedavisini bırakmayı düşünen bireylerden farklı zamanlarda gelen üç soruyu seçtik ve hiç kimsenin böyle bir hataya düşmemesi ümidiyle doğrularını anlatmaya çalıştık. İyi okumalar. Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, (Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı) Güncelleme tarihi: Mayıs, 2022, (Yayın tarihi: Aralık, 2020) (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. -HIV’i tedavi eden bitkisel ilaçlar varmış? İİlaç yerine bir süre onlardan kullanıp tedaviyi bırakayım mı? En kısa cevap; yok öyle bir bitkisel ilaç! Bize ulaşan bazı sorulara ve duyumlarımıza göre kimi sahtekârlar ve şarlatanlar çeşitli otlardan yapılmış karışımları, HIV’in kesin tedavisi olarak pazarlamaya çalışıyorlarmış. Üstelik ‘mevcut ilaçları kullanmayın, onlar zehir’’ gibi yorumlarla insan sağlığına kastediyor olmaktan hiçbir utanç ve vicdan azabı duymadan! İşin hukuki boyutu bir yana, bahsedilen karışımların/otların işe yaradığına dair hiçbir kanıt yok. Bu tip bir tedavi yaklaşımının, bağışıklık sisteminizi koruyacağına dair bir garanti olmadığı gibi, HIV ilaçlarınız ile etkileşime girerek sağlınızı bozabilir ve kaş yapayım derken göz çıkarabilirler. Bu tip, HIV'in kesin tedavisi olarak sunulan ot vb. karışımlara itibar etmemenizi tavsiye ediyorum. Eğer bu bitkisel formülleri satanlar onların işe yaradıkları konusunda bu kadar iddialılarsa, kanıt olarak tedaviyi önce kendi üzerlerinde denesinler ve sonuçları, tedavi araştırmaları yapan kurumlarla ve kamuoyuyla paylaşsınlar! Ben onlardan bunu istemenin pek de yanlış olmadığını düşünüyorum. HIV ile yaşarken sağlığınızı korumanın tek yolu, doktorunuzun öngördüğü antiretroviral tedaviyi reçete edildiği şekilde almak ve randevularınıza sadık kalarak, HIV yükü/viral yük ölçümü ve diğer tüm testleri düzenli yaptırmaktır. #hivbilgisi okuma önerisi; Tedaviye (ART) ara vermek mi? *B (Belirlenemeyen) seviyedeyim, viral yük testlerinde (vücuttaki virüs miktarını ölçen test) negatif çıkıyorum. Artık ilaç kullanmama gerek yok! Son derece yanlış bir bakış açısı ve eksik bir bilgi bu! B(elirlenemeyen) seviyede olmanız harika. HIV tedavisinin ve bilimsel gelişmelerin sunduğu bu harika gelişme sayesinde hayatınıza -ilaçlarınızı düzenli kullanmaya devam ettiğiniz müddetçe- HIV taşımıyor gibi devam edeceksiniz! Fakat başka yazılarda da belirttiğimiz gibi B seviyede olmak, vücudunuzun HIV’den tamamen arındığı anlamına gelmiyor. Bu da demektir ki, Belirlenemeyen seviyeyi korumak, yani HIV’i bulaştırma risklerini tamamen ortadan kaldırmak için tedaviye aynı bağlılıkla devam etmek, her zamankinden daha önemli. Yani tedaviyi bırakma fikrinin, kalabalık bir insan grubunun tam ortasında ‘ben aslında yoğuuuum’ diye bağırmaktan pek de farkı yok. Üstelik ikincisi belki birkaç kişiyi, hiç değilse sizi güldürebilr ama birincisinin başta siz olmak üzere kimseyi güldürmeyeceğinden oldukça eminiz. *Birkaç yıl önce HIV tanısı aldım ama hala şikâyetim yok, sağlığım çok iyi. Vücudum HIV’i kendi kendine yenmiş olabilir mi acaba? Dünyada öyle insanlar (*elit kontrolör) varmış diye duydum. Bence ben de öyleyim. Hevesinizi kursağınızda bırakmak istemem ama; muhtemelen elit kontrolör değilsiniz. (*Elit kontrolör, HIV taşıyıcısı olan (HIV pozitif) ancak hiçbir ilaç kullanımına gerek kalmadan virüs vücut tarafından tamamen kontrol altına alınarak baskılanan ve belirlenemeyen seviyede olan çok az sayıdaki insana verilen isim. Detaylı bilgi için tıklayın) HIV nadiren de olsa, uzun yıllar boyunca herhangi bir belirti göstermeden vücutta var olabilir. Bu süre zarfında kesinlikle iyi hissetmeye devam etmeniz de mümkündür. Fakat hem psikolojik hem fiziksel olarak iyi hissetseniz bile, tedavi görmediğiniz müddetçe, virüsün tekrar belirlenebilen seviyeye gelerek bir noktada bağışıklık sistemini er ya da geç zayıf düşürmesi ve hayati riskler dahi oluşturabilecek hastalıklara karşı savunmasız bırakması neredeyse kesindir. O noktada HIV ilaç tedavisine başlamak oldukça önemli olacaktır ve HIV ilaç tedavisinin günümüzdeki seviyesine ulaşması işte bu yüzden çok önemli bir bilimsel aşamadır. HIV tedavisi hakkında daha fazla bilgi için HIV tedavisi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Eğer HIV tanısı aldığınız ve henüz tedaviye başlamadığınız halde hala hiçbir şikâyetiniz yoksa bu iyi, çok iyi. Ancak bunun sonsuza kadar böyle devam edeceğine kesin gözüyle bakmayın ve tedavi görmediğiniz müddetçe bulaştırıcılık riskinizin yüksek olabileceğini de aklınızdan çıkarmayın. HIV tedavisi hem kendi sağlığınız hem çevreniz için faydalıdır. Tedavinin yeni HIV bulaşlarına karşı neden önemli olduğunu anlatan TasP - Korunma Amaçlı HIV Tedavisi başlıklı #hivbilgisi yazımızı bu linkte okuyabilirsiniz. Bir yerden duyduğunuz şu konuya gelirsek; doğrusunu anlatayım; Dünya genelinde oldukça az sayıdaki ve belli bölgelerde yaşayan ya da bölgesel genetik miras taşıyan insan, bağışıklık sistemlerindeki bir hücrenin genetik yapısının doğuştan farklı olması sebebiyle HIV, Ebola vb. karşı avantajlıdır. Bu insanlar HIV'i hala taşıyor durumda olurlar ama ilaç kullanmalarına gerek olmaz. Yani, virüsü vücutlarından atmış değillerdir ve HIV testlerinde hala pozitif çıkarlar. Cevabın ilk cümlesinde ‘muhtemelen değilsiniz’ dememin sebebi işte bu. Çünkü olsaydınız ilaç kullanmadığınız halde virüsün baskılanmış durumda olduğu dikkat çekerdi, doktorunuz detaylı tetkikler yaparak bunu fark etmiş olurdu ve çok büyük ihtimalle bazı bilimsel araştırmaların parçası olmuş olurdunuz. Zaten bizce elit kontrolör olup olmamanız çok da önemli değil. HIV taşımakta olduğunuzu bilmek çok daha önemli. İyi ki de biliyorsunuz, çünkü artık HIV’i nasıl kontrol edebileceğinizi ve düzenli tedavi sayesinde sağlıklı, cinsel partnerinize virüs bulaştırma riskinin SIFIR olduğu, sağlıklı, uzun bir ömür sürdürebileceğinizi de biliyorsunuz. Yani, HIV ilaç tedavisini sakın ve lütfen ihmal etmeyin. HIV tedavisi ilaçlarınız sizin en iyi arkadaşlarınızdan biri. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

  • #HIV2022istanbul Araştırma Fonu başvuruları sonuçlandı

    Yayına hazırlayan: Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022 Hazırlık Ekibi Yayın tarihi: Mayıs 22, 2022 #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı #kirmizikurdeleistanbul'un, Türkiye’nin 40 yıla yaklaşan HIV (ve ürettiği sorunlar) ile mücadele tarihinde bir ilk olarak 2021 yılında hayata geçirdiği Sivil Toplum HIV Konferansı'nın ikinci edisyonu #HIV2022İstanbul hazırlıkları kapsamında duyurulan mikro araştırma fonu başvuruları sonuçlandı. 10 sivil toplum kuruluşuna 4'er bin, toplamda 40 bin TL sosyal araştırma bütçesi desteği sağlanacak olan fon için gelen toplam 34 başvuru HIV ve LGBTI+, HIV ve sağlık hizmetleri sunumu, HIV ve damgalama, HIV ve demokrasi, HIV ve insan hakları, HIV ve mülteci gibi HIV’in kesiştiği ve etkileştiği çok farklı alanları kapsıyor. Amaçları; *farklı sorun alanlarında çalışmalar yürüten kurumların bu alanların HIV ile kesiştiği açılardan durum okuması ve saha araştırması yaparak veri üretmesine, *HIV olgusunun, bu verilerin sağladığı imkanlar ile daha geniş ve kapsayıcı bir çerçevede hep birlikte tartışılmasına, ve *Türkiye HIV sivil toplumunun HIV ve ürettiği sorunlara daha olgun bir yanıt üretmesine katkı sunmak, olarak özetlenenen Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul Mikro Fon’dan yararlandırılacak başvuru sahiplerine 23-27 Mayıs haftasında ulaşılarak bilgi verilecek. Sivil Toplum HIV Konferansı #HIV2022İstanbul Mikro Fon’a başvurarak, Türkiye HIV Sivil Toplumunun ortak yanıtının olgunlaşmasına katkı sunan tüm kurumlara teşekkür ederiz. #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey

  • HIV tedavisinin olası yan etkileri ile başa çıkmak

    Yaşadıklarınızın HIV tedavisinin olası yan etkilerinden olduğuna karar vermeden ve doktorunuza başvurmadan önce kendinize sormanız ve objektif cevaplanması gereken sorular ve güvenilir #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul'dan bazı basit ipuçları. İyi okumalar. Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü E. Yayın tarihi: Mayıs 15 , 2022 (Türkiye’nin #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Alıntılarınızda www.kirmizikurdele.org'yi kaynak göstermenizi ve @redribbontr'yi etiketlemenizi rica ediyoruz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur. HIV ile yaşayan bireyler için HIV ilaç tedavisi (ART) başlangıcında süreçten tam olarak ne beklemeleri gerektiğini bilmek pek de kolay değildir. Daha da önemlisi hayal gücünüzün, potansiyel yan etkileri, sağlık sorunları ve başka durumları akla sık sık getirmesi çok kolaydır. Yıllardır ilaçlarını düzenli olarak kullananlar bile bazen küçük bir kızarıklık ya da son zamanlardaki halsizliklerini abartıp dramatize edebilirler. Baş ağrıları, asabilik, garip şişlikler, kızarıklıklar ve halsizlik gibi durumlara ilaçlarınızın sebep olduğunu düşünebilirsiniz. fakat aslında bu tarz şikayetlerin basit bir sebepten kaynaklanıyor olma ihtimali çok daha yüksektir. Kötü beslenme, yetersiz uyku ve stres vücudunuzu etkileyerek kendinizi kötü hissetmenize sebep olabilir. Neden kötü hissettiğiniz hakkında düşünürken direkt en kötü sonuca atlayıp doktorunuza gitmeden önce, daha basit sebepleri gözden geçirmeniz yararlı olabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı sadece iyi görünmek için değil, iyi hissetmek için de önemlidir ve yapılan yanlış seçimler vücudunuzun ve zihninizin kötü hissetmesine neden olabilir. Bu yüzden yaşadıklarınızın HIV veya HIV tedavisinin yan etkisi olduğuna karar vermeden ve doktorunuza başvurmadan önce kendinize şu soruları mutlaka sorun ve kendinizi kayıran, kolaya kaçan değil objektif cevaplar vermeye çalışın 1) Yeterince su içiyor musunuz? Gün içinde su içmeye özen gösteriyor olabilirsiniz ama yoğun bir gün ya da yetiştirilmesi gereken bir iş buna engel olabilir. Susuz kalmak, baş ağrısı, halsizlik, kilo alımı ve daha birçok sağlık sorununun başlıca nedenlerindendir. Her ne kadar, yeterli miktarda su içtiğinizi düşünseniz bile eğer kötü hissediyorsanız daha fazla su içmeye özen gösterin. Beslenmenize daha fazla su katmanın cildiniz, vücudunuz ve zihniniz üzerindeki etkisi sizi de şaşırtacak. 2) Yeteri kadar sebze yiyor musunuz? Sebzeler içerdikleri bol oranda lif, antioksidan ve vitamin ile tüketebileceğiniz en sağlıklı besin grubudur. Hiçbir hap ya da toz, vücudunuzun ihtiyacı olan ve doğal besinleri tüketerek alacağı vitamin ve minerallerin yerini tutamaz. Bir hafta içinde yediklerinizi inceleyin; kendinize yeteri kadar ve yeterli çeşitte sebze yiyor muyum diye sorun. Eğer cevabınız hayır ise vitamin eksikliği ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan yan etkiler yaşıyor olabilirsiniz. Onlarca bilimsel araştırma annelerimiz haklı olduğunu kanıtladı! O güzel insanların bizi sürekli sebze yemeye zorlamalarının bir sebebi varmış. 3) Yeteri kadar uyuyor musunuz? Tek gecelik bir kötü uyku deneyimi vücudunuzu pek de fazla etkilemeyebilir ama bir hafta boyunca yetersiz uyumak, en sağlıklı insanı bile hayattan bezdirebilir. Bir yetişkinin günde ortalama 7-8 saat uykuya ihtiyacı vardır fakat çoğumuz bu kadar uyumuyoruz. Eğer yetersiz uykunun sadece halsizlik ve baş ağrısı yapacağını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz. Yapılan araştırmalara göre 7 günlük yetersiz uyku sonrasında vücutta 700’den fazla genetik değişiklik gerçekleşebiliyor ve bu değişiklikler kilo alımından kalp krizine kadar farklı etkilere sebep olabiliyor. Küçük bir hatırlatma: Susuz kalmak ve kötü beslenme, uyku düzenini ve uyku kalitesini bozabilir. 4) Fazla mı alkol tüketiyorsunuz? HIV ile yaşayan bireyler de alkollü içkiler tüketip, hiçbir yan etki yaşamadan eğlenebilirler. Bununla birlikte günde 2-3 kadeh kadar düzenli alkol tüketiminin bile HIV’in ilerlemesini, daha az alkol tüketen kişilere kıyasla hızlandırdığı biliniyor. Fazla alkol alımının sık sık ilaç dozunun atlanmasına ve farklı sağlık sorunlarına yol açabileceği de unutulmama. Eğer alkol kullandığınız gecelerde sık sık ilacınızı unutuyor ya da atlıyorsanız, alkol tüketim alışkanlıklarızda ciddi bir değişikliğin vakti gelmiş demektir. Bu değişikliğe ek olarak ilacınızı sabahları almaya başlamalısınız ya da sabah kullanabileceğiniz bir ilaca geçmelisiniz. --- HIV ve Alkol başlıklı #hivbilgisi yazımız için tıklayın --- 5) Yeteri kadar spor yapıyor musunuz? Hepimizin daha fazla spor yapmaya ihtiyacı olduğuna kimse karşı çıkamaz sanırım. Estetik nedenlerinin dışında spor yapmanın çoğu HIV ve ART yan etkisini önlediği biliniyor. Spor yapmak uykunuzu düzene sokabilir, stresi azaltabilir ve kendiniz hakkında daha iyi hissetmenizi sağlayabilir. Bu beş temel hatırlatmayı yaptıktan sonra konuyu Kırmızı Kurdele İstanbul’dan nasihatler kıvamına getirmek gibi olmasın ama ister HIV tedavisinin yan etkisi olsun, ister yaptığınız sağlıksız seçimlerin sonucu olsun düzenli uyku, iyi beslenme, spor ve yeterli su tüketimi kendinizi daha iyi hissetmeniz için yeterli olabilir. Ve madem bu kadar basit tedbirler HIV tedavisi süresince kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabilir, neden onları uygulamak istemeyesiniz ki! #hivhakkindahersey için güvenilir #hivbilgisi kaynağı #kirmizikurdeleistanbul'u takipte kalın. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

bottom of page