25 Yıldır Her Kesin Tedavi Haberi Geldiğinde Aynı Şeyi mi Hissediyorum?
- 24 Ağu
- 3 dakikada okunur
#hivbilgisi sayfalarımız için bu kez biraz farklı bir şey denemek istedik. HIV alanında "kesin tedavi" haberleri basına yansıdığında, uzun süredir HIV ile yaşayan kişilerde bunun nasıl bir karşılık bulduğunu merak ettik ve HIV ile yaklaşık 20-25 yıldır yaşayan dört arkadaşımızla oturup konuştuk. Aşağıdaki metin, bu görüşmelerde ortaya çıkanların www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı katılımcısı Tuna A. tarafından tek bir ses etrafında derlenmiş, kompozit bir anlatısıdır; belirli bir kişiyi birebir temsil etmez, ama konuştuğumuz herkesin paylaştığı ortak duygulanımı yansıtmaya çalışır. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org herkes için #hivbilgisi #hivhakkindahersey #hivindogrusu
Yayıma hazırlayan: Tuna A. (www.kirmizikurdele.org Topluluk Yazarlığını Destekleme Programı)
Yayım tarihi: Ağustos 24, 2026
Bu yazıdan yapılacak tüm alıntılar izine tabidir. (info@kirmizikurdele.org)

2001 yılında HIV pozitif tanısı aldım. Tam yirmi beş yıl oluyor yani.
İlk yıllarda "kesin tedavi" kelimelerini bir yerde yan yan gördüğümde -bir gazete haberiide ya da bir arkadaşımın "bak bunu okudun mu" diyerek paylaştığı bir dergide vb.,- önce kalbim hızlanırdı, sonra göğsümde bir şey sıkışırdı. O zamanlar bu iki duygunun arasındaki farkı ayıramıyordum bile. Umut mu, yoksa panik mi, gerçekten bilmiyordum. Bir haberi en az iki üç kez okur, sonra kapatır ve bir daha açmazdım, çünkü açarsam daha da inanacağımı biliyordum. İnanmak, o yıllarda benim için lüks bir şeydi; çünkü her inanış, geri çekilirken beraberinde bir şey daha götürüyordu.
Ortalarda bir yerde -sanırım on, on iki yıl kadar oluyor- bir şey değişti. Farkı ayırt etmeyi öğrendim: "vaka" ile "tedavi yöntemi" arasındaki, "remisyon" ile "iyileşme" arasındaki farkı. Bunu bana kimse oturup anlatmadı; yıllar içinde, aynı haberleri tekrar tekrar okuyarak kendim öğrendim. O döneme kadar her haber beni aynı hızda sarsıyordu. Sonra artık sarsılmadan önce bir saniye durup soruyordum: Bu, laboratuvar aşamasında mı? Kaç kişi üzerinde? Benim tedavime ne zaman, nasıl yansır — yansır mı gerçekten? Türkiye'ye gelmesi ne kadar sürer? Gelse bile hemen geri ödemeye alınır mı, yoksa kendi cebimden ödeyerek almak zorunda kalırım? Bunlar "kesin tedavi" ye ilişkin bilimsel gelişmelerden çok bağımsız sorular.
Şimdi, yirmi beş yılın sonunda, dürüst olmam gerekirse: Hâlâ zaman zaman çok fazla heyecanlanıyorum. Bu histen tamamen kurtulmuş değilim, kurtulacağımı da sanmıyorum. Yıllar bu heyecanı yok etmiyor, sadece ona eşlik eden bir soğukkanlılık ekliyor.

İşte tam bu noktada, benim için Kırmızı Kurdele İstanbul gibi bir aktivist grubunun varlığı ve www.kirmizikurele.org fark yaratıyor. Çünkü ben heyecanlandığımda, ilk yaptığım şey artık haberi tekrar tekrar okumak değil, bu konuda tedavi okuryazarlığı yüksek, ayakları yere sağlam basan birilerinin ne dediğine bakmak oluyor. Onlar okuyor, süzüyor, gerçekçi bir çerçeveyle bize aktarıyor -abartmadan, ama umutsuzluğa da düşürmeden. Bu, benim tek başıma yapamadığım bir şey. Ben duygusal olarak haberin içindeyim; onlar dışarıdan, daha net görebiliyorlar.
Özetlersem; tüm bu kesin tedavi haberlerinin bir "umut hikâyesi" olmasını ve hiç kimsenin de böyle algılamasını istemiyorum, çünkü değil. Bazı dönemler hiçbir haber çıkmıyor, sessizlik oluyor, ve o sessizlik de bir şey söylüyor aslında. Bazı yıllar bir haber çıkıyor ama bana hiç ulaşmıyor — laboratuvarda kalıyor, oradan kalıyor. Yirmi beş yılda öğrendiğim en önemli şey "kesin tedavi bulunacak mı?" sorusuna asla net bir cevabım olmadığı.
Öğrendiğim en değerli şey ise bu soruyla nasıl bir arada yaşayacağımı bulmuş olmam.
HIV kesin tedavisinin bir gün elbette bulunacağına hiç şüphem yok. Bunun benim ömrümde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini, gerçekleşse bile tedaviye ücretsiz erişimimin hemen mümkün olup olmayacağını bilemiyorum. Ancak bence en önemli şey şu: Şu anda, günde tek bir ilaçla sağlığımı tamamen koruyabiliyor ve virüsü kimseye bulaştırmadan hayatımı sürdürebiliyorum. Üstelik yakın zamanda haftalık ya da aylık tabletler de çıkacak.
Bence bütün bunlar, en az kesin tedavi kadar değerli gelişmeler. Geçmişte, bugün sahip olduğumuz imkânlara ve tedaviye ücretsiz erişim olanağına sahip olmadıkları için on binlerce insan hayatını kaybetmişken, bu konudaki bütün merakımı yalnızca “kesin tedavi”ye indirgemiş olmayı pek doğru bulmadığımı da eklemek isterim. Ve bence bu hiç azımsanacak bir şey değil.





