top of page

B eşittir B, Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan önyargı ve ayrımcılığı da önler mi?

Güncelleme tarihi: 13 Ara 2022


Öncü imzacılarından ve sözcülerinden biri olduğumuzu söylemekten gurur duyduğumuz, 2017 yılının en önemli küresel HIV olayı olan B eşittir B kampanyası ve kampanyanın mesajı Türkiye'de geniş yankılar uyandırmaya devam ediyor.

HIV bilimindeki bu muazzam gelişmenin etkilerini artık sadece HIV ile yaşayan bireyler arasında değil, kampanya bildirisini duyurduğumuz ilk günlerde çeşitli negatif geri bildirimler aldığımız doktor/uzman grupları üzerinde de görmek mümkün.


Bu etkinin en elle tutulur göstergelerinden biri olarak Türkçe versiyonu Ege Üniversitesi HIV/AIDS Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGEHAUM) tarafından tarafından yayınlanan HIV tedavi bülteni için hazırladığımız ve derginin Aralık 2017 sayısında yayınlanan bu #hivbilgisi yazısını paylaşmak istiyoruz..

Kampanyanın kısa tarihçesi, Kırmızı Kurdele İstanbul'un kampanyadaki öncü rolü ve 2017 etkilerinin yanı sıra, geleceğine ilişkin notlar da paylaşılan bu keyifli #hivbilgisi yazısını aşağıda, bültenin tamamını bu linkte okuyabilirsiniz.


İyi okumalar.



B eşittir B, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan (UequalsU) önyargı ve ayrımcılığı da önler mi?


Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi Aktivisti Yayın tarihi: Ocak 2018

 

B=B temeline sağlam bilimsel delilleri alan basit fakat çok önemli bir kampanyadır. HIV ile yaşayan bireylerin uzun ve sağlıklı yaşayabileceklerini, çocuk sahibi olabileceklerini ve başkalarına HIV bulaştırmaktan asla endişelenmemeleri gerektiğini bildiren bu kampanya, hem HIV pozitif bireylerin hem de onların yakınlarının bu gerçekleri anlamalarını sağlayarak kamuoyunu etkilemekte başarılı olmuştur. CDC’nin resmi olarak kampanyanın temelindeki bilimsel gerçeklerin arkasında durması ise kampanyayı HIV ile mücadelede 2017’nin en önemli mesajı haline getirmiştir. The Lancet (Kasım, 2017)

 

2016 yılının ilk aylarında Amerikalı bir aktivist grup tarafından başlatılan bir kampanya olan Prevention Access Campaign [1], kısa sürede küresel bir aktivizm hareketine dönüşerek tarihi bir bilimsel gelişmenin altını çizerken, HIV pozitif bireylerin önyargısız ve eşit bir hayat sürdürebilme umutlarını da tazeledi.

Geçtiğimiz yıl aralarında UNAIDS [2], CDC [3], ECDC [4] gibi kurumların da olduğu dünya çapında yüzlerce kurum, viral yük antiretroviral tedavi (ART) kullanımına bağlı olarak belirlenemeyen seviyeye indiğinde, HIV bulaşı gerçekleşmeyeceğini vurgulayan bu tarihi bildiriyi onayladılar. Düzenli ART kullanımının bulaş riskini azaltmaya yönelik etkisi çok uzun süredir tartışılıyordu; ancak geçişin tamamen durdurulabildiğinin bilimsel olarak vurgulanması yepyeni bir perspektif.

HIV ve kanser araştırmaları ile 2008 yılında Nobel ödülü kazanan Dr. Anthony Fauci’nin [5] ‘’Bilim insanları, olası bir riskten bahsederken, “asla yoktur” gibi kelimeleri kullanmayı hiç sevmezler. Fakat bence bu sefer, düzenli ART kullanan ve belirlenemeyen viral yüke sahip olan bir HIV pozitif bireyden HIV bulaşı gerçekleşmesi riskinin ölçülemeyecek kadar düşük olduğunu ve bunun da onların bulaştırıcı olmadıkları anlamına geldiğini söyleyebiliriz. Bu, bil