UNAIDS’in 2022 raporu neler söylüyor? HIV ile ortak küresel mücadele ne durumda?

UNAIDS’in 2022 raporu neler söylüyor?

* Uluslararası toplum başarısız mı?

* Türkiye’de durum ne?

* Sivil toplum katkısı olmadan başarı mümkün mü?



HIV ile ortak küresel mücadele ne durumda?

Tedavi Aktivisti, U=U Kampanyası Küresel Kurul Üyesi, gönüllümüz Arda Karapınar, takipçilerimiz, okurlarımız ve konuyla ilgilenen herkes için değerlendirdi.


www.kirmizikurdele.org #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı

 

Yayına hazırlayan: Arda Karapınar, Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı

Yayın tarihi: Ekim 2,2022



(Güvenilir #hivbilgisi sağlayıcısı ve kaynağı www.kirmizikurdele.org ve @redribbontr sosyal medya hesaplarındaki #hivbilgisi içerikleri ve tüm içerikler KAYNAK GÖSTERMEK ŞARTIYLA herkesin paylaşımına açıktır. Paylaşımlarınızda web-sitemizi kaynak göstermenizi/mention/etiket vb. yapmanızı rica ederiz. Bunlar dışında özel olarak izin sormanıza gerek yoktur.)


 


Birleşmiş Milletler HIV/AIDS ortak programı UNAIDS, geçtiğimiz günlerde yayınladığı ve dünyanın son bir yıl içindeki HIV ve AIDS ve doğurduğu sorunlarla ortak mücadelesini değerlendiren rapor, bir halk sağlığı krizi olarak tanımladığı HIV yayılımını 2030’a kadar sona erdirme hedefinde ilerlemenin durduğunu ve işlerin yeniden rayına oturtulması için acilen harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor.




Raporda UNAIDS’e ulaşan verilere göre 2021 yılında 1,5 milyon insanın HIV ile enfekte olduğunu ve bu sayının Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen 2021 yılına dair küresel yeni HIV vakası öngörüsüne kıyasla bir milyondan fazla yeni enfeksiyon anlamına geldiğini belirtildi. Raporda altı çizilen bir diğer önemli nokta da, AIDS dolaylı yıllık ölüm sayısının yaklaşık 650.000 olduğu, bunun da ortalama her bir dakikada bir kişinin öldüğü anlamına geldiği oldu. Bu veri, HIV’e karşı etkin, virüsü B (belirlenemeyen) seviyeye (Bkz: Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan) baskılayarak bulaştırılmasını dahi önleyen, HIV ile yaşayanların AIDS tablosuna asla girmeden tamamen sağlıklı bir hayat sürdürmelerine olanak sağlayan ilaçların olduğu bir ortamda hepimiz için utanç kaynağı olmalı.

Çünkü bu veri en basit ifadesiyle, HIV tedavisi ilaçlarına ihtiyaç duyan insanları bu ilaçlarla buluşturmak konusunda hep beraber başarısız olduğumuzu ve her yıl 650.000 insanın bu başarısızlık yüzünden öldüğünü söylüyor.




UNAIDS Proje Direktörlerinden Mary Maby de aynı görüşte. Maby, tüm bu ölümlerin önlenebilir olduğunu, HIV tanısı koymaya, baskılamaya, kontrol etmeye, yeni bulaşıları engellemeye, fırsatçı enfeksiyonları saptamaya, önlemeye ve tedavi etmeye yönelik araçların mevcut olduğunu, ancak bu araçlardan politik, ekonomik vb. sebepler dolayısıyla dünya genelinde adaletli bir şekilde yararlanılamadığını söylüyor.




HIV bulaşılarından orantısız olarak en fazla etkilenenler ise Sahra-altı Afrika’daki adolesan ve genç kadınlar (15 - 24 yaş aralığı). UNAIDS verileri adolesan ve genç kadınların HIV ile karşılaşma olasılığının aynı bölgedeki aynı yaş grubuna kıyasla üç kat daha fazla olduğuna işaret ediyor. Bunun başlıca sebepleri ise bölgedeki ilaca erişim oranının dünya geneline göre düşüklüğü, gelir dağılımdaki eşitsizlik, ev-aile içi şiddet ve bölgeye özel sorunlar. Özetle; HIV tedavisi ilaçları -dünyanın çeşitli yerlerinde ucuz jenerikleri üretilirken bile- bu bölgeye yeterli sayıda ulaşmıyor, uluslararası toplum bu bölgedeki HIV pozitiflerin ilaca erişimini sağlayamıyor ve yeni HIV bulaşıları önlenebilecekken engellenemiyor. Yani uluslararası toplum HIV ile mücadelenin bu boyutunda da başarısızlığını ilan ediyor.




Raporda yeni HIV enfeksiyonlarının Doğu Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu, Kuzey Amerika ve Latin Amerika'da birkaç yıldır istikrarlı bir biçimde arttığı da vurgulanırken, dünyanın en kalabalık bölgesi olan Asya ve Pasifik'te yeni enfeksiyonların arttığının altı çiziyor. Asya ve Pasifik’teki artışların altının çizilmesi önemli bir vurgu, çünkü bu bölgelerdeki yayılım yoğun çabalar sonucu yavaşlatılmış ve eğri aşağıya doğru yönlendirilmişti, ancak rapor geçtiğimiz yılların kazanımlarının kaybedildiğini ve eğrinin yeniden yukarı doğru yön kazandığını belgeliyor.




Dünya genelinde HIV yayılımını 2030’a kadar sona erdirme hedefinde ilerlemenin durmasına ve mücadelenin yavaşlamasının başlıca sebepleri ise COVID-19 salgını ve Ukrayna'nın işgalinin doğrudan ve dolaylı etkileri olarak gösterilmekte. Bu faktörler pek çok konuda olduğu gibi HIV’in yarattığı sorunlarla ile ortak küresel mücadelede de negatif etkenler oldular, bu doğru. Ancak uluslararası toplumun HIV konusundaki başarısızlığını sadece bu bahanelerin arkasına saklanarak açıklamak kolaycılık olur. Alanda deneyimli ve dünya HIV gündemini çok yakından takip eden bir aktivist olarak, esas sebeplerin politik ilgisizlik, konuya gereken ciddiyetle yaklaşmamak, yetersiz kaynak ayırmak ve daha kötüsü bu alana ayrılmış kısıtlı kaynakların yanlış politikalar sonucu başka alanlara aktarılması olduğunu söylemem gerekiyor.




- Türkiye’de durum ne?


Aynı ilgi azlığını Türkiye’de de görmek mümkün. T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Bulaşıcı Hastalıklar ve Erken Uyarı Dairesi Başkanlığı Dairesinin paylaştığı resmi verilere göre Türkiye’de istatistiklere yansımış toplam 32.376 HIV ve AIDS olgusu var. Her ne kadar düşük gibi görünen bu sayının gerçek tabloyu yansıtmadığından emin olsak da, bu veri bile Türkiye’de HIV ve AIDS’e verilen kamu cevabının başarılı olmadığını kanıtlar nitelikte. Çünkü yine UNAIDS verilerine göre Türkiye, içinde bulunduğu bölge ile birlikte yeni HIV bulaşılarının uzun yıllardır istikrarlı biçimde arttığı ender ülkelerden biri.

Bunun sebepleri ise;

*Muhafazakar politikalar sonucu konunun rahatça konuşulamıyor olması, *Konuya politik ilginin neredeyse sıfır düzeyinde olması, *kKamu aygıtının başta HIV olmak üzere, cinsel yolla bulaşabilen enfeksiyonlara ilişkin önleyici politikalar ve farkındalık çalışmalarının en düşük seviyede olması, *Bulaş önleyen PrEP gibi ilaçların geri ödeme sistemine dahil edilmemesi,

olarak sıralanabilir ve en az bir bu kadar daha sebep eklenebilir.

Çözüm ise aslında çok uzakta değil. Ulusal HIV/AIDS Kontrol Programı gibi strateji belgelerinin hem daha kapsamlı bir içerikle yeniden hazırlanması hem de gerçek anlamıyla uygulanabilmesi için Türkiye’nin en dinamik ve yaratıcı sivil toplum alanlarından biri olan HIV sivil toplumunun ve STK’ların tüm süreçlere katılımlarına ve eşit muhatap olarak benimsenerek, rol üstlenmelerine olanak tanınması kısa zamanda büyük fark yaratabilir.

Uzun lafın kısası HIV ve sebep olduğu sorunlarla ortak küresel mücadelede ne Türkiye’de ne de dünyada sivil toplum katkısı olmadan başarı elde etmek olanaksız. HIV alanında sorun ve soru çok ve #CevapSivilToplumda



Raporun tamamına www.unaids.org/en/resources/documents/2022/in-danger-global-aids-update adresinde erişilebilir.

HIV bilimini, Dünya HIV gündemini ve ajandasını düzenli olarak takibe ve kayda değer gelişmeleri #hivbilgisi yazıları ile Türkiye HIV topluluğuyla ve tüm ilgilileriyle paylaşmaya devam edeceğim.



Arda Karapınar Tedavi aktivisti, Topluluk yazarı Twitter: @MAPanosian, @RedRibbonTR