#hivbilgisi arama sonuçları

  • HIV ile yaşayan bireyler için diyet, egzersiz ve sağlıklı yaşam ipuçları

    HIV pozitif olmak, hayallerinizin peşinden koşmanıza, hayatınızı yaşamanıza engel değil. Yaşam tarzınıza uygun bir tedavi, tedavi uyumu ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla, uzun vadeli hedeflerinize ulaşmak için çalışırken sağlıklı, uzun ve üretken bir hayat yaşayabilirsiniz. Türkiye'nin en çok başvurulan, güvenilir #hivbilgisi kaynağı #kirmizikurdeleistanbul'dan, HIV ile yaşayan bireyler için bazı diyet, egzersiz ve kişisel bakım önerileri İyi okumalar Farklı kaynaklardan derleyerek yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul İzmir Gönüllüsü Serkan, Düzenleyen/gözden geçiren: Arda Karapınar HIV ilaç tedavisi'ne (ART) başladıktan sonra, daha sağlıklı kalmak için neler yapabileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek isteği olağan ve hatta önerilen bir şeydir. İyi bir beslenme pratiği uygulamak, yeterince egzersiz yapmak ve kişisel bakım, sağlıklı hissetmenize büyük ölçüde katkı sunar. Sağlıklı bir beden ve zihin halini sağlamak ve korumak için bu minik kılavuzu bir başlangıç noktası olarak değerlendirin. Beslenme HIV ile yaşayan bireyler tedavi le birlikte kilo vermeye ya da almaya başlayabilirler. Dengeli bir diyet yapmak, bağışıklık sistemini korumanın ve desteklemenin önemli bir parçasıdır. HIV için özel bir diyet olmadığını, ancak doktorunuzun size iyi bir beslenme konusunda bilgi verebileceğini unutmayın. Doktorunuz ayrıca vücudunuzun ihtiyaçlarına göre hazırlanmış sağlıklı bir beslenme planı oluşturmak için bir diyetisyen görmenizi önerebilir. Genel olarak, çoğu insan aşağıdakileri içeren bir diyetten yararlanır: *Yeterli meyve ve sebze, *Kahverengi pirinç ve tam tahıllar gibi nişastalı karbonhidratlar, *Balık, yumurta veya yağsız et gibi bazı proteinler, *Az yağlı süt veya peynir gibi bazı süt ürünleri, *Fındık, avokado veya sızma zeytinyağında bulunanlar gibi sağlıklı yağlar. Yemek pişirirken, gıda kaynaklı enfeksiyon riskini azaltmak için güvenli pişirme yöntemlerini benimsemekte de fayda var. Mutfağı daima temiz tutmaya çalışın. Çığ yiyecekleri yıkayın ve yiyecek hazırlama ve saklama konusunda dikkatli olun. Etleri her zaman güvenli bir aklıkta pişirin. Bol sıvı tüketimi ve susuz kalmamak da önemlidir. Sıvılar, HIV ilaçlarının işlemesine yardımcı olur. Herhangi bir vitamin, mineral veya bitkisel takviye almayı planlıyorsanız, bunu yapmadan önce doktorunuza mutlaka danışın. Bazı takviyeler HIV ilaçlarıyla etkileşime girebilir ve yan etkilere neden olabilir. Etkileşimler hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, ilgili #hivbilgisi yazısı için buraya tıklayın. Egzersiz Antiretroviral tedaviye başladıktan sonra kendinizi iyi hissetmenin bir diğer önemli unsuru da egzersiz yapmaktır. Kilo kaybına/artımına ek olarak, HIV ile yaşayan kişiler kas kaybı ve/ya da yağlanma da deneyimleyebilir. Düzenli egzersiz, bu süreci yavaşlatmanın ya da tamamen durdurmanın en önemli yollarından biridir. Üç ana egzersiz türü vardır: *Kardiyo *Dayanıklılık *Esneme Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) verilerine göre, yetişkinler her hafta en az iki buçuk saat orta yoğunlukta kardiyo egzersizi yapmaya çalışmalıdır. Hızlı bir tempoda yürüyüş yapmak, düz arazide bisiklete binmek veya yüzmek iyi kardiyo yöntemleridir. Daha fazla enerji gerektiren yüksek yoğunluklu egzersiz tercih ederseniz, CDC'nin önerdiği saati yarıya düşürebilirsiniz. Bazı yoğun kardiyo örnekleri arasında koşu, futbol oynamak veya yokuş yukarı yürüyüşe çıkmak sayılabilir. Kırmızı Kurdele İstanbul, burada bahsi geçen kardiyo çalışmalarını rutine dahil etmeyi planlıyorsanız, bir programa başlamadan önce mutlaka doktorunuza ve takiben bir spor hocasına danışmanızı önerir. CDC ayrıca, ardışık olmayan günlerde haftada en az iki kez dayanıklılık idmanı yapmayı da önerir. İdeal olarak dayanıklılık antrenman seanslarınız, aşağıdakiler dahil olmak üzere tüm ana kas gruplarınızı içermelidir: *Kollar *Bacaklar *Kalça *Karın *Göğüs *Omuzlar *Sırt Yoğun kardiyoda olduğu gibi, daha önce yapmadığınız herhangi bir direnç antrenmanını denemeden önce doktorunuzla konuşmanız ve görüşlerini almanız gerekir. Esneklik idmanları söz konusu olduğunda ise, ne sıklıkta idman yapmanız gerektiğine dair somut bir kılavuz yok. Ayrıca esneme, yoga ve pilates gibi esneklik egzersizleri fiziksel sağlığınızı iyileştirirken stresi hafifletmeye yardımcı olacaktır. Düzenli egzersiz rutinlerinin sosyal yaşamınıza da olumlu etkileri vardır. Takım sporları veya grup çalışmaları gibi etkinliklere katılmak, evden çıkmanıza ve yeni insanlarla tanışmanıza yardımcı olur. Sağlıklı yaşam Fiziksel olarak sağlıklı kalmak, HIV ile yaşamayı yönetmenin bir parçasıdır. Ayrıca zihinsel ve duygusal sağlığı korumak da aynı derecede önemlidir. HIV tanısını yakın zamanda alan bireyler, depresyon gibi bazı psikolojik sorunlar için daha yüksek risk altındadır. HIV tanısı almak ve takip eden süreçler hakkında daha fazla bilgi edinmek ve hazırladığımız rehbere göz atmak isterseniz, ilgili #hivbilgisi yazısı için buraya tıklayın. Depresyon ve anksiyete konusunda endişeleriniz varsa, bunları doktorunuzla mutlaka paylaşın. Konuyu profesyonel ve tarafsız biriyle konuşmak her zaman yardımcı olacaktır. HIV ile yaşamanın, HIV negatif olan insanlarla ilişkilerden kaçınmak anlamına gelmediğini unutmamak gerekir. HIV tedavisindeki ilerlemeler ve Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan sayesinde HIV bulaşma riskinin olmadığı, sağlıklı ve düzenli ilişkiler içinde artık mümkün. Kendinizi ve eşinizi/partnerinizi yeni başka enfeksiyonlardan korumanın en iyi yöntemlerini doktorunuzla konuşun. Sonuç Kişisel özen ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, HIV ile sağlıklı kalmanın ve güçlü hissetmenin önemli bir parçasıdır. HIV pozitif olmak, hayallerinizin peşinden koşmanıza, hayatınızı yaşamanıza engel değil. Yaşam tarzınıza uygun bir tedavi, tedavi uyumu ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla, uzun vadeli hedeflerinize ulaşmak için çalışırken sağlıklı, uzun ve üretken bir hayat yaşayabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • İkinci dalga HIV ile yaşayanlarla dalga mı geçecek?

    Yayına hazırlayan: Kağan Çavuşoğlu Yayın tarihi: Ağustos 20 Güncelleme tarihi: Ağustos 23 10 Mart 2020. Çin, Wuhan'da ortaya çıkan ve hızla tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs pandemisinde, ülkemizdeki ilk vakanın kayıt altına alındığı tarih. Bu tarihten sonra neler olduğunun detaylarına hiç girmeyeceğim. Hepimiz yaşadık, deneyimledik, deneyimliyoruz. Mükemmel bir ekip çalışması izledik. Hem de öylesine mükemmeldi ki, her akşam alkışladık tüm sağlık çalışanlarını. Doktorundan, hemşiresine, hasta bakıcısından, idari ya da yönetsel hizmetlerde çalışan tüm sağlık çalışanları, ekip ruhunun nasıl da ülke geneline yayılabileceğini ve birlik olabileceğimizi gösterdiler bizlere. Sadece sağlık çalışanları da değil tabi ki: “Vefa Destek Grupları”nda görev alan kamu çalışanlarının, kolluk hizmetlerinde görevli memurların kapı kapı gezerek evinden çıkamayanlara destek olmaya çalışmaları ve dahası… Toplumca öylesine günler yaşadık ki, senaryosu yazılsa, “En iyi senaryo” ödülünü %100 hak ediyoruz bence hepimiz! Ama sonra birden bire, bir şey oldu: “Normalleştik” Hem de öyle normalleştik ki; evde kaldığımız o 90 gün hiç yaşanmamış gibi sıfırladık zihinlerimizi. Yeni normalimizi, eski normalle aynı kefeye koyduk. Tehlike ve riskleri, görmezden gelmeye başladık. Bkz: Maske sevmezler! Peki sorun sadece maske takmayı sevmezlerde mi? Cevap: Hayır! Bazen devlet kurumları da, gerekli önlem ve riskleri bertaraf etmek için maske takmayı başaramıyorlar! Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, çalışmalarımıza başladığımız ilk günden bu yana, Türkiye'de bir ilk olarak gururla ve başarıyla sürdürdüğümüz #onlinehivdanismanligi servisimizde, evde kaldığımız dönemde, bazen günde birkaç yüzü bulan soru adediyle mücadele ettik. Endişeler, korkular, ihtiyaçlar… Hepsine yetişmeye çalışmak için kapasitemizi arttırdık ve ekibimize yeni gönüllüler kazandırdık. Hepsine bir kez daha sonsuz teşekkürler. Azminiz ve Kırmızı Kurdele İstanbul’a kattığınız değer, paha biçilemez. Ama, her ne kadar normalleşsek ve yeni normale adapte olmaya çalışsak da, Online HIV Danışmanlığı servisimize gelmeye devam eden sorular, aslında hala ne kadar endişeli olduğumuzu ve korktuğumuzu tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor. Bu -biraz uzun- yazı, koronavirüs pandemisinin şu meşhur “ikinci dalgası”nın yüksek sesle telaffuz edildiği bu günlerde, HIV ile yaşayan bireylerin sahip olduğu endişeleri, korkuları ve beklentilerinin birer özeti olarak yazılmıştır. Reçetesiz sen “sen” değilsin! Ana hedeflerinden biri, Türkiye'yi uluslararası HIV çalışmaları gündeminin önemli ve saygın bir parçası yapmak olan Kırmızı Kurdele İstanbul olarak kurulduğumuz günden bu yana, aralarında HIV çalışmaları alanında önemli yere sahip konferanslar, kongreler ve uluslararası toplantıların da olduğu onlarca etkinliğe katılım sağlayarak, Türkiye ve Türkiye’deki HIV olgusunu dünya gündemine taşımak için tüm imkanlarımızı kullandık. Ve başardık da! Tüm zamanların en önemli aktivizm hareketi olduğu düşünülen “Belirlenemeyen = Bulaştırmayan” kampanyasının, tüm dünyadaki ilk imzacılarından biri olduk ve hem ülkemizde hem de yurt dışında yüksek sesle ve gururla anlattık: “Belirlenemiyorsa, bulaştırmıyor!” Katıldığımız etkinliklerde, bize söz verilen toplantılarda, yönettiğimiz panellerde, Türkiye’deki sağlık sisteminin HIV tedavi ve takibi konusunda ne kadar başarılı olduğunu, ilaca erişimde asla sorun yaşanmadığını hep ama hep anlattık. Gururlanarak, ülkemizdeki sosyal güvenliğin nasıl da kapsamlı olduğunu aktardık diğer ülkelerdeki meslektaşlarımıza. Hiç unutmuyorum, bir panelde ilaca erişimle ilgili sorulan soruya “Bizde SGK var, bu sebeple bu konularda bir endişemiz yok!” demiştim. Kahve arasında lobide etrafıma toplanan “Avrupalılara”, ülkemizdeki sosyal güvenlik sistemini anlatmıştım. Çünkü bizdeki SGK-GSS çatısı ve yapısı, inanın Avrupa ülkelerinin yarısından fazlasında yok! Mart ayı itibariyle evde kalmaya başladığımız günlerde SGK, Kırmızı Kurdele İstanbul olarak Bilim Kurulu'na aktardığımız notları da dikkate alarak müthiş bir işe imza attı ve dedi ki “Kronik hastalıklara sahip olanlar, geçerli ilaç raporları ile doktora gitmeden ilaçlarını direk eczanelerden tedarik edebileceklerdir”. Ve sonrasında bunu daha da geliştirip, uzun süreli ilaç tedariki sağlanmasına da olanak tanıdılar. O dönemde, uluslararası partnerlerimiz olan diğer STK’larla yaptığımız online bir toplantıda, Türkiye’de HIV ile yaşayan bireylerin COVID-19’la ilişkilerini anlatırken, ilaçların reçete gerekmeksizin direk eczanelerden tedarik edilebildiğini ve bir dizi başka önlemler de alındığını anlattığımızda, toplantıya katılım sağlayan bir Amerikalı “sözde biz Amerikayız” demişti. Ben de karşılık olarak yine aynı şeyi söylemiştim: “Bizde SGK var, bu sebeple bu konularda bir endişemiz yok!” KOD 148: Görev başarılamadı! Sonra ne mi oldu? Normalleştik işte. Bir anda! Hiçbir şey olmamışçasına… Bir gün HIV ile yaşayan bireyler, olan bitenden habersiz bir şekilde eczanelerden ilaçlarını almaya gittiklerinde, birden reçetesiz ilaç alamadıklarını öğrendiler. Hatta bunu o gün itibariyle, eczacılar da Medula sisteminden gelen “Kod 148” uyarısıyla öğrendiler. O gün konu ile ilgili, İstanbul Eczacılar Odası ile yaptığımız görüşmede, kendileri için de bu uygulamanın sürpriz olduğunun bilgisini almıştım. “Randevusuz hasta kabul edilme(me)ktedir” E tabi, kararnamelere atıfta bulunarak SGK tarafından alınan bu karar neticesinde neye uğradığını şaşıran HIV ile yaşayan bireyler, soluğu MHRS’de randevu almaya çalışmakta buldu. Çünkü 18 yaş altı ya da 65 yaş üstü bir birey değillerse, bir enfeksiyon hastalıkları hekimi ile görüşmek ve reçete yazdırmak zorundaydılar. Ama bu o kadar da kolay olmadı (hala da kolay değil!). Pandemik koşullar nedeniyle hastanelerin çoğunda, her gün yalnızca bir hekim poliklinik muayenesi kabul ediyor ve geriye kalan hekimler klinikte COVID-19 ile mücadele ediyorlar. Poliklinik muayenelerine, enfeksiyon kapsamına giren diğer tüm hastalıklara istinaden yapılan başvurular da dahil olunca, randevu almak çok ama çok zorlaşıyor. Bu sebeple her ne kadar hastanelerin girişlerine kocaman “Randevusuz hasta kabul edilmemektedir” yazılsa da, HIV ile yaşayan bireyler randevu alma şansları kalmadığında, doktorun kapısında beklemek zorunda kalıyor. Çünkü onlar için ilaca erişim ve tedaviye bağlılık “elzem” ve “HAYATİ”! Bu noktada yetkililere sormak istiyoruz;, Özellikle pandemik sebepler nedeniyle, bir süredir ileri düzey tahlil yaptıramamış olmalarından dolayı HIV ile yaşayan bireylerin hekimleri ile görüşmelerinin gerekliliğini çok iyi anlıyor olmakla beraber, zaten bir “enfeksiyon” ile mücadele ediyor ve bu enfeksiyonu baskılayacak ağır ilaçlar kullanıyor olmalarını göz önüne alarak, yaş sınırı/kısıtlaması olmaksızın, HIV ile yaşayan bireylere özel olarak bir süre daha reçetesiz ilaç temini imkanının tanınması daha doğru olmaz mıydı? Ya da madem bu imkan tanınmayacak, bu süreci SGK, Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, birlikte ve ortak akılla yürüterek, daha efektif ve az riskli bir süreç oluşturulamaz mıydı? Ve, ikinci dalgayı konuştuğumuz bu günlerde, bahsi geçen bu üç kamu kurumunun, olası yeni karantina ve toplumsal izolasyon günlerine istinaden, içleri ferahlatacak, ilaca erişim konusunda bir B planları var mı? Kritik stokların kritik durumu Geçtiğimiz Temmuz ayında, alanın en önemli organizasyonu olan Uluslararası AIDS Konferansı düzenlendi. Pandemi nedeniyle sanal olarak gerçekleşen bu yıl ki konferansta, alanında uluslararası tanınmış hocaların ağız birliği yaptığı bir konu vardı: “Ham madde tehlikesi”. Bildiğiniz üzere, etken maddesinden bağımsız olarak her ilaç, belirli kimyevi ham maddelerin bir araya gelmesiyle oluşturulan formüllerle üretilir. Yani elinizde o ham madde yoksa, mükemmel formülünüz bir işe yaramayacaktır. Peki Çin, Brezilya, Tayland ya da ham madde tedarikinin sağlandığı diğer ülkelerde pandemi koşulları ağırlaşır ve genel karantina uygulamaları nedeniyle ham madde üretimi/tedariki imkansızlaşırsa, ne yapacağız? Türkiye, ruhsatlandırma süreçlerinde ilaç firmalarına, ruhsat verilen ilaç için en az 3 aylık stok bulundurma zorunluluğu veriyor. Peki, bu 3 aylık stok tükendiğinde, ilaç firmaları yurt dışından ilaç temininde, pandemi nedeniyle sorun yaşar ve iş açlık oyunlarına dönerse, o zaman ne olacak? Amacım ortalığı yangın yerine çevirmek değil kesinlikle. Sadece doğru soruları sorup, cevaplarıyla herkesin kendini güvende hissetmesine destek olmak. Çünkü bahsettiğim konu sadece HIV tedavisi için geçerli değil. Yurt dışından tedarik edilen bütün hastalıkların tedavileri için geçerli ve önemli bir konu! Bu sebeple, acaba, bu kritik stok bulundurma zorunluluğunun miktarı/süresi, koronavirüs pandemisi süresince, daha uzatılsa ve kapsamı genişletilse, birçok hastalıkla mücadelede önemli bir önlem almış olmaz mıyız? Belki Sağlık Bakanlığımızın böyle bir çalışması vardır ve ben bilmiyorumdur. Eğer varsa, bu durum Sağlık Bakanlığı yetkilerince topluma açıklansa ve hepimiz bir kez daha gururlansak, güzel olmaz mı? “Patron, ben HIV ile yaşıyorum” Pandeminin başladığı ve kronik hastalıklara sahip bireylerin risk altında olduğu söylenmeye başladığı ilk günlerde, Kırmızı Kurdele İstanbul’un Online HIV Danışmanlığı’nda cevaplamaya çalıştığımız soruların başında, HIV ile yaşayan bireylerin iş yerlerine kronik hastalıklarını nasıl söyleyeceklerine dair endişelere ilişkin sorular geldi. Evet. Yıl 2020 ve toplumumuz hala HIV enfeksiyonunu, yani tıbbi bir durumu, toplumsal normlarının arasına sıkışmış bir meta olarak görüyor ve değerlendiriyor. Hal böyle olunca da, “COVID-19 riski altında” olduğu söylenen HIV ile yaşayan bireylerin, hayatlarını kazanmak için çalıştıkları işyerlerine “ben HIV ile yaşıyorum ve bu sebeple risk altında olduğum için evden çalışmak zorundayım” ya da “işe gelemiyorum” diyememeleri kadar daha utanç verici bir şey yok! Dahası, bireye özel bir konu olan ve KVKK kapsamında değerlendirilen kişisel bir sağlık bilgisinin, 3.parti kişi ya da kuruluşlara bildirilmesi ve bahane olarak sunulmak zorunda bırakılması kadar, hem devletimizin çıkardığı kanunlara hem de insan haklarına aykırı başka trajikomik bir durum yoktur herhalde! Peki madem, kronik hastalıklar arasında listelendiği için risk grubu içerisinde olduğu kamu otoriteleri ve bilim kurulu tarafından söylenen HIV enfeksiyonuna sahip bireyler için farklı bir uygulamaya imza atılamaz mı? Aslında sadece HIV ile yaşayan bireyler için de değil, tüm kronik hastalık sahibi bireyler için böyle bir çalışma yapılabilir. Mesela benzeri çalışmayı, Milli Savunma Bakanlığı, yıllardır yapıyor. Bir birey, her ne sebeple olursa olsun, eğer askerlik görevini yerine getirmeye elverişli değilse, bir rapor hazırlanıyor ve sebep / sorun belirtilmeksizin “Askerliğe elverişli değildir” deniliyor… Bu çalışma örneklenip, mesela, e-Nabız sistemine bir rapor taslağı oluşturulsa ve ICD-10 kodu ve hastalık detayları belirtilmeden, risk altında olduğu düşünülen tüm bireyler için “COVID-19 riski altında olduğu için evden çalışması uygun görülmektedir” (ya da benzeri) bir genel rapor oluşturulabilse ve bu bilgi direk e-Nabız’a hekim tarafından kaydedilebilse ve hastalar da e-Nabız’dan alabilecekleri barkodlu bu raporu iş yerlerine ulaştırabilse, iş yeri de istiyorsa bu raporun doğru olup olmadığını doğrulayabileceği bir arayüze ulaşabilse… Güzel olmaz mı? Böylece, hastalığı her ne olursa olsun, kimse ama hiç kimse, kendine ait sağlık bilgisini işyeri ile paylaşmak zorunda bırakılmasa… Barkodla doğrulama nasıl mı yapılacak? E, Nüfus Ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, e-devlet sistemi üzerinden bu uygulamayı yıllardır yapıyor. Devletimiz, bu uygulamayı yapabiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimleri de bu deneyimi örnekleyebilir çok kolay bir şekilde. Güncelleme notu: 23.08.2020 tarihi son dakika haberine göre, Kamu Denetleme Kurumu tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmesine istinaden, COVID-19 risk grubunda olup e-Nabız sisteminden rapor alamayan kronik hastalığa sahip vatandaşlar, Sağlık Bakanlığı'nın yeni kararıyla Aile Hekimliğinden alınacak "COVID-19 İdari İzin Tanısı" raporuyla izinli sayılabilecek. Ancak bu hizmetin, henüz sadece kamu çalışanlarını mı kapsadığı, yoksa tüm vatandaşlar için kapsam dahilinde olup olmadığına dair bir güncelleme bilgisi tarafımıza ulaşmamıştır. İlgili haber linki Haydi, birlikte başaralım Hiç de normal günler yaşamıyoruz. Bir sabah kalktığımızda tüm hayallerimiz, önceliklerimiz, ihtiyaçlarımız, daha önce aklımıza hiç gelmeyecek bir şekilde hızla değişti. Ve epidemik gerçekleri göz önüne de aldığımızda, “yeni normalimizi” daha uzun süre deneyimlemeye devam edeceğiz. Biliyorum ki, Ankara’da görev yapan devletin her kademesinden birey, şu anda durmaksızın, ailesinden ve konfor alanından uzak kalarak, mevcut koşulu en akılcı şekilde yönetmeye ve düzenlemeye çalışıyor. Nereden mi biliyorum? Pandemi öncesinde her hafta arayıp herhangi bir konuda fikir aldığım, konuştuğum abilerim, ablalarım, telefonlarıma cevap veremiyor ve fırsat bulduklarında akşamın bir saati bana geriye dönüyor, belki önemli bir durum vardır ve mutlaka bize destek olması gerekmektedir diye… Bu sebeple, tanıyayım tanımayayım, kriz yönetmeye çalışan, ülkemdeki tüm herkese çok teşekkür ediyorum. Ve bu fırsatla şu hatırlatmayı yapmayı da çok önemli buluyorum: Bizler buradayız. Toplumun içerisinde aktivizm yapan, toplumun ihtiyaçlarını birebir deneyimleyen, dinleyen, öğrenen, birlikte yaşayan sivil toplum gönüllüleri ve çalışanları, siz kriz yöneticilerinin yanınızdayız ve destekçiniziz. Çünkü, periferde gerçekte yaşananları, bizler birebir deneyimliyoruz ve sizlere hayat kurtaracak çözümler üretmeniz için harika fikirler verebiliriz. Zaten mükemmel yaptığınız bir işi, daha da mükemmelleştirmek fikri nasıl geliyor kulağa? Ne diyorduk? “Birlikte başaracağız!”

  • Cinsel sağlığınız hakkında doktorunuzla Konuşmanızı önerdiğimiz 5 şey

    Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul #hivbilgisi içerik ekibi Cinsel yöneliminiz ya da cinsel pratiklerinizde neleri tercih ettiğinizden bağımsız olarak, genel anlamda cinsel sağlığınızı doktorunuzla konuşmanız oldukça önemli bir konudur. Doktorunuzla paylaşacağınız ve onun size vereceği bilgiler ışığında, cinsel ilişkilerinizde almanız gereken tedbirler konusunda daha bilinçli hale gelebilir, cinsel hayatınızda yaşadığınız deneyimler sırasındaki olası risk yükseltici faktörleri de önleyebilirsiniz. Hem yetiştirilme biçimimiz hem de çevresel faktörler dolayısıyla birçoğumuz cinsel hayatımıza dair detayları konuşmaktan çekiniriz, hatta cinsel yönelimimiz hakkında açık açık da konuşamayabiliriz. Ancak unutmamalıyız ki doktorlar, size verdikleri sağlık hizmetinden kalitesinden ve yaptığınız konuşmaların gizli kalmasından hem tıbbi hem de hukuki olarak sorumludurlar, hem de sizin sorabileceğiniz soruları muhtemelen daha önce duydukları ve cevapladıkları için sizi en doğru şekilde yönlendirecek kişilerdir. Dolayısıyla onlarla hastaları olarak gireceğiniz dürüst ve samimi bir cinsel sağlık sohbeti, kesinlikle sizin faydanıza olacak ve sizi daha da bilinçlendirecektir. Kırmızı Kurdele İstanbul’un Online HIV Danışmanlığı servisine her gün gelen onlarca soru arasında, bireylerin cinsel sağlıklarını nasıl koruyacakları ve farklı cinsel pratikleri deneyimlerken cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan nasıl korunacaklarına sorular son dönemde artış gösterdi. Her ne kadar Kırmızı Kurdele İstanbul Online HIV Danışmanlığı servisindeki gönüllü danışmanlar olarak bizler mümkün olduğunca sizleri güvenli alanda tutacak cevaplar verse de, özellikle cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyon geçmişi bulunan veya hali hazırda tedavi gören HIV pozitif bireylerin bu sorularını, kendilerini takip ve tedavi eden doktorlarıyla konuşmaları daha doğru buluyor ve bu konuda cesaretlendirmek istiyoruz. İşte buz yüzden Online HIV Danışmanlığı servisimize en çok gelen ve doktorunuzla konuşmanızı gerektirecek 5 konu başlığını ve detaylarını sizler için derledik. İyi okumalar. 1. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) Kendinizi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan koruyarak, cinsel ilişkilerinizi yaşamak çok önemli bir konudur. Özellikle ülkemizde son 5 yıl içerisinde HIV enfeksiyonuna maruz kalan bireylerin sayısındaki artış, cinsel deneyimlerimiz sırasında neden dikkatli ve korunarak ilişki yaşamamız konusunda bizleri uyarıyor. Ancak elbetteki bu başlığın konusu sadece HIV değil. Bel soğukluğu, frengi, hepatitler, klamidya, HPV gibi diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar da bu başlığında altında sıralanmaktadır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, cinsel ilişkiniz ya da ilişkileriniz sırasında, cinsel eşinizden size bulaşabilecek ve ancak bir tedavi ile kontrol altına alabileceğiniz bulaşıcı sağlık durumlarıdır. Bunların bazıları, bulaşı sonrasında belirtiler gösterip sizin farketmenizi sağlarken, bazıları bulaşıdan sonra uzun bir süre hiç bir belirti dahi göstermeyerek varlığını sürdürebilir. Dolayısıyla cinsel eşinizde bir enfeksiyon olup olmadığını çoğu zaman anlamayabilirsiniz bile. Bu sebeple gireceğiniz cinsel ilişkilerde tedbir almanız, her iki taraf için de önemlidir. Cinsel ilişkilerinizde yaşadığınız cinsel pratiklerin ne gibi korunma şekilleri olabileceğine ve korunmazsanız nelerle karşılaşabileceğinize dair detaylı bilgiyi mutlaka doktorunuzla konuşmanızı öneriyoruz. Doktorunuz hangi pratiklerin ne gibi risklere sahip olduğunu ve bu risklerden nasıl korunabileceğinizi size en detaylı şekilde anlatacaktır. 2. Tedbirli davranmak (kondom, korunma vb.) Tedbirli davranmak (kondom, korunma vb.) konusu, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla birlikte konuşulması gereken bir konudur. Doktorunuzda, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında bilgi alırken bu enfeksiyonlardan nasıl korunabileceğinizi de öğrenebilirsiniz. Korunma başlığı altında, doktorunuzla konuşabileceğiniz ilk konu kondom ve kayganlaştırıcı kullanımı gelebilir. Kondom günümüzde, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların bulaşısını önlemede en etkili korunma aracıdır. Doktorunuzdan kondom çeşitleri ve arasındaki farklar konusunda bilgi talep edebilirsiniz. Ek olarak, kullanım sırasındaki herhangi bir deformasyonu önlemek adına, kondom kullanımını daha da güvenli hale getirecek kayganlaştırıcılar hakkında bilgiler de işinize çok yarayacaktır. Cinsel ilişkileriniz sırasında tercih ettiğiniz seks pratikleri ve bunları nasıl uyguladığınız gibi başlıklar da tedbirli davranmak başlığı altında konuşulabilir. 3. Fiziksel yapınız Cinsel sağlık dediğimizde aklınıza sadece CYBE ve korunma yöntemleri gelmemeli. Çünkü vücut yapınız cinsel sağlığınızı ve dolaylı da olsa ruh sağlığınızı önemli ölçüde etkiler. HIV pozitif bireyler bilirler; düzenli muayenlerinde doktorları, kilo alma veya verme gibi, onların vücut yapılarında değişiklikleri de gözlemler ve sorgularlar. Aynı zamanda HIV pozitif bireyler de bu değişiklikleri gözlemleyip, kendilerini sorgularlar. Ve Türkiye'nin *en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul olarak da aşırı kilo alma veya kilo verme konusunda çok soru aldığımız doğrudur. Vücut yapınızdaki değişiklikler, eğer HIV pozitif bir bireyseniz, tedaviniz ya da ruh sağlığınız ile doğru orantılı olarak artabilir ya da azabilir. Ancak bunda endişe edecek bir durum söz konusu değildir. Çünkü HIV’den bağımsız olarak farklı etkenler vücudunuzdaki bu değişikliklere zemin hazırlıyor olabilir. Örneğin; HIV nedeniyle siz farkında olmadan bir depresyon geçiriyor ve bu sebeple de beslenmenize dikkat etmiyor olabilirsiniz… Ya da tam tersi, çok yemek yiyerek farkında olmadan kilo alma eğilimine girmiş olabilirsiniz. Bu gibi durumları doktorunuzla konuşarak, sağlıklı beslenme ve formda kalma konusunda destek alabilirsiniz. Hatta doktorunuz, eğer çok acil bir durum var ise, sizi bir beslenme uzmanına da yönlendirebilir… HIV pozitif olsun ya da olmasın, her birey için fiziki görünüm ve vücut yapısı, az ya da çok önem taşımaktadır. Farklı fiziki görünümlere girmek adına yapacaklarınız, siz farkında olmadan vücudunuzun savunma sistemi olan bağışıklık sisteminizi etkileyebilir ve farklı enfeksiyonlara karşı vücudunuzun savunması zayıflatabilir. Bu sebeple, bu konuda doktorunuzun vereceği bilgileri ve yönlendirmeleri dikkate almanızı öneriyoruz. 4. Ruh sağlığınız Ruh sağlığımız ile cinsel sağlığımız birbirleriyle çok yakın ilişkilidirler. Bunun en iyi örneği olarak, kendimizi iyi hissetmediğimizde ya da depresif bir ruh halinde olduğumuzda, cinsel ilişkiye karşı isteksiz yaklaşmamızı gösterebiliriz. Özellikle HIV pozitif bir bireyseniz ve henüz mevcut sağlık durumunuza tam uyum sağlayamadıysanız, gelecek kaygısı, ölüm korkusu, ifşa korkusu gibi birçok etken sizin ruh sağlığınızı bozabilir ve sizi bunalıma sürükleyebilir. Bu gibi durumlarda, içinde bulunduğunuz kötü düşünce kalıplarından ve bozuk ruhsal durumdan kurtulmanız için doktorunuzla açık açık konuşmanız gerekir. “İnsan bilmediği şeyden korkar” sözüyle, HIV nedeniyle içinde bulunduğunuz depresyon durumundan kurtulmanızın temel şartlarından birinin, HIV konusunda bilgilenmeniz ve bilinçlenmeniz gerektiğini hatırlatmak isteriz. Bir HIV pozitif birey olarak, HIV hakkında ne kadar çok doğru ve güvenilir bilgiyle kendinizi zenginleştirir ve mevcut sağlık durumunuzu nasıl yöneteceğinizi öğrenirseniz, zaman içerisinde HIV’e karşı gösterdiğiniz depresif ruh hali de sona erecektir. Eğer kendinizi mevcut kötü ruh halinden kurtaramıyorsanız ya da bu durumu kontrol edemiyorsanız, doktorunuz bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız konusunda sizi yönlendirebilir. 5. Sigara, alkol ve uyuşturucu (kullanıyorsanız) Size her ne kadar zevk verdiğini ve destek olduğunu düşünseniz de, sigara ve alkol kullanımı sağlığınızı doğrudan etkileyen düşmanlardır. Bu konuda çok fazla söze gerek yok! Eğer HIV pozitif bir bireyseniz ve, düzenli sigara ve alkol vb. kullanıyorsanız, bu alışkanlıklarınızdan kurtulmanız için doktorunuzla konuşabilir ve hatta sizi bağımlılık polikliniğine yönlendirmesini talep edebilirsiniz. Yapılan araştırmalarda, sigara ve alkol kullanımını sonlandıran HIV pozitif bireylerin yaşam kalitelerinde gözle görülür artışların olduğu gözlemlenmiştir. Düzenli ya da düzensiz uyuşturucu kullanımı ise, kesinlikle destek alarak bir an önce sonlandırılması gereken bir sağlık durumudur. Günümüzde, artan uyuşturucu kullanımı ile oluşan yeni HIV tanılarında ne yazık ki bir ilişki bulunmaktadır. Uyuşturucu kullanımı ile birlikte bireylerde azalan “korunma bilinci”, beraberinde tüm CYBE bulaşısına zemin hazırlamaktadır. Ek olarak uyuşturucu kullanımı, kimyasal madde ile beyin kimyanıza zarar vermesinden dolayı, ruhsal hastalıkların da gelişmesine neden olacaktır. Günümüz ruh sağlığı uzmanları, hastalarını ile ilgili bilgileri toplarken, özellikle uyuşturucu kullanımı olup olmadığını sorgulamaları bu sebeptendir. Doktorunuzla tütün, alkol ve uyuşturucu kullanımınız hakkında mutlaka konuşmanızı öneririz. Doktorunuz zararlı maddeleri kullanımınızı azaltmak için çeşitli yöntemler konusunda sizi bilgilendirir ve destek programlarına yönlendirebilir. Özetleyecek olursak; cinsel sağlığınızı korumak ve sağlıklı bir cinsel yaşam sürdürmek için gerekli her bilgiyi doktorunuzdan, birinci ağızdan temin edebilirsiniz. Doktorunuz her türlü mahrem konunuza saygı duyacak ve sizi en doğru şekilde bilgilendirecek sağlık profesyonelidir. CYBE, CYBE’den korunma ve ruh sağlığınız ile ilgili her türlü soru ve sorununuzda, size yol gösterecek ve gerektiğinde başka bir sağlık profesyoneline yönlendirecek kişi, yine doktorunuzdur. Korunma başlığı altında, doktorunuzla konuşabileceğiniz ilk konu kondom ve kayganlaştırıcı kullanımı gelebilir. Kondom günümüzde, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların bulaşısını önlemede en etkili korunma aracıdır. Doktorunuzdan kondom çeşitleri ve arasındaki farklar konusunda bilgi talep edebilirsiniz. Ek olarak, kullanım sırasındaki herhangi bir deformasyonu önlemek adına, kondom kullanımını daha da güvenli hale getirecek kayganlaştırıcılar hakkında bilgiler de işinize çok yarayacaktır. www.kirmizikurdele.org/sosyal #hivhakkindahersey #bilonemsekorun *2018, 2019 yılı tamamı ve 2020 ilk 6 aylık Alexa, SimilarWeb karşılaştırmalı analizlerine göre

  • AIDS2018 Konferans günlüğü

    23 – 27 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen ve sağlık alanında herhangi bir konuda yapılmış, tüm zamanların en büyük konferansı olan #AIDS2018’in Türkçe sesi olan Kırmızı Kurdele İstanbul’un, geriye dönük notlar ve eklemelerle de güncellenecek olan kısa konferans notlarını gün gün bu sayfada okuyabilirsiniz. Gün 0: B eşittir B ön konferansı Kırmızı Kurdele İstanbul’un resmi proje partneri ve sözcüsü olduğu U = U kampanyasının ilk bildirisi 2 yıl önce yayınlandı. İki yılın sonunda 89 ülkeden 689 kurumun imzaladığı ve UNAIDS, WHO, CDC, ECDC gibi güvenilirliği tartılmayan otoriteler ve Nobelli Dr. Fauci gibi bilim insanlarının, kampanyanın temelini oluşturan mesajları onayladığı bu büyük küresel kampanya ilk büyük konferansını AIDS2018 kapsamında Amsterdam’da gerçekleştirdi. 100’den fazla tedavi aktivistinin katıldığı ve Kırmızı Kurdele İstanbul temsilcisinin de ana konuşmacılardan olduğu konferansın sözcüsü Dr. Fauci’ydi. B eşittir B’nin temelinde yatan bilimi, 10 yıllık bir perspektiften bilgiler ve net sonuçlarla bir kez daha anlatan Fauci’nin ardından konuşan kampanya yöneticisi B. Richman, kampanyanın iki yılda eriştiği noktanın emek veren herkes için olduğu gibi, bu hayat değiştirici bilgiye ihtiyaç duyan herkes için de önemli ve duygusal bir nokta olduğunu ancak mesajı herkese ulaştırmak ve ayrımcılığı sonlandırmak için çok daha sıkı çalışmak gerektiğini ifade etti. Bruce Richman’ın ardından konuşan temsilcimiz, her şeyden önce Türkçe’yi ve Türkiye’yi uluslararası HIV gündemini doğrudan etkileyen bu kampanyanın temel dil ve ülkelerinden bir yapmaktan ve değişime öncü olmaktan gurur duyduklarını söyledi. B eşittir B mesajının sadece bir kişi ya da kuruma ait olmayan, evrensel ve HIV tarihinde tüm zamanların en güçlü aracı olduğunu ekleyen temsilcimiz kampanyayı hala imzalamayan diğer kuruluşlara da seslenerek ‘artık kaybedecek zaman yok’ mesajını iletmek istediğini söyledi. Richman’ın ‘kampanyanın geleceğinde daha aktif ve daha öncü bir rol üstlenecek olan Kırmızı Kurdele İstanbul’un kampanyanın en erken imzacılarından biri olmasının, Türkiye HIV topluluğunun kapasite ve vizyonu hakkında çok iyi bir fikir verdiğini’ eklediği, temsilcimizin konuşmanın ardından, farklı ülkelerin deneyimlerinden kampanya örnekleri ve gelecek stratejisi tartışmalarıyla tamamlanan ön konferans, bundan sonra düzenlenecek ulusal ve uluslararası etkinliklerle mesaja gereksinim duyan herkese ulaşılması için daha çok çalışma sözüyle tamamlandı. Gün 1: AIDS yürüyüşü ve resmi açılış 15.000'den fazla delegenin katıldığı ve KKİ’nin Türkiye’den katılan tek STK olarak Türkiye’yi de temsil ettiği konferansın ilk gün tarihi bir gün oldu. HIV tarihinde ilk kez, Türkiye’den bir STK’nın bu çapta bir konferansta, düzenleyici organizasyonlarından biri olduğunu söylemekten gurur duyduğumuz AIDS yürüyüşünde Türkçe mesaj, pankartlar ve tişörtlerle yürüdük. Katılımcıların farklı dillerde sloganlar attığı yürüyüşün çeşitli anlarında Türkçe sloganların da yükselmesi mutluluk vericiydi. Yürüyüş esnasında, HIV pozitif olduğunu televizyon ekranında açıklayan sunucu Karl Schmid ile yaptığımız kısa söyleşi günün fotoğraflarını konferansı takip eden günlerde bu sayfada bulabilirsiniz. Yürüyüş ve çeşitli workshoplarla tamamlanan günün ardından gerçekleşen resmi açılış ise oldukça görkemli ve etkileyiciydi. Düzenleyici kuruluş IAS’nin Başkanı Linda Gail Baker, kendisinin görevi yakın zamanda devredecek olduğunu ve ardından tarihte ilk kez, açık HIV pozitif kimliğiyle yaşayan bir kişinin, Dünya’nın en büyük AIDS temelli organizasyonu olan IAS’nin Başkanlık görevini üstleneceğini aktardı. Bu detayın otuz altı yıl boyunca verilen mücadele ve bilimsel eforun ulaştığı noktanın önemini kanıtladığını söyleyen Linda Gail Baker’in konuşmasından notlar, açılış töreninden diğer anlar ve konferanstan anlık notlar için #AIDS2018, #AIDS2018KKİ etikelerini ve @redribbon34, @AIDS_conference hesaplarını Twitter üzerinden takip edin. Gün 2: Ünlüler geçidi ve Partner 2 22. Uluslararası AIDS Konferansı’nın 2. günü politikacılar ve geniş katılımlı çalışmaların sonuçlarının açıklandığı bilim seansları ana oturumlarda, daha detaylı ve spesifik tedavi ptorokolleri üzerine yapılan sempozyumlar ise kapalı seanslarda devam etti. Oskar ödüllü oyuncu Charlize Theron tarafından kurulan “African Outreach Project (Afrika Sosyal Yardım Projesi)” detayları, yine ünlü oyuncu tarafından ana sahnede anlatıldı. Sosyal ve maddi olarak ayrıcalıklı kesimde yer alan herkesin benzeri sorumluluklar alarak, dezavantajlı bireylere destek olmasının insanı bir sorumluluk olduğunun altını çizen Theron, özellikle Amerika’daki ünlüleri, ellerini taşın altına koymaya davet etti. Charliz Theron’un aksine farklı bir tavır sergileyen Elton John ise, konsferansa özel düzenlenen basın toplantısında “Artık benim gibi ünlülerin HIV konusunda birşey yapmaları yerine, politikacıların birşey yapma zamanı geldi” diyerek eleştirilerin odağına G8 ülkelerinin politikacılarını koydu. Gün içerisinde farklı oturumlarda ve kapalı seanslarda konuşma yapan Sussex Dükü Prens Henry ise dikkatleri genç nüfusun üzerine yönlendirdi. İngiltere Hükümeti tarafından revize edilen ve yeniden yapılandırılan fonlar sayesinde, özellikle 15-25 yaş arası genç nüfusun HIV’den etkilenmemesi için gerekli tüm aksiyonların alınması gerektiğini önemle vurguladı. “Gençlerin HIV’e maruz kalmalarını önlersek, salgınla mücadelede de önemli adımlar atmış oluruz” diye Sussex Dükü, yeni fonlama sistemi ile özellikle genç nüfusa odaklanacaklarının altını çizdi. Daha önce Kırmızı Kurdele İstanbul tarafından Türkçe’ye çevrilerek takipçilerimizle paylaştığımız PARTNER-1 Çalışması’nın ikincisi olan PARTNER-2 çalışmasının sonuçları basın toplantısıyla açıklandı. Universty College London’dan Dr. Alison Rodger tarafından açıklanan çalışma sonuçları, geçtiğimiz yıl sonuçları açıklanan ilk çalışmanın tezini doğrular nitelikte: Korunmadan yapılan 77.000 anal yollu cinsel ilişki ve “sıfır” bulaşı! PrEP kullanımının yaygınlaşmasının gerekliliği üzerine durulan oturumlarda ise, şüpheli ilişkilerde karşılaşılabilecek olası HIV bulaşısına karşı PreP’in önemli ve etkili bir korunma yöntemi olduğunun altı bir kez daha çizildi. Konferanstan anlık notlar için #AIDS2018, #AIDS2018KKİ etikelerini ve @redribbon34, @AIDS_conference hesaplarını Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın! Gün 3: Kesin tedavi ve aşı hala uzak mı? - Lisans savaşını aktivistler kazandı! 22. Uluslararası AIDS Konferansı’nın 3.günü, merak edilen konularından başında gelen kesin tedavi ve aşı denemeleri, PreP, ayrımcılıkla mücadele örnekleri ve gün içerisinde oluşan önemli son dakika gelişmeleri ile devam etti. Günün ile oturumlarından biri olan, HIV tedavisindeki yeni yaklaşımları ve yeni ilaç denemeleri konu başlığı altında, çarpıcı ve bir o kadar da olumlu gelişmeler hakkında bilgi verildi. Weil Cornell Medicine’den Brad Jones, yaptığı sunumla tüm dikkatleri üzerine çekti. Bugüne kadar yapılan kesin tedavi ve aşı denemeleri hakkında bilgi veren Jones, iki alanda da hızla süren çalışmalar olduğunu ancak farklı bağışıklık sistem tepkileri ve aynı zamanda da HIV’in kendi evrimi dolayısıyla kısa sürede bir sonuca ulaşmanın henüz mümkün olmadığını belirtti. Gün içerisinde farklı gruplar tarafında sürdürülen kadın ve gençlik ana konulu panellerde, genel olarak bu iki alanda HIV ile ilişkili konularda çalışmanın dünya genelinde ne kadar zor olduğu üzerinde duruldu. Panellerde yer alan konuşmacılar, bölge ya da ülkelerdenb bağımsız olarak, en büyük hatanın kadın organizasyonlarında kadınların ve gençlik organizasyonlarından gençlerin yeterince yer alamıyor olmasını eleştirdi. Günün en çok ilgi çeken ve aslında bir anlamda da AIDS2018’in tüm havasını değiştiren haber ise Avrupa Hukuk Mahkemesinin, yerel saat ile 15:00 (TS 16:00) sularında açıkladığı karar oldu. Yaklaşık 2 yıldır, Avrupa genelindeki aktivistlerin büyük savaş verdiği ve Truvada’nın yeniden lisanslanması konusundaki davada, daha önceden Gilead’ın, Truvada’nın lisans hakkını tekelinde tutması için yaptığı yeniden ruhsatlandırma başvurusunun, Avrupa Hukuk Mahkemesi tarafından yasalara uygun olmadığına karar verildi. Konferans genelinde büyük bir ses getiren kararla, jenerik Truvada üretiminin önündeki engeller kaldırılarak, PreP kullanımının yaygınlaşması ve erişilebilir olması konusunda sürdürülen çalışmalarda büyük bir başarı sağlanmış oldu. AIDS2018 3. gününde ana oturum ile devam ediyor. İlk oturumda yer alan konuşmacılar HIV tedavisi(cure) ve aşı çalışmaları konusunda son gelişmelerden bahsetti. Vurgulanan bazı noktalar: -Öncelikle HIV ile yaşayan bireylerin cömertliğine ve çalışmalara verdiği desteğe dair minnetlerini tüm konuşmacılar dile getirdi. HIV alanında yapılan çalışmaların kanser immünoterapisine yaptığı büyük katkı oldukça önemli. - ART (Anti-Retroviral Tedavi/ Günümüzde uygulanan mevcut HIV tedavisi) kullanımı ile HIV virüsü saptanamayacak düzeye getirilebiliyor olsa da HIV virüsünün anatomik depolarda saklı olarak kalması tam bir tedavinin önündeki önemli bir engel. Bu anlamda sürdürülen farklı araştırma modelleri var. 2018 yılında yapılan son çalışmalar cesaretlendirici olsa da bu uzun soluklu bir araştırma süreci. Alınması gereken uzun bir yol var ancak insanların dahil olduğu primat cinsindeki diğer türlerde yapılan ve tedavinin sağlandığı çalışmalar ümit veriyor. - Aşı çalışmalarına yönünde de devam eden birçok deneme var ancak HIV virüsüne karşı insan vücudunun oluşturduğu antikorların yapısı bu konuda aşılması zor bir engel sunuyor. Virüsün evrimi ve insan vücudunun verdiği tepki üzerine daha fazla temel bilimler çalışmasının gerektiği vurgulandı. Yapılan çalışmalar belirli antikorların seçilmesi ve laboratuvar ortamında genetik mühendeslik ile üretilmesi üzerinden yürüyor. Yine primatlarla yapılan çalışmalardan en ümit verici olan ad26(Recombinant Adenovirus Serotype 26) kaynaklı aşı çalışmaları. Bu aşının insan olmayan primatlarda etkinliği tam anlamıyla kanıtlanmış durumda. Çalışmalar bu aşının insanlara nasıl uygulanabileceği yönünde ilerliyor. Hem tedavi hem aşı konusunda ümitli ancak sabırlı olmak ve temel bilim çalışmalarını desteklemek şu an için yapılacak en doğru şey. - ART tedavisinde ilaç etkileşimleri, direnç ve protokeller hakkında yapılan çok sayıda araştırma var. Bu anlamda araştırmalar daha önce ART almamış(naif) erken evrendeki bireyler, geç evredekiler, direnç gösterenler, viral yükü saptanamayanlar ve hamile kadınlara yönelik farklı protokeller öneriyor. Bu anlamda bilmek, takip etmek ve güncel kalmak oldukça önemli. Tanı almış kişilerin ART alımını aksatmaması kritik bir önem taşıyor. Saptanamayan viral yük HIV'ye dair tüm baskıyı bir kenara bırakıp yaşamanın en önemli yolu. -İlk gün de yazmış olduğumuz gibi üreme çağındaki kadınların ARV kullanımında dikkatli olması gerektiği önemli bir vurgu noktası. Dolutegravir kullanımı etkili bir şekilde kontraseptif kullanımını zorunlu kılıyor. Bunun yanında hamile kalmayı düşünen kişilerin acilen hekimine danışması lazım. DTG'nin yenidoğana etkisine dair çalışmalar hala yeni ve tartışmalı. - Son olarak halk sağlığı uygulamaları ve politikalar ele alındı. HIV tanısı alan kişilerde tedaviye başlamak için CD4 sayımının 500 hücre/mm3 altında olması 2016 yılında Dünya Sağlık Örgütü'nün 'Herkesi Tedavi Et!' politikası ile yürürlükten kalktı. Bunun yanında tedavi takibinde de CD4 sayımı yerine Viral Yük testi öneriliyor. Oturumda gerçekleşen tartışmada DSÖ politikalarının ulusal HIV politikalarına ne ölçüde uygulandığı, bu anlamda engeller ve nasıl aşılabileceği önemli yer edindi. #aids2018 #hivturkey #redribbonistanbul #kırmızıkurdeleistanbul #hivtesti #ücretsizhivtesti #hivtedavisi

  • Haydi HIV’e karşı birlikte mücadele edelim ve damgalamayı bitirelim

    Çalışmalarımıza başladığımız günden beri düzenli #hivbilgisi yayınları sürdürerek ve doğru bilgiyi, kolay anlaşılır bir dille dolaşıma sokarak, HIV hakkında üretilen ve inanmaya devam edilen efsanelerin sona ermesinde önemli bir rol üstlenmeye çalıştık. Çünkü damgalama ve ayrımcılığın şiddetine ve yarattığı sorunlara karşı yürütülecek mücadelede başvurulacak en büyük gücün bilgi olduğuna inandık ve bu inançla Dünya HIV çevresindeki bilimsel çalışmaları, güncel kaynakları, kampanyaları, yabancı dillerdeki kaynakları ve yazılan her şeyi takip ettik ve uluslararası işbirlikleri, partnerlikler geliştirdik. İki yılı aşkın zamandır kesintisiz sürdürdüğümüz bu çalışmalar boyunca başvuru kaynağı olarak takip ettiğimiz, partneri olmaktan ve logosunu anasayfamızda, diğer uluslararası partnerlermizle birlikte görmekten mutluluk duyduğumuz kaynakların başında ise NAM - AIDSmap geliyor. HIV bilgisi blogumuzda bu kez, NAM - AIDSmap yönetcisi, adı sayfalarımızda daha önce de geçen aktivist dostumuz Matthew'in hem kişisel deneyimleriyle, hem de uzun yılların birikimiyle kaleme aldığı harika bir damgalama yazısını, biraz da provakatif bir başlık atarak paylaşmak istedik. Matthew'ın bu duygusal yazısını seveceğinizi ve damgalamaya karşı mücacelemize katılmaya her zamankinden daha da gönüllü olacağınızı umuyoruz. İyi okumalar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu Haydi HIV’e karşı birlikte mücadele edelim ve damgalamayı bitirelim Yazan: Matthew Hodson @Matthew_Hodson Çeviren: Kırmızı Kurdele İstanbul çeviri takımı Hatırlıyorum da, biri bana bir gün, HIV taşıdığını ve fazla zamanı kalmadığı için korktuğunu söylemişti. Sımsıkı sarılmış ve sabahın ilk ışıklarına kadar sohbet etmiştik. Bir sonraki yıl, o kişi ne yazık ki savaşı kaybetmişti! Karşımdakinin HIV pozitif olduğunu bilerek cinsel ilişkiye girdiğim ilk zaman, kendisi hakkındaki bu gerçeği söylemiş olmasından dolayı içimde bir rahatlık hissi olduğunu hatırlıyorum. Aramızdaki ilişki güven üzerine kurulmuştu ve ben de cinsellikte korunmanın pazarlık konusu olmayacağını bilecek kadar aklı başındaydım. Korunmuştuk ve korkulacak bir durum yoktu! HIV pozitif biriyle bilerek çıkmaya başladığım ilk zamanlarda, o daha bana kendi sağlık durumu hakkında bilgi vermeden ben zaten durumu anlamıştım. Ve ben, ona bu durumun çok normal olduğunu, HIV pozitif olmasının aramızdaki duygulara engel olamayacağını söylemekte sabırsızlanıyordum. O günlere dönüp baktığımda, insanların HIV’e ilişkin damgalama hakkında konuştuklarını hiç hatırlamıyorum. Demek ki, kesin tedavisi mümkün olmayan ve çoğunlukla erken dönemde acı dolu bir ölümle sonuçlanan bir hastalığın korkusunun yanında damgalanma pek de önemli bir konu değilmiş. Zaten hepimiz hayatta kalma mücadelesi veriyorduk. Ben HIV pozitif olduğumu öğrendikten sonra, çevremdeki insanların buna tepkisi bazen nezaket, bazense tam bir saldırganlık oldu. Son zamanlarda bana, damgalamanın artıp artmadığına dair fikirlerim soruluyor, buna dürüst bir cevap vermem gerekirse: Bilmiyorum! Ancak açık olmak gerekirse, etkili bir HIV tedavisinin olmadığı eski zamanlara göre, mücadele ve merhamet duygumuzun kaybolduğunu söyleyebilirim. O günlerde AIDS, bizleri bir şekilde bir araya getiren ve birlikte omuz omuza mücadele etmemizi sağlayan, her gün bir arkadaşımızı yok eden bir hastalıktı. O dönemde, LGBTİ toplumundaki gay, lezbiyen, trans bireylerin ve hatta heteroseksüellerin de bir araya gelip, yanyana durup, birbirlerine nasıl destek olduklarını hatırlıyorum. Açıkcası, o günlerdeki bu dayanışmanın da hakkını vermem gerekir! Şimdiyse, ölüm korkusuyla tetiklenen yaşama ümidimizle yarattığımız o mükemmel dayanışma ve çaba, eski nesilden yeni nesile, yani yeni tanı alan bireylere anlatarak aktardığımız bir şehir efsanesi haline gelmiş durumda. Şunu unutmayalım: Eğer HIV ile yaşayan bir bireyseniz, o ya da bu şekilde, damgalamaya maruz kalmamanız mümkün değildir; er ya da geç bir gün buna maruz kalırsınız. Belki düşüncesiz bir arkadaşınız patavatsızlık yapar, belki bir arkadaşlık sitesinde konuştuğunuz kişiden blok yersiniz ya da okuduğunuz bir yazının altında HIV’le ilgili ağzından salyalar akan bir yorum okursunuz ve moraliniz bozulur. HIV’le yaşayan bireylerin sayısı artıyor olsa da, damgalama azalmıyor. Günümüzdeki tedavi HIV pozitif bireylerde, normal bir yaşam beklentisi yaratmasına rağmen, bu damgalanma azalmayacak da! Her ne kadar, ilaç kullanımı sayesinde viral yükümüz belirlenemeyen düzeye inip, artık virüs bulaştırma riskimiz sıfır olmuş olsa ve normal bir yaşam beklentisine sahip olsak da, içimizde hala HIV’le yaşayan diğer bireyler hakkında endişe ve korku bulunmaya devam ediyor. Eğer bir birey, HIV’le yaşayan bir bireyle cinsel ilişki yaşamayı reddediyorsa bu, kişinin HIV konusunda kendi kararı olmasının ötesinde daha çok cehalet ve önyargı ile ilişkilidir. Çünkü damgalama, sizi HIV’den korumayacağı gibi, aslında HIV için daha çok bulaşma ve hayatta kalma alanı yaratmaktadır. Yani damgalama ve ötekileştirmeyle, farkında olmadan, HIV’e destek olmuş olursunuz! HIV ile yaşayan bireyleri damgalayarak ve ötekileştirerek, çevrenizde yarattığınız korku ve çekince ortamı dolayısıyla insanların test yaptırmalarına, eğer HIV pozitiflerse, tedaviye başlayıp sağlıklı bir yaşam süremelerine ve hatta başkalarına bulaştırmalarını önlemelerine engel olursunuz. Damgalama ve ötekileştirme, bireylerin HIV taşıyıp taşımadıklarını anlamalarını ve geçmişte yaşadıkları şüpheli ilişkileri gözden geçirmeleri karşısında büyük bir engel. İşte tam da bu yüzden, altı üstü bir virus olan HIV’e yüklenmiş bunca ahlaki ve insanı anlamı bir yana koyup, cehaleti ve cehaletin yarattığı korku ortamını yok ederek, HIV’e ilişki damgalamayı sonlandırmamız gerekiyor. Damgalamayı sadece kendi zihninizden ve dilinizden kaldırmanız yeterli değil. Aynı zamanda, HIV statüsü ne olursa olsun, çevremizdekilerin doğru tutum ve davranış ile ortak dil geliştirmesi ve ortak hareket etmesini sağlamaktan da sorumluyuz. Cinsel yönelimi veya cinsel hayatındaki deneyimleri ne olursa olsun, herkesi bilinçlendirmek ve doğru olanı anlatmakla mükellefiz. Unutmamalıyız ki, HIV’e ilişkin damgalamaya karşı mücadele etmek demek, daha güçlü ve kucaklayıcı bir topluluğa sahip olmamız anlamına da gelecektir. Bu yüzden, sevgi ve dayanışmanın nefreti yeneceğine olan güçlü inanca bağlı kalmamız, her zamankinden çok ama çok daha önemli. #hıv #aids #NAM #aidsmapcom #matthewhodson #stigma #ücretsizhivtesti #hivbelirtileri

  • Kırmızı Kurdele İstanbul’un Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2019 notları

    Yayına hazırlayan: K. Çavuşoğlu HIV bilimi alanındaki güncel araştırmaların, gündemin ve geleceğin tartışıldığı en önemli alanlar olan kongre/konferanslara daima ayrı bir önem veren ve bugüne kadar dünyanın pek çok yerinde üst düzey uluslararası organizasyona katılan Kırmızı Kurdele İstanbul Ulusal HIV/AIDS Kongresi’ni bu yıl da sizler için yerinde takip etti. Enfeksiyon Hastalıkları alanında faaliyet gösteren 5 Hekim Derneğinin bir araya gelmesiyle oluşan Türkiye HIV/AIDS platformu tarafından düzenlenen Ulusal HIV/AIDS Kongresi bu yıl 14-17 Kasım 2019’da günlerde Antalya’da gerçekleşti. Türkiye’de HIV olgusuna verilen tıbbi ve sosyal cevabın irdelendiği ve hem önceki yıllara göre, hem de –itiraf etmek gerekirse- Türkiye normlarına göre başarılı bir içeriğe ve çözüm odaklı bakış açısına sahip kongre programında HIV enfeksiyonu farklı açılardan incelendi. Kongre başkanlığını Prof. Dr. Deniz Gökengin’in yaptığı kongreye dair gözlemlerimiz ve notlarımızı, bu #hivbilgisi yazımızda bulabilirsiniz. Gelecekte Bizi Neler Bekliyor? Türkiye bu geleceğin neresinde? Açılış oturumu Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Volkan Korten’in başkanlığında, Dr. Alexander Zoufaly tarafından gerçekleştirildi. “ART Tedavisi Sanatı: Farklı Stratejiler ve Gelecekte Karşılaşılacak Zorluklar” adlı sunumunda ART tedavisinin AB bölgesindeki örneklerine değinen Zoufaly, etkili HIV tedavisinin başarısı ve buna karşılık tedaviye erişimin önündeki engellerden bahsederek, HIV ile mücadelede en etkili aracın ART olduğunu ve tanılamada başarılı olunduğunda, viral baskılama başarısıyla HIV ile mücadelenin de kazanılacağının altını önemle çizdi. Avrupa genelinde PrEP çalışmaları ve PrEP savunuculuğuyla isim yapmış olan Dr. Zoufaly’nin sunumunda yine PrEP başarısına ait çıktılar da yer aldı. Kongrenin ilk gününde gerçekleşen ikinci oturumda ise, Türkiye’de HIV epidemisine verilen yanıt, resmi otorite, hekim ve HIV ile yaşayan bireyin gözünden değerlendirildi. UNAIDS’in 90-90-90 hedeflerine artık, yeni bir “90”ın da eklendiği ve bu “90”nın başarılı HIV tedavisi ile sürdürülebilir viral baskılamanın gerçekleştirilebildiği bireylerde sosyo-psikolojik durumun ve yaşamsal gereksinimlerinin de karşılanabilir ve korunabilir olması gerektiğinin altı çizildi. Hayaller 90-90-90, gerçekler?.. Ön sunumu EACS 2019 Basel’de gerçekleştirilen HIV-TR Kohortu çıktıları, Ulusal HIV/AIDS Kongresi’nde Prof. Dr. Volkan Korten’in sunumunda da yerini aldı. Detaylara girmeden önce takipçilerimize 90-90-90’nın ne olduğunu kısaca anlatalım: “UNAIDS tarafından 2014 yılında, HIV ile mücadele için oluşturulan ve 2020’de ulaşılması hedeflenen stratejik yaklaşımda, dünyada HIV ile enfekte olmuş bireylerin %90’ının tanı alması, bu bireylerin tanı aldıktan sonra %90’ının tedaviye erişmesi ve tedaviye erişen bireylerin %90’ının da viral baskılama ile belirlenemeyen seviyeye ulaşılması amaçlanmaktadır.” UNAIDS tarafından oluşturulan bu stratejik ortak hedef tüm ülkelerin sağlık otoriteleri uygulamaya alarak, yerelde sağlayacakları başarıyı, genele yayıp, ana hedefe hizmet edilmesi düşünülmüştü. Peki, bizim gerçeklerimiz böyle mi? Geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışma ve araştırmaların sonuçlarına göre, Türkiye’de hedefe ulaşma oranları 50-86-90 seviyelerindeydi. Yani önceki verilerde, biz tedaviye erişimde viral baskılamada başarıyı yakalarken, henüz HIV ile yaşadığını bilmeyen bireylere erişimde sorun yaşıyorduk. Prof. Dr. Volkan Korten’in sunumunda, bu sorun ile ilgili henüz bir yol kat edemediğimiz gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. HIV-TR Kohortu 2019 çıktılarında, hedefe ulaşma oranın 41-88-96 seviyelerinde olduğu görüldü. Yani biz tanı almış bireyleri tedaviye eriştiriyor ve viral baskılamayı çok iyi başarıyoruz; ancak henüz tanı almamış bireylerin yarısına bile ulaşamıyoruz. Bu, şu demek: Henüz tanı almamış bireyler, HIV enfeksiyonunun farkında olmadan yayılmasına zemin hazırlıyorlar! Ve biz, yılda ortalama 8 milyon HIV testi yapmamıza rağmen, doğru yere bakmayıp, kendi dünya görüşümüze uymayan, 'aykırı' bireyler yokmuş gibi düşünüp, risk gruplarını görmezden geliyoruz. Ancak henüz idrak edemediğimiz şey ise bazı grupların görmezden geliniyor oluşunun, HIV olgusuna ve sorununa bütüncül ve çözüm odaklı tepki vermemizi engelliyor olduğu gerçeği! HIV ile yaşayan nüfus Türkiye'de de yaşlanıyor Bilimsel çıktılara ve klinik olgulara geniş yer verilen kongrenin, bu konuda yüksek sesle konuşan neredeyse tek STK olarak bizim için en önemli başlıklarından biri de HIV ile yaşlanmak idi. Farklı şehir ve kliniklerden uzman hekimlerin yaptığı ayrı ayrı sunumlarda yaşlılığın tanımı, HIV ile yaşlanmanın getirdiği yeni ve farklı sağlık sorunları ve HIV ile yaşlanan bireylere verilmesi gereken sağlık hizmetlerinin kalitesine odaklanıldı. Farklı ülkelerdeki HIV tedavisi ve takibi süreçlerini göz önüne aldığımızda, ne yazık ki ülkemizde, yaşlanmayla beraber görülen hastalıkların takibi ve tedavisi ve hatta yaşlanmadan bağımsız olarak gelişen diğer sağlık sorunlarına çözüm bulmanın önündeki engeller, salonda geniş katılımlı olarak tartışıldı. Her ne kadar HIV enfeksiyonu takip ve tedavisi ülkemizdeki enfeksiyon uzmanları tarafından başarıyla sürdürülse de, ne yazık ki genel kanı, diğer branş hekimlerinin HIV’e olumsuz yaklaşmaları ve hatta hasta/tedavi reddi en büyük sorunlarımızdan biri! HIV’le mücadelede tıbbi multi-disipliner yaklaşımın ne seviyede olması gerektiğinin altının çizildiği sunumlarda ortak görüş, farklı branşlarda görevli hekimlere HIV’in anlatılarak, olguya bilimsel ve bütüncül yaklaşımla mücadelenin güçlenmesi olduğuydu. Teknoloji… Yararlı Mı? Zararlı Mı? Kongrenin üçüncü gününde gerçekleşen “Bilişim Çağında HIV Enfeksiyonu: Teknoloji Yararlı Mı Zararlı Mı?” adlı münazara oturumunda HATAM’dan Uzm. Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ve EGEHAUM’dan Prof.Dr. Hüsnü Pullukçu, farklı bakış açılarıyla teknolojinin HIV enfeksiyonuna olan olumlu ve olumsuz etkileri üzerine kendi savlarını ortaya koydular. Teknolojinin sağladığı imkanlarla HIV epidemisi ile mücadelede dünyadaki iyi örneklerden bahseden Dr. İnkaya’ya karşı görüşlerini belirten Dr. Pullukçu, ülkemizdeki HIV epidemisinin artışındaki sebepler özellikle kontrolsüz teknoloji kullanımı olduğunu savundu. Alanda hasta takibi yapan ve bilim üreten iki sağlık profesyonelinin yaptığı eğlenceli sunumlar ve atışmalarında, aslında HIV epidemisiyle mücadelede sosyal becerinin de ne kadar önemli olduğu, sunumlar sırasında salonda bitmeyen kahkahalarda bir kez daha kanıtlanmış oldu. B = B yeterince bilimsel değil mi? Gerçekten mi! Kongre süresince yapılan sunumlar ve tartışmalarda, her birini Kırmızı Kurdele İstanbul’dan duyduğunuz Partner-1 ve Partner-2 araştırmalarının adını ve sonuçlarını sıkça duyduk. Belirlenemeyen=Bulaştırmayan gerçeğine dair söylemlerle, etkili ve sürdürebilir ART sayesinde HIV ile mücadelenin nasıl şekil değiştirdiğini ve mücadelenin değişen boyutlarını defalarca dinledik. Ancak buna rağmen, üstelik öncülüğünü Türkiyeli bir STK olarak gururla üstlendiğimiz ve şu anda 99 ülkeye yayılmış olan küresel kampanya neredeyse 4 yaşına girmiş olmasına rağmen “doktorların kendini güvenli alana almak istemelerinden dolayı, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan'ı tam manasıyla savunmaktan çekindiklerini” duymak ilginçti. Prevention Access Campaign tarafından 2016 yılında başlatılan Belirlenemeyen = Bulaştırmayan hareketi, 2017 yılından itibaren tüm dünyada ses getirmiş ve kısa sürede dünya tarihinin en büyük aktivizm hareketlerinden biri haline gelmiştir. B=B hareketinin bilimsel olarak kendini desteklediği en bilinen alan araştırmaları Partner-1 ve Partner-2 çalışmaları. Birinde farklı yönelimlerden 1166 çift 58.000 kondomsuz cinsel ilişki yaşıyor ve sonuç çiftlerle ilişkili “0” yeni HIV bulaşısı; diğerinde ise 800 eşcinsel erkek çift 77.000 kez kondomsuz anal ilişki yaşıyor ve yine çiftlerle ilişkili “0” yeni HIV bulaşı sonucuna ulaşılıyor Bu arada, B=B hareketi, kendini bilimsel olarak sadece bu iki çalışmayla desteklemiyor… İsviçre Bildirisi, HPTN-052, Opposites Attract…. Saymakla bitecek gibi değil. Ve yenileri yolda! Doktorlar, mesleklerinin doğası gereği, bilimi dinler, bilimi dinler ve bilimle konuşur (ya da öyle umarız). İster bir öğretim kuruluşunda görevli olsun, isterse bir devlet hastanesinde günde 70 hasta baksın, doktor yine bilim insanı olmaya devam edecektir; etmek zorundadır. Peki bir bilim insanı, yıllarca süren, aklımızın alamayacağı paraların harcanarak, büyük emekler sarf edilen ve HIV alanında başka bir ülkede otorite konumunda çalışan insanlar tarafından yapılan bu “bilimsel araştırmaların” sonuçlarına neden güvenmez? Kanıttan daha güvenli bir alan var mıdır? Tutuculuk bir bilim insanına ne kadar güven sağlar? Bu bilimsel araştırmalarda kafasına tam oturmayan şey, tam olarak nedir? Bu kafasına oturmayan şeyleri, yani anti-tezlerini savunmak için ne gibi araştırmalar yapmıştır? Bu araştırmalar kaç yıl sürmüş ve kaç kişi, kaç vaka dahil edilmiştir? Gözlem, izlem, incelemeler hangi yöntemle yapılmıştır? Çalışmaya dair çıktılar neler olmuştur? Bu çıktılar ve çalışma detayları hangi bilimsel dergide yayınlanmış ve literatüre girmiştir? Bu soruları soruyoruz; çünkü eğer bir “enfeksiyon hastalıkları hekimi”, B=B’ye bu denli şüpheci yaklaşıyor ve bu şüpheler onu bilimsel verileri savunmaktan alıkoyuyorsa, bu soruların cevaplarını vereceği ve kendine yeni bir pozisyon sağlayan, yeni bir dil kurmasına olanak tanıyan bir çalışma yapmıştır ki, B=B’ye tam güvenmiyordur. Çünkü, daha önce de dediğimiz gibi doktorlar, mesleklerinin doğası gereği, BİLİM insanlarıdırlar! Ve bilim insanları bilimsel yöntemlerin ışığında çalışırırlar, endişe, tutuculuk ve konservatizmle değil. En azından beklenti bu yöndedir. Kırmızı Kurdele İstanbul Kongre ve çıktıları hakkında ne düşünüyor? Kongrenin çıktıları ile ilgili geri bildirimlerimizi vermeden önce şunu belirtmek istiyoruz: Biz, Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, uluslararası görünürlülüğe ve doğru #hivbilgisi ni Türkiye’ye ulaştırarak takipçilerimizi güçlendirmeye çok önem veriyoruz. Katıldığımız tüm uluslarararsı etkinliklerde, bizi etkileyen ve umut veren bilimsel içeriklerin/çıktıların benzerlerini bu yılki ulusal kongrede görmüş olmak, hem yerel anlamda umut verici, hem de Türkiye’nin artık HIV ile mücadelede dünya standartlarını yakalama isteğini gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, bu yılın kongre başkanlığını yürüten Prof.Dr. Deniz Gökengin’e kocaman bir teşekkür etmek gerekiyor; harikaydınız! (Gelecek seneye not: Deniz Hocamızın başkanlığındaki kongre bu sene, beklenti/çıktı çıtasını çok yükseltti. Önümüzdeki sene kongre başkanlığı yapacak Prof.Dr.Serhat Ünal’ın işi zor; kendisine şimdiden başarılar diliyoruz.) Kongre genelinde “PrEP” söylemlerini duymak çok umut vericiydi. Ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin, koyucu sağlık hizmetlerini yok saymasına rağmen, sağlık otoritesinin desteği ile PEP’i kabul etmesi ve bazı başlıklar dahilinde 2018’in sonundan beri geri ödemeye aldığı bir ortamda PrEP konuşuluyor olması, biz de değişim ve dönüşümü olan inancı arttırdı. Etkinlik süresince sıkça duyduğumuz diğer bir konu başlığı ise, HIV ile mücadelede multidisipliner yaklaşımın benimsenmesiydi. Özellikle diğer hastalıklarla da mücadele eden HIV ile yaşayan bireylere kaliteli sağlık hizmetinin sunulabilmesi için, diğer branş hekimlerinin de HIV ile ilgili bilgi seviyelerinin arttırılması ve HIV ile yaşayan bireylere damgalama ve ayrımcılıktan uzak sağlık hizmetinin sunulmasının zemininin hazırlanması gerekmektedir. Bu konuda ülkemizdeki sağlık otoritesinin, artık geç kalmadan eyleme geçmesi gerekliliği de kongrede dillendirilen başlıklardandı. Buna ek olarak multidisipliner yaklaşım içerisinde, sadece tıp bilimleri değil, farklı sosyal hizmet alanlarının da tam uyumlu hizmet sağlaması için diğer kurumsal otoritelerin de harekete geçmesi önemli bir detaydır. Yani devlet kurumları arasında tam işbirliği şart! Bakırköy Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Dr. Özlem Altuntaş Aydın’ın HIV ile yaşayan yaşlı bireylere yönelik ideal sağlık hizmeti sunumu çok başarılı ve aslında artık önemli bir konuya dikkat çeken bir sunumdu. Sunum içerisindeki detaylar ve odak alt başlıklar, bugüne kadar hiç deneyimlemediğimiz bir geriatrik sürece nasıl girmeye başladığımızı gözler önüne serdi. Ancak, ne yazık ki, bu konuda ülkemizde bir hizmet modeli çalışması bulunmuyor. Peki mesela, hazır bu sunum yapılmışken, Özlem Hocamız ve ekibi, bir model çalışması yapsa ve tüm Türkiye’deki kliniklere örnek olsa, nasıl olur? Bizce, harika olur! Sağlık Bakanlığı temsilcisinin, Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri ile ilgili yaptığı açıklamalar, gelecek açısından ümit verici. Ancak sürecin ivedi şekilde hızlanması gerektiği bir gerçek. Bu da çok basit: Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanacak güçlü bir protokol ile her şey çok daha kolay ve hızlı olabilir. Son olarak söylemek istediğimiz şey ise, artık anahtar grupları görmezden gelmememiz gerektiği. Biz istesek de istemesek de, anahtar gruplar oradalar ve gürül gürül yaşamaya devam ediyorlar. Bizim STK’lar, Hekimler ve tüm paydaşlar olarak henüz ulaşamadığımız %49’a hızlıca ulaşmamız gerekiyor. Sorunu, onları yok sayarak, onları dahil etmeden çözmeye çalışmak işe yaramayacak. Çünkü sayılar hızla artarken çeşitli kaygı ve ön yargılar yüzünden, bakmamız gereken yere bakmayıp soruna sırt çevirmek, hiç birimizi daha ahlaklı insanlar yapmaz ama daha ahmak insanlar yapar. Türkiye'de -ne mutlu ki- hala çözülebilir seviyede bir sorun olan HIV ve AIDS olgularına, olgun ve kapsayıcı bir bakış açısı ile yaklaşmak ve kalıcı bir çözüm üretmek sadece HIV pozitiflerin, ilgili STK'ların ya da Hekimlerin değil hepimizin ortak ödevi. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey

  • Ulusal HIV/AIDS kongresindeyiz!

    HIV bilimi alanındaki güncel araştırmaların ve sosyal gündemlerin tartışıldığı en önemli alanlar olan kongre/konferanslara daima ayrı bir önem veren ve bugüne kadar pek çok üst düzey uluslararası organizasyona katılan Kırmızı Kurdele İstanbul bu yıl ulusal HIV/AIDS kongresini sizler için takip edecek. STK temsilcisi olarak davet edildiğimiz ve ''Hızlanan Epidemiye Daha İyi Nasıl Cevap Verebiliriz? başlıklı oturumda bir de konuşma yapacağımız Ulusal HIV/AIDS kongresi 15 - 18 Kasım tarihleri arasında, Prof. Dr. Volkan Korten'in kongre başkanlığında, Türkiye HIV/AIDS Platformu tarafından düzenlenecek. Türkiye'de Ulusal seviyede gerçekleşen en önemli HIV etkinliği olan kongrede *Ülkemizde ve Dünyada HIV Epidemiyolojisi, *Kesin Tedaviye Dair Çalışmalar, *Yan/Fırsatçı-enfeksiyonlar, *Antiretroviral Tedavide Gelişmeler, gibi önemli konular 4 gün boyunca tartışılacak. Türkiye'de HIV bilimi alanında emek veren pek çok saygın hekimin katılımıyla gerçekleşecek kongre boyunca aldığımız notları aşağıda okuyabilir, video söyleşiler ve anlık aktarımlar için Faceook ve Twitter hesaplarımızı @redribbon34 adıyla takip edebilirsiniz. Kongre bilimsel programını http://hivaids2018.org/sayfa.asp?mdl=sayfalar&id=248 linkinde inceleyebilir, günlük kongre notları için bu sayfayı takip edebilirsiniz. ------------------- 1. Gün Notları Türkiye’de HIV alanında çalışan hekim temelli 5 STK’nin bir araya gelerek oluşturdukları HIV/AIDS platformunca düzenlenen HIV/AIDS Kongresi 2018 15 – 18 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşiyor. Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, Kongre Başkanlığını Prof.Dr. Volkan Korten’in üstlendiği ve Türkiye’de bugüne kadar düzenlenmiş HIV/AIDS kongreleri içinde en geniş hekim katılımıyla gerçekleşen bu önemli etkinliğe STK temsilcisi olarak katılıyoruz ve kongre notlarını takipçilerimiz, danışanlarımız ve paydaşlarımız için aktarıyoruz. Kongrenin, programını yukarıdaki görselde görebileceğiniz ilk günü Volkan Korten’in açılış konuşmasıyla başladı. Korten konuşmasında kongrenin Türkiye’de bugüne kadar düzenlenmiş HIV/AIDS kongreleri içinde en geniş hekim katılımıyla gerçekleşen kongre olması hedefine ulaştıklarını ve 5 STK’nın bir araya gelerek oluşturdukları platformun bu sonuca ulaşılmasındaki önemli rolünü vurguladı. Prof. Dr. Deniz Gökengin ise Türkiye’nin güncel HIV/AIDS verilerini de paylaştığı konuşmasında kilit toplumlara ulaşmakta yaşanan zorlukları ve bunların olası sebepleri aktardı. Günün paneli ise ‘’Hızlanan epidemiye nasıl daha hızlı cevap verebiliriz’’ başlığıyla, uzman Doktorlarla birlikte Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temsilcisi Mustafa Bahadır Sucaklı, Şişli Belediyesi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Temsilcisi Ali Hayati Akaslan ve STK temsilcisi Aktivist Arda Karapınar’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de son yıllarda görülen yeni HIV vakaları içinde kilit toplumların önemli bir oranı kapsadığı gerçeği temelinde ilerleyen tartışma, saha çalışmarı ya da doğrudan hedef kitleye hizmet sunan kurumların elde ettikleri veriler ve görüş önerileri ile oldukça verimli ve yararlı bir panel olarak değerlendirildi. Şişli Belediyesi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi Müdürü Akaslan bugüne kadar yapılan testlerde yaklaşık %5 oranında bir pozitiflik değerine ulaşıldığını aktardı. Yurtdışında Şişli Modeli adıyla da anılmaya başlanan modelin içerdiği hizmet çeşitliliğinin ve esnek çalışma saatleri, anonimlik gibi basit ama hedef kitleler için belirleyici olan basit uygulamaların bu kitlelere erişmekte ve dolayısıyla epidemiyi kontrol etmekteki etkisini de vurgulayan Akaslan, benzeri test merkezlerinin oluşmasında sürecinde başta bilgi/tecrübe paylaşımı olmak üzere destekler verebileceklerini ve mevcut merkezi daha da iyi bir seviyeye getirmek istediklerini ekledi. Uzun yıllardır HIV alanında çalışmalar yapılan Prof. Dr. Deniz Gökengin, Dr. Aygen Tümer ve Prof. Dr. Başak Dokuzoğuz ise yıllar içinde edinilen tecrübeler, kamunun HIV/AIDS konusundaki yaklaşımının negatif/pozitif yanlarına vurgu ile aslında tanı sonrası aşamalarda oldukça başarılı hatta Avrupa’nın en iyi ülkelerinden biri olduğumuzu ancak test/tarama/hedef kitlelere erişim, cinsel sağlık eğitimi, farkındalık çalışmaları gibi HIV epidemisinin yayılmasını durdurmada hayati önemi olan konularda eksikliklerimiz olduğuna vurgu yaparak çözüm önerilerini sundular. Çözüm önerilerinin ortak noktası ise daha fazla test yapılabilmesine olanak sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç ve bu ihtiyaçların karşılanması ilişkin gelişecek tüm ortak girişimlerin desteklenmesi fikri ön plana çıktı. WHO’nun Dünya ve Türkiye’de üstlendiği rolleri ve kurum karakterine bağlı olarak yapabileceklerini anlatan Mustafa Bahadır Sucaklı ise Türkiye’nin, en geniş resimde düşünüldüğünde sağlık politikları bakımından başarılı, belirlenmiş hedefe ilişkin sonuç almadaki yeteneğinin ve başarısının yüksek, özellikle HIV tedavisi hizmetlerinde bölgenin en iyi ülkelerinden biri olduğunun altını çizdi. WHO’nun sağlık diplomasisi bakımından verebileceği katkının tüm paydaşların bir arada çalışabilmeleri bakımından yararlanılabilecek bir alan olduğu vurgusu ise önemli bir fırsat olarak not edildi. Panelde konuşan STK temsilcisi Aktivist Arda Karapınar ise Kırmızı Kurdele İstanbul’un kullandığı dil, araçlar ve çalışma modelinin hedef kitlelere erişimdeki başarısını verilerle destekleyerek anlattığı konuşmasında, epideminin durdurulabilmesi için benimsenmesi gereken ilk yaklaşımın güçlü olduğumuz alanlara yönelmek olması gerektiğini ifade etti. Testlerin tamamen anonim ve tedaviye erişimin çok daha kolay olmasının yaratacağı olumlu etkiye ek olarak PrEP hakkında çok daha ciddi bir biçimde konuşmanın ve erişilebilir hale getirmenin gerekli olduğunun altını özellikle vurgulayan Karapınar, konuşmasını dinleyen Türkiye’nin her yerinden gelen hekimlere şöyle seslenerek konuşmasını tamamladı; ‘’ Her şeyden, herkesten önce hekimler kullandıkları dili değiştirmeli ve mağdur dili, negatif imajlar içeren bir dil kullanmaktan vazgeçilmeli. Sisteme ilişkin şikayetlerimiz daima orada olacak. O yüzden güçlü olduğumuz alanlara yönelmek, sebat göstermek ve ilk aşamada olabildiğince çok insanı test edip, tedaviye eriştirmekten başka seçeneğimiz yok. Pozitif bilimi, dünyayı takip etmeli ve bu gelişmeleri paylaşmalı/yararlanmalıyız. Hastalarınıza PrEP gibi yeniliklerden, tüm güncel, pozitif bilimsel gelişmelerden bahsetmekten ve B eşittir B demekten çekinmeyin artık!'’. 2. Gün Notları Bilimsel programını aşağıda bulacağınız 2. gün daha çok hekimlere yönelik grup çalışmaları, olgu tartışmaları ve vaka değerlendirmelerine ayrıldı. Bu olgu tartışmalarından oluşacak notların takipçilerimiz, danışanlarımızdan daha çok doktorlara hitap edeceği, o doktorların ise neredeyse tamamının kongre alanında olmasından hareketle, bugünü söyleşiler yapmak için değerlendirmenin daha anlamlı olduğunu düşündük. Bu serinin ilk videosunda ise, Türkiye'de HIV/AIDS alanına en çok emek veren hekimlerden olan ve aynı zamanda bu yılında Kongre Başkanı olan Prof. Dr. Volkan Korten ile kongreyi, HIV/AIDS platformunu ve güncel konuları konuştuk. Bu samimi ve keyifli söyleşiyi aşağıda ya da https://youtu.be/mkDVe4JIDac bağlantısı ile YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz. Söyleşi için Prof. Dr. Volkan Korten'e teşekkür ederiz. #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey #bilonemsekorun

  • HIV pozitif arkadaşınızla nasıl konuşmamalı, nasıl konuşmalı?

    Son yıllarda yayınlanan tüm veriler HIV enfeksiyonunun özellikle genç nüfusta hızlı bir yükselişte olduğunu gösteriyor. Bu durum ülkemiz için de aynen geçerli. Yani HIV olgusunun, gençler arasında doğru bilgiler ve doğru bir dille konuşulması, eskiden olduğundan daha önemli. HIV'in toplumda ve tüm sosyal alanlarda rahatlıkla ve ön yargısız bir biçimde konuşulabilir hale gelmesi #kirmizikurdeleistanbul'un da temel hedeflerinden biri. Bir konunun toplumda rahatça konuşulmaya başlanmasını sağlayacak en etkin yol ise öznelerin, yani doğrudan muhatapların konu hakkında konuşabilmesi. Yani bu örnekte, HIV pozitif bireylerin içinde bulundukları topluluklarda seslerini çıkartarak farkındalık yaratmaları en etkin yol olacaktır. Fakat bunun için rahat ve güvende hissedilen bir ortam ilk şart. Ve hepimiz biliyoruz ki, bizimki gibi toplumsal ön yargıların yaygın ve HIV konusunun hala tabu olduğu toplumlarda HIV pozitif bireylerin cesaretlerini kolayca kırıp, onları ötekileştiren, hatta aşağılayan, yargılayan cümle ve sorular duymak oldukça mümkün. Bu sebeple, #hivhakkindahersey temasıyla düzenli olarak sürdürdüğümüz ve merakla takip edilen #hivbilgisi yayınlarımıza bir yenisini ekledik ve HIV ile yaşan bireylerin deneyimlerini şimdi olduğundan daha rahat anlatabilecekleri bir ortamı teşvik edebilmek umuduyla aşağıda, HIV ile yaşayan birine asla söylememeniz gerekenleri ve desteklendiklerini hissetmelerini sağlayacak bazı soruları listeledik. İyi okumalar. HIV ile yaşayan bir bireyle konuşma rehberi Sormayın: Yaşadıklarından dersini aldın mı? Aklı başına geldi mi? Bu tarz bir soru kesinlikle insanların HIV ile ilgili konuşmaktan çekinmelerinin gerçek sebeplerinden biridir. HIV bir ceza değildir ve hiç kimse bu soruda işaret edilen türde bir cezaya çarptırılmak istemez. Bu yüzden HIV sadece kötü insanların başına gelebilecek bir olguymuş gibi konuşmaya bir son verin. Derhal! Sorun: Nasıl başa çıkıyorsun? Bu soru arkadaşınıza, yaşadıkları ile ilgili duygularını açıklayabilme size de onun ayrımcılık ötekileştirme ve bunlara dayalı kendini suçlama ile nasıl başa çıktığını öğrenme fırsatı verecektir. Bu soru ve cevaba göstereceğiniz ilgi aynı zamanda sizin, arkadaşınızı nasıl nasıl değerlendirdiğinizi de gösterecektir. Sormayın: Kim bulaştırdı? Ne zaman oldu? O ya da şu... Geçen yıl ya da altı ay önce... Ne fark eder? Sakın nasıl olduğunu dahi bilmedikleri bir konuda size açılmaya çalışan bir insana bu kadar kaba davranmayın! Eğer arkadaşınız nasıl bulaştığı hakkında konuşmak ve paylaşmak isterse, bırakın bunun zamanına ve biçimine kendisi karar versin. Sorun: Ne zamandır bununla mücadele ediyorsun? Bu soru arkadaşınızın ne kadar zamandır, sosyal bir destek almadan HIV ile yaşadığı hakkında bilgi almanız için bir şanstır. Arkadaşınızın mevcut sağlık durumları hakkında rahatça konuşabilecekleri ve damgalamanın olmadığı bir ortam yaratacak olumlu ve yargı içermeyen sorular sormayı deneyin. Sormayın: (eğer bir İlişkileri varsa) Eşin/Sevgilin de mi HIV pozitif? Sormayın çünkü hem çok çirkin bir soru hem de bunun konuyla hiçbir ilgisi yok! Zaten HIV pozitif bireyler HIV negatif bireylerle birlikte olamazlar diye bir karar ya da öneri de yok! Başarılı devam eden tedavilerde bulaş riski sıfırlanır. Bir de korunma bilincine sahip olunduktan sonra ne gibi bir sorun olabilir ki? Öte yandan arkadaşınızın kendisi ile ilgili bir durumu anlatıyor ve rahatça konuşuyor olması, eşleri ile ilgili bir durumu da aynı rahatlıkta anlatacağı anlamına gelmez. Sakın onları partnerlerinin sağlık durumuna dair özel bilgileri açıklamaları için garip bir duruma sokmayın. Üçüncü şahıslarla ilgili tıbbi bilgiler dahil tüm kişisel bilgileri paylaşmanın suç olduğunu da unutmayın. Sorun: Kendini yeni bir enfeksiyondan nasıl koruyorsun? Arkadaşınızın sağlık ve güvenliğinden endişe etmeniz gayet normaldir ve bu endişenize onun başkasına virüs bulaştırması da dahil olabilir. Ancak bu endişenizi dile getirirken onların güvenilir olmayan yollara başvurduğunu farz etmeyin. Eğer bu soruyu doğru zamanda ve yapıcı bir üslupla sorarsanız, o zaman arkadaşınız güvenli seks konusunda yaptıklarını sizinle paylaşma fırsatı bulacak ve aynı zamanda size de yargılamadan sohbet etme alışkanlığı kazandıracak. Sormayın: AIDS olacak mısın? AIDS misin? Ne şanstır ki arkadaşınız -HIV’in sebep olabileceği en ileri seviye hastalıklar bütününün sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olan- AIDS evresini hiç yaşamayacak! AIDS terimi, HIV tedavilerinin şu anki kadar etkili olmadığı zamanlarda kullanılan bir terimdi. Bir bireyin CD4 hücre sayısı (bağışıklık hücresi) 200’ün altına düştüğü zaman, AIDS tablosuna girebilme riskleri oluşur ve bu da ölümcül olabilecek şekilde vücudun bağışıklık sisteminin fırsatçı enfeksiyonlara karşı zayıf olduğu durumu işaret eder. Ama haberler güzel! HIV ile mücadele günümüzde o kadar değişti ve ilerledi ki tedaviye erişimin ve düzenli tedavinin kullanımda olduğu yerlerde AIDS kelimesini sözlükten çıkarabiliriz. Sorun: Tedavin nasıl gidiyor? Günümüzde HIV tanısı almış bir birey, tedaviye başladığı ve tedaviye bağlı kalıp ilaçlarını belirtilen şekilde zamanında ve uygun dozlarla aldığı sürece, HIV ile enfekte olmayan bir insan kadar uzun yaşayabilir. Ama ne yazık ki, Dünya genelinde HIV ile yaşayan bireylerin sadece %50'si düzenli ilaç tedavisine erişme imkanına sahip. Arkadaşınızın sağlığı konusunda dikkatli olduğundan emin olun ve ihtiyaç duyduğunda bir sağlık kuruluşuna gitmeleri hususunda cesaretlendirin, hatta bu adımı onunla birlikte atın, gerçek bir arkadaşın yapacağı gibi ona koşulsuz destek olun. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

  • Kırmızı Kurdele İstanbul uyarıyor;

    Destek olmak güzel ama... Son haftalarda sosyal medyada ve özellikle Facebook’ta HIV odaklı destek gruplarında yoğun bir artış olduğunu mutlulukla gözlemliyoruz. Alanında öncü ve mümkün olan en yüksek faydayı sağlamayı hedefleyen bir STK olarak, yapılan tüm olumlu çalışmalardan ve hayatlara dokunan katkılardan bir hayli mutlu olmakla birlikte, bu grupların sayısındaki artışın, beraberinde kontrolsüz, hoş olmayan ve maalesef suistimal içeren süreçler doğurduğu gerçeğine dikkat çekmeyi de görevimiz sayıyoruz. Bu bağlamda, farklı isimler ve farklı hikayelerle ilaç sıkıntısı yaşadığını belirten ve aslında HIV ile yaşamayan bazı kötü niyetli bireylerin, HIV ile yaşayan bireylerle birebir diyalog kurup her birinden az miktarlarda ilaç temin ederek bir aylık kürler haline getirip “uygun fiyata’’ satmaya çalıştıklarına dair yoğun şikayetler alıyoruz. Bu sebeple lütfen; 1- Tanımadığınız ve hikayelerini doğrulamadığınız bireylerin ilaç taleplerine olumlu cevap vermeyiniz, bire bir destek olmayınız! 2- Eğer tanımadığınız birine ille de kendiniz ilaç desteğinde bulunmak istiyorsanız, lütfen destek olmadan önce ilgili bireyden tedavi ihtiyacını doğrulayacak bilgiler paylaşmasını (ör: E-Nabız ekran görüntüsü vb.) isteyiniz. Yani mutlaka sorgulayınız! 3- Gerektiğinde ilaç talebinin geçerliliğinin tespit edilmesi için bu alanda çalışan, resmi olarak kayıtlı, ilgili yasa ve yönetmeliklere göre hesap veren, ulaşılabilir, sorgulanabilir, doğrulanabilir derneklerle/STK'larla iletişime geçiniz ve bu desteğinizi mümkünse dernek vb. gibi kayıtlı bir STK aracılığıyla yapınız. 4- “İlaç destek grubu” vb. adı altındaki gruplardaki “ilaç simsarlarına” dikkat ediniz ve lütfen buradan gelen ilaç taleplerini güvendiğiniz kurumlara yönlendiriniz. Duygu sömürüsü yapan ve gerçekte ihtiyacı olmayan bir bireye vereceğiniz her bir ilaç, ihtiyacı olan başka bir bireyi zor durumda bırakabilir. Bu sebeple sizlere ulaşan ilaç, ayni, maddi vb. her türlü yardım talebi ile ilgili olarak alanda çalışan STK’lardan hangisiyle isterseniz onunla/onlarla iletişime geçmenizi tavsiye ve önemle rica ediyoruz. www.hivhakkinahersey #kirmizikurdeleistanbul #kanittemelliaktivizm

  • Güvenli cinsellik atölyesi ''Güvenli Bölge''

    Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı ile geçtiğimiz günlerde duyurduğumuz işbirliğinin ilk ortak çalışması İstanbul LGBTİ+ Onur Haftasında! Bu yıl 24.sü gerçekleştirilecek olan İstanbul LGBTİ+ Onur Haftasında ''Güvenli Bölge'' atölyesinde güvenli seks pratiklerini konuşacağız. Güvenli seks, güvenli olmayan seks, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, korunma yolları ve pek çok güncel başlığın tartışılacağı atölye çalışması 24 Haziran Cuma günü saat 14:30'da. Onur haftası ile ilgili tüm bilgiler için Onur Haftası Facebook sayfasını, detaylı mekan bilgisi ve daha fazla bilgi için tüm sosyal medya hesaplarımızı @redribbon34 adı altında takip edebilirsiniz. #hıvbilgisi #kırmızıkurdeleistanbul #tapv #wwwkirmizikurdeleorg #pride #onurhaftası #hiv #aids #güvenliseks #lgbti #bilonemsekorun

  • ''Belirlenemeyen = Bulaştırmayan” ortak bildirisi tartışılmaya devam ediyor.

    (English below) 2016 yılı sonunda Prevention Access Campaign (Korunma araçlarına erişim kampanyası) tarafından duyurulan ‘’*Belirlenemeyen = Bulaştırmayan’’ ortak bildirisinin etkileri sürüyor. *Undetectable = Untransmittable, U=U ya da #UequalsU Kırmızı Kurdele İstanbul'un Türkiye'den imza koyan tek HIV aktivizm kuruluşu ve sözcüsü olduğu 1kampanya bildirisini yazının sonunda bulabilirsiniz. Kampanyaya Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği adına görüş bildiren Uluslararası tedavi aktivisti Arda Karapınar; ‘’Kırmızı Kurdele İstanbul olarak, cinsellik hakkında konuşmanın dahi yüksek düzeyde tabu sayıldığı bir toplumda HIV aktivizmi yapıyoruz. Bu yüzden virüsü baskılanmış HIV pozitif bireylerin de normal bir cinsel yaşam sürdürebileceğine ilişkin tüm bilimsel kanıtlar bizim için çok önemli. Çünkü HIV pozitif bireylerin aldığı açık ya da üstü örtük tüm mesajlar, onların ötekiler için tehlikeli olduğu yönünde. Oysa özellikle son iki yılda gelen araştırma sonuçları, başarılı bir tedavinin bulaş riskini, yok düzeyine indirdiğine ilişkin güçlü kanıtlar sunuyorlar. Uluslararası güncel HIV bilgisinden hareketle yerel düzeyde aktivizm yapan bir sivil toplum kuruluşu olarak bu bilgileri paylaşıyor ve ekliyoruz; korunma eyleminin, tüm diğer olasılıklar göz önünde bulundurularak sürdürülmesi hala önemli! Fakat bir diğer önemli şey ise, korunma eyleminin iki taraflı bir karar gerektirdiği ve tüm sorumluluğun HIV pozitif bireye yüklenmesinin, HIV’e ilişkin bir başka önyargı olduğunun kabul edilmesidir. Bu yüzden, HIV pozitif bireyleri kendileri ve bedenleriyle barışık ve kendilerine daha güvenli hale getirecek bilimsel kanıtları mutlulukla karşılıyor, birlikte hareket çağrısı yapan tüm uluslararası bildirileri cesaretle imzalıyoruz.’’ diyerek bu bildiri ve bilimsel kanıtlara dayanan tüm aktivizm girişimleri hakkındaki genel yaklaşımımızı da özetledi. NAM’ın üst düzey yöneticilerinden olan Matthew Hodson ise, “Bilimsel kanıtlar çok net! Kanındaki virüs seviyesi belirlenemeyen (undetectable) düzeyde olan biri, partneri için enfeksiyon riski oluşturmuyor. Eğer kondom kullanımı cinsel ilişkiyi HIV açısından daha güvenli hale getiriyorsa, o halde, viral yükü belirlenemeyen düzeyde olan bir birey ile cinsel ilişkiye girmek de güvenlidir. Bu anlayış şu anda, HIV’den korunmak ve hatta onunla yaşamaya dair ifade edilebilecek tüm düşünce biçimlerinin değişmesi anlamına geliyor. HIV tedavisinin bu koruyucu etkisi, tedaviye erişimin daha da artmasının ve dünya çapında HIV ile yaşayan her bir birey için gelişmiş tedavi kullanımı ve uyum sağlanmasının ne kadar önemli olduğunun altını çizmekte” dedi. HIV ile yaşayan bireylerin ve seks partnerlerinin temel endişelerinden birisi bulaşı riskidir. #hivbilgisi blogumuzda da yayınladığımız PARTNER Araştırması, etkin bir tedavi ve tedaviye uyumla birlikte, HIV bulaş riskinin düşüklüğünü açık bir şekilde ortaya koymuştu. Sözlerine “Partnerinden HIV ‘kapacak’ olma korkusunun tek fonksiyonu HIV ayrımcılığını körüklemektir. Bu yüzden de ‘Belirlenemeyen = Bulaştırmayan’ mesajı duyulması ve anlaşılması gereken önemli bir mesajdır” diyen Hodson, “KONDOM KULLANIMI, cinsel yolla bulaşan tüm enfeksiyonlardan KORUNMA KONUSUNDA HALA ÖNEMLI BIR ROL OYNUYOR fakat sadece HIV bakımından düşünüldüğünde, eğer viral yük tespit edilemez düzeyde ise HIV bulaşısının önlenmesi bakımından kullanılmasına gerek olmadığı söylenebilir” şeklinde devam eden Hodson, “Virüs ile yaşayanların bir çoğu sadece cinsel değil aynı zamanda toplumsal ret ile de yüz yüze kalıyorlar. Hatta bazı ülkelerde, bulaş riskinin düşüklüğüne bakılmaksızın, HIV durumunu gizleyip cinsel ilişkiye girmek suç kabul edliyor. Bulaş riski ve yolları konusundaki cehalet, bireyleri örneğin dövme yaptırmak ve hatta sağlık hizmetlerine erişimden bile mahrum bırakabiliyor. Cinsel yolla bulaşan başka hiçbir enfeksiyon, toplumda bu tarz bir korkuya neden olmadı. Oysa HIV ile yaşayan insanlar her yerde ve her ulustan, her ırk ve dinden, genç, yaşlı, gay, biseksüel ya da heteroseksüel olabilirler... Viral yük seviyesi tespit edilemez düzeyde olduğunda da bulaştırıcılığımız kalmıyor. Bu ise, HIV pozitif bireylerden korkmanın tamamen gereksiz ve saçma olduğu anlamına geliyor.” Türkiye’de yaratacağı refleks ve tartışmaları şimdiden öngörebildiğimiz bu ortak bildiriyi yayınlarken, bugüne kadar internet sitemiz ve #hivbilgisi blogumuzda yayınladığımız tüm içerik ve makalelerin güncel ve bilimsel açıdan doğrulanabilir olması konusunda gösterdiğimiz titizliğin, yayınlarımızı takip eden danışan, doktor ve aktivistler tarafından daima takdirle karşılanmış olmasından cesaret aldık. Çünkü, bireylerin kendi yaşam ve sağlıklarının kontrolünü ele almalarını, içinde bulundukları durumu daha iyi anlamalarını ve HIV ilaç tedavilerine tamamen bağlı kalarak daha uzun ve sağlıklı bir hayata sahip olmalarını sağlamayı hedefleyen bir kurum olarak bilimsel çalışmalar ve kanıtlar en güçlü araçlarımız. ‘Belirlenemeyen = Bulaştırmayan' ortak bildirisi içeriği; Antiretroviral Tedavi- ART (HIV ilaçları) kullanan ve viral yükü belirnemeyen düzeyde (undetectable) olan bireylerin HIV’i cinsel ilişki yolu ile bulaştırmaları önemsiz derecede risk seviyesine sahiptir. Kullanılan ilaç rejimine bağlı olarak bireylerdeki viral yük seviyesinin belirlenemeyen düzeye inmesi, ilaç kullanımına başladıktan sonra altı ayı bulabilir. Devamlılığı olan ve geçerli bir HIV baskılaması, uygun tedavi planının seçilmesi ve bu tedaviye mükemmel bir uyum ile sağlanabilir. HIV’in vücutta baskılanması, hem bireysel hem de toplum sağlığı açısından takip edilmesi gereken bir durumdur. Tespit edilmeyen HIV yükü sadece HIV bulaşını engeller. Kondom kullanımı ise HIV bulaşını önlemekle kalmayıp, diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları ve gebeliği de önler. HIV’den korunma yönetiminin seçimi, cinsel yaşam, koşullar ve ilişki şekilleri göz önüne alınarak kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Örneğin, farklı partnerlerle cinsel ilişkiye giren ya da genel olarak tek eşli olamayan kişilerin, bir çok cinsel yolla bulaşan enfeksiyondan kendilerini korumaları için kondom kullanmaları önerilir. NAM Aidsmap'ın konuyla ilgili basın bültenine bu linkten, kampanyanın web sitesine www.preventionaccess.com adresinden ulaşabilirsiniz. English; As Kırmızı Kurdele İstanbul (Red Ribbon Istanbul ), we do activism on HIV in a society which even talking about sexuality is a high level taboo. This is why we give utmost importance to those scientific evidences that show HIV positive individuals with undetectable viral load are actually able to have a normal sexual life. Because all the explicit or implicit messages HIV positive individuals face refer they are dangerous for the others. But the results of the studies published in last two years tell us that , when viral load is undetectable with maintained medication, then it doesn't pose infection risk. As a civil society organization doing activism on the field with reliable HIV information gathered from international sources, we share such updates and also add that prevention is still important considering other possible STIs. But we strongly advocate that prevention is the responsibility of both sides and it is not fair to put this responsibility only on HIV positive individuals, cause this is another type of prejudice and discrimination. This is why we welcome such scientific evidences gladly which will provide safer zones for HIV individuals and bring self reliance to them, and would like to put our signature bravely under such international statements that call to move together. Arda Karapinar Chairperson On behalf of Red Ribbon Istanbul Association #belirlenemeyen #bulaştırmayan #hiv #aids #hivtesti #hivbelirtileri #hivtedavisi #UequalsU #Turkey

  • HIV’e dair damgalama ve ayrımcılıkla başa çıkmanın 7 yolu

    HIV'e dair damgalama ve ayrımcılıkla başa çıkmanın 7 yolu Çevremizdeki nefret dolu söylemlerden kaçmak neredeyse imkansız. Çünkü her yerdeler! Günümüzde tehditkar yaklaşımlar kaygı verici bir şekilde, fiziki şiddete dönüşmüş durumda ve artık birçok insan değişik sebeplerle, kendilerini “öteki” olarak damgalanmış bulmaktalar. Üstelik sadece ırkları, etnik kökenleri, akıl sağlığı ve madde bağımlılığı sorunları, engelli olmaları, sığınmacı ya da göçmen olmaları ya da HIV’i de içeren bir çok sağlık durumları nedeniyle. Damgalamayı (stigma), “bir bireyi itibarsızlaştırma ya da çamur atma zihniyetine dayalı, genellikle sebepsiz ve etkisini uzun süren ayrımcılık olarak gösteren yıkıcı bir süreç” olarak ifade etmek mümkün. HIV ile yaşayan bireyler damgalamanın, duygusal ve bazen fiziki güvenliklerine hatta varoluşları ve özsayglarını yok etmeye yönelik derin zararlar veren etkisini çok iyi bilmekteler. Ancak şunu unutmamak önemli; duygusal anlamda ne kadar güçlü olursanız, damgalamaya karşı durmak ve sesinizi çıkartmak konusunda da o kadar güçlü olursunuz. Televizyondan, çevremizden ve hatta ailemizden gelen en klasik suçlama ise, bir yerde hata yaptığınızdır ve bu suçlamanın sahipleri kendinizden utanmanızı beklerler. Ve siz bu duyguyu bir kez içselleştirirseniz, dışarıdan gelecek benzer nefret söylemlerine gerek dahi kalmayacaktır. HIV tanısı aldıktan sonra, damgalama ve ayrımcılığa maruz kalmış bir çok bireyden şuna benzer şeyleri duyuyoruz: “kendimi darmadağın hissediyorum!”, “ben çok utanç verici bir insanım!”, “ben kötü bir insanım ve bunlar bu yüzden başıma geldi!”. Damgalama ve ayrımcılığa karşı yürütülen eğitim programları, ne yazık ki sadece saldıran tarafa odaklanır. Bu eğitimlerde, doğru bir iletişim ve buna ek olarak da pozitif bir yaklaşımla, yanlış inanç ve bakış açılarının üstüne gidilmeye çalışılır. Ancak damgalama ve ayrımcılığa maruz kalan birey, yaşadıklarının yarattığı sonuçlarla tek başına mücadele etmek zorunda kalır. Bu bireylerin birçoğu yaşadıkları duygusal acıları hissizleştirmek için bağımlılıklar geliştirirler, bazıları ise kendilerini içten içe bitiren ve giderek daha da öfkelendiren bir ruh hali ile riskli seks davranışlarına yönelirler. Bu bağlamda, duygusal dayanıklılığınızı arttırmak için yararlı yollar bulmak bazen oldukça zor olabilir. Bu yüzden, karşılaştığınız damgalama ve ayrımcılığa karşı sağlıklı tepkiler verilebilmesini kolaylaştıracağını umduğumuz yedi ipucunu sizler için yazdık. 1. Güçlü bir “ben” bilinci geliştirin Özsaygınızı yaratmak ve onu korumak; kendinizi, kim olduğunuzu, nasıl biri olduğunuzu sorgulamak ve değerlendirebilmekten geçer. Bu süreç ise sadece, kendi doğrularımızı ve güçlü yanlarımızı keşfedeceğimiz bir içe bakışla başlar. Bahsettiğimiz bu süreç, damgalamaya maruz kalmış bir bireyin, bu olumsuz duruma karşı oluşturacağı iyileştirici gücü kendinde bulmaya çalıştığı, daha önceden başarılı örnekleri olan bir süreçtir. Şunu unutmayın; başarılı ve sağlıklı bir “ben” bilinci geliştirebilmenin yegane kaynağı içinizdedir. Kesinlikle bu kaynağın, yaşam tarzınız, sahip olduğunuz varlıklar ya da benzeri dışsal etkenlerle alakası yoktur. Sahip olduğunuz tüm bu fiziki varlıklara güvenmek aslında, egonun bir ürünü olarak, “kim olduğumuza” olan inancınızı içten içe zayıflatmaktadır. İçe bakış sürecinde mutlaka kendinize olan duyarlılığınızı kullanmalı ve kendinizi dinlemelisiniz. Bir çok HIV pozitif birey, ilk tanı aldığı dönemlerden itibaren, damgalamaya ve ayrımcılığa maruz kalır ve bu zamanla travmaya dönüşerek, artık bireye hizmet etmeyen bir savunma şekli gelişmesine neden olur. Bu yüzden, yaşadıklarınıza ve kendinize dürüst bir şekilde bakın; yanlış inançlarınızdan, davranışlardan ve hatta size kendinizi kötü hissettiren insanlardan kendinizi uzak tutacak ve koruyacak gerekli değişiklikleri yapın. 2. Kendinizi cesaretlendirin Damgalama ve ayrımcılıkla karşılaştığınızda bir savunma kalkanı kullanıyor olmanız çok doğal. Bu gibi durumlarda kendinizi koruma içgüdünüzün söylediğinin aksine bir davranış göstermeniz için ise içinizdeki cesareti keşfetmeniz gerekir. Elbetteki korku nedeniyle kendinizi koruma içgüdüsü, çok normal bir reflekstir ve kendinizi güvende hissetmeniz için önemlidir. Bu yüzden bu gibi durumlarda cesaretinizi kuvvetlendirecek ve sizi koruyacak birkaç küçük püf noktasına kulak kesilmek iyi bir fikirdir. Bunlardan ilki bilinçli nefes alıp vermektir. Derin ve usulüne uygun alınan nefes, o anki psikolojinizi düzenler ve aşırı duyarlı olmaktan daha çok tepkilerinizi kontrol edebilmenizi sağlar. Cesaretli olma dürtüsü, bireyi konfor alanından çıkarır. Bunu yaparken aynı zamanda düşüncelerinizin farkında olmanız da çok önemlidir. Bir çoğumuz genelde içimizden kendiliğinden gelen, öz saygımızı ve gücümüzü ve hatta kendimizi savunmak için konuşma isteğimizi sorgulayan, negatif sesleri duyarız (Örn: “Sakın cevap verme, cevap verirsen daha da sıkıştıracaklar seni?” Ya da “Azını açtığın anda seni aşağılamaya başlayacaklar ve rezil olacaksın; HIV pozitif olduğunu herkes öğrenecek!” vb). Önemli olan bu seslere karşı koymak ve anda kalmaktır. Düşüncelerimizin geçmişte yaşadıklarımıza ya da olası yaşayacaklarımıza kayması emin olun çok kolaydır ve normaldir de! Ancak bu, kendi iç benliğimizle tam bağlantı kurmamızı zorlaştırır. Bu sebeple sizi sabote eden iç sesinizle mücadele edecek ve kendinizi size kaygı ve korku yaşatan insanlara karşı koruyacak cesareti bulmanız önemlidir. 3. Israrcı olun Damgalama ve ayrımcılığa maruz kalmak, sizin içsel motivasyonunuza yönelmenize ve bir çıkış yolu aramanıza neden olur. Böylesi güçlü bir duygu mutlaka öz disiplin ve yaratıcı düşünceyle zenginleştirilmelidir. Çünkü yanlış başlangıçlar ve aşırı duyarlı tepkiler zamanla cesaretimizi kırar ve aynı yanlış sonuçlara neden olur. Bu sebeple kendinizi, öz disiplininizi sağlamak ve “daha iyisini nasıl başarabilirim?” sorusunun cevabını bulmak adına, ısrarcı bir duygu durum içerisine sokarak, azimli olma eğilimi içine sokmanız gerekir. 4. Başkalarının deneyimlerini dinleyin Damgalama ve ayrımcılığa maruz kalmak insanı yalnızlaştıran bir durumdur. Çünkü bu iki olgu zamanla öfke, depresyon ve ümitsizlik duygu durumlarını ileri derecede tetikler. Bu gibi çok güçlü negatif duygularla karşılaşan bireylerin bir çoğu, genellikle kendisini geri çeker ve yaşadıkları stres durumunu kendileri çözmeye çalışır. Unutmayın ki, tanıdığınız başka insanlar da sizin yaşadıklarınızı deneyimlemiştir. Kendinizi rahat hissedeceğiniz bir bireyi seçin ve onunla konuşun; onların yaşadıkları benzeri deneyimlerde ne gibi yöntemler bulduklarını dinleyin ve kendiniz için neler yapabileceğinizi tasvir edin. 5. İnsanlarla güçlü ilişkiler kurun Sağlıklı sosyal ilişkiler, kişisel dayanıklılığınızı arttırabilmek için güçlü bir araçtır. Çünkü insanın kendini yalnızlaştırması, damgalama ile ayrımcılığın bir sonucu karşımıza çıkabilmektedir ve bu tarz güçlü sosyal ilişkiler mücadele yeteneğinizi arttıracaktır. Bu konuda, başka bireylere ulaşmanıza ve onlarla güçlü ilişkiler kurmanıza engel olan, kendinizden şüphe duymanıza sebep her türlü ruh hali ile yüzleşmeniz önemlidir. Böylece iletişim kurma yeteneğinizi ve isteğinizi arttırabilirsiniz. Birlikte ortak bir güç gibi hareket eden bir grup insanın yarattığı sinerji, damgalama ve ayrımcılığa karşı güçlü bir mücadele yöntemi olabileceği gibi, aynı zamanda da muazzam bir konfor alanı anlamına gelir. Güçlü sosyal ilişkiler kurmak, tek başına bile, duygusal ve fiziksel sağlınızı destekleyecek en önemli unsurdur. 6. Başkalarının sağlık durumlarını önemseyin Bir bireydeki damgalama ve ayrımcılığa karşı mücadele etme gücü onu kendisini daha da geliştirmeye ve daha iyi mücadele edebilme isteğine yöneltecektir. Ancak bu her ne kadar doğal bir içgüdü olsa da, bunu yaparken birey sağlığını umursamayıp, kedisini tehlikeye de atabilir. Bu yüzden başka bireylerin ve HIV pozitif arkadaşlarınızın sağlık durumlarını düşünmeniz ve onlara destek olmanız çok önemlidir. Başkalarının sağlık durumlarına odaklanmak ve onları düşünmek, sizi bir bütünün parçası yaparak sorumluluk yükleyecek ve böylece kendinizi bir zincirin halkası olarak görmenizi sağlayarak, kişisel gelişiminizi hızlandıracaktır. 7. İnançlarınızı sonuna kadar savunun Damgalama ve ayrımcılığa karşı mücadele etmek için kendi kişisel gücünüzü keşfetmeniz ve diğer arkadaşlarınızla sosyal ilişkilerinizi sağlam tutmanız, bireysel dönüşümü daha etkili hale getirecektir. Mutlaka başkalarının sizlerle paylaştığı konuları ve sorunları dinleyin, çözümler üretmeye çalışın, eğer çözüm üretemiyorsanız size destek olacak başka bireylerle iletişime geçin ve konunun ne kadar basit ya da zor olduğuna bakmaksızın öncelikle kendi gelişiminiz, sonrasında da diğer bireylerin gelişimleri için konuyu sonuna kadar takip edin. Kendini henüz içsel olarak güçlü hissetmeyen bireylere destek olmak için içinizden gelen isteği sürdürün. Bunu yaparken de, öğreneceğiniz her yeni bilgiyle, ne kadar daha güçleneceğinizi ve başkalarına güç vereceğinizi düşünün. Bu, içinizdeki inanç ve güç duygularını harekete geçirecek en etkili yöntemlerdendir. Damgalama ve ayrımcılıkla mücadele etmek, bazen aranızdaki en güçlü bireyler için bile zor olabilir. Ancak bu mücadele arzusu, bireysel ve sosyal değişimi yaratmak için gerekli olan, özsaygı ve bağlılık içgüdülerini ayakta tutan yegane araçlardan biridir. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

  • Bir yıl daha büyüdük!

    -English below- 2018 yılına başlarken, 2017’den daha atak, daha aktif ve daha yoğun bir yıla hazırlanıyoruz demiştik. İşin doğrusu beklentimizden daha yoğun, planladığımızdan daha verimli olduğumuz bir yılı geride bırakıyoruz. 2018 yılında gerçekleştirdiğimiz bazı önemli başarılara göz atacak olursak; *Tüm zamanların en büyük HIV/AIDS konferansı olan Amsterdam2018’e katıldık ve tüm gelişmeleri anlık olarak paylaştık. Bir tür konferans haberciliği denilebilecek bu uygulamamızı bir #kirmizikurdeleistanbul geleneği olarak, katıldığımız tüm etkinliklerde sürdüreceğiz. Konferans ortamında, Amerikan ABC TV'nin ünlü ekran yüzü, HIV pozitif birey Karl Schmid ile yaptığımız söyleşiyi bu linkten izleyebilirsiniz. *Bir AIDS konferansları geleneği olan AIDS Yürüyüşü’nün düzenleyici kurumlarından biri olarak bir ilki gerçekleştirdik. Tarihte, Türkiye’den bir STK’nin, ana düzenleyicilerinden biri ve Türkçe’nin ana dillerinden biri olduğu ilk AIDS March’tan görüntülerini bu linkten izleyebilirsiniz. *İlk imzacılarından ve uluslararası sözcülerinden biri olduğumuz B=B kampanyasının ilk uluslararası konferansına katıldık ve açılış panelinde Nobelli Dr. Anthony Fauci ile aynı oturumda konuşarak, bu kampanyadaki görünürlüğümüzü bir üst seviyeye taşıdık. *Kasım ayında Antalya’da gerçekleşen Türkiye Ulusal HIV/AIDS kongresine sivil toplum temsilcisi olarak katıldık. Tüm etkinliklerde yaptığımız gibi yerinden anlık bildirimler yaptığımız kongrede bir de konuşma yaptık ve Türkiye’nin önde gelen enfeksiyon uzmanlarından bazılarıyla söyleşiler gerçekleştirdik. Bunlardan biri olan Volkan Korten söyleşini bu linkten, diğerlerini YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz. *Türkiye’nin çeşitli noktalarında, gençlerle ve özel kuruluşlarla HIV söyleşileri gerçekleştirdik. *Üzerinde 2 yıla yakındır çalıştığımız ve şimdiden benzerleri yapılmaya başlanan Pozitif Akademi’yi hayata geçirdik. Avrupa’nın en geniş HIV aktivizmi ağı European AIDS Treatment Group (EATG) desteğiyle hayata geçirdiğimiz, modüler ve interaktif yapısıyla Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı HIV aktivisti okulu olan Pozitif Akademi’nin ilk modülünden fotoğraflar için tıklayın. Bunlar 2018’de yaptıklarımızdan sadece bazıları... Tüm bunların dışında, Online HIV danışmanlığı servisimizle Türkçe ve İngilizce binlerce soru yanıtladık, yüzlerce ücretsiz HIV testine erişim sağladık, düzenli HIV bilgisi yayıncılığı ile #hivhakkindahersey temalı www.kirmizikurdele.org'yi Türkiye’nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı yaptık. Daha da yoğun ve kreatif olmayı planladığımız 2019’a ise çoktan ve hızlı başladık bile! Ocak ayınca Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleşecek olan kapsamlı bir etkinliğe, Türkiye’nin HIV gerçeğini aktarmak üzere davet edildik! Detaylarını önümüzdeki günlerde paylaşacağımız bu etkinlik kapsamında Avrupa Parlamentosu’nda bir de konuşma yapacağız. 2016 yılının ilk aylarında başladığımız ve henüz 3 yılı dahi tamamlamadan, pek çok ilki gerçekleştirdiğimiz bu yolculukta yanımızda olan, destek olan, olumlu olumsuz geri bildirimleri ile öğrenmemize, gelişmemize katkısı olan herkese çok teşekkür ederiz. 2019’da, Türkiye’nin en saygın ve uluslararası bilinirliği yüksek STK’larından biri olma vizyonu ve Türkiye’yi uluslararası HIV gündeminin önemli parçalarından biri haline getirme hedefi ile daha çok çalışacağız. Yeni yılınız kutlu olsun! #kirmizikurdeleistanbul Ekibi ---------------- We are now one year older! When it was just the beginning of the year 2018, we told that we prepared ourselves for a more adventurous, more active and busier new year. Well, actually, now we are leaving a year behind which was busier and more productive than we expected! Let’s see some of the significant achivements we had in 2018: *We attended the most crowded HIV/AIDS conference of all times in Amsterdam and reported from our social media accounts to our followers. As the first sample of “conference reporting” at a local level, we desire to continue this in a more professional way as a Red Ribbon Istanbul tradition in all the events we will attend. Please click here to watch the interview with Karl Schmid at AIDS2018 Conference. *We took part in AIDS March, an AIDS Conference classic organized around the theme U=U and broke new ground in the Turkish HIV community. Please watch the video of AIDS March 2018, which an NGO from Turkey took part in and Turkish was one of the organization’s main languages for the first time. *We attended the first international conference of the U=U movement which we are one of the first signatories and an international representer. We carried our international visibility to upper levels with the speech we did during the conference session, where the Nobel Prize Winner Dr. Anthony Fauci also participated. *We attended to National HIV/AIDS Congress of Turkey, took place in Antalya in November 2018, as the civil society representative and gave a speech in the session we were invited for. Please watch the interview we made with Prof. Dr. Volkan Korten, and for more interviews please visit our YouTube channel. *We organized HIV Talks with youth and employees of private sector companies in various locations in Turkey. *We launched Positive Academy after a 2-year-long hard work which is already been a role model for some other organizations. Please visit our social media account to see the pictures from the first module of Turkey’s first most comprehensive HIV activist education school with its modular and interactive structure, Positive Academy, in cooperation with Europe’s largest HIV activism network, EATG. These are just some what we have done back in 2018... Besides these, also we answered to thousands of questions in Turkish and English we recieved to our Online HIV Counseling Service, we provided access to hundreds of free and anonymous HIV testings, and sure we made our All About HIV themed website the most referenced #hivinformation source with regular HIV information publishings. We have already started the year 2019 which we are planing to be busier and more creative! We are invited to an inclusive event organized by the European Parliament that will take place in January to talk about the HIV facts in Turkey. We also will give a speech in the European Parliament during the event. We would like to thank those who we walked together, who supported us and contributed to our work with their positive and negative feedbacks, during the last almost 3 years since we founded Red Ribbon Istanbul in 2016. We will be working harder in 2019 to reach the goal “making Turkey an important player of international HIV agenda” around our corporate vision “being Turkey’s most trusted civil society organization working in the HIV field, with international recognition and representation”. Happy New Year! #redribbonistanbul Team

  • Hukuki boyutuyla HIV - Referans yayın

    Avukat Fırat Can Güngör ile Referans Yayın I Hukuki boyutuyla HIV Uzun yıllardır HIV alanında yaptığı çalışmalar ve kazandığı davalarla da tanınan deneyimli hukukçu Fırat Can Güngör ile HIV ve hukuk ilişkisini tüm boyutlarıyla konuştuk ve referans olacak bir yayın hazırladık. 2016 yılından bu yana Türkiye'de ilk kez, Kırmızı Kurdele İstanbul tarafından uygulanan #onlinehivdanismanligi servisimize gelen soruları da cevapladığımız bu referans yayında konuştuğumuz konulardan bazıları şöyle; *HIV ile hukuk arasında nasıl bir bağlantı var, *Türkiye'de HIV'in mevzuat ve hukuki çerçevedeki pozisyonu, *Uluslararası hukuk bağlamında genel çerçeve, *HIV'e özel bir yasaya ihtiyaç olup olmadığı, *#onlinehivdanismanligi servisine en çok gelen sorular bağlamında evlilik, askerlik, iş hayatı, tedaviye erişim gibi konularda yaşanan sıkıntılar, *Doktor hasta ilişkisi bağlamında HIV, *Doktorun hasta seçme hakkı bağlamında HIV pozitif hastayı reddedip reddedemeyeceği, Aileye, eşe, partnere birinci dereceden yakınlara bildirimdeki yasal durum, *Pozitif bireylerin statülerini açıklamak zorunda olup olmadıkları, Kırmızı Kurdele İstanbul'un farklı hukuki perspektifi ve çözüm önerilerimiz. Yeni yayınlar ve içerikler için YouTube Kanalımıza -www.youtube.com/redribbonistanbul- abone olmayı ve #hivhakkindahersey için Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı olan websitemizi düzenli ziyareti ihmal etmeyin. Yayın kapsamında konuşulan konulara ve fazlasına ilişkin sorularınız için; Kırmızı Kurdele İstanbul #onlinehivdanismanligi

  • HIV durumun hakkındaki incitici sorularla başa çıkmanın 3 yolu

    HIV pozitif bireyler, zaman zaman incitici ve rahatsız edici sorulara muhatap olmaktan şikayet ederler. Bazıları doğrudan kötü niyetli, bazıları ise aslında iyi niyetli amaçlarla sorulmuş olsalar ve hatta size destek olmak isteyen yakın arkadaşlarınızdan gelseler de bu tip soruların kaynağı aynıdır; #hivbilgisi eksikliği, sağdan soldan duyulmuş olanları bilimsel kaynaklardan doğrulmamak. Daha da kötüsü, bu soruların size kendinizi çok hissettirebilen, utandırabilen, bütün gününüzü mahveden sorular olabilmeleridir. Danışanlarımızdan duyduğumuz örneklerden biri şöyleydi; ‘’HIV hakkında bildiği tek şey ondan sebepsiz yere korkmak olan bir akrabam, anne babamın yanında ‘vasiyetini hazırladın mı?’ diye sormuştu. İlaçlarımı düzenli kullandığımı ve benim de herkes kadar sağlıklı ve uzun bir ömür süreceğimi bilen ailem soruya gülüp geçseler de ben aynı sakinlikte kalamadım maalesef!’’ Ya da en sık duyulanlardan biri olan şu harika soru; ‘temiz misin?!’ Bir tarafın bu sorunun duş almakla ilgili olmasını umuyor olsa da diğer yanın gerçeği çaresizce bilir. Aklınca Belirlenemeyen seviyede olup olmadığını soruluyordur ve soranın iyi niyetli olduğundan emin olman kendini kötü hissetmene engel olmayabilir. Buna benzer durumlar içinde oldun ve çok büyük olasılıkla olmaya devam edeceksin. İncitici, kötü hissettiren sorular asla bitmeyecekler. Onları tamamen bitirmek mümkün olmasa da nasıl cevaplayacağın sana bağlı. Bu tip sorulara bir kez daha maruz kaldığında şu üç noktanın üzerinde durmaya çalış; Soru kimden geliyor? Sorunun kimden geldiği, ona karşı tavrımızı da belirler. Mesela soruyu soran sıkı fıkı bir arkadaşınsa ve belki de eğitimsiz biriyse, sorusu aslında seni önemsediğinin, endişelendiğinin işareti, sevgisini göstermenin bir yolu da olabilir. Soruyu soran kişiyle sevgi dolu ve güvene dayalı bir ilişkin varsa, sorunun seni incittiğini söylemek yararlı olabilir. “Bu tip sorular beni incitiyor” basitliğinde bir geri bildirim, davranışını gözden geçirmesinde etkili olabilir. Seni gerçekten önemseyen insanlar seni incitmek istemezler ama bazen ne sorduklarının ya da nasıl kaba bir biçimde sorduklarının farkında olmayabilirler. Eğer durumun böyle olduğunu düşünüyorsan, belki de doğru #hivbilgisi aktarımı ve iletişim onarımı için iyi bir şanstır. Bizce denemeye değer. Kendi işlerine baksınlar! Sevdiklerinden, yakın arkadaşlarından ve hatta doktorundan gelen müdahale edici sorulara katlanmak başka bir şeydir. Peki ya pek de muhabbetin olmayan meslektaşları, yakın denemeyecek tanıdıkların ve her gün orada burada karşılaştığın insanlar? Soruyu cevaplamaya girişmeden önce kendine şunu sor: cevabı bilmeleri gerekiyor mu? Bu denli kişisel bir şeyi bilmeye hakları var mı? Eğer kendi sorunun yanıtı ‘hayır’sa, onların sorusunun yanıtı pekala ‘sana ne!’ olabilir. Ya da aynı netlikteki benzerleri. Eğer ilk örnekte olduğu gibi bunu da yapıcı bir iletişim kanalı oluşturmak için fırsat olarak değerlendirmek istersen şunu dene “bunu böyle olur olmaz bir anda, ben sorsam nasıl hissederdin?” Ya da onlara sadece yan gözlerle bakıp susmak da bir seçenek. Hiçbir şey söylememek, ‘çizgiyi aştın’ mesajı vermende yardımcı olabilir. Bir diğer önemli gerçek ise HIV hakkında bilgi sahibi olmayan/yanlış bilgi sahibi olan herkesi eğitmek gibi tam zamanlı bir görevin olmadığı. Hayır, bu kesinlikle bir görev değil. Bunu yapmak istediğin günler olabileceği gibi istemeyeceğin günler de olabilir. Sırf onların soracak soruları olması, hepsini her zaman cevaplaman gerektiği anlamına gelmez. İnsanlara doğru #hivbilgisi aktarmak elbette önemli ve gerekli. Ayrımcılık ve damgalama karşısında bilgi daha güçlü ve etkili başka bir aracımız yok. Ancak bunu ne zaman yapmak istediğin tamamen sana ait bir karar. O gün gününde olmadığını düşünüyorsan, yapmamak da bir tercih. Seçim senin. Sorunun amacı nedir? Neye hizmet ediyor? Biriyle iyi arkadaş olmak, yakın akraba olmak, karşılıklı bir hoşlanma durumu vb. durum içinde olmak merak edilen şeyi, kaba ve saygısızca sormak hakkı vermediği gibi her şeyi sorma hakkı da vermez. Buna rağmen, yeni tanıştığınız birinin HIV durumunuz ya da ilaçlarınızla ilgili sorularına karşı daha duyarlı ve cevaplamaya daha hevesli olabilirsiniz. Bu oldukça normal. Burada belirleyici olan şey niyet. Eğer amaç sizi daha iyi tanımak, durumu daha iyi anlamak ve yardım etmekse ne güzel. Hayatta hepimizin bize destek olacak, güvenilir insanlara ihtiyacı var. Peki sorulan şey gerçekten ihtiyaçlarınızı ya da ruh halinizi daha iyi anlamak gibi amaçlara mı hizmet ediyor yoksa bu amaçlara hizmet etmediği gibi, içi boş başka diyaloglara, dedikodulara mı fayda sağlıyor. Bu tip soruların en ünlüsü ve sık duyulanı; virüs kimden bulaştı? Bu soru, neresinden bakarsanız bakın dedikodudan başka hiçbir işe yaramaz. Diyelim ki bunu siz de çok merak ettiniz ve (emin olmak neredeyse imkansız olsa da) buldunuz. Cevap ne işe yarayacak? Size soruyu soran arkadaşınız bu cevapla ne yapacak? Yapacağı hangi şey size gerçekten yardım edebilir ki? Bizim tavsiyemiz bu gibi hiçbir fayda üretmeyen soruları sormalarına asla müsaade etmemeniz. Evet bunları ısrarla öneriyoruz. Fakat biliyoruz ki sen ne kadar net ve kararlı olsan da bu tip soruları soran, üzerine vazife olmayan işlere burunlarını sokan, çizgiyi aşan, seni incitenler oldu ve olmaya devam edecekler. Bu tip şeyleri tamamen engellemek maalesef olanaksız ama benzeri bir durumla her karşılaştığında şunu hatırlamanı isteriz; incinmeyi hele de sadece HIV pozitif olman yüzünden incitilmeyi asla hak etmiyorsun! Sen de herkes kadar biricik ve değerlisin ve biz seni olduğun gibi seviyoruz! www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #bilonemsekorun

  • What a year it was!

    We are about to come to the end of a year filled with the first times! Let’s have a quick look at it; It was a year that we made presentations at top-level HIV science conferences and got the international recognition and prestige, It was a year that we organized some events first time in Turkey like #redribbonweek, #redribbonparty, #redribbongala which will be well-known brands in the future, It was a year that we contributed on raising the awareness and #hivknowlegde in the society with the science based easy-to-understand pu blications and leaflets under the theme #allabouthiv, It was a year that we worked to try to give to those people a new point of view which doesn’t contain discrimination with the broadcasts, seminars and talk sessions, It was a year that we provided free and anonymous HIV testings to more than 600 people in a very short time with a smart model which its tech was used for the first time in Turkey, And it was a year that we already have started preparing innovative and creative, local and international projects. The year is ending, but the works we started with the aim of creating a more positive and more inclusive HIV language will continue accelerating. We wish a happy new year to all those counselees and followers who are the reason why we need to work harder and do better with their questions, feedbacks and support messages throughout the ending year, and wish them to keep on HEARing, PREVENTing and PROTECTing! Team Red Ribbon Istanbul www.redribbonistanbul.tk #allabouthiv

  • HIV ile yaş almak

    Günümüzdeki etkili HIV ilaç tedavi rejimleri sayesinde, HIV ile yaşayan bireyler uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyorlar. Son rakamlara göre, Dünya çapında 5.8 milyon 50 yaş üzeri HIV ile yaşayan birey bulunmakta. Fakat etkili tedavi rejimlerinin desteği olmasına rağmen, diğer birçok birey gibi HIV ile yaşayan bireylerde duyma güçlüğü, görme bozukluğu, vücudun yaşlanarak hareket zorluğu yaşanması gibi yaşlılığa bağlı sağlık sorunları ile karşı karşıya kalıyorlar. Ancak tabi ki kendinizi daha iyi hissettirecek ve HIV ile yaş alırken size destek olacak bazı yöntemler var. HIV ile yaş alma süreci Ön yaş alma dönemi HIV ile yaşayan bireylerin, uzun ve sağlıklı bir yaşama sahip olabilmeleri için, HIV-negatif bireylere göre daha dikkatli ve özenli olmaları gerekiyor. Çünkü HIV ile yaşayan bireylerin bağışıklık sistemleri daha çok çalışır. Bireylerin, sigara içmek, alkol kullanmak ya da sağlıksız beslenmek gibi yaşam tercihleri ile doğru orantılı olarak, HIV ile yaşayan bireylerin yaş ile ilişkili hastalıklara da erken sürede maruz kaldıkları, uzun süredir bilinen bir gerçek. Yaş ile ilişkili sağlık durumları ve HIV HIV ile yaşayan ileri yaştaki bireylerin sıklıkla karşılaştıkları sağlık sorunları şunlardır; · Kalp damar hastalıkları · Böbrek yetmezliği · Karaciğer yetmezliği · Kanser · Osteoporoz (kemik erimesi) · Unutkanlık Eğer ileri yaşta HIV ile yaşayan bir bireyseniz ve kendinizde farklı belirtiler ya da hastalık hali hissediyorsanız, mutlaka hekiminize durumu anlatmalı ve daha sağlıklı olmak için gerekli tedbirleri almalısınız. Uzun dönem HIV tedavisi 1990’lardan bu yana ART tedavisi altında olan HIV ile yaşayan bireylerde, vücudun yaşlanmasına bağlı yan etkileri yeni yeni görmeye başladık. Örneğin, bazı ART’ler böbrek yetmezliğine neden olabilecek hasarlar bırakabiliyor. Siz yaş aldıkça ve doğal olarak sağlık sorunları yaşamaya başladıkça, artık daha fazla ilaç almanız gerekecek. Dolayısıyla HIV tedavinizi takip eden hekiminizin dışında başka doktorlarla da görüşmeye başlayacaksınız. Bazı durumlarda, başka bir hastalığın tedavisinde kullanılan bir ilaç HIV ilaçlarınızla karşılıklı etkileşime girebilir, biri ya da ikisi birden daha az etkili hale gelebilir. Bu yüzden hekiminizin kullandığınız bitkisel ve alternatif yöntemler de dahil olmak üzere tüm ilaçlarınızdan haberdar olması önemli bir husustur. Cinsellik ve ikili ilişkiler Uzun dönemli bir ilişkinin içinde olabilirsiniz, ya da yeni ilişkileri keşfediyorsunuzdur. Her ne kadar plansız gebeliklerden kaçınmak için doğum kontrolüne ihtiyaç duymasanız da, HIV ve diğer CYBE’lerin size bulaşmasını önlemek için erkek (harici) ya da kadın (dahili) kondomu kullanmanızın etkili bir yöntem olduğunu unutmamalısınız. Eğer HIV tedavisi görüyorsanız ve düzenli olarak viral yük seviyenizi test ettiriyorsanız, “belirlenemeyen” kavramının da cinsel sağlığınıza olumlu etkisini öğrenerek kendinizi bu konuda daha güvenilir hissedebilirsiniz. HIV ve kadınlarda ileri yaş Eğer 45-56 yaş arasında bir kadın bireyseniz, menopoz adı verilen ve adet (menstura) döneminizin sonlanarak, farklı hormonsal değişimleri yaşadığınız “sağlık dönemi”ni deneyimliyor olma olasılığınız çok yüksektir. Menopoz dönemi, kişilere göre değişen yaşta başlamaktadır. Kadınlar, menopoz dönemine girmeden önce, ortalama 4-5 yıl içerisinde, adet döneminin sona ereceği menopoz döneminin belirtilerini yaşamaya başlarlar. Bu belirtileri başlıca söyle sıralayabiliriz: · Yüzde, boyunda, göğüs bölgesinde ya da vücudun genelinde sıcak basması, · Gece terlemeleri ve uyku sorunları, · Cinsel isteksizlik, vajinal kuruluk ve hatta cinsel ilişki sırasında daha önce yaşanmamış acı  duyma deneyimleri, · Hatırlama ya da konsantrasyon problemleri, · Ani duygu değişimleri, düşük ya da yüksek kaygı durumu. Saydığımız bu belirtilerin hangisinin, ne zaman, hangi sıklıkla ve ne şekillerde ortaya çıkacağı kadından kadına değişen bir durumdur. Dolayısıyla eğer HIV ile yaşayan bir kadınsanız ve menopoz dönemine ait belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka HIV tedavisini birlikte sürdürdüğünüz doktorunuza konu hakkında bilgi vermeli ve yönlendirmelerine kulak vermelisiniz. Gerektiği hallerde doktorunuz sizi farklı branşlara yönlendirip farklı doktorlardan menopoz süreciniz ile ilgili destek almanızı sağlayacaktır. HIV ve akıl sağlığı HIV ile yaşayan bazı ileri yaşlı bireyler ya da yeni tanı almış ve yaşı 50 üzerinde olan bireyler, HIV statülerinden dolayı kendilerini yalnız, dışlanmış ve hatta kimsenin istemediği bir insan gibi hissedebilirler. Aslında yaşla doğru orantılı, pozitif ya da negatif, her bireyde gerçekleşebilecek bu gibi duyguların direk HIV ile alakası olmayabilir. Dolayısıyla bu gibi duyguları hissetmeye başladığınızda, konu ile ilgili doktorunuza bilgi vererek, belki akıl sağlığınızı korumak için bazı önlemler ya da desteği almanız gerekebilir. HIV ile yaş almak ve ilgili tüm diğer konular hakkındaki sorularınız için online HIV danışmanlığı servisimiz aracılığıyla gönüllü danışmanlarımıza ulaşabilirsiniz. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivindogrusu

  • A.B.D Büyükelçiliğinin Kırmızı Kurdele İstanbul ve Pozitif Yaşam Derneği ziyareti

    Henüz çok kısa süre önce kurulmuş olmasına rağmen bilgi üretme odaklı ve işbirliğine açık çalışma biçimiyle, farklı toplum kesimlerince şimdiden fark edilen çalışmalar yürüten Kırmızı Kurdele İstanbul, önemli bir buluşmaya daha katıldı. Bu önemli buluşmada, işbirliği ve iletişim içinde olduğumuz Pozitif Yaşam Derneği ile birlikte, Büyükelçiliğin her sene hazırladığı insan hakları raporunun HIV'e ilişkin bölümünde yararlanılmak üzere, sorunları ve çözüm önerilerimizi ilettik. Farklı alanlardan farklı STK'ları ziyaret sonucunda hazırlanacak geniş 2016 yılı raporu A.B.D Büyükelçiliği tarafından kamuya açık olarak yayınlanacak. Hazırlanan bu önemli raporlar, Amerikan Kongresinin ve yerel hükümetin dikkatine sunularak, öncelikli faaliyet alanlarının belirlenmesi süresince etkin rol oynuyor. Büyükelçilik tarafından hazırlanan 2015 yılı raporuna bu linkten ulaşabilirsiniz. #kırmızıkurdeleistanbul #pozitifyaşamderneği #abdbüyükelçiği #insanhakları #hiv #aids

  • HIV aşı çalışmalarında tünelin ucundaki ışığı görmüş olabiliriz!

    Bilim insanları HIV aşısının 2021 yılı itibariyle kullanılabileceğinden umutlu... Yayın tarihi: 20 Aralık 2019 Yayına hazırlayan bilgisi sayfa sonunda Uzmanlara göre preventif (önleyici) HIV aşısının kullanılabileceği günlere çok yaklaştık. Şu anda HVTN702, Imbokodo ve Mosaico isminde üç çalışma ileri fazlarda ve umut verici biçimde devam ediyor. San Francisco Halk Sağlığı Merkezi bünyesindeki Bridge HIV Araştırmaları Merkezi’nin Direktörü Dr. Susan Buchbinder, aynı zamanda Imbokodo ve Mosaico aşı çalışmalarının da yönetiminde. Dr. Buchbinder geçtiğimiz günlerde Amerikan NBC televizyonuna verdiği demeçte “Şu anda üç aşı çalışması sürdürülüyor ve üçü de tahminlerimizden daha etkili bir şekilde, hızla sonuca doğru ulaşmak üzere! Açıkçası bu durumun, bugüne kadar bu konuda karşılaştığımız en umut verici durumlardan biri olduğunu düşünüyorum” deyince, HIV alanında çalışan herkesin konuya dair ilgileri de umutları da tazelendi. Peki aşı çalışmalarında son durum nedir? Imbokodo isimli aşının denemeleri 2017 yılında Güney Afrika’da başladı, hatta bu çalışmanın katılımcılarının %50’si 18-25 yaş aralığındaki kadınlarından oluşuyor. Imbokodo’nun bir benzeri olan Mosaico isimli aşı denemeleri ise Ekim 2019 sonunda başladı. Her iki çalışmada da “mosaic” adı verilen *immunojenler kullanılarak HIV’in farklı türlerine karşı bağışıklık sisteminin tepki vermesinin sağlanması amaçlanıyor. Çalışmalar, 4 ayrı zamanda yapılan 6 dozundan oluşuyor. *İmmünojen: Organizmaya verildiklerinde kendilerine karşı salgısal ya da hücresel bağışıklık yanıtı oluşumunu tetikleyen moleküller immünojen olarak adlandırılır Mosaico’nun Güney Afrika’da devam eden denemelerine ek olarak Amerika, Latin Amerika ve Avrupa’daki 57 merkezde toplam 3.800 eş-cinsel erkek ve trans birey üzerinde de denemelere başlanacak. HVTN702 isimli diğer aşı ise, önceden yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan RV144 isimli aşının devamı niteliğinde yapılan bir çeşit aşı geliştirme çalışması. RV144 isimli aşı, HIV enfeksiyonunda gösterdiği başarısızlık nedeniyle geniş çaplı kullanımı uygun görülmemişti. 2000’li yılların sonuna doğru gerçekleştirilen bu başarısız çalışmadan bu yana Amerika Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Kurumu’ndan (NIAID) araştırmacılar, aşının daha etkili bir versiyona dönüşmesi için çalışmalarını sürdürmeye devam ediyorlar. Aşının yeni versiyonu olan HVTN702’nin denemeleri 2016’dan beri Güney Afrika’da sürdürülüyor ve ilk sonuçları önümüzdeki yılın sonlarında duyurulacak. Kırmızı Kurdele İstanbul’un kahramanı NIAID Direktörü Dr. Anthony Fauci’ye göre bu alanda geliştirilecek bir aşı %50 etkililik dahi gösterse, yeni vakaların oluşmasını engelleyecek etkili bir korunma yöntemi olarak tarihe geçecek ve eğer *PrEP ve **TasP gibi korunma araçları ile birlikte kullanılırsa, kısmi etkili bir aşı dahi şu aşamada çok işe yarayacak! *www.kirmizikurdele.org/prep İlk olarak 2012 yılında, Amerika Birleşik Devletler Gıda ve İlaç Kurulu (FDA) tarafından onaylanan PrEP (Pre-exposure prophylaxis),HIV bulaş riskini azaltmak için cinsel temas öncesinde alınan bir ilaç rejimidir. PrEP için Türkçe'de kullanılan yaygın çeviri ‘temas öncesi korunma tedavisi’dir. ** www.kirmizikurdele.org/tasp HIV tedavisinde kullanılan ilaçlar (ART) yeni HIV vakalarının önlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir. Bu stratejiye Korunma Amaçlı HIV Tedavisi, Treatmant as Prevention - TasP adı verilmiştir. Zaman zaman aşı ya da yeni ilaç denemelerinin erken sonlandırılması da söz konusu olabilir. Bu durum test edilen ürünün gerçekten işe yaradığına ya da yaramadığına dair su götürmez kanıtlar bulunduğunda, bazen de insan sağlığına zararlı olduğu tespit edildiğinde gerçekleşiyor. Şimdiye kadar, aşı çalışmalarının hiçbiri erken sonlandırılmadı. Bu da bize, aşıların etkili olduğu ancak henüz bunu tam olarak kanıtlayacak bilimsel verilerle ispatlanamadığını anlatıyor. Çalışmalarına başladığı günden bu yana benimsediği kanıt temelli aktivizm yaklaşımı ile Dünya’nın her yerindeki tüm HIV bilimi çalışmalarını ve yayınları düzenli olarak takip eden Kırmızı Kurdele İstanbul ekibinden Kağan Çavuşoğlu (Aktivist, Kırmızı Kurdele İstanbul Genel Sekreteri) ise gelişmelerle ilgili olarak; ‘’Aşı çalışmalarından gelen haberler heyecan verici. Belki bu aşıların hiçbiri %100 etkili olmayabilir ama Dr. Fauci’nin söylediği gibi %50 etkili olmaları bile çok büyük fark yaratacaktır. Biz aktivistler kondom ve PrEP, Belirlenemeyen eşittir Bulaştırmayan gibi harika önleme araçlarının her birinin ne kadar etkili ve önemli olduğunu deneyimledik. Bu deneyime bir de aşıyı eklediğimizde virüsü durdurma mücadelesinde elimiz çok daha güçlenecek’’ dedi. Tüm bu umut verici gelişmelere ek olarak Ekim 2019’da Amerika’dan güzel bir haber daha geldi. NIAID ve Bill & Melinda Gates Vakfı yaptıkları işbirliği ile kesin HIV tedavisinin geliştirilmesi çalışmaları için önümüzdeki dört yıl süresince her iki kuruluşun da 100 milyon dolar araştırma yatırımı yapacaklarını açıkladılar. www.kirmizikurdele.org #hivhakkindahersey #hivcokdegisti Yayına hazırlayan: Kırmızı Kurdele İstanbul Gönüllüsü B. Tıp Fakültesi Öğrencisi

  • Kırmızı Kurdele İstanbul Ulusal HIV/AIDS Kongresinden bildiriyor

    Türkiye’de HIV alanında çalışan hekim temelli 5 STK’nin bir araya gelerek oluşturdukları HIV/AIDS platformunca düzenlenen ve Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Deniz Gökengin'in üstlendiği Ulusal HIV/AIDS Kongresinde bu yıl da STK temsilcisi olarak katılıyor ve yerinden bildiriyoruz. 14 - 17 Kasım arasında gerçekleşecek kongrede, Kırmızı Kurdele İstanbul'dan alışkın olduğunuz video söyleşiler, oturumlardan anlık bildirimler ve güncel bilgileri @redribbontr kullanıcı adıyla ve #hivaids2019 ve #hivbilgisi etiketleriyle mutlaka takip edin. Kanıt temelli aktivizm yaklaşımıyla, Türkiye'ye güncel, kolay anlaşılır ve kolay erişilebilir #hivbilgisi sunmak için çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye'nin en çok başvurulan #hivbilgisi kaynağı Kırmızı Kurdele İstanbul'u takibe devam edin.! #kirmizikurdeleistanbul #hivhakkindahersey

www.kirmizikurdele.org'de ziyaretçi deneyimini geliştirmek için çerezler kullanılır. Sitede sunulan tüm bilgiler uluslararası düzeyde kabul görmüş, saygın HIV tedavi kılavuzlarına, deneyimli tedavi aktivistlerinin bilgi

vtecrübelerine dayanır. Bu bilgilere dayanarak eyleme geçmeden önce uzman bir hekime danışılması mutlaka tavsiye edilir.

Bu siteyi ziyaret eden herkes bu sorumluluğu kabul etmiş sayılır.